KİTAPLAR
EN YENİLER
-

Soğuk Savaş Sonrası Türkiyenin Balkanlar Üzerindeki Etkisi
₺275,00 -

Solaklı Çayı Havzası’nın (Trabzon) Uygulamalı Jeomorfolojisi
₺390,00 -

Somut Olmayan Kültürel Miras ve Turizm
₺650,00 -

Sosyal Beceri Eğitiminin Gençlerin Sosyal Beceri Seviyelerine Etkisi
₺275,00 -

SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİMİNDE İŞBİRLİKLİ ÖĞRENME, ÖĞRENME STİLLERİ, AKADEMİK BAŞARI VE CİNSİYET İLİŞKİLERİ
₺275,00 -

Sosyal Bilimler Çerçevesinde Bağimsizlik ve Yeniden Kuruluş
₺390,00 -

Sosyal Bilimler Çerçevesinde Güncel Araştırmalar
₺975,00 -

Sosyal Bilimler Perspektifinden Salgın Hastalıklar ve Toplumsal Dönüşüm
₺520,00 -

Sosyal Bilimlerde Güncel Araştırmalar
₺405,00 -

Sosyal Dönüşümün Yüzleri
₺275,00 -

Sosyal Eleştiri Kuramı Olarak Kesişimsellik Ve Afro-Amerikan Kadın Yazını: Irk, Sınıf ve Cinsiyet
₺380,00 -

SOSYAL HİZMET Giriş-Tarihçe-Uygulamalar
₺750,00 -

Sosyal Hizmet Kavram ve Uygulamalar
₺420,00 -

Sosyal Hizmet Yazıları
₺275,00 -

Sosyal İnşacılık Perspektifinden Teorik ve Uygulamalı Bilimsel İncelemeler
₺275,00 -

Sosyal Medya Mecralarında Sosyoloji
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Arthur Schnitzler Öykülerinde Ölüm Olgusu: Modern İnsanın Ölüm Korkusu
Edebiyat, salt hikâye anlatımı mıdır, insana ve yaşama dair bir bilgi kaynağı mıdır? İnsana ve yaşama dair konular, kaleme alındıkları dönem ve mekanlarla sınırlı mıdır, insanlığın ortak belleğinin zaman ve mekândan bağımsız var olmayı sürdüren ürünleri midir?
Bilincin derinlikleri, içgüdüler, insanın korkuları, varoluş sorunları, yaşam ve ölüm diyalektiği yüz yıllardır insanlığın bir kenara bırakamadığı konulardır. Arthur Schnitzler, bunları ustalıkla ele almış Avusturyalı bir yazardır. Sigmund Freud’un “benim uzun çalışmalar sonucu elde ettiğim bilgileri siz gözlem yeteneğinizle tespit ediyorsunuz” diyerek tebrik ettiği Schnitzler’in öykülerinin büyük bir kısmı ölüm olgusunu konu etmektedir. Ancak, yazar ölümün kendisini değil, ölüm olgusunun 19. yüzyıl modern bireyin üzerindeki etkisini ele almıştır. Böylece varoluş sorunu çerçevesinde ele aldığı ölüm korkusu, “geçicilik kaygısı-yaşama arzusu” ekseninde işlenmiştir.
Yazarın Avusturya’da Modern Dönem ve yüzyıl geçişinde öne çıkan “benlik” algısı ve varoluş sorununu işlediği öykülerinden Andreas Thameyers letzter Brief, Der Andere – Aus dem Tagebuch eines Hinterbliebenen, Der Sohn – Aus den Papieren eines Arztes, Der Mörder, Der Tod des Junggesellen ve Die Toten schweigen ayrıntılı olarak incelenmiş, motif ve ölüm türleri bölümlerinde Sterben, der grüne Kakadu, Paracelsus, Anatol adlı eserleri de ele alınmıştır. Ayrıca, konu bağlamında, yazarın yaşamı ve günlüklerinden “varoluş sorununa” ilişkin bilgilerin de ele alındığı bu çalışma, Schnitzler ve eserlerinde ölüm motifi konusunda kapsamlı bir analiz sunmaktadır.
İçinde bulunduğumuz dönem de bizlerin “yüzyıl geçişi” ve modern dönemidir. Bu çalışmayı, insana dair temel olguların zaman ve mekândan bağımsız olduğunu hatırlayarak okumak, günümüz hız çağındaki ‘birey’in durumuna da ışık tutacaktır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Moderniteyi İslamlaştırma Projesi
Moderniteyi İslamlaştırma Projesi, çağımızda İslam ve modernitenin birbirleriyle nasıl etkileşebileceğine dair kapsamlı ve detaylı bir inceleme sunmaktadır. Bu çalışma, modern dünyanın getirdiği zorluklara İslam dünyasının nasıl yanıt verebileceğini ve modernitenin İslami bir bakış açısıyla nasıl yeniden şekillendirilebileceğini ele alıyor. Fasın özgün durumu üzerinden yapılan ayrıntılı analiz ile, bölgesel özelliklerin ve tarih boyunca gelişen unsurların bu süreçte oynadığı önemli roller incelenmektedir. Bu eser, geleneksel İslami değerler ile günümüz dünyasının getirdiği gereklilikler arasında nasıl bir denge kurulabileceğini araştırarak, Müslüman toplulukların karşı karşıya kaldığı meydan okumaları ve bu zorluklara karşı geliştirilen yenilikçi çözüm yollarını kapsamlı bir şekilde değerlendiriyor. Böylece, İslamın moderniteyle nasıl bir arada olabileceğine dair bir bakış açısı sunulmaktadır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Türk Cumhuriyetleri
Bağımsızlığının 30. yılını kutlama sürecindeki Türk Cumhuriyetleri Kafkasya, Hazar ve Orta Asya’nın çevre ülkeleri olarak 1991’de Sovyetler’in dağılmasıyla siyasi ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Soğuk Savaş sonrasında bağımsızlıklarını kazanan Türk devletleri bu geçiş sürecinde bir yandan liberal demokratik bir siyasal sistem kurmak ister iken diğer yandan ulusal ölçekte kendine yeten, serbest piyasa ekonomisine geçiş yaparak uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmeyi amaçlamışlardır. Türk Cumhuriyetleri merkeze bağımlı federal bir siyasal sistemden özerk bir millî devlet yapısı inşasına yönelmiştir. Bu süreçte, Türk Cumhuriyetleri’nde post-kolonyal ülkelerinde görülen siyasi, ekonomik, sivil ve askeri trajedi ve çatışmalar da yaşanmıştır (Çeçenistan, Karabağ, Kırgızistan, Tacikistan). Türk Cumhuriyetleri açık deniz ve uluslararası pazarlara doğrudan ulaşma imkânlarının çok kısıtlı olmasından dolayı uluslararası dünya sistemiyle bütünüyle entegre olma ve siyasal egemenlik haklarından tam olarak yararlanamamışlardır. Bu sebeple Rusya, Çin, Ermenistan ve İran gibi bölgesel hegemonik ülkelerin siyasi, mali ve askeri etkisini dengelemekte güçlük yaşamışlardır. Bölgedeki Türk devletleri sahip oldukları zengin doğal kaynakları, jeopolitik kısıtlılık, karşıt bölgesel hegemonik güçlerin baskısından dolayı da ABD, AB, Hindistan, Pakistan, İsrail ve Türkiye gibi ülkelerin de sınırlı siyasi, ekonomik ve askeri desteklerini alabilmişlerdir. Bu devletler ulusal devlet, uluslararasılaşma, bölgeselleşme ve küreselleşme süreçlerini aynı anda yürütmek zorunda kalmalarından dolayı yapısal çelişkilerle karşılaşmışlardır. Rusya, Avrasya coğrafyasında çevre ülkesi olan bu ülkelerin ABD, AB ve NATO gibi küresel hegemonik güvenlik ve ekonomik merkezli kurumlarının üyesi olmalarını engellemek istemiştir. Rusya, Putin ile dış politikasında Avrasya politikasına yönelerek-eski SSCB- yakın çevre ülkeleriyle BDT, Kollektif Güvenlik Örgütü, Hazar İş birliği Örgütü ve Avrasya Ekonomik Birliği’ni kurmuştur. Küresel hegemonik dengeleme için de Çin ile Şanghay İş birliği Örgütü’ne Türk Cumhuriyetleri de üye yapılarak Avrasyacılık stratejisi uygulamaktadır. Merkezi Asya’nın Türk Cumhuriyetleri; Türkiye ile Türk Konseyi gibi benzeri ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel ilişkilerini Türk devletler sistemini, Türk devletler toplumunun dayanışmasını güçlendirmek için iş birliğini sürdürmektedirler. Türk devletleri kavşak-geçiş ülkesi olarak Avrasya’da farklı bölgesel ekonomik, siyasi ve güvenlik iş birliği örgütlerinin üyesi olarak bölgesel ve küresel güçlerin çıkarlarını dengelemeye çalışmaktadırlar. Bu bağlamda fonksiyonel bir bölgesel alt sistemin oluşmasını istemektedirler. Altyapı yatırımlarıyla eski ipek yolu coğrafyasının transit hava, otoban, demiryolu ve gemi taşımacılığı ile mal-hizmet ve insan seyahatinin sağlanması Türk devletleri uluslararası sistemle bütünleşmiş olmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla Türk devletleri, Kafkasya ve Orta Asya bölgesinde doğu-batı ve kuzey-güney ulaşım koridoru ile ekonomik derinlikli çok bölgeli hinterlandında jeopolitik derinliğinden yararlanarak barışçıl bir düzen oluşumuna katkı yapmış olacaktır.
₺975,00
KİTAP TANITIMI
Karçal Dağları’nın Buzul Jeomorfolojisi ve 36Cl Kozmojenik Jeokronolojisi
Kitabın ana araştırma konularını; Anadolu’nun kuzeydoğusunda Küçük Kafkaslar (4090 m) üzerinde yer alan Karçal Dağlarındaki (3431 m) buzul jeomorfolojisinin gelişimi ve jeokronolojisi oluşturmaktadır.
Çalışma; jeomorfolojik gözlem, arazi ölçümleri ve laboratuvar analizlerine dayanmaktadır. Jeomorfolojik gözlemler neticesinde birimler tespit edilmiş ve morenler ile fosil kaya buzulları üzerinden alınan örneklere kozmojenik tarihlendirme uygulanmıştır. Belirli bir plan çerçevesinde yürütülen çalışma, altı bölümden oluşmaktadır. Giriş olarak belirlenen çalışmanın ilk bölümünde araştırma alanının yeri ve sınırları ile araştırmanın amacı ve yöntemi ortaya konulmuştur. Bu bölümde ayrıca önceki çalışmalar ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde alanın fiziki coğrafya özellikleri üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda topografya özellikleri, jeolojik yapı, iklim özellikleri ve hidrografya durumu analiz edilmiştir. Buzul jeomorfolojisi özelliklerinin belirtildiği üçüncü bölümde Karçal Dağları; Karçal Dağı, Ziyaret Dağı ve Büyükmera Dağı olmak üzere üç grupta değerlendirilmiştir. Bu gruplar kendi içlerinde ünitelere, üniteler ise buzul vadilerine ayrılarak sistematik yapı kazandırılmıştır. Çalışma ile alanda 7 ünite ve 26 buzul vadisi tespit edilerek ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca güncel buzullara da değinilmiştir. Alanın periglasyal jeomorfoloji özellikleri çalışmanın dördüncü bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde de alanda tespiti yapılan kaya buzulları, nivasyon sirkleri, girland taraçaları ve şeritli topraklar incelenmiştir. Buzullaşmanın evriminin nicel verilerle ortaya konulduğu kozmojenik tarihlendirme ve paleoiklim beşinci bölümü meydana getirmektedir. Bölüm içerisinde kozmojenik tarihlendirme yönteminin uygulanma aşamaları, kozmojenik tarihlendirme sonuçları ve paleoiklim değerlendirmeleri belirtilmiştir. Paleoiklim değerlendirmelerinde Karçal Dağlarındaki buzulların geriye doğru çekilme aşamaları ve eski iklim koşulları irdelenmiştir. Çalışmanın altıncı ve son bölümü olan tartışma ve sonuçlar kısmında ise yapılan tüm analizler ve tespitler birlikte değerlendirilmiştir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
TÜRKİYE’DE EKSTREM KURAK VE NEMLİ DÖNEMLER (1951-2018)
Son yıllarda iklimde önemli değişmelerin meydana geldiği, birçok araştırmada vurgulanan bir durumdur. Bu değişmeler sonucunda, Türkiye ikliminde ekstrem olayların sıklığının arttığı görülmektedir. Türkiye ikliminde artan ekstrem dönem sıklığı, aynı zamanda afetlerin de daha sık yaşanmasına sebep olmaktadır.
Bu bağlamda hangi yıl, hangi mevsim ve hangi alanlarda ekstrem kuraklık ya da nemlilik frekansı, eğilimi ve şiddeti artmaktadır sorusunun cevabı oldukça önem kazanmaktadır.
Bu araştırmada, Türkiye’den seçilen 46 meteoroloji istasyonunda, 1951-2018 yılları arasında, meydana gelen ekstrem kurak ve nemli dönemlerin mevsimsel dağılışı analiz edilmiştir. Aynı zamanda, 1951-1984 yılları arasındaki 34 yıllık periyot ile 1985-2018 yılları arasındaki dilimde meydana gelen ekstrem kuraklık ve nemlilik frekansı ayrı bir şekilde incelenmiştir. Böylelikle, iklim değişikliğinin gün yüzüne çıktığı son 30 yıllık dönemde, Türkiye’de ekstrem kuraklık ve nemlilik olayı artmış mıdır sorusunun cevabı ortaya konulmuştur.
Araştırmada, Türkiye’nin belli dönemlerinde ve bazı alanlarında, ekstrem iklim koşullarının frekansının dikkat çektiği görülmüştür. Araştırmada seçilen istasyonların, %67’sinin ikliminde ekstrem kurak ve nemli dönemlerin son yıllarda (1985-2018) belirgin bir şekilde arttığı görülmüştür. Bunun yanı sıra Türkiye’nin önemli bir kısmı, kış dönemi ekstrem kuraklık frekansının fazla olması ile dikkat çekmektedir. Son olarak, Denizli ve Mersin 1951-2018 arasındaki 68 yıllık dönemde toplam ekstrem kuraklık ve nemlilik frekansının en fazla olduğu istasyonlardır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Sınıf Yönetimi
Bazı devletler korkunç buhranlar geçirirler ve ya büsbütün mahvolurlar. Ülkelerin dağılması veya milletlerin düzgün ve dengeli bir hayat yaşaması sadece devlet için çalışan bakanlara, krallara veya milletvekillerine bağlı değildir. Bunlar her vatandaşı ilgilendiren meselelerdir. Erkek ya da bayan, yaşlı ya da genç, şehirli ya da köylü; kas gücüyle veya beyin gücüyle çalışsın, herkes hep bu meseleleri düşünmelidir.
Bir devletin güçlü ya da zayıf olması, milletlerin yükselmesi ya da gerilemesi sadece devleti yönetenin adil veya işe yaramaz olmasına bağlı değildir. Her yönetici, kim olursa olsun – ister iyi ister kötü, kahraman ya da cani – onlar her zaman kendi milletlerinin birer aynasıdır. Onlar, halkın ruhunun kopyasıdır. Halk nasılsa onlar da öyledir. Eskiden beri hep şöyle söylenmiştir: Her millet layık olduğu yönetim ve yöneticilere sahip olur.
KİTAP TANITIMI
Bir Hanımın Defteri
Peyam-ı Edebî’de tefrika edildikten sonra üç defa basılan Bir Hanımın Defteri, Ali Ulvi imzası taşısa da bu isim tartışmaya açıktır. Birden fazla baskısının olması eserin ilgi gördüğü şeklinde yorumlanabilir fakat Bir Hanımın Defteri, şöhretli bir yazarın gizli kalmış yapıtı olmadığı gibi devri için orijinal sayılabilecek özellikler barındıran, unutulmuş bir şaheser de değildir. Kadın okuyuculara yönelik doğrudan bir nasihat ve ibret yaratmak amacıyla devrinin değişen sosyal yaşantısını eleştirmek için yazıldığı açıktır.
Buna rağmen Bir Hanımın Defteri, yazarının kimliğini tartışmaya açmak ve bazı yanlışları düzeltmek açısından önemli bir metin olduğu gibi hikâyenin geçtiği yılların gündelik hayatı ve kadın yaşantısı hakkında detayları içinde saklar.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
KARAYOLU YÜK TAŞIMACILIK SİGORTALARI VE KULLANIMI
Karayolu taşımacılık sektöründe kazalar ve diğer riskler sebebi ile sigortanın büyük bir önemi vardır. Karayolu taşımacılığı, eşyanın taşımacıya teslim edildiği yerden varış noktasına karayolu alt yapısı kullanılarak yapılan taşıma şeklidir. Bu kitap Türkiyede karayolu lojistik ve sigorta sektörlerini sentezleyerek; bu konudaki boşluğu dolduran önemli bir akademik araştırmadır. Yazarın sigorta sektöründeki bilgi birikimi ve tecrübelerini aktararak hazırladığı Karayolu Yük Taşımacılık Sigortaları ve Kullanımı Üzerine Bir Araştırma kitabı konuyla ilgilenen her kesimin dikkatle okuması gereken bir çalışmadır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Beden İmgesi Esnekliğini Geliştirmeye Yönelik Grup Psikoeğitimi
Bedenimizle ilgili duyduğumuz rahatsızlıklar yaşamımıza anlam katacak yolda yürümemize engel teşkil etmekte midir? Eğer cevap evet ise, beden imgesi esnekliğimizin düşük olduğu kanısına varabiliriz. Bu kitap, bireylerin bedenleriyle ilgili rahatsızlıklarının onların yaşam anlamları önünde daha fazla engel teşkil etmemesi için geliştirilen bir grup psikoeğitim programını içermektedir. Kitapta sunulan psikoeğitim programının genç yetişkin bireylerin beden imgesi esnekliğini artırmada etkili olduğu deneysel çalışma ile ortaya konulmuştur. Sırf yüzünün çirkin olduğunu düşündüğü için arkadaşlarıyla daha az görüşen, oysa arkadaş ilişkilerine çok önem veren; her zaman “fit” olmak zorunda olduğu için çok uzun saatlerini spor salonunda geçirerek ilgi duyduğu geometri alanıyla ilgili çalışmalarını yürütemeyen; vücudundan memnun olmadığı için sunum yapmaktan sürekli olarak kaçınan ve çok sevdiği “öğretme, paylaşma” deneyimlerinden kendini mahrum eden; vücudundaki yara izinden rahatsız olduğu için denize girmekten kaçınan ve eğlencesine kısıtlama koyan genç yetişkinlere yardımcı olabilmek umudu taşınarak geliştirilen bu psikoeğitim programı, ruh sağlığı alanında uygulayıcıların doğrudan yararlanabileceği bir içerik sunmaktadır. Genç yetişkinler de kitabı bir kendine yardım kaynağı olarak kullanabilirler.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
YENİ DÖNEM PAZARLAMA İLETİŞİMİ YAKLAŞIMLARI
Twenty Century Fox’un Başkanı Daryik F. Zanuck’un, 1944 yılında, “televizyon en geç altı ay içinde piyasadan silinecektir; insanlar her akşam böyle bir kutuya bakmak istemez”; görüşünü belirtmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, pazarlama iletişimi de değişim göstermiştir. Değişimin etkilerinin hızla görüldüğü bu yeni dönemde işletmeler için hedef kitleyle iletişimde geleneksel pazarlama iletişim yaklaşımlarıyla birlikte alternatif yaklaşımları ele almak ve yeni yaklaşımlardan yararlanmak önemlidir. Bu kapsamda hazırlanan bu eser, İstanbul Ticaret Üniversitesi farklı bölümlerindeki lisansüstü düzeyi öğrencilerinin kendilerine verilen konular ışığında editörlüğümde hazırlamış oldukları çalışmanın bir ürünüdür. Çalışma içeriğinde, mobil pazarlama, reklamoyun (advergame), gerilla ve viral pazarlama, showrooming ve webrooming, içsel markalaşma ve iletişim, reklam çekicilikleri, fenomen pazarlama iletişimi, ürün yerleştirme, yeni medya araçlarında içerik pazarlama, kurumsal imaj ve itibar yönetimi ve siyasal pazarlama iletişimi gibi yeni dönem alternatif pazarlama iletişim yaklaşımları bölüm başlıkları yer almaktadır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’de Yeniden Çeviribilim
Yeniden çeviri kavramı, günümüzde çeviri piyasası dinamiklerini hem şekillendiren hem de bu dinamiklerden etkilenen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Türk edebi dizgesinde özellikle 2010’lu yıllardan itibaren yeniden çevirilerin sayısında görülen artış, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturuyor.
Modernist edebiyatın yeniden çevirilerine odaklandığımız bu çalışma, yeniden çevirilerin ürün ve süreç olarak ayrı ayrı değerlendirmesini içeriyor. Bu değerlendirme sonucunda, yeniden çeviri araştırmalarının dayandırıldığı yeniden çeviri hipotezinin günümüz dinamiklerini açıklamadaki yetersizliğinden yola çıkarak, yeniden çevirilerin güncel durumunu açıklamak üzere alternatif bir yeniden çeviri hipotezi ileri sürüyoruz.
Yeniden çeviribilimi, bağımsız bir alan olarak düşünürken, Türkiye’nin bir “yeniden çeviri cennetine” dönüşümünü de mercek altına alan bu çalışma, yeniden çeviriye hem kuramsal hem de uygulamaya yönelik farklı kapılar aralıyor.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Din Sosyolojisinin Tarihsel Serüveni
Din Soyolojisi’nin tarihsel serüvenini anlatan bu kitapta İbn-i Haldun ve Katip Çelebi’den Naima’ya, Ferdinand Tönnies’ten Durkheim’a, Karl Marx’tan Max Weber’e, Wright Mills’den Jean Baudrillard’a, Karel Dobbelare’den Micheal Foucault’ya, Eleştirel Kuram’dan İmmanuel Wallerstein’a, Norbet Elias’tan Peter Berger ve Thomas Luckmann’a ve hatta Ziya Gökalp’e kadar sosyolojinin hemen bütün zihinsel kilometre taşlarına yer verilmeye çalışıldı. Katkısı olan ve ricamızı kırmayarak bölüm yazan tüm bilim dostlarımıza teşekkürü bir borç biliyoruz. Umarız zevkle okunur ve müstefit olunur.
₺750,00
KİTAP TANITIMI
İNOVASYON VE PAZARLAMA
İnovasyonun sonuçlarının değerlendirilmesi, firmaya sağladığı katma değerinin hesaplanması açısından oldukça önemlidir. Ancak inovasyon faaliyetleri çok karmaşık yapıya sahip olmasından dolayı bununla ilgili ölçümlerin yapılmasında kullanılacak göstergelerin tespiti oldukça zordur. Bu konuda ülke bazında yapılan çalışmalar makro düzeyde bir fikir verse de, sektör ve işletme bazında sağlıklı bir inovasyon ölçüm sisteminin geliştirilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Murathan Mungan Bir Kültürel Okuma Denemesi
Bu kitap Murathan Mungan’ın Son İstanbul, Cenk Hikâyeleri, Kırk Oda, Lâl Masallar ve Kaf Dağının Önü adlı yapıtlarının kültürel örüntüsü üzerine bir okuma denemesidir. Halk anlatı geleneğini postmodernist edebiyatın olanaklarıyla birleştiren Mungan’ın Türk edebiyatına büyük katkısı halk kültüründen, mit, destan, masal; efsane ve hikâyelerinden süzdüğü kültürel mirası günümüze kültürel ve edebi görecelikle taşımasıdır. Mungan’ın sanatı geçmiş ve şimdi arasında alaycı ve çılgınca bağlar kurarak zayıf halkalarını sorgularken, feodalite ve Türkiye modernizmiyle hesaplaşır. Diğer yandan kültürün olumlu değerlerini; eski Mardini, İstanbulu ve kimliklerini nostaljik bir sitemle anar. Onun anlatılarında birey olma, aşk ve dostluk; sınıf, din, cinsiyet ayrımı ve kültürel hegemonya yüzünden dün olduğu gibi bugün de imkânsızdır. Mungan okuyucusu, kültürün anonim şiddetine kurban edilmiş kişilerin bir ahlak ve estetik oluşturmalarına tanıklık ederken kültürel belleği ve benliğiyle de yüzleşir
₺300,00
KİTAP TANITIMI
VII. ULUSLARARASI KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT BİLİMİ KONGRESİ BİLDİRİ KİTABI
Goethe’nin “Ulusal edebiyat artık bir şey ifade etmiyor, dünya edebiyatının zamanı geldi, herkes bu dönemi hızlandırmak için buna katkıda bulunmak zorundadır” demesinin üzerinden yaklaşık iki yüz yıl geçti. Goethe ortaya atmış olduğu “dünya edebiyatı” kavramı ile edebiyatlar arasındaki iletişimi ve etkileşimi vurgulamak istemişti. Bu bir bakıma dünya kültürü anlamına geliyordu ve insanlık kültürünün bir üst basamağıydı. Sadece edebiyatlar arasındaki etkileşim değil, ortak bir duygu birliği geliştirme yolunda da önemli bir adımdı dünya edebiyatı.
Karşılaştırma her zaman bilimlerin bir yöntemi olmuştur. Bu bağlamda yüzyılımızın başında edebiyatlar arasındaki alışverişe dikkat çeken çalışmaların yoğunluğu göze çarpar. Toplumların birbirleri hakkındaki yorumlarını ortak bir buluşma noktasına doğru hareketlendiren bu çalışmalar sadece edebiyat alanıyla sınırlı kalmayıp, psikolojiden sosyolojiye, tarih biliminden antropolojiye ve genel anlamıyla kültür bilimlerini kapsamaktadır. Günümüze bakıldığında edebiyatlar, dolayısıyla kültürler arası iletişime daha çok ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Eskiden uzakta olanlarla karşılaşmalar gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Ötekileştirme, önyargı oluşturma veya belli gruplar hakkında oluşturduğumuz basmakalıp düşüncelerin yön verici etkisi hayatımızın her alanına yansımaktadır. Bir yandan küresellik iddiaları sınır tanımayan bir hareketliliğe olanak tanırken, diğer yandan farklılıkları ön plana çıkararak yerelliğin bir zenginlik olarak korunması çabaları dikkat çekicidir. Bu çok farklı kültürlerin karşılaşmalarında kimlik konusu da önemli bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi kültürünü koruyarak, diğer kültürü anlama deneyimleri yüzyıllardır yaşanan toplumsal çabalardan biridir. Komşularla ilişkiler kültürel zenginlik anlamına gelebileceği gibi, gerilimli bir ilişkiyi de ifade edebilir.
10-12 Ekim 2018 tarihlerinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde düzenlemiş olduğumuz VII. Uluslararası Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi Kongresi çerçevesinde sunulan bildiriler de edebiyatlar ve kültürlerarası ilişkileri gösterme ve yorumlama girişimi olarak alana katkıda bulunma çabasının bir ifadesidir.
Yazarlar: Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Prof. Dr. Meral Ozan, Doç. Dr. Abdurrahman Kolcu, Doç. Dr. Hasan BAKTIR, Doç. Dr. Vehbi Ünal, Doç.Dr. Bekir Zengin, Ahmet ÜNGÜDER, Alla Serdiuk, Arzu ÖZYÖN, Ayhan Tek, Ayşe Nur Özdemir, Burcu Narda Yurtseven, Canan AKBABA, Ceren Kahraman, Derya Ersöz, Derya Koray Düşünceli, Dilek SAKAROĞLU, Dr. Berna USLU KAYA, Dr. Emin ONUŞ, Dr. Müge GÖNCÜ, Dr. Öğr. Ü. Emel Erim, Dr. Öğr. Üyesi Hatice EŞBERK, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Semerci, Dr. Zennure Köseman, Duygu Özakın, Ebru Ceker Gündogdu, Efsane Huseyin, Emel Özkaya, Emine ZEYTUNLU, Erdal BARAN, Fatma Kahraman, Filiz İlknur Cuma, Gonca GÜVEN AKIN, Hamza KUZUCU, Kamran Ahmadgoli, Khallieva Gulnoz Iskandarovna, Medina Karahan, Mehmet Emin PURÇAK, Meryem Koyun, Nevzat KAYA, Nihan ATLI, Onur ÖZCAN, Öğr. Sevgi Kamışoğlu, Öğrt. Gör. Dr. Reyhan İsmet Özsarı, Özge Sinem İMRAĞ, Özlem ULUCAN, Seçil YÜCEDAĞ, Seçkin SARPKAYA Sibel Baran, Sona Jafari Nasab, Sultan Dilek GÜLER, Tülinay Dalak, Ünal KAYA Veysel LİDAR, Yusuf Ziyaettin Turan, Zeliha DURAN, Zeliha ÖZTÜRK
₺890,00
KİTAP TANITIMI
Unbelonging in Postcolonial Literature
As one of the outstanding themes in postcolonial studies, the “sense of (un)belonging” covers a broad understanding in cultural and literary texts. In tandem with other terms related to identity, (un)belonging stands out to be an umbrella term that has sparked the initiative behind this thematic collection of chapters in postcolonial literature. Authors of the chapters has endeavored to explore the issue of cultural identity through a number of critical terms to clarify the issue of the sense of (un)belonging in various literary texts. Also, the writers have achieved this exploration not only in the texts written in postcolonial era but in different texts written previously in different literary periods. Readers are assured to be satisfied with the theoretical backgrounds, critical overview of the texts, and to be knowledgeable about this specific literary theory.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
ULUSLARARASI SİSTEMDE TÜRKİYE: YOL AYRIMLARI ve ALTERNATİF ORTAKLIKLAR
Bu kitap, Avrupa ve Asya ülkesi olması bakımından özgün bir öneme sahip olan Türkiyenin, hem Avrasya hem de Avrupa alanlarında oluşan ekonomik entegrasyonlara dahil olmasının AB üyelik süreçlerine bir engel ya da tehdit oluşturmadığını, bunun eksen kayması değil aksine bölgesel ve uluslararası barışa katkı sağlayacağını savunuyor. Türkiye Avrupa ve Avrasyayı ayıran bir köprü olmaktan daha fazlasıdır. Bu yüzden, Türkiyenin Avrasya ülkesi olma özgünlüğünü kullanarak, bölgesel ekonomik entegrasyonlara katılımının mümkün hatta zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Bu savını; Uluslararası Sistemin Tarafları, Batıdan Doğuya Küresel Güç Kayması, Ekonomik Büyümenin Tarihi, Küresel Güç Kayması ve Türkiye, Avrasyada Yeni Ekonomik Entegrasyonlar, Avrasya ve Türkiyenin Politik Ekonomileri vb. ana başlıkları altında açıklamaktadır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
1980-1990 Dönemi Türk Siyasal Sürecinde ANAP ve ANAP Seçmen Profili
Bu çalışma Anavatan Partisi’nin (ANAP) 1983 seçimlerinde kazandığı başarının 1980-90’lar Türkiye Siyasal hayatı içindeki anlamını kavramaya çalışmaktadır. Bu süreçte iki dönem üst üste tek başına iktidarı kazanan partinin genel başkanını ve seçmeninin özelliklerini çalışmanın merkezi problemi olarak ele alıyoruz.
Partinin kurucu genel başkanı olarak Turgut Özal, Türk siyasal hayatı içinde önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle 12 Eylül 1980 darbesinin sona erdirdiği sivil siyaset içinde Özal’ı değerlendirmeliyiz. Her şeyden önce 1980’de başlayacak olan yeni ekonomik düzenin baş aktörü olarak gördüğümüz Özal, darbe sonrası siyasal kadrolar içinde yer almıştır. Bu ekonomik politikanın sürdürücüsü olarak darbecilerin kararını ve Özal’ın rolünün sürekliliğini görüyoruz.
Bu görünüme tezat olan işleyiş ise Özal’ın ekonomi yönetiminden ayrılmasıyla başlıyor. Yeni dönemde sivil siyasal hayata geçilirken, Turgut Özal, askeri yönetimin uzantısı görünümündeki partilerin aksine “sivil” bir siyasal hareket başlatmak iddiasıyla Anavatan Partisi’ni kurmuştur. 12 Eylül yönetiminin aleyhte propagandaları ANAP’ın iktidarı kazanmasında şaşırtıcı bir etki yapmıştır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
GENETİK LABORATUVAR KİTABI
Yayınladığımız bu genetik laboratuvar kılavuzu özellikle lisans seviyesinde okutulmakta olan genetik dersleri ile bağlantılı olarak hazırlanmıştır. Kılavuzun hazırlanması sırasında uygulama ile birlikte yöntemlerin dayandığı teorilerin üzerinde de durulmuştur. Kılavuzun içerdiği konuların seçimi ve düzenlenmesi öncelikle yabancı kitapların ışığı altında ve bilimsel gelişmelerin çerçevesinde olmuştur. “Genetik Laboratuvar Kılavuzu” 13 ana bölüm halinde hazırlanmış ve her bölümde çeşitli laboratuvar protokolleri verilmiştir. Ayrıca yerli ve yabancı araştırmacıların farklı kaynaklarda kullandığı şekillere ve tablolara yer verilmiştir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
İran, Suriye Savaşı ve Hizbullah
Küresel ve bölgesel güçlerin dahil olduğu Suriye’deki vekalet savaşında, İran, Şii milislerini Esad rejiminin yanında savaşmak üzere Suriye’deki çatışma sahasına seferber etmiştir. İran destekli Şii milisler, kuruluşlarından günümüze kadar İran’la yakın ilişkiler kurmuşlardır. Bu milislerin en önemlisi, İran’ın bölgedeki en güçlü caydırıcı gücü olan Hizbullah’tır. 2010-2015 yılları arasındaki süreci kapsayan bu çalışmada, İran-Hizbullah ilişkileri tarihsel bir bağlama yerleştirilerek, Suriye savaşında İran’ın bölgedeki en güçlü caydırıcı ve Şii milis güçlerinden biri olan Hizbullah’ın rolü, İran’ın Suriye politikası bağlamında ele alınmıştır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Yetim
Osmanlı Devletinde yetimlerin korunması ve eğitilmesi görevi öncelikle yakın akrabalarda olmakla birlikte erken zamanda vakıfların bu vazifeyi üstlendiği görülmektedir. 19. yüzyıldan itibaren ise Eytam Sandıkları ve Eytam Müdürlükleri kurulmuş, Darülaceze, Darüşşafaka, Islahhane, Sanayi Mektepleri, Darülhayr-ı Âli, Daüleytam ve Himaye-i Etfal Cemiyeti bu alanda hizmet vermiştir. Bu kurumlardan Darülaceze ve Darüşşafaka aynı adla Cumhuriyet devrinde hizmetlerine devam ederken Himaye-i Etfal Cemiyeti Çocuk Esirgeme Kurumu olarak günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca, mütareke dönemi ve sonrasında Kazım Karabekir yetimlerin muhafazası ve eğitimi için gayret göstermiş, kurduğu Çocuklar Ordusu ile önemli bir hizmeti ifa etmiştir.
KİTAP TANITIMI
GÜMÜŞHACIKÖY ÖZDARENDELİLER KONAĞI
Bu çalışmada, Amasyanın Gümüşhacıköy İlçe merkezinde yer alan ve Özdarendeliler adıyla bilinen tarihi bir konak tanıtılıp değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kısmen tahrip olmakla birlikte konak, orijinal görünümünü genel itibarla korumaktadır. 1790-91 tarihli bir inşa kitabesi bulunan konak klasik Osmanlı konut geleneğinin gelişkin bir örneği olarak kabul edilebilir. Yapının inşa malzemesi ve tekniği, plan, cephe düzeni, mimari elemanların biçimi ve süsleme özellikleri inşa edildiği dönemin özelliklerini yansıtır. Belirtilen özellikleriyle yapı, geleneksel konut mimarimizin klasiği olarak kabul edilen hayatlı evinin (dış sofalı) iyi bir temsilcisidir. Ülkemizde inşa kitabeleriyle belgeli halde tarihi bilinen konutların sayıca az olduğu, 19. yüzyıldan önceye giden ayakta kalan pek fazla sayıda konut yapısı bulunmadığı hatırlanırsa yapının günümüze ulaşması sevindiricidir. Konak ahşap karkas (ahşap çatkı) tekniğiyle yapılmış, kırma çatıyla örtülü iki katlı bir yapıdır. Bir ara han (otel) ve atölye olarak kullanılan yapı, çeşitli tamir ve tadilatlarla asli görüntüsünü kısmen kaybetmiştir. 1970li yıllarda beri kullanılmayarak kendi haline terk edilen yapı kısmen yıkılmış halde ve ciddi bir yok olma tehdidi altındadır. Konak ahşap, kalemişi, alçı bezemeler, ocak, tavan, direklik gibi gösterişli mimari ayrıntılara sahiptir.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Mısırlı Napolyon
Kavalalı Mehmed Ali Paşanın yükselme öyküsü bile tek başına bir başarı hikayesiyken çağdaşları bu hırslı Valiye bu kadarının yetmeyeceğini anlamışlardı, ki öyle de oldu. Mısırda yönetimi kontrol altına alan Paşa bir yandan Avrupa örneğinde bir reform dizisiyle Mısırı dönüştürmeye çalışırken diğer yandan bir Valinin ihtiyaçlarının ötesinde bir ordu teşekkül ederek tabi olduğu Osmanlıya karşı mücadeleye girişti. 19. yüzyılın hararetli siyasi ortamında Osmanlının bir iç meselesinden Avrupa devletlerinin gündemindeki en önemli konulardan birisi haline dönüşen Mehmed Ali Paşa artık Avrupa için çözülmesi gereken büyük bir muammaydı. Kimi Almanlar için maceracı hadsiz bir asiden başka bir şey olmayan bu adam kimileri için ise Doğunun beklenen kurtarıcısıydı. Tuğba İsmailoğlu Kacır, 19. yüzyıl Alman kaynaklarına dayanan bu çalışmasıyla sizi oldukça tartışmalı bir isim olan Mehmed Ali Paşaya, çağdaşı Almanların gözünden bakmaya davet ediyor.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
COĞRAFİ PERSPEKTİFLE DAĞ VE DAĞLIK ALANLAR
“Coğrafi Perspektifle Dağ ve Dağlık Alanlar (Sürdürülebilirlik-Yönetim-Örnek Alan İncelemeleri)” adlı bu kitap, dağ ve dağlık alanların doğal ortam özellikleri, beşerî ve ekonomik coğrafya özelliklerinin sürdürülebilirliği ve yönetimiyle alakalı 14 çalışmadan oluşmaktadır. Bu kitap ile Dünya’da ve Türkiye’de dağ ve dağlık alanlarla alakalı literatüre katkı sunulması hedeflenmiştir.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Sinemada Dijital Dönüşüm Animasyon & Görsel Efekt
Son dönemde dünyanın her alanında yaşanan dijitalleşme süreci sinema alanına da etkide bulunarak filmlerin biçim ve içerik olarak farklı değerler kazanması ile üretim, dağıtım ve gösterim koşullarının baştan aşağı değişmesini zorunlu kılmıştır. Sinemada yaşanan bu dijitalleşmede özellikle dijital animasyon ve görsel efekt teknolojileri ürettiği estetik ve teknik çözümlerle yeni sinema dili ve anlatımının önemli bir aktörü haline gelmiştir. Dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerin başta Hollywood sineması olmak üzere tüm dünya sinemalarında artan kullanımı, Türk sinemasını da etkileyerek sektörün yapısal değişimini ve seyircinin film izleme pratiklerini değiştirmiştir.
Bu kitabımızda sinemada yaşanan dijitalleşmenin tarihsel arka planında yaşanan önemli teknolojik gelişmelerin izleri sürülerek sinema sanatına biçim ve içerik olarak kazandırdığı değerler, bilim insanların kuramsal bakış açısıyla değerlendirmeleri yer almaktadır. Ayrıca, sinemada yaşanan dijitalleşme sürecinin en önemli aktörü olan dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerin tarihsel süreçteki gelişimi, tekniklerinin özellikleri, sektörel uygulama alanları ve film sektörünün yapısal dönüşümünde rolü ve katkısına odaklanılmaktadır. Türk sinemasında bu teknolojilerin kullanımı ile ilgili yaşanan değişimde sektörün kazanmış olduğu yapısal özellikler ve seyirci davranışlarında oluşan farklılıklar nitel ve nicel türde bilimsel araştırmalarla açıklanmaktadır.
KİTAP TANITIMI
Uygulamalı Üretim Yürütme Sistemleri
Günümüzde üretim süreçlerini bilgi temelli yönetme ihtiyacından dolayı üretim süreçlerinde birçok üretim bilişim sistemi kullanılmaktadır. Bu bilişim sistemleri arasında üretim yürütme sistemleri (MES – Manufacturing Execution Systems), küçük ölçekli işletmelerden büyük ölçekli işletmelere kadar yaygın olarak kullanılan bir bilişim sistemidir. Üretim yürütme sistemleri, imalat süreçlerinin etkin yönetilmesi için makine, işgücü, malzeme ve araç gereçler gibi imalat süreçlerinde kullanılan kaynaklar ve imalat süreçleri ile ilgili verilerin toplanması, depolanması, analiz edilmesi, işlenmesi ve karar vericilere raporlanmasını sağlayan sistemler olarak imalat firmalarının rekabetçi stratejilerini desteklemektedir. Bu kitabın ana amacı, üretim yürütme sistemleri kavramını temel çerçevede hem teorik hem de uygulamalı olarak ele almaktır. Bunun için öncelikle üretim yürütme sistemleri kavramsal olarak açıklanmıştır. Sonrasında bir oyuncak araba imalatı süreçleri üzerinden teorik olarak bir örnek uygulama senaryosu kurgulanarak, bu kurgu bilgisayar destekli olarak uygulanmıştır.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Bir Deste Berceste
Dogal olarak, elinizdeki bu küçük çalısma edebiyatımızdaki bütün bercesteleri içine alan bir derleme degildir. Bir siirin berceste kıvamında olup olmadıgını ölçen bir otorite veya kıstas yoktur. Bizim amacımız mümkün oldugunca genis bir okur grubunun zevkine hitap edecegini umdugumuz siirleri toplamaktı. Bunda ne kadar basarılı oldugumuza okurlarımız karar verecektir.
Bu kitap, her ne kadar siir tadını bozmamak için akademik ayrıntıdan uzak olarak tasarlandıysa da üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı Ögretmenligi ve Türkçe Ögretmenligi bölümlerinde bilhassa Eski Türk Edebiyatı derslerinde yan eser olarak kullanılabilecek mahiyettedir. Yalnız edebiyatı meslek olarak icra edenler degil söz sanatlarından hoslanan her insanın kitapta geçen bercesteleri zevkle okuyacagını umuyoruz. Umarız, bu küçük derleme düsünce ve zevk dünyamızı süslemize küçücük bir katkıda bulunur.
Eger maksud eserse mısra-ı berceste kâfidir!
Aceb hayretteyim ben Sedd-i ?skender hususunda
Eger amaç dünyada bir eser bırakmak, bir hüner
sergilemek ise bunun için bir berceste mısra söylemek
kâfidir. ?skender, o seddi bosuna yapmıs. O kadar ugrasıp
seddi yapmak yerine bir berceste mısra bıraksaydı
daha iyi ederdi!
KİTAP TANITIMI
Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, Bahao
Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, Mustansar Hüseyin Tarar’ın mitolojiyle tarihi, gerçeklikle efsaneyi ustalıkla harmanladığı benzersiz bir anlatı sunar. Kayıp Sarasvati Nehri’nin izinde ilerleyen roman, İndus Vadisi Uygarlığı’nın karanlıkta kalan yönlerini, eşsiz bir estetikle görünür kılar. Proto-Dravidce’den Urducaya uzanan anlatım dokusu ve Tarar’ın cesur biçimsel tercihleri, okuru hem kadim bir dünyanın içine çeker hem de kültürel hafızanın derinliklerinde dolaştırır.
Ghaghara Nehri kıyısında yaşayan romanın başkarakteri Paruşni, hem köyün sıradan bir sakini hem de sorgulayıcı ve direnen bir figürdür. Eser, bir nehrin kuruyuşuyla birlikte sarsılan bir toplumun acısını, direncini ve umudunu taşır. Tarar’ın çarpıcı üslubu, geçmişin bu kayıp coğrafyasını bugünün çevresel ve toplumsal kırılmalarına bağlar. Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, hem unutulmuş bir medeniyetin hem de insanlığın değişmeyen kaderinin izini süren, etkileyici ve evrensel bir roman.
₺470,00
KİTAP TANITIMI
Muʻînî’nin Manzûm Ferâizi
Kadınları insan olarak bile görmeyen -20. asra gelene kadar çoğu Batı ülkesi de dâhil olmak üzere- onlara mirastan herhangi bir pay da vermeyen bir dünya düzeni karşısında; İslam dini, on dört asır öncesinde kadınlara ve kız çocuklarına -bizzat Kurân-ı Kerim ayetleriyle sabit olmak üzere- miras hakkı tanımış ve bu hakları teferruatlı bir biçimde düzenlemiştir.
Ferâiz ilmi, adaletli bir paylaşımın gerçekleşmesini temin etmek açısından esasen hukukî bir mevzudur. Ancak kimlere pay verileceğinin bilinmesi, mirasçı olan veya olmayanların tespit edilmesi ve akrabalık derecelerinin açığa çıkartılması gibi durumlar açısından nesep yani soy ilmiyle de ilgilidir. Bunun yanı sıra ölen kişiye mirasçı olanlardan bazılarının mirastan alacakları paylarının sabit olmaması, bu kimselerin birlikte veya ayrı ayrı mirasçı olmaları yahut bir kişi veya birden çok kişi olarak mirasçı bulunmaları gibi durumlar; onların miras paylarının ayrıntılı olarak hesap edilmesini gerektirmekte ve bu da ferâizin hesap yani matematik ilmiyle de bağlantılı olmasına yol açmaktadır. Bunların dışında bu ilmin öğrenilmesini sağlamak ve yaygınlaştırmak için daha ilk dönemlerden itibaren. İslam toplumlarında ferâizle ilgili çok sayıda eserin yazıldığı da görülmektedir. Ferâiz konusunda ilk başlarda mensur olarak yazılan risale ve kitapların yanı sıra zaman içerisinde konuyla ilgili eser çeşitliliği de artmış ve manzum eserler de kaleme alınmıştır. Konunun daha kolay öğrenilmesini sağlamak gayesiyle şiirin imkânlarından faydalanılarak yazılan bu manzum eserler hiç şüphesiz konuyu daha cazip ve estetik bir mevkiye taşımıştır. Bu alanda yazılan eserlerin sayısı zamanla artarak devam etmiş ve ferâiznameler olarak da adlandırılan manzum bir ferâiz literatürü meydana gelmiştir. Bu manzum eserler dolasıyla ferâiz ilminin şiir ve edebiyat alanıyla da bir ilgisi ortaya çıkmıştır.
₺365,00
KİTAP TANITIMI
LIFE IN THE MEDIEVAL UNIVERSITY
The school is a product of civilization. It became necessary because of the division of labor caused by the multiplication of the interests of mankind which made it impossible for the home to continue wholly to care for the training of its children. The history of education must not merely treat of the development of the school, but it must consider education in its broader meaning; that is, as a history of civilization. For this reason some of the great educators of the world who have not been school teachers, must receive consideration.
₺455,00