KİTAPLAR
EN YENİLER
-

Erzurumlu Hattat Mustafa Necâtüddîn Efendi Hayatı Sanatı ve Manzum Eserleri
₺380,00 -

Eski Anadolu Türkçesiyle Yazılmış Muhtasar Bir Klasik Kozmos Kitabı
₺495,00 -

Eski İngiliz Şiiri
₺495,00 -

Eski Türk Devlet Anlayışında İktidar ve Hâkimiyet
₺275,00 -

ESKİÇAĞ METİNLERİNDE ALAŞİYA ÜLKESİ
₺300,00 -

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce Hazırlık Programının Değerlendirilmesi ve Bir Model Önerisi
₺300,00 -

ESNEK ÜRETİM SİSTEMLERİ
-

Essays on Education and Kindred Subjects
₺650,00 -

Eşitlikçi Olmayan Bir Tutum Olarak Fanatizm
₺235,00 -

E-TİCARET KAVRAMLAR GELİŞİM VE UYGULAMALAR
₺315,00 -

Etik Liderlik
₺495,00 -

ETKİLİ İLETİŞİM BECERİLERİ
-

Etkin Öğrenme, Strateji Kullanımı, Matematik Başarısı, Güdü ve Cinsiyet İlişkileri
₺300,00 -

ETKİNLİK ÖRNEKLERİYLE DİJİTAL VATANDAŞLIK EĞİTİMİ
₺210,00 -

Evanjelik Misyonerlerde Bilişimle Yaygın Din Eğitimi
₺390,00 -

Evolution of Economics
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Kent ve Sosyal Sermaye
Tarihin akış sürecinde beşeri ve coğrafi birçok neden insan yaşamını çeşitli yönleriyle değiştirip farklılaştırmaktadır. Süreçte bu değişimlerin en önemlilerinden biri de insanın kendine ihtiyaçlarını giderebileceği bir yer edinmesi olmaktadır. Kent yerleşim alanları birlikte yaşamanın mekânsal tezahürlerinden biri olarak vücut bulmuştur. Kent yaşamı kır yaşamından birçok yönüyle ayrışmakta. Bu mekândaki toplumsal yaşam, ihtiyaçların giderilmesi için kendine özgü oluşturulmuş yapıları, kurumları, oluşumları ve insan ilişkilerini içermekte. Kent ortamında nüfusun büyük ve heterojen bir yapıda olması, sosyo-ekonomik kaynakların çokluğu ve çeşitliliği, tüketim kalıplarının ve yaşam tarzının kıra göre farklılığı, kitle iletişim araçlarının yaygın kullanımı gibi etkenler, birey-grup-toplum arası ilişkilerde sürekli yeni davranış formlarını ortaya çıkarmakta. Kentsel alanlarda aile ve akrabalık gibi birincil grupların küçüldüğü, önem ve bağlayıcılıklarının zayıfladığı, buna karşın ikincil grupların etkilerinin daha güçlü olduğu görülmektedir. İnsanın her ihtiyacını tek başına karşılamasının mümkün olmaması nedeniyle bulunduğu ortamda diğer insanlarla mutlak surette iletişime geçmek, işbirliği ve dayanışma oluşturmak zorunluluğu bulunmakta. Bu ilişkilerde güven en önemli belirleyici bir faktördür. Kişilerarası güven, ortak normlar ve toplumda cari ilişki ağlarına katılmak, içinde yaşanılan toplumun sosyal sermaye stokunu oluşturmaktadır. Sosyal sermaye stoku bir toplumun sosyal kaynaşmasını, her yönüyle gelişmesini ve müreffeh bir yaşam sürmesinin sağlayan bir değişken olarak değerlendirilmektedir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT BİLİMİ
Millî kültür ve edebiyatların tarihi süreç içerisinde tesir alış-verişlerinde bulundukları diğer kültür ve edebiyatları bağlamında incelemek ve değerlendirmek karşılaştırmalı edebiyat olarak adlandırılmaktadır. Tesir alış-verişlerini ortaya koymak, kim kimden neleri ne ölçüde almış, aldıkları yanında ona kattığı farklı yorumları, farklı renk ve tatları belirlemek karşılaştırmalı edebiyat biliminin sahasına girer. Bazı zamanlar alıcılar ve vericiler şeklinde her şey bütün netliğiyle ortaya çıkmaz, yani alıcı da verici de net değildir. Etkilenme şekilde, özde, tarzda, duygu, düşünce, hayal ve ifade de olabilir. Bu etkilenmeler öncelik ve ardıllık (sonralık) gibi bir sıra takip edeceği gibi aynı zaman diliminde, eşzamanlılık olarak da görülebilir. Bu durumda etkileme ve etkilenme iç içe olabilir. Bundan başka etkilenme kültürden kültüre, edebiyattan edebiyata sıralı bir zaman çizgisi takip etmez, bazı etkiler öncelik kazanırken bazıları geri bırakılır (takdim-tehir). Herhangi bir milli edebiyat sahasında ortaya çıkmış herhangi bir edebi unsur, diğer edebiyatlarda ya gecikmeli olarak ya da çok sonraları görülebileceği gibi hatta bazı unsurlar hiç görülmeyebilir.
Bizim edebiyatımız noktasında probleme baktığımızdan olsa gerektir ki tesir alışverişini daha çok Batı edebiyatı noktasından değerlendiriyoruz. Batılı edebi türlerin bizim edebiyatımızı nasıl, ne zaman ve ne şekilde etkilediği üzerine tespitlerde bulunuyoruz. Belki de etkilenme çok derinden ve çok uzakta olduğu için olsa gerek ki diğer milletlerin edebiyatları bağlamında pek bakılmamaktadır. Oysa kimse bu alanda araştırmalar yapılmadan o edebiyatların bizim edebiyatımızı etkilemediğini veya bizim edebiyatımızın başka milletlerin edebiyatlardan etkilenmediğini söyleyemez.
KİTAP TANITIMI
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakya Ortodoks Patrikliği, Batı’dan gelen misyonerlerden dolayı siyasi ve idari olarak büyük bir yıkıma uğramıştır. Misyonerlerin etkisiyle Ortodokslar arasından devşirilen Katolik cemaat, kısa zamanda Antakya Ortodoks Rum Kilisesi’nin yönetimini eline geçirmiştir. 1830’lu yıllarda Maximus III Mazlum’un Antakya Katolik Rum Kilisesi’ni kurmasına kadar da kilisede yönetim çoğunlukla Katolikliği benimsemiş patriklerin elinde kalmıştır. 1850’li yıllarda üst üste ölüm hadiseleriyle sarsılan kilise, bu yıllardan sonra yeniden dirilişe geçmiştir. Antakya Ortodoks Rum Kilisesi yüzyıllarca etkisinde kaldığı İstanbul Ortodoks Rum Patrikliği’nin, Antakya’da hatırı sayılır bir Rum cemaat kalmadığından, kilise cemaatinin tamamını oluşturan Araplar kendi patriklerini seçmek ve patrikliği Araplaştırabilmek amacıyla zorlu ve uzun soluklu bir mücadelenin kapısını açtılar. Bu mücadelede köken itibariyle Rum olan Patriklerin ya Papalığa ya da İstanbul Rum Patrikliğine biat ettikleri tespit edilmiştir. Gelecekte ekümenik bir patriğin ortaya çıkaracağı problemlerle uğraşmak istemeyen Osmanlı Devleti, 20 Ekim 1884’te kilisenin teşrifattaki adından “Ortodoks” ibaresini çıkararak İstanbul Rum Patrikliği’ne indirgemek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra Antakya kilisesinin teşrifattaki adı ise Antakya Ortodoks Patrikliği olmuştur.
Yüzyıllarca Rumların bir vassalı gibi yaşayan Arap metropolitler, bu değişiklikten sonra ilk defa kendilerine ait milli bir kilise kurmak ve Arap bir patrik seçmek için, o zamana kadar cemaatlerle ilgili her işin dışında kalmayı başaran Osmanlı Devleti’ni de meselenin içerisine çektiler. Sonuçta Arap soyundan gelen Lazkiye Metropoliti Meletiyos Efendi, 6 Mart 1899’da patrik kaymakamlığına tayin edildi ve 30 Nisan 1899’da da patrik seçildi.
Meletiyos Efendi’nin patrik seçilmesiyle Antakya Ortodoks Patrikliği’nin 1720’li yıllarda başlayan Rum hegemonyasından kurtulma ve millileşme süreci 1899’lu yıllarda tamamlanmıştır.
Bu çalışma Osmanlı Devleti ile Batılı aktörler arasındaki din ve mezhep çatışmaları üzerinden baş gösteren rekabet ve mücadeleler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
COĞRAFİ PERSPEKTİFLE DAĞ VE DAĞLIK ALANLAR II
“Coğrafi Perspektifle Dağ ve Dağlık Alanlar II (Sürdürülebilirlik-Yönetim-Örnek Alan İncelemeleri)” adlı bu kitap, dağ ve dağlık alanların doğal ortam özellikleri, beşerî ve ekonomik coğrafya özelliklerinin sürdürülebilirliği ve yönetimiyle alakalı 12 çalışmadan oluşmaktadır. Bu kitap ile Dünya’da ve Türkiye’de dağ ve dağlık alanlarla alakalı literatüre katkı sunulması hedeflenmiştir
₺560,00
KİTAP TANITIMI
Çeviri Proje Yönetimi
Çeviri doğası gereği bir süreçtir. Farklı aktörlerin, iş dizilerinin ve sorumluluklarının yer aldığı bu süreç, çeviri eğitiminin, özellikle uzmanlık alan çevirisi derslerinin temelini oluşturmaktadır. Bu kitabın amacı çeviri projesinin temel aşamalarını genel hatlarıyla özetleyerek planlama, organizasyon, iş bölümü, kontrol ve kalite süreçleri ile aktörlerin temel işlevleri hakkında giriş seviyesinde bilgi vermektir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı’da Türkçe Yazılmış Matbu Kırk Hadisler ve Din Eğitimi Açısından Önemi
Hicri II. asırdan itibaren yazılmaya başlanan kırk hadisler, belli sayıda hadisin bir araya getirilmesiyle oluşmuş ve tarihi süreç içerisinde bir geleneğe dönüşmüştür. Muhtevasının hadis olması ve ulemanın dışında farklı meslek gruplarına mensup kişilerin de kırk hadis yazmış olması, kırk hadis eserlerini önemli kılmaktadır.
Farklı milletlerin geleneklerinde kırk hadis eserleri olmakla birlikte, Osmanlıda Türklerin kırk hadis geleneğine daha çok sahip çıktığı görülmektedir. Osmanlıda en çok kırk hadisin şairler tarafından yazılmış olması, çok sayıda manzum kırk hadisin yazılmasına sebep olmuştur. Osmanlıda yazılmış birçok kırk hadis risalesi, kendi döneminin sosyal kültürel yapısına ışık tutmuştur. Dini-didaktik bir anlayışla kaleme alınan kırk hadisler, günlük hayatta Müslümanların problemlerine çözüm bulmayı, onlara dünya ve ahiret saadetinin yolunu göstermeyi amaçlamıştır.
Bu çalışmada, ulema, hekim siyasetçi ve şairler tarafından yazılmış on iki kırk hadis eserinin din eğitimi açısından incelemesi bulunmaktadır. Çalışmamızda yer alan kırk hadisler; tıp, siyaset, iman, ibadet, ahlak ve hayatın birçok konusuyla ilgili hadisleri kapsamaktadır.
Kerderli Mahmut b. Ali tarafından kaleme alınan “Nehcül Feradis”, Ali Şir Nevai’nin “Türcüme-i Hadis-i Erbain” adlı eseri, Mustafa Cemi tarafından tercümesi yapılan; Akkirmani ve Birgivi’nin “Şerhu’l Ehadisi’l Erbain”, Okçuzade Mehmet Şahi’nin “Ahsenü’l-Hadis”, adını verdiği eseri, Nabi’nin “Tercüme-i Hadis-i Erbain” adlı eseri, Ömer Ziyaeddin Dağistani’nin “Hadisi Erbain fi Hukuki Selatin”, isimli eseri, Münif’in “Tercüme-i Hadis-i Erbain” adlı eseri, Âşık Çelebi’nin “Şerhu Hadis-i Erbain” adlı eseri, İsmail Hakkı Bursevi’nin “Şerhu Hadis-i Erbain” adlı eseri, Ahmet Naim’in “Kırk Hadis” eseri, Miralay Hüseyin Remzi nin “Tıbb-i Nebevi” adlı eseri, Mustafa Taki Efendi tarafından Osmanlı Türkçesiyle kaleme aldığı “Kırk Hadis Yahut İlm-i Hal’i Siyasi ve İctimai” adlı eseri, Osmanlıda Türkçe yazılmış matbu olarak neşredilmiş kırk hadis eserleridir.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Atmosferik Tozun Uzaktan Algılama ile Belirlenmesi 23-24 Nisan 2019 Toz Taşınımı Olayı Örneği
Atmosferdeki kil ve silt boyutundaki malzemelerden oluşan toz parçacıkları iklim sisteminin bir bileşenidir ve atmosfer, kara yüzeyi ve okyanus arasındaki fiziksel ve biyojeokimyasal değişimlerde aktif rol oynarlar. Atmosferdeki toz miktarı nem, yağış, rüzgâr gibi iklim elemanlarına bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi antropojenik ya da iklim değişikliği tarafından tetiklenen arazi örtüsündeki değimlere bağlı olarak da oluşabilir. Tozlar, yeryüzünün enerji dengesini gelen güneş radyasyonunu saçarak ve absorbe ederek doğrudan; bulutların optik özelliklerini değiştirerek dolaylı olmak üzere iki farklı şekilde etkiler. Tozlar ayrıca, okyanus yaşamı için önemli bir besin olan demir içerir ve bu nedenle okyanuslara ulaştıklarında CO2 kullanan alglerin veya fitoplanktonların büyümesi için gübre görevi görürler.
Atmosferik tozlar klasik olarak meteoroloji istasyonlarında ölçülür. Ancak son yıllarda gelişen uzaktan algılama teknolojisi ile atmosferdeki tozların konsantrasyonları, boyutları konusunda dolaylı gözlemler elde edilebilmektedir.
Bu çalışma atmosferik tozların önemini, Türkiye’yi etkileyen kaynak sahaları ve uzaktan algılama ile nasıl belirlenebildiğini örnek bir çalışmayla anlatmaktadır. 23-24 Nisan 2019 tarihinde gerçekleşen toz taşınım olayı Türkiye’yi önemli ölçüde etkilemiştir. Bu kitapta söz konusu olayın uzaktan algılama ile belirlenmesi üzerinde durulmuştur.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Lozan’dan Günümüze Batı Trakya’da Türk Sivil Toplum Kuruluşları ve Faaliyetleri
Lozan Barış Antlaşması’nın ardından Yunanistan’a resmi azınlık statüsüyle bırakılan Batı Trakya Türkleri, kimliklerini, kültürel miraslarını ve toplumsal varlıklarını koruma mücadelesini sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sürdürmüştür. Bu mücadele, İskeçe Türk Birliği’nin kuruluşuyla başlamış ve zaman içinde kurulan diğer sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla günümüze kadar kararlılıkla devam etmiştir.
Dr. Murat Derin’in titiz saha araştırmalarıyla hazırladığı bu eser, Batı Trakya Türklerinin tarihsel mücadelesine ışık tutarken, Türk-Yunan ilişkilerinin bu süreç üzerindeki etkilerini derinlemesine analiz etmektedir. Hukuki girişimlerden uluslararası mahkeme kararlarına, toplumsal dayanışmadan kültürel mirasın korunmasına kadar uzanan bu öykü, bir azınlığın var olma mücadelesi kadar insan hakları ve evrensel direnişin de çarpıcı bir örneğini sunmaktadır.
“Lozan’dan Günümüze Batı Trakya’da Türk Sivil Toplum Kuruluşları ve Faaliyetleri,” yalnızca bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda bir toplumun kolektif hafızasını, direnişini ve umudunu gelecek nesillere taşıyan bir belge niteliğindedir. Akademik derinliği ve zengin içeriğiyle, okuyucusunu geçmişin izlerinden günümüzün sorunlarına uzanan bir düşünsel yolculuğa davet etmektedir.
Batı Trakya’nın derin tarihine tanıklık etmek ve bu azınlığın kimlik mücadelesine dair kapsamlı bir perspektif kazanmak isteyenler için bu eser, vazgeçilmez bir kaynak olacaktır.
₺535,00
KİTAP TANITIMI
Duygular Kitabı
Duygular insanın olduğu her yerde ve her anda davranış mekanizmasının önemli bir belirleyicisi durumundadır. Bu durum duygulara olan akademik ilgiyi artırmıştır. Ancak duyguların sebep, sonuç ve süreçlerini anlamak tek bir disiplinin araştırma sınırlarını aşmaktadır. Yirminci yüzyıl başlarından itibaren duygu araştırmaları çok boyutlu hale gelmiştir. Günümüzde farklı disiplinlerden çok sayıda araştırmacı duygular üzerinde çalışmaktadır. Bu bakımdan araştırma alanına “duygubilim” adı verilmesi önerilmektedir.
Son bir asırda duygular üzerinde yapılan araştırmalar önemli miktarda bilgi birikimi sağlamıştır. Herhangi bir diplinin bakış açısıyla yapılacak bir duygu araştırması, söz konusu bilgi birikiminden faydalanmalıdır. Duygular Kitabı, duygubilim araştırmalarında ihtiyaç duyulan devasa alanyazına açılan bir pencere olarak değerlendirilebilir. Kitap felsefe, fizyoloji, psikoloji, sosyoloji, sağlık ve örgütsel davranış gibi çeşitli disiplinlerde, duygularla ilgili kavram, kuram ve araştırmalardan elde edilen sonuçları bir araya toplamayı amaçlamıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Uluslararası Rejimler
Uluslararası rejim kavramı devletler arası iş birliği dinamiklerini incelemek ve çevre ve ticaret gibi farklı alanlarda uluslararası yönetişimi açıklamak amacıyla Uluslararası İlişkiler (Uİ) literatüründe 1970’lerden itibaren önemli bir yer tutmuştur. Teorisyenler uluslararası bir üst otoritenin olmadığı ve genellikle anarşik bir çatışma ortamı olarak algılanan ve tasvir edilen uluslararası ilişkilerde devletlerin neden ve nasıl belli ilke, norm ve kurallara dayalı olarak iş birliği yaptıkları ve bunun için hangi resmi ve gayrı resmi mekanizmaları kurduklarını uluslararası rejimleri analiz ederek anlamaya çalışmaktadırlar.
Uİ disiplininin temellerini teşkil eden teorik araştırmalar son dönemde ülkemizdeki akademik üretim süreci içerisinde de giderek daha fazla yer almaktadır. Ancak Türkçe akademik literatürde uluslararası rejim teorilerine ilişkin kapsamlı çalışma yok denecek kadar azdır. Bu kitap Türkçe Uİ literatürüne uluslararası rejimlere ilişkin kavramsal ve kuramsal bir genel giriş ile katkı yapmayı amaçlamaktadır. Kitap uluslararası rejim çalışmalarını Uİ disiplinine yön veren dört ana gelenek olan Neo-realizm, Neo-liberalizm, bilişselci gelenek ve Eleştirel Teori perspektiflerinden kuramsal bir incelemeye tabi tutmaktadır. Kitapta her bir teorik yaklaşım ampirik örnekler verilerek açıklanmaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’nin Beyin Göçü Politikaları
Beyin göçü sorunu, 1945 yılında İngiltere tarafından fark edilmiş, küreselleşmenin de etkisiyle 1960’lardan sonra hızla artınca ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler, itme ve çekme perspektifinden önemli beyin göçü politikaları üretmiştir. Türkiye ise 1933-1945 yıllarında Atatürk’ün vizyonuyla beyin göçü çekmek için Üniversite Reformları geliştirmiştir. İlerleyen süreçlerde beyin göçünün mağduru olmamak açısından 1960 yılından başlayarak Beş Yıllık Kalkınma Planlamaları kapsamında çekim merkezleri olarak kurduğu Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), Teknoparklar vb. cazibe merkezleri paralelinde, TÜBİTAK Tersine Beyin Göçü ve Yabancı Beyin Göçü çekmek için Turkuaz Kart gibi birtakım politikalar geliştirdiyse de etkili bir atak oluşturamamış, beyin göçü sorununu politik gündemine bir problem olarak almakta geç kalmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin beyin göçü politikalarını tarihsel olarak ortaya koyan bütünleşik, düzenli bir çalışma olmadığı gibi, elde edilen veriler, daha çok beyin sermayesinin kaybının incelenmesi gibi çalışmalar olarak öne çıkmaktadır.
Uluslararası literatür açısından bakıldığında ise bilgi ve dijital teknolojiyi kullanarak iyi bir iletişimle çok fonksiyonlu bir beyin göçü mantığı ve politikaların geliştirilmesi ve bu kavrama yeni bir boyut, beyin göçü yaklaşımlarına yeni bir analitik çözümlemeyle, yeni politikalar üretilmesi, ülkelerin beyin göçü politikaların da tarihsel derinliğinden kronolojik olarak süzülüp analiz edilmesi elzem gözükmektedir.
Bu Kitapta; öncelikle uluslararası beyin göçü politikaları ve Türkiye’den en çok beyin göçünü çeken ABD ve Almanya gibi ülkelerin beyin göçü politikaları incelenmekte, ABD Green Kart, Almanya (AB) Mavi Kart ve Türkiye’nin geliştirdiği Turkuaz Kart benzer özellikleri karşılaştırılmakta, beyin göçü politikası kavramsallaştırılmaktadır. Çalışmanın odağını oluşturan; “Türkiye’nin itme ve çekme perspektifinden geliştirdiği beyin göçü politikaları” ise Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlayarak, Türkiye’nin Erken Cumhuriyet dönemi (1923-1950) Türkiye’nin en etkili beyin göçü çekme politikalarından olan Üniversite Reformları, Beş Yıllık Kalkınma Planları (1960- 2022) kapsamında, son dönem TÜBİTAK 2232 ve Turkuaz Kart beyin göçü politikaları da dahil olmak üzere, tarihsel bir belge olması umuduyla dönemsel derinliğinden kronolojik olarak ortaya konulmakta ve bu politikaların Türkiye’nin beyin göçü üzerindeki etkileri güçlü, zayıf, fırsatlar ve tehditler çerçevesinden SWOT analizi ile değerlendirilmektedir.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
GELENEK VE KİMLİK İLİŞKİSİ
İnsanoğlunun XVIII. asrı idrak etmesi ile birlikte, geleneğin dünyasından ve onun yönlendirici otoritesinden kopartılarak veya kurtarılarak özgür bir dünyaya çekildiğinden bahsedilir ki bu dünyanın adı günümüzde “modern dünya” olarak nitelenmektedir. Bu manada modern dönemin başlaması ile geleneksel dönem sona erdirilmiş; son üç asır da gelenek ve modern dünyaların çekişmesine ve mücadelesine terk edilmiştir. Kabul ettiğimiz bir gerçektir ki, son üç asır bütün dünyada büyük değişimlerin yaşandığı asırlar olmuştur. Tarım toplumundan sanayi toplumuna, köyden şehir hayatına, imparatorluktan ulus-devlet sistemine, halktan millete, ülkeden vatan anlayışına, kuldan vatandaşa, emperyalizmden kapitalizme, oligarşiden cumhuriyete ve daha niceleri bu son üç asırlık süreçte cereyen etmişlerdir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki gelenek sınırlandırılamaz. En modern dönem bile insanın üretme geleneğinin ürünüdür.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
STRES, YÖNETİMİ VE FİNANSAL STRES
Stres, toplum içerisindeki tüm bireylerin yaşadığı ve kelime olarak sıkça kullandıkları psikolojik bir durumdur ve bireyin kendisi, çevresi ve çalışma alanındaki olaylar karşısında ortaya koyduğu tutum ve davranışlarına yön veren olgular olarak değerlendirmek mümkündür. Stres birey üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği gibi olumlu etkiler de oluşturan bir olgudur. Bu nedenle yaşamın bir vazgeçilmesi olarak kabul edilen stresin optimum bir düzeyde olması, bireyi fiziksel ve duygusal olarak motive edecek ve hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacaktır.
Stres yönetiminin en önemli koşul bireyin çevresini kontrol edebilmesidir. Bu kontrolde temel amaç; stres nedenlerini ortadan kaldırmak veya kontrol altına almak, stresin etkilerini ortadan kaldırmak ve bireyleri karşı karşıya kaldıkları stres faktörlerine karşı daha güçlü kılarak, dirençlerini artırmaktır. Böylece tamamen ortadan kaldırılması mümkün olamayan stres, birey üzerinde verimlilik, enerji ve atikliğe doğru olumlu bir güç oluşturmaktır. Diğer bir ifadeyle amaç, stresi tamamen ortadan kaldırmak değil, optimum bir düzeyde tutmaktır.
Bu çalışmada stres ve stres belirtilerinin neler olduğu ve stresin yönetilebilmesi için bireysel, örgütsel ve çevresel açıdan ne tür tutum, davranış ve aktivitelerin yapılması gerektiği hakkında yol gösterici bilgiler sunmaktadır. Ayrıca günümüzün en önemli sıkıntıları arasında yer alan gelir yetersizliği veya tasarruf yapamamanın bireyler üzerinde oluşturduğu finansal stres konusu hakkında da bilgi verilmiş ve akademisyenlerin finansal stres düzeyleri hakkında ampirik bir çalışma yapılarak ve sonuçları değerlendirilmiştir.
Stresle ilgili bilgi sahibi olmak isteyen okurlar ve birçok farklı alandan akademisyenin ilgisini çekerek literatüre önemli bir katkı sağla
₺210,00
KİTAP TANITIMI
SÜLEYMAN HÜSNÜ PAŞA MEBÂNİ’L-İNŞÂ (CİLD-İ SÂNİ)
19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nin için pek çok açıdan zorluklarla karşılaştığı, özellikle de askerî alanlarda yaşanan olumsuzlukların dikkat çektiği bir dönemdir. Süleyman Hüsnü Paşa bu zorlu dönemin hem tanığı hem de müdahil olması ile birlikte tarih, anı ve gramer gibi çeşitli konularda eser vermiştir. Kendisi çok çeşitli yönleri olan bir siyasetçi, asker hem de yazardır.
Bu kitaba konu olan eseri ise gramer alanında ilk sayılabilecek bir eser olan Mebâni’l İnşâ adlı eseridir. Eser 1871-1872 yılları arasında kaleme alınmıştır. Eserde Arap ve Fars edebiyatlarındaki belagat teorileri ile bilgilerin yanı sıra Fransız retorik kitaplarından da bilgiler alınması bu çalışmayı farklı bir boyuta taşımaktadır. Süleyman Hüsnü Paşa’nın kitabını yazarken Emile Lefranc’ın Literatür’ünden istifade etmesiyle, edebiyatımızın yönünü Batıya çevrilmesinde bir mihenk taşı olduğunu söylemek mümkündür.
Paşa’nın iki cilt halinde hazırladığı eserinin, ikinci cildinin ilk elli sayfasının Latin harflerine aktarımı yapılmış ve bu elli sayfanın matbu basımının örneği kitabın sonuna eklenerek araştırmacı ve okuyucuların beğenisine sunulmuştur.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Yönetim Biliminde Etkin ve Güncel Konular
Rekabetin, yeniliklerin, değişimin ve hatta dönüşümle birlikte gelen gelişimin, ileri düzeyde algılandığı günümüzde, yönetim bilimlerine ilgi giderek artmakta ve insanlar bu alandaki açıklarını kapatmak üzere çeşitli kanallardan yararlanma çabası içerisine girmektedirler. Yönetim kavramı ve alt başlıkları, akademisyenlerin yanı sıra, akademi dışındaki çevrelerin de her zaman ilgi duyduğu bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Ön lisans, lisans ve yüksek lisans programlarının yanında, kişisel gelişim eğitimlerinde veya iş dünyasına yönelik yayınlarda da en çok tercih edilen disiplini yönetim bilimleri oluşturmaktadır. Bugün hangi mesleği icra ediyorsa etsin kendisine katkı sağlamak isteyen kişiler, doğrudan yönetim bilimlerinin bir alanına dokunmaya çaba göstermektedirler.
Yönetim bilimleri denildiği zaman ilk akla gelen; stratejik yönetim, insan kaynakları yönetimi, finansal yönetim, yönetim organizasyon, örgütsel davranış veya pazarlama yönetimi gibi temel başlıklardan ziyade, daha alt alanlara indirgenmiş olan özel konuların bir arada irdelendiği yayınları ortaya koymanın okuyucuya bütünsel bir içerik sağladığı kanaatindeyiz.
Bu amaçla hazırlanan Yönetim Biliminde Etkin Ve Güncel Konular isimli, editörlü kitap içerisinde,Yönetim kavramını esas alarak; bilgi yönetimi, takım yönetimi, çatışma yönetimi, motivasyon yönetimi, değişim yönetimi, tedarik zinciri yönetimi, proje yönetimi, inovasyon yönetimi, marka yönetimi, müşteri ilişkileri yönetimi, sosyal medya yönetimi, ücret yönetimi konuları ele alınmıştır. Seçilmiş alt konuların tek bir kitapta derlenmesi adına yürütülen çalışmada, beş farklı üniversiteden, on bir akademisyenin katkısı yer almaktadır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’nin Jeopolitik Sorunları
Kuşkusuz Türkiye’nin bir deprem ülkesi olması ve enerji kısıtı bir yana bırakılacak olursa, pek çok jeopolitik üstünlüğünden bahsedilebilir. Coğrafi konumu, dört mevsimin yaşandığı ılıman iklimi, verimli toprakları, yeterli nüfus miktarı, dünya ortalamasının üzerindeki yüzölçümü, denizlere uzun kıyılarının bulunması, İstanbul ve Çanakkale boğazlarına sahip olması, yüksek tarım potansiyeli, turizm çekicilikleri, yüzyıllardır farklı medeniyetlerden sentezlenerek bugüne taşınan beşeri hafızası ve Batı Medeniyeti ile Doğu Medeniyetini, İslam dünyası ile Hristiyan dünyasını harmanlayan yapısı bunlar arasında sayılabilir. Kısaca Türkiye sıkça söylenildiği gibi dünyanın en değerli arsalarından birinin üzerinde inşa edilmiştir. Ancak sayılan bütün bu üstünlükler, aynı zamanda Türkiye’nin günümüzde yaşadığı önemli jeopolitik sorunların, ekonomik istikrarsızlıkların, güç odaklarının ilgi alanları ve hedeflerinin üzerinde olmasının da tetikleyicisi durumundadır.
Türkiye’nin de içinde sayıldığı Ortadoğu ise sınırları yapay, etnik yapıları farklı, çok zengin yeraltı kaynakları bölge dışındaki güçlü ülkeler tarafından denetlenmek istenen, insanının çıkarlarının fazlaca dikkate alınmadığı ve dünyanın dış müdahalelere en açık coğrafi bölgesi durumundadır. Daima sorun üreten ve gelecekte de üretme potansiyeli yüksek böyle bir bölgenin kıyısında yer alan Türkiye, elindeki muhteşem coğrafi ve jeopolitik üstünlükleri tutarlı, hassas ve akılcı yönetebilmelidir. Aksi durumda var olan jeopolitik üstünlükler, mevcut ve olası istikrarsızlıkların, taraf olunan krizlerin, jeopolitik sorunların temel nedeni halini alır. Başka kelimelerle Türkiye, bekası için yönetenleri ve yönetilenleri ile hep birlikte farkındalığı yüksek ve güçlü bir ülke olmak zorundadır.
Bu nedenle kaleme aldığımız bu kitap, başta üniversitelerimizin Coğrafya Bölümleri ile Eğitim Fakültelerinin çeşitli bölümlerinde okutulmakta olan “Siyasi Coğrafya”, “Siyasi Coğrafya ve Türkiye Jeopolitiği” gibi lisans derslerini alan gençler ile Coğrafya ve Sosyal Bilgiler Öğretmenleri için kaynak oluşturabilmek ve Cansu, Cem, Dilek, Doruk, Ege, Gökhan, İrem, Mert, Onur, Özlem, Pınar, Selahattin, Yağmur, Yalçın, Yazal ve Türkiye’nin geleceğine dokunacak olan nice gençlerin, ülkemizin zaten bildikleri coğrafi üstünlerinin yanı sıra güncel temel jeopolitik sorunları hakkında da fikir sahibi olmaları amacıyla, eleştirel ancak objektif bir bakış açısıyla geçmişe de göz atarak hazırlanmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Sinemada Irk Ayrımcılığı Tartışmaları
Irkçılık olgusu geçmişten günümüze insan hayatına yerleşen ve daima güncelliğini koruyan bir olgudur. Bu olgu insan hayatına kimi zaman gizli kimi zaman da açık ve şiddetli bir şekilde yansımaktadır. Toplumların bu olguya karşı çıkarmış oldukları yazılı ve sözlü koruyucu yasalar olmasına rağmen ırkçılık olgusu toplum yaşamını terk etmeyecek gibi görünmektedir. Sinema insan hayatının gerçekliğini geniş kitlelere beyaz perde aracılığıyla sunmaktadır. Sinemada ideolojik söylem ve temsiller oldukça fazla yer almaktadır. Bu kitapta Amerikan ve Türk sinemalarının ırkçılık olgusunu beyaz perdeye hangi unsurlar ve koşullar çerçevesinde yansıtıldığı belirlenmek istenmiştir. Irkçılık temsili diyaloglar, sembolik göstergeler ve karakter analizleri üzerinden göstergebilimsel analiz yöntemi ile analiz edilerek söylem analizi yöntemi ile de film içinde yer alan örneklemler desteklenmeye çalışılmıştır. Hem Amerikan hem de Türk sinemasında yer alan filmler amaçlı örneklem yöntemi ile seçilerek analiz edildi. Amerikan ve Türk sinemalarının, ırkçılık olgusunu etnik köken, ırksal farklılık, dinsel çeşitlilik ve bedensel farklılık bağlamında farklı şekillerde temsil etmektedirler. Özellikle de Amerikan sineması, Türk sinemasına nazaran ırkçılık olgusunu daha sert ve şiddetli göstergeler ile beyaz perdeye yansıtarak beyazların üstünlüğü olarak kabul edilen “üstün ırk” olgusunu temsil etmektedir.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Hakikate Şiddetin Soykütüğü
Hakikate yönelik şiddet, onun birileri tarafından adlandırılarak çarpıtılmasıyla gerçekleşir. Kadim zamanlardan beri metafizik kurgularla inşa edilen hakikat tasavvurları elbette hakikatin kendisi değildir.
Dr. Oğuz Düzgün’ün yazdığı Hakikate Şiddetin Soykütüğü adlı kitapta; Platon, Aristoteles, Fârâbî, Kant gibi tanınmış filozofların hakikat arayışlarına dair örnekler bulunmaktadır. Felsefe alanında yazılmış kitaptaki bu örnekler, aynı zamanda hakikate yönelik şiddetin farklı farklı durakları olarak da düşünülebilir.
Kyzikoslu Eunomius’un metafizik şiddeti önlemeye dönük faaliyetleri yanında Göbeklitepe gibi tarihi yapılardaki hakikat tasavvurlarına dair örnekler de kitabın özgün bölümlerini oluşturur.
Platon’un mağara istiaresinde gösterdiği gibi oluş ve bozuluşun hâkim olduğu bu doksalar dünyasında belki de hakikat hiçbir zaman bulunamayacaktır.
Ancak Kant’ın da Saf Aklın Eleştirisi’nin başında belirttiği gibi metafizik sorular hiçbir zaman yanıtlanamayacak olsalar da aklın doğasına ait oldukları için, o soruları terk etmek de hiçbir zaman mümkün olmayacaktır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Gastronominin Disiplinlerarası Yolculuğu
En basit tanımıyla “iyi yemek yemenin bilimi ve sanatı” olarak bilinen Gastronomi kavramı günümüzde güzel sanatlar, sosyal bilimler ve doğa bilimleri ile ilişkilendirilmektedir.
Tarih öncesi dönemlerde fizyolojik ihtiyaçları karşılayabilmek adına önem taşıyan yemek yeme eylemi zamanla keyif ve haz veren yönünü ortaya çıkararak bakış açısını da değiştirmeye başlamıştır.
Edebiyattan resime, heykelden sinemaya sanatın çok farklı alanları tarih boyunca mutfak ile kesişmiştir. Multidisipliner çalışma ekseninde dokuz bölümden oluşan bu eserde de sanat, siyaset, turizm, sinema, tarih ve işletme gibi konuların gastronomi ile ilişkisinin okuyucuya aktarılması amaçlanmıştır.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Finansal Yönetim
Meslek yüksekokulu öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan bu kitapta, finansal yönetimin temel konuları hakkında öğrencilere bilgi verilmesi amaçlanmıştır. İKMEB programına uygun olarak on beş bölüm halinde düzenlenen kitap, yalın anlatım biçimi çözümlü örnek problemleri ile öğrencilerin ilgisini çekecek niteliktedir. (Arka Kapak)
KİTAP TANITIMI
Yeni Başlayanlar İçin Güncel Gelişmeler Işığında Avrupa Birliği
Bu kitap, Avrupa Birliği’nin savaş sonrası umutlardan doğan hikâyesini, kurucu iradesini ve bugün ulaştığı çok katmanlı yapıyı yalın ama derinlikli bir dille anlatıyor. Genişleme sürecinin siyasi ve toplumsal anlamını, Yeşil Mutabakat’ın Avrupa’nın geleceğini nasıl yeniden şekillendirdiğini ve Ukrayna meselesinin Birliğin güvenlik ile dayanışma anlayışını nasıl dönüştürdüğünü ele alıyor. Avrupa Birliği’nin 2024–2029 dönemi öncelikleri ile 2026 yılı öncelikleri ışığında rekabetçilikten dijital dönüşüme, enerjiden savunmaya uzanan yeni yol haritasını gözler önüne seren bu çalışma, Avrupa Birliği’ni anlamak isteyen özellikle yeni başlayanlar için güncel ve bütüncül bir perspektif sunuyor.
₺320,00
KİTAP TANITIMI
İŞ VE YAŞAM DENGESİ
İş dünyasının dinamik koşullarına ayak uyduran işletmeler, rekabet avantajı elde etmek için, çalışma koşullarını ağırlaştırmakta ve bu durum çalışanlar açısından iş yaşam dengesinin bozulmasına neden olmaktadır. Günümüzde, bu çalışma koşulları altında dengenin sağlanması oldukça zordur. Diğer yandan, iş yaşam dengesinin sağlanmasının bireyler ve örgütler açısından olduğu kadar toplum açısından da önemi büyüktür. Mutsuz kişilerden oluşan toplumlarda, verimlilik gibi kavramlardan söz etmek mümkün değildir. Kişilerin yaşamındaki çatışma arttıkça hem işlerinde verimsizlik hem de iş dışındaki hayatlarında mutsuzluk ve doyumsuzluk gibi olumsuz durumlar meydana gelebilmektedir. Bu nedenle, işletmelerin çalışanlarının iş ve yaşam faaliyetlerini daha etkin yöneterek, iş ile ilgili tutum ve davranışlarında olumlu sonuçlar almayı hedeflemesi, çalışan performansına, verimliliğine, iş tatmin düzeyine ve bağlılığına pozitif yönde katkı sağlaması gerekmektedir. Bu kitapta, iş yaşam dengesi konusu detaylı biçimde ele alınarak, sağlık sektörü çalışanlarına yönelik, iş-aile ve aile-iş çatışmasını etkileyen faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Georgi Pulevski’nin Makedonca-Arnavutça-Türkçe Sözlüğü
Georgi Pulevski’nin “Тријазичник (Triyaziçnik)” üç dilli Makedonca-Arnavutça-Türkçe eseri her ne kadar bir sözlük olarak anılsa da aslında farklı konuları öğretmeyi amaçlayan bir ders kitabı özelliği taşımaktadır. Dönemin Osmanlı Devleti sınırları içinde yer alan Makedonya topraklarında farklı etnik grupların iç içe yaşadığı şehirlerde Arnavutça, Makedonca ve Türkçe üç dilli eğitimin yapıldığı okullarda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Sadece Makedonya’da değil aynı zamanda bugün Bulgaristan, Yunanistan, Kosova, Sırbistan sınırları içinde kalan pek çok şehirde eserin okunduğunu anlıyoruz. Pulevski’nin eseri sadece öğrenciler ve öğretmenler tarafından okunmamış, hancı, din adamı, yoğurtçu, itfaiyeci, saatçı, semerci, çiftçi, fırıncı, çilingir, kahveci gibi çok farklı meslek grupları tarafından da rağbet görmüştür.
Eserin girişinde dönemin Padişahı Sultan Abdülaziz’e övgü ve ithaf ile başlayıp şu satırlara yer verilmiştir: “Ћереметд-љи Мућереметд-љи Дадери Ељиф Шанл-; Султан Абдул Азис Азамет Ефенд-м-з” (Ḱeremetd-ĺi Muḱeremetd-ĺi Daderi Eĺif Şanl- Sultan Abdul Azis Azamet Efend-m-z) “Bağış sahibi, dost ve kardeşimiz büyük, ulu sultanımız Abdülaziz Efendimiz. Padişahımız Sultan Abdülaziz, bizim gibi insanlara kendi ana lisanını ve diğer lisanları öğrenmek ve öğretmek için fırsat verdi; Allah ona uzun ömürler versin, devleti ve padişahlığı daim olsun. Onun sayesinde bizler yabancı lisanları rahatça öğrenebiliyoruz.”
Eserde dinî konular, coğrafya, botanik, madenler, bitkiler, canlılar, diller, devlet yönetimi, mektup yazımı, alfabeler vb. gibi çok farklı konular hakkında bilgiler verilmiştir. Metnin akışı genellikle soru cevap şeklinde ilerlemiştir.
Hazırladığımız Тријазичник (Triyaziçnik) üç dilli Makedonca-Arnavutça-Türkçe sözlüğün, Türkoloji çalışmaları ve Osmanlı Dönemi eğitim-öğretim inceleme faaliyetleri açısından faydalı bir kaynak olacağını umuyoruz.
₺740,00
KİTAP TANITIMI
LECTURES ON RUSSIAN LITERATURE: PUSHKIN, GOGOL, TURGENEF, TOLSTOY
THE translations given in this volume, with the exception of the stormscene from Tolstoy in the First Lecture, are my own. The reader will please bear in mind that these Lectures, printed here exactly as delivered, were written with a view to addressing the ear as well as the eye, otherwise the book would have been entirely different from what it now is. When delivering the Sixth Lecture, I read extracts from Tolstoy’s “My Religion” and “What to Do,” illustrating every position of his I there commend; but for reasons it is needless to state, I omit them in the book. I can only hope that the reader will all the more readily go to the books themselves.
- P. GRAFTON, MASS., 1 July, 1889.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Aragon Krallığı
Orta Çağ, krallıklar arasındaki mücadelelerin ve diplomatik stratejilerin yoğunlaştığı kritik bir dönem olarak kabul edilir. Bu önemli dönemde, İberya Yarımadası’nın ve Batı Akdeniz’in siyasi sahnesini şekillendirebilecek bir figür olarak I. Jaime, Aragon Krallığı tahtına çıktı. “Aragon Krallığı – I. Jaime Dönemi İberya ve Batı Akdeniz Politikası” isimli bu kitap, I. Jaime’nin krallığı döneminde gerçekleşen olayları ve onun politikalarını detaylı bir şekilde incelemektedir. Kitap, I. Jaime’nin tahta çıkmasının ardından Aragon Krallığı’nın sınırlarını genişletme çabalarını, çevresindeki krallıklarla olan ilişkilerini ve Batı Akdeniz’deki denizaşırı topraklarla olan bağlantılarını analiz etmektedir. Bu bağlamda, kitap Orta Çağ İspanya tarihine ilgi duyan akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler için önemli bir araştırma eseri olup, I. Jaime liderliğindeki Aragon Krallığı’nın bölgesel ve uluslararası siyasi etkilerini daha derinlemesine anlamak isteyenlere zengin bir bakış sunmaktadır.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
ADLİ GÖRÜŞME: AMAÇ, YÖNTEM VE TEKNİKLER
Bireyler ceza mahkemelerinde bir suçun mağduru veya tanığı olma ya da suç işleme/suça sürüklenme; hukuk mahkemelerinde velayet, vesayet, şahsi ilişki veya evlat edinmenin değerlendirilmesi gibi birçok nedenden dolayı doğrudan veya dolaylı olarak adli sisteme girebilmektedir. Bireyi adli sürece dahil eden olay ve deneyimler çoğunlukla travmatik nitelikte olup, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığına kalıcı biçimde zarar verici etkilere sahiptir. Bu nedenle, yetkin uzmanlar tarafından olayın niteliği ve bireye içkin özellikler dikkate alınarak hassas ve özenli bir şekilde yürütülen kaliteli bir adli görüşme hem adaletin tesisi hem de adli sistem içerisindeki bireylerin ikincil örselenmelerinin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Adli sistem içerisinde farklı disiplinlerden (Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık, Sosyal Hizmet) gelen adli sistem uzmanları, suça sürüklenen, mağdur veya tanık çocuklar; şiddet mağduru kadınlar ve yaşlılar gibi diğer kırılgan gruplar; boşanmış veya boşanma aşamasındaki çiftler ve çocukları gibi pek çok farklı sebeple adli sürece dahil olmuş bireylere yönelik farklı hizmetler sunmaktadır.
Bu kitapta, Adalet Bakanlığı bünyesinde mahkemelere hizmet vermekte olan psikolog, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanlarının gerçekleştirdikleri adli görüşme uygulamalarına yer verilmiştir. Bu kapsamda, adli görüşmelerin amacı, kapsamı, teknikleri ayrı ayrı ele alınmış; ayrıca en çok karşılaşılan kırılgan gruplar (çocuklar, kadınlar, mülteciler ve yaşlılar) ile adli görüşme tekniklerine yönelik temel bilgiler ve uygulamada kullanılabilecek pratik teknikler sunulmuştur. Bu kitap, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Sosyal Hizmet Bölümleri mezunları ile adli alanla ilgilenen meslek elemanları ve uygulayıcılar için rehber niteliğindedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Yitik Bir Devrime Ağıt
Bu kitap, Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısal ve ideolojik inşa döneminin şahit ve aktörlerinden olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun söz konusu tarihsel sürece bakışını sergilediği Panorama romanı üzerine bir eleştirel söylem analizi gerçekleştirmeye odaklanıyor. Uygulanan yaklaşım eleştirel teori perspektifiyle şekilleniyor ve romanın programatik anlamda ideoloji metni olarak okunması çalışmanın ana eksenini belirliyor. Önce teorik düzlemde ideoloji kavramına yoğunlaşılırken, daha sonra romanın söylemi ideolojisinin plan, uygulanış ve algılanış boyutlarıyla çözümleniyor. Bu doğrultuda, karakteri itibariyle bir ‘ağıt’ olarak tanımlanan söylem üzerinden romana ve kapsadığı dönemi görüş-sunuş biçimine dair yeni bir okumaya ulaşmak hedefleniyor ki bu da elinizdeki kitabın, aslında kendi çözümlemesini de tartışmaya açan bir söylem halinde inşa edildiği anlamına geliyor.
Yakup Kadri’nin Panorama‘sını Cumhuriyet’in kuruluş ideolojisinin umutları, hayal kırıklıkları ve kırılmalarının izini sürerek okuyan bu çalışma, yalnızca romanı değil, onu nasıl okuduğumuzu da sorgulamaya çağırıyor.
₺320,00
KİTAP TANITIMI
AYDINOĞULLARI TARİHİ ÜZERİNE YAZILAR
XIV. yüzyılın başından itibaren Batı Anadolu kıyılarında bir buçuk asra yakın bir süre hakim olan ve Anadolu’nun Türkleşme sürecinin tamamlandığı Beylikler döneminin göze çarpan beylikleri arasında yer alan Aydınoğulları Beyliği, özellikle ilmi ve kültürel faaliyetleri ile dikkat çekmektedirler. Türkçe’ye büyük önem veren bu sayede de pek çok değerli eserin Türkçe’ye çevrilmesine zemin hazırlayan Aydınoğulları pek çok mimari yapı ile Batı Anadolu kıyılarında bugün adlarını yaşatan bir şehir ile köklü kültürü miras bırakmışlardır.
₺210,00