KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

SPOR ENDÜSTRİSİNDE MARKALAŞMA
₺275,00 -

Soğuk Savaş Sonrası Türkiyenin Balkanlar Üzerindeki Etkisi
₺275,00 -

SİLVAN İLÇESİNİN BEŞERİ ve İKTİSADİ COĞRAFYASI
₺650,00 -

SAKARYA NEHRİ – GÖYNÜK ÇAYI – ÇATAK ÇAYI ARASINDAKİ SAHANIN KARST JEOMORFOLOJİSİ
₺650,00 -

Reklamlarda Yaratıcılık & Temel Yaratıcı Stratejiler
₺235,00 -

Political Branding and Youth in the Uk
₺235,00 -

ÖĞRENME ÖĞRETME STRATEJİLERİ
₺235,00 -

ORGANİZASYONLARDA İNSAN KAYNAKLARI PROBLEMLERİNİN ÇÖZÜMÜ
₺340,00 -

Muşta Yaşayan Kuzey Kafkasya Halkları
₺300,00 -

MISIRLI ŞÂHİDÎ DÎVÂNI
₺1.000,00 -

MARDİN ABBARALARI
₺300,00 -

Küre Dağları’nın Azdavay Ve Pınarbaşı (Kastamonu) İlçeleri Arasında Kalan Bölümünde Karst Topoğrafyası Araştırmaları
₺260,00 -

Köstendil, Dubnitsa, Vratsa ve Lom Şehirlerinde Günümüze Gelen Osmanlı Eserleri
₺275,00 -

Kelime Öğretimi
-

Japonca Yazı Sistemi Kanji Cilt 1
-

İSPANYOL MİLLİYETÇİLİĞİ
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Hukuk, Diplomasi ve Meşruiyet: Kıbrıs
Neredeyse bütün tarih boyunca hep çatışmalar, savaşlar ve göçlerle gündemde olan Kıbrıs adası bugün de aynı kaderi paylaşmaktadır. Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında da emperyal düşüncelerin kurbanı olan Kıbrıs her ne kadar savaşın dışındaymış gibi görünse de Doğu Akdeniz’de sahip olduğu stratejik pozisyon nedeniyle küresel, kıtasal ve bölgesel güçlerin menfaat çatışmalarının odağında yer almış, ABD’den Çin’e, Rusya’dan İsrail’e, Avrupa Birliği’nden NATO’ya silahlı-silahsız pek çok gücün ilgi alanına girmiş ve bu durumu bugüne kadar da devam ettirmiştir. 1950’li yıllarda Kıbrıslı Rumların Yunanistan destekli başlattıkları EOKA terörü, ardından 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti de sorunlara çözüm olamamış ve 1974 yılında gerçekleştirilen Nikos Sampson Darbesi’nin ardından Türkiye garantör devlet olarak meşru haklarını kullanarak adaya müdahil olmuştur. Kıbrıslı Türkler 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti ve 1983’de de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ni kurarak adadaki meşruiyet ve mevcudiyet mücadelelerini taçlandırmışlardır. Ne acıdır ki 21. yüzyılda ve modern dünyanın gözleri önünde KKTC yok sayılmakta, spor, sanat, kültür, ticaret ve iletişim dahil hayatın her alanında ambargolarla cezalandırılmak istenmektedir. KKTC bütün olumsuzluklara rağmen fiili bir gerçektir ve bugün özellikle turizm ve eğitim adası olarak yoluna devam etmektedir.
₺420,00
KİTAP TANITIMI
YUSUF SÜNBÜL SİNAN’IN DİNİ-TASAVVUFİ ESERİ
Eski Anadolu Türkçesi, Türkiye Türkçesinin tarih? dönemlerinden biri olması açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle döneme ait eserler üzerinde çeşitli tez çalışmaları, bildiri sunumları, makale ve kitap yayınları yapılmıştır. Söz konusu çalışmalar, Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış pek çok yazma eserin günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Bu yazma eserlerden biri Yusuf Sünbül Sinan’ın dini-tasavvufi eseridir. 19 fasıldan oluşan bu eser, çoğunlukla mensur olmak üzere manzum-mensur karışıktır.
Bu çalışma giriş, dil incelemesi (yazılış özelikleri, ses bilgisi, şekil bilgisi, yabancı unsurlar), metin ve dizin bölümlerinden oluşmaktadır.
₺960,00
KİTAP TANITIMI
Sociology of the Commons and Rural Land Ownership in Burkina Faso
This book bridges sociological and political economy perspectives on land commons in sub-Saharan Africa, focusing on Burkina Faso. It critically examines the impact of state-recognized customary land rights, challenging the notion that formalization alone enhances rural livelihoods and environmental management. Instead, it argues that neoliberal policies and market-driven land reforms have led to land commodification, destabilizing traditional property regimes and exacerbating rural impoverishment. By exploring the “Burkinabè state-commons”new forms of collaborations between the state and customary regimesthe book proposes an alternative path to the relentless commodification of land observed across the Global South. This case study reveals the potential for a unique synthesis of state and commons that could mitigate the ongoing depeasantization in Burkina Faso and offer lessons for rural land governance worldwide.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
AZGELİŞMİŞLİK VE DIŞ TİCARET
“Bu kitap azgelişmiş ülkelerin ekonomik özelliklerinden yola çıkarak bu ülkelerin dış ticaret sorunlarını incelemeye yöneliktir. Azgelişmiş ülkelere önerilen serbest ticaret teorisinin hangi durumlarda geçerli olabileceği ve azgelişmiş ülkelerin dış ticarette karşılaştığı sorunlar teorik çerçevede ele alınmıştır. Serbest ticaret kuramı incelenerek, serbest ticaret sisteminde tüm ulusların kazanamayacağı, bir ekonominin ihracatı ithalatından fazla artıyorsa, başka bir ekonominin de ithalatı ihracatından fazla artmaktadır görüşünden hareket edilmiştir.”
KİTAP TANITIMI
İtilâf Güçlerinin İstanbul’daki İşgal Uygulamaları (1918-1923)
Osmanlı Devleti’nin toprakları üzerindeki rekabetlerinden dolayı Avrupalı Devletlerce ortaya atılan Şark Sorununun en temel boyutlarından birini hiç kuşkusuz İstanbul’un ve Boğazların Türk hakimiyetinde bulunması oluşturuyordu. Bölgeyi kontrolleri altına alabilmek için yıllarca büyük bir çaba gösteren bu devletler I. Dünya Savaşı’nın ardından 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’ni bahsedilen amaçlarını gerçekleştirebilmek adına önemli bir fırsat olarak görmüşlerdi. Nitekim Mütareke’nin imzalanmasından yalnızca iki hafta sonra 13 Kasım 1918’de donanmalarını İstanbul’a getirmişler, Mütareke’nin 1. maddesi kendilerine yalnızca Boğazları işgal etme yetkisini, 9. madde ise İstanbul’daki liman ve tersanelerden yararlanma hakkını vermiş olmasına rağmen bu tarihten itibaren hukuk dışı bir anlayışla gerek donanmalarından çıkardıkları gerekse Batı Trakya’dan getirdikleri askerlerle şehri baştan başa işgal etmeye başlamışlardır. Oluşan bu fiili işgal durumu 16 Mart 1920’de yerini resmi bir niteliğe bırakmış, İstanbul’un işgal altında geçirdiği süre işgal güçlerinin son birliklerinin şehri terk ettikleri 2 Ekim 1923 tarihine kadar yaklaşık beş yıllık bir dönemi kapsamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ve İstanbul’un işgalden kurtuluşunun 100. Yıldönümü münasebetiyle hazırlanan bu kitap; işgalci İtilâf güçlerinin yaklaşık beş yıllık süre boyunca İstanbul ile ilgili olarak gerçekleştirdikleri askeri, siyasi, adli ve idari uygulamaları, bu uygulamaların Osmanlı Hükümet çevreleri üzerinde oluşturduğu baskıları, İstanbul’un Türk ahalisinin yaşadığı işgal acılarını ve İstanbul’daki Rumların ve Ermenilerin işgal döneminde ortaya koydukları tavrı Türk arşiv belgeleri ışığında mercek altına alıyor.
₺1.150,00
KİTAP TANITIMI
1908-1983 Arası Dönemde Türkiyede Askeri Kültür ve Laiklik İlişkisi
Bu kitap Türkiye’de daha önce çok fazla çalışılmamış olan askeri kültür konusunu farklı boyutlarıyla ele almakta ve Türk siyasal hayatındaki önemli dönüm noktalarını askeri kültürdeki değişimlerle açıklamaktadır. Bu bağlamda bu kitap Türk askeri kültürünü, devrimcilik, gardiyanlık ve apolitikleşme olarak üç farklı dönemde ele almakta, söz konusu yaklaşımı teorik bir düzene oturtmak için pozitif-demokratik, negatif-demokratik, pozitif-antidemokratik, negatif- antidemokratik ve değişken modeller olmak üzere 5 ayrı model içerisinde incelemektedir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
KAPASİTE YAKLAŞIMI BAĞLAMINDA TÜRKİYEDE KADIN YOKSULLUĞU VE KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ MESELESİ
Türkiyede toplumsal cinsiyet çalışmalarına kadın yoksulluğu meselesi üzerinden katkı sağlama amacıyla hazırlanmış olan bu kitap, Türkiyenin 7 coğrafi bölgesinde yürütülen saha çalışmasından elde edilen verilere dayanmaktadır. Bu çalışma, Türkiyede kadın yoksulluğu ve kadının özgürlüğü meselesini bizzat kadınların yaşadıkları üzerinden ve onların kendi ifadeleriyle anlamak ve anlatmak çabasına dayanmaktadır. Türkiyede kadın yoksulluğu ve kadının özgürlüğü meselesiyle ilgili sayısal göstergelerin söylediklerini daha fazla anlamlandırabilmek ve bu sınırlı sayısal göstergelerin daha da ötesine geçmek noktasında, hem bakış açısı hem de yöntem itibariyle farklı bir çalışma olma iddiasında olan bu kitap, aynı zamanda bu konuyla ilgili daha derinlikli bakış açılarının gelişmesine katkı sağlamak temennisini de içermektedir.
KİTAP TANITIMI
MÜŞTERİ KÖTÜ DAVRANIŞLARININ ÖRGÜTLER VE ÇALIŞANLAR AÇISINDAN İNCELENMESİ
Müşteri her zaman haklıdır veya eskinin tabiriyle müşteri velinimetimizdir anlayışı, örgütlerde müşteriyi her şeyin önünde ve üstünde tutan müşteri odaklı bir yaklaşıma dönüşmüş ve günümüzün rekabetçi işletmeleri için vazgeçilemez ve değişmez en temel strateji haline gelmiştir. Bu stratejinin çalışanlar üzerindeki etkileri, onlara neler hissettirdiği ise örgütlerin dikkatini müşterinin iyiliği kadar çekmemektedir.
Örgütler, çalışan-müşteri etkileşimini, kimi zaman müşterilerle iletişimde çalışanın kendi duygu ve düşüncelerini nasıl ifade edeceğine ve hatta nasıl ifade etmemesi gerektiğine kadar detaylandıran kurallar ve politikalar geliştirmektedirler. Ancak bu etkileşimde müşterilerin varsayıldığı gibi her zaman haklı olmadığı, kaba olduğu, hatta yasalarla dahi korunan kişilik ve mülkiyet haklarına zarar verdiği durumlar için örgütler tarafından yeterince detaylı ve çalışanlara destek sağlayan politika ve kurallar tanımlanmamaktadır. Bu kitap müşteri kötü davranışlarının çalışanlar ile örgütler için nasıl etkileri ve sonuçları olduğu ve nasıl önlenebileceği konusunda çalışanlara ve örgütlere yol göstermeyi amaçlamaktadır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
TÜRKÇENİN MİNİMALİST DİLBİLGİSİ
‘Türkçenin Minimalist Dilbilgisi’ adlı bu çalışmada Türkçe Dilbilgisi özel bir dil bilgi sistemi olarak değil, evrensel sistemin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Önceki evrensel yaklaşımlardan farklı olarak ise bu çalışmada evrensel ilkeler değil bu ilkelerin Türkçedeki değiştirgen değerleri ve Türkçeye özgü dilbilgisel özellikler Minimalist Program (MP) çerçevesinde değerlendirilmekte ve açıklanmaktadır. Çalışmanın minimalist olarak adlandırılması MP’nin bir çözümleme ve açıklama yaklaşımı olarak kullanılmasının yanında kitabın içerik tasarımından da kaynaklanmaktadır. Kitapta işlenen dilbilgisi modülleri alışıla gelmiş Türkçeye özel içerik adlandırmalarından değil evrensel modüllerden oluşmakta ve her modülde tüm diller için geçerli olan ED ilkeleri yerine özgün değiştirgen değerleri ve dilbilgisel özellikler açıklanmaktadır. Türkçe dilbilgisini MP ilkelerine uygun olarak incelediğimiz bu çalışmada Türkçenin minimalist dilbilgisi her dil için geçerli olan ED ilkeleri çıkarıldığında geriye kalan özgün yapısal özellikleri ve Türkçeyi bir dizi değiştirgensel seçenek açısından diğer dünya dillerinden farklı kılan özellikleri içermektedir. Sonuç olarak farklı dillerin dilbilgilerinin ortak modüllerle açıklandığı, her dil için geçerli olan her dil konuşucusunun bildiği gereksiz bilgilerden ayrışmış, ekonomi ve sadeliğin ön plana çıktığı sadece farklı olana odaklanılmış minimalist bir çalışma ortaya çıkmıştır. Buna göre Türkçenin Minimalist Dilbilgisi dünyadaki herhangi bir dili konuşan veya bilen birinin Türkçe öğrenmek için sözlüksel öğrenme dışında öğrenmesi gereken Türkçe dilbilgisidir.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Bursalı Muhammed Âkif Efendi ve Mevlidi Mir’ât-ı Muhammedî
Mevlitler, İslamiyet’in kabulünden itibaren Türk şairlerinin oldukça rağbet ettiği bir nazım türü haline gelmiş, müellifler Hz. Peygamber’e duydukları sevgi ve hürmeti ifade etmek için pek çok türün yanında mevlitlerden de istifade etmişlerdir.
Türk edebiyatında yüzden fazla şairin mevlit yazdığı bilinmekte, bu metinler peyderpey ilim dünyasına kazandırılmaktadır. 19. yüzyılda kaleme alınan ve toplum tarafından sevilerek kabul görmüş, günümüzde de okunmaya devam edilen mevlitlerden biri de Bursalı Muhammed Âkif Efendi’nin Mir’ât-ı Muhammedî adlı mevlididir.
Âkif Efendi’nin genç yaşta vefat etmesine rağmen eserlerinden hareketle şiirle oldukça ilgilendiği; şiir bilgisine vâkıf, divan şiiri geleneği çerçevesinde şekil, vezin ve mazmunlara hâkim, dinî ve tasavvufî açıdan pek çok bilgiye hâiz olduğu görülmektedir. Mesnevi nazım şeklini kullandığı mevlidinin haricinde tespit edilen gazel, murabba, kaside, muhammes, müsemmen, muaşşer ve terkib-i bend nazım şekilleriyle kaleme aldığı şiirleri de mevcuttur. Genelde Allah aşkı, peygamber ve ehl-i beyt sevgisi konularını işlediği naat, mersiye ve münacatlarında dilinin nispeten ağır olmasına rağmen mevlidinde oldukça sade bir dil kullanması da farklı tarzlarda eserler verebildiğini göstermektedir.
Bu çalışmada ise daha önce tespit edilmemiş bir nüsha üzerinde çalışma gerçekleştirilmiş, bilinen “Veladet” kısmının yanı sıra “Mirâc”, “Vefât-ı Hazret-i Muhammed” ve “Vefât-ı Hazret-i Fâtımâ” olmak üzere üç bölümü daha olduğu gösterilmiş, böylece mevlidin tam metni oluşturulmuştur. Aynı zamanda eserin adı üzerine ve birinci bölümdeki Süleyman Celvetî tesirine de ilk kez değinilmiştir. Özellikle ilk bölümde müellifin Celvetî’nin mevlidinden etkilendiği fakat adı geçen bu üç bölümün ise tamamen telif olduğu görülmüş; bununla birlikte ele alınan nüshada klasik edebiyat etkisinde kaleme alınmış gazel, muhammes, kaside gibi nazım şekillerinin kullanıldığı başka şiirlere de rastlanmıştır. Elde edilen yeni metin ile bilinen diğer nüshalar arasındaki farklılıklar edisyon kritik ile tespit edilmiş, eserin tamamı transkripsiyon alfabesi ile Latin harfleri aktarılmıştır. Ayrıca Bursalı Âkif Efendi’nin mevlidi ve diğer tüm şiirleri şekil, muhteva ve dil bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Alışveriş Merkezlerinde Sunulan Hizmetlerin Tüketici Davranışlarına Etkisi
Alışveriş merkezleri günümüzde sadece alışveriş yapmak için değil aynı zamanda sosyal ve kültürel aktivitelerin gerçekleştiği mekânlar olarak değerlendirilmektedir. Alışveriş merkezlerinde çeşitli eğlence mekânlarının ve aktivitelerinin var olması ve sunulan çeşitli ve kaliteli müşteri hizmetleri tüketicilerin zihninde AVM’ye yönelik olumlu düşüncelere yol açmaktadır. Tüketicilerin zihninde yaratılan olumlu etkiler onların alışveriş merkezine yönelik davranışlarını etkilemektedir. Bu nedenle, kitapta alışveriş merkezlerinde sunulan hizmetlerin (eğlence, müşteri hizmetleri) tüketici davranışlarını nasıl etkilediğini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Ayrıca, alışveriş merkezlerinde sunulan hizmetlerin tüketici davranışlarına olan etkisinde tüketicilerin alışveriş duygularının rolünü incelemek çalışmanın diğer amacını oluşturmuştur. Başka bir ifadeyle, tüketici duygularının tüketici davranışlarına ne derecede yön verdiğini incelemek çalışmaya özgünlük kazandırmıştır. Elde edilen bulgular alışveriş merkezlerinde sunulan hizmetlerin AVM ziyareti, satın alma niyeti, sadakat ve ağızdan ağıza iletişim gibi tüketici davranışlarını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Buna ek olarak, AVM’de sunulan hizmetlerin tüketici davranışları üzerindeki etkisinin yüksek seviyede zevk ve uyarılma duygularına sahip tüketicilerde daha güçlü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Birinci Dönem (1920-1923) Türkiye Büyük Millet Meclisinde Gazeteci Milletvekilleri
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında İstanbul’da yer alan Osmanlı Hükümetinin işgal altında oluşu, devletin idare merkezinin Ankara olarak belirlenmesiyle aşılmış ve yeni devletin sevk ve idaresi Ankara’da açılan Büyük Millet Meclisi üzerinden yapılmıştır. 23 Nisan 1920 tarihinde açılan Büyük Millet Meclisine gerek yeni seçimlerle seçilen gerekse daha önce yapılan seçimlerde Osmanlı Mebusân Meclisine seçilen ve işgal altındaki İstanbul’dan Anadolu’ya geçebilen mebuslar da katılmışlardır. 23 Nisan 1920 ile 15 Nisan 1923 tarihleri arasında faaliyette bulunan Birinci Dönem TBMM’de gerek bir gazetenin yönetiminde gerekse yazar kadrosunda yer almaları sebebiyle “gazeteci” olarak kabul edilen milletvekilleri de bulunmaktadır. Millî Mücadelenin kamuoyuna duyurulmasında ve halk desteğinin sağlanmasında Mecliste kamuoyunu yönlendirme gücüne sahip gazetecilikle iştigal etmiş kişilerin bulunması, Millî Mücadelenin başarıya ulaşmasındaki en önemli unsurlardan biridir.
₺280,00
KİTAP TANITIMI
Beyaz Perdede Göç Hikâyeleri
Göç, modern dünyanın toplumsal, kültürel ve estetik dinamiklerini dönüştürmekte olan çok katmanlı bir olgudur. Beyaz Perdede Göç Hikâyeleri, sinemanın göçü nasıl temsil etmekte olduğunu; kimlik, aidiyet, mekân, bellek ve beden eksenlerinde nasıl yeniden inşa edilmekte olduğunu incelemektedir. Prof. Dr. Hakan Alp ve Doç. Dr. Meltem Güzel, göç sinemasını yalnızca tematik bir alan değil, aynı zamanda estetik, etik ve politik bir temsil mekânı olarak ele almaktadır. Eleştirel kuramın kavramsal araçlarıyla yavaşlık, sessizlik, sınır, kamp ve transit alan gibi estetik kodlar çözümlenmektedir. Türkiye ve Avrupa sinemasından örneklerle göçmen öznelerin görünürlük, tanınma ve yurtsuzluk deneyimleri tartışılmaktadır. Böylece göç sineması, çağdaş dünyada kimlik ve hafıza üzerine yeniden düşünmenin verimli bir zemini olarak değerlendirilmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
RECOVERING MEMORIES AND RECONSTRUCTING REALITIES: MAGICAL REALISM AND KAZUO ISHIGUROS THE BURIED GIANT
Magical realism is an appropriate genre for the authors dealing with problematic themes such as memory because it is practical for those seeking for answers to these problematic questions that cannot be solved with empirical attitudes. In The Buried Giant, Ishiguro handles the chaotic nature of memory creating a primitive version of Britain where people’s memories are covered by a magical mist. This spell has an effect not only on individuals such as Axl and Beatrice, but also on the two ethnic groups, the Saxons and the Britons, making them forget the former enmity between them. In this regard, referring to the theoretical background of magical realism, this book aims to analyse the magical realist elements of the novel that enables Ishiguro to discuss the effects of memory loss on individuals and societies.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
İktidar Mücadelesi Temelinde Osmanlı Tarihi
İnsana dair her olayda az ya da çok var olan iktidar duygusu, tarih boyunca iyi veya kötü olaylarla kendisini göstermiştir. Bazen bir idareyi tesis ederken bazen ona karşı oluşan direnişi simgelemiş, bazen devlet kurdururken bazen devlet yıkmış, kimilerini birbirlerine dost kılarken, kimilerini de düşman etmiştir. İktidarı yaşanmışlıklar üzerinden irdeleyen bu kitabın örneğini oluşturan Osmanlı Devleti, Türk İslam devlet geleneğinin bir temsilcisi ve zirvesi olarak tarihte mümtaz bir yere sahip olmuştur. Kuruluşundan yıkılışına kadar altı yüz yılı aşkın bir zamanda, tek hanedanla üç çağda ve üç kıtada hüküm süren muazzam bir medeniyet inşa etmiştir. Bu süreçte Orta çağın geleneksel toplumlarıyla savaşmış, onlara diz çöktürmüştür. Yeni çağın reformcu Batılı devletleriyle savaşmış, onlarla başa baş mücadele etmiştir. Yakın çağın emperyalist kapitalist yeni dünya düzenine karşı direnmiş ve kendi içinden modern bir devlet çıkarmıştır. Nihayet bu kitap, tarih boyunca hakkında fikirler yürütülen ve eserler meydana getirilen iktidarı ve iktidar mücadelesini, belli bir zaman diliminde ve coğrafyada yaşanan olaylardan örnekler vererek anlatmak amacıyla hazırlanmıştır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Postmodern Çağda Toplumsal Kimlikler
Bu kitap, toplumsal yaşamın her alanında her birimizin hayatına dokunan toplumsal kimliklerin nasıl ve hangi yollarla inşa edildiğini ele almayı amaçlıyor. Bu nedenle çalışma, her biri alanlarında uzman akademisyenler tarafından farklı perspektiflerden ele alınan kimlik ve toplumsal kimlik kavramına dair derinlikli pek çok araştırmayı sizlere sunuyor. Psikoloji, Sosyoloji, Felsefe, Halkla İlişkiler, Gazetecilik, Sinema ve Yeni Medya dünyasını ortak noktada buluşturan bu kitap, bireyin yaşamını tümden etkileyen toplumsal kimliklerin dünü, bugünü ve gidişatı üzerine birçok önemli sorgulama ve alternatif çözüm arayışlarını içeriyor.
Kitapta, tartışmalı bir kavram olan postmodern düzlemde kimlik üzerine her şeyi söyleyemesek de pek çok önemli sorunu tartışmayı amaçladık. İçinde yaşadığımız ve deneyimlemeye devam ettiğimiz postmodern çağ bir arada olmanın güzelliklerini ve çatışmalarını ortaya koyarken aynı zamanda içinde duvarın ötesini görebilmenin imkânlarını da barındırıyor. Bu nedenle hazırladığımız bu çalışma siz değerli okuyucularımıza kimlik konusunu farklı açılardan sorgulayabileceğiniz kapılar açıyor.
₺420,00
KİTAP TANITIMI
Düzlerçamı Kızılçam Ormanında (Antalya) Uzaktan Algılama ile Toprak Üstü Orman Biyokütlesinin Belirlenmesi
Bitkilerin güneş enerjisini fotosentez yolu ile kimyasal enerjiye dönüştürerek depolaması sonucu oluşan biyokütle aynı zamanda birim alandaki fotosentez yaparak büyüyen ve gelişen bitkisel organizmaların kütlesini ifade eder. Her ne kadar ormancılık ve enerji açısından kullanım alanı olsa da karbon döngüsü ve dolayısıyla iklim değişimi konusunda da kritik öneme sahiptir. Çünkü ekosistemdeki biyokütle, tahrip olması durumunda atmosfere karbondioksit, karbon monoksit ya da metan olarak salınan karbon miktarını belirler. Bu açıdan bakıldığında orman ekosistemi toprak üstü biyokütlenin %80’ini barındırması nedeniyle küresel karbon döngüsünde önemli rol oynar.
Uzaktan algılama biyokütlenin dolaylı yönden belirlendiği yöntemlerden biridir. Uydu görüntüleri, hava fotoğrafları, sayısal yükseklik modellerinin kullanıldığı bu yöntemde, örnek alanlardaki biyokütlenin arazi çalışmaları ile belirlenmesi ve bu değerlerin uzaktan algılama verisi ile ilişkilendirilmesi esastır. Bu çalışma ile ülkemiz için ilk kez uygulanan ve aslında buzullardaki değişimi incelemek üzere tasarlanan bir tür LIDAR olan ICESat uydusundaki GLAS sensörü verilerini ve LANDSAT uydu görüntüleri kullanarak Antalya Düzlerçamı orman alanında toprak üstü biyokütlenin belirlenmesi için bir yöntem tasarlanması hedeflenmiştir. Elinizdeki bu kitap uzaktan algılama ile toprak üstü biyokütlenin belirleme çalışmalarını hedefleyen çalışmanın ürünüdür.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
Modern Erkeğin İnşası
Erkeklik Gücün, iktidarın ve kontrolün bir sembolü mü yoksa toplumsal bir yanılsama mı? Bu kitap, modern dünyada erkek kimliğinin inşasına dair derin bir yolculuğa çıkarıyor. Erkek dergilerinin parlak sayfalarından otomobil reklamlarının gücüne, spor dünyasından iş hayatına kadar geniş bir yelpazede, erkeklik kodlarının tüketimle nasıl yeniden üretildiğini inceliyor. Reklamlar ve popüler medya, erkeklik imgesine prestij, güç ve cinsellik yüklerken, aynı zamanda bireyi toplumsal normlara hapsetmektedir.
Bu çalışma, erkekliğin modern tüketim kültürüyle nasıl şekillendiğini anlamaya çalışırken, ataerkinin görünmez ağlarını da çözümlemeyi hedefliyor. Güç, rekabet ve başarıyla özdeşleşen erkek kimliğinin, derinlemesine bir analizini sunan bu kitap, toplumsal cinsiyet normlarının sorgulanması için bir davet niteliğinde. Hem akademisyenlere hem de genel okura hitap eden bu eser, erkeklik mitini yeniden düşünmeye çağırıyor.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
GÖÇ, KÜLTÜRLEŞME VE ENTEGRASYON SURİYELİLER NE KADAR UYUM SAĞLADI?
Tüm insanlığı ilgilendiren göç, günümüzün en büyük sorunları arasında olmaya devam ediyor. Son yıllarda meydana gelen göçleri dikkate aldığımızda bugünün sorunlarını geçmiş göç yasaları ile açıklamak ve çözebilmek neredeyse imkânsız.
Kaotik bir zamandayız. Göç hareketleri herkesi derinden etkiliyor. Bir gün bir şekilde göç gerçeğiyle karşı karşıya kalmayacağımızın garantisini kim verebilir?
Göç sorunlarına çözüm üretmek, insana yaraşır bir göç politikası geliştirmek için “Göçmen” kimdir, doğru anlamak gerekiyor.
Bu anlamda insanı temel alan bu çalışma, göçmenlere yönelik nefret söylemlerinin göçmenlerin kültürleşme sürecini nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalışmaktadır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Hakikatin Sesi: Post-Truth Çağında Emerson
Post-truth çağında hakikat yeniden nasıl anlam kazanır?
Bu kitap, Ralph Waldo Emerson’ın sezgi, ahlaki cesaret ve benlik kavramlarını merkeze alarak, dijital çağın etik ve epistemik krizlerine felsefi bir yanıt arıyor. Emerson’ın düşüncesi, yalnızca bir entelektüel miras değil; aynı zamanda günümüz insanının içsel pusulasını yeniden kurması için bir rehberdir. Kitaptaki her bölüm, çağdaş sorunlarla örülmüş bir felsefi yolculuk sunarken, okuru kendi benliğiyle yüzleşmeye, hakikatin izini sürmeye ve ahlaki cesareti yeniden düşünmeye davet eder. Eğer bir kişi inanacaksa, Emerson’ın dile getirdiği gibi, bırakın “Tanrı’ya inansın insan; isimlere, mekânlara ve kişilere değil.” Çünkü gerçek anlam ve ahlaki otorite, dışarıdaki kurumlarda değil, bireyin kendi içindedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN YÜZYILI (1864-1964)
Osmanlı’dan Türkiye’ye basın özgürlüğü, iktidarı elinde tutanlar için çoğunlukla muhalefetin bir silahı olarak tanımlanmıştır. Bu tanım ile basın özgürlüğünün, demokrasinin ve toplumsal barışın sağlanmasında ne kadar etkili olduğu gerçeği göz ardı edilmiştir. Tarihsel süreç içerisinde iktidarda kalabilmek için hukuk yazımları, basını sınırlandırılmaya yönelik hazırlanması, demokrasiye büyük zarar vermiştir. İktidar sahipleri, siyasi sorunların nedeni olarak gazeteleri hedef göstermesi, düşünce özgürlüğünün toplumsal yapıda gelişmesini engellemiştir. Böylece iktidarı eleştiren bir haber, farklı uygulamalarla suç unsuru sayılmıştır. Bu politika, gazetecilerin çalışma hayatında, tehdit, dayak, hapis cezası veya öldürülme olgusunun olağan hale gelmesine neden olmuştur. Türkiye’de basın ve düşünce özgürlüğü, toplumun bütün kesimlerinde oluşması, bu sebeplerden dolayı demokrasisi gelişmiş toplumlar kadar oluşamamıştır. Buna rağmen 1864-1964 yılları arasında basın özgürlüğü, iktidar sahiplerinin düşünce yapısına göre en alt düzeyden en üst düzeye gelmiştir.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
KLASİK ÇAĞDA OSMANLI
Tarih araştırmaları, birincil kaynakları bulmak ve ulaşılan bilgileri tarih metodolojisine uygun bir şekilde sorgulamayı esas alır. Bu nedenle elde edilen her veri ve kullanılan kaynaklar birbirini doğrulayacak nitelikte olmalıdır. Olaylar analiz edilirken, tarafsız, önyargısız, bilimsel ve gerçekçi bir bakış açısı ortaya konmalıdır. Bununla birlikte olayların yaşandığı dönemin şartları ve olaylara etki eden bütün faktörler dikkatli bir şekilde incelenmelidir.
Bu eser, Osmanlı Devleti’nin klasik dönemine ilişkin sosyoekonomik gelişmeleri, Avrupa ile karşılaştırmalı olarak yeniden incelemeyi hedeflemektedir. Bu nedenle yazar, Osmanlı klasik dönemine ilişkin kaynaklarda doğru bilenen bazı bilgilerin yanlış veya hatalı olduğunu ortaya koyarak önceki çalışmaların eksik olan yönlerini tamamlama iddiasını taşımaktadır.
Eserde Osmanlı Devleti’nin kısa sürede neden ve nasıl büyük bir dünya devletine dönüştüğünün arka planı, coğrafi keşiflerden sonra iddia edildiği gibi ticaret yollarının gerçekten değişip değişmediği, Avrupa’yı dize getirdiği yıllarda doğru ekonomik tercihler yapıp yapmadığı, devleti yıkılışa götüren sorunların kaynağının nerede aranması gerektiği ve Osmanlı idarecilerinin ortaya koymuş oldukları siyaset ve tedbirlerin aslında ne olması gerektiği gibi soruların cevapları eleştirel bir bakış açısıyla ele alınmıştır.
Eser, eleştirel tarihçiliğin ve geçmişin araştırılmasında belge ve akılcı karşılaştırmaya dayanmayan tarih yazımının aksine, Osmanlı sosyoekonomik tarihinin klasik dönemini özgün bir yaklaşımla yeniden düşünmeye ve sorgulamaya sevk ediyor.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Balkan Şehirlerinde Bulgar Kimliği
Amerikan misyonerlerin 19. yüzyıl ortalarından I. Dünya Savaşı’na uzanan dönemde Osmanlı Avrupası’nda ürettikleri rapor ve mektuplar, yalnızca dönemin toplumsal ve kültürel hayatını belgeleyen tanıklıklar değildir. Bu metinler aynı zamanda modern Balkan ulusçuluğunun oluşumunda etkili olan söylemsel bir mirasın parçalarıdır. Dil, kimlik, eğitim, nüfus ve din arasındaki ilişkileri çok boyutlu biçimde ele alan çalışma, misyonerlerin gözlemlerinin nasıl dönemin politik mücadelelerine ve ulusal tezlerine dönüştüğünü ayrıntılarıyla ortaya koymaktadır. Misyonerlerin Balkan coğrafyasındaki faaliyetlerinden gezi notlarına, Bulgar ulusal uyanışına verilen destekten Paris Barış Konferansı’nda kullanılan diplomatik argümanlara kadar geniş bir çerçeve sunan bu eser, misyoner yazışmalarını hem bilgi kaynağı hem de ideolojik bir üretim alanı olarak değerlendirmektedir. Böylece modern Balkan kimliklerinin, kültürel temsil pratiklerinin ve bilgi-iktidar ilişkisinin nasıl kurulduğu yeni bir perspektiften yorumlanmaktadır.
₺280,00
KİTAP TANITIMI
Thinking and Learning to Think
The highest endowment of the human spirit on the intellectual side is the power to think. Learning to think is an essential process and end in all school work. Thinking is the intellect’s regal activity. In a vague way, all teaching appeals to the thought-activity of the pupil; but vagueness in teaching is as pernicious as it is common. To exhibit the value, scope, and process of thought is of inestimable service to the teacher. It gives specific direction to teaching processes, and saves the child from a thousand fanciful expedients.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Yazma Eğitimi
Yazma dil öğretimin dört temel becerisinden biridir. Alanla ilgili kaynaklarda belirtildiği gibi öğrencilerin en çok çekindiği ve zorlandığı temel dil becerisi yazmadır. Elbette bunun çeşitli nedenleri olabilir. Bu konuda değişik çalışmalar yapılmış, değişik tespitler ortaya konmuştur. Çalışmamızda yeri geldikçe bunlardan bahsedilmiş, ortaya konulan tespitler ve çözüm önerilerine yer verilmiştir. Bu konu aynı zamanda bu çalışmanın da temel amacını oluşturmaktadır. Yazma becerisindeki zorluk, yazma becerisindeki başarısızlık ve yazma kaygısı vb. adlarla ifade edilen problemin ortadan kaldırılması için bu konunun ciddi bir şekilde ele alınması gerekmektedir.
KİTAP TANITIMI
Emeğin Taşeronlaştırılması ve Denetimi
Taşeron çalışma biçimi günümüzün önemli çalışma biçimlerinden birisi haline gelmiştir. Taşeron çalışma aslında sermayenin emeği parçalayarak ve güçsüzleştirerek artı değere el koyma ve denetleme mekanizmasıdır. Emek süreçlerinin parçalanmasının ardında yatan asıl sebep ise emek-gücünün denetimidir. Emek-gücünün denetimi kapitalizm için hayati derecede önemlidir.
Kamu kurumlarının devlete yük olarak görülmesi sonucu özelleş-tirilerek taşeron firmalara devredilmesi işsizliği tetikler hale getirmiştir. Piyasalardaki istihdam sınırlılıkları çalışanlar üzerinde hak, hukuk bağla-mında sessiz kalmalarını sağlarken, işsizler üzerinde de razı olmaya yönelik “baskı”yı oluşturmaktadır. “Baskı”nın ve “rıza”nın aynı anda işlediği ideolojik denetim mekanizması da denetimin en önemli unsuru haline gelmektedir. Türkiye’de baskın kontrol mekanizması siyasi mensubiyetler dolayımıyla ideolojik denetim üzerine oturtulmuştur. Ve ideolojik denetim içine her türlü kayırmacılık entegre edilerek halk arasında kayırmacılık içselleştirilmiştir.
Türkiye’de kamuda işlerin taşeronlaştırılarak siyaset/hemşehrilik/dini yakınlık aracılığıyla istihdam yaratılmaktadır. Siyasi alanın genişlemesiyle taşeron firmalar aracılığıyla yaratılan istihdam ilişkileri, patronaj/ patriarkal ilişkileri tekrar tekrar üretmekte ve yeniden siyasetin hizmetine sokularak çalışan kesimler kontrol ve disiplin altına alınmaktadır. Bu çalışmada, siyasetin aktif olarak görüldüğü belediyelerden biri vaka olarak seçilerek, taşeronlaşmanın hangi mekanizmalarla işlediği ve denetimin bu mekanizmalarla nasıl sağlandığı üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
HERBERT MARCUSENİN BASKICI HOŞGÖRÜ KAVRAMI VE TEKNOLOJİ TEZLERİ
Frankfurt Okulu adıyla bilinen ve resmi olarak 1923 yılında kurulan Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü’nün üyesi filozof, sosyal aktivist, teorisyen Herbert Marcuse (1898-1979), Marksist teoriyi, modern kültür, politika ve toplum odaklı çalışmalarla ele almıştır. Marcuse, aynı zamanda, erken dönemden geç döneme kadar inceleme konusu yaptığı patolojik toplumdaki teknoloji kavramını, çalışmalarının odak noktasına taşıyan bir düşünürdür. Yeni Sol hareketlerin guru‘su olarak tanımlanan Marcuse, Saf Hoşgörünün Bir Eleştirisi kitabında kaleme aldığı baskıcı hoşgörü (repressive tolerance) çalışmasıyla, dönemin siyasi ve toplumsal meselelerine teorik müdahalesini gerçekleştirmiştir.
Bu kitap, Marcuse’nin teknolojiye yönelik seçilmiş makalelerinde yer alan tezlerini ve baskıcı hoşgörü temasını bir araya getirmeyi hedeflemektedir. Marcuse’nin diyalektik yönteminde, iktidar merkezli ve tahakkümcü bir sisteme referans yapan hoşgörü ve teknoloji kavramı ters yüz edilerek şekillenmektedir. Çalışma, teknoloji-baskıcı hoşgörü ilişkisinin, günümüz dijital dünyasında nasıl şekilleneceğine odaklanmaktadır. Eserde, Marcuse’nin teknoloji tezlerinin tahakkümcü bir yansıması mı, Mesiyanik bir ütopyacılık mı içerdiği sorusuna yönelik bir analiz gerçekleştirilmektedir. Böylece, Janus yüzlü teknolojinin özgürleştirici ve baskılayıcı unsurlarının, hoşgörü konseptine kucak açma ihtimali sorgulanmaktadır.
₺560,00
KİTAP TANITIMI
Çevrimiçi Eğitimde Kalite ve Öğrenen Destek Hizmetleri
Günümüz itibarıyla çevrimiçi uzaktan eğitime ilgi ve talep artarak devam etmektedir. Çevrimiçi eğitimin zamandan ve mekândan bağımsız öğrenme ortamları sunması, gelişen teknoloji ile birlikte farklı öğrenme deneyimleri sağlaması gibi birçok etken bu artan ilginin sebepleri arasında gösterilebilir. Ayrıca yaşanan Covid-19 salgını bağlamında çevrimiçi eğitim veren kurumların ve bu kurumlarda öğrenim gören öğrenenlerin sayısındaki artışın sonucunda nitelikli çevrimiçi eğitim ihtiyacı sıkça gündeme gelmektedir. Kaliteli bir çevrimiçi eğitim verebilmek için ise öğrenen destek hizmetlerinde de niteliğin artırılması önem arz etmektedir.
Bu kitapta; nitelikli çevrimiçi eğitim hizmeti sunmak için kurumların sahip olması gereken standartlara ve öğrenen destek hizmetlerinin kalite boyutlarına yönelik bir çerçeve çizilmiştir. Ayrıca bu kitapta; uzaktan eğitim, çevrimiçi eğitim, öğrenen desteği gibi kavramlar ve bu kavramların ilişkisi, uzaktan eğitimin tarihsel süreçleri ve gelişimi, öğrenen destek hizmetlerinin sınıflandırılması, öğrenen desteğine ilişkin teoriler, kaliteli çevrimiçi eğitim için yayınlanan standartlar vb. birçok konu aydınlatılmaya çalışılmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
The Imagist Movement In Poetry: A Revolution In Words And Verse
The Imagist movement, a radical departure from traditional poetry, emerged as a revolutionary literary turning point in the 20th century. Following the principle of economy and precision of language, the Imagist poets championed poetry devoid of ornament and emotional excess. The movement’s emphasis on directness, simplicity, and visual intensity reshaped the spirit of poetry, sparking profound reverberations in literature.
This book comprehensively explores the Imagist movement’s theoretical background and historical context, as well as the analysis of the poems and contributions of its key figures, such as T. E. Hulme, Ezra Pound, H.D., and Amy Lowell. It also includes selected poems from Imagist anthologies, providing readers with concrete examples that highlight the essence of Imagist poetry.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Vecizeler (Birinci Kitap, İkinci Kitap, Üçüncü Kitap, Dördüncü Kitap)
Edebiyat tarihlerinde yer alan kimi isimler edebiyatın vitrininde kimi arka bahçesinde, bazıları piramidin zirvesinde bazılarıysa hâlâ toprak altında “nisyan” denilen toz zerrelerinin arasındadır. Bu isimlerden biri gazeteci, şair, yazar Mehmet Cemil Pekyahşi’dir.
Mehmet Cemil’in vecizeleri 1918-1922 yılları arasında Vecizeler adıyla dört ayrı kitap halinde Arap harfleri ile yayımlanır. Cenap Şahabettin, Rıza Tevfik Bölükbaşı, gibi pek çok ismin iltifatnameleri ile neşredilen bu kitaplar yüz yıl sonra gün yüzüne çıkarılmaktadır. Amacımız hem Türk edebiyatına, bir tür olarak vecize edebiyatına küçük bir katkı sağlamak hem de döneminde makaleleri ile Fransız basınında yer alan bir Türk yazarının ismini “zamanın amansız tırnakları” arasından kurtararak unutulmasına mâni olmaktır.
Elinizdeki kitap “sağır kubbe”de asılı kalan bir seda, edebiyatımızın unutulanlar mahzeninden bir isim ve dört eseridir.
Gün gelir ki en meyus olduğun günleri cennet eyyamı gibi hatırlarsın.
Az çok bir tatsızlık vukuunda ubudiyetini gevşetmemeli! Allah sonra da lazım.
Tacil istiklale müdahaledir.
Ayağına gelen günah ile zekâ sarf ederek îkâ ettiğin günah başkadır.
Hülya kurmak da nimet-i ilâhîdir: Ağrıdan kederden hiddetten âzâde bulunduğuna delildir.
Arkadan söylemek yüz tutmamaktan değil utanmamaktandır.
Münevverle cahil hiddet zamanında bir seviyeye gelirler.
Küçük günahlarda Allah’tan korkar, büyüklerinde affına güveniriz.
Anlayan ile anlamayan cevaplarından ziyade suallerinden bellidir.
Tevazu olduğumuzdan küçük görünmek değil, değerimizden fazla görünmemektir.
₺495,00