KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

ÆSTHETIC AS SCIENCE OF EXPRESSION AND GENERAL LINGUISTIC
₺650,00 -

Yaşları Arasındaki Öğrencilerin Heteroseksüel Gelişimlerinin İncelenmesi
₺210,00 -

Alışveriş Merkezlerinde Sunulan Hizmetlerin Tüketici Davranışlarına Etkisi
-

ABD Dış Politikasında İran
₺675,00 -

Yitik Bir Devrime Ağıt
₺320,00 -

Çalışan Bağlılığı
₺250,00 -

The Impact Of Financial And Moral Incentives On Performance Of Employees Organizatıon
₺290,00 -

I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu 2-4 Nisan 2026
-

YENİ TELEVİZYON TEKNOLOJİLERİ VE DEĞİŞEN HABERCİLİK
₺275,00 -

VII. ULUSLARARASI KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT BİLİMİ KONGRESİ BİLDİRİ KİTABI
₺890,00 -

ULUSLARARASILAŞMA VE BÜYÜME
₺235,00 -

Türkiye’de Kuraklık
₺210,00 -

TÜRK SİNEMASINDA AUTEURLER
₺495,00 -

Trauma Theory And Fiction
₺195,00 -

The Effect of Anti-plagiarism Software on Students’ Plagiarizing
₺275,00 -

Tarihin Kaynakları
₺220,00
KİTAP TANITIMI
TEKİNALP yeni mecmua yazıları
Tekin Alp; II. Meşrutiyet Döneminde Osmanlı düşünce hayatına giriş yapan, hareketlilik kazandıran ve Türkçülük mefkûresini benimsemiş önemli aydınlardandır. Türkçülük düşüncesinden hareketle bu dönemde İttihat ve Terakki yönetiminin uygulamış olduğu milli iktisat uygulamalarını destekleyen yazılar kaleme almıştır. Bunun yanı sıra Yeni Mecmua’da, Birinci Dünya Savaşı’nın sebep olduğu sosyal ve toplumsal problemlerin çözülmesi için tesanütçülük fikrini bir ilaç olarak gören makaleler yayımlamıştır. -Tesanütçülük, Fransızca solidarizm kavramının o günün Osmanlısındaki karşılığı olup dayanışmacılık anlamına gelmektedir-. Hazırlanan bu eserde ise Tekin Alp’in tesanütçülük (solidarizm) ile ilgili dönemin entelektüel otoritelerinden birisi olan Yeni Mecmua’da kaleme almış olduğu makalelerin Latin harflerine çevrilmiş halleri sunulmuştur. II. Meşrutiyet Dönemi’nde ortaya çıkan solidarizm ya da tesanütçülük düşüncesini kavramak açısından Tekin Alp’in Yeni Mecmua’da kaleme aldığı makaleler büyük önem taşımaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Kissa-i Musa
Kıssa-i Mûsâ ʿaleyhi’s-salâtü ve’s-selâm, kısaca Kıssa-i Mûsâ, Süleymaniye Kütüphanesi, Giresun Yazmalar Bölümü’nde (nr. 203) kayıtlı 54 varaktan meydana gelen bir yazma içerisinde bulunmaktadır. Bu yazmanın 13 satırlık ilk 45 varağında nesih yazı tipi ile yazılmış bu eser, Musa Peygamber’i konu edinen bildiğimiz diğer kıssalardan farklı olarak düzyazı türünde yazılmıştır. Metnin sonuna düşülen H 982 (MS 1573) tarih kaydı ise eserin 16. yüzyıla ait olduğunu göstermektedir. Yazmanın diğer sayfalarında, muhtelif konularda yazılmış bazı notlar bulunmaktadır. Burada cülus törenlerinde adı geçen padişahlar ve bazı özel adlar olmakla birlikte müstensihin adı tespit edilememiştir. 16. yüzyıl Eski Anadolu Türkçesi özellikleri gösteren metinde, sade ve anlaşılır bir üslûp kullanılmış; sıklıkla konuşma cümlelerine yer verilmiştir. 16. yüzyıla ait Kıssa-i Musa’da, Rabguzî’nin Kısasü’l-Enbiya adlı eserinden bu yana karşılaşılan bir anlatım tarzı uygulanmış; eser, müellifi tarafından Kur’an ayetleriyle desteklenerek kaleme alınmıştır. Günümüz Türkçesine aktararak okuyucuların dikkatine sunduğumuz bu eserin hazırlanmasındaki öncelikli amacımız Türk Dili alanında yapılan çalışmalara katkı sunabilmektir. Bunun yanında, çalışmamızın Anadolu sahasında yazılmış dinî metinleri içerik bakımından ele alan incelemelere de katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
TÜRKLERDE TİCARETİN SEYRİ
Tarihi süreç içerisinde büyük ticari yol ağları boyunca uzanan toprakların Türk devletlerinin hamiliğinde birleştiği görülmektedir. Bu süreç içerisinde Türk devletlerinin ticari sistem geliştirme ve yönetmeyle ilgili becerilerinin olduğu müşahede edilmektedir. Bu anlamda Türk devletlerinde uygulanan para politikalarının izlerini takip edebilmek mümkündür. Ayrıca ticareti geliştirmeye yönelik serbest ticaret pazarları kurma gibi ileri ticari politikaların uygulanması da dikkate değerdir. Bütün bu sebeplerden dolayı Türk tarihi araştırmalarında Türk devletlerince uygulanan ticari faaliyet ve politikalar üzerinde önemle durulmalıdır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Deconstructing Anthropocentrism: The Poetry of Gary Snyder and W. S. Merwin
Meditating on the works of contemporary American poets and environmental activists Gary Snyder and W. S. Merwin, Barış Ağır explores the traces of two central cultures, the American Indian and Buddhism, in Snyder’s and Merwin’s poetics. The book culminates in a discussion of these poets new mythic sense derived from non-Western origin which ultimately deconstructs the anthropocentric ethics and values of Western culture.
Barış Ağır is an Assistant Professor of English Literature at Osmaniye Korkut Ata University, Turkey.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Türk Romanında Kimlik Problemi (1980-2000)
Bir yandan siyasi darbelerle her türlü ideolojinin kısıtlandığı, diğer yandan küresel ve liberal politikalarla özgürleştirildiği 1980lerin ikliminde geliştirilen kimlik politikaları, modern Türkiyenin var oluş gerilimine eşlik eden zıtlaşmaların ve çatışmaların arasında, toplumsal değişimin hem sebebi hem sonucu olarak Türkiyenin kaderini etkileyen bir problem alanıdır.
Son yüzyılın çok konuşulan kavramlarından olan kimlik meselesine romanın penceresinden bakmak, toplumsal değişimlerin sosyokültürel zeminini okuyabilmede geniş imkânlar sunar. Bu kitap, böyle bir niyetle, 1980-2000 arasında cereyan eden kimlik problemlerinin Türk romanındaki yansımalarına ışık tutuyor.
Kitap, 1980-2000 arasında Türkiyede yaşanan siyasi darbelerin, küresel kültür endüstrisinin, modernizm ve postmodernizmle meydana gelen kırılma noktalarının toplumsal fay hatlarını nasıl harekete geçirdiğine ve bu kırılmaların kimlikler üzerinde hangi problemleri ortaya çıkardığına, dönemin romanları aracılığıyla tanıklık ediyor. Bu minvalde toplumsal cinsiyet, sosyal hayat, inanç ve ideoloji meseleleri etrafında kimlikler tartışmaya açılıyor. Özgürlük imgesi altında aile, beden, cinsiyet, cinselliğe dair söylemleriyle yeni bir kimlik inşası tasarlayan kadınlar/erkekler/eşcinseller; yersizlik, yurtsuzluk, yabancılaşma gibi ideolojik kırılmalarıyla sosyalist aydınlar, akademisyenler; sözü tükenen sanatçılar; modernleşme karşısında verdikleri farklı cevaplarla İslamcı aydınlar, toplumsal hafızanın kaderinde yön tayin edici olan romanın aynasından sorgulanıyor. Kitap, bir bütün olarak Türk toplumunun geçmişten geleceğe uzanan hikâyesinde kendi kimliğine dair çözülmeye muhtaç soru(n)larına ilmek atan zengin bir birikime sahip.
₺715,00
KİTAP TANITIMI
Rus Siyasal Modernleşmesi (19. ve 20. Yüzyıllar)
Günümüz Rusya’sının iç ve dış siyaseti, bu ülkedeki modernleşme aşamalarının tarihsel arka planı incelenmeden anlaşılamaz. 19. ve 20. yüzyıllar dünya tarihi açısından olduğu kadar Rusya tarihi için de büyük dönüşümlere tanıklık etti. 19. yüzyılın sonlarında başlayan sosyo-ekonomik ve siyasal kalkınma süreçleri beraberinde birçok yeni olguyu da getirdi. Rusya için bu dönem, imparatorluktan yeni bir siyasi örgütlenme biçimine geçiş dönemini işaret eder. Bu bağlamda, bu kitap, 19. yüzyıl ve 20. yüzyılda Rus modernleşme hamlelerinin siyasal ve sosyo-ekonomik kalkınma hedeflerinin genel bir değerlendirmesini sunmaktadır. Kitapta, siyasal modernleşme kavramı ve Rus siyasal modernleşmesinin tarihsel arka planı ele alınmaktadır. Ayrıca, Rusya’da tarihsel süreçte meydana gelen olayların siyasal modernleşme temelinde analizine yer verilmektedir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
ENGELLİ ÇOCUK SAHİBİ KADINLAR VE SOSYAL POLİTİKA
Bu kitap engelli çocuk sahibi kadınların yaşadıkları güçlüklerin ifade edilmesine katkı sunmak amacıyla kaleme alınmıştır. Engelli çocukların engelleri aşmalarındaki en büyük yardımcıları kuşkusuz ki annelerdir. Engelli çocuk sahibi kadınlar, çocuklarının engellerini omuzlayan görünmez kahramanlardır. Bu kahraman kadınları tam anlamıyla anlatmaya çalışmak, elbette ki mümkün değildir. Fakat engelli çocuk sahibi kadınların yaşadıkları dezavantajlılık, güçlükler ve gereksinimler alan yazın katkısıyla ifade edilmeye çalışılmıştır. Kitapta ayrıca engelli çocuk sahibi kadınlara yönelik uygulanan sosyal politikalara yer verilmiştir. Bu bağlamda uygulanan sosyal politikalar hakkında bilgilendirici ve yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Post Truth Çağda Siyaset
Kadim geleneklerin kutsal ruhuyla, yenileşme ve modernleşme hayaletinin girmiş olduğu bitmez savaşta, insan hayatına anlam katan yenilikler aynı zamanda insanı değiştiren değerler olarak izlenmektedir. İnsanı değiştiren her değer hakikati söylemekten de imtina ettiren özneleri yaratırken; hakikat-siyaset ilişkisi insanı içerisinden çıkılamayan heyulalara gark etmektedir. Siyaset, heyulaların sürekliliğine katkı sunan bir ilişki ile insan hayatına dokunmaktadır. Hoşa giden ne varsa, tesadüfi ya da absürt olan her şey bir siyasi söylem içerisinde somutlaştırılmakta ve insanın inanması için çaba gerektirmeyen bir tarzda sunulmaktadır. Artık insanın aynası olabilecek değerleri giderek azalmış ve siyaset ile hakikat ilişkisi içerisinde kaybolmaya yüz tutmuştur.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
MAKİNELER VE ÇEVİRİ: ALPAC RAPORUNA RETROSPEKTİF BİR BAKIŞ
Bu kitap okuyucuya makine çevirisi ve genel olarak çeviri alanında önemli yeri bulunan ALPAC raporunun bir özet-analizini sunmayı amaçlamaktadır. Günümüzde hemen herkesin aşina olduğu ve bilerek veya bilmeyerek kullanımında olan makine çevirisinin gelişimine sekte vurmuş bu raporun yazıldığı zaman ele aldığı ve bugün hala geçerliliğini koruyan kimi unsurların güncel örnek ve raporlarla paralellikler kurularak verilmesi ana çerçeveyi oluşturmaktadır. Çeviri tarihi içerisindeki yeri kimi zaman unutulan, kimi zaman kısaca anımsanıp bir not halinde verilen bu dönem ve etkilerinin daha kapsamlıca kavranması, günümüz çeviri gelişimlerinin daha derinlikli olarak anlaşılmasına olanak sağlayacaktır. Raporda bahsedilen kalite, maliyet, çevirmenlerin istihdam durumu ve çeviri teknoloji ilişkisine göz atmak konunun meraklılarına olduğu kadar genel anlamda çeviri tarihine ilgi duyanlar için de keyifli olacaktır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Trauma Theory And Fiction
How do stories make sense of the senseless? Trauma Fiction presents how literature confronts the challenge of representing trauma that defy ordinary language and understanding.
This book explores how fictional narratives respond to the fractures of memory, identity, and history caused by individual and collective crises. It underlines the formal innovations and thematic approaches that contemporary novelists use to depict the inexpressible, from fragmented storytelling to non-linear timelines. This book also delves into the ethical dimensions of witnessing trauma through fiction, asking how stories can bear witness without exploiting pain.
Engaging with a range of literary texts and cultural contexts, Trauma Fiction reveals how fiction not only reflects trauma but also reshapes it, offering pathways to empathy, resilience, and transformation. This book is an essential resource for scholars and students of literature, trauma theory, and narrative studies, as well as anyone interested in the profound connections between storytelling and human experience.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
TEK EBEVEYNLİ AİLELERDE AİLE AİDİYETİ
Günümüzde toplumsal değişime paralel olarak ailenin “anne, baba ve çocuklar”dan oluşan bir toplumsal kurum olduğu yönündeki klasik yaklaşımdan uzaklaşılmaktadır. Dünya genelinde boşanma, evlilik dışı çocuk sahibi olma, bekar bireylerin evlat edinmesi, ebeveynlerden birinin ölümü, ebeveynlerden birinin şehir dışında ya da yurt dışında yaşaması gibi çeşitli nedenlerle oluşan ve ebeveynlerden birinin çocuğun bakımından sorumlu olduğu tek ebeveynli ailelerin sayısındaki artış, bu aile yapısını anlamaya yönelik çabaların da artmasına yol açmıştır.
Bu kitapta, tek ebeveynli ailelerde aile aidiyeti konusu ele alınmıştır. Temel insan ihtiyaçlarından biri olarak aile aidiyeti tek ebeveynli aileler özelinde incelenmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Şiirin Düş Çınarı Nurettin Durman
Nurettin Durman’ın altmış yılı aşan sanat yaşamında emek ve çileyle olgunlaştırdığı şiirlerin ele alındığı bu çalışma, okuruna çağıyla hesaplaşan hassas bir insanın duygu ve düşünce dünyasına tanıklık etmenin yanı sıra şiirin büyülü dünyasında yolculuk yapma imkânı da sunmaktadır.
Şairin yirmi şiir kitabında yer alan yaklaşık sekiz yüz şiiri ele alınmış ve ağırlıklı temalara göre değerlendirilmiştir. Aşk, hüzün, özlem, zulüm, şehir, tabiat, çocuk ve anne bu temalardan sadece bir kaçıdır.
Bu kitapta ayrıca Nurettin Durman’ın yaşam öyküsüne, sanat hayatına ve şiir görüşüne yer verilmiştir. Bu bilgiler onun şiirlerinin anlaşılmasına katkı verecektir. Okuyucu kitapta, yalnızlaşan ve bireyselleşen günümüz insanının, özlemini çektiği insanî değerleri yaşayan bir şahsiyet bulacak; insana değer verme, dostluk, kadirşinaslık, vefa vb. değerleri hissedecektir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Sultan III. Ahmet Dönemi Enderûn Hazinesi Gelir-Gider Defterleri (1703-1730)
Osmanlı Devletinin iç hazinesi konumunda bulunan Enderûn Hazinesi, fonksiyon itibariyle kıymetli para, mücevher ve eşyaların saklandığı bir depo veya sandık vazifesi görmektedir. Dış hazinenin ihtiyaçtan fazla olan varlığı Enderûn Hazinesinde muhafaza edilmiştir. Enderûn Hazinesi, içerisinde altın ve gümüş nakdînden başka kıymetli mücevherat, kumaş, giyim-kuşam, silah, ev içi unsurlar, kitap ve kokular gibi eşyalar bulunmaktadır. Öte yandan içinde bulundurduğu kendine münhasır üretim ve dönüşüm mekanizması ile Osmanlı sarayının geri dönüşüm kutusu özelliğini taşımaktadır. Bu kendi kendine yetebilme özelliği sayesinde Osmanlı Devletinin yegâne müesseslerinden biri haline gelmiştir. Dolayısıyla Enderûn Hazinesi bir hazineden çok daha fazlasını ifade etmektedir.
Sultan III. Ahmet dönemi gerek siyasi ve ekonomik gerek sosyo-kültürel bakımdan Osmanlı tarihi araştırmacılarının en çok dikkatini çeken dönemlerden biri olmuştur. Enderûn Hazinesi, Araştırmacılar arasında birçok tartışmaya sebebiyet veren böyle bir dönemde, sarayın maddi gelir ve giderleri konusunda önemli ipuçları vermektedir. Bunun yanı sıra dönem değerlendirmesi yapılması açısından içerisinde birçok kültür unsurunu bulundurmaktadır. Bu kitapta, Sultan III. Ahmetin 27 yıl süren saltanatında, Enderûn Hazinesinin kayıt altına alınmış gelir ve gider defterleri incelenmiştir.
₺620,00
KİTAP TANITIMI
Gençlerin Kadınlık ve Erkekliğe İlişkin Çelişik Algı ve Tutumları
Cinsiyete dair kabullerimiz ataerkil bir toplum yapısı içinde oluştuğu için kadınlar ve erkekler arasında bir hiyerarşi kurarak; kadınlığa ve erkekliğe ilişkin tanımlamalar yapar. Bu tanımlamalar bireysel ve toplumsal olarak sorgulanmadığı müddetçe varlığını sürdürür. Bu eserde cinsiyete dayalı ayrımcılık ve cinsiyete dair içselleştirilmiş kabuller Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencileri örneklemi üzerinden Glick ve Fiske’nin “çelişik duygulu cinsiyetçilik” ve “erkeklere ilişkin çelişik duygular” adlı ölçekleri kullanılarak analiz edilmiştir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
THE PSYCHOLOGY AND PEDAGOGY OF ANGER
The importance of the study of the emotions in relation to human conduct is well understood. Just how consciousness behaves under the influence of the fundamental human emotions like fear and anger, is one of vital interest to the psychologist and educator. It has always been difficult to study the structural side of our emotions because of an inability to control voluntarily our emotions for purposes of introspection. The structure of emotions is primarily important in so far as structure may allow an interpretation of function. The study of the emotions has for the most part been limited to theoretical discussions based on the observations of normal and abnormal persons and on the casual introspection of individual authors. This work is an attempt to study systematically the emotion of anger in relation to the behavior of consciousness, the ideas and feelings associated in the development of anger, the reactive side of consciousness under the influence of anger, individual differences in behavior, manner of the disappearance and diminution of anger, devices used in the control and facilitation of the emotion, and the conscious after-effects including the inter-relation of anger and other feelings, emotions and attitudes which follow.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
İş Yaşamında Yalnızlık ve Kariyer Gelişimi
Günümüz koşullarında insanlar kariyer gelişimlerini planlayarak elde ettikleri bilgi, beceri ve tecrübelerinin yardımıyla iş yaşamlarında gelmeyi amaçladıkları noktaya ulaşmaya çalışmaktadır. Bu süreç içerisinde çalışanların kişisel değerleri, tutumları ve iş yaşamındaki yalnızlık algıları kariyer gelişimlerini etkilemektedir. Burada bireylerin kişisel değerlerinin oluşumunda içinde bulunduğu iş çevresinin etkili oluğunu söyleyebiliriz. İş yaşamı, sosyal bir varlık olan insanın diğer insanlarla bir araya gelerek belirli bir amaç doğrultusunda performanslarını sergiledikleri ortamlardır. Bu doğrultuda, örgütler kendi amaçlarının gerçekleştirilmesi yolunda, çalışanının bireysel gereksinimlerinden etkilenmektedir. Günümüzde en başta gelen bu tür gereksinimler hiç şüphesiz çalışanın hem psikolojik ihtiyacı hem de diğer insanlarla olan sosyal ilişkiler ihtiyacıdır. Çalıştığı örgütte bu ihtiyaçlarını karşılayamayan bireyler kendilerini iş yaşamlarında yalnız hissedebilmektedir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
DEMOKRAT PARTİNİN KADIN MİLLETVEKİLLERİ
“Bana öyle geliyor ki mecliste 7 kadın mebus yerine 70 tane olsaydı hadiselerin daha fazla arzu edilir şekilde var olması mümkündü… Siyasi hadiseler cemiyetin içindeki oluşlara tabidir. Böylece belki daha insaflı bir muhalefet ve bunun neticesi olarak da daha basiretli bir iktidar olabilirdi…Kararınızı verirken analarınızı düşünmenizi isterim…”
Avukat Süreyya Ağaoğlu
Bu eser, Türk kadınının siyasi haklarını elde etme mücadelesinden başlayarak1950-60 sürecinde Demokrat Parti çatısı altında siyasete atılan dokuz kadın milletvekilinin TBMM’deki faaliyetlerini ve bu milletvekillerinin 1960 darbesi sonrasında yaşadıklarını ele almaktadır. Bu vekiller Nazlı Tlabar, Nuriye Pınar, Aliye Temuçin Coşkun, Edibe Sayar, Perihan Arıburun, Ayşe Günel, Hilal Ülman, Arife Necla Tekinel ve Emine Piraye Levent’tir. Aliye Temuçin Coşun ve Edibe Sayar dışındaki yedi kadın milletvekili Yassıada’da yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmışlardır.
Kadın milletvekillerinin meclisteki çalışmalarının kendi meslekleri ve uzmanlık alanlarıyla ilgili konular etrafında şekillendiği görülür. Kimi gazeteci, kimi ev kadını, kimi öğretmen olan bu kadınların ortak kaderi Yassıada olmuştur. Darbe sonrası kurulan Yüksek Adalet Divanı’nca, Yassıada’da verilen kararlar Türk siyasetini derinden etkilemiş ve bugünü şekillendirmiştir. Eserin amacı, meclisteki çalışmaları ve Yassıada’daki savunmaları ile bugünü şekillendiren kadın milletvekillerinin yaşadıklarını ortaya koymaktır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Birleşmiş Milletler ve Türkiye’de Sosyal Refah
İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden şekillenen dünya düzeninin önemli aktörlerinden birisi olan Birleşmiş Milletler genelde savaşı önleme ve barışı devam ettirme misyonuyla öne çıkmıştır. Bu çalışmada Birleşmiş Milletlerin biraz geri planda kalan sosyal refahın gelişimine katkısı Türkiye özelinde yaptığı çalışmalarla incelenmiştir. Birleşmiş Milletler uzmanlarının Teknik Yardım Programları çerçevesinde Türkiye’deki yetimhanelerden hapishanelere pek çok alanda yapılan yasal düzenlemelere ve kurumsal yapılanmalara katkıları hakkında bilgi verilmiştir. Kitapta ayrıca, Sosyal Hizmetler Enstitüsü ve Sosyal Hizmetler Akademisi’nin kuruluş aşaması, müfredat hazırlanması ve benzeri konularda Birleşmiş Milletler uzmanlarının sağladığı katkılara da yer verilmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Kayıp Lezzetlerin İzinde
“Kayıp Lezzetlerin İzinde“, bir yemek kitabından çok daha fazlası; Lozan Antlaşması’yla vatanlarından koparılan mübadillerin kalplerinde ve bohçalarında taşıdıkları bir asırlık mirasın dokunaklı bir kaydıdır. Bu eser, her bir tarifin ardındaki özlem, direniş ve umut dolu hikâyeleri gün yüzüne çıkarıyor. Alivra’dan Rufteynu’ya, unutulmaya yüz tutmuş lezzetler, ait oldukları anılarla birlikte yeniden hayat buluyor.
Atalarının sofralarına bir köprü kurmak, göç yollarında kaybolan tatları kendi mutfağında canlandırmak ve yemeğin birleştirici gücüyle kültürel bir yolculuğa çıkmak isteyen herkes için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı. Bu kitap, damaklarda bırakacağı lezzet kadar, ruhunuza da dokunacak bir tarih ve hafıza davetidir.
₺1.150,00
KİTAP TANITIMI
Trablusgarp Savaşı’nda Hilâl-İ Ahmer Cemiyeti (1911-1912)
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan değerli kurumlarımızdan biridir. Cemiyet 1868 yılında kurulmuş olsa da 1911 yılına kadar yani Trablusgarp Savaşı’nın başlamasına kısa bir süre kala üçüncü kez yeniden oluşum aşamasına gelmiştir. Daha sonra yardım faaliyetlerini günümüze kadar aralıksız olarak sürdürmüştür. Cemiyet Trablusgarp’taki faaliyetlerini, Osmanlı Devleti’nin doğrudan bir sınırı olmadığından Mısır ve Tunus üzerinden Trablusgarp’a ulaşarak yürütmeye çalışmıştır. Yaralı ve hasta Osmanlı askerlerine yardım etmek amacıyla sağlık heyetleri göndermiş olsa da Arap mücahitleriyle bölge halkına önemli yardımlarda bulunmuştur. Hilâl-i Ahmer sağlık heyetlerinin yardım faaliyetleri hiç de kolay olmamıştır. İtalyanlar, adeta uluslararası hukuk kurallarını çiğneyerek hem Cemiyet’in kurmuş olduğu sağlık merkezlerini uçaklarla bombalamış hem de Hilâl-i Ahmer çalışanlarını haksız yere esir etmişlerdir. Dolayısıyla Hilâl-i Ahmer sağlık heyetleri mücadelelerini bin bir güçlükle sürdürmüşlerdir.
Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşlarıyla başlayıp Milli Mücadele ile bitecek olan ve 10 yıl sürecek savaşların öncüsüdür. Karadan ve denizden İtalyanlarla savaşma imkanı olmamasına rağmen, Türk milletinin bir vatan toprağının direnmeksizin teslimi mümkün olmayacağı anlayışından hareketle buraya gönüllü subaylar gönderilmiştir. Bu subayların Trablusgarp’ta hem askerî sevk hem de yerel halkı örgütlemelerindeki yetenekleri İtalyanlara karşı önemli başarılar kazanmalarını sağlamıştır. Bu subayların başında Enver Bey ve Mustafa Kemal gelmektedir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
XIX. YY. NAKŞİBENDÎ ŞEYHLERİNDEN HOCAZÂDE AHMED KÂMİL DİVANI
Şiirlerinde “Kâmil” mahlasını kullanan Hocazâde Ahmed Kâmil Efendi, İstanbul Fatih Semti’nde Şeyh Türlü Tekkesi’ni kurmuş ve burada irşat vazifesinde bulunmuş 19. yy. Nakşibendî şeyhlerindendir. Bütün diğer mutasavvıf şairler gibi, o da tasavvufi düşüncelerini yaymak ve bunları etkili bir biçimde anlatabilmek için şiiri bir vasıta olarak görmüş ve kullanmıştır. Bu sebeple, ilahi aşk, tasavvuf, bir tarikata, dolayısıyla kâmil bir mürşide bağlanmanın önemi, dünyanın geçici olduğu, günahlardan tövbe etmenin lüzumu, zahit-sofi tipleri ve vasıfları, şairin manzumelerinin mihverini oluşturur.
Hâl-i fakrıñ etme i‘lânHâlıkıñ bilmez mi hîç
Cümleye in‘âm edip de ya saña vermez mi hîç
Gice gündüz nâr-ı firkatla yanıp ağlar iken
Rahm edip eşk ü sirişkiñgiceler silmez mi hîç
Sıdk ile teslîm olup sen kesme ümmîd-i visâl
Râh-ı ‘aşkda bulunanlar ‘âkıbet gülmez mi hîç
Mekteb-i ‘irfân içinde men ‘arefden ders alan
Mûtukable en-temûtû sırrına ermez mi hîç
₺315,00
KİTAP TANITIMI
TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ROMANINDA MEKÂN
19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nin Batılılaşmaya başladığı bir dönemi işaret eder. Bu dönemde Türk edebiyatının tanıştığı önemli edebî formlardan biri romandır. Romanın bu ilk örnekleri ülkede devam eden yenileşme hareketinin yerleşmesi ve hız kazanması amacıyla çoğunlukla halkı bilgilendirmek veya yönlendirmek için yazılmıştır. Bu dönem romanları üzerine farklı bakış açılarıyla yapılacak çeşitli okumalar roman türünün bizdeki gelişiminin yanı sıra Osmanlı aydınının bu süreci nasıl anladığı, yorumladığı ve beraberinde nasıl bir tutum sergilediği hakkında da önemli bilgiler verecektir.
Bu çalışmada roman türünün ve insanın var oluşunun iki temel vazgeçilmezlerinden olan zaman-mekân ikilisinden mekân kavramı üzerinde durulmaktadır. İnsanın var oluşunun çoğunlukla zaman üzerinden tanımlandığı bir dönemin ardından mekân kavramının öne çıkarılmaya başlandığı günümüzde birçok sosyal bilim kendi sahasını bu bakış açısıyla yeniden ele almaya ve inşa etmeye başlamıştır. Olayların ve çoğunlukla zamanın öncelendiği bir anlayışla kaleme alınan Tanzimat Dönemi romanlarında mekânın nasıl ele alındığı, yazarların mekânı nasıl algıladıkları, ne tür mekânlara yer verdikleri ve bunun ülkenin içinde bulunduğu süreçle olan ilgisi ve söz konusu sürecin aynı zamanda Osmanlı bürokratı olan yazarlar tarafından nasıl yönetildiği bu çalışmada ele alınan başlıca hususlardandır. Tanzimat Dönemi romanlarını bu açıdan ele alan müstakil bir araştırma olmadığından, bu çalışmamızın -başlangıcı ifade etmesi sebebiyle- aynı konuyu farklı dönemler için inceleyecek araştırmacılar için bir kıyaslama imkânı veya ortamı sağlayacağı düşünülmektedir.
₺510,00
KİTAP TANITIMI
W. B. Bayrıl Şiiri “Geçiyor Sessizce Sularınızdan”
W. B. Bayrıl’ın şiirleri; rüyaların masalsı, değişken ve sembolik atmosferine sahiptir. Bayrıl’ın şiirlerinin sahip olduğu derinlik, rüyalarda yer alan uçucu imgelerle örülüdür. Rüya malzemeleriyle süslenen ve zaman tarafından kuşatılan şiirlerde, harflerin simyası/esrarı dikkati çeker.
W. B. Bayrıl Şiiri-“Geçiyor Sessizce Sularınızdan”da şair ve akademisyen Emel Koşar’ın W. B. Bayrıl hakkındaki uluslararası endekslerde taranan hakemli ve popüler dergilerde yayınlanan makaleleri yer almaktadır.
₺230,00
KİTAP TANITIMI
Kutsal Böcek Üçlemesi
Bir kitabı satın almak için muhakkak geçerli sebepleriniz olmalı!
Size düşünürken, konuşurken ve yazarken kullanacağınız ilginç ve etkili bilgiler sunmalı…
Şayet kırmızı mürekkebin “kırmız” adlı böcekten elde edildiğini bilmiyorsanız ya da Romalı lejyonerlerin kılıç kabzalarına koruyucu gücüne yürekten inandıkları gübre böceği silüeti kazıttıklarını duymadıysanız, uğur böceğinin erken dönem Hristiyan tasvirlerinde kırmızı peleriniyle yer alan Bakire Meryem ile özdeşleştiğinden, kutsallık ve Tanrı’ya adanmışlığını simgelediğinden bihaberseniz yahut dişi tanrıdeveciğinin çiftleşmeden önce erkeğin kafasını yiyip onun da bu şekilde birleşmeyi tamamladığını işitmediyseniz veya böceklerin uygarlıklara etkilerini, rengarenk adları arkasına saklı kültürel şifreleri henüz çözemediyseniz bu kitabı almaya ihtiyacınız var demektir.
Emin olun ki şu anda böceklerle ilgilenen veya ilgilenmek üzere olan biri olarak Kutsal Böcek Üçlemesi’ni elinizde tutuyorsunuz.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’deki Kürt Meselesi Galtungyan Bir Bakış
Bu kitapta Türkiye’deki Kürt Meselesi’nin 2018 yılına gelindiğinde aldığı hâlin, Galtung’un çatışmaları ele alma yöntemi açısından incelenmesi yapılmıştır. Galtung’un yaklaşımı açıklandıktan sonra, Kürt Meselesi’nin boyutları – Siyasi, Sosyal, Kültürel, Ekonomik ve Güvenlik– incelenmiştir.
Galtung’un temel ihtiyaçlar – güvenlik, yemek, su, sağlık, eğitim, barınma, sevme/ait olma, itibar, kendini gerçekleştirme – üzerinden meşru ve gayrı meşru ayrımı yapması baz alınarak, Kürt Meselesi’nde meşru ve gayrı meşru noktalar öne çıkarılmıştır.
Kitapta incelenen Kürt Meselesi PKK’nın ilk eylem tarihi 15 Ağustos 1984’ten bu tarafa nasıl evrildiği üzerine olmuştur. 1990’larda inkârdan vazgeçilmiş ve Kürt varlığı kabul edilmiştir. 2000’ler ile birlikte özellikle açılım döneminde Kürtlere birçok haklar verilmiştir.
Kürt Meselesi’nde siyasi boyutta şu hususlar öne çıkmaktadır: Kürtçü ve PKK’nın türevleri olan gruplar ayrılıkçılığa yol açacak KCK/Demokratik Özerklik üzerinde ısrar ederken, Kürtlerin ve genel olarak Türk Milleti’nin ihtiyacı yerel yönetimlerin güçlendirilmesidir. Bu bağlamda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sağlanmıştır.
Sosyal boyutta; eğitim ve sağlık gibi konularda doğu ve güneydoğu bölgelerinde diğer bölgelere nazaran bir geri kalmışlık söz konusudur. Öncelik bu bölgelere verilerek ülke genelinde iyileştirmelere gidilmelidir.
Kültürel boyut söz konusu olduğunda, anadilde topyekûn eğitim ve resmi dilin Kürtçe olması gibi gayri meşru istekler dışında tüm talepler yerine getirilmiştir.
Ekonomik boyutta KDRP, KÖYDES, SODES, BELDES, Tazminat yasası ve Cazibe Merkezleri Programı ile doğu ve güneydoğu bölgelerine pozitif ayrımcılık uygulanmaktadır.
Güvenlik boyutunda ise PKK terör örgütünün silah bırakması ya da bataklığı kurutma operasyonu ile süpürülmesi sorunu vardır. Temmuz 2015’te başlayan ve halen devam eden operasyonlar başarılı olursa, PKK’nın süpürülmesi söz konusu olabilir.
Nihayetinde, Kürt Meselesi tam olarak çözülmese de pozitif barışa yaklaşılmıştır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
URFALI DÎVÂN ŞÂİRLERİ
Şehir monografilerinin önemi her geçen gün biraz daha artmaktadır. Çünkü şehir monografileriyle bir şehrin anatomisini öğrenme imkânına kavuşuruz. İnsanların veya insanlığın tarihi olduğu gibi şehirlerin de birer tarihi vardır. Başka bir ifade ile denilebilir ki insanlık tarihi, şehirlerin tarihidir. Bu yönüyle bir şehrin ne zaman ve kim tarafından kurulduğu, bu şehirlerde medeniyet kuran milletlerin kimler olduğu, bu medeniyetlerin insanlığa sundukları maddî ve manevî mirasın neler olduğu çok önemlidir. Bu yönüyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Urfa’nın arkeoloji, tarih, din, kültür, sanat ve edebiyat açışından önemli ve bereketli bir yer olduğu bilinmektedir.
Urfalı Dîvân Şâirleri isimli bu çalışma, biyografik eserlerin başında gelen tezkireler olmak üzere diğer biyografik/bibliyografik kaynaklarda ve başka çalışmalarda tespit edilen ve divân edebiyatının temsilcisi sayılan Urfalı şairleri içermektedir. Biyografik eserlere göre Urfalı en eski divân şairi Rüşdî (ö. 1677) mahlasını kullanan şairdir. Rüşdî ile muasır üç (3) divan şairi varken XVIII. yüzyılda bu sayı on beşe (15) yükselerek büyük bir artış göstermiştir. Bu çalışmada, XVII. yüzyıldan XX. yüzyılın sonlarına kadar yetişen Urfalı divan şairi sayısı yüz on yedi (117) olarak tespit edilmiştir. Bu sayı, Urfa edebiyatı için hiç de küçümsenmeyecek bir rakamdır. Bu şairlerin büyük çoğunluğu, eski edebiyatın yerini yeni edebiyata terk ettiği, dolayısıyla yeni türlerin rağbet edildiği XIX. ve XX. yüzyıllarda yetişmiştir. Bu da gösteriyor ki asırlardır devam eden divân şiir geleneği hemen kesintiye uğramamış, varlığını Urfa başta olmak üzere Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde yetişen yüzlerce belki binlerce şair ile devam ettirmiştir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Toplumda, Siyasette ve Modernleşme Sürecinde Kadın
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Toplumda, Siyasette ve Modernleşme Sürecinde Kadın, kadınların modernleşme serüvenini doğrusal bir “ilerleme hikâyesi” olarak değil; çelişkiler, sınırlar ve yeniden tanımlamalar eşliğinde ele alan çok boyutlu bir çalışmadır. Kitap, geç Osmanlı’dan erken Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadınların eğitim, emek, siyaset ve kamusal alanla kurdukları ilişkiyi, modernleşme projelerinin ideolojik ve kurumsal çerçevesi içinde tartışmaktadır. Kadınların kamusal görünürlüğü artarken aynı anda annelik, vatandaşlık ve “makbul kadın” normlarının nasıl üretildiğini sorgulayan bu derleme; biyopolitika, güvenlik, istihbarat ve toplumsal cinsiyet perspektiflerini bir araya getirir. Teşkilat-ı Mahsusa’dan vatandaşlık eğitimine, beyaz yakalılaşmadan annelik rejimlerine uzanan başlıklar aracılığıyla kadınlar yalnızca değişimin nesnesi değil, tarihsel sürecin etkin aktörleri olarak ele alınır. Bu kitap, modern Türkiye’nin toplumsal ve siyasal inşasını kadın deneyimi üzerinden yeniden düşünmeye davet etmektedir.
KİTAP TANITIMI
AİLE İLİŞKİLERİ BAĞLAMINDA AİLE İŞLETMELERİ
Aile işletmelerinin birçok boyuttan incelediği bir serinin parçası olan bu kitap, aile işletmelerinde liderlik ve aile ilişkilerine odaklanmıştır. Aile üyeleri gerek kurucu, gerek yönetici gerekse de çalışan bazen de sadece hissedar olarak işletmede önemli rol oynamaktadır. Bu önemine karşın aile işletmeleri ile ilgili yazın incelendiğinde aile boyutunun önemli ölçüde ihmal edildiği görülmektedir.
Ailenin sahip olduğu birlik beraberlik anlayışı nedeniyle aile ilişkileri hakkında bilgi verilmekten çekinmesi aile ilişkilerinin incelenmesini güçleştirmekte ve araştırmacıların aile boyutunu ihmal ederek işletme boyutuna odaklanmasına neden olmaktadır. İhmal edilen aile boyutu ise kendini aile üyeleri arasındaki güç ve liderlik mücadelelerinde göstermekte ve işletmenin ömrünü kısaltan en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu nedenlerden dolayı, bu kitap öncelikle aile işletmelerinde güç ve liderlik konularını incelemeye odaklanmıştır. Ayrıca aile işletmesine aile üyelerinin gözünden de bakmaktadır. Bu alanlardaki sorunlar tespit edildikten sonra devir süreci ve ailenin kurumsallaşması süreçlerini açıklayarak, aile işletmelerinin sürdürülebilirlik sorunlarına çözüm önerileri sunmayı amaçlanmaktadır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
ORGANİZASYONLARDA İNSAN KAYNAKLARI PROBLEMLERİNİN ÇÖZÜMÜ
Organizasyonlarda insan ilişkilerinin yönetimi, insanlar arasındaki farklılıklar ve ayrımlardan dolayı bir sanat halini almıştır. Bu sanattaki yetkinlik ölçüsünde, çalışma hayatının kalitesi ortaya çıkmaktadır. İşverenler her ne kadar bireyin fiziksel ya da zihinsel niteliklerini işe alsa da “tatlı ile birlikte acıyı da almalı” ve bireyi bir bütün olarak istihdam etmelidir. Şirket Umutun kaslarını ya da Başakın beynini işe almaya ne kadar çalışsa da her ikisinin hem beynini ve hem de kasını işe almakta ve bunlarla ilintili tüm aksaklıkları da birlikte istihdam etmektedir. Bu gerçeğin kabul edilmemesi, olası problemleri de yadsıma anlamına gelmektedir. Yadsıma mikro düzeyde, çalışanların firmalarıyla ilişkilerini birimselleştirir. Bu gelişmenin sonucunda, çalışanlar tüm zamanlarını işe verirler ama tüm güçleriyle yardım etmezler. Temel yeteneklerini geliştirmeyi ve şirket eylemlerine kendilerini adamayı denemezler. Bu etki her seviyede çalışanda görülmektedir. Organizasyonlarda çalışan sesinin kısılması ya da bu sesin cevap bulacağı bir adres bulunmaması da insan kaynakları problemlerinin ilgisizlik ve tepkisizlikle beslenen sinsi bir problem olarak karşımıza çıkmasına neden olmaktadır. İnsan kaynakları problemlerinin bir başka yönü de, modern zamanlarda çalışanların fiziksel ve duygusal açıdan işyeri ile ev arasında parçalanmasından kaynaklanmaktadır. Bu çelişki aynı zamanda organizasyonlarda motivasyon, moral ve verimlilik sorunlarının çekirdeğini oluşturmaktadır. İş yerinin aynı zamanda çalışanın yaşam alanı olduğu düşüncesi, iş yerinin fiziksel koşulları ve bu koşullardan etkileneceklere özel ilgi gösterilmesini de zorunlu kılmaktadır. İnsan kaynakları problemlerinin psikolojik doğasında, bireysel korkular yatmaktadır. Korku ise en başta gelen düşünce katilidir. Gülünç olmaktan korkmak, cezadan korkmak, işini kaybetmekten korkmak yenilikleri yok etmekte ve çalışanları problemlere açık hale getirmektedir. Bu kitap, işte bu korkularla yüzleşmek zorunda olan, evi ile işi arasında parçalanmış çalışan insanın organizasyon düzeyinde temel problemlerinin çözümüne bir kapı aralamayı deneyen literatürdeki ilk ve bütüncül bir çalışmadır.
₺340,00