KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Mudurnu Nüfus Defteri-II (1840)
₺315,00 -

Memlûk Devleti’nde Merkeziyetçi Yapının Oluşumu (1250-1341)
₺495,00 -

Lozan’dan Günümüze Batı Trakya’da Türk Sivil Toplum Kuruluşları ve Faaliyetleri
₺535,00 -

Kuva-yı Milliyeci Bir Belediye Başkanı: Keçeci Zade Hafız Mehmet Emin Bey
₺325,00 -

Kolay Kolaj
-

Kars Halk Kültüründe Geçiş Dönemleri
₺315,00 -

İtilâf Güçlerinin İstanbul’daki İşgal Uygulamaları (1918-1923)
₺1.150,00 -

İNTERNET VE E-TİCARET
₺210,00 -

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SÜRECİNDE PROPAGANDA VE TÜRKİYE
₺495,00 -

Hayvancılık Faaliyetlerinin Finansmanı
₺275,00 -

GÜMÜŞHACIKÖY ÖZDARENDELİLER KONAĞI
₺495,00 -

Genetik Hastalıklar ve Spor
₺210,00 -

FOREIGN POLICY DECISION MAKING IN MICROSTATES
₺235,00 -

Etik Liderlik
₺495,00 -

el-Edebu’ş-Şefehî’l-Arabî fî Mârdîn
₺495,00 -

Duygular Kitabı
₺315,00
KİTAP TANITIMI
AİLE İŞLETMELERİNDE STRATEJİK YÖNETİM
Neoliberal normların git gide yerleştiği 1980 ve sonrası süreçte sosyal bilim araştırmacıları aile işletmelerine olan odaklarını arttırmışlardır. Bu ilginin artmasında aile işletmelerinin toplam işletme payı içinde en yüksek orana sahip olmasının etkisi ve bu etki sonucunda aile işletmelerinin daha iyi anlaşılma ihtiyacı önemli kriterlerdendir. Bu kitapta, aile işletmeleri ve stratejik yönetim bakış açısı bir araya getirilerek uzun vadede aile işletmelerine kalıcı bir yol haritası çizmelerine yönelik bir kaynak sağlama amacı güdülmüştür. Her biri farklı yazarlarca kaleme alınan kitabın içeriğinde stratejik yönetim çatısı altında temel stratejilerden başlanarak kurumsal, uluslararası stratejileri de içine alan bir kaynak oluşturulmuştur. Emeği geçen tüm yazarlarımıza teşekkür eder, aile işletmelerine farklı bir bakış açısı sunmasını temenni ederim.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
KOSOVA TÜRK MASALLARI
Balkanların merkezinde yer alan Kosova Cumhuriyeti’nde kayda değer sayıda Türk nüfusu yaşamaktadır. Bugün Kosova Cumhuriyeti’nde azınlık konumunda yaşayan Kosova Türkleri, geçmişte olduğu gibi, topraklarını Türk kültürü ve düşüncesiyle yoğurmaya devam etmektedir. Kosova’da Türk kültürünü yaşatmanın en güçlü yollarından biri de yüzyılların birikimi olan sözlü kültür ürünleri ve diğer kültürel birikimin genç kuşaklara aktarılmasıdır. Bu anlamda Kosova Türk masalları ve masal anlatma geleneği büyük bir görev üstlenmektedir.
İşte bu düşünceden hareketle hazırladığımız bu kitap, Balkanların merkezinde bulunan ve tarih boyunca farklı milletlerin hâkimiyetine girmekle birlikte beş yüz yıl süren Türk hâkimiyetinde Türk kültürü ve sanatı ile bezenmiş bir coğrafyada yaşayan Kosova Türklerinin masal anlatma geleneği ve masallarını konu edinmiştir.
₺510,00
KİTAP TANITIMI
Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi
Mustafa Kemal Atatürk’ün dünyaya gözlerini açtığı dönem tarihsel açıdan önemli olayların yaşandığı bir dönemdir. Dünyada Fransız İhtilâli’nin ortaya çıkardığı “eşitlik, özgürlük, adalet, insan hakları ve milliyetçilik” kavramları önce Avrupa’da daha sonra da Asya’dan başlamak üzere tüm dünyada etkisini göstermeye başladı.
Bu dönemde birçok topluluğu bünyesinde barındıran ve dünyadaki değişim ve gelişmelere ayak uyduramayan ve sorunlara çözüm önerileri üretemeyen, sürekli kan kaybeden Osmanlı Devleti, milliyetçilik akımının da etkisiyle parçalanma ve çözülme sürecine girdi. Osmanlı Devleti’nde böyle bir tarihsel sürecin yaşandığı bir dönemde Mustafa Kemal dünyaya gelmişti. Bu bir ortamın etkisiyle ülkeyi kurtarma sevdası ve düşüncesi O’nun da bazı yaşıtları gibi askerlik mesleğini seçmesine sebep oldu. 1910 yılında Fransa’daki askerî manevralara katılması Mustafa Kemal’in bizzat batıyı görerek tanımasını sağladı. Mustafa Kemal, Trablusgarp’taki savaşta ise batının sömürgeci yüzünü gördü. Tüm bunlar, Mustafa Kemal’in kafasında yıkılmasına ramak kalan çok uluslu Osmanlı Devleti yerine, ulusal temellere dayanan yeni bir devletin kurulması düşüncesinin şekillenmesini sağladı. Balkan Savaşları ve hemen arkasından Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgi, bu düşüncesini kuvvetlendirdi ve oluşan koşullar, onu ulusal temellere dayanan ve çağdaş ilkeleri içeren Türkiye’nin kurulması mücadelesine yönetti. Birinci Dünya Savaşı Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorlukları ile Rus Çarlığı’nın sonu oldu. Yıkılmaz denen Habsburg, Hohenzollern ve Romanov hanedanlıkları peş peşe tarihteki yerlerini aldılar. Osmanlı hanedanı hâlâ devletin başında görünüyordu ama aslında Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918 tarihinde aslında fiilen sona ermişti.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK HALK EDEBİYATI
Halk Edebiyatı, halkın duygu ve düşüncelerini, özlemlerini, isteklerini dile getiren; sözlü gelenek ürünü, halkın zengin kültür değerlerini yansıtan bir edebiyattır. Halk edebiyatı, özünü, özlüğünü halktan aldığı için halkın edebiyatıdır. Özellikle halkın dünya görüşünü, sanat zevkini, düşünüş ve yaşayış düzenini, bunlarla ilgili gelenek ve görenekleri halk edebiyatında bulabiliriz. Halk edebiyatı, tarihi ve toplumsal kimliği, halkı esas alan dili, muhtevasıyla, Türk halkının milli özünü taşıyan, halkın değerleriyle bütünleşen, ondan kaynaklanan özellikleriyle, halkın en iyi ifade edildiği ve yaşatıldığı bir edebiyattır.
Bu kitapta Türk halk edebiyatının genel çerçevesinin çizilmesi, kaynakları ve bölümlerinin tanıtılmasından sonra birinci bölümde anonim Türk halk edebiyatı tanıtılmış ve türlerinden olan atasözleri, deyimler, bilmeceler, ninniler, alkış kargışlar, tekerlemeler ve halk hikayeleri ve onun önemli bir çeşidi önemli bir çeşidi olan Dede Korkut Hikayeleri üzerinde durulmuştur. Devamında yine anonim Türk halk edebiyatı türlerinden olan halk masallarına geçilmiş, sonrasında bunu efsane, halk fıkraları ve destan türleri sırasıyla izlemiştir. İkinci bölümde ise âşık edebiyatı ile ilgili önemli bilgilerden sonra bu edebiyatın kaynakları, başka edebiyatları etkilemesi ve 16 – 20. yüzyıllar arasındaki âşık edebiyatı genel olarak tanıtılıp önemli temsilcilerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde tasavvuf edebiyatı dil ve üslup özellikleri ile dönemlerine göre bu edebiyatın önemli temsilcilerinden bahsedilmiştir.
₺975,00
KİTAP TANITIMI
Youtube Türkiye’de Kültür Siyaset ve Tüketim-2
Bu çalışma, “Youtube Türkiye’de Kültür Siyaset ve Tüketim-1” ismiyle yayınlamış olduğumuz çalışmanın devamı niteliğindedir. İlk kitabımızda, hayatın bütün alanlarının yaşanabildiği bir sosyal medya mecrası haline gelen Youtube’u siyasal toplumsallaşma, yalan haber ve deepfake, retorik ve argümantasyon, Youtuberlık, mizah, göç, çalışma alanı olarak Youtube ve akademik çalışmalarda Youtube bağlamları üzerinden değerlendirmiştik. Herkesin kendinden bir şeyler bulduğu ve farklı içeriklerin takip edildiği Youtube konusuna ilişkin akademik camianın ilgisi yüksek oldu. Bu sebeple yine hayatın ve akademinin farklı alanlarına ilişkin oldukça ilgi çekici metinler bir araya geldi. Youtube’da dini cemaatler ve tarikatlar, Youtube videolarında militarizm, toplumsal cinsiyet ve kadın Youtuberlar, Youtube’da siyasal katılım ve İstanbul yerel seçimleri, uluslararası medya ve +90 Youtube kanalı, Youtube gazeteciliği, Youtube’da içerik pazarlaması, Youtube’a taşınan emlak sektörü ve girişimcilik ekseninde Youtuberlık değerlendirmelerinin yer aldığı “Youtube Türkiye’de Kültür Siyaset ve Tüketim-2” isimli çalışmamızın akademiye katkı sunmasını temenni etmekteyiz.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
International Communication Studies
The world has established a new “visible” world under the domination of “0” and “1” wireless, Wi-Fi, fiberobtics which are “invisible”. While media tools have been transformed into digital data accessible by computers, both the media and the identity of the computers have changed.
In a world redefined by technology, the media is no longer a part of our lives, but now it is itself. People has turned into prosumers being both active and passive. In this process, communication takes the center stage for the first time. Therefore, it has become very important to redefine many points in the field of communication and to work on these areas. With the developing technology, it has become strategic to be able to read the growing and diversifying communication fields correctly for the positive development of humanity.
The book on International Communication Studies has also brought together studies in many areas of communication. In our book, there are scientific articles about mass media which are important in today’s society such as cinema, television, digital games and new media. Within the framework of these articles, various media products, series, television programs, documentaries, web sites were discussed and their relations with globalization and reality perception were evaluated.
The International Communication Studies book, in which scientists from different countries joined, aims to contribute to the literature by focusing on new developments in the field of communication.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Visions Of Dystopia: A Portrait Of Twentieth Century
The aim of this book is to shed light on dystopia within the circle of twentieth century literature by analysing the development of totalitarianism and its detrimental effects, such as dehumanisation and social unrest that shattered the unity of society in three basic forms as reflected in William Golding’s Lord of the Flies (1953), George Orwell’s Animal Farm (1945) and Nineteen Eighty-Four (1949). Thus, it explores the beginning of totalitarianism resulted from an inborn instinctive drive as reflected in William Golding’s Lord of the Flies (1953) first, then its formation and rise in George Orwell’s Animal Farm (1945), then finally the ill effects of it in both society and in individuals in Nineteen Eighty-Four (1949). Totalitarianism, together with “Fascism”, in the twentieth century can be confined to the period between 1922 and 1975. It starts with Mussolini; is followed by Hitler and Stalin, then ends with the death of Franco. It was during the rule of totalitarians that all ideals promising peace were abused to claim the rule, terror and fear factors were resorted to secure a totalitarian power at the expense of millions of deaths, torture and social unrest. In these novels, William Golding and George Orwell criticise how totalitarianism is established, and maintained by fear, manipulation and terror in the twentieth century.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Kelebek Etkisi Çalışma Yaşamında Değişim ve Dönüşüm
Günümüzde çalışma hayatı daha önceki dönemlerde hiç olmadığı kadar değişik varyasyonlar göstermektedir. Bu değişimin altında yatan en önemli faktör ise bilimsel gelişmelerin olduğu aşikardır. Bilimsel gelişmelere sadece teknik boyutta bakmamak gerekmektedir. Her türlü gelişim toplumsal yapıda değişiklik yaptığı kadar aynı zamanda iş yaşamında da karşılık bulmaktadır.
İnsanlığın ve toplumların/medeniyetlerin gelişimi ateşle başladı ve günümüzde bilişim teknolojileriyle devam etmektedir. Her yenilik büyük değişimlere pencere açmaktadır. Günümüzde küreselleşme tüm toplumlardaki bireysel ilişkileri ve çalışma ilişkilerini başat şekilde etkileyen bir aktördür. 1970’li yıllardan itibaren yaşanan ekonomik krizlerle beraber teknoloji alanında yapılan olağanüstü yenilikler çalışma ilişiklerine yansımış ve bunları değiştirmiştir.
Yaşamımızı kökten değiştiren beden gücünden makinelere doğru kayışı simgeleyen ilk sanayi devrim endüstri 1.0’dır. Daha sonra buhar makinelerin yerini elektriğin aldığı Endüstri 2.0; Üretim süreçlerinde bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin kullanılmaya başlanması, makinelerin günlük hayatımızda baskın olmaya başlaması Endüstri 3.0; dijitalleşmenin artığı endüstri 4.0 dönemi; bilgisayar, iletişim ve internet teknolojilerinin, robotların üretimde olağanüstü kullanımları, üretimin önemli bir bölümünün bu araçlar vasıtasıyla yapımını ifade eden Endüstri 5.0 olarak adlandırılmaktadır. Tüm bu devrimlerin ortak noktası teknolojidir.
Elinizdeki bu kitap, endüstri devrimlerinin tarihini, oluşumunu, sebeplerini ve etkilerini farklı disiplinlerden akademisyenlerin gözünden açıklarken, diğer taraftan da küreselleşmeyle şekillenen günümüz dünyasındaki çalışma ilişkilerini küreselleşme bağlamında ele alarak irdeleyecektir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
MEDYA, AİLE VE KUŞAKLAR
İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, günümüzde pek çok alanda insan hayatını kolaylaştırmanın yanında, bireylerin serbest zamanlarında kapladığı dilimin giderek artması nedeniyle, insan ilişkilerini ve aile içi ilişkileri etkilemektedir.
Teknoloji ve buna bağlı olarak iletişim biçimlerinin bu denli farklılaştığı günümüzde, kuşaklar arasında da iletişim ve iletişime dayalı girişimler ciddi farklılıklar göstermeye başlamaktadır.
Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, içinde farklı kuşakları barındıran toplumun en küçük yapı birimi aile öncelikli olarak yaşanan bu değişimlerden etkilenmektedir.
Bu çalışmada, bu bağlamda, kuşak teorileri içinde yer alan ve dijital yerliler olarak kabul edilen Z ve Alfa Kuşakları ile onların aile ilişkileri üzerinde durulmaktadır.
Araştırmada hem bu iki kuşağı daha iyi tanıyabilme, hem de Z Kuşağından Alfa Kuşağına kadar olan kısa süreli dönemde iletişim ve medya kullanma biçimleri üzerindeki değişimlerini ortaya koyabilme amaçlanmaktadır.
Bu nedenle, nitel araştırma ile gerçekleştirilen bu çalışmada, derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak, Z ve Alfa Kuşaklarının her ikisinden de en az birer tane çocukları olan ebeveynlerle görüşülmüştür. Yapılan görüşmede sorulan sorularla, teknolojik gelişmelerin aile içi ilişkileri ve ailenin serbest zamanını nasıl etkilediği, Alfa ve Z Kuşağında yer alan çocukların genel özellikleri, aile ilişkileri ve teknoloji tabanlı cihazları kullanım alışkanlıklarıyla ilgili temel bilgilere ulaşılmıştır.
Özellikle de Z ve Alfa Kuşağı çocukların, 2-7 arası dönemlerinde, yukarıda bahsedilen noktalardaki farklılıkları ortaya çıkarılarak, Alfa Kuşağının gençlik dönemlerinde bu değişimlerin hangi yönde ilerleyerek nasıl bir dönüşüm yaşanacağı konusuna ışık tutulmaya çalışılmaktadır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Japonca Ad Durum Ekleri
Kimi dilbilimcilere göre Türkçe ve Japonca Ural Altay dil ailesinin birer üyesidir. Kimisine göre ise Türkçe Altay dil ailesinin bir üyesi iken, Japonca herhangi bir dil ailesine mensup değildir. Ancak, bu iki dil hangi dil ailesine kabul edilirse edilsin, sondan eklemeli dil olmaları ve sözdiziminin benzer olması gibi yapısal açıdan benzerlikleri herkes tarafından kabul edilmektedir. Hem Türkçe hem de Japoncanın sözdizimi özne, nesne, yüklem sıralamasında olması, bu iki dili öğrenenler için büyük bir kolaylıktır. Ancak, bu iki dil her ne kadar yapısal olarak benzerlik gösterse de aralarındaki küçük farklılıklar bu dilleri öğrenenler için karmaşık gelmektedir. Örneğin, Türkçede özne yalın durumda iken Japoncada “wa”/“ga” eklerini alması ya da Türkçede bir tek bulunma durum eki mevcut iken Japoncada “ni” ve “de” eklerinin olması gibi. Japoncada aynı işlevli birden fazla durum ekinin olması, bu ekler arasında fark olup olmadığı ve varsa nasıl bir fark bulunduğu yönündeki sorulara bu kitapta yanıt aranmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE ALGI YÖNETİMİ ve HABER-PROPAGANDA İLİŞKİSİ
Ülkelerin iç ve dış politika hedeflerine uygun bir haber dilinin benimsenmesi, iktidarların toplumu istenilen hedefe doğru yönlendirmesi açısından analize değer bir durumdur. Özellikle de ülkelerin dış politika stratejilerini uygulama ve topluma benimsetme sürecinde basının ciddi görevler üstlendiğini gösteren çok sayıda örnek vardır. Bu bağlamda Soğuk Savaş döneminin en önemli haber alma kaynaklarından biri olan basının, algı yönetimi ve propaganda faaliyetlerinde çoğunlukla destekçi konumda olup olmadığının tespiti önem kazanmaktadır. Bu kitap, Soğuk Savaş döneminde haberin Amerika Birleşik Devletleri’nde nasıl propaganda ve algı yönetimi aracı olarak kullanıldığını ve bu dönemde Amerikan propagandasının Türkiye’yi ve Türk basınını nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır.
₺585,00
KİTAP TANITIMI
İlahi Dinlerde Kurtuluş Anlayışı
İnsanlık tarihi boyunca din hep var olmuştur. Bu varoluşun amacı ise insanları kurtuluşa ulaştırmaktır. Her din; kurtuluşun reçetesini farklı sunmaktadır. İnsanları kurtuluşa ulaştırmaya çalışan bu dinler, insana huzur, mutluluk vereceğini vaad etmektedir. Dinlerin özünde, temel felsefesinde; insana saygı, hoşgörü yatmaktadır. Dinlerin iman ve amel boyutu vardır. Her din kendi dininin mensuplarının kurtuluşa ulaşmasını sağlamak amacıyla bir takım iman ve amel prensiplerini ortaya koyarlar ve bazı dinler sadece kendi dinlerine mensup kişilerin kurtulacağını iddia ederler. Dinlerin teoride ortaya koyduğu iman ve amel ilkelerine zamanla her dinin mensupları tarafından daha farklı yorumlar yapılarak; mensuplarına yeni sorumluluklar yüklerler. Bu ortaya konan yeni fikirler, zamanla da doğmatik hale gelmektedirler. Bu araştırmamızda Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet’in temel kaynakları olan Tevrat, İncil ve Kur’an-ı Kerim gözönüne alınarak araştırmamızı yapmaya çalıştık. Bu alanda belli başlı din tefsirlerine de başvurduk. (Önsöz’den)
KİTAP TANITIMI
TekâfüL Sigortacılığı: Literatür Araştırması
Tekâfül, temeli dayanışmaya dayanan İslami Sigorta faaliyetlerine tamamına verilen isimdir. Tekâfül (Katılım) Sigortacılığı Şeriat kurallarına göre şekillendirilen ve faaliyetlerine devam eden sigortacılık hizmetleridir. Tekâfül sigortacılığı çoğunlukla Müslüman ülkelerde uygulanan bir sistemdir.
Bu kitabın yazılmasındaki amaç, Literatürde Tekâfül sigorta sektöründe hangi konuların ağırlıklı olarak çalışıldığı, Tekâfül sigorta şirketlerinin performansını hangi parametrelerin etkilediği, elde edilen sonuçların neler olduğu ve çözüm önerileri ele alınmıştır. Bu sayede ileride yapılacak çalışmalara katkıda bulunmak amaçlanmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Uygulamalı Dilbilim II
Bu kitap, dilbilimin kuramsal ve uygulamalı yönlerini bir araya getirerek dil ile ilgili konuları çok boyutlu bir açıdan ele alan bir çalışmadır. Doğal dil işleme, yazınsal göstergebilim, hermeneutik, iki dilli edimbilimsel edinç, iki dilli söz varlığı, iletişimsel dil yeterliliği, söylem çözümlemesi ve tür çözümlemesi gibi alanları disiplinlerarası bir yaklaşımla inceleyen eser, dilin bilişsel, toplumsal ve kültürel yapısını bütüncül bir çerçevede ele almaktadır. Kitapta, dilin yorumlayıcı ve simgesel boyutlarından teknoloji temelli çözümleme yöntemlerine; iki dillilik araştırmalarının güncel yönelimlerinden söylem odaklı incelemelere uzanan geniş bir yelpazede kuramsal açıklamalar ve değerlendirmeler sunulmaktadır. Dil öğretimi, dil edinimi, dilbilimi çalışmalarıyla ilgilenen araştırmacılar, lisans ve lisansüstü öğrencileri ve disiplinlerarası çalışan akademisyenler için önemli bir kaynak olma niteliği taşıyan bu eser, çağdaş dilbilimin farklı yönelimlerini bir araya getirerek alanın güncel tartışmalarına katkı sunmayı amaçlamaktadır.
₺360,00
KİTAP TANITIMI
Altay Tiyatrosunda Levirat
Sibirya’da… Türklerin ata yurdu Altay’da… Çarlık Rusya’nın hâkim olduğu, Ekim Devrimi’nin henüz gerçekleşmediği bir dönem…
“Gelin”… Piyes boyunca adı verilmeyen herhangi bir Altaylı kadın… Kocası öldükten sonra bir başkasını sevse de onunla bir gelecek kurmasının önünde büyük bir engel vardır: “Levirat”.
Altaylı yazar M.V. Mundus-Edokov’un 1927 yılında kaleme aldığı “Ceñe” (Yenge) adlı piyes, tarihin en eski dönemlerinden beri pek çok uygarlıkta görülen “levirat” usulü evlilik biçimiyle kayınbiraderi ile evlenmek zorunda bırakılan bir kadının bu evlilikten kurtulma mücadelesini anlatır.
Sovyetler Birliği’nin edebî politikaları doğrultusunda piyesi kaleme alan yazar, eserinde “levirat” geleneği üzerinden kadın sorununu irdeler ve Çarlık Rusyası’nda yaşanan aksaklıkları gözler önüne serer.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Antik Roma Ekonomisinin Modellenmesi
Antik çağın en büyük pazarı olan Akdeniz’de, ticari aktivitelerin yoğun olarak yaşandığı zaman aralığı Pax Romana Dönemi olmuştur. Bu dönemde Roma İmparatorluğu Akdeniz’in tamamını ele geçirmiş ve ticaret yollarının güvenliğini sağlayarak istikrarlı ve hareketli bir piyasa oluşmasını sağlamıştır. Antik çağ ekonomisi ile ilgili en çok veriyi aldığımız bu piyasada Campania Bölgesi’nde üretilen şaraplar bütün Akdeniz’e ihraç edilmiştir. Bölgenin ünlü ve pahalı şaraplarının ihracatına dair izler, Akdeniz’in önemli liman kentlerinden, batıklardan veya iç bölgelerden sürülebilmektedir. Söz konusu şarabın ihracat izleri antik kaynaklar, yazıtlar, Campania şarabını taşıyan Dressel 2-4 amphoraları veya dolialar üzerinden takip edilebilmektedir. Bahsi geçen veriler, Campania şarabının dağılım haritası ile ilgili bilgi verse de bölgede şarabın üretim kapasitesi ile ilgili çok sınırlı bir veri ortaya koymaktadır. Verilerin yetersizliği bu tez çalışmasında bölgenin üretim kapasitesini anlamak için coğrafi bilgi sistemleri aracılığı ile analiz ve modelleme çalışmaları yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu kapsamda öncelikle Pax Romana Dönemi’nin siyasi ve ekonomik koşulları incelenmiş sonrasında Campania Bölgesi ve şarabı, Dressel 2-4 amphoralarının yayılımları ve son olarak da modelleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Roma ekonomisini Campania şarabı ihracatı üzerinden bir iktisadi bakış açısı ile değerlendirmek için öncelikle piyasa ve ürün analizini doğru yapmak gerekmektedir. Pax Romana Dönemi içerisinde üretimi etkileyen olayları analiz etmek (Vezüv Yanardağ’ının patlaması gibi) ve bu olaylar karşısında rakip üreticilerin verdiği tepkileri görmek de bu modele dahil edilmiştir. Çalışmada, üzümün şaraba dönüşüp tüketiciye ulaşıncaya kadarki harcanan maliyetini tespit etmek ve tüccarların kâr marjını belirleyebilmek ana hedefler arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra söz konusu ticareti çeşitli modelleme yöntemleri ile değerlendirip analiz etmek, antik çağ iktisadını matematiksel bir formül ile ifade etmek anlamına gelecektir. Eksik ya da tartışmalı verilere rağmen bu çalışma iktisat, arkeoloji ve tarih gibi disiplinlere ve bu alanlarda yapılacak olan sonraki akademik çalışmalara özellikle yöntem olarak bir fikir oluşturacaktır.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİ
Dünyanın herhangi bir yerinde bir genç markalı cep telefonuna sahip olduğu için gülümsüyor; başka bir yerde bir genç kız yeni aldığı markalı kıyafetinin keyfinde, arkadaşlarının arasında ve şık; bir kadın lüks marka çantasıyla geziyor, insanların gözü onda ve çantasının üzerinde belki; iyi giyimli bir adam giyimi gibi iyi markalı bir araba kullanıyor, kendinden emin. Bir çocuk az evvel, televizyonda gördüğü bir oyuncuğu tutturdu, ağlayıp annesini çekiştiriyor. Kız, telefonlu genç, çantalı kadın, arabadaki adam ellerinde cep telefonu, belki şu an belki birazdan “paylaşım yapacak”… Şu an dünyada sosyal medya hesaplarından milyonlarca fotoğraf, video paylaşılıyor, -görünen o ki- sonsuza kadar da paylaşılacak.
Dünyanın pek çok yerinde, birçok ülkede bu manzara aynı anda yaşanıyor. İnsanlar, davranışlar, yaşam tarzları, nesneye yüklenen anlamlar değişiyor, istekler ve ihtiyaçlar birbirine karışıyor, karıştırılıyor. Ortada “seçenek”ler var fakat “seçenek”leri kim üretiyor?.. Nasıl her yerdeyken bu kadar benzeşebiliyor dünyanın dört köşesinde insan ve hayat? Üstelik kendi farklılıklarına rağmen. Bu tablonun şekillenmesindeki en etkin güç kim desek, cevap: Küresel işletmeler ve markalar.
Sistemin içinde çocuktan gence, orta yaşlıdan yaşlıya bireyler tüketici ve müşteriye dönüşüyor ve bu süreçte pazarlama iletişimi oldukça kilit bir önem taşıyor. Pazarlama iletişiminin gücünü en etkin şekilde kullanabilmek, sistemli uygulayabilmek için ise bütünleşik pazarlama iletişimi çok önemli bir kavram. Bunlarsız nesnelere, hizmetlere duygu, anlam, imaj, konum vb. yüklemek, bir markadan bahsetmek neredeyse imkansız. Kitap BrandZ, Interbrand, Deloitte gibi markalar hakkında küresel çapta ciddi listeler oluşturan yapıların listelerinden seçilen bazı markalara odaklanıyor. Bütünleşik pazarlama iletişiminin bir unsurunu bir küresel marka nasıl kullanıyor sorusu kitabın temel bakış açısını veriyor.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
The Erotic Motive in Literature
There is no form or species of literature that may not be interpreted by psychoanalytic methods. Be the author ever so objective, no matter how much he has sought to make his personality intangible and elusive, there are means, with the aid of clues, of opening up the barred gates of his soul. Men like Flaubert and Merimée, who believed in the impersonal and objective theory of art and who strove deliberately to conceal their personalities, failed in doing so. Their presence is revealed in their stories; they could not hold themselves aloof. It is true we have been aided by external evidence in learning what methods they employed to render themselves impersonal; the real Merimée and Flaubert, however, were made to emerge by the help of their published personal letters. It matters not whether the author writes realistic or romantic fiction, autobiographical or historical tales, lyric or epic poems, dramas or essays, his unconscious is there, in some degree.
But in a field which is largely new, it is best to take those works or species of writing where the existence of the unconscious does not elude our efforts to detect it. Therefore, much will be said in this volume of works where there is no question that the author is talking from his own experiences, in his own person, or where he is using some character as a vehicle for his own point of view. Such works include lyric poetry which is usually the personal expression of the love emotions of the singer. Burns, Byron, Shelley, Keats and Swinburne have left us records of their love affairs in their great lyric poems. Most of these were inspired by frustration of love, and were the results of actual experiences. And though much is said in them, other facts may be deduced.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Kuva-yı Milliyeci Bir Belediye Başkanı: Keçeci Zade Hafız Mehmet Emin Bey
Bu kitap, Osmanlı Devleti’nin son döneminde, Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyet döneminde önemli bir isim olan Keçeci zade Hafız Mehmet Emin Bey üzerine bir biyografi çalışmasıdır.
Kitapta, Osmanlı Devleti’nin son döneminde girişimci bir zahire tüccarının Balıkesir Ticaret Odası ve Balıkesir Belediye Başkanı olarak yaptıkları, Kuvâ-yı Milliye’nin Batı Anadolu’daki faaliyetleri özelinde Keçeci zade Hafız Mehmet Emin Bey’in Milli Mücadele hatıraları, yeni kurulan Türkiye Devleti’nin önemli şehirlerinden biri olan Balıkesir’de yaptığı sosyoekonomik, siyasi ve topluma hizmet çalışmalarıyla Keçeci Hafız’ın şahsında Erken Cumhuriyet Dönemi (1923-1935) incelenmektedir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
KULLANIM KILAVUZU-I: BEBEK (0-2 yaş)
İçine doğduğum (aslında doğurtulduğum) ailemde ve kültürde, farkındalığımın oluşmaya başladığı yaşlardan bugüne, çoğu anne babanın, evlatlarının bebeklik, çocukluk, ergenlik hatta yetişkinlik dönemlerindeki davranışlarında gözlemlediğim ortak bir özellik var:
Kendilerinden önceki kuşaklardan (yani anne babalarından) ne gördüler ise öyle davranıyor ve öyle yaşıyorlar…
“Görgülü kuşlar gördüğünü işler, görgüsüz kuşlar ne gördü ki ne işler” atasözümüz sanki tam daiçinde yaşadığım toplumdaki çoğu anne babanın davranışlarını anlatıyor…
Başta kendi annem babam olmak üzere sözünü ettiğim anne babalar suçlu değiller ama kendilerine öğretilenlerin ötesine geçemedikleri için hatalılar.
Bütün anne babaların iyi niyetli oldukları konusunda en ufak bir kuşkum yok. Ama hataları nedeniyle evlatlarında yol açtıkları hasarlar oluşabiliyor ve ne yazık ki bunun da farkında olamıyorlar.
Hemen her alanda yaşanan baş döndürücü değişimler ne yazık ki aynı doğrultuda gelişmeyi beraberinde getirmiyor. Koşuşturulan bir yaşam döngüsünde anne baba adayları veya anne babalar hamilelik dönemine ve bebeklik dönemine ilişkin bilgilenmeyi en kısa yoldan ve süratli bir şekilde yapmaya çalışıyor. İnternet ortamında ya da medyada yer alan “popüler” bilgiler ise çoğu zaman bilimsel temelden yoksun;yani magazinsel… Kendi anne babalarının bilgileri de çoğu zaman geleneksel…
Kitap, bu çerçevede bir AYIRDINDALIK oluşturmanın zamanının geldiği düşüncesiyle ve “kullanıcı hatası” nedeniyle mümkün olduğunda HASARLANMAMIŞ BİREYLER yetiştirmeye katkıda bulunabilme amacıyla yazılmıştır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Türk Romanında Kimlik Problemi (1980-2000)
Bir yandan siyasi darbelerle her türlü ideolojinin kısıtlandığı, diğer yandan küresel ve liberal politikalarla özgürleştirildiği 1980lerin ikliminde geliştirilen kimlik politikaları, modern Türkiyenin var oluş gerilimine eşlik eden zıtlaşmaların ve çatışmaların arasında, toplumsal değişimin hem sebebi hem sonucu olarak Türkiyenin kaderini etkileyen bir problem alanıdır.
Son yüzyılın çok konuşulan kavramlarından olan kimlik meselesine romanın penceresinden bakmak, toplumsal değişimlerin sosyokültürel zeminini okuyabilmede geniş imkânlar sunar. Bu kitap, böyle bir niyetle, 1980-2000 arasında cereyan eden kimlik problemlerinin Türk romanındaki yansımalarına ışık tutuyor.
Kitap, 1980-2000 arasında Türkiyede yaşanan siyasi darbelerin, küresel kültür endüstrisinin, modernizm ve postmodernizmle meydana gelen kırılma noktalarının toplumsal fay hatlarını nasıl harekete geçirdiğine ve bu kırılmaların kimlikler üzerinde hangi problemleri ortaya çıkardığına, dönemin romanları aracılığıyla tanıklık ediyor. Bu minvalde toplumsal cinsiyet, sosyal hayat, inanç ve ideoloji meseleleri etrafında kimlikler tartışmaya açılıyor. Özgürlük imgesi altında aile, beden, cinsiyet, cinselliğe dair söylemleriyle yeni bir kimlik inşası tasarlayan kadınlar/erkekler/eşcinseller; yersizlik, yurtsuzluk, yabancılaşma gibi ideolojik kırılmalarıyla sosyalist aydınlar, akademisyenler; sözü tükenen sanatçılar; modernleşme karşısında verdikleri farklı cevaplarla İslamcı aydınlar, toplumsal hafızanın kaderinde yön tayin edici olan romanın aynasından sorgulanıyor. Kitap, bir bütün olarak Türk toplumunun geçmişten geleceğe uzanan hikâyesinde kendi kimliğine dair çözülmeye muhtaç soru(n)larına ilmek atan zengin bir birikime sahip.
₺715,00
KİTAP TANITIMI
Hastanelerde Mali Hizmetler
Hastanelerdeki sağlık hizmetlerinin başarılı bir şekilde ve kesintisiz olarak yürütülebilmesi için destek hizmetlerin ve özellikle mali hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Mali hizmetler yürütülürken klasik yönetsel ilkelerin yanında hastane yöneticileri için bağlayıcı olan kanun, yönetmelik, talimatname, iş akışları gibi çeşitli yasal ve idari düzenlemelere de dikkat edilmesi gerekmektedir.
“Hastanelerdeki Mali Hizmetler” kitabı ile mali hizmetlerin yürütülmesinde, hastane yöneticilerine ve ilgili çalışanlara çeşitli kurallar koyarak bu hizmetlerin çerçevesini oluşturan ve bağlayıcı olan yasal ve idari düzenlemelerin açıklanması, başta sağlık kurumları yöneticileri olmak üzere sağlık kurumları yönetimi ile ilgilenen akademisyenler, öğrenciler ve bu alanla ilgilenen okuyuculara yol gösterici bir rehber oluşturulması amaçlanmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Örgütsel Adalet Ve Örgütsel Sinizm
Günümüzde örgütlerde adalet konusu oldukça önemli hale gelmiştir. Adalet aslında her dönemde önemini korumuştur. Ancak dünya genelinde ve bilhassa da ülkemizde, örgütsel adalet konusunda geniş bir literatür oluşmuştur. Ancak örgütsel sinizm ile ilişkisine yönelik çalışmalar fazla değildir. Örgütsel adaletin sağlanamadığı yerlerde, örgütsel sinizmin daha fazla görüleceği aşikârdır. Sinizm kelime olarak, bulunduğu işyerinden hoşnut olmama, eleştirme, başkalarına şikâyet etme davranışı olarak söylenebilir. Bu tutum içinde olan kişiler, muhtemelen örgütte adaletsizlik yaşayan kişilerdir.
Bu eserde, çalışma hayatında büyük önemi olan örgütsel adalet ve örgütsel sinizm konularından bahsedilmekte ve bankacılık sektöründe yapılan araştırma sonuçları üzerinde durulmaktadır.
KİTAP TANITIMI
Pravda Gazetesinde KORE SAVAŞI
İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan iki kutuplu dünya düzeni çerçevesinde Kore bir çekişme alanı hâline getirilmiş, taraflar yarımadaya kimin hükmedeceği konusunda net bir mutabakata varamamış ve nihayetinde 38. paraleli sınır alarak tarihsel ve kültürel olarak ortak geçmişe sahip olan Korelileri iki farklı devlet olarak ayırmışlardır. Böylelikle günümüzde dahi çözüme kavuşturulamamış Kore Sorununun temelleri atılmıştır. 25 Haziran 1950de iki taraf arasında savaş hâli başlamış, 27 Temmuz 1953 tarihinde ateşkes ile sıcak savaş durumu durdurulmuş ancak bir barış sağlanamamıştır.
Pravda Gazetesinde Kore Savaşı adlı çalışmada, 1950 ile 1953 yılları arasında üç yıl süren savaş durumu, Doğu Bloğunun lider devleti olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği gözüyle değerlendirilmektir. Bu bağlamda, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin en önemli ve tirajı en yüksek gazetelerinden birisi olan aynı zamanda Komünist Parti Merkez Komitesine bağlı olarak yayın yapan Pravda gazetesi çalışmanın merkezi konumunda olmuştur. Böylelikle dolaylı olarak Sovyet Hükûmetinin görüşlerine de ulaşılması amaçlanmıştır. Çalışmamızda Pravdaya ek olarak, T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi ve Wilson Center Digital Archivedan elde edilen belgeler ile CIAin online olarak yayınladığı savaş hakkındaki istihbarat raporları da kullanılmıştır. Kore Savaşını konu alan Türkçe, İngilizce ve Rusça ikincil kaynaklara da çalışmamızda yer verilmiştir.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Farklı Yönleriyle Çocuk ve Gençlik Edebiyatı
“Ömer Seyfettin yoğun olarak 1908-1920 yılları arasında öyküler yazmış bir Türk yazarıdır. Bu dönemde “Milliyetçilik” akımının etkisiyle Türkçede de bir millileşme, yalınlaşma söz konusudur. Ömer Seyfettin bu dönemde bu anlayışın yansıması olarak döneminin yazın diline göre oldukça yalın ve konuşma dilini ölçü alarak öyküler yazmıştır. Dolayısıyla, o dönemin çocukları, anlayabilecekleri yalınlıkta olduğu için, Ömer Seyfettin’in yazdığı öyküleri severek okumuşlardır. Buna bir de öykülerinde çocukluk anılarını aktardığı eklenince, Ömer Seyfettin “Çocuklar için yazan bir yazar” olarak zihinlere yerleştirilmiştir. Bu nedenle, günümüzde bile öğretmenler tarafından, okumaları için öğrencilere en fazla önerilen yazarlar arasındadır.
Oysa Ömer Seyfettin’in her öyküsü, çocukların okuyabileceği, onların yaş ve zihinsel gelişimleriyle uyumlu öyküler değildir. Örneğin, Bomba ve Beyaz Lale bu türden öykülerinden yalnızca ikisidir. Ömer Seyfettin, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği denli iyi bir öykücü olmasına rağmen, sözü edilen öykülerindeki bu özelliklerin yayınevleri ve öğretmenlerce dikkate alınması gerekir. Bu çalışmada bu konu örneklendirilmeye çalışılmıştır.” ( S.21)
KİTAP TANITIMI
Yaşları Arasındaki Öğrencilerin Heteroseksüel Gelişimlerinin İncelenmesi
Cinsiyet ve üreme, canlı yaşamının sürekliliğini sağlar. İnsanlarda cinsellik doğumla başlar ve tüm yaşam boyunca devam eder. Cinsel kimlik, kişinin biyolojik cinsiyetinden farklı olarak kendisini kadın ya da erkek olarak algılamasıdır. Sağlıklı bir cinsel kimlik gelişiminde cinsel kimlik, kişinin cinsiyetinden haberdar olması, cinsiyetine uygun davranışlar göstermesi ve bundan mutluluk duyması önemlidir.
Cinsel eğitim bireyin fiziksel, duygusal ve cinsel gelişimini anlaması olumlu bir kişilik kavramı geliştirmesi, insan cinselliğine, başkalarının haklarına, görüş ve davranışlarına saygılı bir bakış açısı edinmesi ve olumlu davranış biçimi, değer yargıları geliştirmesi eğitimidir.
Cinsel eğitimde öncelikle anne babaların eğitimi hedeflenmelidir. Aksi takdirde anne babaların istemediği takdirde çocuklar ya da ergenler istemediği kişilerden bilgi edinebilir, gözetleme, takip etme yoluna başvurabilirler, yaşıtlarından bilgi alabilirler, kendi başlarına deneyler yapabilirler. Ailede başlayan cinsel eğitim okulda da sistemli bir şekilde sürmelidir.
Ülkemiz gibi cinsel eğitim konusuna tedirgin, çekingen, korkak yaklaşılan, ayıp günah sayılan ülkelerde bu sorumluluk daha da artmaktadır. Sorumluluğun kapsamında sadece çocuklar gençler değil her yaştan her sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel düzeyden insanların olması gerekmektedir. Bu kitabın anne babalara öğretmenlere öğretmen adaylarına ve konuyla ilgilenen herkese yararlı olması dilerim.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
AÇIKLAMALI YENİ KELİMELER SÖZLÜĞÜ
Konuştuğumuz dil, düşünce dünyamızın ifadesidir. Bu dünyanın tuğlaları kelimeler, temel taşları mefhumlardır. 1930’lu yıllardan itibaren, dilimizdeki Arapça ve Farsça kelimelere karşılık olarak yeni kelimeler türetilmiş, bu kelimeler her zaman tartışma ve merak konusu olmuştur. Bu sözlükte sadece yeni kelimeleri değil, onların bugüne kadar gelebilme maceralarını da bulacaksınız.
₺750,00
KİTAP TANITIMI
Yönetmen Sineması Cilt-II: Çağdaş Türk Sinemasında Öykü Söylem ve Tematik Yapı
Bir filmin seyirci nezdinde kabul görmesinde en önemli etken yönetmenin yaratmış olduğu ambiyanstır. Filmin seyirci karşısına çıkan ilk karesinden itibaren yönetmenin bu ambiyansı yaratmaktaki inceliği fark edilmeli ve seyirci, film evreninde kendini konumlandırarak filmin bir parçası haline gelmelidir. İnandırıcı zaman ve mekân duygusu, yaratılan film evreniyle ancak sağlanabilir. Seyirci bunu hissettiği andan itibaren filmin bir parçası haline gelecektir. Bu bir katharsis değildir. Bilinçli seyircinin auteur yönetmen tarafından oluşturulan filmsel zaman ve mekânı salt duygusal olarak değil, bilişsel olarak da tüm benliği ve entelektüel zekâsıyla kavramasıyla sonuçlanan zorlu bir süreçtir. Dolayısıyla auteur yönetmenin seyircisi de filme bilişsel sorgulama yapmak, entelektüel düzeyde yönetmenin sunduğu evreni, varsayımlarını ve önermesini algılamak üzere dâhil olabilmelidir. Türk Sinemasının çağdaş dönemini irdeleyen kitapta Derviş Zaim, Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Yeşim Ustaoğlu, Reha Erdem, Tayfun Pirselimoğlu, Özcan Alper, Emin Alper gibi yönetmenler bölümler halinde ele alınmıştır.
₺650,00