KİTAPLAR
EN YENİLER
-

Yönetim Kurulu Yapısı ve Finansal Performans İlişkisi: Türk Sigorta Sektöründen Kanıtlar
₺195,00 -

Yetki Devri Politikası
₺340,00 -

Yeni Nesil Sınıf İçi Değerlendirme Teknikleri
₺260,00 -

VR Film: Yeni Teknolojilerle Geleneksel Anlatı ve Normların Dönüşümü
₺325,00 -

Türkçede Sözcük Türetimi
₺250,00 -

Sultan (II) Mehmed’in Ölümü
₺340,00 -

Sosyal Medyada Kullanıcı Emeği
₺210,00 -

Kayıp Lezzetlerin İzinde
₺1.150,00 -

Ferdi ve Şürekâsı
₺235,00 -

Eğitimde Dönüşüm “Yeni Paradigmalar ve Yaklaşimlar”
₺520,00 -

Doğu ve Batı Edebiyatında Polisiye
₺390,00 -

Cryptocurrencies And Economic Modeling
₺390,00 -

Bir Hanımın Defteri
₺260,00 -

Avrupa Savunma Ajansı
₺220,00 -

ÇANAK(KALE) OLAYI
₺1.050,00 -

İngiltere’de Feminizmin Doğuşu
KİTAP TANITIMI
ATEŞİ TUTAN KALEMLER
11 Kasım 1938 tarihinde İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan ve 1950 Demokrat Parti iktidarına kadar yaşanan süreç Türkiye’de “ tek adam, tek parti, otoriter rejim” iktidarının hüküm sürdüğü dönem olarak kabul edilir. Ve kısaca “ Milli Şef Dönemi” olarak adlandırılır. Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra, İnönü’nün “ Milli Şef” ünvanını kabul etmesi, dönemin siyasi seyrinin bu kavramın tanımladığı ideolojik anlayış içinde gerçekleşeceğinin en belirgin kanıtıdır. Çünkü dünyadaki “ Milli Şef” tanımlamaları Hitler’e, Franco’ya ve Mussolini’ye yöneliktir ve tanımladığı sistem otoriter devlet yönetimidir.
…
Gazetelerin içeriklerinden biçimsel yönüne kadar tüm noktalarda “Milli Şef” direktifleriyle yönlendirilen basın, özellikle toplumsal etkileri açısından günümüze kadar gelen süreci şekillendiren icraatların eleştirilmesinde, gündelik olaylara göre değişen tebliğlerle denetlenmeye çalışılmıştır.
Bu nedenle kitabın yazılma amacı “Milli Şef Dönemi Basını”nın var olma mücadelesini, siyasal iktidarın ağırlığına rağmen gelişen muhalif bakış açısını, nedenlerini bu mücadelenin taraflarından biri olan Tasvir gazetesi yazarı Bedii Faik Akın’ın anılarından ve dönemdeki yazılarından yola çıkarak sorgulamaktır. Bedii Faik’in seçilme nedeni o dönemde “Milli Şef”e yönelik muhalif bakışı dile getiren ve gazete sütunlarına taşıyan ilk gazeteci olması ve bu dönemin belirgin karakteristiğine ilişkin yayınlarının bulunmasıdır. Kitabın genel çerçevesi “Milli Şef Dönemi” olarak bilinen 1938-1950 arasını kapsamakla birlikte Bedii Faik’in seçilen yazıları, gazeteciliğe 1945 yılında başlaması nedeniyle 1945-1950 arasındaki yıllara aittir. Ayrıca Bedii Faik’in yazıları temel alınmak şartıyla, dönemin önemli muhalif gazetecilerinin yazılarından da alıntılar yapılması, kitabın amacını destekleyen bir unsur olarak düşünülmüştür.…
₺260,00
KİTAP TANITIMI
TOPLUM ve KÜLTÜR
İnsan toplumlarının dönüştürücü etkilerini kültürün formlarında gözlemlemek gerekmektedir. Toplumsal yapı kültürel yaratımla tertiplenir. Toplum ve kültür ilişkisi pratiğin kurumsal eklentileri şeklinde görgül kılınabilir. Din, sanat, ekonomi, sosyoloji ya da müzik gibi disiplinler “Toplum ve Kültür” ilişki ve pratiğinde sistem kurucudurlar. Buradan hareketle “Kültür” konulu çalışmaların pratik alanlarda incelenmeleri önemli görülmektedir. Kültür salt soyut tartışmalarda daralıp kalamayacak bir yaratıcı etkinliğe sahiptir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
MECMUA-İ NEZÂİR
Nazire mecmuaları Divan edebiyatı araştırmaları için önemli kaynaklardan biridir. Divanı bulunmayan şairlerin şiirlerine ve şairlerin yayımlanmış divanlarında yer almayan şiirlerine bu eserler aracılığıyla ulaşılmaktadır. Ayrıca söz konusu mecmualar döneminin genel şiir anlayışını ve mürettibinin şahsi şiir zevkini yansıtan önemli belgelerdir.
Çalışmamız, Mevlânâ Müzesi Kütüphanesinde 2456 numara ile kayıtlı bir nazire mecmuası olan “Mecmu-a-i Nezâir”in inceleme ve transkripsiyonlu metninden oluşmaktadır. Harekeli nesihle kaleme alınan mecmuanın 16. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Mecmuada 173 şairin birbirine nazire olan gazelleri kafiyeye göre sıralanmıştır. Mürettibi hakkında ise kesin bir bilgi bulunmamaktadır.
Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda adı geçen mecmuanın genel hususiyetleriyle tanıtımı yapıldıktan sonra şekil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuştur. Mecmuanın transkripsiyonlu metninden oluşan ikinci bölümde ise şiirler, yayımlanmış divanlarda ve muhtelif kaynaklarda tespit edilen nüshalarıyla mukayese edilerek mevcut farklılıklar gösterilmiştir.
₺550,00
KİTAP TANITIMI
VII. ULUSLARARASI KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT BİLİMİ KONGRESİ BİLDİRİ KİTABI
Goethe’nin “Ulusal edebiyat artık bir şey ifade etmiyor, dünya edebiyatının zamanı geldi, herkes bu dönemi hızlandırmak için buna katkıda bulunmak zorundadır” demesinin üzerinden yaklaşık iki yüz yıl geçti. Goethe ortaya atmış olduğu “dünya edebiyatı” kavramı ile edebiyatlar arasındaki iletişimi ve etkileşimi vurgulamak istemişti. Bu bir bakıma dünya kültürü anlamına geliyordu ve insanlık kültürünün bir üst basamağıydı. Sadece edebiyatlar arasındaki etkileşim değil, ortak bir duygu birliği geliştirme yolunda da önemli bir adımdı dünya edebiyatı.
Karşılaştırma her zaman bilimlerin bir yöntemi olmuştur. Bu bağlamda yüzyılımızın başında edebiyatlar arasındaki alışverişe dikkat çeken çalışmaların yoğunluğu göze çarpar. Toplumların birbirleri hakkındaki yorumlarını ortak bir buluşma noktasına doğru hareketlendiren bu çalışmalar sadece edebiyat alanıyla sınırlı kalmayıp, psikolojiden sosyolojiye, tarih biliminden antropolojiye ve genel anlamıyla kültür bilimlerini kapsamaktadır. Günümüze bakıldığında edebiyatlar, dolayısıyla kültürler arası iletişime daha çok ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Eskiden uzakta olanlarla karşılaşmalar gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Ötekileştirme, önyargı oluşturma veya belli gruplar hakkında oluşturduğumuz basmakalıp düşüncelerin yön verici etkisi hayatımızın her alanına yansımaktadır. Bir yandan küresellik iddiaları sınır tanımayan bir hareketliliğe olanak tanırken, diğer yandan farklılıkları ön plana çıkararak yerelliğin bir zenginlik olarak korunması çabaları dikkat çekicidir. Bu çok farklı kültürlerin karşılaşmalarında kimlik konusu da önemli bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi kültürünü koruyarak, diğer kültürü anlama deneyimleri yüzyıllardır yaşanan toplumsal çabalardan biridir. Komşularla ilişkiler kültürel zenginlik anlamına gelebileceği gibi, gerilimli bir ilişkiyi de ifade edebilir.
10-12 Ekim 2018 tarihlerinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde düzenlemiş olduğumuz VII. Uluslararası Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi Kongresi çerçevesinde sunulan bildiriler de edebiyatlar ve kültürlerarası ilişkileri gösterme ve yorumlama girişimi olarak alana katkıda bulunma çabasının bir ifadesidir.
Yazarlar: Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Prof. Dr. Meral Ozan, Doç. Dr. Abdurrahman Kolcu, Doç. Dr. Hasan BAKTIR, Doç. Dr. Vehbi Ünal, Doç.Dr. Bekir Zengin, Ahmet ÜNGÜDER, Alla Serdiuk, Arzu ÖZYÖN, Ayhan Tek, Ayşe Nur Özdemir, Burcu Narda Yurtseven, Canan AKBABA, Ceren Kahraman, Derya Ersöz, Derya Koray Düşünceli, Dilek SAKAROĞLU, Dr. Berna USLU KAYA, Dr. Emin ONUŞ, Dr. Müge GÖNCÜ, Dr. Öğr. Ü. Emel Erim, Dr. Öğr. Üyesi Hatice EŞBERK, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Semerci, Dr. Zennure Köseman, Duygu Özakın, Ebru Ceker Gündogdu, Efsane Huseyin, Emel Özkaya, Emine ZEYTUNLU, Erdal BARAN, Fatma Kahraman, Filiz İlknur Cuma, Gonca GÜVEN AKIN, Hamza KUZUCU, Kamran Ahmadgoli, Khallieva Gulnoz Iskandarovna, Medina Karahan, Mehmet Emin PURÇAK, Meryem Koyun, Nevzat KAYA, Nihan ATLI, Onur ÖZCAN, Öğr. Sevgi Kamışoğlu, Öğrt. Gör. Dr. Reyhan İsmet Özsarı, Özge Sinem İMRAĞ, Özlem ULUCAN, Seçil YÜCEDAĞ, Seçkin SARPKAYA Sibel Baran, Sona Jafari Nasab, Sultan Dilek GÜLER, Tülinay Dalak, Ünal KAYA Veysel LİDAR, Yusuf Ziyaettin Turan, Zeliha DURAN, Zeliha ÖZTÜRK
₺890,00
KİTAP TANITIMI
Ortaçağ Anadolusunda Sanat ve Sembolizm
Somut bir nesne olmanın ötesinde farklı anlamları bünyesinde barındıran sanatın çözümlenmesi güç yönlerinden biri de sembolik dilidir. Roma İmparatorluğunun 350de yıkılışından, İstanbulun 1453te fethine kadar geçen Ortaçağda çoğu zaman iç içe geçen sanat ve sembolizm kavramları arasındaki ilişki bu bakımdan örtük ve irdelenmeye ihtiyaç duyulan bir alan oluşturmaktadır. Girift, çok katmanlı ve dinamik yapısıyla Ortaçağ Anadolusu bu açıdan oldukça zengin bir veri potansiyeline sahiptir. Bu tarihi süreçte fiziksel ve kültürel manada pek çok toplulukla temas içerisindeki Anadoluda, siyasal ve toplumsal devinimi sürekli olan ve sahip olduklarını dışarıdan taşınan unsurlarla besleyerek çeşitlendiren etkileyici bir kültürel ortam söz konusudur. Farklı etnik ve dini yapılara sahip toplulukların üreticisi, taşıyıcısı veya alıcısı olduğu bu dinamik ortamın sanat ve sembolizm kavramları üzerinden irdelenmesi bu çalışmanın öncül amacıdır. Bu kitapta Anadolunun Ortaçağ evreninde üretilen sanatlar ve bu sanatların sembolizmle ilişkisi ele alınmıştır. Sanat ve sembolizmin etki alanları, ortak ayrışan imge ve simgeler, inançlar, kültürler arası etkileşim unsurları, değişen ve dönüşen semboller gibi konular kitapta yer alan araştırmalara konu olmuştur.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
II. MEŞRUTİYET VE ERKEN CUMHURİYET Dönemleri Üzerine Yazılar
II. Meşrutiyet (1908-1918) ve dönemin temel aktörü Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Cumhuriyete geçişte pek çok siyasi kurum, örgüt ve deneyim için bir laboratuar sağlamıştı. Modern siyasi kurumlar, çok partili hayat ve hatta etnik unsurlar arası birliği sürdürme denemeleri bu dönemde uygulamaya kondu. Siyasi kurum ve kadrolar, sağ-sol yönelimlerin sınırları, milliyetçilikteki dışlayıcı çizgilerin temel doğrultusu o dönemde belirginleşti. Bu deneyim olumlu ve olumsuz sonuçları ile Cumhuriyete aktarıldı.
Erken Cumhuriyet ile kastedilen 1923-50 arası yıllar, Cumhuriyetin kurucusu Atatürk ile sonrası Milli Şef dönemlerine ayrılabilir. Aynı dönemi ülke içi siyaset ve dünya ile ilişkileri çok etkilediği için, 1929 krizi ile de ayırmak ve II. Dünya Savaşı sonuna kadar uzatmak mümkün görünüyor.
Mete Çetikin çeşitli özgün yazı ve kitap eleştirilerinin derlendiği bu kitapta, II. Meşrutiyet döneminin genel siyasi ortamı, Makedon hareketi liderleri, İttihatçıların siyasi tiyatro etkinlikleri gibi başlıklar konu edilerek, farklı açılardan ele alınmaya çalışılıyor.
Erken Cumhuriyet dönemi üzerine ise, genel siyasi ortam, milliyetçilik, ırkçılık, Soğuk Savaş, üniversite tasfiyeleri ve Atatürkü konu eden özgün yazı ve kitap eleştirileri yer alıyor.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Muğlada Sürdürülebilir Turizm
Muğlada sürdürülebilir turizm, Muğlanın doğal güzellikleri ve zengin kültürel mirasının bir uyum içinde korunması amacıyla yazılmıştır. Kitap farklı üniversitelerden 16 farklı uzmanın katkısı ile hazırlanmıştır. Bu kitap, Muğladaki sürdürülebilir turizm uygulamaları ile Muğla ilinin sürdürülebilir turizm potansiyelini ortaya koymayı hedeflemektedir. Kitap turizm endüstrisinin ve akademisyenlerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Aynı zamanda yerel yönetimlerin ve yerel halkın sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu anlayışla hazırlanan kitap, sürdürülebilir turizm anlamında tüm paydaşlara bir yol haritası oluşturmanın ötesinde, geleceğin turizm anlayışına bir çağrı görevini de üstlenmektedir. Muğlada turizmi sürdürülebilir hale getirmek için bir öncü rehber olması hedeflenmiştir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
TARİH METİNLERİ METİN TİPİ VE NEDENSELLİK İLİŞKİSİ
Metin türü ve metin tipi kavramları üzerinde yapılan farklı tanımlamalar bulunmaktadır. Kitapta bu iki kavram arasındaki ayrıma dikkat çekilerek tarih metin türü temel alınmakta; anlatı, açıklama ve sav metin tiplerinin aynı tür içerisinde nasıl yapılandığı tarih metin türünün temel kavramlarından nedensellik çerçevesinde ve tarih ders kitaplarından seçilen metinlerden alınan örneklerle ortaya konmaktadır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Soğuk Savaş Sonrası Türkiyenin Balkanlar Üzerindeki Etkisi
Balkan yarımadası, hem coğrafi hem de siyasi ve politik anlamda engebeli, düzensiz ve istikrarsız bir yerdir. Balkanlar terimi, Batılı devletlere çatışma ve şiddeti anımsatır. Zaten, daha sonraları Balkan ismi kullanılmayarak Güney Doğu Avrupa olarak değiştirilmiştir. Çeşitli milletlere ev sahipliği yapan Balkanların ilk sahipleri İliryalılar ve Trakyalılar olmuş, en son olarak da Osmanlı devleti bu bölgede 500 yıl hüküm sürmüştü. Bu yüzden, Balkanlarda Osmanlı mirası devam ede gelmiş, fakat Türkiye yeni Osmanlıcılık politikasıyla hareket etmemiş, sadece Türk azınlığın sorunlarıyla ilgilenmeye çalışmıştı. Balkanlar, tarih içerisinde hep Avrupa’nın sınırı muamelesi görmüştür. Çünkü Balkanlardaki belirsizlik ortamına hiçbir devlet bulaşmak istememektedir. Sadece, Balkan milletleriyle tarihsel bağı olan devletler Balkanlar üzerinde politik emeller taşımıştır. Sırpların tarihsel mitleri yüzünden Sırp olmayan halklar, Sırplar tarafından baskı altında tutulmaya çalışılmış, çatışma ve vahşetlerle baş başa bırakılmıştır. BM, Bosna’daki insan haklarını korumak maksadıyla Bosna’ya müdahale etmiş, fakat bu müdahalesi pek etkili olmamıştır. NATO, BM’nin Bosna’daki beceriksiz müdahalesinden ders alarak Kosova konusunda siyasi müdahale yerine askeri müdahaleyi uygun görmüş ve bu müdahalesinde de başarılı olmuştur. Türkiye, Balkan devletleriyle tarihsel ve kültürel bağları nedeniyle NATO’ya her konuda destek olmuş, çatışmaların yaşandığı ve Türk azınlıkların bulunduğu bölgelere Türk askeri birliklerini göndermiştir. Ayrıca, Türkiye, Balkan ülkelerinin AB’ne ve NATO’ya üyelik süreçlerini her zaman desteklemiş ve Balkanlarda istikrarın sağlanması için Balkan ülkeleriyle işbirliği anlaşmaları imzalamıştır. Türkiye, sadece Türk azınlıklara ilgi göstererek diğer Balkan devletlerini kendine küstürse de Balkanlardaki liderliği üstlenmiştir ve bu liderliği sürdürmek niyetindedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Nitel Bir Araştırmacının Gözünden Sağlık Sisteminde Değişim: Hastane Koridorlarından Etnografik Notlar
Sağlık sisteminde geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin yasal statü kazanmasıyla başlayan kurumsal dönüşüm, tıp dünyasında bir meşruiyet tartışmasını beraberinde getirmiştir. Dr. Hasibe Aysan’ın, 2014-2018 yılları arasındaki saha araştırmasına dayanan bu çalışma modern tıbbın rasyonel yapısı ile kadim uygulamaların hastane koridorlarındaki karşılaşmasını nesnel bir dille mercek altına alıyor. Eser, teknik bir raporun ötesine geçerek; sağlık profesyonelleri arasındaki profesyonel bölünmeleri, kayıt dışı gözlemleri, tutulan saha notlarını ve bilimsel standartlar ile kültürel referansların çok katmanlı çatışmasını etnografik bir derinlikle belgeliyor. Araştırmacının sahada yaşadığı yöntemsel dönüşümü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel stratejileriyle kurulan köprüyü içeren bu yapıt, nitel araştırmanın gücünü yansıtıyor. Modern sağlık sistemindeki değişimin dinamiklerini anlamak isteyen okurlar için tarafsız ve kapsamlı bir yol haritası…
₺270,00
KİTAP TANITIMI
Corpus-based Contrastive Analysis of Support Verb Constructions by EFL Learners
Partly considered as one category of collocations, support verb constructions (SVCs) are described as word combinations, containing a verb and a noun, where the nouns carry the whole meaning and the verbs act as a complement. Despite being very common in English, SCVs seem to be problematic for many L2 language learners. This book therefore attempts to respond to the needs of EFL learners having hard time matching the word combinations and it uses a contrastive corpus analysis methodology based on native and non-native corpora. Having been greatly inspired by Firth (1957) who contended that “you shall know a word by the company it keeps”, I have also focused the emphasis on raising awareness of the EFL learners and teachers for the importance of the role of lexical co-occurrences in understanding word meaning. Hopefully, the prospective readers will appreciate this new perspective related to the combinative nature of English language.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Choice-Based Revenue Management with Applications to Hotels
Intense competition, fast changing technology, increased and diverse customer demand, and fast and reliable services and goods delivery expectations have reduced the profit margins for products. To be able to obtain a sustainable economic success, companies search for ways to offer the existing products via innovative ways. Revenue management is a tool that helps firms in this purpose. On the other hand, to match and even exceed customer anticipations, firms need to understand customer preferences and offer products accordingly. Customers can now reach wide range of competitor products due to online services. Hence it became much more important to apprehend and integrate customer choices into decision support tools. At this point, choice models are used to mathematically understand the customer choice preferences among a set of presented alternatives. This book combines revenue management and choice models to present a methodology to understand customer choices and integrate these to revenue management methods to be able to offer the best set of products to the customers. Also real life applications for hotels have been presented for different methods that are discussed and also proposed in this book with respective algorithms. When combined with decision support tools, concepts presented in this book offers a significant revenue increase for companies.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Sağlık Çalışanlarının Kronizm Algısı Üzerine Etik Liderlik ve Psikolojik Sermaye İlişkileri
Bu kitap, hastane çalışanlarının kronizm, etik liderlik ve psikolojik sermaye ilişkilerini incelemektedir. Sağlık sektörünün zorluklarıyla başa çıkmaya çalışan sağlık çalışanlarının üst seviyede psikolojik sermaye düzeylerine sahip olması önemlidir. Bu sebeple kronizm ile mücadelede etik liderliğin rolü ve çalışanların psikolojik sermayelerini nasıl artırabilecekleri üzerine odaklanan bu eser, sağlık profesyonellerinin mesleki yaşamlarında daha sağlam bir temel oluşturmalarına yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Hem akademik çevreler hem de uygulamacılar için değerli bir kaynak olan bu çalışma, sağlık hizmetleri yönetimi ve liderlik konularında derinlemesine bir bakış sunmaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
İskenderun ve Limanı (1832-1914)
MÖ 333 yılında Makedonyalı Büyük İskender’in adına izafeten “Alexandreia” adıyla kurulan İskenderun, sahip olduğu coğrafi konum itibariyle jeopolitik ve jeostratejik açıdan önemli bir yerleşim yeridir. Pek çok medeniyete ev sahipliği yapan merkezlerin geçiş güzergâhında bulunması, İskenderun ve havalisinin çağlar boyunca hâkimiyet mücadelelerine sahne olmasına sebebiyet vermiştir.
İskenderun’a ticari anlamda hayat veren Halep, özellikle XVII. yüzyıldan sonra İskenderun’a çok büyük bir değer katmıştır. Elinizdeki bu kitap; XIX. yüzyılın ikinci çeyreğinden XX. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan dönemde İskenderun’un gelişim periyodunu sunmaktadır. İncelenen dönemde, İskenderun ve limanı hakkında Halep İngiliz Konsolosları tarafından hazırlanan teferruatlı raporlardan elde edilen veriler paylaşılmıştır. Bu raporlarda İskenderun’la ilgili ekonomik, demografik, coğrafik, sosyolojik, tarihi vs. pek çok bilgilere rastlanmıştır. Hatta İskenderun Körfezi’ndeki köpek balıklarına dair bilgilerin anlatıldığı bu raporların ışığında yazılmış olan bu kitabın keyifle okunabileceği kanaatindeyiz.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Rus Dilbilimsel Çeviri Kuramı Vilen Komissarov, Eşdeğerlik
Çeviri eşdeğerliği, kuşkusuz, modası geçmiş bir kavramdır. Bu konuyu yeniden gündeme getirme, hatta üzerine kitap yazma girişimi doğal olarak akıllarda sorular uyandırabilir. Kitabın yazarını bu girişime iten ilk gerekçe, eşdeğerlik kavramı dâhil olmak üzere genel olarak Rus çeviribilim alanıyla ilgili bilgilerimizin yetersiz olmasıdır. Akademik ilerlemenin kesintili olmaması gerektiğine ilişkin inanç ise bu çalışmayı tetikleyen ikinci gerekçe.
Ne var ki kaynak odaklılık – erek odaklılık, yazarı okura taşımak – okuru yazara taşımak antinomisinin dar çerçevesinden çıkmayı başaramamış gibi görünen eşdeğerlik kavramı çevirinin kompleks doğasını çözümlemek için yetersiz kalmakta. Heyecan verici çalışmaların yapıldığı dönemde bu siyah-beyaz görüntüleri tozlu raflardan indirip yeniden gün ışığına çıkarmanın gerekliliği haklı kuşkular uyandırır. Bu noktada bakış açımızı tazelemek için şu soruya yanıt aramak denenebilir: Eşdeğerliğin farklı, alışılmışın dışında bir yorumu mümkün mü? Bu gerekçeler ve soruyla yola çıkan yazar Rus dilbilimsel çeviri kuramının temsilcilerinden Vilen Naumoviç Komissarov’un beş düzey içeren eşdeğerlik sınıflandırmasını incelemeye ve sınamaya karar vermiştir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
LİDERLİK DAVRANIŞLARI VE ÖRGÜTSEL BAĞLILIK
Ekonomik anlamda gittikçe gelişen, farklı büyüklükteki eğitim kurumları benzer eğitim-öğretim faaliyetleri göstermekle birlikte global boyutta birbiriyle de rekabet etmektedir. Rekabetin giderek artması, globalleşme ve dış ülkelerdeki diğer kurumlara açılma gibi etkenler, kurumların faaliyetlerini devam ettirmelerinde örgüt kültürünün önemini arttırmaktadır. Bu zorlu rekabet koşullarında kurumların başarılı olması, büyük ölçüde yenilikçi fikirlerin ve yaratıcılığın desteklendiği bir yönetim yaklaşımının benimsenmesi ile sağlanabilir. Doğru zamanlama ve etkin lider-yönetici sayesinde uygulanan yönetim yaklaşımı sonucunda oluşan güçlü örgüt kültürü ve devamında sağlanan örgütsel bağlılık, aynı zamanda yüksek iş doyumunu da beraberinde getirecektir.
Bu kitap, çalışma hayatında insana verilen önemin ve insanı yöneten lider-yöneticilerin iş hayatındaki yerinin ne denli büyük olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Her ne kadar yüksek teknolojilere sahip olsak bile, insana yapılan yatırım, işletmelerin ayakta kalabilmeleri için göz ardı edilemez bir gerçektir…
KİTAP TANITIMI
SUNZI BINGFANIN İNGİLİZCE VE TÜRKÇE ÇEVİRİLERİ
Çin askerî düşünce külliyatı arasında kuşkusuz en çok bilinen eser, Wujing Qishu (Yedi Askerî Klasik) arasında yer alan ve başlığı genellikle Sunzinın Savaş Sanatı şeklinde çevrilen Sunzi Bingfa yani Sun Ustanın Askerlik Kurallarıdır. Çin geleneğine göre MÖ 6. yüzyılda yaşadığı söylenen Sunzinın (Wade-Giles yönteminde Sun-tzu ya da Sun-tz?, Pinyin yönteminde Sunzi ya da bazı çalışmalarda Sun Zi) gerçek adı Sun Wudur. Sunziya atfedilen Sunzi Bingfa, Çin tarihi boyunca devlet adamları ve askerler tarafından büyük ilgi görmüş, üzerine pek çok yorum yapılmıştır. Günümüzde de bu eser, Dünya çapında büyük ilgi görmeye devam etmekte, siyaset ve askerlik dışında iş dünyası gibi farklı alanlarda da okunmaktadır.
Sunzi Bingfa, Batı dünyasında 18. yüzyılda tanınmaya başlamış, İngilizceye ve Türkçeye çevirilerinin yapılmasına ise 20. yüzyılda başlanmıştır. Orijinal metni günümüze ulaşmayan bu eserin, çeşitli tarihî dönemlerden kalan birkaç nüshası bulunmaktadır; gerek bu nüshalardaki farklar, gerek de Çince kelimelerin tarih içerisinde geçirdiği bazı anlam değişiklikleri, Sunzi Bingfanın İngilizcede ve Türkçede farklı şekillerde tercümelerinin yapılmasına yol açmıştır. Eserin İngilizce çevirileri arasında, onun dil özellikleri üzerine yoğunlaşan çalışmalar olduğu gibi, onun askerî özelliklerine daha ağırlık veren çalışmalar da vardır. Bu çevirileri yapan kişilere bakıldığı zaman, aralarında Sinologların ve tarihçilerin yanı sıra, bu alanlardan olmayan kişilerin de bulunduğu görülmektedir. Sunzi Bingfanın İngilizce tercümeleri arasında farklar olmasının bir sebebi de budur. Bu eserin Türkçe çevirilerine bakıldığında ise, daha büyük sorunlar olduğuna tanık olunmaktadır. Sözü geçen tercümelerin çoğu, doğrudan Çinceden değil, eserin çeşitli İngilizce çevirileri üzerinden yapılmıştır. Bu çevirileri yapan kişilerin de Sinolog ya da tarihçi olmadıkları, bazı yerlerde oldukça yanlış çeviriler yaptıkları görülmektedir. Ancak bu durum, 2014te ve 2016da Türk Sinologlar tarafından yapılan iki yeni çeviriyle birlikte değişmiş ve ilk kez Çinceden Türkçeye tercümeler yapılmıştır.
Çeşitli sebeplerden ötürü bu eserin farklı çevirilerinin olması, okuyucular arasında karışıklığa, bazı yanlış anlamalara ve yanlış yorumlamalara yol açmaktadır. Bundan dolayı, Sunzi Bingfanın İngilizcedeki en iyi birkaç çevirisini seçip, bunları cümle cümle Türkçeye çevirmeye ve her cümlede eserin diğer İngilizce ve Türkçe tercümeleriyle karşılaştırmalar yapmaya karar verdik. İngilizcedeki en iyi çeviriler olarak Lionel Gilesın, Samuel B. Griffithin, Lin Wusununve Victor H. Mairin tercümelerini Türkçeye çevirdik. Bunları Türkçeye çevirirken de dipnotlarda Thomas Cleary, Juh-hua Huang, Roger Ames, Ralph D. Sawyer, Mert Bayat, Naim Oğuz, Sibel Özbudun-Zeynep Ataman, Şule Kılıçarslan, Adil Demir, Utku Umut Bulsun-Pınar Erbayık ve Tuğçe Ayteş tarafından yapılmış olan tercümeleri hem kendi çevirdiğimiz metinlerle hem de birbirleriyle karşılaştırdık. Bunu yaparken, bu çevirilerin farklarını ve benzerliklerini belirttik, yanlışlarını da gösterdik. Pulat Otkan-Giray Fidan ve Bülent Okay tarafından yapılan çevirileri de, Türkçede doğrudan Çinceden yapılmış ilk tercümeler oldukları için, kitabımızın metnine cümle cümle aktardık. On üç bölümden oluşan Sunzi Bingfanın bölüm başlıklarını Gilesın, Griffithin, Linin, Mairin, Otkan-Fidanın ve Okayın yaptıkları çevirilerin tamamını aktararak verdik. Cümle numaralandırılması ile sıralanmasında ise, Gilesın yapmış olduğu numaralandırmaya ve sıralamaya sadık kaldık; her cümlede Gilesı çevirdikten sonra, diğer çevirileri onun altında verdik.
₺560,00
KİTAP TANITIMI
Yeni Başlayanlar İçin Güncel Gelişmeler Işığında Avrupa Birliği
Bu kitap, Avrupa Birliği’nin savaş sonrası umutlardan doğan hikâyesini, kurucu iradesini ve bugün ulaştığı çok katmanlı yapıyı yalın ama derinlikli bir dille anlatıyor. Genişleme sürecinin siyasi ve toplumsal anlamını, Yeşil Mutabakat’ın Avrupa’nın geleceğini nasıl yeniden şekillendirdiğini ve Ukrayna meselesinin Birliğin güvenlik ile dayanışma anlayışını nasıl dönüştürdüğünü ele alıyor. Avrupa Birliği’nin 2024–2029 dönemi öncelikleri ile 2026 yılı öncelikleri ışığında rekabetçilikten dijital dönüşüme, enerjiden savunmaya uzanan yeni yol haritasını gözler önüne seren bu çalışma, Avrupa Birliği’ni anlamak isteyen özellikle yeni başlayanlar için güncel ve bütüncül bir perspektif sunuyor.
₺320,00
KİTAP TANITIMI
Kültür ve İktidar Gündemden Târihe Antropolojik Notlar
Akademik çevrelerin hep sıradan insanların sorunlarına uzak olmasından yakınılır. Haklı olunan taraflar olsa da, bu iddiaya tamamen katılmak mümkün değildir. Özellikle sosyal bilimlerle ilgilenen akademisyenler, hem sahada hem de teoride halkın içindedir.
Bu açıdan bakıldığında Sosyal Antropoloji, sosyal bilimler arasında en ön sıradadır. Ben de bir sosyal antropolog olarak, gündem olup çeken ve hakkında değer bulduğum konularda târihe notlar düşüyorum.
Siyasetten dine, eğitimden iletişime kadar her konuyu kapsayan Sosyal Antropolojinin bana imkân tanıdığı bakış açısıyla kişisel kanaatlerimi zaman içinde biriken bu yazılarda ortaya koymaya çalıştım.
Bu yazılarda ortaya koyduğum kanaatlerim, bir savunma veya yargı değildir. Doğru olup olmadığını da en büyük ve âdil sınav olan zaman gösterecektir.
₺635,00
KİTAP TANITIMI
Çok Partili Dönemde Samsun’da Siyaset ve Ekonomi (1945-1960)
Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu 1923 yılından 1945 yılına kadar, yaklaşık yirmi iki yıl tek parti iktidarında idare edildi. 1924 ve 1930 yıllarında iki kez çok partili sisteme geçiş denemesi yaşanmışsa da sürdürülebilmesi mümkün olmadı. 1945 yılında meclis dışından MKP, 1946 yılında ise CHP’den kopan milletvekillerince kurulan DP ile Türkiye’de çok partili siyasal düzen başladı. 1945-1950 yılları arası dönem CHP iktidarının çok partili yılları olarak tarihe geçerken, 1950-1960 yılları arası dönem DP hükümetlerinin iktidar yılları olarak tarihe geçti.
1950 yılında iktidarını DP’ye devreden CHP hükümetleri ile iktidarın yeni sahibi olan DP hükümetleri döneminde siyaset ve ekonomi alanlarında pek çok değişim yaşandı. DP iktidarlarının tatbike koyduğu siyaset ve ekonomi politikası tüm Türkiye’yi etkilediği kadar şehirler açısından da büyük dönüşümleri beraberinde getirdi.
Eserde CHP hükümetleri dönemi Samsun’unun siyasi ve ekonomik hayatının panoraması sunulurken, bu dönem ile DP hükümetleri döneminde uygulanan siyasi ve ekonomik politikalar arasındaki ilişki irdelenmektedir. Özellikle DP’nin uygulamaya koyduğu ekonomi politiğin Samsun yerelindeki izdüşümü araştırmanın temel meselesidir. DP hükümetlerinin ekonomik manada uygulamaya koyduğu yeniliklerin Samsun şehri üzerinde gösterdiği etkinin seçmen davranışlarına ne şekilde yansıdığı, ekonomik gelişmelerin Samsun siyasetini nasıl yönlendirdiği çalışmanın yanıtlamaya çalıştığı sorulardandır.
DP; Samsun yerelinde 1950 ve 1954 genel seçimlerinde seçmen tarafından oldukça yüksek oranda destek görürken, 1957 genel seçimlerinde Samsunlu seçmenden aldığı destek azaldı. DP’nin siyaseten yaşadığı bu düşüşün şehrin iktisadî alandaki durgunluğu ya da olumsuz seyriyle bir bağının bulunup bulunmadığı tartışılan önemli meseleler arasındadır.
1945-1960 yılları arasındaki Samsun’un siyasal ve ekonomik gelişmelerini konu edinen bu çalışma, şehir tarihine yapılan atıflarla Samsunlu seçmenlerin siyasal davranış biçimlerini de anlamlandırmaya çalışmaktadır.
₺910,00
KİTAP TANITIMI
Türkçe – Arapça Konuşma Kılavuzu
Bu kitap, Türkiyede yaşayan başta Suriyeliler olmak üzere tüm Arap öğrenciler için yardımcı bir kitap niteliği taşımaktadır. Kitapta günlük yaşamda sıklıkla kullanılan Türkçe kalıp ifadelere yer verilmiştir. Böylelikle daha rahat iletişim kurulması ve Türkçenin hızlı bir biçimde öğrenilmesi amaçlanmıştır. Türkçe-Arapça Konuşma Kılavuzunda günlük işlerinizde karşılaşabileceğiniz durumlar için örnek diyaloglar içeren 21 tema bulunmaktadır. Her temanın sonunda, diyaloglarda geçen ve öğrenilmesi beklenen sözcük ve kalıp sözler özetlenmiştir. Tanışma, tanıştırma ve adres sorma gibi temel iletişim durumlarının yanı sıra restoran, pastane, kasap, manav, hastane, eczane, otel, banka, müze ve otogar gibi mekânlar için örnek diyaloglar oluşturulmuştur. Ayrıca kitapta öğrenci işlerinden belge isteme, kargo gönderme ve ev kiralama gibi birçok durumu kapsayan farklı temalar yer almaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Kitâb-ı Beyân-ı Sınâ‘ât
Ebû’l- Fazl Hubeyş bin İbrâhim bin Muhammed el-Mütetabbib et-Tiflîsî tarafından Farsça yazılan eserin H.956/M.1549-1550 tarihli Türkçe tercümesi bu kitabın inceleme konusunu oluşturmaktadır. Tıp, kimya, simya gibi farklı alanlarla ilgili konuları içeren “Kitâb-ı Beyân-ı Sınâ‘ât”, değerleri taşlardan nesnelerin boyanmasına, çeşitli renklerin elde edilmesinden mürekkep yapımına, kağıttan yazının giderilmesinden bitkilerin yararlarına, hayvanlara ait tesir ve meziyetlerden illüzyon oyunlarına, şarap yapımından elbise temizliğine, kılıç, bıçak, süngü gibi silahlara su verilmesinden deri tabaklanmasına, cinsel yaşamdan hamileliğe kadar birçok konuyu ihtiva eden ansiklopedik bir eserdir. Eser, içerdiği konular ve sahip olduğu söz varlığıyla gerek bilim tarihi gerek tıp tarihi gerekse de sözlük bilimi açısından önemli veriler sunmaktadır.
₺700,00
KİTAP TANITIMI
Kalkınma ve Kırsal Kalkınma
Ekonomik olarak ileri bir seviyede olmak isteyen ülkeler çeşitli ekonomik atılımlarda bulunurlar. Bu doğrultuda ülkeler hem sanayi hem de tarım kesimindeki üreticilere çeşitli destekler sağlamaktadır. Üretici kesimine verilen ekonomik desteklerle birlikte ülkelerin gelir seviyelerinde bir artış gözlemlenmektedir. Ülkeler tarafından üreticilere kaynak tahsisinde bulunurken faklı kaynaklardan yararlanırlar. Ülkeler üreticilere kaynak kullandırırken sadece ulusal kaynak kullandırmakla sınırlı kalmamakla birlikte uluslararası kaynakların kullanılması açısından da üreticilere destek vermektedir. Yapılan ekonomik atılımlarla ülkelerde büyüme olgusu gerçekleşmektedir. Yaşanan büyüme ile ülkelerin gelişmişlik seviyesinde de olumlu sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Bu kitap kalkınma ve kırsal kavramlarını ele alınmakta ve Türkiye’deki kırsal kalkınma uygulamaları, kalkınma politikaları ve kırsal kalkınmaya destek olan kuruluşları incelemektedir.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
GÜNCEL YAKLAŞIMLARLA KALİTE VE KALİTE YÖNETİM SİSTEMLERİ
21. yüzyıldaki gelişmeler, işletmeleri bir taraftan maliyet azaltmaya diğer taraftan da pazar içerisinde rekabet mücadelesine doğru itmektedir. İşletmelerin böyle zorlu bir ortamda hedeflerine ulaşabilmeleri için odaklanacakları anahtar araç Kalitedir. Kalite kavramının işletmelerde iyi bir şekilde anlaşılıp uygulanması önemli bir husustur. Bu noktada yöneticilerin kalite yaklaşımlarını ve araçlarını benimsetip işletme çapında yaygınlaşmasını sağlamaları gerekmektedir. Aynı zamanda kalite konusundaki yeni yaklaşımlar ve yeni teknolojilerin de takip edilmesi kurumun pazardaki var olma mücadelesine katkıda bulunacaktır.
Bu kitapta, kalite felsefesi, kalite kontrol, kalite güvence, standartlar ve standardizasyon ile ilgili temel kavramlar anlatılmaya çalışılmıştır. Özellikle üzerinde durulan konu kalite yönetim sistemleri ve bu konudaki güncel sürümün getirdiği risk temelli yaklaşımdır. Bu konunun odağı olan ISO 9001:2015 standardının, Yüksek Seviyeli Yapısı ve sistemin entegrasyonu için ihtiyaç duyulan faaliyetler üzerinde durulmuştur. Son olarak günümüze kadar olan süreçte, üretim dönüşümleri ve dördüncü sanayi devrimi ile kalitede meydana gelen değişimlere değinilmiştir.
Bu kitap, kalite konusundaki güncel gelişmeler ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyen öğrencilere, çalışanlara ve akademisyenlere yönelik olarak hazırlanmıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Perakendecilikte Genetik Algoritma İle Depo Yerleşimi
Günümüzde depo operasyonlarının etkin bir şekilde yönetilmesi, firmalara rekabet üstünlüğü sağlamada önemli rol oynamaktadır. Etkin depo yönetimi; maliyetlerin düşürülmesi, müşteri memnuniyetinin artırılması ve dolayısıyla rekabet avantajının elde edilmesini sağlamaktadır. Sipariş toplama işlemini etkin bir şekilde yapabilmek için doğru bir depo yerleşimi yapılmalıdır. Depo operasyonları içerisinde iş gücünün en yoğun olarak kullanıldığı operasyon, sipariş toplama işlemleridir. Depo yerleşim problemi, maliyetleri düşürmek için, toplayıcıların ürün toplama esnasında katettikleri mesafeyi en aza indirmek amacıyla uygun depo yerleşiminin yapılmasını ifade etmektedir.
Bu kitapta sipariş toplayıcılarının hareket meksefesini azaltmak amacıyla depo yerleşim probleminin çözümünde kullanılan yöntemler anlatılmıştır. Problemin çözümü için metasezgisel yöntemlerden genetik algoritma modeli oluşturulmuştur. Model içerisinde uygun değerinin hesaplanmasında ise en yakın komşu kuralı kullanılmıştır. Uygulama aşamasında toplama işlemi yapılırken gezinme ile harcanan sürenin azaltılması için uygun depo yerleşiminin yapılması probleminin etkin bir şekilde çözümlenmesi amaçlanmıştır.
Uygulama sonucunda modelin başarılı olduğu, mevcut yerleşime kıyasla iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Uygulanan model, mevcut depo yerleşimine göre katedilen toplam mesafede %18,73 oranında bir azalmayı sağlamıştır. Geliştirilen model ile depolarda büyük ölçekli depo yerleşim problemlerinin çözülmesi amaçlanmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Bir Kaos Coğrafyası ORTADOĞU
Ortadoğu, geçmişten günümüze farklı inançların, etnik kimliklerin ve siyasal yapıların bir arada yaşadığı kaotik bir bölgedir. Bölge küresel güçler, rejimler, örgütler, sınırlar, diller, inançsal ve etnik farklılıklar arasında çok yönlü etkileşim ve çatışmanın yaşandığı bir kaos coğrafyadır. Bu nedenle bölge, Foucault’nun tanımladığı anlamda, farklılıkların ve karşıtlıkların aynı mekânda var olduğu bir heterotopya alanı olarak değerlendirilebilir. Bu heterotopik alan tarih boyunca birçok çatışmaya sahne olmuştur. Ortadoğu’da bu çatışmalar, aynı inanç ve etnik gruplar arasında olduğu gibi farklı din ve kimliklere mensup topluluklar arasında da meydana gelmiştir. Mevcut koşullar göz önünde bulundurulduğunda, Ortadoğu’daki çatışmaların yakın gelecekte sona ermeyeceği, aksine uzun bir süre daha devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır.
₺360,00
KİTAP TANITIMI
Yeni Başlayanlar İçin BANKACILIK
Globalleşen dünyada, finansal sistem ve işleyişi gittikçe artan oranda karmaşık hale gelmeye başladı. Sıklıkla yaşanan finansal krizler de herkesin dikkatini finansal piyasalar ve işleyişi üzerine yoğunlaştırdı. Özellikle bankalar, finansal sistemin en önemli kurumları olarak başı çekerken ister istemez ön plana çıktı. Artık ekonomi denince de akla maalesef, neredeyse finansal sistem ve bankalar gelmeye başladı. Reel ekonomi ikinci plana itildi. Oysa reel ekonomi olmadan finansal sistemin varolması mümkün değil. Bu çalışmada doğal olarak bu konuyu tartışmadık. Ama en
azından bir not düşmek istedim.
Amacımız finansal sistemin işleyişi ve bankaların bu sistem içindeki yeri ve fonksiyonlarını ortaya koymaktı. Bunun için birinci bölümde Finansal sistem ve işleyişi üzerinde durduk. İkinci bölümde ise bankaların işlevleri, yaptığı işler, düzenleyici ve denetleyici kurumlarla ilişkilerini tartıştık. Üçüncü bölümde teknik olarak bankaların mali tablolarını gösterdik, nihayet son bölümde ise bankaların işleyişleri çerçevesinde karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çektik. Böylece aktif-
pasif yönetimine de bir giriş yapmış olduk.
KİTAP TANITIMI
OBEZİTE VERGİSİ TEORİ VE DÜNYA UYGULAMALARI
Günümüzde hızla yaygınlaşan obezite sorunu, bireylerin yaşam standartlarını düşüren, çeşitli hastalıklara yakalanmasına neden olan ve ölüm riski oranlarını artıran bir sorun haline gelmiştir. Gelişmiş ve gelişmiş birçok ülkede obezite oranları hızla artmaktadır. Bu artış eğilimi sonucunda ise obezitenin neden olduğu ekonomik ve sosyal maliyetler de artmaktadır. Bu maliyetlerin telafisi ve bireylerin sağlıklarının korunması için kamu politikaları geliştirme gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda, obezite ile mücadele amacıyla özel bir vergi politikası ile özel bazı vergi araçları kullanılabilmektedir.
Bu çalışma, obezite sorununu tıbbi, ekonomik ve sosyal bir bakış açısıyla değerlendirmektedir. Obezite sorununun çözümüne ilişkin ekonomik ve mali çözümler sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda literatürde obezite vergisi adı ile anılan çeşitli şekillerde uygulanan gıda ve içecek vergilerinin etkinliği ve uygulanabilirliği üzerinde durulmaktadır.
₺275,00