KİTAPLAR
EN YENİLER
-

The Administrative Transformation of Public Museums
-

The Anxious Self: Existence and Nothingness in Samuel Becketts Waiting for Godot, Endgame, and Happy Days
₺250,00 -

THE ART OF DYING WITHIN THE SWAN SONGS
₺405,00 -

THE ART OF LITERATURE
₺495,00 -

THE BALKAN WARS 1912-1913
₺440,00 -

The Belt and Road Initiative: Transforming Eurasian Space
₺380,00 -

THE CAUSES OF THE SUCCESSES OF THE OTTOMAN TURKS
₺405,00 -

The Changing Perspectives of Central Asia in the 21st Century
₺495,00 -

The Determinants of Local Government Performance In A Small Island Economy: The Case of North Cyprus, 2004Q1-2012Q4
₺235,00 -

The Effect of Anti-plagiarism Software on Students’ Plagiarizing
₺275,00 -

THE EFFECT OF CONTAINER SHIPPING ON THE TURKISH ECONOMY
₺260,00 -

The Effects of Interaction Design in Mobile Publishing
₺250,00 -

The Elements of General Method, Based on the Principles of Herbart
₺495,00 -

The Erotic Motive in Literature
₺495,00 -

The evolution of critical trends in contemporary sociology/ Tatavvuru’l-itticâhâti’n-nakdiyyeti fî ʻilmi’l-ictimâʻi’l-muʻâsir
₺750,00 -

THE GOLDEN SAYINGS OF EPICTETUS
₺440,00
KİTAP TANITIMI
AŞK FİLMLERİNDEN DİVAN ŞİİRİNE, KARPUZ KABUĞUNDAN HALK ŞİİRİNE BAKMAK
Sinemayı kavramak, kavramsallaştırmak ve toplumsal yapılardaki değişimi sinema üstünden okuyabilmek için sinemanın etkileşime girdiği yapılar ve kurumlarla sinema arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ile ilgili fikir yürütebilmek önemlidir. Sinema sanat disiplini, kültür endüstrisi ürünü ve kitle iletişim aracı/ortamı olarak hayattaki diğer her şey gibi, hayattaki diğer her şey ile etkileşime girebilir- ki girmektedir.
Bu çalışma Türk sinemasında merkez ve çevrede sinemanın temsilini çözümlemek için seçtiği iki filme merkez ve çevrede bağımsız sinema/sanat sineması arasındaki fark, sinemanın tanımı ve tarihçesi; biçimi ve içeriği; sanatçıların ve sanatı alımlayanların kimlikleri; sanatın topluma aktarımı; sanatın iktidar ile ilişkisi ve modernleşme kavramları bağlamlarında odaklanırken merkez ve çevre tartışmasını öncelikle Türk sanatları içinde merkez ve çevre farkının en belirgin alanlardan biri olan edebiyat üstünden inşa eder.
Birbirinden farklı gibi görünen halk şiiri ile divan şiiri, bağımsız sinema ile sanat sineması arasındaki mesafeleri sorgulayan çalışma, yöntem olarak tarihsel analiz ve betimleme analizi gibi, tikelden tikele değer yargısı aktarmak olarak tanımlanan analojiyi de benimser. Böylece çalışma sınırlılıkları gereği değişmez bir genel yargıya ulaşmaktan çok, Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ve Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmlerini örnek filmler olarak seçerek bu filmler üstünden merkez ve çevre tartışmasına katkı sunmayı, tartışma için yeni ve genişletilebilir alanlar açmayı ve okuyucusuna cevaplar sunmaktan çok sorular sordurtmayı hedefler.
KİTAP TANITIMI
Representations of Mythological and Historical Women in Literature
The current book concerns the representations of marginal mythological and historical women under the light of feminism and gender theory from different genres of Western Literature especially English Literature. There is a variety of different genres in this book such as novels, fairy tales, plays, and poetry written by distinguished scholars discussing the representations of women coming from a distant past to change their plight and reinterpret them from a feminist perspective by abolishing all the established orders of the patriarchal power. The book tackles and problematizes how mythological and historical women are represented, their images, their status and suppression, marginal lives of women creating an alternative lifestyle in contrast to the patriarchal dominant order. Women’s issues coming back from mythology and history recurrently appear in contemporary literature by building a bridge between the past and the present. By restructuring female images in any literary text, writers subvert the traditional images of the mythic women. The scholars in each part give voice(s) to the marginalized feminine identities coming from the history and mythology by discussing their representations in contemporary Western literature.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
SESSİZ ÖTEKİLER
Girişten
Özellikle on sekizinci yüzyılda hizmetçilerin oldukça yaygın bir biçimde orta sınıf aile yapısına dahil edilmelerine karşın, edebiyatta olsun, kurgu dışı eserlerde olsun onların gerçek seslerini duymamız neredeyse olanaksızdır. O yıllarda hizmetçilerin üst sınıfların huzurunda konuşması, hele de efendilerine karşılık verecek şekilde konuşması hiç hoş karşılanmazdı. Bu anlayışı yansıtan bir İngiliz atasözü bile mevcuttur: “Hizmetçi kızlar görülmeli, ama işitilmemelidir.”1 Görülmelidirler çünkü her an kendilerine herhangi bir iş buyurulabilir. İşitilmemelidirler çünkü efendinin “doğal” üstünlüğü karşısında gösterebilecekleri en iyi davranış, onlara sorgusuz sualsiz itaat etmektir. Her ne kadar on sekizinci yüzyıl romanlarında fazlasıyla konuşsalar da hizmetçilerin tarihsel kişilikler olarak karakterlerini, düşüncelerini, duygularını yansıtan kendilerine özgü bakış açılarını bugün ancak efendilerin yazdıkları mektup, anı ve günlüklerde onlara dair yaptıkları yorumlara bakarak çıkarsamaya çalışabiliriz.
KİTAP TANITIMI
Filmlerle Düşünmek
Sinema asla gerçekliğin basit ve dolaysız bir yeniden üretimi olmamıştır ve böyle olmaktan her geçen gün biraz daha uzaklaşmaktadır. Bizim gerçeklik algımızı ve anlayışımızı besleyen, şekillendiren ikinci dünyadır sinema. Film gerçekliği ifşa eder, tam da onun çarpık bir yansısını göstererek yapar bunu. Film tanınabilir olanı (az ya da çok) dönüştürür ve bu dolaysız başkalaştırma da düşüncelerimizin dünyamızı dönüştürebileceği fikrini uyandırır der, Daniel Frampton.
Uzun yıllar, özellikle doktora öğrencilerimle, İleri Film Analizleri dersimizde bu minvalde akıp giden tartışmalar yaptık. Sinemanın, duygu ve düşüncelerimizi nasıl yönlendirdiğini, bizi kendi öznelliği içinde kendi hakikati ile nasıl buluşturduğunu, filmler üzerinden okumalar yaparak anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştık. Elinizdeki bu çalışma, yıllardır süren bu derslerin ve okumaların ruhundan neşet etti. Filmleri, bir düşünce kitabı gibi okuyup yorumlamayı, ilk bakışta görünmeyeni görmeyi ve bunu ifşa etmeyi amaçladık. Filmlerle düşünmenin, sonsuz gizemli yolculuğuna bıraktık kendimizi. Şüphesiz, bu yolculukta, kendi geçmişimiz, bilinçaltımız, önyargılarımız, bilgi ve birikimimiz, hayata bakışımız, duygu ve düşüncelerimiz bize eşlik etti..
₺420,00
KİTAP TANITIMI
PEDAGOGICS AS A SYSTEM
The nature of Education is determined by the nature of mind-that it can develop whatever it really is only by its own activity. Mind is in itself free; but if it does not actualize this possibility, it is in no true sense free, either for itself or for another. Education is the influencing of man by man, and it has for its end to lead him to actualize himself through his own efforts. The attainment of perfect manhood as the actualization of the Freedom necessary to mind constitutes the nat
₺495,00
KİTAP TANITIMI
İş Güvenliği Bağlamında İş Becerikliliği ve İş Performansı
Günümüzde artan rekabet ve hızla değişen teknolojinin etkisiyle yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi iş yaşamında da yenilikler dikkat çekmektedir. Üretim teknolojilerinin gelişmesi ve çalışma şekillerinin değişmesiyle çalışanların görev tanımları da değişmektedir. Bu değişikliklerden veya iş ortamından kaynaklanabilecek çeşitli nedenlerle çalışanlar meslek hastalığına yakalanabilmekte veya iş kazası geçirmekte bunun sonucu olarak kalıcı iş görmezlik veya yaşamlarını kaybetme tehlikesiyle karşılaşmaktadır. Bu nedenle iş yerinde çalışanların güvenli bir ortamda çalışabilmesi ve iş sağlığı ve güvenliği kavramını daha da önemli hale getirmektedir. Bu bağlamda, çalışanlar işlerine karşı olumsuz durumlarla karşılaşmamak için işlerinin bazı yönlerini bireysel olarak değiştirmeye veya işlerini yaparken kendi yöntemlerini geliştirmeye gayret göstermektedir. Çalışanın kendi isteğiyle işini biçimlendirmesi, kendi yetenek ve inisiyatifine daha uygun bir duruma getirmesi şeklinde tanımlanan iş becerikliliği, bireysel olarak kişiye olumlu sonuçlar sağlamasının yanı sıra, olumlu örgütsel sonuçlara da yol açmaktadır. Bu sonuçlardan birisi de iş performansıdır. İş becerikliliği davranışı sergileyen bir çalışanın iş performansında da artış gözlemlenmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
İkna Temelli Halkla İlişkiler
Halkla ilişkiler, özünde bir değişim, dönüşüm ve etkileşim süreci Halkla ilişkiler, aynı zamanda hedef kitleler üzerinde etkili olmayı, kalıcı izler bırakmayı ve olumlu bir izlenim oluşturarak/imaj yaratarak onları istendik davranışlara yönlendirmeyi amaçlayan ikna temelli bir disiplin. İkna temeli itibariyle halkla ilişkilerin; bireylerden oluşan hedef kitleleri duygularıyla, düşünceleriyle, amaçlarıyla ve tüm var oluşlarıyla tanımaktan, arzu edilen zihinsel tutumlara/davranışsal eylemlere yönlendirmekten ve gönüllü bir kabullenişe/boyun eğişe teşvik etmekten geçtiği ise bir gerçek. Söz konusu gerçekten hareketle bu kitapta; dijital pazarlamadan müşteri ilişkilerine ve satışa, kurumsal iletişimden etkili iletişim tekniklerine, diplomatik iletişimden siyasal ikna mekanizmalarına, sosyal medya paylaşımlarından tanıtım filmlerine kadar pek çok halkla ilişkiler konusu ikna kavramları, yasaları ve ikna teknikleri temelinde ele alınmış ve tartışılmıştır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakya Ortodoks Patrikliği, Batı’dan gelen misyonerlerden dolayı siyasi ve idari olarak büyük bir yıkıma uğramıştır. Misyonerlerin etkisiyle Ortodokslar arasından devşirilen Katolik cemaat, kısa zamanda Antakya Ortodoks Rum Kilisesi’nin yönetimini eline geçirmiştir. 1830’lu yıllarda Maximus III Mazlum’un Antakya Katolik Rum Kilisesi’ni kurmasına kadar da kilisede yönetim çoğunlukla Katolikliği benimsemiş patriklerin elinde kalmıştır. 1850’li yıllarda üst üste ölüm hadiseleriyle sarsılan kilise, bu yıllardan sonra yeniden dirilişe geçmiştir. Antakya Ortodoks Rum Kilisesi yüzyıllarca etkisinde kaldığı İstanbul Ortodoks Rum Patrikliği’nin, Antakya’da hatırı sayılır bir Rum cemaat kalmadığından, kilise cemaatinin tamamını oluşturan Araplar kendi patriklerini seçmek ve patrikliği Araplaştırabilmek amacıyla zorlu ve uzun soluklu bir mücadelenin kapısını açtılar. Bu mücadelede köken itibariyle Rum olan Patriklerin ya Papalığa ya da İstanbul Rum Patrikliğine biat ettikleri tespit edilmiştir. Gelecekte ekümenik bir patriğin ortaya çıkaracağı problemlerle uğraşmak istemeyen Osmanlı Devleti, 20 Ekim 1884’te kilisenin teşrifattaki adından “Ortodoks” ibaresini çıkararak İstanbul Rum Patrikliği’ne indirgemek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra Antakya kilisesinin teşrifattaki adı ise Antakya Ortodoks Patrikliği olmuştur.
Yüzyıllarca Rumların bir vassalı gibi yaşayan Arap metropolitler, bu değişiklikten sonra ilk defa kendilerine ait milli bir kilise kurmak ve Arap bir patrik seçmek için, o zamana kadar cemaatlerle ilgili her işin dışında kalmayı başaran Osmanlı Devleti’ni de meselenin içerisine çektiler. Sonuçta Arap soyundan gelen Lazkiye Metropoliti Meletiyos Efendi, 6 Mart 1899’da patrik kaymakamlığına tayin edildi ve 30 Nisan 1899’da da patrik seçildi.
Meletiyos Efendi’nin patrik seçilmesiyle Antakya Ortodoks Patrikliği’nin 1720’li yıllarda başlayan Rum hegemonyasından kurtulma ve millileşme süreci 1899’lu yıllarda tamamlanmıştır.
Bu çalışma Osmanlı Devleti ile Batılı aktörler arasındaki din ve mezhep çatışmaları üzerinden baş gösteren rekabet ve mücadeleler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Reklamlarda Yaratıcılık & Temel Yaratıcı Stratejiler
Günümüz iletişim dünyasının hızlı bir gelişim ve bilgi bombardımanı içerisinde olması, reklam sektörünün hedef kitlesine ulaşması giderek zorlaşmaktadır. Bu nedenle kitapta yaratıcılığın, yaratıcı sürecin önemini ve bu alandaki stratejilerin uygulanması reklam örnekleri üzerinden metodolojik bir yaklaşımla incelenmiştir. Başarılı reklamların arkasındaki yaratıcı fikirlerin hedef kitleyi etkileme ve düşündürme gücü analiz edilmiştir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
ÜLKE REKABET GÜCÜNE EKONOMİK ÖZGÜRLÜKLERİN ETKİSİ: PANEL VERİ ANALİZİ
Ülkelerin dış ticarette rekabet gücünü etkileyen çeşitli unsurların yanı sıra iş yapma kolaylığını temsilen ekonomik özgürlükler de önemli bir değişken olarak görülmektedir. Teorik çalışmalar ışığında ekonomik özgürlüğün yüksek olduğu ülkelerin uluslararası ticarette daha rekabetçi olacağı öngörülmektedir. Bu çalışmada konuyla ilgili teorik tartışmalar açıklanmış ve ampirik olarak geçerliliği test edilmiştir. Bu amaçla İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) bünyesindeki ülkelerin 1995-2015 dönemine ait ekonomik verileri kullanılmıştır. OECD’yi oluşturan ülkelerin farklı ekonomik özgürlük ve gelişmişlik seviyesine sahip olmasından kaynaklı OECD ülkeleri yüksek ve düşük puanlı ülke grupları adı altında iki sınıfa ayrılmıştır. Çalışmada Heritage Vakfının hazırladığı Ekonomik Özgürlükler Endeksi ile WDI, OECDSTAT ve UNCTAD’ın yayınladığı Cari Denge/GSYİH, Dış Ticaret Hacmi/GSYİH ve ülkeye giren Doğrudan Yabancı Yatırımlar/GSYİH verileri arasında ikinci kuşak panel birim kök ve eşbütünleşme testleri uygulanmıştır.
KİTAP TANITIMI
The Spirit Of Dickensian Style
The Spirit of Dickensian Style is a book that contains the analysis of certain stylisticfeatures and linguistic data of Charles Dickens’s five short stories in Christmas Books (1852). The stories of Dickens were stylistically analyzed under the categories defined by Leech and Short (Style in Fiction, 1981) within four headings: grammatical analysis, lexical usage, analysis of figures of speech and of narration. As a great observer, reformist and spokesman of his age, Charles Dickens artistically combined his messages with his stylistic preferences in his masterpieces. Although ‘Stylistics’is the main core of this book, the aim of The Spirit of Dickensian Style was not to arrive at totally new interpretations of Dickens’s works through reducing his style to a mechanical objectivity. Rather, the aim was a literature-centered stylistic analysis to show how Charles Dickens presented his social messages related to the issues of Victorian Age.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
A PRACTICAL ENQUIRY INTO THE PHILOSOPHY OF EDUCATION
That any rational and accountable being should ever have been found to oppose the progress of truth, is truly humiliating; yet every page of history, which records the developement of new principles, exhibits also the outbreakings of prejudice and selfishness. The deductions of Galileo, of Newton, of Harvey, and innumerable others, have been opposed and denounced, each in its turn; while their promoters have been vilified as empyrics or innovators. Nor has this been done by those only whose self love or worldly interests prompted them to exclude the truth, but by good and honourable men, whose prejudices were strong, and whose zeal was not guided by discretion. Such persons have frequently been found to shut their eyes against the plainest truths, to wrestle with their own convictions, and positively refuse even to listen to evidence. The same thing may happen with regard to education;—and this is no pleasing prospect to the lover of peace, who sets himself forward as a reformer in this noble work.—Change is inevitable. Teaching is an art; and it must, like all the other arts, depend for its improvement upon the investigations of science. Now, every one knows, that although the cultivation of chemistry, and other branches of natural science, has, of late years, given an extraordinary stimulus to the arts, yet the science of education, from which the art of teaching can alone derive its power, is one, beyond the threshold of which modern philosophy has scarcely entered. Changes, therefore, both in the theory and practice of teaching, may be anticipated;—and that these changes will be inconvenient and annoying to many, there can be no doubt. That individuals, in these circumstances, should be inclined to deprecate and oppose these innovations and improvements, is nothing more than might be expected; but that the improvements themselves should on that account be either postponed or abandoned, would be highly injurious. An enlightened system of education is peculiarly the property of the public, on which both personal, family, and national happiness in a great measure depends. These interests therefore must not be sacrificed to the wishes or the convenience of private individuals. The prosperity and happiness of mankind are at stake; and the welfare of succeeding generations will, in no small degree, be influenced by the establishment of sound principles in education at the present time. Nothing, therefore, should be allowed to mystify or cripple that science, upon which the spread and the permanence of all useful knowledge mainly rest.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
Fransızca Dil Bilgisinin Yapı Taşları
Bu kitap, İlk ve orta öğretimde okuyan öğrencilerle Fransızcasını hem alıcı (okuma & dinleme) hem de üretici (konuşma & yazma) pozisyonda yeteneklerini geliştirmek isteyenler için hazırlanmıştır. İçerik ve örnekler günlük hayattan seçilmiştir. Dolayısıyla kitap düzey olarak A1 ve A2 seviyelerine hitap etmektedir.
Konular basitten karmaşığa doğru verilmeye çalışılmış, böylece okuyan kişilerin zorlanmaması hedeflenmiştir. Anlatım dilinin Türkçe olması, basit ama öğrenenler için zor görünen konuların daha iyi anlaşılmasına/öğrenmesine büyük ölçüde yardımcı olacaktır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Türkçe Öğretiminde Yaratıcı Düşünme Teknikleri
Türkçe Öğretiminde Yaratıcı Düşünme: Düş Kanatlı Kelimeler
Yaratıcı düşünme, öğrencilerin anlam bahçelerine kelime tohumları ekerek dil becerilerini geliştirmekle kalmaz aynı zamanda onları hayal gücünün sihirli kapılarından geçirerek kelimelerine düşten kanatlar taktırır. Böylelikle öğrencilere düşüncelerinin hazine sandığını açtırarak hayal gücünün büyülü ve eşsiz dünyasında düşünce evrenlerini genişletme olanağı sunar. Türkçe öğretiminde yaratıcı düşünme, dil becerilerinin gelişimini sınırların ötesine taşıyarak, öğrencilerin hem kendilerini keşfetme hem de dünyayı anlamlandırma yollarını derinleştirip zenginleştirmelerine kapı açar. Bu süreç, onlara hayata daha geniş bir bakış açısıyla yaklaşabilecekleri benzersiz bir zihinsel keşif yolculuğu sunar.
Bu kitap, yaratıcı düşünmenin önemini vurgularken Türkçe derslerinde uygulanabilecek çeşitli yaratıcı düşünme tekniklerine de yer vermektedir. Bu teknikler insan zihninin ve kalbinin keşfedilmemiş kilitli kapılarını açmak için anahtar konumundadır. Kitapta yaratıcı düşünme tekniklerinin nasıl kullanılacağı eğitimciler için ayrıntılarıyla açıklanmaktadır. Fikir bahçesinde zihin uçurtması işlevi üstlenen çeşitli etkinliklerle de düşüncelerin burçlarında gezme fırsatı sunmaktadır. Yaratıcı düşünmeyi merkeze alan bu tekniklerle öğrencilere, dil becerilerini kullanarak hayal gücünün eşsiz ve ihtişamlı okyanusunda düşüncelerini renklendirme keşfinin haz ve heyecanını yaşatmaktadır.
Türkçe öğretiminde çağdaş bir yol haritası sunan bu kitap, öğretmenlerin derslerini daha ilgi çekici hale getirmelerine ve öğrencilerin yaratıcı düşünme potansiyellerini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Türkçe öğretiminde yaratıcı düşünme, dil öğreniminde yenilikçi bir yaklaşım arayan tüm eğitimciler için vazgeçilmez bir kaynak!
₺520,00
KİTAP TANITIMI
Tarihsel Boyutlarıyla Türk Basınında Özdenetim Kuruluşları
Son yıllarda yaşadığımız dijital devrim sonucunda basının yapısında ve gazetecilik pratiklerinde önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. Söz konusu süreç, habercilik faaliyetinde bulunanların özdenetimini daha önce hiç olmadığı kadar önemli hale getirmiştir. Ayrıca, basın özdenetim kuruluşlarının bu sürece ayak uydurmaları, yapılarını ve işleyişlerini dijital devrimin gereklerine göre yeniden düzenlemeleri hususu da önem arz etmektedir. Bu çalışmada, başlangıcından itibaren Türk basın tarihinde özdenetim amacıyla faaliyet göstermiş olan Osmanlı Matbuat Cemiyeti, Basın Birliği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Basın Şeref Divanı ve Basın Konseyi’nin kuruluş süreçleri, yapıları, amaçları, faaliyetleri, kabul ettikleri yayın ilke ve esasları ile yaptırımları tarihsel bir bağlam içerisinde ele alınmıştır. Özellikle, halen aktif olarak faaliyet gösteren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Basın Konseyi’nin dijital çağ içerisindeki konumları da sorgulanmaya çalışılmıştır.
₺350,00
KİTAP TANITIMI
Anaakım Sinemada Siyahi Özne
Kitap, doğal hukukla meşrulaştırılan ilkçağın kurumsal köleciliği ile ten rengi üzerinden gerekçelendirilen asri zaman ırkçılığı arasındaki zihinsel geçişi üretim ilişkileri tarafından çerçevelenen ekonomi-politik eğilimleri göz ardı etmeden tartışmaktadır. Bu maksatla yirminci yüzyıl geneline yayılan kronoloji üzerinden ilerleyerek bir yandan ele alınan sinema filmlerinin detaylı analizlerini yaparken; diğer yandan geçmişi ilkçağa uzanan köleleştirme pratikleriyle modern çağın ten rengi üzerinden gerekçelendirilen ırkçı eğilimleri arasındaki zihinsel sürekliliğe dikkat çekmektedir. Diğer yandan ırkçılığa temas eden tüm sinema filmlerini hâkim ideoloji tarafından çerçevelenmiş birer kültür endüstrisi ürünü olarak mahkûm etmek elbette doğru bir yaklaşım değildir. Zira bu filmlerin birçoğu toplumsal gerçekliği sanatsal bakış açısıyla harmanlayarak, sunabilme becerisi gösterebilmiş sinema tarihinin kilometre taşlarıdır. Dahası bu yaklaşım, yirminci yüzyılın tümüne yayılan hatta bir sonraki yüzyıla taşan ısrarlarıyla ırkçı şiddet ve siyahi ayrımcılığına karşı tavır geliştirebilmiş sıradan insanlarla onları örgütlü mücadele konusunda yüreklendiren siyahi önderlerin kazanımlarını göz ardı etmek olurdu. Netice olarak onlar mücadele etmeseydi, bu kitapta incelenen filmlerin birçoğu olmazdı.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
İş Yaşamına Manevi Bakış
Bu çalışma, iş yaşamında manevi bakışı ele almak üzere gerçekleştirilmiştir. Günümüz modern iş yapısı içerisinde kendini gösteren yüksek stres, küreselleşme ile beraber risklerin, rakiplerin ve çevresel belirsizliklerin artması, giderek daha yalnız-içine kapanmış bir toplum yapısının oluşması iş yaşamında manevi ihtiyaçların artmasına zemin hazırlamıştır. Bu kapsamda çalışmada ilk olarak örgütsel maneviyat kavramı detaylı olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Kişisel ya da örgütsel düzeyde maneviyatın yaratabilmesinde ise en önemli rolün yöneticilerde\liderlerde olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla örgüt içerisinde maneviyatın yaratabilmesi için yöneticilerin\liderlerin çalışanı manipüle etme, emirler verme, otorite ile işleri yönetme gibi eski yöntemlerden uzaklaşması gerekmektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde yönetici ya da liderlerin çalışana sevgi duyan, değer odaklı, vizyon yaratan, amaç ve anlam aşılayan, aidiyet hissi oluşturan ruhsal liderlik anlayışını benimsemeleri gerektiği üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ruhsal liderlik yaklaşımı detaylı olarak ele alınmıştır.
₺230,00
KİTAP TANITIMI
ALTINCI CUMHURBAŞKANININ SEÇİMİ MESELESİ
Bu kitapta Türkiye Cumhuriyeti’nin altıncı cumhurbaşkanının seçimi meselesi, olay örgüsünün ön planda tutulduğu, betimleme tarzında ele alınmaya çalışılmıştır. Kitapta “Türkiye Cumhuriyeti’nde askeri darbeler sonrasında ordunun siyaset üzerindeki etkisi nasıl olmuştur? Cumhurbaşkanları kim ya da hangi güçler tarafından seçilmiştir? Politikada iki ana akımın temsilcisi olan siyasi partilerin devlet yönetiminde asgari şartlarda uzlaşmaları demokrasinin seyrini nasıl etkilemiştir?” biçimindeki sorulara cevap aranmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
İngiltere’de Feminizmin Doğuşu
Kadın-erkek eşitliğini esas alan, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerine göre kadının ötekileştirilmesine karşı çıkan, ataerkil toplumun kadınlar hakkında oluşturduğu önyargılı imajı ortadan kaldırmayı amaçlayan feminist akım, İngiliz yazar Virginia Woolf’un feminist söylemi ve feminist edebiyatı sayesinde İngiltere’de büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu çalışmada, Woolf’dan önce, kadın hakları için mücadele veren İngiliz kadınların ve Woolf’un feminizme katkıları tartışılmaktadır. Woolf’un Kendine Ait Bir Oda ve “Kadınlar için Meslekler” adlı çalışmalarında vurguladığı ‘Kendine Ait Bir Oda’ ve ‘Evdeki Melek’ kavramlarının, Dışa Yolculuk, Gece ve Gündüz, Mrs Dalloway ve Deniz Feneri adlı feminist romanlarındaki yansımaları, bu kitapta ele alınmaktadır. Bu romanlardaki, feminist dönem öncesi, erkek-egemen İngiliz toplumunun değer yargılarıyla yetişmiş kadınları temsil eden kadın karakterlerin yaşadıkları sorunlar bu kitapta tartışılırken, kadınların feminist döneme geçişle beraber deneyimledikleri aydınlanma ve farkındalık değerlendirilmekte, Woolf’un feminist akıma katkıları incelenmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Bursalı Muhammed Âkif Efendi ve Mevlidi Mir’ât-ı Muhammedî
Mevlitler, İslamiyet’in kabulünden itibaren Türk şairlerinin oldukça rağbet ettiği bir nazım türü haline gelmiş, müellifler Hz. Peygamber’e duydukları sevgi ve hürmeti ifade etmek için pek çok türün yanında mevlitlerden de istifade etmişlerdir.
Türk edebiyatında yüzden fazla şairin mevlit yazdığı bilinmekte, bu metinler peyderpey ilim dünyasına kazandırılmaktadır. 19. yüzyılda kaleme alınan ve toplum tarafından sevilerek kabul görmüş, günümüzde de okunmaya devam edilen mevlitlerden biri de Bursalı Muhammed Âkif Efendi’nin Mir’ât-ı Muhammedî adlı mevlididir.
Âkif Efendi’nin genç yaşta vefat etmesine rağmen eserlerinden hareketle şiirle oldukça ilgilendiği; şiir bilgisine vâkıf, divan şiiri geleneği çerçevesinde şekil, vezin ve mazmunlara hâkim, dinî ve tasavvufî açıdan pek çok bilgiye hâiz olduğu görülmektedir. Mesnevi nazım şeklini kullandığı mevlidinin haricinde tespit edilen gazel, murabba, kaside, muhammes, müsemmen, muaşşer ve terkib-i bend nazım şekilleriyle kaleme aldığı şiirleri de mevcuttur. Genelde Allah aşkı, peygamber ve ehl-i beyt sevgisi konularını işlediği naat, mersiye ve münacatlarında dilinin nispeten ağır olmasına rağmen mevlidinde oldukça sade bir dil kullanması da farklı tarzlarda eserler verebildiğini göstermektedir.
Bu çalışmada ise daha önce tespit edilmemiş bir nüsha üzerinde çalışma gerçekleştirilmiş, bilinen “Veladet” kısmının yanı sıra “Mirâc”, “Vefât-ı Hazret-i Muhammed” ve “Vefât-ı Hazret-i Fâtımâ” olmak üzere üç bölümü daha olduğu gösterilmiş, böylece mevlidin tam metni oluşturulmuştur. Aynı zamanda eserin adı üzerine ve birinci bölümdeki Süleyman Celvetî tesirine de ilk kez değinilmiştir. Özellikle ilk bölümde müellifin Celvetî’nin mevlidinden etkilendiği fakat adı geçen bu üç bölümün ise tamamen telif olduğu görülmüş; bununla birlikte ele alınan nüshada klasik edebiyat etkisinde kaleme alınmış gazel, muhammes, kaside gibi nazım şekillerinin kullanıldığı başka şiirlere de rastlanmıştır. Elde edilen yeni metin ile bilinen diğer nüshalar arasındaki farklılıklar edisyon kritik ile tespit edilmiş, eserin tamamı transkripsiyon alfabesi ile Latin harfleri aktarılmıştır. Ayrıca Bursalı Âkif Efendi’nin mevlidi ve diğer tüm şiirleri şekil, muhteva ve dil bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Yükseköğretim Kurumlarında Özel Güvenlik Sistemleri
Üniversiteler başta olmak üzere tüm eğitim-öğretim alanlarında huzurlu ve sağlıklı bir eğitimin yürütülmesinde gerekli olan unsurların başında güvenlik olgusu gelmektedirler. Üniversitelerde öğrenciler ve aileleri açısından olduğu kadar, akademik ve idari personel için de büyük önem arz eden güvenlik faaliyetleri, bilişim teknolojilerine dayalı özel güvenlik sistemlerinin desteğiyle daha etkin bir hale gelmiştir.
Bu kitap çalışmasında akademik yazında yeterli düzeyde değinilmeyen ‘Özel Güvenlik Sistemleri’ kavramı ile ilgili bir çerçeve sunularak akademik literatüre katkıda bulunulmuştur. Ayrıca, özel güvenlik sistemlerinin yükseköğretim kurumlarında kullanımı ve sağladığı faydalara yönelik olarak; yarı yapılandırılmış, açık uçlu sorulardan oluşan, farklı demografik özelliklerde yöneticiler, sektör çalışanları, hizmet sağlayan firmaların temsilcilerinin katkıda bulunduğu, 33 kişiyle yüz yüze yapılan keşifsel, açıklayıcı bir nitel araştırmanın bulgularına yer verilmiştir.
Özel Güvenlik Sistemleri ve bu sistemlerin yükseköğretim kurumlarında kullanımıyla faydaları konusunda farkındalık oluşturmayı hedefleyen bu eserin başta ilgili alanlarda lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim görmekte olan öğrenciler olmak üzere akademik camiaya faydalı olmasını temenni ediyorum.
₺350,00
KİTAP TANITIMI
Arthur Schnitzler Öykülerinde Ölüm Olgusu: Modern İnsanın Ölüm Korkusu
Edebiyat, salt hikâye anlatımı mıdır, insana ve yaşama dair bir bilgi kaynağı mıdır? İnsana ve yaşama dair konular, kaleme alındıkları dönem ve mekanlarla sınırlı mıdır, insanlığın ortak belleğinin zaman ve mekândan bağımsız var olmayı sürdüren ürünleri midir?
Bilincin derinlikleri, içgüdüler, insanın korkuları, varoluş sorunları, yaşam ve ölüm diyalektiği yüz yıllardır insanlığın bir kenara bırakamadığı konulardır. Arthur Schnitzler, bunları ustalıkla ele almış Avusturyalı bir yazardır. Sigmund Freud’un “benim uzun çalışmalar sonucu elde ettiğim bilgileri siz gözlem yeteneğinizle tespit ediyorsunuz” diyerek tebrik ettiği Schnitzler’in öykülerinin büyük bir kısmı ölüm olgusunu konu etmektedir. Ancak, yazar ölümün kendisini değil, ölüm olgusunun 19. yüzyıl modern bireyin üzerindeki etkisini ele almıştır. Böylece varoluş sorunu çerçevesinde ele aldığı ölüm korkusu, “geçicilik kaygısı-yaşama arzusu” ekseninde işlenmiştir.
Yazarın Avusturya’da Modern Dönem ve yüzyıl geçişinde öne çıkan “benlik” algısı ve varoluş sorununu işlediği öykülerinden Andreas Thameyers letzter Brief, Der Andere – Aus dem Tagebuch eines Hinterbliebenen, Der Sohn – Aus den Papieren eines Arztes, Der Mörder, Der Tod des Junggesellen ve Die Toten schweigen ayrıntılı olarak incelenmiş, motif ve ölüm türleri bölümlerinde Sterben, der grüne Kakadu, Paracelsus, Anatol adlı eserleri de ele alınmıştır. Ayrıca, konu bağlamında, yazarın yaşamı ve günlüklerinden “varoluş sorununa” ilişkin bilgilerin de ele alındığı bu çalışma, Schnitzler ve eserlerinde ölüm motifi konusunda kapsamlı bir analiz sunmaktadır.
İçinde bulunduğumuz dönem de bizlerin “yüzyıl geçişi” ve modern dönemidir. Bu çalışmayı, insana dair temel olguların zaman ve mekândan bağımsız olduğunu hatırlayarak okumak, günümüz hız çağındaki ‘birey’in durumuna da ışık tutacaktır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Kâbil Elçisi Ömer Fahreddin Paşa
Mohaç Meydan Muharebesi’nin (29 Ağustos 1526) kazanılmasında önemli bir payı olan meşhur Akıncı Bali Bey’in (Balioğulları) soyundan gelen Rusçuklu Ömer Fahreddin Paşa, yapmış olduğu faaliyetlerle Türk tarihinde araştırılmaya değer bir kişilik olarak her zaman dikkat çekmiştir. Uzun süren askerlik hayatında Paşa, en büyük şöhretini Medine’yi savunmasında göstermiş olduğu fedakârlıklarından almıştır. Paşa, Medine’de İngilizlere ve onların işbirlikçisi Şerif Hüseyin’e karşı amansız bir mücadele vererek tüm Müslümanların kalbi olan Medine’yi son ana kadar savunmuştur. Bu şekilde şöhret kazanan Paşa, Medine çöllerinden anayurda döndüğünde yeni bir göreve daha layık görülmüştür. Bu görev, onun “Medine Müdafii” şöhretiyle çok ilgili bir hususiyeti barındırmıştır. Artık Paşa, Ortadoğu’da ve bu coğrafyada Türkler için önemli olan Afganistan’da yine İngilizlere karşı aynen Medine’deki gibi bu sefer diplomatik bir savaşın ön cephesinde elçi olarak yerini almıştır. Ömer Fahreddin Paşa’nın Kabil Elçiliği faaliyetlerini konu edinen bu kitap, gizlilik durumu 12.11.2021 tarihinde kaldırılmış arşiv belgelerinden ve bu konuda yazılmış eserlerden hareketle ortaya çıkarılmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
SAVAŞ ÜZERİNE NOTLAR
SAVAŞ…
Üzerine asalet, şeref, fedakârlık tohumları da tutar; hırs, kibir, yıkım, açgözlülük tohumları da tutar.
Temel uygulama prensipleri (güç kabul ettirme-boyun eğdirme) çok değişmese de; uygulama-uygulanma-güdüleme-bilgilendirme-şeffaflık yönleri ile devamlı bir değişim içerisindedir.
Çağın teknolojinin, zamane insan ve lider profilinin şekillendirdiği “savaş anlayışları ve argümanları” 21. yüzyılın hızla değişen tabiatına ayak uydurmuş vaziyettedir.
Bu kitapta bir kaç başlıkla bu değişimin örnekleri ele alınmaya çalışılmıştır.
Madem savaşsız bir dünya bizlere hediye edilmiyor, en azından anlamaya çalışmalı… Zira 21. yüzyılda her şey birbirine sıkıca bağlı ve bağımlı…
Dr. Songül ALŞAN
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Direksiyon Sosyolojisi
Sosyoloji, hem sosyal yapıyı hem de bu yapı içerisinde oluşan değişmeyi anlayarak açıklamak zorundadır. Sosyologlar insanların oluşturdukları dünyaya bakarlar. Bu dünya insan denen faillerce zaman ve mekâna göre değişen ve üç boyutlu bir dünya olarak sürdürülür: dün-bugün-yarın. Bu çalışma tam da buradan hareketle göçmen bir taksi şoförünün “taximix” sürecinde yaşadıklarını ve diğerleriyle etkileşim süreçlerini içeren gündelik yaşam sosyolojisi formatında göç deneyimiyle ortaya çıkan ve duygusal, kültürel ve yapısal boyutlarını anlamaya çalışan hikâyelerinden oluşmuş bir çözümlemedir. Bu hikayeler göçmenlerin arada kalmışlık duygularını ve her iki ülkeye de aidiyetlerinin nasıl kırılgan olduğunun anlatısıdır. Yazarın betimlediği gibi araftaki dualistik konum kültürel kimliğin ve toplumla bütünleş(eme)menin sürekli yeniden müzakere edildiği bir alandır. Böylece bu kitap, bireylerin ve onların farklı bağlamlarda bir araya gelişlerinden anlamaya yönelik bir çabadır.
Kitabın kahramanı Selim’in hikayesi sıradan göçmen bir taksi şoförünün yaşam öyküsü olmayıp kent sosyoloji, sınıfsal eşitsizlikler, emek piyasasının dijitalleşmesi ve yabancılaşma olgusunun hissedilebildiği hikâye ya da sosyolojik bir çözümlemedir. Selim’in yaşadıkları, gözlemleri ve anlatıları kent yaşamında aidiyet, görünmezlik, kimlik ve direnç gibi temaların mikro ölçekli yansımasıdır. Selim, bu bağlamda, bir taksi şoföründen öte modern kenti ve bu kent içerisindeki etkileşimleri anlamaya çalışan, kendini nesneleştirmeyi de bilen bir kent emekçisi ve bir sosyolog olarak değerlendirilebilir. Bir giriş kitabına destek olabilecek kadar dolu olan bu kitabın ilk bölümünde Selim bize meslek, sınıf ve prekarya kavramları üzerinden taximix ile modern işgücü piyasasındaki güvencesizlik, sınıfsal geçişkenlik ve yeni prekarya kavramını anlatmaktadır. İkinci Bölümde göç, kimlik ve eşiksel alanlar üzerinden Doç. Dr. Yalçın Kahya bize, Selim’in, sadece yeni kimlik arayışını değil, aynı zamanda yeni modern bir kentte eşitlik eşitsizlik paradigmasını nasıl değerlendirdiğini de anlatmaktadır. Üçüncü bölümde kent yaşamının sıradan görünümleri, Selim’in taksi yolculukları üzerinden incelenirken gündelik ilişkilerin sosyolojik anlamları açığa çıkarılmaktadır. Dördüncü bölüm, toplumsal dışlanma, ayrımcılık ve şiddet olgularını göçmen karşıtlığı, dışlayıcılık ve mikro-şiddet pratikleri her işyerindeki iktidar ilişkileri ve dışlama mekanizmaları Selim’in gözlemleri ve sosyolojik analizlerle oluşturulmuştur. Beşinci bölüm yapı-fail gerilimi ve toplumu anlama arayışı üzerinedir. Kısacası bu çalışma yalnızca kelimelerden değil; birikmiş bakışlardan, paylaşılan yolculuklardan, şehrin sessiz sokaklarından ve insan hikâyelerinden oluşmaktadır. Bu kitabı okurken insanın ne kadar güçlü ve kırılgan olduğunu düşünerek keyifle okudum. Sadece sosyolog adaylarının değil toplumda her kesimden insanın okuması gereken bir kitap…
Prof. Dr. Nurgün Oktik
₺390,00
KİTAP TANITIMI
KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT BİLİMİ
Millî kültür ve edebiyatların tarihi süreç içerisinde tesir alış-verişlerinde bulundukları diğer kültür ve edebiyatları bağlamında incelemek ve değerlendirmek karşılaştırmalı edebiyat olarak adlandırılmaktadır. Tesir alış-verişlerini ortaya koymak, kim kimden neleri ne ölçüde almış, aldıkları yanında ona kattığı farklı yorumları, farklı renk ve tatları belirlemek karşılaştırmalı edebiyat biliminin sahasına girer. Bazı zamanlar alıcılar ve vericiler şeklinde her şey bütün netliğiyle ortaya çıkmaz, yani alıcı da verici de net değildir. Etkilenme şekilde, özde, tarzda, duygu, düşünce, hayal ve ifade de olabilir. Bu etkilenmeler öncelik ve ardıllık (sonralık) gibi bir sıra takip edeceği gibi aynı zaman diliminde, eşzamanlılık olarak da görülebilir. Bu durumda etkileme ve etkilenme iç içe olabilir. Bundan başka etkilenme kültürden kültüre, edebiyattan edebiyata sıralı bir zaman çizgisi takip etmez, bazı etkiler öncelik kazanırken bazıları geri bırakılır (takdim-tehir). Herhangi bir milli edebiyat sahasında ortaya çıkmış herhangi bir edebi unsur, diğer edebiyatlarda ya gecikmeli olarak ya da çok sonraları görülebileceği gibi hatta bazı unsurlar hiç görülmeyebilir.
Bizim edebiyatımız noktasında probleme baktığımızdan olsa gerektir ki tesir alışverişini daha çok Batı edebiyatı noktasından değerlendiriyoruz. Batılı edebi türlerin bizim edebiyatımızı nasıl, ne zaman ve ne şekilde etkilediği üzerine tespitlerde bulunuyoruz. Belki de etkilenme çok derinden ve çok uzakta olduğu için olsa gerek ki diğer milletlerin edebiyatları bağlamında pek bakılmamaktadır. Oysa kimse bu alanda araştırmalar yapılmadan o edebiyatların bizim edebiyatımızı etkilemediğini veya bizim edebiyatımızın başka milletlerin edebiyatlardan etkilenmediğini söyleyemez.
KİTAP TANITIMI
Mikro Direnişler
Üniversitelerde öğrenciler ve akademik otoriteler arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır? Neden genellikle öğrenciler akademik otoritelere rıza gösterirler? Yoksa bu razı olma değil de bir tür gösteri midir? Kopya çekme davranışının yanlış olduğu bilindiği halde neden öğrenciler kopya çeker? Öğrenciler öğretim ortamlarında genellikle neden sinmiş bir görüntü verirler veya olduklarından farklı görünürler? Dedikodu veya söylentiler öğrenciler arasında neden çok yaygındır? Bu davranışların hissedilen otorite ile nasıl bir ilişki vardır? Bu çalışma üniversite öğrencilerinin birçok davranış biçimini, gündelik hayatın sıradanlığı içinde ve akademisyen öğrenci arasındaki iktidar ilişkileri bağlamında ele almaktadır. Vakıf üniversitesine göre iktidar baskısının daha yoğun yaşandığı devlet üniversitesinde öğrenci mikro direnişleri de değişmektedir. Yükseköğretimde öğrenci davranışlarını biraz daha isabetli anlamak ve anlamlandırmak istiyorsak onların gündelik hayatın sıradanlığı içine gizledikleri bazı davranış biçimlerine odaklanmamız gerekir.
₺510,00
KİTAP TANITIMI
OSMANLI BASININDA MUHAFAZAKÂR BİR KADIN DERGİSİ MÜRÜVVET
Avrupa’da kadınlara hitap eden yüzlerce derginin bulunmasına rağmen Osmanlı coğrafyasında bu tarz bir derginin olmamasını büyük bir eksiklik olarak gören ve muhafazakâr bir çizgide yayın politikası belirleyen Mürüvvet, temel amacını Osmanlı kadının eğitim ve kültür düzeyini yükseltmek olarak ifade etmiştir. Bu çerçevede Osmanlı coğrafyasında ve dünyada meydana gelen çeşitli olayları okuyucusuna duyurmuş, bilim dünyasında meydana gelen gelişmelerden ahlaki konulara, günlük hayata ilişkin pratik bilgilerden edebiyata çok çeşitli alanlarda içerik hazırlanmıştır. Mürüvvet dergisi kadınların eğitim ve kültürel düzeyini artırmak amacıyla yayınlanarak önemli bir boşluğu doldurmuştur.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Geç Antik Çağ Ön Asya Kaynaklarında Türkler
Türklerle alakalı ilk elden bilgiler veren en eski kaynaklar Geç Antik Çağ Ön Asya kaynaklarıdır. Bu kaynaklar içerisinde İran sahasına ait olanlar önemli bir yere sahiptir. İran hem uygarlık olarak ve hem de coğrafî olarak Türklerin en kadim komşusudur. Bundan dolayı İran, Türklerin en çok irtibat halinde olduğu üç medeniyetten birisidir. Bu çalışma için Geç Antik Çağ İran tarihinin en önemli kaynakları olan kitâbeler, sikkeler, edebî ve dinî metinler taranarak Türklerle alakalı bilgiler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmayla beraber Türk, Türkistan, Tûrân, Tûristân, Şaman sözcüklerinin geçtiği en eski yazıtların Geç Antik Çağ İran kitâbeleri olduğu görülmüştür. Bununla beraber bu dönemin edebî ve dinî metinlerinde de mitolojik bilgilerle karışık olarak Türklerle alakalı önemli bilgiler verilmektedir. Bu döneme ait olan İran sikkelerinde de Türk kelimesiyle beraber kadim Türk tarihine ait çok sayıda ifadenin yer aldığı görülmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
AMERICAN CULTURAL IDENTITY IN THE MAGIC BOX
American cinema is not just a cultural product, it is the nation’s most powerful engine of myth-making.
Written from the unique vantage point of a Türkiye-based scholar of American Studies, American Cultural Identity in the Magic Box offers a rare, comparative reading of the myths and contradictions that shape the United States. Through films like Raging Bull, Bonnie and Clyde, Forrest Gump, and Dances with Wolves, Eren Alkan uncovers how America imagines itself and how those imaginings both inspire and deceive.
Blending myth-criticism, cultural theory, and qualitative analysis, this book reveals the hidden architecture of American identity and the cinematic stories that sustain it.
A compelling journey into the myths America tells the world, and one that speaks directly to readers in Türkiye seeking to understand the power behind the “magic box.”
₺250,00