Kriter Yayınevi, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı (ÜAK) 2023 Doçentlik Başvuru Şartları ve 17 Ocak 2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan “Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik“e göre “Tanınmış Uluslararası Yayınevi” statüsündedir.
18 yıldır yayıncılık faaliyetini sürdüren Kriter Yayınevi Eğitim, Filoloji, İlahiyat, Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler gibi temel alanlarda kitaplar yayınlamaktadır. Yayınladığımız kitaplar hem yurt içindeki üniversite kütüphanelerinde hem de yurt dışındaki üniversitelerin kütüphanelerinde kataloglanmaktadır.
Akademik çalışmalarınızın kaliteli bir şekilde basılmasını isterseniz, profesyonel bir ekiple size hizmet verebiliriz.
Yazım aşaması biten dosyalarınızı kısa sürede (ortalama 15 ile 20 iş günü) basıp adresinize gönderebiliriz.
Bunun dışında daha acil baskılar için de bize ulaşabilirsiniz.
Kriter Yayınevi
İletişim için:
Tel: 0212 527 31 89
Adres:
Hobyar Mah. Cağaloğlu Yokuşu Sok.
Fevzi Bey Han No: 21 Kat: 2 Daire: 5
Fatih/ İstanbul
İSTANBUL
2024 Akademik Kaynakça ile ilgili talepleriniz için lütfen kriteryayin@gmail.com mail adresi üzerinden bizlerle iletişim kurun.
İndirme Linkleri:
Kriter Yayinevi Akademik Kaynakça 2025
Kriter Yayınevi Uluslararası Yayınevi Belgeleri 2025
Kriter Yayinevi Akademik Kaynakça 2024
Kriter Yayınevi Uluslararası Yayınevi Belgeleri 2024
Kriter Yayinevi 2023 Akademik Kaynakça
Kriter Yayinevi Uluslararası Yayınevi Belgesi
Kriter Yayinevi 2022 Akademik Kaynakça
Kriter Yayinevi, Uluslararası Yayınevi Belgeleri
Pozitif psikoloji, bireylerin güçlü yanlarını ön planda tutarak sorunları çözmeye çalışır. Pozitif psikolojinin temel kavramlarından biri umuttur. C.R. Snyder’ın duygusal ve bilişsel ögeleri içeren umut modeli son yıllarda en çok kabul gören modeldir. Synder’a göre umut; bir amaç belirlemek, bu amaca giden alternatif yolları bulmak ve amaca ulaşana kadar eyleyici bir şekilde çalışmaktır. Umut bebeklikten itibaren gelişmeye başlar ve yaşamın sonuna kadar devam eder. Umutlu düşünme öğretilebilir ve geliştirilebilir. Umut düzeyi yüksek bireyler akademik olarak başarılı, özgüvenli, iyilik hali güçlü, problemleri sağlıklı bir şekilde çözebilen iletişimi güçlü kişilerdir. Umut psikolojik danışma sürecinde iyileşme için en önemli ögelerden biridir. Danışanın psikolojik danışmaya gelmesi bir umut arayışıdır. Umut düzeyi yüksek ruh sağlığı uzmanları danışanlarında umudu daha kolay güçlendirebilir. Bu kitap başta ruh sağlığı uzmanları olmak üzere umut konusunu anlamak isteyen herkese yöneliktir.
₺340,00
Financial time series including high frequency structures like jumps, spikes and stochastic volatility are usually modeled in an ad-hoc manner by stochastic differential equations together with Levy processes. Estimating the parameters and determining the jump size distributions do not have a precise and universally accepted method. Under these circumstances, complexities and confusions usually arise. This book, approaches to this issue from a very different angle through introducing an autocorrelation one process together with finite number of Fourier series terms. Introduction of Fourier series to estimate the dynamics of the process is not done in an ad-hoc manner or as done before in dealing with seasonality. Here the moving average is transformed to a “moving and fluctuating” average by the help of Fourier series. Instead of adding jump structures to the model which makes the parameter estimation quite cumbersome, our model in discrete time can easily be transformed to a well-known mean reverting continuous time process. Moreover, our alternative model turned out to be a quite powerful and accurate forecasting technique.
₺210,00
Kitap, doğal hukukla meşrulaştırılan ilkçağın kurumsal köleciliği ile ten rengi üzerinden gerekçelendirilen asri zaman ırkçılığı arasındaki zihinsel geçişi üretim ilişkileri tarafından çerçevelenen ekonomi-politik eğilimleri göz ardı etmeden tartışmaktadır. Bu maksatla yirminci yüzyıl geneline yayılan kronoloji üzerinden ilerleyerek bir yandan ele alınan sinema filmlerinin detaylı analizlerini yaparken; diğer yandan geçmişi ilkçağa uzanan köleleştirme pratikleriyle modern çağın ten rengi üzerinden gerekçelendirilen ırkçı eğilimleri arasındaki zihinsel sürekliliğe dikkat çekmektedir. Diğer yandan ırkçılığa temas eden tüm sinema filmlerini hâkim ideoloji tarafından çerçevelenmiş birer kültür endüstrisi ürünü olarak mahkûm etmek elbette doğru bir yaklaşım değildir. Zira bu filmlerin birçoğu toplumsal gerçekliği sanatsal bakış açısıyla harmanlayarak, sunabilme becerisi gösterebilmiş sinema tarihinin kilometre taşlarıdır. Dahası bu yaklaşım, yirminci yüzyılın tümüne yayılan hatta bir sonraki yüzyıla taşan ısrarlarıyla ırkçı şiddet ve siyahi ayrımcılığına karşı tavır geliştirebilmiş sıradan insanlarla onları örgütlü mücadele konusunda yüreklendiren siyahi önderlerin kazanımlarını göz ardı etmek olurdu. Netice olarak onlar mücadele etmeseydi, bu kitapta incelenen filmlerin birçoğu olmazdı.
₺260,00
Batılılaşma sürecinin başlangıcında Homeros hakkındaki bilgiler tarih kitaplarında yazılanlarla sınırlıdır. Zamanla bu bilgilerin detaylanarak ve artarak süreli yayın sütunlarında daha geniş halk kitleleriyle buluştuğu görülür. 1908 sonrasında Homeros’a bakış değişmiş, İlyada ve Odysseia “epope” olarak nitelendirilmiş, Homeros ve eserleri, eski Yunan edebiyatı ders notlarında, mitolojiye ilişkin eserlerde genişçe yer almıştır.
Bu kitapta önce, Osmanlı aydınının “şair-i meşhur”, “şair-i mahir”, “şair-i bî-nazîr”, “şair-i şehîr”, “şair-i muhterem” olarak söz ettiği Homeros’a dair metinler değerlendirilmiş ardından, günümüz alfabesine aktarılan Sadullah Paşa, Naim Fraşeri, Selanikli Hilmi ve Ömer Seyfettin’in İlyada tercümeleri okuyucuya sunulmuştur.
₺325,00
1953 yılında Özbekistan’ın Namangan vilayetine bağlı Törekorgan ilçesinde doğan Tahir Kahhar, çağdaş Özbek edebiyatının çok yönlü ve üretken isimlerinden biridir. Taşkent Devlet Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi’nden mezun olan Kahhar, akademik çalışmalarını klasik dünya edebiyatı ve Türk edebiyatı üzerine yoğunlaştırmış; Dante’nin İlahi Komedya’sının Özbekçeye çevirisi üzerine yaptığı çalışmayla yüksek lisansını, Özbek edebiyatının Türkiye’deki algılanışı üzerine hazırladığı teziyle filoloji alanında doktor unvanını almıştır.
Gazetecilik, editörlük, yayıncılık ve edebiyat tarihçiliği alanlarında uzun yıllar görev yapan Kahhar; Özbekistan Devlet Radyosu, Şark Yıldızı dergisi ve Gafur Gulam Devlet Yayınevi gibi önemli kurumlarda sorumluluk üstlenmiştir. 2004 yılından itibaren üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapmış, 2013 yılında doçent unvanıyla emekli olmuştur.
Türk lehçeleri, Osmanlıca, Farsça ve Rusçaya hâkim olan Tahir Kahhar, Türk dünyası edebiyatları arasında kültürel ve edebî köprüler kuran çeviri faaliyetleriyle de tanınmaktadır. Ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görülen Kahhar, şiir, çeviri ve akademik çalışmalarıyla çağdaş Özbek edebiyatında seçkin bir yer edinmiştir.
₺720,00
Sosyoloji, hem sosyal yapıyı hem de bu yapı içerisinde oluşan değişmeyi anlayarak açıklamak zorundadır. Sosyologlar insanların oluşturdukları dünyaya bakarlar. Bu dünya insan denen faillerce zaman ve mekâna göre değişen ve üç boyutlu bir dünya olarak sürdürülür: dün-bugün-yarın. Bu çalışma tam da buradan hareketle göçmen bir taksi şoförünün “taximix” sürecinde yaşadıklarını ve diğerleriyle etkileşim süreçlerini içeren gündelik yaşam sosyolojisi formatında göç deneyimiyle ortaya çıkan ve duygusal, kültürel ve yapısal boyutlarını anlamaya çalışan hikâyelerinden oluşmuş bir çözümlemedir. Bu hikayeler göçmenlerin arada kalmışlık duygularını ve her iki ülkeye de aidiyetlerinin nasıl kırılgan olduğunun anlatısıdır. Yazarın betimlediği gibi araftaki dualistik konum kültürel kimliğin ve toplumla bütünleş(eme)menin sürekli yeniden müzakere edildiği bir alandır. Böylece bu kitap, bireylerin ve onların farklı bağlamlarda bir araya gelişlerinden anlamaya yönelik bir çabadır.
Kitabın kahramanı Selim’in hikayesi sıradan göçmen bir taksi şoförünün yaşam öyküsü olmayıp kent sosyoloji, sınıfsal eşitsizlikler, emek piyasasının dijitalleşmesi ve yabancılaşma olgusunun hissedilebildiği hikâye ya da sosyolojik bir çözümlemedir. Selim’in yaşadıkları, gözlemleri ve anlatıları kent yaşamında aidiyet, görünmezlik, kimlik ve direnç gibi temaların mikro ölçekli yansımasıdır. Selim, bu bağlamda, bir taksi şoföründen öte modern kenti ve bu kent içerisindeki etkileşimleri anlamaya çalışan, kendini nesneleştirmeyi de bilen bir kent emekçisi ve bir sosyolog olarak değerlendirilebilir. Bir giriş kitabına destek olabilecek kadar dolu olan bu kitabın ilk bölümünde Selim bize meslek, sınıf ve prekarya kavramları üzerinden taximix ile modern işgücü piyasasındaki güvencesizlik, sınıfsal geçişkenlik ve yeni prekarya kavramını anlatmaktadır. İkinci Bölümde göç, kimlik ve eşiksel alanlar üzerinden Doç. Dr. Yalçın Kahya bize, Selim’in, sadece yeni kimlik arayışını değil, aynı zamanda yeni modern bir kentte eşitlik eşitsizlik paradigmasını nasıl değerlendirdiğini de anlatmaktadır. Üçüncü bölümde kent yaşamının sıradan görünümleri, Selim’in taksi yolculukları üzerinden incelenirken gündelik ilişkilerin sosyolojik anlamları açığa çıkarılmaktadır. Dördüncü bölüm, toplumsal dışlanma, ayrımcılık ve şiddet olgularını göçmen karşıtlığı, dışlayıcılık ve mikro-şiddet pratikleri her işyerindeki iktidar ilişkileri ve dışlama mekanizmaları Selim’in gözlemleri ve sosyolojik analizlerle oluşturulmuştur. Beşinci bölüm yapı-fail gerilimi ve toplumu anlama arayışı üzerinedir. Kısacası bu çalışma yalnızca kelimelerden değil; birikmiş bakışlardan, paylaşılan yolculuklardan, şehrin sessiz sokaklarından ve insan hikâyelerinden oluşmaktadır. Bu kitabı okurken insanın ne kadar güçlü ve kırılgan olduğunu düşünerek keyifle okudum. Sadece sosyolog adaylarının değil toplumda her kesimden insanın okuması gereken bir kitap…
Prof. Dr. Nurgün Oktik
₺390,00
Dijital dönüşüm, günümüzde yalnızca teknolojik bir değişim süreci değil, aynı zamanda yönetim anlayışlarını, örgütsel yapıları ve liderlik pratiklerini yeniden şekillendiren stratejik bir zorunluluktur. Bu kitap, geleneksel yöntemleri açıklamakla birlikte, dijital dönüşüm olgusunu yönetim bilimi perspektifinden ele alarak kavramsal çerçeve, güncel yaklaşımlar ve uygulama örneklerini bütüncül bir bakış açısıyla sunmaktadır. Dijitalleşmenin karar alma süreçlerine, örgüt kültürüne, insan kaynakları yönetimine, mali süreçlere, pazarlama faaliyetlerine ve kurumsal performansa etkileri bilimsel temellerle analiz edilmektedir. Bununla birlikte, günümüz örgütlerinin karşı karşıya kaldığı çevresel sorumluluklar, yeşil örgütsel davranış ile dijitalleşmenin hızlandırdığı uzaktan çalışma modellerini bütüncül bir bakış açısıyla ele almaktadır. Akademik literatürle uygulama alanı arasında güçlü bir köprü kurmayı amaçlayan eser; lisans ve lisansüstü öğrenciler, araştırmacılar ve uygulayıcı yöneticiler için önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Değişimi doğru anlamak ve yönetmek isteyen herkes için yol gösterici bir çerçeve sunmaktadır.
₺310,00
Bu kitap, MEB-YÖK Meslek Yüksekokulları Program Geliştirme Projesi kapsamında İşletme Becerileri Grup Çalışması dersinde işlenen konuların içeriği dikkâte alınarak hazırlandı. Bireysel ve örgütsel amaçlara ulaşmanın birincil amacı işletme yöneticileri ve personelleri arasındaki yetkinliği, beceriyi ve buna dayalı etkileşimli süreci başarılı şekilde tesis etmektir. Bu durum başta yöneticiler olmak üzere işletmede tüm çalışanların ortak sorumluluğudur. Yönetim perspektifinden baktığımızda işlerin idare edilmesi işletme performansı için gereklidir ve yönetsel bir yetkinliği gerektirir. Kuşkusuz işleri idare etmek gereklidir ama yeterli değildir. Çünkü yöneticiler işleri idare ederken çalışanlar arasında örgütsel yapıda dengeyi kurmalarına karşın aldıkları menfi kararlar ile kendi dengelerini kaybedebilirler. İşte bu şartlara olanak vermemek için yönetim bazlı bir etkinlik geliştirmek bu kitabın temel konularını içerecek tarzda tasarlanmıştır. Kitap, oldukça yalın bir dilde hazırlanarak birbirine bağlı sekiz bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde işletme yönetimi ve işletmelerde sorun çözme teknikleri, ikinci bölümde iletişim ve toplantı yönetimi, üçüncü bölümde çatışma yönetimi, dördüncü bölümde stres yönetimi, beşinci bölümde zaman yönetimi, altıncı bölümde grup yönetimi, yedinci bölümde kriz yönetimi, sekizinci ve son bölümde ise iş görüşmeleri ve mülakat teknikleri konuları işlenmiştir
The purpose of this book is to present women’s works from different female perspectives bringing new insights into women’s literary worlds. This book composes of several articles that present different analyses and discussions on literary works written by British and American women writers offering a great range of opportunities for conducting academic research by portraying female protagonists’ lives and experiences from a female and feminist lens. The chapters of this book focus on women’s issues regarding their suppression, gender roles, motherhood, sisterhood, feminine identities, re-writing myths, and alternative lifestyles in male-dominated worlds. The women scholars in each part are analyzing different literary texts written in different genres that are written on and about female characters, their worlds, and experiences from a scholarly female standpoint.
₺325,00
Belediye meclisi, belediye başkanını engelleyebilir mi?
Muhtar, belediyeden maaş alır mı?
Belediye bütçesinden anket harcaması yaptırabilir mi?
Başkanla encümen arasında anlaşmazlık olursa ne olur?
Belediyeler kısmi zamanlı personel çalıştırabilir mi?
Belediye başkanı diğer kamu kurumlarından yönetici transfer edebilir mi?
Belediyede çalışan bir kişi belediye şirketi yönetim kurulu üyesi olabilir mi?
Belediye, kurulmuş bir şirketi satın alarak da şirket kurmuş olmaz mı?
Bir kişi birden fazla belediye şirketinde yönetim kurulu üyesi olabilir mi?
Arşiv araştırması ya da güvenlik soruşturması yapılmadan personel çalıştırılabilir mi?
Belediye şirketi, belediyeden borç alabilir mi?
Sayıştay belediye şirket yöneticilerine kamu borcu (zimmet) çıkarabilir mi?
Meclis, bütçeyi reddederse ne olur? gibi sorular başta olmak üzere belediyeler ve büyükşehir belediyeleri yönetimi konusunda birçok tartışmalı konunun ele alındığı bu değerli eser, belediye çalışanları, araştırmacılar ve akademisyenlere değerli bir rehber niteliğindedir.
₺550,00
Girişten
Bu çalışmada edebiyata ağırlıklı olarak kültür penceresinden bakılmıştır. Kuşkusuz, edebiyat sadece dil dizgelerinin meydana getirdiği bir örüntüden çok daha fazlasıdır. En önemlisi de edebiyat bir kültür ürünüdür. Dolayısıyla edebiyat ürünleri aynı zamanda kültürü üreten toplumların da bir yansımasıdır ve toplumun kültü- rüyle dinamik bağlara sahiptir. Ancak, edebiyatın toplumla bağları sosyo-ekonomik koşullar ve kültür ile sınırlı değildir. Öncesinde olmadığı kadar 21. yüzyıla baktığımızda edebiyat dijital çağ ve görüntü dünyasıyla da yakından ilişkilidir. Burada kastedilen yalnızca örneğin bir film olgusunu dil dizgesi olarak gören göstergebilimsel yaklaşımlar değil (Monaco 2001), edebiyatın sinemaya veya televizyona uyarlanmasıyla kurulan medyalar arası bağlardır. Bu bağlardan kültür dünyası ve toplum yaşayışı da etkilenmektedir. Elinizdeki kitap bu bağları incelemeye çalışmakta, edebiyatta ve edebiyat ile meydana gelen kültür değişimlerini, dijital okuryazarlıkla ilişkilerini sorgulamakta, edebiyatın sinemaya uyarlanmasında kültür değişimlerini incelemekte, edebiyatın toplum mühendisliğindeki yerine değinmektedir.
lâveli Muhtasar Kavâid-i Türkî adlı dil bilgisi kitabı, 20. yüzyılın başında Kastamonu Darülmuallimini’nde ve Mekteb-i İdâdîsinde öğretmenlik yapmış olan Osman Fevzi Efendi’ye aittir. Elinizdeki çalışmada son dönem Osmanlı gramerciliğinin yerel bir örneği olan “İlâveli Muhtasar Kavâid-i Türkî”nin Latin harflerine aktarılmış ve Arap harfli metnini yan yana okuma ve inceleme imkanı bulacaksınız
₺210,00
Kars, Türkiyenin doğusunda, kendi kaderine terkedilmiş, sınırda olan ama sınır kapısı olmayan, evin tozlu kalmış köşesi gibi duran hüzünlü şehir. Hüzünlü dediğime bakmayın eğlenceli, kalender, bizim gördüğümüz o hüznü ve eksiği görmeden kendi içinde dayanışarak yaşayan insanların olduğu bir şehir. Tarihinde savaşlar, işgaller görmüş sonra da elinde kalanlarla yeniden ayağa kalkmış bir şehir. Farklı dinler ve farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bu şehirdeki insanlara bakmak için gittim, Hayatların içinde farklı grupların birbirlerini kabullenmesini, kaynaşmasını gördüm. Kan karışması dedikleri bu birliktelikleri ile ilgili yazıklarımı bir antropolog gözüyle size sunuyorum.
Dijitalleşme ile hızla gelişen teknolojilerin insan yaşamının her alanına nüfus etmesi finansal karar süreçlerini önemli düzeyde etkilemiştir. Dijital çağda, finansal olay ve durumların karmaşık bir hal alması ile para algısı ve parayı kullanım şekli de değişmiş ve dönüşmüştür. Bu karmaşık yapı karşısında yaşam döngüsünün tüm dönemlerinde insanın yaşam kalitesini ve ekonomik refah seviyesini arttırması günlük yaşamda aldığı finansal kararların doğru olması ile yakından ilgilidir. Alternatifler arasında en doğru tercihi yapmak isteyen insan farkında olmasa bile, hissel ve deneyimleri doğrultusunda mental hafızalarında oluşturdukları muhasebe sistemine uygun olarak duygusal bir tercihe yönelecektir. Ancak, bu tercih düşünüldüğü gibi her zaman en mantıklı alternatif olmayabilir. İnsanın, geçmiş tecrübe ve deneyimlerini çağın gerektirdiği finansal bilgi ve beceriyle geliştirmesi ile para yönetimi ve idaresinde bilinçli ve akılcı davranması sağlanabilir. Finansal okuryazarlık düzeyi yüksek olan insan, sahip olduğu finansal bilgi, beceri, tutum ve davranışlar sayesinde olası olumsuz durumlara karşı esnek bir yapıda oluşturduğu mental muhasebe sisteminde anlık fayda/kazanç karşılaştırması yaparak en doğru kararı verecektir.
₺195,00
1990lı yılların sonlarında ortaya çıkan ulus markalama (nation branding), 2000li yıllardan günümüze dek 100ün üzerinde ülke tarafından uygulanmıştır. 1996 yılında Simon Anholt tarafından önerilen ulus markalama kavramı; ulusların da ürünler, kurumlar, siyasi partiler veya şehirler gibi marka haline getirilerek yönetilebileceğini öne sürmüştür. Uluslar; tarihsel, politik, toplumsal, kültürel ve ekonomik açılardan çeşitli çağrışımlara sahiptirler. Uluslararası düzlemde ulusların resmî temsilcileri olan hükümetler veya diğer yetkili resmî merciler tarafından yürütülen ulus markalama girişimleri, belirlenen hedefler doğrultusunda ulusun istikrarlı çağrışımlara ve arzulanan imaja sahip olmasını amaçlamaktadırlar. Ulus markalama ile bir ülke ekonomik potansiyelini gerçekleştirebilmekte, kamu diplomasisi uygulayabilmekte, yumuşak güç elde edebilmekte veya ulusal bütünlüğünü güçlendirebilmektedir.
Kitabın ilk bölümünde ulus marka kavramı kuramsal açıdan ele alınmaktadır. Kitabın ikinci bölümünde ulus markalama uygulamaları tartışılmakta; Avrupa, Asya, Kuzey ve Güney Amerika, Okyanusya ve Afrika kıtalarından toplam 33 ülkede gerçekleştirilen ulus markalama girişimleri incelenmektedir. Ulus markalama alanında derinlikli bir kaynak olma özelliğini taşıyan bu kitabın; marka iletişimi, ulus-devlet, ulusal politikalar, uluslararası ilişkiler, kamu diplomasisi, turizm ve ülke tanıtımı gibi farklı alanlara katkı sağlaması düşünülmektedir.
Günümüzde kentler tüm Dünyada dikkatle izlenen ve çok karmaşık ilişki ağlarına sahip kozmopolit mekânlar haline dönüşmüştür. Kentler, bünyelerinde barındırdıkları yoğun nüfusları, merkezi konumları ve ürettikleri çok çeşitli mal ve hizmetleri sayesinde büyük nüfus kitlelerini etkilemektedir. Hızlı büyüme sürecinde önemli sorunlarla karşı karşıya kalan kentlerin bu sorunlarını çözmek giderek güçleşmekte ve büyük mali kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Kentleşme konusunda karşılaşılan sorunların çözümü her şeyden önce o sorunun tanınması ve analiziyle mümkün olabilir. Ülkemiz 1950’li yıllarda hızlı bir şehirleşme sürecine girerken, bu süreçte ülkemizde sanayileşmeye bağlı planlı bir kentleşmeden ziyade yoğun göç hareketi sonucunda ortaya çıkan hızlı nüfus artışı ve plansız alansal büyüme şeklinde bir kentleşme süreci gerçekleşmiştir. Bu durum Siirt de dâhil olmak üzere çoğu kentimizde başta altyapı olmak üzere çevre ve arazi kullanım sorunlarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Siirt kenti de bu süreci en hızlı ve problemli yaşayan kentlerden biri olmuştur. Söz konusu bu çalışma kent coğrafyası bakış açısıyla Siirt kentini değerlendirerek, kentleşme sürecinde karşılaştığı sorunları analiz edip, bu sorunların çözümüne katkı sunmayı ve kentleşme ile ilgili geleceğe yönelik projeksiyonlar ortaya koymayı amaçlamaktadır.
₺1.150,00
Samsun limanında gerçekleşen ticarî faaliyetlerin ayrıntılı bir istatistiği olan eser, Samsun Ticaret Odası tarafından hazırlanıp bastırılmıştır. Eserin hazırlanmasına katkısı bulunan dönemin Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkâtibi Mehmet Şükrî “İstatistiklerin Lüzûm ve Fevâidi ve Samsun Ticâret Odası’nın Maksadı” başlığı altında önemli bir yazıya yer verilmiştir. Mehmet Şükrî, medeni milletlerin istatistiğe büyük önem verdiğinden, bu konuda teşkilatlar kurduklarından bahsederek, Osmanlı Devleti’nde bu tarz bir anlayışın ve teşkilatlanmanın ne derece cılız olduğunu üzülerek belirtmiştir. Yazısının devamında, bir memleketin iktisadî durumunu ölçmenin, yıllık ihracat ve ithalatı arasındaki farkı gerçek anlamda bilmekle mümkün olduğunu, bu maksatla hazırlanacak istatistiklerin ülke için çok yararlı olduğunu ifade etmiştir.
₺340,00
Ordu İli Turizm Merkezlerinin Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleriyle Analizi isimli bu çalışma, Ordu ilinin coğrafi özelliklerinin tanıtılması, 8 turizm merkezinin turizm potansiyelinin ortaya konulması ve turizm merkezlerinin çok kriterli karar verme yöntemleriyle değerlendirilmesi aşamalarından oluşmaktadır. Bu çerçevede Ordu ilindeki turizm merkezi olarak ilan edilmiş alanların değerlendirilmesinde AHP, TOPSIS ve VIKOR gibi çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak öncelikli turizm gelişim alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kitap ile güncel istatistiki yöntemler kullanılarak Turizm Coğrafyası literatürüne katkı sunulması hedeflenmiştir.
₺250,00
1965 seçiminde Türkiye İşçi Partisi tarafından kullanılan Yarının Şarkısı’nı referans alırsak, seçim müzikleri konusunda 60 yıllık bir tecrübeye sahip olduğumuz söylenebilir. Bununla birlikte seçim müzikleri akademi tarafından da ilgi görmüştür. Konuyla ilgili ilk çalışmanın yapıldığı 2010 yılından bugüne 50’ye yakın teorik ve görgül araştırma üretilmiştir. Çalışmalar çoğunlukla siyasal bilimler ve siyasal iletişim alanı araştırmacıları tarafından yürütülmüştür. Ancak, ‘Türkiye’de seçim müzikleri temalı bilimsel literatürde müziğe dair bakış açısının izlerini görmek zordur’ denilebilir. Yerel menşeili ve salt müzik odaklı 20’nin üzerinde bilimsel dergi bulunmasına karşın bu dergilerde seçim müziklerinin kendine yer bulamaması, konunun müzik alanı araştırmacıları tarafından gözden kaçtığının bir kanıtı olarak değerlendirilmektedir. Araştırmalara ihtiyaç olduğu açıktır.
Kitap, 2018 ve 2023 yıllarında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti ve CHP’nin seçmenlerle paylaştığı seçim müziklerini mercek altına almaktadır. Çalışmada, seçim müziklerine ilişkin olarak Ne? sorusunun bir adım ötesine geçilmiş ve Neden? sorusuna da cevap aranmıştır. Bu amaçla kitap, siyasal iletişim ve müzik ekseninde kavramsal ve tarihsel bir çerçeve sunmakta ve incelenen seçim müziklerini Şarkı Formu, Türk Halk Müziği, Kürdi Makamı, Marş ve Maskülen Yapı başlıkları üzerinden tartışmaya açmaktadır. Çalışmanın alana eleştirel bir bakış açısı kazandırması beklenmektedir.
₺270,00
Altı Sigma ise, iş başarısını sağlamak, işletmelerin temel amacı olan sürdürülebilirliği sağlamak ve daha az kaynakla daha fazla çıktı elde etmek üzere kullanılan süreçler olarak tanımlanmaktadır. Müşteri odaklı anlayışın giderek ön plana çıktığı artan rekabet ortamında işletmeler, ayakta kalabilmek için birçok geliştirme faaliyetini öncelikleri arasında bulundurmak durumunda kalmışlardır. Altı Sigma anahtarı ile müşteri taleplerinin doğru anlaşılması, isteklere zamanında cevap verilebilmekte ve sistematik çözümler getirilebilmektedir. Altı Sigma’nın en temel hedefi mevcut durum analizi ile haritalandırılan tüm süreçlerin iyileştirilmesidir. Finansal kazançlar sağlamak ise bu yolculuğun sonucudur. Dolayısıyla Altı Sigma’nın odağı kazanç değil, süreçlerin iyileştirilmesidir.
Gerçekleştirilen çalışmada otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren bir işletmede Altı Sigma projesi ile bir işletmenin verimlilik odaklı süreç yönetimini hayata geçirmesi ile başarılı sonuçlanan süreç geliştirme uygulaması anlatılmıştır. Geleneksellikten uzaklaşarak, inovatif pencereden bakabilen firmaların başarı göstergeleri Altı Sigma uygulamalarıdır.
₺210,00
Sistematik Yaklaşımla Tonal Dikte II Uygulama Kitabı, bir eğitmen eşliği olmadan dikte çalışması yapabilmek için bir alternatif sunmaktadır. Serinin ilk kitabında olduğu gibi, uygulama kitabının içindeki QR kod aracılığıyla kitapta bulunan diktelerin kayıtlarının yer aldığı web sitesine erişim sağlanmaktadır. Diktelerdeki ölçü sayısına göre hazırlanmış portelerin bulunduğu uygulama kitabında, bazı diktelerin içinde referans sesler yer almaktadır. Böylece dikteyi yazarken seslerden emin olunamaması durumunda, çalışmayı yapan öğrenciye bir dayanak noktası sağlanmış olur. Sistematik Yaklaşımla Tonal Dikte II kitabında, uygulama kitabında bulunan diktelerin tam yazılmış hali bulunmaktadır. Bu dikteleri cevap anahtarı olarak kullanıp, yapılan çalışmanın verimliliğini değerlendirmek mümkün olacaktır.
₺220,00
Toplum kuramlarının yaklaşımları açısından, yapı ve değişim sürekli ve etkin bir etkileşim içinde olduğu söylenebilir. Her yapısal etki -devrimler ya da icatlara dayanan kırılmalar gibi- toplumsal bir yeniden üretim sağlar ya da yeniden üretimler; doğrudan yapısal değişimler anlamına da gelebilir. Buradan hareketle Toplum ve Yapı adlı bu çalışma: psikolojiden yönetime, istisnadan insana, süreksizlikten topluma, göçten kente, bireyden eğitime ve tarihsellikten dil ve zaman felsefesine kadar geniş başlıklara uzanmaktadır.
Toplum ve yapı bir teori olarak kültürel farkındalıkların rasyonel kurgusudur. Toplum ve yapı bütünlüğü temsil etmez; ancak bütüne giden tekillerin genel bağlam eşiklerini karşılayabilir. Bu da her bir tekilin eleştiri gerekirliliğinin altını çizer. Başlatılma vaadi hiç bitmeyen o büyük Tarih yerine, kurgunun yapısallığını olumlamamak elimizdedir. Toplum ve yapı karşılıklılık içeren ender kavramlar olarak karşımızdadır
₺275,00
Ulus-üstü bir örgütlenme olan Avrupa Birliği (AB), çatısı altında yer alan ülkeler arasındaki işbirliğini derinleştirmeyi ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlarken, aynı zamanda Birliğin ekonomik, siyasi, sosyal ve yönetsel entegrasyonunu sağlamayı ve güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda AB, adaylığa kabul ettiği veya edeceği ülkelerin, Birliğin politikalarının uygulanabilmesine yönelik kapasitelerinin geliştirilmesine hayati derecede önem vermektedir.
AB entegrasyonunun en önemli politika ayaklarından birisi AB Bölgesel Politikasıdır. Birlik, entegrasyonun önündeki engellerin başında bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal gelişmişlik/kalkınmışlık farklarını görmektedir. Tasarladığı Bölgesel Politika ile AB, Birlik üyesi ve aday ülkeler içindeki bölgelerarası dengesizliklerin azaltılmasını ve giderilmesini amaçlamaktadır. Bölgesel Politika, söz konusu amaca ulaşabilmek için araç olarak yapısal uyum fonları, çeşitli programları ve kurumları içermektedir. Bu araçlar özellikle ekonomik, yönetsel ve kurumsal kapasiteleri geliştirmek ve iyileştirmek için kullanılmaktadır.
AB Bölgesel Politikasının uygulandığı ülkelerden birisi de Macaristan olmuştur. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra demokrasiye geçen Macaristan, hızlı bir şekilde AB için hazırlanmaya başlamıştır. Özellikle Batı Avrupalı ülkeler ile arasında ve kendi içinde ciddi kalkınmışlık farkları olan Macaristan, AB Bölgesel Politikası kapsamında çeşitli reform programlarına dahil edilmiştir. Ekonomik, yönetsel ve kurumsal kapasitelerin geliştirilmesi amacıyla atılan adımlar Macaristan’ı bir noktaya taşımış olsa da, bölgelerarası yakınsamanın istenilen düzeyde gerçekleşmiş olduğu tartışmalıdır.
₺210,00
Dijital medya, iki binli yıllardan itibaren yeni bir sosyal çevre yarattı. Bu yeni sosyal çevre uzak-yakın, tanıdık-yabancı, çocuk-yetişkin, köy-kent farklılıklarını bir araya getirmektedir. Çocukların yetişme sürecinde bu yeni ortamın avantajlarını nasıl kullanması gerektiği ya da dezavantajlarından nasıl kaçınması gerektiği önemli bir sorundur. Bu sorun, en başta çocukların dijital medya okuryazarlık düzeyleriyle ilgili olduğu kadar, ebeveynlerin bu konuda yeterlilik düzeylerini de yakından ilgilendiriyor. Özellikle büyük kentlerde geleneksel mahalle kültürü, komşuluk ve akrabalık ilişkilerinin zayıflaması veya değişmesi, ebeveynlerin çocuk yetiştirmedeki yüklerini son derece artırmıştır. Komşular, mahalledeki akran grupları, sokak, park gibi açık alanlar, çocuklara güven içinde zaman geçirecekleri bir çevre olmaktan çıkmıştır. Çocuklar, az sayıdaki aile bireyleri ve tanıdıkları ile güvenli ilişkiler kurabilmekte, ancak zamanının önemli bir bölümünü dijital medya platformlarında geçirmekte, bilgi, deneyim ve arkadaşlık ilişkilerini daha çok buradan yürütmektedir.
Bu kitap, çocukların dijital medya ile ilişkilerinde yaşanan sorunları ebeveynler açısından değerlendirmektedir.
₺340,00
Tüm insanlığı ilgilendiren göç, günümüzün en büyük sorunları arasında olmaya devam ediyor. Son yıllarda meydana gelen göçleri dikkate aldığımızda bugünün sorunlarını geçmiş göç yasaları ile açıklamak ve çözebilmek neredeyse imkânsız.
Kaotik bir zamandayız. Göç hareketleri herkesi derinden etkiliyor. Bir gün bir şekilde göç gerçeğiyle karşı karşıya kalmayacağımızın garantisini kim verebilir?
Göç sorunlarına çözüm üretmek, insana yaraşır bir göç politikası geliştirmek için “Göçmen” kimdir, doğru anlamak gerekiyor.
Bu anlamda insanı temel alan bu çalışma, göçmenlere yönelik nefret söylemlerinin göçmenlerin kültürleşme sürecini nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalışmaktadır.
₺250,00
₺780,00
Bu çalışma Orta Torosların jeomorfolojisinde önemli bir yer tutan dolinlerin dağılışı ve morfometrik özellikleri konusunda önemli bir eksikliği gidermek amacıyla hazırlanan bu kitapta 3 yıldır devam eden çalışmaların ana sonuçları yer almaktadır.
₺275,00
İşçi göçleri konusu günümüzde Avrupa Birliği içinde yapılan politik tartışmaların başında gelen konulardan biridir. Bunun başlıca nedenleri olarak Avrupa devletlerinin yaşadığı demografik sorunlar (nüfusun yaşlanma ve azalması) ve işgücü kıtlığı sonucu olarak işçi göçlerin bir kurtarıcı unsur olarak görülmesidir. Günümüzde demografik sorunların ve işgücü kıtlığının giderilmesinde en etkili ve kısa seçenek olarak işçi göçleri gelmektedir. Bu bağlamda yeni AB üyesi olan ülkelerden demografik sorunlar yaşayan Batı Avrupa’ya olan işçi göçleri bu sorunların giderilmesinde önemli bir fırsat gibi gözükmektedir.
Bilindiği gibi 2004 yılı Mayıs ayında, sekiz Orta ve Doğu Avrupa ülkesi Avrupa Birliği üyesi olmuştur. Bu ülkelerin birliğe üye olmalarından itibaren İsveç ve İrlanda’yla beraber Büyük Britanya yeni üye olan bu ülkelerden işçilerin serbest dolaşımlarına ve emek piyasalarına tam olarak girmelerine izin vermiştir. Çalışmanın amacı Büyük Britanya’ya A–8 ülkelerinden 2004 sonrası gelen göçlerin bu iş piyasasındaki ücretler ve istihdam üzerine etkilerini ölçmektedir.
Çalışma A-8 ülkelerinden Birleşik Krallığa olan göçler ile yerel iş piyasası sonuçları arasında anlamlı bir korelasyon olup olmadığı üzerinde kurgulanmıştır. Bu amaçla A–8 ülkelerinden gelen işgücünün özelliklerine ait eğitim düzeyi, yaş ve sayı gibi veriler ile Birleşik Krallık yerel işgücü piyasası verileri internet üzerinden İngiliz Devlet İstatistik Kurumlarından ve literatür çalışmalarından elde edilmiştir. Çalışmada, elde edilen veriler 3’er aylık veriler halinde SPSS istatistik programına sırasıyla girilmiş olup, bu veriler çok değişkenli korelasyon tekniği ve regresyon analiz vasıtasıyla işlenerek sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.
₺300,00