KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

TARİH METODOLOJİSİ
₺405,00 -

Sredstva Hudojestvennoy Vırazitel’nosti. Tropı
₺190,00 -

Sosyal Beceri Eğitiminin Gençlerin Sosyal Beceri Seviyelerine Etkisi
₺275,00 -

Sinema ve Cinsiyet
₺260,00 -

Sanal Kamusal Alan ve Toplumsal Hareketler
₺275,00 -

Representations of Mythological and Historical Women in Literature
₺260,00 -

Portföy Yönetimi
₺210,00 -

Ömer Demirbağ ve Şiiri
₺325,00 -

ORTA ANADOLU VOLKANİKLERİ ÜZERİNDE DRENAJIN GELİŞİMİ
₺1.050,00 -

NAHİV BİLGİSİ IŞIĞINDA OSMANLI NAHVİNE BAKIŞ
₺300,00 -

Milli Mücadele Tarihi
₺325,00 -

Marka Mimarisinde Ulusal ve Global Başarı Hikayeleri
₺405,00 -

Küreselleşme Sürecinde Akıllı Şehirler: Paradigma, Yönelimler ve Fırsatlar
₺340,00 -

KRİPTO PARALAR
-

Kent ve Kadın
₺250,00 -

Kars’ta “Hayat”
KİTAP TANITIMI
Risk Yönetimi Çerçevesinde Dağıtım Ağı Operasyonel Risklerinin İncelenmesi
Dağıtım ağları işletmelerin ürün ve hizmetlerini müşterilere başarılı bir şekilde ulaştırılmasını sağlayarak içinde bulunduğu sektörde rekabet avantajı elde etmesini sağlayan yapılar olarak kabul edilmektedir. Günümüzde işletmelerin dağıtım ağlarına önem vermelerinin en önemli nedeni küreselleşme sonucu ülkeler arasındaki sınırların silikleşmesi ve işletmelerin dağıtım sürecini daha verimli bir şekilde yürütmek için dış kaynak kullanma yoluna gitmeyi tercih etmesidir. İşletmeler, dağıtım ağlarında kendilerini olumsuz etkileyebilecek risklerin meydana gelme olasılığını azaltmak veya meydana gelse dahi etkisini en alt düzeye indirmek için risk yönetimine ihtiyaç duymaktadır. Bu kitabın temel amacı dağıtım ağlarında operasyonel risk yönetimi kavramını ana hatlarıyla açıklamak ve örnek uygulamalar üzerinden işletmelerin risk yönetimi sürecini nasıl gerçekleştirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Özellikle Türkiye’de dağıtım ağı operasyonel risk yönetimiyle ilgili sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu kitap demir-çelik sektörü üzerinden dağıtım ağlarında operasyonel risk yönetimi sürecinin nasıl uygulanması gerektiğini göstermektedir.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Tatarca Referans Grameri
Girişten
Bu çalışmanın konusu, bugünkü Tatarstan coğrafyasında başta edebiyat olmak üzere, basın (gazete, dergi vs.), yayın (Tv ve Radyo yayınlarında) ve eğitim (ilk ve orta öğretimde zorunlu) alanlarında kullanılmakta olan yazı dili Tatarcasıdır. Öte yandan Tatarcanın konuşma dili olarak özellikle şehir popülasyonu arasındaki kullanım alanı devletin birinci resmi dili olan Rusçaya göre çok daha sınırlıdır. Tatar dili ve kültürü 1552 yılında Kazan Hanlığının yıkılmasından itibaren Rus baskısı altında kalmıştır. Sovyet dönemindeki azınlık halkların assimalasyonu politikalarıyla iyice ağırlaşan bu baskı Tatarlar arasında her geçen kuşakta daha da derinleşen dil değiştirme (language shift) sonucunu doğurmuştur. Tatarca konuşanların sayısı her geçen gün daha da azalmaktadı (Wertheim 2003:348). Tatarca, Tatarstan Cumhuriyetinin Rusçadan sonra ikinci resmi dilidir. BugünTatarca, her ne kadar Tatarların azınlık olarak yaşadıkları Tataristanda millet olarak varlıklarını devam ettirmelerinin en önemli aracı olarak görülmekte ve Tatarcanın Sovyet döneminde yitirdiği sosyal ve politik öneminin Sovyet sonrası dönemde yeniden kazandırılması yolunda özellikle Tataristan Cumhuriyetinin 1991 ylında otonom hale gelmesinden sonra, gerek Tatar hükümeti, gerekse Tatar aydınları nezdinde çeşitli adımlar atılmakla birlikte, halen Tatarca Tataristan Cumhuriyetinde 4 milyonluk nüfusun yaklaşık ¼ ü tarafından konuşulmaktadır.Konuşma dili olarak şehirlerde katışıksız olarak ya da Tatarstan Cumhuriyetinin resmi dili olan ve Tatarcadan çok daha fazla kullanım alanına sahip olan Rusça ile çeşitli dercelerde karışık olarak çeşitli stillerde konuşulmaktadır
KİTAP TANITIMI
Yeni Medyanın Toplumsal Yansımaları
Yeni Medyanın Toplumsal Yansımaları, Mehmet Karanfiloğlu ve Gökhan Demirel tarafından editörlüğü yapılan bir kitaptır. Bu kitapta, yeni medya teknolojilerinin toplumsal yapı üzerindeki etkilerini incelemekte ve sosyal medya gibi araçların toplumsal hareketler, örgütlenme, bilgi akışı, bilinçlenme süreci gibi alanlarda yarattığı değişimleri ele almaktadır.
Bu kitap, günümüzde hızla değişen iletişim dünyasının toplumsal boyutunu anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak olacaktır. Yeni medyanın, toplumun kültürü, normları, değerleri ve ilişkileri üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde incelenirken, okuyuculara yeni bakış açıları sunulmaktadır.
Yeni Medyanın Toplumsal Yansımaları, disiplinlerarası bir bakış açısıyla hazırlanmıştır. Çeşitli branşlardan akademisyenlerin bir araya gelerek farklı bakış açıları ve katkılarıyla oluşturulan bu kitap, hem akademisyenlere hem de geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmektedir.
Bu derleme, yeni medya teknolojilerinin toplumsal değişim ve dönüşümlerdeki etkileri üzerine bir tartışma ortamı yaratmayı hedeflemektedir. Yeni medyanın toplumsal yansımaları konusunda geniş bir perspektif sunan bu kitap, bu alanda yapılan çalışmalara önemli bir katkı sağlamaktadır.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
Erzincan Şehrinin Mekânsal Değişimi Tarihi Mimari Örnekleri 1839-1939
Erzincan gibi hem kadim hem de doğal afetler ile ciddi sınavlar veren şehirlerde, şehir ve mekân hafızası çok etkilenir. Özellikle göç yolları ile çok kültürlü, depremsellikle yıkılıp yeniden yapılanma süreçlerini aynı anda yaşayan Erzincan’da mimari kültür takibi yapmak meşakkatli bir iştir.
1900lü yılların ardından yaşanan teknolojik gelişmeler ile görsel kayıtlar bu mimari takibi kolaylaştırmıştır. Kayıt altına alınan fotoğraflar, şehrin dokusunu, görünümünü, sanatsal yönlerini ve malzeme seçimlerini ortaya koyabilmektedir.
Özellikle 1839-1939 yılları arası merkeze alınmıştır. Modernleşme, cumhuriyet vizyonu faaliyetleri ile şehir mimari örnekleri paylaşılmıştır.
Askeri yapılar açısından zengin arşiv kaydı olan Erzincan için mimari örnekler, tarihi akış ve arşiv belgelerinin ışığında, şehir tarihi de değerlendirilip bir kesit olarak ele alınmıştır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Belediyelerde İnovasyon: Living Lab Örneği
Bu kitap dünyada son yıllarda yaygınlaşan belediyelerde inovasyon ve living labler üzerine yapılan ilk bilimsel çalışmanın ürünüdür. Belediyelerde inovasyonun anlaşılması, yaygın hale getirilmesi sürecine katkı sağlamak ve living lab oluşumunun inovasyon aracı olarak kullanılabilirliğinin incelenmesini amaçlamaktadır.
Belediyelerde inovasyon, yerel hizmetlerin niteliğinin artırılması için ürün veya hizmetlerde, operasyonel veya organizasyonel süreçlerde veya iletişim yöntemlerinde etkililiği ve verimliliği artıracak değişiklikleri ifade etmektedir. Belediyelerde inovasyon aynı zamanda; hızla gelişen teknoloji karşısında yerel halkın değişen ve gelişen taleplerine ve beklentilerine çözüm üretmek amacıyla geliştirilmiş ürün ve hizmetler sunmak olarak da görülebilir.
Vatandaşların artan talep ve beklentilerine cevap verebilmek, bütçe kısıtı, standart çözümlerin yetersiz kalması nedeniyle belediyelerde inovasyon yapma ihtiyacını gün geçtikçe artırmaktadır.
Yaşamın akışı içinde vatandaşın talep, sorun ve ihtiyaçlarını en iyi ve en doğru şekilde tespit edecek, değişimi yakalayarak uygulayacağı politikalar ve sunacağı hizmetlerle çözüm yaratacak olan kurumlar olan belediyelerde inovasyonun gerekliliği hızlandırıcı etki yapan living labi gündeme getirmiştir. Living lab belediyelerde inovasyonu hızlandırıcı etkisi ile kurulması tavsiye edilen araç konumundadır. Vatandaşların belediye ile birlikte ortak ihtiyaçlarına inovasyonla çözüm bulması, teknolojik gelişmelerden haberdar olması ve hizmet, süreç, ürün inovasyonu gibi inovasyonları yapması living lab ortamı ile mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda living labin varlığı belediye inovasyonunu hızlandırıcı etkisi yönüyle gereklilik arz etmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Nat Pinkerton Asma Köprü Üzerinde Mücadele
Polisiye Romanda bulunacak önemli unsur suç ve suçlu olması olduğu gibi, onu daha da yeterli duruma getirecek olan da suçluyu arayan, inceleyen ve adaleti sağlayan kişinin bulunmasıdır ki bu kişi de detektiftir.
Asma Köprü Üzerinde Mücadele, başrolünde Nat Pinkerton adlı bir detektifin bulunduğu polisiye romandır.
İskoçyalı bir dedektif olan Allan Pinkertondan esinlenen Nat Pinkertonun maceraları ülkemiz okurları tarafından sevilen bir detektif olarak karşımıza çıkar.
Nat Pinkertonun Korkunç Hane adlı dedektiflik öyküsü Mütercim Corci tarafından Rumi 1324 / Miladi 1908 yılında II. Abdülhamidin isteği üzerine Osmanlı Türkçesine çevirtilmiştir.
Osmanlı Türkçesi ve günümüz Latin alfabesine ilişkin birçok Nat Pinkerton polisiye romanı yer almasına karşın, bu romanı çevrilenler arasında yer almadığını görmemiz üzerine Almancadan Osmanlı Türkçesine çevrilmiş olan bu romanı biz de günümüz Latin alfabesi ile polisiye roman dünyasına kazandırdık.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Bobi Frs’ye Geçiş Süreci ve Bağımsız Denetçiler Üzerine Bir Araştırma
Türkiye’deki işletmelerin uluslararası seviyede raporlama yapabilmesini sağlamak ve modern dünyanın gereksinimlerini karşılamak amacı ile 2017 yılında büyük ve orta boy işletmeler için BOBİ FRS yürürlüğe girmiştir. TFRS’ye geçişte yaşanan problemlerin benzerlerinin BOBİ FRS’ye geçiş sürecinde ortaya çıkıp çıkmayacağının belirlenmesi, standartların etkin olarak kullanılabilirliği konusunda fikir sağlayacaktır. Bu kitap çalışması, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Muhasebe Finansman Anabilim Dalında hazırlanan, “Bağımsız Denetçilerin BOBİ FRS ile İlgili Algı ve Bilgi Düzeylerinin Tespitine Yönelik Bir Çalışma: İstanbul İli Örneği” adlı doktora çalışmasının gözden geçirilmiş ve revize edilmiş halidir. Bu kapsamda, İstanbul ilinde, bağımsız denetim firmalarında çalışmakta olan bağımsız denetçiler üzerine anket çalışması gerçekleştirilerek, BOBİ FRS bilgi düzeyleri ve BOBİ FRS ile ilgili olası olumlu ve olumsuz etkiler konusundaki algıları tespit edilmeye çalışılmıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
KÜRESELLEŞME VE MEDYA İLİŞKİSİ
Medyanın üretim yapısındaki değişimin yanı sıra, sermaye yapısındaki değişimin de sektör üzerinde önemli etkileri olduğu bilinmektedir. Medya sektörüne sermayenin girişi ile birlikte teknolojik yapıda da değişimler yaşanmıştır. Basın sektöründeki aile geleneğinin yerini büyük medya holdingleri almıştır.
Medya, çokuluslu şirketler için artık vazgeçilmez ve sahip olunması gereken bir alandır. Kitle iletişim araçlarının 1980’li yıllara kadarki en büyük amacı kamu yararı olmakla birlikte, bu tarihten itibaren çokuluslu şirketlerin iletişim alanına girmesiyle birlikte, amaç daha çok ürün pazarlamak ve dolayısıyla karlılıktır.
Medya; ekonomik, siyasal ve kültürel alanda mal, hizmet ve enformasyonun farklı kültürel altyapıya sahip çok daha geniş kitlelere ulaştırılması konusunda önemli bir gücü elinde bulundurmaktadır. Özellikle 1980 sonrası dönemde medyanın bu gücünün farkına varan çok uluslu şirketler bu gücü ellerinde bulundurmak istemişlerdir. Medya sadece mal, hizmet ve enformasyonun iletimini sağlamakla kalmaz; aynı zamanda çok uluslu şirketlere, toplumların yeni değer kalıplarını benimsemeleri ya da alışkanlıklarını bırakıp yeni alışkanlıklar edindirilmesi konusunda da imkân tanır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’nin Büyükşehirlerinde Kentleşme
Kentlerin ilk olarak MÖ 6.000’li yıllarda belirdiği, MÖ 4.000 dolaylarında ise tam olarak kendisini göstermeye başladığı belirtilmektedir. Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkan modern kent anlayışı ile birlikte kentler cazibe merkezi haline gelmiş ve kırsal nüfus hızla kentlere göç etmiştir. Zira bugün dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşamaktadır.
Kentlerin sürekli göç alarak nüfuslanması ve kentsel olarak büyümesi, bugün çeşitli sorunları ortaya çıkarmaktadır. Bu araştırmada, Türkiye’nin 12 büyükşehir belediyesi örneklem alanı olarak seçilmiş ve buralarda kentleşmenin boyutu, yönü ve ortaya çıkardığı sorunlar analiz edilmiştir.
Araştırmamızda elde edilen sonuçlara göre, Türkiye’deki büyükşehirlerin farklı dinamikler üzerinden göç aldığı ve nüfuslandığı görülmektedir. Göç ve nüfuslanmanın neticesinde, test alanı olarak seçilen büyük şehirlerinin kentsel yayılmasının hızla arttığı görülmektedir.
Bugün gelinen noktada, taşıyabileceği miktarda nüfusun çok üzerinde nüfuslanan büyükşehirlerin çok önemli sorunlar ile karşı karşıya olduğu görülmektedir. Kentleşmenin demografik yönünün ağır bastığı ülkemizdeki metropol kentlerin birçoğu sağlıksız yapılaşma, konut ve ulaşım sorunu, altyapı ve kanalizasyon sıkıntısı, su, hava ve gürültü kirliliği, kişi başına düşen yeşil alan miktarının azlığı, okul, eğitim ve kültürel imkanların yetersizliği gibi birçok sorunla baş etmektedir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
HABSBURG SERHADDİNDEKİ OSMANLI GARNİZONLARININ FİNANSMANI
Türkiye’de Osmanlı askerî tarihi konularını serhad çalışmaları kapsamında ele alan ve literatüre önemli katkılar yapan eserlere her geçen gün bir yenisi ekleniyor olsa da, devrin terminolojisini ortaya koyan, belgelerin doğru okunduğu kadar anlaşılmasını da sağlayan çalışmaların henüz benzer bir yoğunlukta yapılmamış olması alanın en önemli eksikliklerinden biri olarak göze çarpmaktadır. Zira meşruiyet skalasının bir parçası olarak imparatorluk mekânlarının mütemmim cüzü olan serhadlerdeki askerî örgütlenmenin ortaya konulması, bu bağlamda Osmanlı askerî tarihi üzerine yapılacak yeni çalışmalara ışık tutacak önemli argümanlar sağlayacaktır. Bu bağlamda elinizdeki çalışma, 1683-1699 Harbi’nde Osmanlı’nın Habsburg sınırındaki örgütlenmesini, garnizonların organizasyonundaki değişim ve bu değişimin yarattığı ekonomik koşullar çerçevesinde ele almaya çalışmaktadır. Harbin gidişatındaki değişime paralel olarak askerî ve malî tedbirlerin Osmanlı merkezî idaresi tarafından hayata geçirilmeye çalışılması ve bu yeni yapının beraberinde getirdiği problemlerin çözüme kavuşturulması, değişen yapıya uygun yeni bir askerî / malî uygulamanın yapılmasını zorunlu kılmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
ÇALIŞMA HAYATINDA ANNELİĞİN DÖNÜŞÜMÜ
Annelik ve çalışma hayatı, sanayileşme döneminden itibaren etkileşim içerisinde olmuş ve her iki kurum da birbirini dönüşüme uğratmıştır. Ücretli çalışma, tarihsel olarak anneliğe nazaran oldukça geç bir dönemde kadınların yaşamının bir parçası haline gelmeye başlamıştır. Bununla birlikte annelik ve annelik faaliyetleri, kadınların toplumsal konumunun belirleyicisi olarak görülmeyi sürdürmüştür. Bu konum, tarihsel olarak ve toplumdan topluma değişikliğe uğrasa da anneliğe atfedilen değerin yüceltilmesi ya da anneliğin aşınması, ideolojik arka plana sahiptir. Geçmişte annelik nedeniyle çalışma hayatının dışına çıkılması ile tam zamanlı annelik bir norm olarak kabul edilirken günümüzde çalışma hayatını annelik ile birlikte sürdüren kadınların sayısı önemli ölçüde artmıştır. Ancak annelik faaliyetleri, aile ve toplum içerisinde hâlâ önemli bir yere sahiptir. Annelik faaliyetleri, literatürde, çalışma hayatında kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlardan yalnızca biri olarak ele alınmıştır. Bu nedenle “Çalışma Hayatında Anneliğin Dönüşümü” adlı bu kitapta anneliğin bir kurum olarak inşa edilerek yüzyıllar boyunca uğradığı ideolojik, toplumsal, ekonomik, siyasi ve hukuki dönüşüm, çalışma hayatında anneliğin tarihsel arka planı ve özellikleri ve çalışan annelerin yaşadıkları sorunlar tüm yönleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Erken Cumhuriyet Dönemi Korunmaya Muhtaç Çocuklar Politikası
Bu çalışma, birçok toplumda tarihsel olarak ‘öteki’ olan Korunma Muhtaç Çocukların ‘biz’le ilişkisi çerçevesinde anlaşılması çabasıdır. Aslında öteki ve biz ilişkisi bir bütündür; ötekilere yönelik yaklaşım ya da politika bizi anlatır, ‘biz’i yansıtır. Toplum da hemen her zaman farklı güçlere sahip ‘biz’ ve ‘onlar’dan oluşmuş eşitsiz bir yapıdır. Bu eşitsizliklerin bir kısmı çocukluk gibi doğal güç farklılıklarından, diğer önemli bir kısmı ise politikalarımızla yarattığımız yoksulluk gibi toplumsal yapılardan kaynaklanmaktadır. Biz burada ‘doğal’ eşitsizliklerden kaynaklanan çocukların korunmasına dair politikanın izlerini sürmeye çalışıyoruz. ‘Yetim’, ‘kimsesizlerden’ ‘korunmaya muhtaç çocuklar’ statüsüne evrilmenin toplumsal dinamikleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Kısaca bu çalışmada Osmanlı köklerinden başlayarak erken Cumhuriyet dönemi Korunmaya Muhtaç Çocukların politikasının oluşumu, bir rejim olarak Cumhuriyetin oluşumu ile paralel olarak izlenmeye ve anlaşılmaya çalışılmaktadır. Günümüz çocuk politikasının anlaşılabilmesi açısından da bu kurucu döneme bakılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.
₺610,00
KİTAP TANITIMI
Mudurnu Nüfus Defteri-II (1840)
Nüfus defterleri, yerel tarih çalışmalarının temel kaynaklarındandır. Elinizdeki kitap, bu yönüyle bir kaynak eser niteliğindedir. Zira verilen kimlik bilgilerinin haricinde, satır aralarında çok zengin bir veri deposu mevcuttur. Tarih, edebiyat, iktisat, sosyoloji ve ilahiyat gibi belli başlı alanlar için paha biçilemez bilgilere ulaşabilirsiniz. Özellikle de şecere/soy ağacı belirleme hususunda sizlere yardımcı olacaktır. Aile lakabından yararlanarak Mudurnuda bir yakınınızın geçmişte hangi mahallede, kaç numaralı hanede ikamet ettiğini, geçimini hangi meslekle sağladığını öğrenme ve eşkâli hakkında bilgi sahibi olma imkânınız bulunmaktadır. Bunun yanında, Mudurnudaki iki çarşıdan birinin neden demirciler çarşısı olarak anıldığı ya da Halvetiye tarikatına mensup pek çok kimsenin niçin Mudurnuda medfun olduğunun sırrına ermeniz mümkün. Hatta Mudurnuda karşınıza çıkan bir İslambollu/İstanbullu lakabından hareketle, İstanbulun eski adlarından birinin İslambol olup olmadığı tartışmalarına noktayı koyup toponomik açıdan keşif yapmış bir kâşif edasıyla heyecanlanabilirsiniz
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Sosyal Dönüşümün Yüzleri
Dünya genelinde hem ülkeler arası hem de her ülkede bireyler arası eşitsizliklerin her geçen gün daha da arttığı inkâr edilemez bir gerçektir. Tarih boyunca insanlar genellikle dini ve ahlaki nedenlerden dolayı güçsüz olanlara yardım etmişlerdir. Ancak çoğu zaman dini kurumlar ya da yardım dernekleri gibi geleneksel dayanışma ağları tarafından yürütülen yardım faaliyetleri, sanayi devrimi sonrasında devlet tarafından yürütülen örgütlü, sürekli ve düzenli faaliyetlere dönüşmüş ve sosyal hizmetler adını almıştır. 20. yy.da modernleşmenin getirdiği sosyal sorunlar, ülkemizde derinden yaşanmıştır. Oluşan yeni toplumsal yapıdaki gelişmeler için farklı dönemlerde yeni sosyal politikalar geliştirilmiştir. Çalışmamızda güncel sosyal politikanın mekânsal iki farklı uygulaması ele alınmaktadır. İlk bölümde Tazelenme Üniversitesi ve yaşlılık için katkısı incelenmiştir. İkinci bölümde giderek yaygınlaşan güvenlikli özel sitelerin sosyal yaşama etkileri ve yarattıkları yeni sosyallikler incelenmiştir. Son olarak, toplumun giderek belirginleşen bir kesimi olan çocukların, oyun alanları ve teknolojinin yeni yüzü olan karanlık fabrikalar tartışılmıştır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’nin Son Otuz Yılı
Türkiye’nin son otuz yılı, Türkiye’de siyasetin dönüşümü açısından çok kritik ve yoğun bir dönemi ifade etmektedir. Bugün “Eski Türkiye” olarak ifade edilen bir sürecin son yıllarında “Yeni Türkiye”ye geçişin tüm izlerini görebildiğimiz bu otuz yıl içinde Türkiye’nin siyaset, ekonomi ve dış politika açısından oldukça köklü dönüşümlere uğradığını göreceğiz. Türkiye’nin bu köklü dönüşümü, gerek yeni dünya düzeninin ülke üzerindeki etkilerinden gerekse ülke içindeki yeni siyasal iktidar biçimlerinin politik vizyonlarından doğrudan etkilenmiştir. Soğuk Savaş sonrası süreçte küresel eksende ortaya çıkan yapısal dönüşümün etkilerini yakından hisseden Türkiye’nin önüne çıkan yeni fırsatlar, yeni bir politik vizyon zemininde değerlendirmeye alınmıştır. 1990’lardan itibaren Türkiye’nin “küresel” vizyon iddiası ise yalnızca bir dış politika talebi olarak görülmemeli, ekonomi politikalarından siyasal rejim tartışmalarına kadar oldukça geniş bir zeminde çok daha köklü bir tartışmanın başlığı olarak ifade edilmelidir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
İNGİLİZ ASKERİ RAPORLARINDA KUT’ÜL AMARE SAVAŞI
Kut’ül Amare, son dönem Osmanlı askeri başarılarının en önemlilerinden birisinin adıdır ve hatta son yıllarda ülkemizdeki çalışmalar göstermiştir ki sembolüdür. I. Dünya Savaşı’nın Irak cephesinde Türk ve İngiliz taraflarının Selmanpak Muharebesi sonrasında yaşadıkları askeri münasebetlerin bir sonucudur. Kut’ül Amare Zaferi de bu muharebede mağlup olup çekildikleri Kut şehrinde Aralık 1915 ile Nisan 1916 tarihleri arasında tam 4.5 ay süresince muhasara edildikten sonra sayıları 13.000’den fazla olan İngiliz kuvvetinin teslim alınmalarının hikâyesidir. Bu kitap, Kut’ül Amare’nin bambaşka bir yönüne, İngiliz kaynaklarına göre, Irak çöllerinde ve Dicle boylarında onların, Türk kuvvetleri karşısında düştükleri zor durumlara ışık tutmaktadır. İngiliz askerlerinin kuşatma altındayken yaşadıkları sorunlar, yeme-içme konusundaki eksiklikleri, sağlık problemleri, kıstırıldıkları ve açlığa mahkûm edildikleri bu kalede tutulma psikolojileri gibi hususlar, “Güneş Batmayan İmparatorluk” olarak bilinen İngiltere’yi ve onun mağrur askerlerini nasıl bir halet-i ruhiyeye sokmuştu! İşte bu hususların cevabını, bizzat İngiliz askeri raporları ve arşiv belgeleri üzerinden yapılan uzun bir araştırmanın sonucu olan bu kitaptan okuyabilmeniz mümkündür.
₺845,00
KİTAP TANITIMI
IŞIKLAR (GANOS) DAĞI VE ÇEVRESİNİN NEOTEKTONİK DÖNEM JEOMORFOLOJİK GELİŞİMİ
Trakya Yarımadası güneybatısında yükselen Işıklar (Ganos) Dağı ve yakın çevresinin Oligo-Miosenden günümüze geçirmiş olduğu jeomorfolojik gelişim değerlendirilmektedir.
Neotektonik Dönem olarak tanımlanan, Miosen ve sonrası değişen karasal morfoklimatik ve morfotektonik denüdasyonal ortam şartlarında şekillenen dağlık alan üzerinde meydana gelen yer şekli toplulukları (jenerasyonları) sınıflandırılarak, Işıklar Dağı’nın jeomorfolojik evrimi sistematik bir biçimde Prof. Dr. Oğuz EROL’un ortaya koyduğu sistem içinde ele alınmıştır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
AZGELİŞMİŞLİK VE DIŞ TİCARET
“Bu kitap azgelişmiş ülkelerin ekonomik özelliklerinden yola çıkarak bu ülkelerin dış ticaret sorunlarını incelemeye yöneliktir. Azgelişmiş ülkelere önerilen serbest ticaret teorisinin hangi durumlarda geçerli olabileceği ve azgelişmiş ülkelerin dış ticarette karşılaştığı sorunlar teorik çerçevede ele alınmıştır. Serbest ticaret kuramı incelenerek, serbest ticaret sisteminde tüm ulusların kazanamayacağı, bir ekonominin ihracatı ithalatından fazla artıyorsa, başka bir ekonominin de ithalatı ihracatından fazla artmaktadır görüşünden hareket edilmiştir.”
KİTAP TANITIMI
Aykırı Yazar Lillian Hellman
1930 ile 1945 yılları arasında ABD’de yaşanan Büyük Bunalım ülke genelinde önemli ve kökten değişikliklere yol açtı. Pek çok Amerikalı 1920’lerde yaşadıkları güzel günlerin bir daha geri gelmeyeceğine inanarak psikolojik sorunlar yaşarken diğer pek çoğu da kendini suçlama ya da kendinden şüphe etme gibi duygusal bunalımlar yaşamıştır. Bu dönem Amerikan toplumunda hem açlık ve yoksulluk yaratmış hem de insanların umutlarının ve hayallerinin yok olmasına da neden olmuştur. Yazarlık kariyeri Büyük Bunalım döneminde başlayan Amerikalı kadın oyun yazarı Lillian Hellman kötünün doğası ve etik değerlerin toplumda çöküşü gibi konuları ele almıştır. Bu kitap Türkiye’de pek tanınmayan, bir zamanlar ikon haline gelen aykırı yazar Lillian Hellman’ı kısaca okurlara tanıtmak ve Çocukların Saati oyununa dikkat çekmek amacıyla hazırlanmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Bursalı Muhammed Âkif Efendi ve Mevlidi Mir’ât-ı Muhammedî
Mevlitler, İslamiyet’in kabulünden itibaren Türk şairlerinin oldukça rağbet ettiği bir nazım türü haline gelmiş, müellifler Hz. Peygamber’e duydukları sevgi ve hürmeti ifade etmek için pek çok türün yanında mevlitlerden de istifade etmişlerdir.
Türk edebiyatında yüzden fazla şairin mevlit yazdığı bilinmekte, bu metinler peyderpey ilim dünyasına kazandırılmaktadır. 19. yüzyılda kaleme alınan ve toplum tarafından sevilerek kabul görmüş, günümüzde de okunmaya devam edilen mevlitlerden biri de Bursalı Muhammed Âkif Efendi’nin Mir’ât-ı Muhammedî adlı mevlididir.
Âkif Efendi’nin genç yaşta vefat etmesine rağmen eserlerinden hareketle şiirle oldukça ilgilendiği; şiir bilgisine vâkıf, divan şiiri geleneği çerçevesinde şekil, vezin ve mazmunlara hâkim, dinî ve tasavvufî açıdan pek çok bilgiye hâiz olduğu görülmektedir. Mesnevi nazım şeklini kullandığı mevlidinin haricinde tespit edilen gazel, murabba, kaside, muhammes, müsemmen, muaşşer ve terkib-i bend nazım şekilleriyle kaleme aldığı şiirleri de mevcuttur. Genelde Allah aşkı, peygamber ve ehl-i beyt sevgisi konularını işlediği naat, mersiye ve münacatlarında dilinin nispeten ağır olmasına rağmen mevlidinde oldukça sade bir dil kullanması da farklı tarzlarda eserler verebildiğini göstermektedir.
Bu çalışmada ise daha önce tespit edilmemiş bir nüsha üzerinde çalışma gerçekleştirilmiş, bilinen “Veladet” kısmının yanı sıra “Mirâc”, “Vefât-ı Hazret-i Muhammed” ve “Vefât-ı Hazret-i Fâtımâ” olmak üzere üç bölümü daha olduğu gösterilmiş, böylece mevlidin tam metni oluşturulmuştur. Aynı zamanda eserin adı üzerine ve birinci bölümdeki Süleyman Celvetî tesirine de ilk kez değinilmiştir. Özellikle ilk bölümde müellifin Celvetî’nin mevlidinden etkilendiği fakat adı geçen bu üç bölümün ise tamamen telif olduğu görülmüş; bununla birlikte ele alınan nüshada klasik edebiyat etkisinde kaleme alınmış gazel, muhammes, kaside gibi nazım şekillerinin kullanıldığı başka şiirlere de rastlanmıştır. Elde edilen yeni metin ile bilinen diğer nüshalar arasındaki farklılıklar edisyon kritik ile tespit edilmiş, eserin tamamı transkripsiyon alfabesi ile Latin harfleri aktarılmıştır. Ayrıca Bursalı Âkif Efendi’nin mevlidi ve diğer tüm şiirleri şekil, muhteva ve dil bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Kelebek Etkisi Çalışma Yaşamında Değişim ve Dönüşüm
Günümüzde çalışma hayatı daha önceki dönemlerde hiç olmadığı kadar değişik varyasyonlar göstermektedir. Bu değişimin altında yatan en önemli faktör ise bilimsel gelişmelerin olduğu aşikardır. Bilimsel gelişmelere sadece teknik boyutta bakmamak gerekmektedir. Her türlü gelişim toplumsal yapıda değişiklik yaptığı kadar aynı zamanda iş yaşamında da karşılık bulmaktadır.
İnsanlığın ve toplumların/medeniyetlerin gelişimi ateşle başladı ve günümüzde bilişim teknolojileriyle devam etmektedir. Her yenilik büyük değişimlere pencere açmaktadır. Günümüzde küreselleşme tüm toplumlardaki bireysel ilişkileri ve çalışma ilişkilerini başat şekilde etkileyen bir aktördür. 1970’li yıllardan itibaren yaşanan ekonomik krizlerle beraber teknoloji alanında yapılan olağanüstü yenilikler çalışma ilişiklerine yansımış ve bunları değiştirmiştir.
Yaşamımızı kökten değiştiren beden gücünden makinelere doğru kayışı simgeleyen ilk sanayi devrim endüstri 1.0’dır. Daha sonra buhar makinelerin yerini elektriğin aldığı Endüstri 2.0; Üretim süreçlerinde bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin kullanılmaya başlanması, makinelerin günlük hayatımızda baskın olmaya başlaması Endüstri 3.0; dijitalleşmenin artığı endüstri 4.0 dönemi; bilgisayar, iletişim ve internet teknolojilerinin, robotların üretimde olağanüstü kullanımları, üretimin önemli bir bölümünün bu araçlar vasıtasıyla yapımını ifade eden Endüstri 5.0 olarak adlandırılmaktadır. Tüm bu devrimlerin ortak noktası teknolojidir.
Elinizdeki bu kitap, endüstri devrimlerinin tarihini, oluşumunu, sebeplerini ve etkilerini farklı disiplinlerden akademisyenlerin gözünden açıklarken, diğer taraftan da küreselleşmeyle şekillenen günümüz dünyasındaki çalışma ilişkilerini küreselleşme bağlamında ele alarak irdeleyecektir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Hakas Türkçesinde Geçmiş Zaman Kategorisi
Güney Sibirya Türk lehçeleri arasında önemli bir yere sahip olan Hakas Türkçesi, özellikle zaman kategorisi açısından Türkoloji araştırmalarına zengin veriler sunmaktadır. Bu çalışma, Hakas edebiyatının roman türündeki ilk eseri olan ve Nikolay Georgiyeviç Domojakov tarafından kaleme alınan “Iraxxı Aalda” (1960) üzerinden Hakas Türkçesindeki geçmiş zaman kategorisini incelemektedir. Geçmiş zaman kategorisi; basit ve birleşik yapılı işaretleyiciler olmak üzere iki ana başlık altında ele alınmakta, her bir yapının biçimsel ve işlevsel özellikleri romandan tespit edilen örnekler bağlamında ortaya koyulmaktadır. Tespit edilen yapılar ışığında çalışma, yazara özgü dil kullanımları ile birlikte romanın kaleme alındığı döneme ait Hakas yazı dilinin özelliklerini sergilemesi bakımından önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.
₺430,00
KİTAP TANITIMI
PARA POLİTİKASI, MAKRO İHTİYATİ POLİTİKALAR VE FİNANSAL İSTİKRAR
2007 yılı sonundan itibaren gelişmiş ülkeleri etkisi altına alan sistemik kriz, o dönemde uygulanmakta olan para politikası ve ihtiyati önlemlerin sorgulanmasına yol açmıştır. Benzer bir krizin gelecekte tekrar yaşanmaması için gereken politikalar üzerine düşünülmüş ve kriz öncesinde geçerli olan uygulamalar yerini finansal istikrarı ön plana alan yeni bir düzene bırakmıştır.
Bu kitap söz konusu yeni düzende, para politikası ve makro ihtiyati politikaların özellikle yükselen piyasa ekonomilerinde parasal ve finansal istikrarsızlıkla mücadeledeki rolünü irdelemektedir. İlk bölüm, makro ihtiyati politikanın ortaya çıkışı ve uygulanmasıyla beraber ortaya çıkan zorluklara karşı alınan önlemler üzerine yapılan tartışmaları ele almaktadır. İkinci bölüm, yükselen piyasa ekonomilerine özgü şoklardan kaynaklanan finansal kırılganlığa karşı para politikası ve makro ihtiyati politikanın tepkisini genel denge modelleri çerçevesinde incelemektedir. Üçüncü kısımda ise bu teorik analiz, örnek yükselen piyasa ekonomilerindeki farklı uygulamaların incelenmesi ve gelişmiş ülke uygulamaları ile karşılaştırmasıyla tamamlanmıştır. Son bölümde, Türkiye2nin finansal istikrarsızlıkla mücadele etmek ve sistemik krizi önlemek üzere uyguladığı para politikası ve makro ihtiyati politika incelenmiştir.
Analitik ve kurumsal çerçeveyi çizerken, aynı zamanda somut parasal ve finansal istikrar politikaları örneklerine yer veren bu kitap, genç araştırmacıları finansal makroiktisat literatürüyle tanıştırmayı hedeflemektedir. Ayrıca kitapta sunulan veriler ve ülke örnekleri güncel iktisadi olaylara merak duyan her kesimden okuyucuya hitap etmektedir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Evanjelik Misyonerlerde Bilişimle Yaygın Din Eğitimi
Misyonerler, yüzlerce yıldır hem Müslüman topraklarında hem de bizim topraklarımızda korkusuzca faaliyetlerini sürdürmektedirler. Zannettiğimizin tersine ülkemizde sadece dini faaliyetlerde değil uzun zamandır eğitim faaliyetlerinde de önemli bir aktörler. Bazıları bu eğitim sürecine din anlayışlarını katmaktan hiç sakınmamakta bazıları ise sadece eğitim faaliyeti sürdürüp dini inançlarını ustalıkla gizlemektedir.
İyi ama misyonerler gerçek anlamıyla ülkemizde ne yapmaktadırlar? Dertleri nedir? Niçin sürekli içimizdeler? Bu çalışmalar tamamen dini bir amaca mı matuf yoksa dünyevi hatta siyasi hedefler de içermekte midir?
Bu kitapta özellikle Evanjelist misyonerlerin Türkiye’deki radyo, televizyon ve sanal alemdeki faaliyetlerini incelerken, bu ve benzeri sorulara cevap aranmıştır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Eşitlikçi Olmayan Bir Tutum Olarak Fanatizm
Fanatik, bir kişiye, nesneye veya kuruma tutkuyla ve körü körüne bağlanır, onun karşısında olanları yaftalar ve ötekileştirir. Tüm bunları duygusal bir değerlendirmeyle yapar. Üstelik sözel veya fiili şiddeti bir araç olarak kullanmaktan çekinmez. Bir fanatiğin akla uygun bir değerlendirme yapması imkansızdır. Çünkü nesnel ve makul bir değerlendirme belirsizlik ve gri alanları kabul etmek demektir ve bu fanatik olmayı baştan engeller. O her şeyin kesin bilgisine daha doğrusu kesin duygusuna sahiptir. Bu nedenle fanatik, akli selimin tam zıt kutbunda durur. İçinde bulunduğumuz günlerde dünyada yaşanan savaşlar, iç çatışmalar, yaşanan göç dalgaları fanatizmi ve fanatik duyguları her geçen gün daha da alevlendiriyor. İşsiz kalan, güvende hissetmeyen, kimlik ve uyum sorunları yaşayan, yabancılaşan ve yaşadığı toplumla bütünleşemeyen birey doğal olarak bugünlerde daha fazla huzursuz. Bunu gidermeye çalışan fanatik ise yanlış bir çözümün peşinde.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Karçal Dağları’nın Buzul Jeomorfolojisi ve 36Cl Kozmojenik Jeokronolojisi
Kitabın ana araştırma konularını; Anadolu’nun kuzeydoğusunda Küçük Kafkaslar (4090 m) üzerinde yer alan Karçal Dağlarındaki (3431 m) buzul jeomorfolojisinin gelişimi ve jeokronolojisi oluşturmaktadır.
Çalışma; jeomorfolojik gözlem, arazi ölçümleri ve laboratuvar analizlerine dayanmaktadır. Jeomorfolojik gözlemler neticesinde birimler tespit edilmiş ve morenler ile fosil kaya buzulları üzerinden alınan örneklere kozmojenik tarihlendirme uygulanmıştır. Belirli bir plan çerçevesinde yürütülen çalışma, altı bölümden oluşmaktadır. Giriş olarak belirlenen çalışmanın ilk bölümünde araştırma alanının yeri ve sınırları ile araştırmanın amacı ve yöntemi ortaya konulmuştur. Bu bölümde ayrıca önceki çalışmalar ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde alanın fiziki coğrafya özellikleri üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda topografya özellikleri, jeolojik yapı, iklim özellikleri ve hidrografya durumu analiz edilmiştir. Buzul jeomorfolojisi özelliklerinin belirtildiği üçüncü bölümde Karçal Dağları; Karçal Dağı, Ziyaret Dağı ve Büyükmera Dağı olmak üzere üç grupta değerlendirilmiştir. Bu gruplar kendi içlerinde ünitelere, üniteler ise buzul vadilerine ayrılarak sistematik yapı kazandırılmıştır. Çalışma ile alanda 7 ünite ve 26 buzul vadisi tespit edilerek ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca güncel buzullara da değinilmiştir. Alanın periglasyal jeomorfoloji özellikleri çalışmanın dördüncü bölümünü oluşturmaktadır. Bu bölümde de alanda tespiti yapılan kaya buzulları, nivasyon sirkleri, girland taraçaları ve şeritli topraklar incelenmiştir. Buzullaşmanın evriminin nicel verilerle ortaya konulduğu kozmojenik tarihlendirme ve paleoiklim beşinci bölümü meydana getirmektedir. Bölüm içerisinde kozmojenik tarihlendirme yönteminin uygulanma aşamaları, kozmojenik tarihlendirme sonuçları ve paleoiklim değerlendirmeleri belirtilmiştir. Paleoiklim değerlendirmelerinde Karçal Dağlarındaki buzulların geriye doğru çekilme aşamaları ve eski iklim koşulları irdelenmiştir. Çalışmanın altıncı ve son bölümü olan tartışma ve sonuçlar kısmında ise yapılan tüm analizler ve tespitler birlikte değerlendirilmiştir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Mecdi Sadreddin Sayman’ın Eserleri Üzerine Bir İnceleme
Mecdi Sadreddin Sayman (1901-1980), Milli Mücadele yıllarında ve Cumhuriyet döneminde İkdam, Hâkimiyet-i Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Akşam, Son Posta gibi devrin önemli basın yayın kuruluşlarında görev yapmış önemli bir gazetecidir. Sayman, Cumhuriyet’in ilan edileceğini ilk kez duyuran gazeteci olarak da Türk basın tarihinde bilinirlik kazanmıştır. Gazeteci ve bürokrat Mecdi Sadreddin Sayman’ın Sevdiklerimiz, Cennet Hanım ve Bir İdam Mahkûmu ile Mülâkât başlıklı üç edebî çalışması da bulunmaktadır. Röportaj, hikâye ve roman türlerinde eser veren Sayman’ın polisiye edebiyat sahasında daha başarılı olduğu görülür. Bu çalışmada Türk edebiyat tarihinde ismi pek duyulmayan bir yazar olan Sayman’ın yaşam öyküsüne ve edebî eserlerinin incelenmesine yer verilerek edebî kişiliği aydınlatılmaya çalışılmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
The Effect of Anti-plagiarism Software on Students’ Plagiarizing
In todays digitalized world, it has become easier and faster to access knowledge. In university education, especially in academic writing courses, it is vital to access knowledge in order to keep up to date and produce quality writing. However, if knowledge sources are not acknowledged correctly, a serious problem which hinders the development of knowledge arises: plagiarism. This book explores the extent to which university students are aware of plagiarism and offers ways to raise awareness and avoid it. For this purpose the book presents a study which offers a practical method to apply in academic writing classes in order to change students plagiarizing behavior. The purpose of the book is to show that it is possible to change students plagiarizing behavior if a systematical approach is followed
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Sarah Kane’s Anti-Oedipal Theatre
Postdramatic Theatre, by its very nature, is anti-Oedipal. It resists the restrictive codes of the existing theatrical tradition concerning stage and audience in oedipal axis. it aims to cleanse theatre from the unhealthy, poisonous inscription on the theatrical body so that theatre can be inclusive rather than exclusive, welcoming new experimental dramatic forms. Although many playwrights, starting with Beckett, Artaud, Osborne, may perhaps fall in this category, who could have thought Sarah Kane, labelled as an underrated, naïve young dramatist, could be by far its most extreme representative? Despite her young age, she systematically and strategically de-territorializes the stage and society, deeply sicked by the ossified principles of the oedipal institutions, from her earliest play, Blasted to the last one, 4.48 Psychosis. Kane, like a clinician, diagnoses the problems which neuroticize the English stage. Blasting the blockage which prevents the free flow of desiring production in both stage and social body, Kane celebrates an anti-oedipal, psychotic stage in her plays. Offering an alternative reading of Sarah Kane’s plays from Deleuze and Guattari’s anti-oedipal perspective, this book invites readers to re-interpret the role of Kane and her drama.
₺250,00