KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

ETKİNLİK ÖRNEKLERİYLE DİJİTAL VATANDAŞLIK EĞİTİMİ
₺210,00 -

Emeğin Dijitalleşmesi: Sosyal Ağın Zorlayıcılığı Üzerine
₺405,00 -

Dünyada ve Türkiye’de Bağımsız Denetimin Ve Muhasebe Mevzuatının Gelişimi
₺250,00 -

DİJİTAL ÇAĞDA Z KUŞAĞI GERÇEKLERİ
₺750,00 -

Çukurova Tarihi Araştırmaları – I
₺620,00 -

Cumhuriyete Adanmış Bir Ömür Hasan Reşit Tankut (1891-1980)
₺780,00 -

Bulanık TOPSIS Yöntemiyle Tedarikçi Seçimi
₺210,00 -

BİLGİ TOPLUMUNDAN SÜPER AKILLI TOPLUMA GEÇİŞ
₺235,00 -

Bâkî’de Tasavvuf ve Kırk Gazel Şerhi
₺390,00 -

Aragon Krallığı
₺440,00 -

ALGI İNŞASINDA SOSYAL MEDYANIN GÜCÜ
₺195,00 -

43. ŞEHİR BİZİM KÜTAHYA
-

Sosyal Medyada Kullanıcı Emeği
₺210,00 -

Kamu Güvenliği
₺420,00 -

Edebiyatta Aile
₺400,00 -

Çalışmanın Değişen Anlamı ve Geleceği
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye Ekonomisi ve Bankacılığının Tozlu ve Dumanlı Yılları 1980-2001
Bu kitap, Türkiye Ekonomisi ve finans sektöründe, özellikle bankacılık sektöründe 1980-2000 yılları arasında yaşanan gelişmeleri medya gözü ile ele almaktadır.
Bu yirmi yıllık dönem gerçekten hem dünya hem de ülkemiz tarihi bakımından çok önemli siyasal, sosyal ve ekonomik değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdir.
Kitapta önce o dönem dünya ve Türkiye siyasetindeki önemli gelişmeler, daha sonra dünya ve Türkiye ekonomisi ve finans sektöründe yaşanan gelişmeler ile bankacılığımızın kısa tarihi yer almaktadır.
Daha sonra o dönemde cereyan eden bazı ilginç ve bir kısmı günümüzde de devam eden tartışmalarla ilgili haberlere yer verilmiştir. Son bölümde ise yazarın 1985-1997 yılları arasında Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü’nde görev yaptığı sırada yaşadığı bazı anılarına yer verilmiştir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
TÜRKİYE’NİN SIHHÎ-İCTİMÂÎ COĞRAFYASI BÂYAZÎD VİLÂYETİ DEĞERLENDİRME-KARŞILAŞTIRMA-TRANSKRİPSİYON-TIPKIBASIM
Sağlık Bakanlığımızca 1922 yılından itibaren yayımlanmaya başlanan Türkiye’nin Sıhhî-İctimâî Coğrafya dizisi içinde yer alan “Bâyazîd Vilayeti” Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemin Coğrafi özelliklerini ifade etmesi bakımından önem arz etmektedir.
Bu çalışmada Bâyazîd Vilayetinin coğrafi özellikleri bakımından değerlendirilmesi yapıldıktan sonra Ağrı ilinin günümüz coğrafi özellikleriyle karşılaştırılması yapılarak gelinen nokta belirtilmeye çalışılmıştır. Bunun sonucunda Bâyazîd Vilayeti ile Ağrı ili arasında idari, sağlık, ulaşım, nüfus, eğitim, ekonomik faaliyetler vb. yönlerden önemli değişim ve ilerlemelerin olduğu görülmektedir.
Böylece yörenin geçmişi ve günümüzdeki durumu anlaşıldıktan sonra geleceğe dair sağlık, nüfus, eğitim, sosyal, ekonomik faaliyetler, ulaşım ve idari alanda planlanmanın yapılması daha kolay olacaktır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Coğrafya Biliminde Güncel Konular ve Araştırmalar
Çevresel, sosyal ve ekonomik süreçlerle doğrudan veya dolaylı yollardan ilgilenen birçok bilim dalı bulunmaktadır. Bu bilim dalları içerisinde Coğrafya Bilimi ve coğrafyacılar çok önemli bir yere sahiptir. Öyle ki dünya genelini etkileyen doğal, sosyal, ekonomik ve politik problemlere odaklanan coğrafyacılar, insan ve mekân arasındaki etkileşime odaklanmaktadırlar. Bu etkileşimin nedensellik, bağlantı ve dağılış ilkelerine göre incelenmesi, sonuçlarının coğrafi açıdan değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla günümüzde insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar da düşünüldüğünde coğrafyacılara ve onlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalara duyulan ihtiyaç da her geçen gün artmaktadır. Bu sorumluluk bilinci ile hareket eden coğrafyacılar hem bu bilimin gelişmesine hem de insanlığın geleceğine ışık tutmaktadırlar. Bu kapsamda “Coğrafya Biliminde Güncel Konular ve Araştırmalar” başlıklı bu kitapta; fiziki, beşerî, ekonomik coğrafya ile coğrafi bilgi sistemleri alanında çalışmalar yürüten kıymetli bilim insanlarının değerli çalışmaları bir araya getirilerek coğrafya bilimine ve literatürüne katkı sunulmuştur.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK, İNSANİ GÜVENLİK VE ÖTEKİ ALGISI
Bu çalışmanın çıkış noktası, Ötekine dair algılamaların, gerçeklikte yansımalarının olmasıdır. Tarihsel süreçler göstermiştir ki, kendi öznelliğini kurmak isteyen birey, grup, topluluk, devlet vb. mutlak olarak tanımlanmış ve nesnelleştirilmiş bir konuma indirgenen bir Ötekiye ihtiyaç duymuştur. Bu durumun modern devletin öncesindeki dönemde, modern devlet döneminde ve nihayetinde içinde bulunduğumuz ve post-modern olarak adlandırılan çağda da örnekleri bulunmaktadır.
Kitaptaki temel varsayım, çatışma ve kriz sebeplerinin bir şekilde Ötekiye dair algılarla ilişkili olduğu üzerinedir. Bu sebeple, insan için onurlu yaşamın sağlanmasını ve devam ettirilmesini merkeze alan İnsani Güvenlik ve Çokkültürlülük yaklaşımlarının normatif şekilde incelenmesi ve uygulama noktasında ortaya çıkabilecek avantaj ve dezavantajlarının ortaya konulması amaçlanmıştır.
Kitap ile ilgili çalışma yapılırken yanıt aranan temel sorular şunlar olmuştur: Öteki nasıl oldu da nesne konumunda kurulmuş ve bu kurulum gerçekliğe nasıl yansımıştır? Çokkültürlülük yaklaşımının toplumsallık kültürü sağlamadaki sorunların çözümündeki etkisi ne düzeydedir? Ayrıca İnsani Güvenlikin onurlu bir yaşam inşasında nasıl bir rolü bulunmaktadır? Bu yaklaşımların eksik kaldığı noktalar nelerdir? Uluslararası sistemin bu sorunlardaki etkisi nedir?
Kitabın ilk bölümünde Çokkültürlülük yaklaşımı üzerinde durulmuş ve bölüm sonunda ise Sürdürülebilir bir Küresel Çokkültürlülük yaklaşımının eklenmesi, Çokkültürlülük taleplerinin tek başına devlet içi mekanizmalarla çözülemeyecek kadar karmaşık bir hal almış olması sebebi ile gerekli görülmüştür.
İkinci bölümde ise, İnsani Güvenlik çalışmalarının genel olarak teorik temellerinden bahsedildikten sonra, ilk bölümle de bağlantılı olarak, İnsani Güvenlik yaklaşımına Küresel Çokkültürlülük yaklaşımının entegrasyonu ile elde edilebilecek kazanımlara, bu sentezin gerekliliğine işaret eden örneklere yer verilmiştir.
Çalışmadan genel itibari ile çıkarılabilecek sonuç; tek merkezli, sabit ve Ötekinin öznelliğini denkleme katmayan uygulamaların kriz ve çatışma sonuçlu süreçlere evrilebildiğidir. Sabit formda dondurulmuş olarak inşa edilen kimlik ve kültürlerin mümkün olamayacağı görülmüştür. Bu bağlamda da sistem düzeyinde ve devlet düzeyinde yapılması gerekenlerle ilgili ortaya farklı yaklaşımlar konulmuştur.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Batı Hegemonyasının Ötesine Geçmek Alternatif Bir Uluslararası İlişkiler Sözlüğü
Uluslararası ilişkiler disiplini, Batı’nın tikel tarihsel deneyimlerini evrensel geçerlilik iddiasıyla sunan hegemonik bir bilgi anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Bu çalışma, disipline yön veren Batı-merkezli epistemolojik çerçeveye eleştirel bir müdahalede bulunarak uluslararası ilişkilerin kavramsal ufkunu genişletmeyi ve daha çoğulcu bir bilimsel zeminin imkânlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Geleneksel sözlük anlayışının ötesine geçen bu eser, Çin siyaset düşüncesindeki Tianxia, Afrika felsefesindeki Ubuntu, Latin Amerika yerli düşüncesindeki Buen Vivir ve İslam siyaset teorisindeki Asabiyet gibi kavramları kapsayan geniş bir entelektüel mirası, her biri 450–600 kelimeden oluşan özgün maddeler aracılığıyla incelemektedir. Her kavram, kendi tarihsel ve kültürel bağlamı içinde değerlendirilmiş; Batı-merkezli analitik kategorilere indirgenmeden, özgün kuramsal ve düşünsel bütünlüğü korunarak incelenmiştir. Alandaki yerleşik bilgi kalıplarına eleştirel bir alternatif sunan bu sözlük, uluslararası ilişkiler literatürünün kavramsal çeşitliliğini görünür kılmayı ve araştırmacılar, akademisyenler, öğrenciler için kapsamlı bir başvuru ve referans kaynağı olmayı hedeflemektedir.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Öğretim Elemanlarının Öğretimsel Gelişimi Üzerine Bir Araştırma
Her alanda olduğu gibi yükseköğretimde de mesleki gelişim, öğretim elemanlarının görevlerinin gerektirdiği yeterliklerinin geliştirilmesini, böylece kurumların etkililiğinin artırılmasını ve dolayısıyla toplumun gelişiminin hızlandırılmasını amaçlar. Mesleki gelişimin her alanı, bir çarkın dişlisi gibidir ve her bir dişli bu amacın gerçekleşmesinde etkili ve önemlidir. Ancak, yükseköğretim sistemi içinde öğretim elemanlarının araştırmacılık görevlerine ağırlık verilerek, özellikle akademik yükseltmelerde alansal gelişimin ön plana çıkması, öğretim elemanlarını öğretimsel gelişimden daha çok alansal gelişime yönelik etkinliklere yönlendirmektedir. Buna bağlı olarak, öğretimsel gelişim alanının arka planda kaldığı görülmektedir.
Yükseköğretimin kalitesinin önemli yüklenicisi olan öğretim elemanlarının görevlerinin gereği olarak çok yönlü yetiştirilmesi önemlidir. Nitelikli bir öğretim elemanı hem araştırmacı hem de öğretici yeterlikleriyle ön plana çıkar.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Kamu İhale Mevzuatına Ait Emsal Kararlar
KAMU İHALE KURULU UYUŞMAZLIK KARARLARI
DANIŞTAY KARARLARI
SAYIŞTAY KARARLARI
YARGITAY KARARLARI
YÜKSEK FEN KURULU KARARLARI
Kamu alımları alanında sağlanacak etkinlik ve verimlilikle ülkelerin gelişme hızları arasında paralellikler vardır. Etkin bir kamu alım sistemi, kurumsal kapasite, piyasaların yapısı ve gelişmişliğinin yanı sıra iyi bir mevzuata sahip olmaya bağlıdır.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile ; ihalelerde saydamlığın, rekabetin, eşit muamelenin, güvenirliğin, gizliliğin, kamuoyu denetiminin, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasının ve kaynakların verimli kullanılmasının en geniş şekilde sağlanması, kamu kurum ve kuruluşlarının kullanımlarında bulunan her türlü kaynaktan yapacakları ihalelerde tek bir yasal düzenlemeye tâbi olmaları, tahmini bedel baz alınarak indirim yapılmak suretiyle ihaleye çıkılması yerine, işlerin istekliler tarafından piyasa rayiçlerine uygun fiyatlara göre tespit ve teklif edilen gerçekçi bedeller üzerinden ihale edilmesi amaçlanmıştır.
Bu kitapla Kamu İhale Mevzuatına taraf olanlara hukuki kararlarla yardımcı olmaya çalışılmaktadır. Kitapta 150 adet Kamu İhale Kurulu uyuşmazlık kararı, 59 adet Danıştay Kararı, 61 adet Sayıştay kararı, 53 adet Yargıtay kararı ve 33 adet Yüksek Fen Kurulu kararı olmak üzere, 356 adet emsal karara tam metin olarak yer verilmiştir.
₺1.600,00
KİTAP TANITIMI
Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Suçları
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti suçları ile ilgili olarak, doktrinde karşımıza çıkmakta olan “mülteci”, “sığınmacı”, “insan kaçakçılığı”, “göçmen ticareti” gibi farklı terimler gösterilebilecektir. Yalnızca doktrinde değil, pratikte ve gündelik yaşamda da göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretine ilişkin çeşitli kavramların ele alındığı, benzerlik içerir nitelikteki vaziyetlerin adlandırılmasında farklılaşmalar gözlemlenmektedir.
Günümüze gelindiğinde araştırma konusu bu iki suçun, özellikle ortaya çıkan ulusal gerilimler neticesinde ülkelerini yasal yollardan terk etme olanağı bulamayıp yasa dışı yollarla ülkeyi terk etmek zorunda kalan insanlarla doğrudan ilintili olarak son yıllarda ivme kazandığı görülmektedir. İnsan ticareti ve göçmen kaçakçılığı suçunun mağduru pek çok çocuk, kadın ve erkek, maddi çıkar karşılığında yasal olmayan yollarla transferlerine yardımda bulunacak tek bir şahıs veyahut grup halindeki insanlar ile akit kurarak “tehlikeli yolculuğa” başlamaktadır.
Bu çalışmada öncelikle kavram kargaşalarının giderilmesi, nihai olarak ise söz konusu “tehlikeli yolculuğun” hukuki nitelendirilmesi ve detaylandırılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın başta ceza hukukuna ilgi duyan tüm hukukçulara yararlı olmasını temenni ederim.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
ATEŞİ TUTAN KALEMLER
11 Kasım 1938 tarihinde İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan ve 1950 Demokrat Parti iktidarına kadar yaşanan süreç Türkiye’de “ tek adam, tek parti, otoriter rejim” iktidarının hüküm sürdüğü dönem olarak kabul edilir. Ve kısaca “ Milli Şef Dönemi” olarak adlandırılır. Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra, İnönü’nün “ Milli Şef” ünvanını kabul etmesi, dönemin siyasi seyrinin bu kavramın tanımladığı ideolojik anlayış içinde gerçekleşeceğinin en belirgin kanıtıdır. Çünkü dünyadaki “ Milli Şef” tanımlamaları Hitler’e, Franco’ya ve Mussolini’ye yöneliktir ve tanımladığı sistem otoriter devlet yönetimidir.
…
Gazetelerin içeriklerinden biçimsel yönüne kadar tüm noktalarda “Milli Şef” direktifleriyle yönlendirilen basın, özellikle toplumsal etkileri açısından günümüze kadar gelen süreci şekillendiren icraatların eleştirilmesinde, gündelik olaylara göre değişen tebliğlerle denetlenmeye çalışılmıştır.
Bu nedenle kitabın yazılma amacı “Milli Şef Dönemi Basını”nın var olma mücadelesini, siyasal iktidarın ağırlığına rağmen gelişen muhalif bakış açısını, nedenlerini bu mücadelenin taraflarından biri olan Tasvir gazetesi yazarı Bedii Faik Akın’ın anılarından ve dönemdeki yazılarından yola çıkarak sorgulamaktır. Bedii Faik’in seçilme nedeni o dönemde “Milli Şef”e yönelik muhalif bakışı dile getiren ve gazete sütunlarına taşıyan ilk gazeteci olması ve bu dönemin belirgin karakteristiğine ilişkin yayınlarının bulunmasıdır. Kitabın genel çerçevesi “Milli Şef Dönemi” olarak bilinen 1938-1950 arasını kapsamakla birlikte Bedii Faik’in seçilen yazıları, gazeteciliğe 1945 yılında başlaması nedeniyle 1945-1950 arasındaki yıllara aittir. Ayrıca Bedii Faik’in yazıları temel alınmak şartıyla, dönemin önemli muhalif gazetecilerinin yazılarından da alıntılar yapılması, kitabın amacını destekleyen bir unsur olarak düşünülmüştür.…
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Amik Ovası ve Yakın Çevresinin Jeomorfolojisi
“Amik Ovası ve Yakın Çevresi’nin Jeomorfolojisi” isimli bu çalışma Antakya-Kahramanmaraş Grabeni’nin Güney kesiminin büyük bir bölümünü kapsamaktadır. Sadece ovanın jeomorfolojisini ele almak çok yeknesak kalacağı için ve ovayı şekillendiren aktif tektoniğin ovanın çevresinden bağımsız olmaması gibi nedenlerle yakın çevre çalışmaya dahil edilmiştir. Bölgede oldukça yoğun jeoloji çalışmasının yanında ayrıntılı jeomorfoloji çalışmasına çok büyük ihtiyaç vardı.
Çalışmada Jeomorfolojik şekillerin ortaya çıkmasında direkt veya dolaylı etkisi bulunan genel fiziki coğrafya konularına da değinilmiştir. 1975 yılında tamam kurutulan Amik Gölü’nün geçmişi, kurutulması ve kurutulma sonrası ortaya çıkan çevresel etkilerde çalışmada ele alınmıştır. Çalışmada uygulamalı jeomorfoloji konuları ve depremsellik üzerinde de detaylı olarak durulmuştur.
İşlenen konuların oldukça yoğun görsellerle desteklendiği bu çalışmanın; coğrafyacılara ve farklı disiplinden (jeoloji, arkeoloji, ekoloji, vb.) araştırıcılara oldukça yararlı olacağı, doyurucu bilgilere ulaştıracağı kanaatindeyim.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
UTİCHİL ASİMETRİK MÜBADELE
Coğrafi keşiflerle 16. ve 17. yüzyıl boyunca Avrupa’ya taşınan altın ve gümüş, sermaye birikim sürecinin tetikleyicisidir. Bu sermaye birikiminin tetiklediği üstel büyüme “asimetrik mübadeleyi” doğurmuştur. Üstel büyüme asimetrik mübadeleyi, asimetrik mübadele üstel büyümeyi beslemiştir. Böylece bir döngü oluşmuş ve bu döngü kendini 21. yüzyıla kadar taşıyabilmiştir.
Asimetrik mübadele ticaretin tekeller tarafından baskılanmasından kitlelerin propaganda ile mobilize edilmesine; “olan”ın dayatmasından, algının boşluklarına sızmaya; propagandanın kurnazlığından, halkın safdil sloganlarına kadar eşitsiz şartlar altında yapılan değiş tokuş eylemlerinin tümüdür.
Bu çalışmada “fikirlerin ihracı” olarak değerlendirilmiş halkla ilişkiler uygulamaları, Asimetrik Mübadele Devrimleri ve Asimetrik Mübadele Dönemleri başlıkları altında ortaya konarak, güç ve iktidar inşasında ekonomik, politik ve sosyal gelişmelerin önemli bir unsuru olarak değerlendirdiğimiz; Uluslararası Ticarette Halkla İlişkilerin (UTİCHİL) önemi vurgulanmıştır.
“Adam olmadan savaş imkansızdır,
para olmadan da adam tutamazsınız,
vergi almadan hazinenizde para olmaz,
vergi almak için de ticaret şarttır. ”
“Para gerekli, eğer kendi imkanlarımızla sağlayamıyorsak,
o zaman dışarıdan sağlayacağız demektir. ”
Montchrestien
…Şimdilerde ise…prensler en çok halkları tatmin etmelidirler çünkü halklar daha fazla güç sahibi olmuşlardır.”
Prens, Machiavelli
“…onları işlerin iyi gitmediğine inandıracağız…Eğer işler kötü giderse sonucu hemen göreceklerdir. Ama işler iyi giderse hiçbir şeyden haberleri olmayacak…işte paramızı ve toprağımızı böyle sağlıyoruz. Sabahtan akşama bize çalışan insanlar sayesinde.”
Çuhacı Patronun Zevkleri P.Mothoux
₺520,00
KİTAP TANITIMI
Ateş Hattı: Orta Doğu – Orta Asya – Afrika
Yazar bu kitapta Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’daki birçok kronik sorunu masaya yatırmış, derinden irdelemiş, konu hakkında bilgiler sunmuş ve dönem dönem var olan problemlere çözüm olarak kendi şahsi yorumlarını da eklemiştir. Söz konusu bu büyük coğrafyadaki sorunların, çatışmaların, gelişmelerin tarihsel dönüşüm ve toplumsal değişimlerin akademik prensiplere uygunluğunun yanı sıra açıklamalarını da sade bir üslupla dile getirmesi, başta öğrencilerimiz olmak üzere bölgedeki gelişmelere ilgi duyanların başvuracağı değerli bir kaynak haline getirmiştir.
Prof. Dr. Bayram KAYA
₺620,00
KİTAP TANITIMI
Engelsiz Bilişim 2025: Yapay Zekâ Çağında Erişilebilirlik
Bu kitap yapay zekânın engelli bireylerin yaşamında yarattığı dönüşümü kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Kişiselleştirilmiş yardımcı teknolojilerden eğitim, sağlık ve istihdam uygulamalarına; afet yönetiminden akıllı şehir çözümlerine kadar uzanan bu eser, erişilebilirliğin artık bir tercih değil temel bir hak olduğunu vurguluyor. Akademik araştırmalar, saha deneyimleri ve yenilikçi örneklerle desteklenen kitap; yapay zekânın engelleri nasıl azaltabildiğini, bireyleri dijital ekosistemin pasif kullanıcıları olmaktan çıkarıp aktif katılımcılara dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Akademisyenler, karar vericiler ve kapsayıcı bir dijital gelecek inşa etmeyi hedefleyen tüm paydaşlar için yol gösterici, ilham verici ve güçlü bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Hafıza, Hatırlama ve Unutma
Bu, hiçbir akademik kurala uymayan, kendine has bir tarzda kaleme alınmış kitap, uzun yıllar bir konu üstünde düşünme ve çalışmanın ürünüdür.
Bu kitap, “Ahmet Hamdi Tanpınar’ı Tanpınar yapan tesirler nerelerden geldi, o kimselerin kendi oluşumunda da kimler nasıl bir rol oynadı?” sorusunu araştıran bir çalışma sonucunda ortaya çıkmıştır.
Orada, karşımıza çıkan, Tanpınar’ın da “ustam” diyerek kabul ettiği büyük Fransız düşünürü, yirminci yüzyılın bütün ilk yarısında, beynin “cortex” denen üst yapısında oluşan ve gelişen “DÜŞÜNCE”nin kanunlarını, kendi üzerinde deney ve gözlemler yaparak incelemek isteyen Paul Valéry idi.
Burada, beynin orta kısmındaki HAFIZA merkezinin çalışma yöntemi, kendini Paul Valéry gibi büyük bir şair ve düşünürle mukayese etme hatasına kapılmadan, normal günlük ve mesleki hayatı da hiç aksatmadan, düzensiz akan bir sohbet şeklinde, kendi üzerindeki gözetlemeler günü gününe kayda alınarak araştırılmıştır.
Bu kitabı okuyan her okuyucuya kendisinin de kendi üzerinde buna benzer gözlemler yapması tavsiye olunur.
₺800,00
KİTAP TANITIMI
Örgütsel Ses Çıkarma Davranışı ve Öncülleri
Değişimin gerçekleştiği çevresel etmenlerin yanı sıra değişimin hızına da ayak uydurmak zorunda bırakılan örgütlerin bu süreçte sahip olduğu en önemli kaynak insandır. Entelektüel bir sermaye olarak görülen çalışanların, bir örgüte sunacağı katkı sadece kas gücünden ibaret değildir. Onların örgüt içerisindeki hataları ve eksiklikleri, çözüm önerileriyle birlikte açıklamalarına olanak verilen yapılarda hem bireysel hem de örgütsel performans artmaktadır. Bu bağlamda örgüt yönetimleri tarafından ses çıkarma davranışlarının yaygınlaşacağı bir ortam oluşturulması gerekmektedir.
Ses çıkarma davranışının örgütsel yapılara yerleşmesini sağlamak zaman isteyen bir süreçtir. Bu süreç içerisinde çalışanların cesaretlendirilmesi amacıyla bazı öncü yaklaşımlara da ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu kitap, ses çıkarma davranışının ve bu davranışın, örgütsel yapılarda yaygınlaştırılmasına öncülük etme gücü taşıyan örgütsel bağlılık ve işle bütünleşme durumlarının anlaşılmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
İstanbul Basınında Kuva-yı Milliye Algılamaları (1918-1922)
“İstanbul Basınında Kuva-yı Milliye Algılamaları (1918-1922)” başlıklı çalışmanın amacı, Kuva-yı Milliye’nin siyasi ve askerî açılardan İstanbul basınındaki yansımalarını incelemektir. Bu kapsamda Kuva-yı Milliye’ye taraftar ve karşı olan İstanbul basını karşılaştırmalı bir şekilde değerlendirilmiştir. İstanbul basını üzerinden yapılan bu analizle Millî Mücadele döneminde Kuva-yı Milliye’nin ortaya çıkışı, amacı, teşkilâtı ve faaliyetlerinin İstanbul kamuoyundaki yankıları ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu açıdan söz konusu eserin, Kuva-yı Milliye literatürüne olduğu kadar Millî Mücadele dönemi çalışmalarına da akademik bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
₺950,00
KİTAP TANITIMI
Anamın Duası (Bütün Şiirler)
Cahit Tuncer’in çok az örneğini yukarıda verdiğimiz şiirlerinin tamamına bakıldığında yer yer çok güçlü söyleşileri olan sıra üstü bir şair olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Şarkışla yöresinin zengin ve güçlü halk şiiri geleneği içinde büyümüştür. Şarkışla ve yöresinin ünlü halk ozanlarının şiirlerini yakından bilen ve okuyan bir şairdir.
Gençlik yıllarında dönemin modern şiir anlayışına uygun olarak serbest nazım şeklini kullanan şair, 1980’li yıllardan itibaren daha çok halk şiiri tarzına yönelir. Tuncer, dinî – tasavvufî edebiyatın bilgi ve kültürüne de hâkimdir. Dinî ve sosyal temalı şiirleri çoğunluktadır. Yani geniş bir konu yelpazesi vardır.
Şair, sosyal meseleler karşısında iyi bir yergi şairi olduğu gibi millî meseleler karşısında da duyarlı bir millî duruşa sahiptir. Yeri geldiğinde yoksulluk, gurbet, bazı ahlâk bozuklukları da onun şiirlerine konu olmuştur. Kendi iç dünyasına yöneldiğinde ise sevdikleri ve özledikleri kişiler için son derece güçlü lirik şiirler söylemiştir.
₺890,00
KİTAP TANITIMI
Yönetmen Sineması Cilt-I: Klasik Türk Sinemasında Öykü Söylem ve Tematik Yapı
Bir heykeltıraş tek başına heykelini tamamlayabilir. Bu resim sanatı için de, müzik için de, edebiyat için de böyledir; ancak sinemadır ki içinde barındırdığı tüm disiplinlerin vücut bulacağı bir ekip çalışmasına gereksinim duyar. Bazı filmlerde neden müzik ön plandadır ve yönetmen için vazgeçilmezdir. Bazı filmlerde müzik neden hiç yoktur. Bazı filmlerde plan sekans yoğun bir şekilde kullanılırken, neden bazı filmlerde kısa planlar ve hızlı bir kurgu tercih eder yönetmenler. Bazı filmler pastoral bir ambiyans içerirken, neden bazı filmler hep iç mekanlarda geçer. Bu soruların yanıtları yönetmen sinemasında aranmalıdır. Astruc’un camera-stylo kavramını kullanmasıyla başlayıp, auteur kuramın şekillenmesiyle gelişen süreç, Türk sinemasında da karşılık bulmuştur. Türk Sineması’nın paltosu Ömer Lütfü Akad, toplumsal gerçekçi sinemanın öncülerinden Metin Erksan ve Yılmaz Güney, ulusal sinema tartışmalarına öncülük eden Halit Refiğ, farklı türlerde eserler veren Atıf Yılmaz, yönetmen sineması kapsamında bölümler halinde ele alınmıştır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
POSTMODERNİZMİN İZ DÜŞÜMLERİ
Postmodern dönemle birlikte, tüketici için üretmek, tasarruf etmek ve sermaye biriktirmek temel amaç olmaktan çıkmıştır. Modernizm döneminde, üretim odaklı ekonomiler, yerini tüketim merkezli yaşam biçimlerine bırakmıştır. Bu yaşam biçimi ve ticaret anlayışı, kitlesel tüketimi özendiren, postmodern bir kültürün oluşumuna zemin hazırlamıştır. Zira tüketim kültürü, postmodern bir kültürdür.
Postmodernite her ne kadar modern sonrası bir toplumu tanımlamak üzere kullanılsa da, aslında yeni insan, toplum, düzen ve yaşama dair bir süreci ifade etmektedir. Postmodern dünyada; arzu ve isteklerini ötelemeyen, anlık yaşamayı tercih eden, farklı deneyimler yaşayan, özgürlüğüne düşkün, sanata, spora, edebiyata, hobiye ve bilime merak saran, ama en önemlisi, kendisi için yaşayan kişi ile onun tercihleri, yaşamın merkezinde yer almaktadır. Ötekilere benzememek, farklı olmak, postmodern tüketicinin/bireyin önemli bir özelliğidir. Bu bağlamda; moda, teknoloji kullanımı, görünür olmak, toplumsal statü, yerleşim yeri ve tasarımlar ile farklılığın peşinden koşan birey, diğer yandan da teklik içinde çokluk, çokluk içinde teklik prensibini benimseyerek, çoğulculuğa da inanmaktadır.
Postmodern insan rahat ve esnektir. Duygu ve hislerine yöneliktir. ‘Kendin ol’ tutumuna sahiptir. Aktif bir insandır ve anlam için kendi kişisel yolunu izler. Gerçek iddiası’nda bulunmaz, sürekli olan yerine, geçici olanı tercih eder. Yaşa ve izin ver, yaşayalım tavrındadır. Gelenek ve eskiyle barışıktır. Egzotik, kutsal ve nadir olana olumlu bakar. Genel ve evrensel olan yerine, yerele yöneliktir ve kendi yaşamıyla ilgilidir. Evlilik, aile, din ve ulus gibi eski sadakat ve modern bağlılıklar yerine kendi ihtiyaçlarına yöneliktir. Yaşanacak tek bir hayatı olduğuna inanan birey, yaşantısında kolaylıklar arzularken, aynı zamanda, aceleci ve telaşlı bir tutum da sergilemektedir. Tüketici davranışları moderniteden farklıdır. Sürekli bir koşuşturma ve dolaşma hali hakimdir. Postmodernitede, modernizmin Newton tabanlı hiyerarşik ve düzenli yapısı, yerini Kuantumdan kaynaklanan/beslenen kaotik ortama bırakmaktadır…
Özetle; editörlü kitabımızın öncelikli amacı; hayata dair hemen her alanda kendini hissettiren postmodernitede, postmodernist yaklaşımların iz düşümlerini paylaşmaktır. Postmodernizm ile ilgili alana katkı sağlayacak kaynak yaratmaktır.
₺610,00
KİTAP TANITIMI
ÜTOPYA DÜNYASI
Ütopya, istenen ve arzu edilen bir toplumun rüyasıdır. Ütopyalar var olmayan ülkenin, kentin, toplumun, adanın, düzenin arayışı olarak edebiyatın içerisinde yer almaktadırlar. Daha iyi bir hayat adına çözüm yolu arayan ve bu yolu ütopya yazımında bulan yazar, yaşadığı dönemin sorunları ve aksaklıklarını, gözlemci ve anlatıcı bakış açısıyla okura aktarmaktadır. Ütopik eser ile mevcut düzene, yönetim biçimine, adalet ve eğitim sistemine yönelik bir başkaldırı sunulmaktadır.
İlk örneğine Antik Çağda Platonun Devlet adlı eserinde görülen ütopya düşüncesi, 16. yüzyıla gelindiğinde Thomas Moreun 1516 yılında kaleme aldığı Ütopya adlı eseriyle edebiyat sahnesinde yerini almış ve gelişmeye başlamıştır. More, Ütopya eseriyle yeni bir dünyanın kapılarını aralamıştır. Moreun ütopyasından sonra Batı edebiyatlarında yaygınlık kazanan ütopik eserlere Türk edebiyatında 19. yüzyıldan sonra rastlanılmıştır. Cumhuriyet döneminin ilk ütopyası olarak kabul edilen Serbest İnsanlar Ülkesinde, 1930 yılında Ahmet Ağaoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Her iki eserde yer alan o dönemki mevcut toplum eleştirisi ve daha iyi bir yaşam düzeni düşüncesi, eserleri ütopik kılmıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
FAIRIES OR SCARIES
Fairy tales, on the surface, are delightful, fantastic stories for children about brave heroes, beautiful princesses and scary wolves and witches. Most readers have not considered or did not realize the morality-building function of these stories when they encountered them as children. As this book aims to demonstrate, these tales were intended, from the early days of wide-spread publishing in Europe, to teach children their roles in society, which were of course very dependent on gender ideas of the time. Good boys become gentlemen by being clever and brave, and good girls become fine women by being virtuous and obedient. Since those days, however, ideas have changed. Post-modern interpretations of these stories turn these ideas around. The works of Angela Carter are examined here to reveal how times have changed, and how the idealistic fairy tale worlds managed to not only engage children’s imaginations but also instruct them to follow very restrictive, gendered roles in life. Carter’s interpretations, as author Şeyda Sivrioğlu demonstrates, break the rules and offer a very different perspective, in her re-imagined fairy tales for adult readers.
Amy Woods
₺250,00
KİTAP TANITIMI
ÖZDEŞLEŞME VE MARKA BAĞIMLILIĞININ SNEAKER MARKALARINA ETKİSİ
Tüketici davranışı alanı, tüketici tercihlerini anlamaya ve tüketici tercihlerinin hangi unsurlarla şekillendiğine dair uzun zamana yayılmış bir araştırmanın içindedir. Tüketici davranışı ve marka yönetimi araştırma ekseninde yapılan bu çalışmada, marka faydası ve marka kişiliği boyutlarının, marka bağımlılığını etkileyen öncüller arasında bulunmasından hareket edilmiştir. Ayrıca, marka faydası ve kişiliğinin marka bağımlılığı üzerindeki etkisinde marka özdeşleşmesinin oynayabileceğe role yönelik araştırma önerileri neticesinde bu çalışma meydana getirilmiştir. Çalışmanın uygulama ürünü olan sneakers (günlük spor ayakkabı) vaat ettiği faydalar, taşıdığı marka kişiliği özellikleri, özdeşleşmeye uygun bir ürün olması ve tüketiciyi markasına bağımlı hale getirebilecek özellikleri nedeniyle tercih edilmiştir. Oluşumu 1930’lu yıllara dayanan sneaker ayakkabıların 2020’li yıllarda küresel ölçekte geldiği ekonomik büyüklük ve Türkiye’de bu ürüne yönelik pazarın her geçen yıl büyümesi de sneaker ürününü tercih etmeyi kuvvetlendirmiştir. Bu kitapta marka faydası ve kişiliğinin marka bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş, ayrıca marka özdeşleşmesinin bu kavramlar arasındaki ilişkiyi ne derecede etkilediği sneaker ürünü özelinde tespit edilmeye çalışılmıştır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Klasik Osmanlı Ailesi Ve Değişim (1839-1923)
Tanzimat’la kendine sızacak bir aralık bulan Avrupa kültürel hayatı Osmanlı toplumunda önemli değişikliklere sebep olmuştur. Yeni kültürel etki aile başta olmak üzere davranış kalıpları, yaşam tarzları ve ilişkilerini büyük oranda değişikliğe uğratmıştır. Batılılaşmanın etkisiyle yaşam biçimleri geleneksel aileyi temsil eden “alaturka” ve batılı değerleri temsil eden “alafranga” olmak üzere ikiye bölünmüş, değişim daha da hızlanarak etkisini sürdürmüştür. Bu etkiler gerçekleşirken aydınların bu değişim üzerine lehte veya aleyhte tepkileri kamuoyunda şiddetli tartışmalara sebep olmuştur. Batıcı, Türkçü ve İslamcı aydınlar kendi algıladıkları yaşam dünyalarına uygun birer model sunmuşlar, bu doğrultuda da bir gelecek nesil hayali kurmuşlardır.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Ombudsman Teorisi ve Karşılaştırmalı Ülke Uygulamaları
Bu kitap, karşılaştırmalı bir perspektifle dünyanın tüm kıtalarından belirli nitelik ve özelliklerine göre seçilmiş ülke ombudsmanlarını konu edinmektedir. Ülke ombudsmanları ele alınırken, ombudsmanlar yapısal-kurumsal ve işlevsel yönlerine bağlı olarak belirli kriterlere göre karşılaştırılmıştır. Kitapta, özgün bir şekilde ombudsman teorisinin analizine dair bölümlere de yer verilmiştir.
Kitap, editörlü bir eser olarak farklı üniversitelerden birçok akademisyenin bölüm katkıları ile hazırlanmıştır. Ayrıca kitapta dünyanın tüm kıtalarından 16 farklı ülkenin ombudsman örnekleri incelenmiştir. Bu durum çalışmaya özgün bir kimlik de kazandırmaktadır. Nitekim Türk kamu yönetimi literatüründe ilk defa bir kitap, bütüncül ve kapsamlı olarak dünyada farklı ombudsman incelemelerini karşılaştırmalı olarak ele almaktadır.
Kitapta, ülke ombudsman örnekleri ele alınırken, İngilizce ve Türkçe olarak bilimsel kitaplar ve makaleler, konferans bildirileri, bilimsel nitelikteki raporlar, ülke ombudsmanlarının resmi rapor, yayın ve bültenlerinden yararlanılmıştır.
₺700,00
KİTAP TANITIMI
2000 Sonrası Türkiye’nin Ulusal ve Uluslararası Güvenliğine Yönelik Tehditlerin Oluşum Analizi
Devlet ile güvenlik arasındaki ilişki çok eskilere dayanmaktadır. Özellikle toplum ve devlet için güvenlik vazgeçilmez bir niteliğe sahiptir. Bu kadar önemli bir ihtiyacın sağlanma biçimleri, bunu sağlayan organlar ve izlenen metotlar dolayısıyla güvenliğe ilişkin tüm unsurlar devlet yapısıyla doğrudan bir ilişki halindedir. Bu sebeple devletin ortaya çıkışında güvenliğin yeri ayrı bir önem arz etmektedir. Ancak zaman içerisinde güvenliğin kapsamı devlet olgusundan bireye doğru genişlemiştir. Bu kitap devlet ve güvenlik arasındaki ilişkiyi uluslararası ilişkiler teorileri çerçevesinde irdelerken, Türk dış politikasında yaşanan gelişmeleri ve özellikle Türkiye’nin hem ulusal hem de uluslararası güvenliğine yönelik tehditlerin oluşumlarının neler olduğunu kapsayan bir analiz sunmaya çalışmıştır. Bu çerçeveden 2000’den 2021’e kadar yaşanan güvenliğe yönelik tehditler, ulusal anlamda terör ve diğer güvenlik tehditleri kapsamında incelenmiştir. Uluslararası anlamda ise komşu bölge devletleriyle olan ilişkiler çerçevesinde ele alınmıştır. Bu süreçte halihazırda var olan tehditlerin yanında yeni tehditlerin ortaya çıkması nedeniyle Türk dış politikası 21 yıllık süreçte değişim geçirmiştir. Unutulmamalıdır ki Türk dış politikasında uygulanan politikalar Türkiye’nin gerek ulusal gerekse uluslararası güvenliğine yönelik tehditlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ayrıca bu tehditler hem dolaylı hem de doğrudan birbirini etkilemiştir. Yapılan bu çalışmada ise bu yaşanan değişimin nedenleri ve oluşum süreçleri analiz edilmeye çalışılmıştır.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Muallim
“Elde mîzan var: Bir söz fesâhât ve belâgatla muttasıf ise makbûl-ı tab’-ı selîm olur. Değilse olmaz. Fesih ve beliğ söz kimin olursa olsun kabul olunur. Fesahat ü belâgattan âri olan lakırdı reddedilir.”
“Biz daima kendi efkârımızı arz ediyoruz. Kabul olunursa memnun oluruz. Olunmazsa hiç ilişik etmeyiz. Herkes şiirini istediği gibi söyleyebilir. Ona diyecek yok. Fakat bizce böyledir.”
Muallim Nâci, Türk edebiyatında dönemi ve sonrasında oldukça ilgi görmüş, edebî tartışmalardaki yeri onun ününü artırmıştır. Şiir ve nesirleri kadar gazete ve dergi faaliyetleriyle de Türk edebiyatının merkezinde yer alan Naci, özellikle Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyat sayfası mümeyyizi olarak kaleme aldığı tenkitlerle geniş bir etki alanı oluşturur. Muallim, 1883–1885 yılları arasında gazeteye gönderilen şiir ve yazılar üzerine yaptığı değerlendirmeleri bir araya getiren, onun eleştirmen kimliğini en açık biçimde yansıtan eserdir. Bu neşirde Muallim, Latin harflerine aktarılmış; metin, açıklayıcı dipnotlar ve şiirlerin vezin tespitleriyle zenginleştirilmiştir.
Klasik belagat ölçülerini esas alan ve yer yer sert üslubuyla dikkat çeken bu eleştiriler, Naci’nin edebî ölçülerini ve tenkit anlayışını yakından tanımak isteyen okurlar için eşsiz bir imkân sunmaktadır. Bu çalışma, hem araştırmacılar hem de edebiyat meraklıları için önemli ve yol gösterici bir başvuru kaynağıdır.
₺530,00
KİTAP TANITIMI
Çağdaş Çocuk Şiirinde Değerler
Değerler eğitimi yeni olmamakla birlikte gün geçtikçe önemi daha iyi anlaşılan bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzün her şeyi hızla tüketen dünyasında değerler de aynı hızla yitirilirken değerler eğitiminde yeni ve etkili yollar bulmak kaçınılmaz olmuştur. Yazınsal ürünlerden yararlanmak bu yollardan biridir ve en çok da öyküler değerler eğitiminin verilmesinde bir araç olarak tercih edilir. Peki ya şiirler? Doğası gereği değerler eğitimine en yakın tür olan şiirler, bu anlamda daha arka planda kalmıştır. Bu kitapta şiirler aracılığıyla değerlerin nasıl verilebileceğine, şiirlerin değer yüküne dair tespitleri bulacaksınız. Çağdaş çocuk şiiri olarak adlandırılan 1980 sonrası kaleme alınan çocuk şiirlerinde hangi değerlerin nasıl ele alındığını, onar yıllık periyotlar arasında ele alınan değerlerde nasıl değişimler olduğu, kitap kapsamında incelenen şairlerin hangi değerleri ön plana çıkardığı gibi birçok veri, alanda çalışmalar yapanlara kaynaklık edecektir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
FRS KAPSAMINDA FİNANSAL DURUM TABLOSU VE ÖZKAYNAKLAR İÇİN MUHASEBE UYGULAMALARI
Bu kitapta; Finansal Raporlama Standartları (FRS)na uygun olarak KGK tarafından 25.12.2018’de yayınlanan FRS Hesap Planı Taslağı ile TFRS’lere uygun olarak Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından 07.06.2013 tarihinde yayınlanan Münferit Finansal Durum Tablosu (FDT) esas alınarak Özkaynaklar’a ilişkin muhasebe uygulamaları yapılmıştır.
Birinci bölümde, FRS kapsamında FDT ele alınmıştır. Bu bölümde, önce Resmî Gazete’de 20.05.2013 tarihinde yayınlanan FDT ele alınmış, daha sonra KGK tarafından 07.06.2013 tarihinde yayınlanan FDT ayrıntılarıyla gösterilmiştir. Aynı bölümde, FRS Hesap Planı Taslağı tüm hesapları kapsayacak şekilde belirtilmiştir.
İkinci bölümde, FRS Hesap Sınıfları’nın işleyişi; FDT Hesap Sınıfları, Kâr veya Zarar Tablosu Hesap Sınıfı, Maliyet Hesap Sınıfı ve Nazım Hesaplar Hesap Sınıfı açısından ayrı ayrı incelenmiştir.
Üçüncü bölümde ise, FDT’de yer alan Özkaynaklar Hesap Sınıfına ait tüm hesap grupları içerisinde yer alan hesaplar için örnek muhasebe uygulamaları yapılmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi
Mustafa Kemal Atatürk’ün dünyaya gözlerini açtığı dönem tarihsel açıdan önemli olayların yaşandığı bir dönemdir. Dünyada Fransız İhtilâli’nin ortaya çıkardığı “eşitlik, özgürlük, adalet, insan hakları ve milliyetçilik” kavramları önce Avrupa’da daha sonra da Asya’dan başlamak üzere tüm dünyada etkisini göstermeye başladı.
Bu dönemde birçok topluluğu bünyesinde barındıran ve dünyadaki değişim ve gelişmelere ayak uyduramayan ve sorunlara çözüm önerileri üretemeyen, sürekli kan kaybeden Osmanlı Devleti, milliyetçilik akımının da etkisiyle parçalanma ve çözülme sürecine girdi. Osmanlı Devleti’nde böyle bir tarihsel sürecin yaşandığı bir dönemde Mustafa Kemal dünyaya gelmişti. Bu bir ortamın etkisiyle ülkeyi kurtarma sevdası ve düşüncesi O’nun da bazı yaşıtları gibi askerlik mesleğini seçmesine sebep oldu. 1910 yılında Fransa’daki askerî manevralara katılması Mustafa Kemal’in bizzat batıyı görerek tanımasını sağladı. Mustafa Kemal, Trablusgarp’taki savaşta ise batının sömürgeci yüzünü gördü. Tüm bunlar, Mustafa Kemal’in kafasında yıkılmasına ramak kalan çok uluslu Osmanlı Devleti yerine, ulusal temellere dayanan yeni bir devletin kurulması düşüncesinin şekillenmesini sağladı. Balkan Savaşları ve hemen arkasından Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgi, bu düşüncesini kuvvetlendirdi ve oluşan koşullar, onu ulusal temellere dayanan ve çağdaş ilkeleri içeren Türkiye’nin kurulması mücadelesine yönetti. Birinci Dünya Savaşı Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorlukları ile Rus Çarlığı’nın sonu oldu. Yıkılmaz denen Habsburg, Hohenzollern ve Romanov hanedanlıkları peş peşe tarihteki yerlerini aldılar. Osmanlı hanedanı hâlâ devletin başında görünüyordu ama aslında Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918 tarihinde aslında fiilen sona ermişti.
₺380,00