KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

İran’da Nüfuz Mücadelesi
₺620,00 -

İkna Perspektifinden İletişim Çalışmaları
₺275,00 -

Her Yönüyle Akademik Başarı
₺575,00 -

Güncel Gelişmeler ve Veriler Işığında Uluslararası Ticaret
₺210,00 -

Genişletilmiş Gerçeklik Teknolojileri ve Güvenlik Uygulamaları
₺650,00 -

FRS KAPSAMINDA FİNANSAL DURUM TABLOSU VE ÖZKAYNAKLAR İÇİN MUHASEBE UYGULAMALARI
₺260,00 -

ETKİNLİK ÖRNEKLERİYLE DİJİTAL VATANDAŞLIK EĞİTİMİ
₺210,00 -

Emeğin Dijitalleşmesi: Sosyal Ağın Zorlayıcılığı Üzerine
₺405,00 -

Dünyada ve Türkiye’de Bağımsız Denetimin Ve Muhasebe Mevzuatının Gelişimi
₺250,00 -

DİJİTAL ÇAĞDA Z KUŞAĞI GERÇEKLERİ
₺750,00 -

Çukurova Tarihi Araştırmaları – I
₺620,00 -

Cumhuriyete Adanmış Bir Ömür Hasan Reşit Tankut (1891-1980)
₺780,00 -

Bulanık TOPSIS Yöntemiyle Tedarikçi Seçimi
₺210,00 -

BİLGİ TOPLUMUNDAN SÜPER AKILLI TOPLUMA GEÇİŞ
₺235,00 -

Bâkî’de Tasavvuf ve Kırk Gazel Şerhi
₺390,00 -

Aragon Krallığı
₺440,00
KİTAP TANITIMI
VII. ULUSLARARASI KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT BİLİMİ KONGRESİ BİLDİRİ KİTABI
Goethe’nin “Ulusal edebiyat artık bir şey ifade etmiyor, dünya edebiyatının zamanı geldi, herkes bu dönemi hızlandırmak için buna katkıda bulunmak zorundadır” demesinin üzerinden yaklaşık iki yüz yıl geçti. Goethe ortaya atmış olduğu “dünya edebiyatı” kavramı ile edebiyatlar arasındaki iletişimi ve etkileşimi vurgulamak istemişti. Bu bir bakıma dünya kültürü anlamına geliyordu ve insanlık kültürünün bir üst basamağıydı. Sadece edebiyatlar arasındaki etkileşim değil, ortak bir duygu birliği geliştirme yolunda da önemli bir adımdı dünya edebiyatı.
Karşılaştırma her zaman bilimlerin bir yöntemi olmuştur. Bu bağlamda yüzyılımızın başında edebiyatlar arasındaki alışverişe dikkat çeken çalışmaların yoğunluğu göze çarpar. Toplumların birbirleri hakkındaki yorumlarını ortak bir buluşma noktasına doğru hareketlendiren bu çalışmalar sadece edebiyat alanıyla sınırlı kalmayıp, psikolojiden sosyolojiye, tarih biliminden antropolojiye ve genel anlamıyla kültür bilimlerini kapsamaktadır. Günümüze bakıldığında edebiyatlar, dolayısıyla kültürler arası iletişime daha çok ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Eskiden uzakta olanlarla karşılaşmalar gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Ötekileştirme, önyargı oluşturma veya belli gruplar hakkında oluşturduğumuz basmakalıp düşüncelerin yön verici etkisi hayatımızın her alanına yansımaktadır. Bir yandan küresellik iddiaları sınır tanımayan bir hareketliliğe olanak tanırken, diğer yandan farklılıkları ön plana çıkararak yerelliğin bir zenginlik olarak korunması çabaları dikkat çekicidir. Bu çok farklı kültürlerin karşılaşmalarında kimlik konusu da önemli bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi kültürünü koruyarak, diğer kültürü anlama deneyimleri yüzyıllardır yaşanan toplumsal çabalardan biridir. Komşularla ilişkiler kültürel zenginlik anlamına gelebileceği gibi, gerilimli bir ilişkiyi de ifade edebilir.
10-12 Ekim 2018 tarihlerinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde düzenlemiş olduğumuz VII. Uluslararası Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi Kongresi çerçevesinde sunulan bildiriler de edebiyatlar ve kültürlerarası ilişkileri gösterme ve yorumlama girişimi olarak alana katkıda bulunma çabasının bir ifadesidir.
Yazarlar: Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Prof. Dr. Meral Ozan, Doç. Dr. Abdurrahman Kolcu, Doç. Dr. Hasan BAKTIR, Doç. Dr. Vehbi Ünal, Doç.Dr. Bekir Zengin, Ahmet ÜNGÜDER, Alla Serdiuk, Arzu ÖZYÖN, Ayhan Tek, Ayşe Nur Özdemir, Burcu Narda Yurtseven, Canan AKBABA, Ceren Kahraman, Derya Ersöz, Derya Koray Düşünceli, Dilek SAKAROĞLU, Dr. Berna USLU KAYA, Dr. Emin ONUŞ, Dr. Müge GÖNCÜ, Dr. Öğr. Ü. Emel Erim, Dr. Öğr. Üyesi Hatice EŞBERK, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Semerci, Dr. Zennure Köseman, Duygu Özakın, Ebru Ceker Gündogdu, Efsane Huseyin, Emel Özkaya, Emine ZEYTUNLU, Erdal BARAN, Fatma Kahraman, Filiz İlknur Cuma, Gonca GÜVEN AKIN, Hamza KUZUCU, Kamran Ahmadgoli, Khallieva Gulnoz Iskandarovna, Medina Karahan, Mehmet Emin PURÇAK, Meryem Koyun, Nevzat KAYA, Nihan ATLI, Onur ÖZCAN, Öğr. Sevgi Kamışoğlu, Öğrt. Gör. Dr. Reyhan İsmet Özsarı, Özge Sinem İMRAĞ, Özlem ULUCAN, Seçil YÜCEDAĞ, Seçkin SARPKAYA Sibel Baran, Sona Jafari Nasab, Sultan Dilek GÜLER, Tülinay Dalak, Ünal KAYA Veysel LİDAR, Yusuf Ziyaettin Turan, Zeliha DURAN, Zeliha ÖZTÜRK
₺890,00
KİTAP TANITIMI
1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda Esir Yunanlar
- yüzyılda Osmanlı Devleti’nin ittifaksız tek başına girip kazandığı 1897 Yunan Savaşı, her ne kadar barış antlaşmasına yansımamış olsa da uluslararası bağlamda başta Sultan II. Abdülhamid olmak üzere ülkenin itibarını arttırmıştır. Savaşın kısa süre içerisinde Yunan bozgunuyla sonuçlanacağını, Yunanların kendisi olmak üzere büyük devletlerin temsilcileri ve yabancı gazete muhabirleri beklemiyordu. Bu savaş ile Osmanlı’nın hâlâ güçlü bir devlet olduğu anlaşılmıştır.
1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda savaşın doğal bir sonucu olarak her iki taraftan da esirler alınmıştır. Yunanlar adına savaşıp Osmanlı tarafınca esir alınanlar muvazzaf, yabancı gönüllüler ve Osmanlı vatandaşı olmak üzere üç grupta sınıflandırılmıştır. Bu kitapta; esirlerin durumu (Osmanlı ve Yunan esirleri karşılaştırılarak), ülkelerine iade süreci, savaşın propaganda boyutu ve Osmanlı Devleti’nin diplomatik stratejileri incelenmiştir.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, Bahao
Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, Mustansar Hüseyin Tarar’ın mitolojiyle tarihi, gerçeklikle efsaneyi ustalıkla harmanladığı benzersiz bir anlatı sunar. Kayıp Sarasvati Nehri’nin izinde ilerleyen roman, İndus Vadisi Uygarlığı’nın karanlıkta kalan yönlerini, eşsiz bir estetikle görünür kılar. Proto-Dravidce’den Urducaya uzanan anlatım dokusu ve Tarar’ın cesur biçimsel tercihleri, okuru hem kadim bir dünyanın içine çeker hem de kültürel hafızanın derinliklerinde dolaştırır.
Ghaghara Nehri kıyısında yaşayan romanın başkarakteri Paruşni, hem köyün sıradan bir sakini hem de sorgulayıcı ve direnen bir figürdür. Eser, bir nehrin kuruyuşuyla birlikte sarsılan bir toplumun acısını, direncini ve umudunu taşır. Tarar’ın çarpıcı üslubu, geçmişin bu kayıp coğrafyasını bugünün çevresel ve toplumsal kırılmalarına bağlar. Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, hem unutulmuş bir medeniyetin hem de insanlığın değişmeyen kaderinin izini süren, etkileyici ve evrensel bir roman.
₺470,00
KİTAP TANITIMI
Türk Edebiyatında İktidar Mücadelesi (1860-1895)
“Hayatın ve tabiatın aynası olan sanatın, toplumdaki ideoloji ve düşünce sistemlerini de -az veya çok- yansıtması kaçınılmazdır. Nitekim, diğer beşerî ve evrensel değerler gibi siyasi fikirler ve bunların eylem ve uygulama safhasını oluşturan iktidar mücadelesi de sanat eserlerine yansımıştır. Üstelik Edebiyat, hem olayları somut ve estetik hâle sokmakla Felsefe’nin kuruluğunu ve soyutluğunu giderdiği; hem de kötü de olsa ‘gerçek’i söylemek zorundaki Tarih’ten farklı olarak ‘ideal’i telkin edebildiği cihetle eğitimde büyüleyici bir etkiye sahiptir. Çünkü sanatçı, olayları çoğu kere kendisi kurguladığı için iyiyi daima ödüllendirip, kötüyü cezalandırabilir.
Kuvvetli bir sosyal şuura ve aydın sorumluluğuna sahip bulunan Tanzimat Nesli yazarları roman, piyes, hikâye gibi yeni edebî türlerin bütün imkânlarından faydalanarak vatan sevgisini, hak ve hürriyet aşkını, adaletin vazgeçilmezliğini, millet ve insaniyete hizmetin yüceliğini ve yücelticiliğini anlatmak için âdeta seferber olmuşlardır. Her nevi iktidar mücadelesinde kaosa ve isyana sebebiyet vermeden, mevcut düzeni kurallar içinde tanzim ve ıslah için çabalamışlardır. En ihtilalci eserlerde bile bu “tanzim ve ıslah” fikrinin temel oluşturduğunu görmek mümkündür.”
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Sosyolojinin İmkânlarıyla Türk Sineması ve Türk Romanları Üzerine Değerlendirmeler
Sinema filmleri ve romanlar toplumun/toplumsal ilişkilerin/toplumsal olguların değişik boyutlarıyla ele alındığı sanatsal formlardır. Dolayısıyla sinema filmleri ve romanları estetik ve sanatsal özelliklerinin yanında toplumsal olanı da içinde taşır. Bu bağlamda Türkiye’nin iki yüz yılı geçkin yaşadığı Modernleşme/Batılılaşma sürecindeki toplumsal değişmenin ilişkilerde/yapılarda ortaya çıkardığı sosyolojinin Türk sinema filmlerine, Türk romanlarına yansıması da kaçınılmaz olacaktır. Bu yansımalardan iç ve dış göç olgusu, kent-kır karşılaşmasıyla ortaya çıkan kültürel yırtılmalar, bu durumların işaret ettiği sosyo-politik ve sosyo-ekonomik yapılanmalar öne çıkan özellikler olarak görülmektedir. Diğer yandan Türkiye’nin siyasal dönemlerine göre bu sanatsal formların aldığı biçimlenmeler, işlediği konular da bu formların kültür yansıtıcısı/yaratıcısı bir aktör olarak ortaya çıktığını göstermektedir. Bu durumda bir kültür ve sanatsal üretim olarak Türk sinema filmlerinin ve Türk romanlarının incelenmesinde hangi politik perspektife işaret ettiğine, hizmet ettiğine dair bir anlayışa sahip olmak da mümkün olacaktır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Tuva Türkçesinde İkileme ve Yinelemeler
Tuva Türkleri, Güney Sibirya bölgesinde, Rusya Federasyonuna bağlı Tuva Cumhuriyetinde yaşamakta olan Türk topluluklarından biridir. Tuva Cumhuriyetinde yazı ve konuşma dili olarak kullanılan Tuva Türkçesi; Eski Türkçe birtakım arkaik özellikleri korumuş olması, Moğolcayla ilişkiler gibi bakımlardan dikkat çekici özellikler gösterir. Tuva Türkçesinin ilgi çekici özelliklerinden biri de ikileme kullanımının yaygınlığıdır. Tuvaca söz varlığının önemli bir bölümü ikileme şeklindeki sözlerden oluşur. Bu çalışmada Tuva Türkçesindeki ikileme ve yinelemeler, Eski Türkçeyle de karşılaştırmalı olarak kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.
Türk dilinde Eski Türkçeden beri görülen ikileme ve yinelemeler üzerine, Türk dilinin farklı tarihî dönemleri ve çağdaş lehçelerini kapsayan pek çok çalışma yapılmıştır. Bununla birlikte konunun, üzerinde durulması ve aydınlatılması gereken yönleri hâlen bulunmaktadır. Tuva Türkçesinde ikileme ve yinelemelerin incelendiği bu çalışmada, önceki çalışmalar da irdelenerek konu sistemli bir şekilde ele alınmıştır. Giriş bölümünde konunun kapsam ve sınırları çizilerek İkileme ve yinelemenin dil bilimindeki karşılıkları belirlenmiş, inceleme bu esasta gerçekleştirilmiştir. Çalışma; ikilemeler, yinelemeler ve Eski Türkçeyle karşılaştırma olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.
İncelemenin sonunda ikileme ve yinelemelerin sözlüğü yer almaktadır. Tuva Türkçesine ait çok sayıda edebî metin, halk edebiyatı eserleri, araştırma yazıları ve gazetelerin taranmasıyla oluşturulan sözlük yaklaşık 2600 madde başından oluşmaktadır.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Hayvancılık Faaliyetlerinin Finansmanı
Hazırlanan bu kitabın öncelikli amacı; hayvancılık faaliyetlerinin finansal yönetimi konusunda yetersiz olan literatür yapısına katkı sağlamaktır. Ayrıca hayvancılık faaliyetlerinin daha çok küçük aile işletmeleri olmasından dolayı finansal bilgisi yetersiz olan kişilere yardımcı olmaktır. Belirlenen bu amaçlara bağlı olarak kitap yazım dili mümkün olduğunca basit tutulmaya çalışılmıştır. Anlatılan konular basit örneklerle açıklanarak, konuların daha anlaşılır olmasına gayret edilmiştir.
Çalışma üç bölümden olacak şekilde hazırlanmıştır. Birinci bölümde finansal yönetimin temel konuları basit örneklemelerle açıklanmaya çalışılmıştır.
İkinci bölümde hayvancılık faaliyetlerinin temelini oluşturan tarımsal faaliyetlerinin muhasebe ve finansal yapısı açıklanmıştır.
Üçüncü bölümde ise hayvancılık faaliyetlerinin finansmanında önemli görülen konular ele alınmış ve bu konular küçük örneklerle desteklenmiştir. Ayrıca üçüncü bölümün içinde hayvancılık faaliyetlerinin maruz kaldığı riskler tespit edilmeye çalışılmış ve tespit edilen risklerin yönetilebilmesi için çözüm önerileri oluşturulmuştur.
Gıda arz güvenliğimiz için çok önemli olan hayvancılık faaliyetlerinin finansal yönetimine sağlanacak katkının, tüm ülkenin çıkarına katkı sağlayacağı düşüncesi ile hazırlanan bu kitap umarız ki amacına ulaşır
₺275,00
KİTAP TANITIMI
İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLER VE DENEME PLANLANMASI
Bu kitap üç husus dikkate alınarak hazırlanmıştır.
- a) Gerek lisans düzeyinde farklı isimlerle okutulan İstatistik, İstatistiksel Yöntemler, Biyometri, Biyoistatistik, Temel İstatistik, Araştırma ve Deneme Yöntemleri, Deney Tasarımları, Araştırma Yöntemleri dersleri için gerekse de Lisansüstü ve Doktora düzeyinde okutulan Deneme Planlanması, İstatistiksel Veri Değerlendirme, Bilimsel Çalışma Sonuçlarının Değerlendirilmesi, Regresyon Analizi, Örnekleme Yöntemleri, Tarımda Bilimsel Araştırma Kavramı gibi dersler için temel bir kaynak kitap olmasına
- b) Özellikle uygulamalı bilimlerdeki tüm akademisyenler ve araştırıcılar için bir danışmanlık hizmeti sunabilmesi yani, merak edilen konu bakımından bir araştırma ve denemenin nasıl planlanıp, yürütülebileceğinden başlayıp elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinin nasıl yapılabileceği, istatistik analizlerde uygun yöntemin nasıl belirleneceği, analiz sonuçlarının nasıl yorumlanıp rapor edilebileceğine kadarki bütün aşamaları etraflıca içermesine ve
- c) Uzun yıllardan beri gerek üniversitemizin değişik birimlerindeki akademisyenlere, lisansüstü çalışmalarını sürdüren öğrencilere ve araştırıcılara, gerek ülkemizdeki diğer üniversitelerdeki akademisyen, lisansüstü öğrencileri ve araştırıcılara, gerekse de yurt dışındaki birçok akademisyene istatistik analiz konusunda gönüllü olarak yoğun bir istatistik danışmanlık hizmeti sunmamdan dolayı araştırıcıların en çok sıkıntı çektikleri noktalar dikkate alınarak tüm bilim insanları ve araştırıcılar için Başucu Kitabı niteliğinde bir kitap olmasına dikkat edilmiştir.
Söz konusu hususların dikkate alınarak hazırlanan bu kitapta karmaşık formüllerden olabildiğince kaçınılmış ve herkesin rahatlıkla anlayabileceği sadece bir dil kullanılmaya çalışılmıştır. Kitapta olabildiğince her alandan örnekler verilmiş ve dikkate alınan test ve yöntemlerin uygulanış adımları, elde edilen sonuçların yorumlanması ve söz konusu sonuçların nasıl rapor edilebileceği uygulamalı olarak adım adım gösterilmiştir.
.
KİTAP TANITIMI
Roland Destanında Kötülük ve Şiddet Dili
Bu kitapta Roland Destanı çalışma konusu olarak ele alınarak, konunun daha iyi anlaşılması için Roland Destanı’na kadar olan tarihi süreç üzerine temellendirilmiştir. Destanda Kötülük, Şiddet dili, Dini şiddet ve kötülük anlatıları örneklerle irdelenmiştir.
Roland Destanı günümüze kadar devam eden iki kutsal inancın savaşının ilk destanıdır. Aynı şekilde Fransız Tarihi’nde ataları Franklardan kalan ilk yazılı belgesidir. Bu destanın tesirlerinin hala yaşandığı aşikâr olduğundan âcizane, bu çalışmamızın okurlara yararlı olacağı kanısındayız.
KİTAP TANITIMI
1927-1964 RADYO YAYINCILIĞINA HAYAT VERENLER
Popüler kültürün ve görselliğin egemen olduğu günümüz dünyasında; akademik çalışmalar ve insan yaşamının kolaylaşması için gösterilen çabalar gözlerden uzak ve geri planda kalıyorlar. İnsanların dikkatini çeken renkli olaylar, parıltılı yaşamlar, heyecan verici gelişmeler gündelik yaşamda ilk sıralara yerleşiyorlar. Yaşama anlam katan, onu kolaylaştıran çabaların ve onları gerçekleştiren insanların çoğu zaman adları bile anılmıyor. Medya tarihimize baktığımızda, bugün cep telefonlarından dinlenen radyo yayınlarının ne zaman başladığı, bu yayınlar için kimlerin emek verdiği ve çaba harcadığı bilinmiyor. Oysa bu insanlar, en az bir manken ya da sporcu kadar bilinmeyi ve hatırlanmayı hak ediyorlar. Zamanın, bellekleri acımasızca ve geriye dönüşü olmayan bir biçimde aşındırdığı düşünülürse, gelecek dönemlerde hiç hatırlanmayacak ve hatta bilinmeyecek bu insanlar için tarihe bir not düşmek en azından, insanlık için gösterilmiş çabalara bir vefa borcudur. Bu kitap, radyo yayıncılığına ilgi duyan araştırmacılara, iletişim fakültesi öğrencilerine, radyo yayıncılarına ve radyo dinleyicilerine radyo tarihimizin farklı bir boyutunu sunar.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakya Ortodoks Patrikliği, Batı’dan gelen misyonerlerden dolayı siyasi ve idari olarak büyük bir yıkıma uğramıştır. Misyonerlerin etkisiyle Ortodokslar arasından devşirilen Katolik cemaat, kısa zamanda Antakya Ortodoks Rum Kilisesi’nin yönetimini eline geçirmiştir. 1830’lu yıllarda Maximus III Mazlum’un Antakya Katolik Rum Kilisesi’ni kurmasına kadar da kilisede yönetim çoğunlukla Katolikliği benimsemiş patriklerin elinde kalmıştır. 1850’li yıllarda üst üste ölüm hadiseleriyle sarsılan kilise, bu yıllardan sonra yeniden dirilişe geçmiştir. Antakya Ortodoks Rum Kilisesi yüzyıllarca etkisinde kaldığı İstanbul Ortodoks Rum Patrikliği’nin, Antakya’da hatırı sayılır bir Rum cemaat kalmadığından, kilise cemaatinin tamamını oluşturan Araplar kendi patriklerini seçmek ve patrikliği Araplaştırabilmek amacıyla zorlu ve uzun soluklu bir mücadelenin kapısını açtılar. Bu mücadelede köken itibariyle Rum olan Patriklerin ya Papalığa ya da İstanbul Rum Patrikliğine biat ettikleri tespit edilmiştir. Gelecekte ekümenik bir patriğin ortaya çıkaracağı problemlerle uğraşmak istemeyen Osmanlı Devleti, 20 Ekim 1884’te kilisenin teşrifattaki adından “Ortodoks” ibaresini çıkararak İstanbul Rum Patrikliği’ne indirgemek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra Antakya kilisesinin teşrifattaki adı ise Antakya Ortodoks Patrikliği olmuştur.
Yüzyıllarca Rumların bir vassalı gibi yaşayan Arap metropolitler, bu değişiklikten sonra ilk defa kendilerine ait milli bir kilise kurmak ve Arap bir patrik seçmek için, o zamana kadar cemaatlerle ilgili her işin dışında kalmayı başaran Osmanlı Devleti’ni de meselenin içerisine çektiler. Sonuçta Arap soyundan gelen Lazkiye Metropoliti Meletiyos Efendi, 6 Mart 1899’da patrik kaymakamlığına tayin edildi ve 30 Nisan 1899’da da patrik seçildi.
Meletiyos Efendi’nin patrik seçilmesiyle Antakya Ortodoks Patrikliği’nin 1720’li yıllarda başlayan Rum hegemonyasından kurtulma ve millileşme süreci 1899’lu yıllarda tamamlanmıştır.
Bu çalışma Osmanlı Devleti ile Batılı aktörler arasındaki din ve mezhep çatışmaları üzerinden baş gösteren rekabet ve mücadeleler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Uluslararası Hukuk Bağlamında İnsanlığın Ortak Mirası: Antarktik Doğal Kaynaklarının Küresel Yönetimi Örneği
Ortak miras kavramının tarihsel gelişimi ve temel prensiplerinden yola çıkan bu araştırmada Antarktika’nın ortak miras olarak kabulü uluslararası hukuk kapsamında değerlendirmeye alınmıştır. Kıtanın doğal kaynak rezervleri ve potansiyeli hem canlı kaynaklar hem de mineraller açısından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Antarktik kaynakların kullanımına yönelik mevcut hukuki düzenlemeler ve devletler arasında kurulan uluslararası iş birliğinin aşamaları tarihsel sırayla detaylandırılmıştır. Kıta çevresini korunmasının küresel açıdan gerekliliği ve gelecek nesillere etkisi bilimsel verilere dayandırılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı uluslararası hukukun bir parçası olarak ortak miras kavramını Antarktika örneğinde değerlendirirken, kıtanın doğal kaynaklar açısından önemini ve hukuki düzenini ayrıntılı olarak ele almaktır. Türkçe literatürde kıtanın uluslararası yönetimini sağlayan Antarktika Antlaşmalar Sistemi’nin inşa edilmesine ve işleyişine dair kapsamlı bir kaynak bulunmadığından bu sistemsel gelişim sürecinin ortak miras kavramı ve uluslararası hukuk kapsamında detaylandırılması ayrıca önemlidir. Ayrıca bu çalışmada devletlerin şekillendirdiği Antarktika siyaseti uluslararası ilişkiler bağlamında da değerlendirilerek kıta sisteminin geleceğinin yorumlanması amaçlanmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Ayânzâde Nâmık Ekrem’in Manzûm ve Manzûm-Mensûr Eserleri
1. Meşrutiyet’in 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilmesi, demokrasi tarihi açısından önemli bir dönüm noktasını teşkil etmektedir. Monarşiden Meşrutiyet’e geçişi ifade eden bu tarihten kısa bir süre sonra 13 Nisan 1909 tarihinde 31 Mart Vakası olmuş ve Sultan II. Abdulhamid tahttan indirilip İttihat ve Terakki dönemi fiilen başlamıştır. Osmanlının bu çalkantılı dönemlerinde İstanbul’da öğrencilik, öğretmenlik ve yayıncılık faaliyetlerinde bulunan Ayânzâde Nâmık Ekrem, kaleme aldığı eserleriyle Meşrutiyet’in ateşli bir savunucusu olarak yer almıştır. Şiir, edebiyat, din, ahlâk ve sosyal meseleler konusunda manzum, manzum-mensur ve mensur kırk civarında eseriyle bir külliyat oluşturan bu isim, çok yönlü kişiliği ile çalışmamıza konu olmuştur.
Bu çalışmada, Nâmık Ekrem’in “Vatan için faydalı kitaplar” serisi içerisinde Osmanlı Türkçesiyle yayımladığı manzum eserleri olan Zevâhir-i Pejmürde, İnkılâb, Yâdigâr, Zafer-i Hürriyet, 10 Temmuz Hâtırası ve manzum bir mesnevî denemesi olan Hicrân ile manzum-mensur karışık yazılan Bahâr-ı Edeb ve Şi‘r-i Hakîkat isimli edebî eserleri günümüz Türkçesine aktarılmıştır. İlk defa toplu olarak okuyucuyla buluşacak yeni harfli bu metinlerin devrin sosyal, siyasal ve edebî tezahürleri ile bir ışık olması hedeflenmiştir.
₺560,00
KİTAP TANITIMI
Tarihî Batı Türkçesi ve Doğu Türkçesinde -sA Biçim Birimi
Bu kitapta -sA biçim birimi tüm yönleri ile ele alınmıştır. Dil bilgisi çalışmalarında, -sA biçim biriminin yapı, anlam ve işlevleri hususunda bir tartışma söz konusudur. Bu nedenle Eski Türkçeden günümüze varlığını sürdüren –sA biçim biriminin bugünkü anlam ve işlevleri ile ilgili daha fazla fikir sahibi olabilmek için daha eski kaynaklara yönelme ihtiyacı doğmuştur. Bu amaçla 15 ve 16. yüzyıllara ait Doğu ve Batı Türkçesine ait metinlerin –sA biçim biriminin kullanımları ve şart ifadesi bakımından incelenmesi ve karşılaştırılması yoluna gidilmiştir. Kitapta –sA biçim birimin Doğu ve Batı Türkçesindeki benzer ve farklı kullanımları belirlenmiş, tarihî gelişim süreci içinde farklılaşan kullanımları tespit edilmiş ve lehçeler arası farklılaşmanın tarihî süreci ve temelleri saptanmaya çalışılmıştır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Dijitalleşmeye Sosyal Bakış
Dördüncü sanayi devrimini diğer devrimlerden ayıran en önemli özelliği, tüm toplumun dijital ortamlara doğrudan dahil olmasıdır. Daha önceki dönemlerde bireyler pasif iken artık bu dönem de hem üreten hem de tüketen durumundadır. Dijitalleşme, iletişim olanaklarını tüm dünyaya yaymasıyla birlikte toplumsal yaşamları da derinden etkilemiştir. Dijitalleşme bir nevi küreselleşmedir. Dijitalize olmuş küreselleşme içinde, ekonomi, klasik bağlamından kopmuş küresel haline gelmiştir. Ürünlerin satışı, üretimi ve pazarlanması yeni akışkanlıklar içinde farklılaşmıştır. Dijitalleşmenin önemli sonuçlarından birisi de sosyal iletişim ağlarının internet üzerinden sağlanmasıdır. Sadece sosyal medya bile gerek bireysel gerekse toplumsal ilişkiler üzerinde başlı başına bir sarsıntıya neden olmuş; sanal kimlikler, e- ticaret, farklı pazarlama teknikleri, reklamlar, yeni toplumsal politik hareketler bu ağlar üzerinden sağlanmıştır. Sosyal medyanın iletişim üzerindeki etkileri tüm alanlar üzerinde hissedilmiştir.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Coğrafyasında Batı Emperyalizmi
Emperyalizm, tarihi milattan öncesine dayanan ve yayılımcılık anlamına gelen bir terimdir. ”Sömürgecilik” ve ”Müstemleke” kelimeleri de emperyalizm yerine kullanılan diğer terimler arasında yer alıyor.
Emperyalizm sözcüğü İngilizce ”Imperial” kelimesinden türetilmiştir. Imperial’in sözlük anlamı imparatorluktur. İmparatorluklar, birçok ülke toprağının işgal edilmesiyle kurulduğu için bu ismi almıştır. Tarihte Emperyalizm terimi ilk defa Napolyon’u eleştirmek ve Birleşik Krallığın sömürgecilik faaliyetlerini tanımlamak için kullanılmıştır.
Emperyalizm, bir ülkenin siyasi idaresinin ele geçirilmesi ve ekonomik açıdan sömürülmesidir. Emperyalist devletlerin uyguladığı politikaların başında baskı ve yıldırma politikaları gelir. Müstemleke haline getirilmiş ülkenin yönetimi sömürgeci devlete geçer. Bu nedenle devletin yasama- yürütme – yargı organları kısa ya da uzun vadede sekteye uğrar.
Emperyalizmin ana nedeni ekonomik çıkarlardır. Örneğin bir ülke yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından zengin ise o kaynaklara (altın, gümüş, petrol vs.) el konur. Sömürülen kaynaklar sadece bunlarla sınırlı değildir. Ülkenin tarım ürünleri, pazarları, üretim tesisleri de emperyalist devletin kontrolüne geçer.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
İŞLETME YÖNETİMİ VE FİNANSAL ANALİZLER
Ülkemizde mevcut şirketlerin 2020 senesi verileri ile %99,8 ine yakını KOBİ’lerden oluşmaktadır. KOBİ’leri burada MİKRO, Küçük ölçekli ve Orta Ölçekli diye ayırdığımızda, Mikro ölçekli KOBİ’lerimizin oranı %97’lere ulaşmaktadır. Buradan hareketle Mikro ölçekli işletme olarak addettiğimiz KOBİ’lerimizde 10 kişiden daha az kişinin çalışmakta olduğunu göz önüne aldığımızda, bu tip işletmelerde profesyonel Finans kökenli çalışanlara rastlamanın pek de mümkün olmadığını görürüz. Hatta şirket sahip ve yöneticilerinin de çoğu kez işletme muhasebelerini dışarda tutturmaları sebebiyle, Finans kökenli olmadıkları da ortadadır.
Buna karşın, işletmelerini yönetirken Finans kökenli olmamalarına karşın, kendilerine bu konuda yardımcı olabilmek üzere, bu kitap bir kılavuz olarak hazırlanmıştır. İşletmelerinde nelere dikkat etmeleri ve gerektiğinde nasıl bir tedbir almaları konusunda bu kitap basit yönlendirmeler yapmakta ve işletme sahip ve yöneticilerine, şirketlerini finansal açıdan nasıl yönetebileceklerine dair bazı öneriler ve analiz metotları ile fikir sahibi olmalarını hedeflemiştir.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Lojistik Merkez Olarak İstanbulun Hava Ulaşımındaki Yeri
Ürün çeşitliliğinin her geçen gün arttığı, sipariş döngü süreçlerinin kısaldığı, ülkeler arası sınırların görünmez hale geldiği, işletmelerin globalleştiği, taşıma mesafelerinin arttığı, hız ve maliyet unsurunun bir numaralı faktör olarak karşımıza çıktığı günümüz dünya ticaretinde, ticaretten türeyen bir talep olan lojistiğin önemi giderek artmaktadır.
Artan uluslararası ticaret faaliyetleri ve sınırların görünmez hale gelmesi ile müşteriler siparişlerine en kısa sürede ulaşmak, tedarikçiler ise müşterilerin taleplerine en hızlı, emniyetli ve yüksek kalitede bir taşımacılık hizmeti vermek istemektedirler.
Diğer taşıma modları ile karşılaştırıldığında oldukça güvenli bir taşıma türü olduğu için pahada yüksek değere sahip ürünlerin taşındığı havayolu taşımacılığı ile ilgili olarak; 2024 yılına kadar yapılan tahminlemelerde; Dünya ekonomisinin yılda ortalama %2,9, Dünya havayolu yolcu sayısının yılda ortalama %4,8 ve Dünya havayolu kargo taşımacılığının da ortalama yılda %6,2 büyümesi beklenmektedir.
Hava kargo ve hava lojistik faaliyetlerinde gerçekleşen ve gerçekleşmesi beklenen büyümelere paralel olarak mevcut havalimanları üzerine yeni altyapı çalışmaları yapılmakta, yeni kurulacak olan havalimanlarının ise ya transit merkezlere yakın olması ya da havalimanın içerisinde bir transit merkez oluşturulması kıstası aranmaktadır.
Bu kitapta da bir lojistik merkez olarak İstanbulun hava ulaşımındaki yeri, 25 yıl içerisinde 4.Fazda 150 milyon yolcu kapasitesini karşılayacak şekilde genişleyecek olan İstanbul Havalimanı kapsamında değerlendirilmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Heterochrony in Posthuman Fiction
Heterochrony in Posthuman Fiction examines how contemporary literature reimagines time as multiple, recursive, and coexistent across mythic, genealogical, postcolonial, ecological, and technological scales. Drawing on Foucault, Deleuze, Barad, Braidotti, Ricoeur, and DeLoughrey, the book develops “posthuman heterochrony” as a framework for understanding how fiction challenges linear history and human exceptionalism. Through close readings of Jeanette Winterson, Angela Carter, Kate Atkinson, Ben Okri, Nicky Drayden, Margaret Atwood, David Mitchell, Ali Smith, and Octavia Butler, it reveals how heterochronic narratives bring ancestral memory, planetary ecology, and algorithmic futures into dynamic coexistence. Accessible yet theoretically rigorous, this study offers a renewed vision of narrative temporality and posthuman ethics in the age of the Anthropocene. It demonstrates how temporal multiplicity reshapes storytelling and reframes relations among humans, technologies, and environments.
KİTAP TANITIMI
100. Yılında Türk ve Anzak Halklarının Çanakkale Savaşı ve Şehitliği Algısı
Önsözden
Bu milletin kaderinde böylesine tarihi öneme sahip olarak sosyo-politik sonuçlar da doğurmuş olan Çanakkale Savaşının ve Şehitliğinin savaşın 100. yılında Türk toplumu tarafından nasıl algılandığı önemli görülerek bu araştırma tasarlanmıştır. Bize karşı Çanakkalede savaşan düşman bloğun ana lokomotifi İngiltere ve biraz da Fransa olmasına rağmen, savaşla ilgili bir algı karşılaştırması yapmak için Anzaklar uygun görülmüştür. Çünkü İngilizler ve Fransızlar burada pek çok insanını bırakmış olmalarına rağmen, belki de kaybedenler olduğundan, yarımadada kalanlarına Anzaklar kadar önem göstermemektedirler. Oysa Avustralya ve Yeni Zelandalılar, Çanakkale Savaşını millet olma yolunda bir kader savaşı olarak görmektedirler. Bu yüzden yenildikleri bu savaşı özgüven elde ettikleri tarihlerinin bir dönüm noktası olarak kabul etmektedirler. Tıpkı onlar da Türk milleti gibi, Çanakkale Savaşını bir savaştan daha fazlası olarak görmektedirler. Bu durum münasebetiyle, Çanakkale Savaşının 100. yılında Türk vi milletinin savaş ve şehitlik ile ilgili algısını karşı saftan (cepheden) karşılaştırılacak en uygun toplum olarak Anzaklar düşünülmüştür.
KİTAP TANITIMI
Sağlık Sektöründe Uygulanan Güncel Pazarlama Yaklaşımları
Hizmet sektöründe yer alan sağlık hizmetleri imalat ve diğer hizmetlerden farklılık gösterdiğinden kendisine has pazarlama yaklaşım ve uygulamalarının olması gerekmektedir. Her sektörde olduğu gibi sağlık hizmetlerinde de devamlılık ve sürekliliğin temel dayanağı pazarlama ve tanıtım çalışmalarının yapılması için pazarlama iletişimi elemanları hayati öneme sahiptir. Sağlık sektöründe doğrudan reklam faaliyetlerinin yasal olarak sınırlandırılması farklı tanıtım yaklaşımlarını da gündeme getirmiştir. Ayrıca, yoğun rekabette özellikle de özel sağlık kurumlarının devamlılıklarının sürdürülebilmesi hasta ve paydaşların tatmine dayanmaktadır. Hasta memnuniyet ve sadakati ise sadece hastalıkların teşhis ve tedavisinden geçmemekte, aynı zamanda sağlık hizmetinin verildiği ortamın iç ve dış görünümü, ulaşım imkanları, ulaşım alanlarına uzaklığı, çalışanların ve hekimin davranışı, hasta ve yakınlarına yaklaşımları, yatış ve taburculuk hizmetleri, genel sağlık hizmet kalitesi gibi birçok faktörden etkilenmektedir.
“Sağlık Sektöründe Uygulanan Güncel Pazarlama Yaklaşımları” kitabı genel olarak değerlendirildiğinde; termal sağlık hizmetleri, sağlık hizmetleri ve sağlık sektöründe uygulanan yeni pazarlama yaklaşımları olmak üzere üç ana bölümden oluştuğu görülmektedir.
Bu kitapta, Sağlık Hizmetlerinde Deneyimsel Pazarlama, Sağlık Kurumlarında İlişkisel Pazarlama, Dijital Dönüşüm Çağında Sağlık Hizmetlerinde Pazarlama, Sağlık Kurumlarında Pazarlama İstihbaratı ve Yapay Zekâ, Sağlık Kurumlarında Sosyal Medya Pazarlaması ile Tüketici Davranışını Nöronlar Üzerinden Anlamaya Çalışmak: Hastalıkta ve Sağlıkta Nöropazarlama konuları incelenmektedir.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Sağlık Ekonomisi
Sağlık ekonomisi yalnızca sağlık hizmetlerinin finansmanını değil, sürdürülebilir kalkınmayı, toplumların refah seviyesini, işgücü piyasalarını, küresel rekabeti ve sosyal adaleti belirleyen stratejik bir alan hâline gelmiştir. Bu eser sağlık sektöründe gelişen dinamikleri ekonomik açıdan değerlendirerek sağlık ekonomisi literatürüne kapsamlı bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Kitabın içeriğinde; sağlık ekonomisinin kavramsal incelemesi, koruyucu sağlık hizmetleri ve yaşlı bakım hizmetlerinin ekonomik değeri, sağlık turizminin küresel etkileri, sağlık arzında teknolojik inovasyonlar, sağlıkta eşitsizlikler, sağlık sektöründe kadın istihdamı ve beyin göçünün ekonomik sonuçları, Türkiye’de sağlığın finansmanı konusunda dönemsel bir inceleme yer almaktadır.
Sadece akademik çevre değil, sağlık yöneticileri, politika yapıcılar ve uygulayıcı profesyoneller için de tasarlanan bu çalışma; veriye dayalı analizleri, güncel eğilimleri ve kuramsal yaklaşımları bir araya getirmektedir.
Disiplinler arası bir yaklaşımla hazırlanan bu çalışma, hızla değişen sağlık ekosistemini anlamak, yorumlamak ve geleceğin politika tercihlerini şekillendirmek isteyen herkes için güçlü bir rehber niteliğindedir.
₺450,00
KİTAP TANITIMI
GÖZETLEYEN BAKIŞ
Görme bir iktidardır ve imaj her şeye hâkimdir. Söz eski hükmünü kaybettiğinden, gerçekliğin ve iktidarın takibi sadece gözetlemeyle mümkündür. Varlığımız görüntümüzse, bu görüntünün algılanması da bilinçle ilişkilidir ve algılarımız bakışlarımızla şekillenmektedir. Gözetleyen bakış genellikle arzuyla ilişkilidir ve çoğunlukla seyretmekten zevk alan, suç işleyen röntgenci bir kimliğe bürünür. Bakış artık şiddettir ve gözetleyenler ancak tersine gözetimle kontrol edilebilir. Tersine gözetim, görüntüyü son bir bakışla hızlıca tüketen aylak flanörle yaygınlaşmıştır. Bu durum gözetim iktidara aittir alt metnini sarsmıştır. Veri ikizi gibi çoklu eksen ve kavramların oluştuğu dijital çağımızda hepimiz panoptik ve sinoptik makinelerin içine sıkışan sanal kimliklere dönüştük. Bu durum, gözetleme ve bakışın yeni kavram ve tartışmalarla tekrar okunmasını gerektirmektedir.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Örgütsel Adalet Ve Örgütsel Sinizm
Günümüzde örgütlerde adalet konusu oldukça önemli hale gelmiştir. Adalet aslında her dönemde önemini korumuştur. Ancak dünya genelinde ve bilhassa da ülkemizde, örgütsel adalet konusunda geniş bir literatür oluşmuştur. Ancak örgütsel sinizm ile ilişkisine yönelik çalışmalar fazla değildir. Örgütsel adaletin sağlanamadığı yerlerde, örgütsel sinizmin daha fazla görüleceği aşikârdır. Sinizm kelime olarak, bulunduğu işyerinden hoşnut olmama, eleştirme, başkalarına şikâyet etme davranışı olarak söylenebilir. Bu tutum içinde olan kişiler, muhtemelen örgütte adaletsizlik yaşayan kişilerdir.
Bu eserde, çalışma hayatında büyük önemi olan örgütsel adalet ve örgütsel sinizm konularından bahsedilmekte ve bankacılık sektöründe yapılan araştırma sonuçları üzerinde durulmaktadır.
KİTAP TANITIMI
PSYCHOLOGICAL EMPOWERMENT: AN ACADEMIC RESEARCH
This study, which is based on a PhD thesis; examines, with an integrative perspective, the effects of employees’ perceptions about the empowering behavior of their immediate supervisor on employees’ psychological empowerment, and the effects of employees’ psychological empowerment on their job satisfaction, extrinsic reward satisfaction, affective commitment towards their organizations, turnover intentions; and task performance and organizational citizenship behavior. In addition, this study makes comparisons between the strength of some of the hypothesized relationships.
The primary finding of the study is that there is a strong relationship between enhancing meaningfulness- providing autonomy dimension of empowering behavior of supervisors and employees’ psychological empowerment. Another important finding is that there are positive relationships between empowering behavior of supervisors and employees’ job satisfaction, extrinsic reward satisfaction, and affective commitment.
The results also indicate that the impact of empowerment on job satisfaction is stronger than that on extrinsic reward satisfaction, and the impact of job satisfaction on turnover intention is stronger than that of extrinsic reward satisfaction. Finally, there are negative influences of empowerment on employees’ task performance and organizational citizenship behavior.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
DEVRİM VE DİRENÇ
İspanya’da XIX. yüzyıl boyunca sürekli değişen siyasi ve sosyal dengeler, XX. yüzyıla çok büyük sorunları miras bırakır. Bir türlü yatışmayan sosyal tansiyon ülkeyi korkunç bir iç savaşın eşiğine getirir. Bir halkı bu kadar korkunç bir iç savaşın tarafları konumuna iten motivasyonu anlama çabası bizi bu detaylı çalışmayı hazırlamaya itmiştir. “Bir toplum içinde bu derin karşıtlığı yaratan etmenler nelerdir?”, “Yıllar içinde bu karşıtlığın muhafazakâr milliyetçilik üzerinden inşaası nasıl gerçekleşmişir?”, “Tüm bu süreçlerin sonunda bir kırılma noktası olan İç Savaşı başlatan çatlaklar nasıl oluşmuştur?”, “1939 – 1975 yılları arasında Franco, büyük bir muhalefetle karşılaşmadan İspanya’yı nasıl yönetebilmiştir?” gibi sorular, bu çalışmaya başlarken cevabını aradığımız temel sorulardır. Çalışmamızın 1808-1959 yılları arasını kapsamasının en büyük nedeni ise; Bağımsızlık Savaşı ile başlayan İspanyol milliyetçiliğinin muhafazakâr kanadının gelişim süreci anlaşılmadan, frankist propagandanın dayanakları ve Franco’nun 36 yıl İspanya’yı nasıl yönettiğinin anlaşılamayacağı düşüncesidir.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
Hür Tefekkürün Kalelerinden İbret Gazetesi
Bu ümidimizin husulünü göremezsek hiç olmazsa otuz sene sonra şu nüshamızı okuyan ebnâ-yı vatan nezdinde fikir ve cesaretimiz İbret heyeti için yad olunmaya vesile olur. Çünkü otuz seneye kadar elbette milletimizin eâlisi ve eâlisi olmazsa âhâdı neşr-i maarif gibi esbâb-ı medeniyetin daima muâvenet-i hükümetten ziyade mübâderet-i şahsiye sayesinde husûle geleceğini bulunduğumuz zalâm-ı cehalet içinde dahi fark edebileceklerinden şimdilik yalnız numunesine bile kâil olduğumuz muntazam mekteplerin vücuda geleceğinde, vücuda geldikten sonra ondan çıkan nevresidegân-ı irfanın şu ehemmiyetsiz İbret gazetesini dahi kütüphanelerde ve sahaf dükkânlarında araya araya bulacağında ve mütalaasına imale-i nigâh ettikçe göreceği münasebetsiz şeyleri hande-i istihzaya bedel mürüvvet-mendâne ve mazeret-şinasâne bir tebessüm ile geçiştirerek sahih olup da nazar-ı ehemmiyetle bakılmaya lâyık görülmeyen fikirlerin ise tatbikatınca fevt olunan fırsatlar için kemal-i cidd ü teessürle ağlayacağında hiç iştibah etmeyiz.
B.M. [Başmuharrir Namık Kemal]
₺890,00
KİTAP TANITIMI
Sigorta Sahtecilik ve Suistimalleri Üzerine Bir Araştırma
Bu araştırmada; toplumun sigorta sahtecilik ve suistimallerine bakışı, suç çeşitleri ve hukuki durumu, Avrupa ülkelerindeki mücadele yöntemleri, sektörde ve toplumda yaşanmış örnekler yeralmıştır. Mücadele ile ilgili Sigorta Bilgi Merkezi ve Sigorta Sahteciliklerini Engelleme Bürosu uygulamaları da incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda; sigorta sahtecilik ve suistimallerine karşı öneri ve değerlendirmeler bulunmaktadır. Sigorta Sahtecilik ve Suistimalleri Üzerine Bir Araştırma kitabı, Türkiyede sigorta sektörünün karlılığını negatif yönlü etkileyen ve ahlaki çöküntüye neden olan sahtecilik ve suiistimal konusunu sigorta sektöründe detaylı bir şekilde ele alan, bu konudaki boşluğu dolduran önemli bir akademik çalışmadır.
KİTAP TANITIMI
Kurumsal Sosyal İnovasyon
Sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşabilmek amacıyla, kurumların hayata ve aktif topluma dair ilgi ve bilgi seviyelerini daha da yükseltmeleri gerekmektedir. Dünya genelinde her geçen gün kurumsal sosyal sorumluluk kavramı daha yaygın bir hale gelmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk bir işletmenin daha iyi bir toplum ve daha iyi bir çevreye gönüllü olarak katkıda bulunması anlamına gelmektedir. Sosyal sorumluluk faaliyetleri kurumların, işletmelerin ve yerel yönetimlerin sosyal sistem içerisindeki sosyal imajı üzerinde etkili olmaktadır. Toplumda, daha fazla maddi kazanç sağlayan değil daha çok sosyal faaliyetlerde bulunan bir işletmenin itibar kazanacağı ve rekabet üstünlüğü sağlayacağı düşüncesi yaygın hale gelmiştir. Günümüzde, sosyal sorumluluk kurum felsefesinin tamamlayıcı bir unsuru olarak kabul edilmektedir. Üniversitelerin eğitim-öğretim ve araştırma işlevlerinin ötesinde görevler üstlenmesi, yerel, bölgesel ve küresel sorunlar karşısında aktif rol alması beklenmektedir. Ülkemizde bir çok üniversite sosyal sorumluluk derslerini müfredata eklemiş, bu alanda projeler üretmeye hız vermiştir. Bu kitap, kurumsal sosyal sorumluluk kavramını detaylı biçimde sunarak, üniversitelerde üretilen sosyal sorumluluk proje örneklerini tanıtmaktadır.
₺575,00