KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Modernleşme ve Gelenek Arasında Türk Romanında Gündelik Hayatın Yeniden İnşası (1870-1901)
₺550,00 -

Repertuvardan Seçme Örneklerle Dikte Çalışmaları – 1
₺440,00 -

Erkin Azam’dan Seçme Hikâyeler
₺440,00 -

Genel Klimatoloji: Atmosfer, Hava ve İklimin Temelleri
₺715,00 -

Early Modernist British Poetry and the Avant-garde: From Theory to Practice
₺260,00 -

Algoritmik Aklın Yükselişi
₺845,00 -

International Security and Terrorism
₺250,00 -

Belediyelerde Sayıştay Denetimi
₺700,00 -

Klimatoloji ve Meteoroloji
₺1.300,00 -

The Struggle to Say “I” A Bilingual Journey of Womanhood, Resilience, and Poetry
₺280,00 -

Avrupa Savunma Ajansı
₺220,00 -

Biyocoğrafya Bir Paleocoğrafya ve Ekoloji Yaklaşımı
₺780,00 -

Japonca Dilbilgisi Yapılarının Anlam ve Kullanımları
₺300,00 -

Amerikan Board Misyonerlerinin Balkanlar ve Ortadoğu Coğrafyasındaki Anatomisi (1820-1923) Cilt II
₺1.100,00 -

Türkçede Kalıp Sözler
₺520,00 -

ADLİ GÖRÜŞME: AMAÇ, YÖNTEM VE TEKNİKLER
₺275,00
KİTAP TANITIMI
ANTHROPOLOGY AND THE CLASSICS
To gather impetus for our imaginative leap into the classical period we start, it is true, from the cave-man, but have already crossed the threshold in arriving at the Cretan. Homer, Hesiod, Herodotus—the claims of these to rank as classics are not likely to be assailed. There remain the Roman subjects, magic and lustration. In what sense are they classical? Now, to use the language of biology, whereas Greek literature is congenital, Roman literature is in large part acquired. Therefore it includes no ‘songs before sunrise’; for it the ‘father of history’ cannot be born again. Spirit no less than form is an importation. In particular, the magico-religious beliefs of Latium have lost their hold on the imitator of Greece and the Orient. Yet primal nature will out; and the Romans, moreover, were a pious people who loved to dwell on their origines. To appreciate the greatest of Latin classics, Virgil—to glance no further afield—one must at least have gained the right to greet him as fellow-antiquary. For the rest, these essays profess to be no more than vindemiatio prima, a first gleaning. When the harvest has been fully gathered in, it will then be time to say, in regard to the classics both of Greece and of Rome, how far the old lives on in the new, how far what the student in his haste is apt to label ‘survival’ stands for a force still tugging at the heart-strings of even the most sophisticated and lordly heir of the ages.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
KURAM VE YAKLAŞIMLAR ÖZELİNDE BENLİK
Mevlana’ya sorarlar: “O kadar okur, o kadar yazarsın, peki ne bilirsin?” Mevlana bu soruya asırlık bir yanıt verir: “Haddimi bilirim!” Haddini bilmek, özellikle içinde bulunduğumuz kültürün bakış açısıyla yaklaştığımızda kulağa ne kadar da korkutucu geliyor değil mi? Oysa biraz kritik edildiğinde ardındaki mana daha net ortaya çıkmakta. Haddini bilmek… Güçlü ve zayıf yönlerimizi bilerek ve kendimizi sevgiyle kabul ederek… Sınırlarımızı zorlayıp potansiyelimize ulaşarak, neyi başarıp neyi başaramayacağımızın farkına vararak.
İnsan, varoluşundan itibaren öncelikle kendisini sonra da başkalarını tanımaya ve anlamaya çalışır. Hayatın en heyecan verici, belki de en zorlu macerası olan “kendini bilmek” bizi psikolojideki en eski ama bir o kadar da güncel olan “Benlik” kavramına götürür.
Psikolojideki farklı kuram ve yaklaşımlara göre benlik kavramının detaylı olarak ele alındığı bu kitapta, alan yazında çalışılan bazı benlik kavramlarına yer verilerek, bu kavramların iş hayatı ve öznel mutluluk üzerine etkileri tartışılmıştır. Her bir kuramın ve yaklaşımın insan doğasına olan farklı bakış açıları, benlik algıları özelinde karşılaştırılıp kritik edilerek nihayetinde bir senteze ulaşılmaya çalışılmıştır. Kitabın sonunda bireyin mutluluğu üzerinde çok büyük etkisi olan pozitif benlik kavramına da değinilmiş ve pozitif bir benlik algısına sahip olabilmek adına alan yazın çerçevesinde birtakım önerilere yer verilmiştir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Bursalı Muhammed Âkif Efendi ve Mevlidi Mir’ât-ı Muhammedî
Mevlitler, İslamiyet’in kabulünden itibaren Türk şairlerinin oldukça rağbet ettiği bir nazım türü haline gelmiş, müellifler Hz. Peygamber’e duydukları sevgi ve hürmeti ifade etmek için pek çok türün yanında mevlitlerden de istifade etmişlerdir.
Türk edebiyatında yüzden fazla şairin mevlit yazdığı bilinmekte, bu metinler peyderpey ilim dünyasına kazandırılmaktadır. 19. yüzyılda kaleme alınan ve toplum tarafından sevilerek kabul görmüş, günümüzde de okunmaya devam edilen mevlitlerden biri de Bursalı Muhammed Âkif Efendi’nin Mir’ât-ı Muhammedî adlı mevlididir.
Âkif Efendi’nin genç yaşta vefat etmesine rağmen eserlerinden hareketle şiirle oldukça ilgilendiği; şiir bilgisine vâkıf, divan şiiri geleneği çerçevesinde şekil, vezin ve mazmunlara hâkim, dinî ve tasavvufî açıdan pek çok bilgiye hâiz olduğu görülmektedir. Mesnevi nazım şeklini kullandığı mevlidinin haricinde tespit edilen gazel, murabba, kaside, muhammes, müsemmen, muaşşer ve terkib-i bend nazım şekilleriyle kaleme aldığı şiirleri de mevcuttur. Genelde Allah aşkı, peygamber ve ehl-i beyt sevgisi konularını işlediği naat, mersiye ve münacatlarında dilinin nispeten ağır olmasına rağmen mevlidinde oldukça sade bir dil kullanması da farklı tarzlarda eserler verebildiğini göstermektedir.
Bu çalışmada ise daha önce tespit edilmemiş bir nüsha üzerinde çalışma gerçekleştirilmiş, bilinen “Veladet” kısmının yanı sıra “Mirâc”, “Vefât-ı Hazret-i Muhammed” ve “Vefât-ı Hazret-i Fâtımâ” olmak üzere üç bölümü daha olduğu gösterilmiş, böylece mevlidin tam metni oluşturulmuştur. Aynı zamanda eserin adı üzerine ve birinci bölümdeki Süleyman Celvetî tesirine de ilk kez değinilmiştir. Özellikle ilk bölümde müellifin Celvetî’nin mevlidinden etkilendiği fakat adı geçen bu üç bölümün ise tamamen telif olduğu görülmüş; bununla birlikte ele alınan nüshada klasik edebiyat etkisinde kaleme alınmış gazel, muhammes, kaside gibi nazım şekillerinin kullanıldığı başka şiirlere de rastlanmıştır. Elde edilen yeni metin ile bilinen diğer nüshalar arasındaki farklılıklar edisyon kritik ile tespit edilmiş, eserin tamamı transkripsiyon alfabesi ile Latin harfleri aktarılmıştır. Ayrıca Bursalı Âkif Efendi’nin mevlidi ve diğer tüm şiirleri şekil, muhteva ve dil bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Bruno Etienne Sosyolojisinde Müslüman Toplum
Bruno Etienne’in sosyoloji çalışmalarını ve özellikle Müslüman toplumlara bakış açısını ele alan bu eserde, yazar Batı merkezli sosyolojik yaklaşımların eleştirisini ve İslam toplumlarına özgü sosyolojik analizleri sunmaktadır. Kitap, Batının İslam toplumları üzerindeki egemen bakış açısını sorgularken, bu toplumların kendi iç dinamiklerini ve Batı ile olan etkileşimlerini de incelemektedir. Bruno Etienne’in geniş çaplı analizleri, Müslüman toplumları anlama konusundaki benzersiz yaklaşımını yansıtmaktadır. Etienne’in çalışmaları, din, laiklik ve toplumsal uyum gibi konulara odaklanırken, Fransa ve Kuzey Afrika’daki Müslüman topluluklar üzerine yaptığı araştırmalarla da bilgi sağlamaktadır. Dr. Neslihan Er tarafından kaleme alınan bu eser, akademik ve ilgili tüm okurlar için değerli bir kaynak niteliği taşımaktadır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Kars’ta “Hayat”
Kars, Türkiyenin doğusunda, kendi kaderine terkedilmiş, sınırda olan ama sınır kapısı olmayan, evin tozlu kalmış köşesi gibi duran hüzünlü şehir. Hüzünlü dediğime bakmayın eğlenceli, kalender, bizim gördüğümüz o hüznü ve eksiği görmeden kendi içinde dayanışarak yaşayan insanların olduğu bir şehir. Tarihinde savaşlar, işgaller görmüş sonra da elinde kalanlarla yeniden ayağa kalkmış bir şehir. Farklı dinler ve farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bu şehirdeki insanlara bakmak için gittim, Hayatların içinde farklı grupların birbirlerini kabullenmesini, kaynaşmasını gördüm. Kan karışması dedikleri bu birliktelikleri ile ilgili yazıklarımı bir antropolog gözüyle size sunuyorum.
KİTAP TANITIMI
Ekonomi-Politik Araştırmalar
Eskiden olduğu gibi günümüzde de sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve ekonomik kalkınmanın nasıl gerçekleştirileceği konusu ülkelerin ilgilendiği temel konuların başında gelmektedir. Kuşkusuz bu durum politika yapıcıları ve uygulayıcılarını ilgilendirdiği gibi konuyla ilgili bilimsel çalışmalar sonucunda politika önerilerinde bulunacak araştırmacıları da yakından ilgilendirmektedir. Farklı üniversite ve kurumlardaki araştırmacıların katkısıyla hazırlanan bu eser de söz konusu amaç için hazırlanmıştır. Zira eser, tasarruf, dış yardımlar, petrol fiyatları, yoksulluk, yenilenebilir enerji ve politik istikrar gibi bazı konuların ekonomi ve politik açıdaki değerlendirmesini ve bu değerlendirmeler çerçevesindeki bazı politika önerilerini kapsamaktadır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Salnamelerinde Zonguldak
Zonguldak, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte yalnızca bir maden bölgesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin sanayileşme hikâyesinin başladığı yerlerden biridir. Taşkömürü havzası sayesinde ülke ekonomisinin belkemiğini oluşturan bu şehir, hem imparatorluk döneminde hem de genç Cumhuriyet’in ilk yıllarında stratejik bir öneme sahip olmuştur.
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi salnameleri şehirlerin idarî, sosyal ve ekonomik tarihiyle ilgili son derece değerli bilgiler ihtiva etmektedir. Bu nedenle, çalışmada Kastamonu ve Bolu salnameleriyle birlikte Maarif, İlmiye, Ticaret ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Salnamelerinin Zonguldak’a dair kısımları bir araya getirilmiş ve günümüz Türkçesine çevrilmiştir.
Elde edilen veriler, kömürle özdeşleşen Zonguldak’ın yalnızca bir sanayi merkezi değil; eğitim, kültür, idare ve toplumsal yaşam yönleriyle de zengin bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca bu bilgiler Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte nüfus yapısı, eğitim kurumları, ticari faaliyetler, madencilik ve yerel yönetim gibi pek çok alanda Zonguldak’ın geçirdiği dönüşümü gözler önüne sermektedir.
₺750,00
KİTAP TANITIMI
100 Soruda Kazakistan
Kazak Türklerinin tarihi, kültürel değerleri, coğrafyası, ekonomisi, ticareti, eğitim sistemi, yönetim yapısı ve diğer ülkelerle olan siyasi ilişkileri gibi pek çok konuda okuyucuları aydınlatacak bilgileri bu kitapta bulmak mümkündür. Kitabın yazarları Kazakistan dâhil diğer Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde uzun süre yaşamış, edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini basılı kaynaklar ile birleştirerek bu kitabı meydana getirmişlerdir. Geniş bir kaynakçaya sahip olan bu kitapta aslında 100 soruya verilen cevaptan daha fazlası vardır. Kazakistan’daki günlük hayata ilişkin tavsiyelerin yanında şehirlerdeki ulaşım, metro, havaalanı ve ulaşım araçları gibi yararlı bilgilere de yer verilmiş, Kazakistan’ın coğrafyası, yüzölçümü, iklimi, nehirleri gibi coğrafi unsurlara da değinilmiştir. Coğrafi unsurlar anlatılırken tarihi ve kültürel olaylarla da ilişki kurularak kitaba disiplinlerarası bir bakış kazandırılmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
2024 Yılı Bitlis Kalesi Kazısı ve Buluntuları: Han Sarayı
Şehir merkezinde hâkim bir konumda bulunan Bitlis Kalesi, kentin tarihi ve kültürel belleğine dair önemli verilere sahiptir. Günümüzde de kazı çalışmalarının devam ettiği kalede tarihi, sosyo-kültürel, ekonomik açıdan şehrin geçmişine ışık tutacak bilgilere ulaşılmıştır. Tarihi kaynaklardan özellikle 17.yüzyılda kalede “Han Sarayı” olarak adlandırılan büyük bir sarayın varlığı bilinmektedir. Nitekim 2024 yılı kazı çalışmalarında bu sarayın tamamen gün yüzüne çıkartılması ve mevcut verilerle değerlendirilmesi hedeflenmiştir. 2024 yılı Bitlis Kalesi kazı çalışmalarında “Han Sarayı”nın tamamı gün yüzüne çıkartılmıştır. Günümüze kadar yapılan kazı çalışmalarında sınırlı verilerle çıkarım yapılabilen Han Sarayı’nın 2024 yılı kazı çalışmalarıyla birlikte inşasından sonraki dönemlerdeki yerleşim hareketliliklerine kadar olan süredeki evrelerine dair çeşitli verilere ulaşılmıştır. Bu verilerin Bitlis Kalesi yerleşimi yanı sıra tarihi öneminin anlaşılmasında büyük bir yere sahip olduğu aşikardır.
KİTAP TANITIMI
CONTEXTUAL VULNERABILITIES APPROACH TO UNDERSTAND VICTIMIZATION IN CYBERSPACE
Economic cybercrime is one of the unwelcomed consequences of unprecedented intrusion of the Internet in our daily lives. Academic interest in understanding the causes and adverse impacts of cybercrime is growing. Opportunity perspective, which perceives individuals’ daily routines and lifestyles as the primary facilitator of victimization, has been widely applied as a theoretical and conceptual framework in cybercrime victimization research. However, this approach put the responsibility of the victimization on victims explicitly, which hampers the application of crime prevention and reduction efforts. This book presents the Contextual Vulnerabilities approach based on the significant findings of a doctoral study conducted at Durham University in the United Kingdom. Contextual vulnerabilities approach posits that cybercrime victimization is the outcome of the confluence of contextual factors that are mostly beyond victims’ control. This approach presumes that controlling individual (micro-level), macro-level and socio-cultural vulnerabilities may prevent cybercrime victimization. Though the preliminary goal of this book is to provide a new theoretical perspective to scholars researching victimization in cyberspace, I hope the wider audience would find it informative.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
Kemalpaşa Dağı’nda Fiziki Coğrafya ve İklim-Ağaç Büyüme İlişkisi Üzerine Araştırmalar
“Kemalpaşa Dağı’nda Fiziki Coğrafya ve İklim-Ağaç Büyüme İlişkisi Üzerine Araştırmalar” başlıklı bu kitap, İzmir ili sınırları içinde bulunan Kemalpaşa (Nif) Dağı’nın fiziki coğrafya (jeoloji, jeomorfoloji, iklim, hidrografya, toprak ve bitki örtüsü) özellikleri ile dağın yüksek kesimleri için iklim-ağaç büyüme ilişkisinin incelendiği bir araştırma kitabıdır. Kitap giriş ve sonuç bölümleri hariç iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Kemalpaşa Dağı’nın fiziki coğrafya özellikleri birbirleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise dağlık alanın yüksek kesimlerinde dağılış gösteren karaçamların yıllık halka genişliklerini (çap büyümesini) sınırlandıran ya da teşvik eden iklim (sıcaklık ve yağış) faktörleri ve 1950-2019 dönemi boyunca sıcaklık ve yağış değerlerinde meydana gelen değişimlere bağlı olarak 35 yıllık pencereler (periyotlar) şeklinde karaçam ağaçlarının gelişimi için sınırlayıcı veya destekleyici (teşvik edici) iklim faktörlerinin zaman içindeki değişimi ve/veya kararlılığı belirlenmiştir.
Kemalpaşa Dağı’nda iklim-ağaç büyüme ilişkisinin belirlenmesinde dendrokronoloji ve alt dallarında uygulanan yöntemlerden faydalanılmıştır. Dendrokronoloji, ağaçların yıllık halkalarına dayanarak yaş saptama bilimi olarak tanımlanmaktadır. Ağaçların tarihlendirilmesi olarak da ifade edilen dendrokronoloji ile aslında bu tanımlamanın çok ötesinde, geçmiş ile ilgili dikkate değer ve önemli bilgilere ulaşılabilmektedir. Çünkü ağaçlarda her yıllık halkanın büyümesi sırasında, ağacın içinde bulunduğu çevresel koşullar ve meydana gelen doğal ya da beşeri olayların etkileri, ağaçlar tarafından adeta kayıt altına alınmaktadır. Bu yöntemin kullanılması coğrafi süreçlerin ve problemlerin anlaşılması/çözümü bakımından da önem taşımaktadır. Bu nedenle dünyada coğrafyacılar ve birçok bilim dalındaki uzmanlar çeşitli konulardaki araştırmalarında dendrokronolojinin yönteminden yararlanmaktadır.
₺585,00
KİTAP TANITIMI
Görsel İletişimde Disiplinlerarası Yaklaşımlar
İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyılın ortaya çıkardığı teknoloji, üretim süreçlerini kökten değiştirmiş ve insanları büyük veri yığınları ile baş başa bırakmıştır. İnsanlara her yönden gelen verinin, enformasyonun ve bilginin insan tarafından algılanması ve buna göre bir davranış ortaya koyması kültürün şekillenmesinde önemli bir boyut haline gelmiştir. Ortaya çıkan hızın getirisi, görsel kavramını hayatımızın her alanına sirayet ettirmiş ve iletişimin en önemli yapı taşlarından birisi haline gelmesine yol açmıştır. Tarih, turizm, sanat tarihi, grafik tasarım, sinema, radyo ve televizyon, halkla ilişkiler ve diğer sosyal bilimlerin alanları ile sanat disiplini içinde bulunan diğer tüm alanların bir arada ve ilişkili düşünülmesi ve yapılan çalışmalarda birbirlerine kesişim noktaları üzerinden disiplinlerarası bir yaklaşımla bilimsel çalışmaların yapılması, bu kitabın ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
₺890,00
KİTAP TANITIMI
1980-1990 Dönemi Türk Siyasal Sürecinde ANAP ve ANAP Seçmen Profili
Bu çalışma Anavatan Partisi’nin (ANAP) 1983 seçimlerinde kazandığı başarının 1980-90’lar Türkiye Siyasal hayatı içindeki anlamını kavramaya çalışmaktadır. Bu süreçte iki dönem üst üste tek başına iktidarı kazanan partinin genel başkanını ve seçmeninin özelliklerini çalışmanın merkezi problemi olarak ele alıyoruz.
Partinin kurucu genel başkanı olarak Turgut Özal, Türk siyasal hayatı içinde önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle 12 Eylül 1980 darbesinin sona erdirdiği sivil siyaset içinde Özal’ı değerlendirmeliyiz. Her şeyden önce 1980’de başlayacak olan yeni ekonomik düzenin baş aktörü olarak gördüğümüz Özal, darbe sonrası siyasal kadrolar içinde yer almıştır. Bu ekonomik politikanın sürdürücüsü olarak darbecilerin kararını ve Özal’ın rolünün sürekliliğini görüyoruz.
Bu görünüme tezat olan işleyiş ise Özal’ın ekonomi yönetiminden ayrılmasıyla başlıyor. Yeni dönemde sivil siyasal hayata geçilirken, Turgut Özal, askeri yönetimin uzantısı görünümündeki partilerin aksine “sivil” bir siyasal hareket başlatmak iddiasıyla Anavatan Partisi’ni kurmuştur. 12 Eylül yönetiminin aleyhte propagandaları ANAP’ın iktidarı kazanmasında şaşırtıcı bir etki yapmıştır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
L’homme et son tragique: l’humanisme dans la Peste d’Albert Camus
La tentative littéraire et philosophique d’Albert Camus reste sûrement parmi les plus originales du XXème siècle. En se donnant comme motif primordial de concevoir l’homme dans sa quête et son besoin du bonheur et la vie dans sa finitude, il se propose de fonder un nouvel humanisme libertaire, individuel, collectif et cosmique et ceci contre tout ce qui nie l’homme -absurde- en tendant à l’écraser.
Le fil conducteur de toute son oeuvre se rapporte ainsi à une lucidité tragique qui n’interdit pas l’exigence d’humanité. Son souci est d’abord d’identifier l’inhumain et de dénoncer ensuite la tyrannie du mal et l’abondance du malheur qui ne se caractérisent que par l’absurde. Il cherche donc à créer un certain ‘royaume de ce monde’, à fonder enfin l’humain sur les deux nouveaux concepts –révolte et amour- en proposant un nouvel humanisme méditerranéen’ inédit jusqu’alors.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
The Erotic Motive in Literature
There is no form or species of literature that may not be interpreted by psychoanalytic methods. Be the author ever so objective, no matter how much he has sought to make his personality intangible and elusive, there are means, with the aid of clues, of opening up the barred gates of his soul. Men like Flaubert and Merimée, who believed in the impersonal and objective theory of art and who strove deliberately to conceal their personalities, failed in doing so. Their presence is revealed in their stories; they could not hold themselves aloof. It is true we have been aided by external evidence in learning what methods they employed to render themselves impersonal; the real Merimée and Flaubert, however, were made to emerge by the help of their published personal letters. It matters not whether the author writes realistic or romantic fiction, autobiographical or historical tales, lyric or epic poems, dramas or essays, his unconscious is there, in some degree.
But in a field which is largely new, it is best to take those works or species of writing where the existence of the unconscious does not elude our efforts to detect it. Therefore, much will be said in this volume of works where there is no question that the author is talking from his own experiences, in his own person, or where he is using some character as a vehicle for his own point of view. Such works include lyric poetry which is usually the personal expression of the love emotions of the singer. Burns, Byron, Shelley, Keats and Swinburne have left us records of their love affairs in their great lyric poems. Most of these were inspired by frustration of love, and were the results of actual experiences. And though much is said in them, other facts may be deduced.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Mehmet Cemil Pekyahşinin Vecize Dünyası ve Beşinci Kitap
Edebiyat tarihlerinde bugün ismine rastlayamadığımız fakat yaşadığı dönemde makaleleri ile Fransız basınında yer alan gazeteci, şair, yazar Mehmet Cemil Pekyahşi özellikle vecize edebiyatında dikkate değer bir isimdir.
Pekyahşi vecizelerini 1918-1922 yılları arasında Vecizeler Birinci Kitap, İkinci Kitap, Üçüncü Kitap, Dördüncü Kitap adlarıyla yayımlar. Eski harflerle yayımlanan bu metinlerden başka Vakit gazetesinde 1941 yılından vefat ettiği 1950 yılına kadar binlerce vecize yayımlamıştır.
Amacımız Vakit sütunlarında dağınık halde duran bu vecizeleri -yazarın diğer vecize kitaplarına verdiği adlardan mülhem- Beşinci Kitap adıyla bir araya getirerek onları gün ışığına çıkarmak ve Mehmet Cemil Pekyahşiyi günümüz okuruna hatırlatmaktır.
Keder sıhhatin zehridir.
Adilin derdi büyük olur ama Allah kurtarır.
Üç israfımız var: Zaman, sıhhat ve para.
Arsız söz müfsit kalbe delalet eder.
Dünya binenlerle taşıyanlardan mürekkeptir.
Kalem kılıçtan kuvvetli müdafaa ve terbiye aletidir.
Bazılarının bedbahtlığı kendi ahlaklarının tabii neticesidir.
Bir muharririn eseri ebedî olur da kendi nasıl fani olur?
Şahsın iktidarı servetidir. Cemiyetin iktidarı ilim, irfan ve sanattır.
Kader ve talih felaket zamanlarında hatalarımıza verdiğimiz isimlerdir.
₺780,00
KİTAP TANITIMI
İş Yaşamına Manevi Bakış
Bu çalışma, iş yaşamında manevi bakışı ele almak üzere gerçekleştirilmiştir. Günümüz modern iş yapısı içerisinde kendini gösteren yüksek stres, küreselleşme ile beraber risklerin, rakiplerin ve çevresel belirsizliklerin artması, giderek daha yalnız-içine kapanmış bir toplum yapısının oluşması iş yaşamında manevi ihtiyaçların artmasına zemin hazırlamıştır. Bu kapsamda çalışmada ilk olarak örgütsel maneviyat kavramı detaylı olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Kişisel ya da örgütsel düzeyde maneviyatın yaratabilmesinde ise en önemli rolün yöneticilerde\liderlerde olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla örgüt içerisinde maneviyatın yaratabilmesi için yöneticilerin\liderlerin çalışanı manipüle etme, emirler verme, otorite ile işleri yönetme gibi eski yöntemlerden uzaklaşması gerekmektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde yönetici ya da liderlerin çalışana sevgi duyan, değer odaklı, vizyon yaratan, amaç ve anlam aşılayan, aidiyet hissi oluşturan ruhsal liderlik anlayışını benimsemeleri gerektiği üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ruhsal liderlik yaklaşımı detaylı olarak ele alınmıştır.
₺230,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’de Yeniden Çeviribilim
Yeniden çeviri kavramı, günümüzde çeviri piyasası dinamiklerini hem şekillendiren hem de bu dinamiklerden etkilenen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Türk edebi dizgesinde özellikle 2010’lu yıllardan itibaren yeniden çevirilerin sayısında görülen artış, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturuyor.
Modernist edebiyatın yeniden çevirilerine odaklandığımız bu çalışma, yeniden çevirilerin ürün ve süreç olarak ayrı ayrı değerlendirmesini içeriyor. Bu değerlendirme sonucunda, yeniden çeviri araştırmalarının dayandırıldığı yeniden çeviri hipotezinin günümüz dinamiklerini açıklamadaki yetersizliğinden yola çıkarak, yeniden çevirilerin güncel durumunu açıklamak üzere alternatif bir yeniden çeviri hipotezi ileri sürüyoruz.
Yeniden çeviribilimi, bağımsız bir alan olarak düşünürken, Türkiye’nin bir “yeniden çeviri cennetine” dönüşümünü de mercek altına alan bu çalışma, yeniden çeviriye hem kuramsal hem de uygulamaya yönelik farklı kapılar aralıyor.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
DEMOKRAT PARTİNİN KADIN MİLLETVEKİLLERİ
“Bana öyle geliyor ki mecliste 7 kadın mebus yerine 70 tane olsaydı hadiselerin daha fazla arzu edilir şekilde var olması mümkündü… Siyasi hadiseler cemiyetin içindeki oluşlara tabidir. Böylece belki daha insaflı bir muhalefet ve bunun neticesi olarak da daha basiretli bir iktidar olabilirdi…Kararınızı verirken analarınızı düşünmenizi isterim…”
Avukat Süreyya Ağaoğlu
Bu eser, Türk kadınının siyasi haklarını elde etme mücadelesinden başlayarak1950-60 sürecinde Demokrat Parti çatısı altında siyasete atılan dokuz kadın milletvekilinin TBMM’deki faaliyetlerini ve bu milletvekillerinin 1960 darbesi sonrasında yaşadıklarını ele almaktadır. Bu vekiller Nazlı Tlabar, Nuriye Pınar, Aliye Temuçin Coşkun, Edibe Sayar, Perihan Arıburun, Ayşe Günel, Hilal Ülman, Arife Necla Tekinel ve Emine Piraye Levent’tir. Aliye Temuçin Coşun ve Edibe Sayar dışındaki yedi kadın milletvekili Yassıada’da yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmışlardır.
Kadın milletvekillerinin meclisteki çalışmalarının kendi meslekleri ve uzmanlık alanlarıyla ilgili konular etrafında şekillendiği görülür. Kimi gazeteci, kimi ev kadını, kimi öğretmen olan bu kadınların ortak kaderi Yassıada olmuştur. Darbe sonrası kurulan Yüksek Adalet Divanı’nca, Yassıada’da verilen kararlar Türk siyasetini derinden etkilemiş ve bugünü şekillendirmiştir. Eserin amacı, meclisteki çalışmaları ve Yassıada’daki savunmaları ile bugünü şekillendiren kadın milletvekillerinin yaşadıklarını ortaya koymaktır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Kazan – Ankara Hattı
Kazan–Ankara Hattı: Çok Kutuplu Dünyada Rusya–Türkiye İlişkileri ve Paradiplomasi, değişen uluslararası sistemde Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkileri paradiplomasi perspektifinden ele almaktadır. Çalışma, Kazan ve Ankara arasındaki etkileşimi yalnızca devletlerarası diplomasi çerçevesinde değil, aynı zamanda bölgesel yönetimler, yerel aktörler ve kültürel bağlar üzerinden de incelemektedir. Çok kutuplu dünya düzeninin şekillendiği günümüzde, alt-ulusal işbirliği mekanizmalarının dış politika ve uluslararası ilişkiler üzerindeki etkisi analiz edilmektedir. Kitap, Rusya–Türkiye ilişkilerine yeni bir bakış açısı sunarken, paradiplomasinin bölgesel istikrar ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesindeki rolünü ortaya koymaktadır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
LİDERLİK VE GÜNCEL YAKLAŞIMLAR
Liderlik kavramı günümüzde en çok araştırılan konuların başında gelmektedir. Liderlik örgüt çalışanlarını bir hedefe yönlendirme süreci, lider ise bu süreçte izleyenlerini etkileme de öncü rolü yüklenen kişidir. Örgütler için artan rekabet, her alanı etkileyen teknolojik gelişmeler, bilgi kaynaklarına kolay erişim, iletişim hızı, iş koşulları ve örgüt yapılarındaki değişim, liderler üzerinde önemli baskılara neden olmaktadır. Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de liderliğe olan ihtiyaç yukarıda belirtilen değişimler nedeniyle önemli hale gelmiştir.
Bu kitapta, liderliğin seçilmiş bazı önemli kavramlarla ilişkisi anlatılmaya ve ağırlıklı olarak örgütlerin başarısında önemli bir yeri olan, değişim yönetimi, kişilik, motivasyon, duygusal zeka, bilgi yönetimi, örgütsel öğrenme, performans ve örgüt kültürü kavramları ele alınmış ve liderlik ile ilişkileri açıklanmaya çalışılmıştır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Jandarma Tarihi Kaynakları
Türkiye’de modern anlamda genel kolluk teşkilatının kurulma süreci, 1839’da Gülhane Hatt-ı Hümâyunu’nun ilânıyla başlamıştır. Klasik Osmanlı Dönemi’nden farklı olarak Tanzimat, II. Meşrutiyet ve Millî Mücadele yıllarında, özellikle Batı’daki emsallerine uygun reformlara tâbi tutulan iç güvenlik kurumları; Cumhuriyet Türkiyesi’nde büyük bir hız kazanan yenileşme hareketleriyle, bugün dünyanın önde gelen kolluk kuvvetleri arasında yerini almıştır. Bu gelişmede, başta Fransa olmak üzere, İtalya ve diğer Avrupa devletlerinden davet edilen yabancı tensikat subaylarının da rolü olmuştur. Aynı süreçte kurulan Jandarma Mektepleri, modern Jandarma Okulları’nın nüvesini teşkil etmiştir.
Osmanlı-Türk Jandarması’nın tarihi, yalnız Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde bir iç güvenlik manzumesi olmayıp; millî sınırlarımızın ötesinde kalan geniş bir coğrafyanın kadîm geçmişinin de görkemli bir safhasıdır. Genellikle Balkanlar ve Orta-Doğu; Arap Yarımadası’nda Harameyn-i Şerifeyn; kısmen, Kafkasya ve Kuzey Afrika; Doğu Akdeniz’de Kıbrıs; nihayet, Girit dahil asırlar boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış Akdeniz’in diğer adaları, iç güvenlik reformlarıyla bu coğrafyanın bir parçası olmuştur.
Bu kitapta, Osmanlı’dan günümüze, asayiş ve iç güvenlikle ilgili gelişmelerde ordu, sahil güvenlik ve polis teşkilatıyla birlikte devletin eli ve emri altında başarılı bir tarih yazan Jandarma’nın geçmişine ışık tutacak kanun ve nizamlar; bunlara dayanak teşkil eden muhtelif hukukî belgeler ile yerli-yabancı literatürden ulaşılabilenler bir araya getirilmiştir. Eserin yegâne amacı, başta Jandarma olmak üzere, kolluk kuvvetleri ve Sahil Güvenlik alanında araştırma yapanlara bir kaynak külliyatı sunabilmektir.
KİTAP TANITIMI
AİLE İŞLETMECİLİĞİNDE TARIM İŞLETMELERİ ve FARKLI KURUMSALLAŞMA ÖRNEKLERİ
Aile inanç ve değerlerinin hâkim olduğu aile işletmeleri, hem ülke ekonomilerine katkısı hem de sürdürülebilirlik konusundaki üslendiği önemli rol nedeniyle dünya genelinde varlığı azımsanmayacak derecede önemlidir ve önemini sürdürmeye devam edecektir. Global olarak bakıldığında aile işletmelerinin hakim olduğu bir piyasada küçük aile işletmeciliği de sayısal olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle sektörel açıdan bakıldığında ise küçük aile işletmelerinin, gelişmekte olan ülkelerin büyük çoğunluğunda tüketilen gıdaların % 80’inden fazlasını sağlayarak yoksulluğun azaltılmasına ve gıda güvencesine önemli ölçüde katkıda bulunduğu belirtilmektedir (IFAD/UNE, 2013). Küresel ve ulusal düzeyde politika ve uygulamaların çoğunun ekonomik değişkenler odaklı olması, aile işletmeciliği kavramının görünürlüğü ve rolünün yeterince anlaşılamamasına neden olmaktadır. Dünyada son dönemde yaşanan krizler ve afetler aile işletmeciliği konusunu daha fazla ön planda tutmuş ve tarım başta olmak üzere bir çok alanda bu kavram daha görünür hale gelmiştir. Son dönemde yaşanılan Covid-19 pandemisi, küresel tarımsal üretim, gıda üretimi, arz zinciri ve işgücü hareketliliği konularında aile işletmelerinin hem gıda güvencesi hem de gıda arz zinciri üzerindeki öneminin farkına varmamızı sağlamıştır.
Bu kitapta her biri farklı yazarlarca kaleme alınan bölümlerde aile işletmelerinin tanımlanması, tarımda ve kırsalda aile işletmeciliğinin rolü, aile işletmelerinde kurumsallaşma, turizm, örgütlenme, insan kaynakları yönetimi, girişimcilik ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren bazı köklü aile işletmeleri konuları ele alınmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Sözlü Çeviri Eğitiminde Yapay Zekâ Destekli Simülasyon Konferans Uygulamaları
Sözlü çeviri, beklenmedik durumlarla karşılaşıldığında bilişsel ve duyuşsal becerileri eş zamanlı kullanarak hızlı karar alabilmeyi gerektiren ve bellek yükü oldukça fazla olan bir süreçtir. Dolayısıyla, öğrencilerin temel sözlü çeviri becerilerinin yanı sıra beklenmedik durumlar karşısında kriz ve stres yönetimi gibi duyuşsal beceriler geliştirmeleri ve mesleki etik kurallara ilişkin farkındalık kazanmaları son derece önemlidir. Bu bağlamda kitap, senaryo temelli ve probleme dayalı öğrenme yöntemleriyle tasarlanan simülasyon konferansların sözlü çeviri eğitimindeki rolünü incelemektedir. Simülasyon konferansların bir bölümünde yapay zekâ destekli sözlü çeviri uygulamaları gerçekleştirilmiş; bu uygulamalar aracılığıyla öğrencilerin gerçekçi bir ortamda deneyim kazanmaları amaçlanmıştır. Simülasyon konferansların katkıları, öğrencilerin konferanslar sırasında karşılaştığı zorluklar, konferansların geliştirilebilecek yönleri ve yapay zekânın sözlü çeviri eğitimine entegrasyonu, öğrencilerden anket ve yansıtıcı düşünme yazıları aracılığıyla elde edilen veriler doğrultusunda analiz edilmekte ve tartışılmaktadır. Kitabın son bölümünde ise öğrencilerden alınan geri bildirimler çerçevesinde tasarlanan simülasyon temelli ve yapay zekâ destekli yeni bir sözlü çeviri dersi önerisi ayrıntılı biçimde sunulmaktadır.
₺310,00
KİTAP TANITIMI
Hakikate Şiddetin Soykütüğü
Hakikate yönelik şiddet, onun birileri tarafından adlandırılarak çarpıtılmasıyla gerçekleşir. Kadim zamanlardan beri metafizik kurgularla inşa edilen hakikat tasavvurları elbette hakikatin kendisi değildir.
Dr. Oğuz Düzgün’ün yazdığı Hakikate Şiddetin Soykütüğü adlı kitapta; Platon, Aristoteles, Fârâbî, Kant gibi tanınmış filozofların hakikat arayışlarına dair örnekler bulunmaktadır. Felsefe alanında yazılmış kitaptaki bu örnekler, aynı zamanda hakikate yönelik şiddetin farklı farklı durakları olarak da düşünülebilir.
Kyzikoslu Eunomius’un metafizik şiddeti önlemeye dönük faaliyetleri yanında Göbeklitepe gibi tarihi yapılardaki hakikat tasavvurlarına dair örnekler de kitabın özgün bölümlerini oluşturur.
Platon’un mağara istiaresinde gösterdiği gibi oluş ve bozuluşun hâkim olduğu bu doksalar dünyasında belki de hakikat hiçbir zaman bulunamayacaktır.
Ancak Kant’ın da Saf Aklın Eleştirisi’nin başında belirttiği gibi metafizik sorular hiçbir zaman yanıtlanamayacak olsalar da aklın doğasına ait oldukları için, o soruları terk etmek de hiçbir zaman mümkün olmayacaktır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
NÛRUL-İSLÂM
Eski Anadolu Türkçesi döneminde telif ve tercüme pek çok eser kaleme alınmıştır. Kuran tercümesi, hadis tercümesi, siyer tercümesi, kısasül-enbiya, tezkiretül-evliya gibi türlerde eserler ortaya konulmuştur. Bu türlerden biri de fıkıh metinleridir. İslam hukukunda din ve dünya işleri ile ilgili ana kaynaklardan yararlanarak konulmuş olan kuralların bütünü olarak tanımlanan bu türle ilgili Türk edebiyatında pek çok eser yazılmıştır.
Elinizdeki Nûrul-İslâm adlı eser de bu türe ait bir metindir. Mensur olarak kaleme alınmış eserde, genel olarak diğer fıkıh metinlerinde ele alınan konular işlenmiştir. Nûrul-İslâmda oruç, namaz, hac, zekât, nikâh, boşanma, miras, kölelik, cariyelik gibi konulara yer verilmiştir. Bu konuların yanında fıkhî konulara temas eden çeşitli kıssalar da eserde kendine yer bulmuştur. Genel olarak Hanefi mezhebinin görüşleri etrafında şekillenmiş olan eserde, yer yer diğer mezhep imamlarının görüşlerine de yer verilmiştir. Eski Anadolu Türkçesiyle yazılan eserin dili oldukça sadedir. Eserde ağız özelliği olarak değerlendirilebilecek dil unsurları da yer yer görülmüştür.
₺1.000,00
KİTAP TANITIMI
Hastanelerde Mali Hizmetler
Hastanelerdeki sağlık hizmetlerinin başarılı bir şekilde ve kesintisiz olarak yürütülebilmesi için destek hizmetlerin ve özellikle mali hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Mali hizmetler yürütülürken klasik yönetsel ilkelerin yanında hastane yöneticileri için bağlayıcı olan kanun, yönetmelik, talimatname, iş akışları gibi çeşitli yasal ve idari düzenlemelere de dikkat edilmesi gerekmektedir.
“Hastanelerdeki Mali Hizmetler” kitabı ile mali hizmetlerin yürütülmesinde, hastane yöneticilerine ve ilgili çalışanlara çeşitli kurallar koyarak bu hizmetlerin çerçevesini oluşturan ve bağlayıcı olan yasal ve idari düzenlemelerin açıklanması, başta sağlık kurumları yöneticileri olmak üzere sağlık kurumları yönetimi ile ilgilenen akademisyenler, öğrenciler ve bu alanla ilgilenen okuyuculara yol gösterici bir rehber oluşturulması amaçlanmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Bir Kent Coğrafyası Araştırması SİİRT KENTİ
Günümüzde kentler tüm Dünyada dikkatle izlenen ve çok karmaşık ilişki ağlarına sahip kozmopolit mekânlar haline dönüşmüştür. Kentler, bünyelerinde barındırdıkları yoğun nüfusları, merkezi konumları ve ürettikleri çok çeşitli mal ve hizmetleri sayesinde büyük nüfus kitlelerini etkilemektedir. Hızlı büyüme sürecinde önemli sorunlarla karşı karşıya kalan kentlerin bu sorunlarını çözmek giderek güçleşmekte ve büyük mali kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Kentleşme konusunda karşılaşılan sorunların çözümü her şeyden önce o sorunun tanınması ve analiziyle mümkün olabilir. Ülkemiz 1950’li yıllarda hızlı bir şehirleşme sürecine girerken, bu süreçte ülkemizde sanayileşmeye bağlı planlı bir kentleşmeden ziyade yoğun göç hareketi sonucunda ortaya çıkan hızlı nüfus artışı ve plansız alansal büyüme şeklinde bir kentleşme süreci gerçekleşmiştir. Bu durum Siirt de dâhil olmak üzere çoğu kentimizde başta altyapı olmak üzere çevre ve arazi kullanım sorunlarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Siirt kenti de bu süreci en hızlı ve problemli yaşayan kentlerden biri olmuştur. Söz konusu bu çalışma kent coğrafyası bakış açısıyla Siirt kentini değerlendirerek, kentleşme sürecinde karşılaştığı sorunları analiz edip, bu sorunların çözümüne katkı sunmayı ve kentleşme ile ilgili geleceğe yönelik projeksiyonlar ortaya koymayı amaçlamaktadır.
₺1.150,00
KİTAP TANITIMI
Sinemada Dijital Dönüşüm Animasyon & Görsel Efekt
Son dönemde dünyanın her alanında yaşanan dijitalleşme süreci sinema alanına da etkide bulunarak filmlerin biçim ve içerik olarak farklı değerler kazanması ile üretim, dağıtım ve gösterim koşullarının baştan aşağı değişmesini zorunlu kılmıştır. Sinemada yaşanan bu dijitalleşmede özellikle dijital animasyon ve görsel efekt teknolojileri ürettiği estetik ve teknik çözümlerle yeni sinema dili ve anlatımının önemli bir aktörü haline gelmiştir. Dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerin başta Hollywood sineması olmak üzere tüm dünya sinemalarında artan kullanımı, Türk sinemasını da etkileyerek sektörün yapısal değişimini ve seyircinin film izleme pratiklerini değiştirmiştir.
Bu kitabımızda sinemada yaşanan dijitalleşmenin tarihsel arka planında yaşanan önemli teknolojik gelişmelerin izleri sürülerek sinema sanatına biçim ve içerik olarak kazandırdığı değerler, bilim insanların kuramsal bakış açısıyla değerlendirmeleri yer almaktadır. Ayrıca, sinemada yaşanan dijitalleşme sürecinin en önemli aktörü olan dijital animasyon ve görsel efekt teknolojilerin tarihsel süreçteki gelişimi, tekniklerinin özellikleri, sektörel uygulama alanları ve film sektörünün yapısal dönüşümünde rolü ve katkısına odaklanılmaktadır. Türk sinemasında bu teknolojilerin kullanımı ile ilgili yaşanan değişimde sektörün kazanmış olduğu yapısal özellikler ve seyirci davranışlarında oluşan farklılıklar nitel ve nicel türde bilimsel araştırmalarla açıklanmaktadır.