KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

LİDERLİK YETKİNLİKLERİ: 4 TEMEL GÜÇ
₺250,00 -

Kurumsal Yönetim ve Firma Yönetim Kurulu
₺275,00 -

KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE TUYUĞ
₺575,00 -

Karakter ve Mekân Tarımında DOKU
₺455,00 -

İşletmelerde Yapay Zekâ Kullanımı
₺275,00 -

İnsanlar, Kitaplar ve Filmler
₺220,00 -

İdeolojiler Bağlaminda Ak Parti’nin Sosyal Politika Yaklaşimi ve Uygulamalari
₺405,00 -

HAVACILIK SEKTÖRÜNDE ENTELEKTÜEL SERMAYE, İNOVASYON VE PERFORMANS
₺365,00 -

GÜÇ KOŞULLARDA ÇALIŞTIRILAN ÇOCUKLAR
₺235,00 -

GENEL MUHASEBE
-

Finansal Yönetim
-

Essays on Education and Kindred Subjects
₺650,00 -

EKOLOJİK KRİZ
₺340,00 -

Doğu Karadeniz Bölgesinde Çay Tarımı Yapılan Topraklarda Bazı Bitki Besin Maddelerinde Zamana Bağlı Olarak Meydana Gelen Değişmeler
-

Dijital Çağda Finansal Okuryazarlık ve Mental Muhasebe
₺195,00 -

Çok Gün Çok Gece Önce ve Asırlar Sonra Ahmet Kaçar
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Modernizm ve İslamcı Politik Felsefenin Eleştirisine Giriş
Kitap, İslamcı politik düşüncenin evrimi ve modernleşme ile ilgilidir. Birinci bölümde, İslam politik metafiziğinin kurulması ve gelişmesi ele alınır. Bu politik metafizik, Osmanlıda kısmen yenilenerek devam eder. Modernleşme ile birlikte bu metafizik, Namık Kemal, Tunuslu Hayrettin Paşa ve Suavi gibi aydınlar tarafından yeni bir dil içinde yeniden yorumlanır. Bu tarihte, adalet, terakki, meşveret ve meşrutiyet kavramları, Osmanlı siyasal kültürünü yeniden biçimlendirir. Sonraki yüzyıl, İslamcı siyasal düşünce açısından kopmanın, süreksizliğin etkili olduğu bir dönemdir. Osmanlı Devletinin yıkılması, II. Dünya Savaşının oluşturduğu yeni koşullar içinde, İslamcı siyasal söylem, ana kaynaklara yönelerek güya yeni bir siyasal dil oluşturmaya çalışır. Bu yeni düşüncenin temel özelliği, tarihi, mekânı ve zamanı platonik bir evren içinde kurmasıdır. Böylece, ideal olan bir İslami yönetimin zihinsel olarak yeniden inşa edilebileceğine inanılır. Bu yeni düşünce, geleneksel politik metafiziğin yerini alır.
İkinci bölümünde, modern dünyanın kuruluşu ve felsefesi hakkında, eleştirel bir tutum alan Abdurrahman Arslanın düşüncelerini tartışır. Arslanın modernizm eleştirisi, İslamcı gelenek içinde en tutarlı, kapsamlı eleştirilerden biridir. Çağımızın Said Halim Paşasıdır. Arslanın bundan çeyrek asır önce ifade ettiği kaygıların bugün tezahür etmesi, Arslanın görüşlerinin niteliğini göstermektedir. Bu nitelik, modernizm eleştirisinin spekülatif bir üslup yerine yaşamda vücut bulan bir dile dayanmasına bağlıdır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Millî Mücadele Yıllarında Yozgat
Mustafa Kemal Paşanın 19 Mayıs 1919da Samsuna çıkmasıyla başlayan, askerî bakımdan Mudanya Mütarekesi, siyasî bakımdan ise Lozan Antlaşması ile son bulan Millî Mücadele, Türk milletinin işgallere karşı vatanını savunma ve bağımsızlığını koruma yolunda ortaya koyduğu fedakârlığın hikâyesidir. Bu hikâyede Yozgat ahalisi, işgale uğrayan şehirlerin ahalisi kadar etkin bir rol oynamasa da ülkesinin bağımsızlığa kavuşması yolunda işgallere karşı mitingler düzenlemiş, protesto telgrafları çekmiş, millî teşkilatlar kurmuş, cepheye asker ve malzeme göndermiştir. Yozgat ahalisi bütün bu gayretlerine rağmen adını Millî Mücadeleye verdiği destek ile değil, bu dönemde ortaya çıkan Çapanoğlu İsyanı ile duyurmuştur. Oysaki bu isyan Çapanoğulları ailesinden birkaç kişinin öncülüğünde başlamış ve gerek Yozgat halkı gerekse Çapanoğulları ailesinin ekseriyeti ise isyana destek vermeyerek Millî Mücadelenin başarıya ulaşması için elinden gelen fedakârlığı yapmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Sinema ve Erkeklik
Yeni milenyumdan bu yana Türk sinemasında görünüm kazanmaya başlayan erkeklik krizi, toplumsal cinsiyet çalışmaları çatısı altında gelişen önemli bir alana dönüşmüştür. Kültürel üretimin ve özellikle sinemanın eğildiği bu kriz anlatısı, anaakım filmlerin merkezinde yer almış ve erkek karakterlerin toplumsal çözülmelerini perdeye yansıtan bir araca dönüşmüştür. Bu bağlamda 2000’lerin başından bu yana biriken ‘erkek filmleri’ ya da erkeklik krizine dair görünümler sunan filmler, bu krize dair çeşitli söylemler üretmiştir. Bu çalışmanın merkezine, yeni milenyumun Türk sineması bağlamında üretken yönetmenlerinden Onur Ünlü alınmıştır. Senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği filmler ve bu filmlerin erkek karakterleri, erkeklik krizi üzerinden incelenmiştir. Yönetmenin erkek karakterlerinin daima krizle, şiddetle, hastalıkla ve ölümle yüzleştiği, tüm ilişki biçimlerinde sorunlu olduğu ve erkeklik krizlerini doğrudan deneyimlediği saptanmıştır.
KİTAP TANITIMI
Erken Cumhuriyet Dönemi Korunmaya Muhtaç Çocuklar Politikası
Bu çalışma, birçok toplumda tarihsel olarak ‘öteki’ olan Korunma Muhtaç Çocukların ‘biz’le ilişkisi çerçevesinde anlaşılması çabasıdır. Aslında öteki ve biz ilişkisi bir bütündür; ötekilere yönelik yaklaşım ya da politika bizi anlatır, ‘biz’i yansıtır. Toplum da hemen her zaman farklı güçlere sahip ‘biz’ ve ‘onlar’dan oluşmuş eşitsiz bir yapıdır. Bu eşitsizliklerin bir kısmı çocukluk gibi doğal güç farklılıklarından, diğer önemli bir kısmı ise politikalarımızla yarattığımız yoksulluk gibi toplumsal yapılardan kaynaklanmaktadır. Biz burada ‘doğal’ eşitsizliklerden kaynaklanan çocukların korunmasına dair politikanın izlerini sürmeye çalışıyoruz. ‘Yetim’, ‘kimsesizlerden’ ‘korunmaya muhtaç çocuklar’ statüsüne evrilmenin toplumsal dinamikleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Kısaca bu çalışmada Osmanlı köklerinden başlayarak erken Cumhuriyet dönemi Korunmaya Muhtaç Çocukların politikasının oluşumu, bir rejim olarak Cumhuriyetin oluşumu ile paralel olarak izlenmeye ve anlaşılmaya çalışılmaktadır. Günümüz çocuk politikasının anlaşılabilmesi açısından da bu kurucu döneme bakılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.
₺610,00
KİTAP TANITIMI
Yeni Medya ve İletişim
“Yeni Medya ve İletişim”, yeni medyaya ve yeni medyadaki iletişim biçimlerine değinmektedir. Dijitalleşmenin yaşam biçimi olarak sunulması ve dijital kaynakların insani yaşam fonksiyonu haline gelmesi ile toplumsal yaşamın değişmesi, kültürel değişim ve dönüşümler, farklılaşan teknolojik bakış açıları gibi sonuçları ortaya çıkarmıştır. Bu sonuca bizi götüren en önemli araç internet bağlantılı mobil cihazlar ve bunlarla büyüyen hatta doğan yeni kuşaktır. “Z” ve “Net” Kuşakları olarak adlandırılan bu kuşaklar, toplumsallaşma adına ve dijital medya şirketlerinin ürünlerini tüketerek tüm değişimlere ve dönüşümlere katkı sağlamaktadır. “Yeni Medya ve İletişim” kuşaklara, dijitalleşmeye ve sonuçlarına, dijital kültür ve kimliklere değinerek toplumsal yapının geleceğini ortaya koymaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Dijital Dönüşümün Örgütsel Yansımaları: İnsan–Teknoloji Etkileşimi
Dijital dönüşüm, örgütleri yalnızca teknolojik altyapı açısından değil; liderlik, insan kaynağı, yönetim anlayışı ve kurumsal sorumluluk boyutlarıyla da derinden etkilemektedir. Dijital Dönüşümün Örgütsel Yansımaları: İnsan–Teknoloji Etkileşimi başlıklı bu eser, dijitalleşmenin örgütler üzerindeki çok boyutlu etkilerini insan merkezli bir bakış açısıyla ele almaktadır. Kitapta; psikolojik sağlamlık, dijital iş yeri, dijital okuryazarlık, duygusal zekâ ve dijital liderlik gibi çağdaş kavramlar, veri odaklı yönetim ve yapay zekâ destekli karar verme süreçleriyle birlikte değerlendirilmektedir. Ayrıca dijital etik, mahremiyet ve kurumsal sosyal sorumluluk bağlamında teknolojinin örgütsel ve toplumsal yansımaları eleştirel bir perspektifle tartışılmaktadır. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan bu eser, dijital çağda örgütleri anlamak ve yönetmek isteyen araştırmacılar ve uygulayıcılar için önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
KİTAP TANITIMI
Güney Kore Sinemasında Modern Trajedi: LEE CHANG DONG SİNEMASI
“Lee Chang Dong’un filmlerinde yer alan trajik karakterler ve onların trajik deneyimleri aynı zamanda toplumsal çatışma ve çelişkilerin anlaşılmasına imkân sağlar. Gerçek olayların trajik sanat aracılığıyla estetize edilerek film anlatısına dönüştürüldüğü filmlerde, geçmişte yaşanan toplumsal olayın kendisi değil, ilgili dönemin sıradan insanların hayatlarındaki trajik etkileri yer alır. Lee Chang Dong filmleri mevcut düzen bozukluklarının adını koymaz ancak onları sembolik anlatımıyla ima eder. “Sorunların bireye ve toplumsal yaşama etkisi nedir” sorusunu sorar ve bireylerin yaşamlarındaki trajik deneyimlerin yansımalarını gerçekçi bir sinemasal dil aracılığıyla aktarır.” Bu çalışma Güney Kore yakın tarihini ülke sinemasının gelişimiyle birlikte ele alırken Güney Koreli yönetmen Lee Chang Dong’un filmlerindeki modern trajedileri keşfediyor.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Avrupa Savunma Ajansı
Avrupa Birliği uzun yıllardan beri ortak güvenlik ve savunma politikasını inşa etmeye çalışmaktadır. AB, üye ülkelerin savunma harcamalarını koordine etmek, ortak savunma projelerinin geliştirilmesi için işbirliği sağlamak, AR&GE ve teknoloji çalışmalarını arttırmak ve sürdürmek, ortak askeri yetenek geliştirmek ve silah üretimini arttırmak için Avrupa Savunma Ajansı’nı kurmuştur. Son dönemde uluslararası sistemde yaşanan önemli değişimler, ABD ile transatlantik güvenlik konusunda yaşanan fikir ayrılıkları, jeopolitik riskler, Rusya-Ukrayna savaşı gibi fiziksel güvenliğe yönelik tehditlerdeki artış, AB’nin ortak güvenlik ve savunma politikasını daha etkin hale getirmek için daha çok çabalamasına neden olmuştur. Bu bağlamda etkin bir ortak güvenlik ve savunma politikası inşası için Avrupa Savunma Ajansı’nın önemi de artmaktadır. Bu çerçevede bu kitap, Avrupa Savunma Ajansı’nın işlevlerini, amaçlarını ve yapısını inceleyerek Avrupa Birliği’nin ortak güvenlik ve savunma politikası açısından oynadığı rolü anlatmayı amaçlamaktadır.
₺220,00
KİTAP TANITIMI
TOPLUM ve YAPI
Toplum kuramlarının yaklaşımları açısından, yapı ve değişim sürekli ve etkin bir etkileşim içinde olduğu söylenebilir. Her yapısal etki -devrimler ya da icatlara dayanan kırılmalar gibi- toplumsal bir yeniden üretim sağlar ya da yeniden üretimler; doğrudan yapısal değişimler anlamına da gelebilir. Buradan hareketle Toplum ve Yapı adlı bu çalışma: psikolojiden yönetime, istisnadan insana, süreksizlikten topluma, göçten kente, bireyden eğitime ve tarihsellikten dil ve zaman felsefesine kadar geniş başlıklara uzanmaktadır.
Toplum ve yapı bir teori olarak kültürel farkındalıkların rasyonel kurgusudur. Toplum ve yapı bütünlüğü temsil etmez; ancak bütüne giden tekillerin genel bağlam eşiklerini karşılayabilir. Bu da her bir tekilin eleştiri gerekirliliğinin altını çizer. Başlatılma vaadi hiç bitmeyen o büyük Tarih yerine, kurgunun yapısallığını olumlamamak elimizdedir. Toplum ve yapı karşılıklılık içeren ender kavramlar olarak karşımızdadır
₺275,00
KİTAP TANITIMI
I. Meşrutiyet Döneminde Adapazarı ve Çevresi (1876-1908)
Adapazarı’nın İpek Yolu güzergâhı üzerinde bulunması, tarihin her döneminde önemli bir konumda olmasını sağlamıştır. Bizans’ın ve Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’a çok yakın bir mevkide bulunması Adapazarı’nın önemini arttıran bir diğer unsurdur. İstanbul-Adapazarı güzergâhının 19. yüzyılın sonlarında tren hattı ile birbirine bağlanması, iki nokta arasındaki iletişimi daha kolay hale getirmiştir. Tren hattı sadece ulaşımın hızlanmasına katkı sunmamış, aynı zamanda Adapazarı ve civarında üretilen ürünlerin güvenli bir şekilde İstanbul’a ulaştırılmasını sağlamıştır.
Adapazarı’nın gerçek manada bir şehir hüviyetine ulaşmasındaki en önemli etken ise aldığı göçlerdir. Bölge coğrafyası, özellikle 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrasında Kafkasya ve Balkanlardan gelen binlerce muhacir kafilesine kucak açmıştır. Göçler öncesinde küçük bir kasaba görünümünde olan Adapazarı, 19. yüzyılın sonlarına doğru nüfus olarak neredeyse yüz binlerle ifade edilebilecek noktaya ulaşmıştır. Alınan göçlerin Adapazarı ve çevresine hem olumlu ve hem de olumsuz yansımaları olmuştur. Tüm mal varlıklarını bırakarak göç etmek zorunda kalan muhacirlerin bölgede bazı asayiş sorunlarına neden olduğu tartışmasızdır. Bununla beraber, Adapazarı’nı kendilerine yeni bir yurt olarak seçen muhacirler, çalışkanlıkları ile bölgeye ve bölge insanına önemli katkılar vermişlerdir. Bilgi, beceri ve deneyimlerini bölge halkının hizmetine sunan muhacirler, kısa sürede Adapazarı’nın yerli halkıyla kaynaşarak bölgeye adapte olmuşlardır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Belediyelerde İnovasyon: Living Lab Örneği
Bu kitap dünyada son yıllarda yaygınlaşan belediyelerde inovasyon ve living labler üzerine yapılan ilk bilimsel çalışmanın ürünüdür. Belediyelerde inovasyonun anlaşılması, yaygın hale getirilmesi sürecine katkı sağlamak ve living lab oluşumunun inovasyon aracı olarak kullanılabilirliğinin incelenmesini amaçlamaktadır.
Belediyelerde inovasyon, yerel hizmetlerin niteliğinin artırılması için ürün veya hizmetlerde, operasyonel veya organizasyonel süreçlerde veya iletişim yöntemlerinde etkililiği ve verimliliği artıracak değişiklikleri ifade etmektedir. Belediyelerde inovasyon aynı zamanda; hızla gelişen teknoloji karşısında yerel halkın değişen ve gelişen taleplerine ve beklentilerine çözüm üretmek amacıyla geliştirilmiş ürün ve hizmetler sunmak olarak da görülebilir.
Vatandaşların artan talep ve beklentilerine cevap verebilmek, bütçe kısıtı, standart çözümlerin yetersiz kalması nedeniyle belediyelerde inovasyon yapma ihtiyacını gün geçtikçe artırmaktadır.
Yaşamın akışı içinde vatandaşın talep, sorun ve ihtiyaçlarını en iyi ve en doğru şekilde tespit edecek, değişimi yakalayarak uygulayacağı politikalar ve sunacağı hizmetlerle çözüm yaratacak olan kurumlar olan belediyelerde inovasyonun gerekliliği hızlandırıcı etki yapan living labi gündeme getirmiştir. Living lab belediyelerde inovasyonu hızlandırıcı etkisi ile kurulması tavsiye edilen araç konumundadır. Vatandaşların belediye ile birlikte ortak ihtiyaçlarına inovasyonla çözüm bulması, teknolojik gelişmelerden haberdar olması ve hizmet, süreç, ürün inovasyonu gibi inovasyonları yapması living lab ortamı ile mümkün olabilmektedir. Bu bağlamda living labin varlığı belediye inovasyonunu hızlandırıcı etkisi yönüyle gereklilik arz etmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
MORPHOLOGIE FLEXIONNELLE DU FRANÇAIS ECRIT UNE ANALYSE DISTRIBUTIONNELLE
La morphologie, visant à étudier spécialement la structure interne des mots, se divise traditionnellement en deux branches : morphologie dérivationnelle (ou lexicale), sintéressant à laspect formationnel (dérivationnel) des mots complexes (dérivés ou construits) et morphologie flexionnelle, soccupant spécifiquement de laspect flexionnel. Cest ce deuxième aspect qui est adopté dans cet ouvrage, qui essaie de rendre cette matière quelque peu complexe, même pour un public averti, plus accessible par tous, notamment par les apprenants étrangers, en sélectionnant une méthodologie « distributionnelle ». En effet, les travaux existants en la matière sont purement descriptifs et souvent assez complexes et, par conséquent, ne conviennent guère au public méconnaissant le domaine et encore moins aux étudiants qui tâchent dappréhender le fonctionnement morphologique dune langue étrangère.
Il sagit, donc, dun ouvrage dinitiation, de nature pédagogique, spécialement conçu pour lenseignement et lapprentissage de la morphologie du français. Ainsi, tout en apprenant les techniques danalyses morphologiques, ces derniers saisiront plus facilement les fondements de la flexion des mots français. Doù, lautre caractéristique de louvrage, qui se veut, autant que possible, dune simplicité, aussi bien sur les plans du contenu, du corpus, de la méthode danalyse et de la description quau niveau métalinguistique.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SÜRECİNDE PROPAGANDA VE TÜRKİYE
Psikolojik Savaş, hedef kitleleri yıkıma uğratmak, moralini bozmak veya algılarını kontrol altında tutarak yönetmek maksadıyla yapılan silahsız bir savaştır. Propaganda ise Psikolojik Savaşın en önemli aracıdır. Propaganda, düşman tarafından yapılırsa kandırıcı, kendi tarafımızdan yapılırsa, koruyucu ve inandırıcı nitelik taşır.
İkinci Dünya Savaşı sürecinde özellikle Almanya ve İngiltere başta olmak üzere Müttefik ve Mihver Devletler, birbirlerine ve tarafsız ülke konumunda olmasına rağmen Türkiye’ye karşı yoğun propaganda faaliyetleri yürütmüşlerdir. Türkiye, kendisine karşı yapılan propaganda faaliyetlerine sessiz kalmamış, karşı propaganda faaliyetleri yürütmeyi başarmıştır.
Müttefik Devletler, Türkiye’ye karşı kalabalığa katıl, tren etkisi, parıltılı genellemeler propaganda yöntemlerini kullanırken, Mihver Devletler, Türkiye’ye karşı bir otoriteye referans, tanıklık, özdeşleşme, korkuya başvurma propaganda yöntemlerini kullanmışlardır. Türkiye’nin karşı propaganda taktiği ise Müttefik ve Mihver Devletlerin bakış açısına göre değişiklik göstermiştir. Türkiye, Müttefik Devletlere parıltılı genellemeler propaganda yöntemini kullanırken, Mihver Devletlere doğrudan doğruya çürütme ve kısıtlayıcı tedbirler gibi karşı propaganda yöntemlerini uygulamıştır.
Bu çalışmada, İkinci Dünya Savaşı Dönemine ait Türk ve İngiliz arşiv belgeleri, gazete ve dergileri ışığında bu dönemde uygulanan Müttefik ve Mihver Devletlerin propaganda faaliyetleri ve Türkiye’nin karşı propaganda faaliyetleri ele alınmıştır.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
SİVİL HAVA YOLU TAŞIMACILIĞINDA PAZAR PAYININ ARTTIRILMASINA YÖNELİK REKABETÇİ STRATEJİLERİN GELİŞTİRİLMESİ
Bu kitap Sivil havayolu taşımacılığında, ilgili dönemler açısından, Pazar payının artırılmasına yönelik sorunları araştırarak temel nedenlerin belirlenmesini ve aynı zamanda konuya yönelik çözümlerin geliştirilmesini amaçlamaktadır. Özellikle mevcut meseleler stratejik pazarlama yönetimi ve rekabetçi stratejiler açısından ele alınmış ve elde edilen bulgular sektörle paylaşılarak, bu konuda faaliyet gösteren şirketlere ışık tutması amaç edinilmiştir. Bunun yanı sıra, özellikle Dünya literatüründeki havayolu pazarlaması ve stratejileri konularında yayınlanan çalışmalardan belirli bir bölümü derlenerek, gerek Türkiye’deki “Hava Yolu Pazarlaması ve Hava Yolu Stratejileri” konularına yönelik teorideki boşluğun azaltılması gerekse de bu konuda çalışmalar yapacak havayolu firmalarına yol gösterecek fikirlerin kazanılmasına yönelik bilgi kaynağının sağlanması, Bu kitabın bir diğer amacını teşkil etmektedir.
Çalışmada, uygulama sonuçlarının irdelenmesi yapılarak; sektörde faaliyet gösteren firmaların rekabetçi açıdan daha başarılı olabilmeleri ve pazar paylarını arttırabilmeleri için; devletin, kamu ve özel havayollarının neler yapmaları gerektiğine dair bir dizi öneriler sunulmuştur. Bu çalışmanın dolaylı olarak ticari hava yolu şirketlerinin hem mevcut varlıklarını sürdürmelerini hem de pazar paylarını daha fazla arttırmalarına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Türk Hikâyesinde Din ve İnanç Algısı
İnsan ile birlikte doğan inanma ihtiyacı birey ve toplumların doğasının esasını oluşturur. Tarih boyunca insanların çeşitli dinlere ve inançlara bağlı bir hayat sürdürerek mana ve madde âleminde psikolojik doyum noktasına ulaştığı görülür. 19. yüzyılda Tanzimat Fermanı ile birlikte birçok alanda değişimler yaşanır. İnsan ruhunun özüyle ilişkili olan edebiyat sahası da bu dönemde toplum ve bireyin yaşadığı değişimlerden etkilenir.
Tanzimat Dönemi edebiyatı nesir sahasında birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların ışığında hem edebî türler üzerinde hem de ele alınan konular hakkında yeni perspektifler ortaya çıkabilir. Türk edebiyatında din ve inanç olgusu eserlerde önemli bir yer teşkil etmektedir. Toplumun batının sosyal hayatına yönelmesiyle birlikte nesir türünde yazılan eserlerde; alafranga hayat, görücü usulü evlilik, basit aşk üçgenleri gibi konular ele alınır. Bu konuların yanı sıra din ve inanç olgusu da birçok hikâyede işlenmiştir. Bu dönemde yazılmış olan hikâyelerde İslamiyet ve Hristiyanlık dinine yer verildiği gibi Yahudilik ile kabile inançlarına ait izlerin de işlendiği görülmektedir. Bu kitapta Tanzimat Dönemi’nde (1839-1896) yayınlanmış olan yüz elli beş hikâye din ve inanç olgusu bağlamında irdelenmiştir. Türk hikâyesinin zeminini oluşturan eserler olarak kabul edilen Muhayyelât-ı Aziz Efendi, Müsameretnâme, Akabi Hikâyesi ve Hayâlât-ı Dil’den sonra Ahmet Midhat Efendi, Recaîzade Mahmud Ekrem, Nâbizâde Nâzım ve Samipaşazade Sezai’nin yazdığı eserler öncelikle olay örgüsü bakımından daha sonra ise din ve inanç esasları bakımından incelenmiştir. Hikâyelerde sırasıyla; İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik, ilkel kabile inançları ve batıl inançlar ele alınmıştır.
₺585,00
KİTAP TANITIMI
Yapay Zekâ Fırsat mı, Yoksa Tehdit mi?
Yapay Zekâ İnsanlık için Fırsat mı, Yoksa Tehdit mi?
Tarihte hiç görülmemiş bir dönüşümün ortasında bulunuyoruz. İş yapışımız, günlük hayatımız, bireysel ilişkilerimiz, teknoloji kullanımımız, kısaca bir bütün olarak dönüşümün etkisi altındayız. Belki bunu çok fark etmiyoruz ama sadece on yıl öncesine baktığımızda neleri değişik yaptığımızı ve ne kadar farklı yaptığımızı görebiliyoruz. Dönüşümün de ortaya koyduğu gelişme ile birçok yeni teknolojiye eskisinden çok daha hızlı ulaşıyoruz. Bu teknolojilerin başında da yapay zekâ geliyor.
Yapay zekâ genel maksatlı bir teknoloji olarak karşımıza hemen her yerde çıkmaya başladı. Bu durumu çoğunlukla olumlu karşılasak da aklımızda birçok soru da beliriyor…
Bir fırsat mı, yoksa bir tehdit mi?
Yeteneklerimizi mi geliştirecek, yoksa bizi biz yapan özelliklerimizi mi köreltecek?
Korkmalı mıyız, sevinçle mi karşılamalıyız?
Karar almaya devam mı edeceğiz, yoksa tüm kararları makinelere mi bırakacağız?
Bunlar gibi birçok soru cevabını bekliyor. Henüz her soruya emin olduğumuz bir cevap veremesek de yapay zekânın gelişimini heyecanla takip ediyor, hayatımızın içinde kullanıyor ve iş alanında modellemeye başlıyoruz.
Öbür taraftan da insan olmanın ne olduğunu felsefi anlamda sorguluyor ve makinelerin nerede durması gerektiğine dair etik kurallar da üretmeye başlıyoruz.
Bu kitapta bu tartışmaları göreceksiniz.
Ayrıca yapay zekânın ne olduğundan, tarihçesinden, geçirdiği aşamalardan, bir birey ve kurum olarak ne anlama geldiğinden, kullanım alanlarından, stratejisinden ve sınırlarından bahsedeceğiz. Yapay zekâ ile karıştırılan kavramlara açıklamalar getireceğiz. Makine öğrenmesini inceleyeceğiz.
Bu heyecan verici yolculuğa çıktığınız için teşekkür ederim. Bu kitabın yapay zekâ hakkında temel anlamda bilgi sahibi olmak isteyenler için güzel bir başlangıç olmasını ümit ediyorum.
Paulo Coelho’nun dediği gibi; “Gidilmeye değer hiçbir yolun kestirmesi yoktur”.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’deki Kürt Meselesi Galtungyan Bir Bakış
Bu kitapta Türkiye’deki Kürt Meselesi’nin 2018 yılına gelindiğinde aldığı hâlin, Galtung’un çatışmaları ele alma yöntemi açısından incelenmesi yapılmıştır. Galtung’un yaklaşımı açıklandıktan sonra, Kürt Meselesi’nin boyutları – Siyasi, Sosyal, Kültürel, Ekonomik ve Güvenlik– incelenmiştir.
Galtung’un temel ihtiyaçlar – güvenlik, yemek, su, sağlık, eğitim, barınma, sevme/ait olma, itibar, kendini gerçekleştirme – üzerinden meşru ve gayrı meşru ayrımı yapması baz alınarak, Kürt Meselesi’nde meşru ve gayrı meşru noktalar öne çıkarılmıştır.
Kitapta incelenen Kürt Meselesi PKK’nın ilk eylem tarihi 15 Ağustos 1984’ten bu tarafa nasıl evrildiği üzerine olmuştur. 1990’larda inkârdan vazgeçilmiş ve Kürt varlığı kabul edilmiştir. 2000’ler ile birlikte özellikle açılım döneminde Kürtlere birçok haklar verilmiştir.
Kürt Meselesi’nde siyasi boyutta şu hususlar öne çıkmaktadır: Kürtçü ve PKK’nın türevleri olan gruplar ayrılıkçılığa yol açacak KCK/Demokratik Özerklik üzerinde ısrar ederken, Kürtlerin ve genel olarak Türk Milleti’nin ihtiyacı yerel yönetimlerin güçlendirilmesidir. Bu bağlamda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sağlanmıştır.
Sosyal boyutta; eğitim ve sağlık gibi konularda doğu ve güneydoğu bölgelerinde diğer bölgelere nazaran bir geri kalmışlık söz konusudur. Öncelik bu bölgelere verilerek ülke genelinde iyileştirmelere gidilmelidir.
Kültürel boyut söz konusu olduğunda, anadilde topyekûn eğitim ve resmi dilin Kürtçe olması gibi gayri meşru istekler dışında tüm talepler yerine getirilmiştir.
Ekonomik boyutta KDRP, KÖYDES, SODES, BELDES, Tazminat yasası ve Cazibe Merkezleri Programı ile doğu ve güneydoğu bölgelerine pozitif ayrımcılık uygulanmaktadır.
Güvenlik boyutunda ise PKK terör örgütünün silah bırakması ya da bataklığı kurutma operasyonu ile süpürülmesi sorunu vardır. Temmuz 2015’te başlayan ve halen devam eden operasyonlar başarılı olursa, PKK’nın süpürülmesi söz konusu olabilir.
Nihayetinde, Kürt Meselesi tam olarak çözülmese de pozitif barışa yaklaşılmıştır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Türk Romanından Modernist Örnekler
Bu çalışmada, modernist roman estetiğinin Avrupa’daki çıkış serüveninden başlayarak Türk edebiyatına uzanan yolculuğu araştırılmıştır.
Modernist estetiğin çıkış koşulları ve bu koşulların ardından gelen “avangard” ve “Yeni Roman” gibi anlamlandırma / gruplandırma çabalarının mahiyeti, modernist estetiğin düşünsel ve estetik kaynaklarıyla birlikte değerlendirilmiştir.
Türk edebiyatında modernizmin izdüşümünün göründüğü ilk dönemlerde yaşanan siyasi ve sosyal olayların, modernist estetiğin yaygınlaşmasını nasıl etkilediği araştırılmış; Ferit Edgü, Hulki Aktunç, Vüs’at O. Bener ve Bilge Karasu’nun yapıtları üzerinden Türk romanındaki modernist dönüşüm ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Modernist estetiğin veçheleri, her bir roman üzerinden odağa alınarak bütüncül bir çerçeve içinde ele alınmıştır. Dolayısıyla bu çalışmayla, hem kuramsal bir tartışma zemini sunulmuş hem de Türk romanının modernlikle kurduğu ilişkinin bir haritası çıkarılmıştır.
₺320,00
KİTAP TANITIMI
CEBRÎ MİHR Ü MÂH
Bu kitap, Klâsik Türk Edebiyatının 16. asır temsilcilerinden şâir Cebrî’nin tasavvufî- alegorik mahiyette kaleme aldığı Mihr ü Mâh mesnevisini konu edinmektedir. Eser bir yönüyle, bütün bir Osmanlı edebiyatına hâkim olan Batlamyus kozmogonisine uygun olarak Samanyolu Galaksisi’nin işleyişini aksettirmekte, diğer yandan vahdet-i vücûd öğretisi temelinde bir takım tasavvufi ıstılahları türlü alegorilerle okuyucuya sunmayı amaçlamaktadır. Mesnevînin sonunda söz konusu alegorilerin hangi anlamlara geldiği açıklanmakta ve okuyucuya çeşitli öğütler verilmektedir.
Mihr ü Mâh özünde çift kahramanlı bir aşk hikâyesi şeklinde kaleme alınmış olsa da simgesel anlamda İlahî aşkın talibi Mihr’in sınanmak, arınmak, erginlenmek ve birlikle ebedîleşerek nihayete eren manevî dönüşümünün yol hikâyesidir. Mihr, hikâye boyunca gerçek aşkın ateşinde yanarak ezelde aşina olduğu sevgiliyi bulma ve o yolda kemale ermeye yazgılı bir âşık hüviyetindedir.
₺560,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK SİNEMASINDA AUTEURLER
Arka Kapak Yazısı
Bu çalışma yedi bölümden oluşur. İlk bölüm yapıtsal bağlamsal film eleştirisi bağlamında tür eleştirisi ve auteur eleştiriyi bir arada düşünmek üzerine yeni bir okuma yapar. İzleyen altı bölüm ise belirlenen tür ve yönetmenleri, türün dünyada ve Türkiye’deki tarihsel gelişimi içinde tartışır. Çalışma için belirlenen yönetmenler, incelenen türlerde üretim yapan, popüler sinema içinde konumlandırabilecek öte yandan auteur kuramı açısından da tartışılabilecek isimlerdir.
İkinci bölüm, korku sinemasının yapısal formülleri hakkında bilgi vererek Hasan Karacadağ’ın korku sinemasındaki temsillerini açıklar. Üçüncü bölüm, melodram türünün çok sevilen ve bir o kadarda nefret edilen ikircikli yapısında Çağan Irmak’ın “biz” duygusunu hangi melodramatik kodlarla yeniden inşa ettiğine ve hangi ideolojik mesajları içerdiğine değinir. Dördüncü bölüm, ana akım sinema içinde egemen söylemi yeniden üreten müzikal film türü içinde değerlendirilebilecek Ezop (Ezel Akay) filmlerinin popüler kültür ile etkileşimini ve karşıt kültür üretimini tartışır. Beşinci bölüm, aksiyonun türsel özelliklerini irdeleyerek, Serdar Akar’ın aksiyon sinemasında kahraman ve anti kahramanlar tarafından yeniden üretilen hegemonik erkeklik kavramının boyutlarını açıklar. Altıncı bölüm, politik sinemanın Birinci Sinema, İkinci Sinema ve Üçüncü Sinema içerisindeki tartışmalarına yeni bir okuma getirerek Sermiyan Midyat’ın popüler politik sinemasının sınırlarını belirlerler. Son bölüm, ortaoyunu ile ilişkilendirdiği komedi türünün geleneksel ve çağdaş anlatılardaki yapısal özelliklerini belirterek Selçuk Aydemir sinematografisinde güldürünün kültürel analizini yapar.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Gönül Kimi Severse
Bu eser Cemal Hurşid tarafından yazılmış olup 1923 yılında Sinop Matbaasında basılmıştır. Eserin; Rıza Nur İl Halk Kütüphanesinde 1158/813 ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kütüphanesinde 1248 demirbaş numaralarına kayıtlı birer nüshası bulunmaktadır. Çalışmamızı, Rıza Nur İl Halk Kütüphanesinde bulunan nüshayı esas alarak oluşturduk.
Sinop’ta 1922 yılında kurulan matbaa ile pek çok gazete, mecmua ve kitap basılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan matbaa, halkın okuma yazma oranını yükseltmiş ayrıca duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir.
Kitap; ”Gönül Kimi Severse”, ”Erkekler mi?”, ”Kalbin Sesi”, ”Mütareke ve Sulh”, ”Nigar Duymasın”, ”Bir Saadet-i Ebediye” olmak üzere gerçek hayatta yaşanmış altı hikâyeden oluşur. Sonlarına yazılış tarihleri verilen bu hikâyelerde genel olarak I. Dünya ve İstiklâl Harbi yılları, mütareke sonrası Anadolu’da sosyo-ekonomik hayat, çeşitli aşk ve kahramanlık hikâyeleri anlatılmıştır.
Ergün ACAR
₺195,00
KİTAP TANITIMI
Kriz, Algı ve Markalaşma Açısından İletişim Yönetimi
Siyasal, toplumsal ve iktisadi nitelikli örgütsel yapılar başta olmak üzere “insan”la ilgilenen her yapının amaç ve hedeflerini gerçekleştirmesi iletişim süreçlerini yönetmesiyle yakın bir ilişki içerisindedir. Özellikle son yüzyıl içerisinde gelişen ve son çeyrek yüzyılda da devasa bir ivme yakalayan iletişim teknolojileri ve bunlar üzerinden kurulan iletişim ağları örgütsel yapıların hedef kitleleriyle olan ilişki ve etkileşim biçimlerinde önemli değişimlerin ve yeniliklerin yaşanmasını da beraberinde getirmiştir. Bu yeni durum örgütsel yapılarla hedef kitleleri arısındaki ilişki ve etkileşime dair avantaj ve dezavantajları içinde barındırmaktadır. Örgütsel yapılar açısından bakıldığında avantajları arttırmak ve dezavantajları azaltmak amaç ve hedefleri gerçekleştirmek için bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum örgütsel yapıların iletişim yönetimini dikkatli bir şekilde yürütmelerini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada siyasal açıdan kriz yönetimi ve algı yönetimi ile genel olarak marka konumlandırma süreci iletişim yönetimi çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Eğitimde Dönüşüm “Yeni Paradigmalar ve Yaklaşimlar”
Eğitim, sadece bilgi aktarımından ibaret değil; aynı zamanda bir gelişim ve dönüşüm yolculuğudur. Bu kitap, eğitimdeki yeni paradigmaları keşfederken, teknoloji ve küreselleşmenin hayatımızda yarattığı değişimleri de gözler önüne seriyor. Kapsayıcı eğitim ve fırsat eşitliği konularını derinlemesine ele alarak, her öğrencinin potansiyelini açığa çıkarmanın yollarını arıyor.
Dijital eğitim araçları ve oyunlaştırma, öğrenmeyi sadece eğlenceli hale getirmekle kalmıyor, aynı zamanda öğrencilerin motivasyonunu da artırıyor. STEM ve STEAM eğitimleri, disiplinler arası bir bakış açısı sunarak, yarının liderlerini yetiştirmeyi hedefliyor. Yapay zekâ ve veri odaklı eğitim ise, kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimlerini mümkün kılarak, her bireyin ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyor.
Sonuç olarak, geleceğin eğitimine dair umut dolu öngörülerle dolu bu eser, eğitimciler, öğrenciler ve karar vericiler için bir rehber niteliğindedir. Eğitimin sınırlarını zorlamak ve daha iyi bir gelecek inşa etmek isteyen herkes için ilham verici bir kaynak sunuyor. Çünkü eğitim, sadece bir süreç değil; aynı zamanda bir hayal ve umut yolculuğudur.
KİTAP TANITIMI
Antik Roma Ekonomisinin Modellenmesi
Antik çağın en büyük pazarı olan Akdeniz’de, ticari aktivitelerin yoğun olarak yaşandığı zaman aralığı Pax Romana Dönemi olmuştur. Bu dönemde Roma İmparatorluğu Akdeniz’in tamamını ele geçirmiş ve ticaret yollarının güvenliğini sağlayarak istikrarlı ve hareketli bir piyasa oluşmasını sağlamıştır. Antik çağ ekonomisi ile ilgili en çok veriyi aldığımız bu piyasada Campania Bölgesi’nde üretilen şaraplar bütün Akdeniz’e ihraç edilmiştir. Bölgenin ünlü ve pahalı şaraplarının ihracatına dair izler, Akdeniz’in önemli liman kentlerinden, batıklardan veya iç bölgelerden sürülebilmektedir. Söz konusu şarabın ihracat izleri antik kaynaklar, yazıtlar, Campania şarabını taşıyan Dressel 2-4 amphoraları veya dolialar üzerinden takip edilebilmektedir. Bahsi geçen veriler, Campania şarabının dağılım haritası ile ilgili bilgi verse de bölgede şarabın üretim kapasitesi ile ilgili çok sınırlı bir veri ortaya koymaktadır. Verilerin yetersizliği bu tez çalışmasında bölgenin üretim kapasitesini anlamak için coğrafi bilgi sistemleri aracılığı ile analiz ve modelleme çalışmaları yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu kapsamda öncelikle Pax Romana Dönemi’nin siyasi ve ekonomik koşulları incelenmiş sonrasında Campania Bölgesi ve şarabı, Dressel 2-4 amphoralarının yayılımları ve son olarak da modelleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Roma ekonomisini Campania şarabı ihracatı üzerinden bir iktisadi bakış açısı ile değerlendirmek için öncelikle piyasa ve ürün analizini doğru yapmak gerekmektedir. Pax Romana Dönemi içerisinde üretimi etkileyen olayları analiz etmek (Vezüv Yanardağ’ının patlaması gibi) ve bu olaylar karşısında rakip üreticilerin verdiği tepkileri görmek de bu modele dahil edilmiştir. Çalışmada, üzümün şaraba dönüşüp tüketiciye ulaşıncaya kadarki harcanan maliyetini tespit etmek ve tüccarların kâr marjını belirleyebilmek ana hedefler arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra söz konusu ticareti çeşitli modelleme yöntemleri ile değerlendirip analiz etmek, antik çağ iktisadını matematiksel bir formül ile ifade etmek anlamına gelecektir. Eksik ya da tartışmalı verilere rağmen bu çalışma iktisat, arkeoloji ve tarih gibi disiplinlere ve bu alanlarda yapılacak olan sonraki akademik çalışmalara özellikle yöntem olarak bir fikir oluşturacaktır.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
Solaklı Çayı Havzası’nın (Trabzon) Uygulamalı Jeomorfolojisi
Türkiye’nin doğal güzelliklerinden biri olan Solaklı Çayı ve onun büyüleyici havzası, jeomorfolojik bir harikadır. “Solaklı Çayı Havzası’nın (Trabzon) Uygulamalı Jeomorfolojisi” kitabı, bu eşsiz coğrafi oluşumun sırlarını açığa çıkarıyor. Bu eser, Solaklı Çayı Havzası’nın jeomorfolojik yapısını, insan-doğa etkileşimini, havza sınırları içinde meydana gelen doğal kaynaklı afetleri ve bu bölgenin ekolojik önemini detaylı bir şekilde ele alıyor.
Yazar, Solaklı Çayı Havzası’nın jeomorfolojik yapısını, bölgenin florası, faunası ve insan yerleşimleriyle olan etkileşimini incelerken, bölgenin jeolojik geçmişine ve bu geçmişin günümüzdeki çevresel ve sosyal etkilerine de ışık tutuyor. Kitap, havzanın erozyon, sedimantasyon, heyelan, sel-taşkın ve tektonik aktiviteler gibi doğal süreçlerini anlamak için gerekli bilimsel temelleri sağlıyor
Bu kapsamlı çalışma, Solaklı Çayı Havzası’nın uygulamalı jeomorfolojisinin yanı sıra, bölgenin doğal güzelliklerini ve bu güzelliklerin korunmasının önemini de vurguluyor. Kitap, havzanın nasıl şekillendiğini, bu şekillenmenin ekosistem üzerindeki etkilerini ve insan etkileşimlerinin bu doğal yapı üzerinde nasıl değişiklikler yarattığını detaylı bir şekilde inceliyor.
“Solaklı Çayı Havzası’nın (Trabzon) Uygulamalı Jeomorfolojisi”, jeomorfoloji, çevre bilimi, ekoloji ve coğrafya alanlarında çalışan araştırmacılar, öğrenciler ve doğa tutkunları için değerli bir kaynak. Ayrıca, bu benzersiz doğal alanın korunması ve sürdürülebilirliği konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan herkes için de ilham verici bir rehber niteliğinde.
Solaklı Çayı Havzası’nın gizemli dünyasına yapılan bu bilimsel yolculuk, okuyucuları, doğanın karmaşık ve dinamik yapısını keşfetmeye davet ediyor. Bu eser, doğanın dilini anlamak ve onun eşsiz güzelliklerini korumanın önemini kavramak isteyen herkes için vazgeçilmez bir başucu kitabıdır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
MEDYA, AİLE VE KUŞAKLAR
İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, günümüzde pek çok alanda insan hayatını kolaylaştırmanın yanında, bireylerin serbest zamanlarında kapladığı dilimin giderek artması nedeniyle, insan ilişkilerini ve aile içi ilişkileri etkilemektedir.
Teknoloji ve buna bağlı olarak iletişim biçimlerinin bu denli farklılaştığı günümüzde, kuşaklar arasında da iletişim ve iletişime dayalı girişimler ciddi farklılıklar göstermeye başlamaktadır.
Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde, içinde farklı kuşakları barındıran toplumun en küçük yapı birimi aile öncelikli olarak yaşanan bu değişimlerden etkilenmektedir.
Bu çalışmada, bu bağlamda, kuşak teorileri içinde yer alan ve dijital yerliler olarak kabul edilen Z ve Alfa Kuşakları ile onların aile ilişkileri üzerinde durulmaktadır.
Araştırmada hem bu iki kuşağı daha iyi tanıyabilme, hem de Z Kuşağından Alfa Kuşağına kadar olan kısa süreli dönemde iletişim ve medya kullanma biçimleri üzerindeki değişimlerini ortaya koyabilme amaçlanmaktadır.
Bu nedenle, nitel araştırma ile gerçekleştirilen bu çalışmada, derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak, Z ve Alfa Kuşaklarının her ikisinden de en az birer tane çocukları olan ebeveynlerle görüşülmüştür. Yapılan görüşmede sorulan sorularla, teknolojik gelişmelerin aile içi ilişkileri ve ailenin serbest zamanını nasıl etkilediği, Alfa ve Z Kuşağında yer alan çocukların genel özellikleri, aile ilişkileri ve teknoloji tabanlı cihazları kullanım alışkanlıklarıyla ilgili temel bilgilere ulaşılmıştır.
Özellikle de Z ve Alfa Kuşağı çocukların, 2-7 arası dönemlerinde, yukarıda bahsedilen noktalardaki farklılıkları ortaya çıkarılarak, Alfa Kuşağının gençlik dönemlerinde bu değişimlerin hangi yönde ilerleyerek nasıl bir dönüşüm yaşanacağı konusuna ışık tutulmaya çalışılmaktadır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
GÖÇ, KÜLTÜRLEŞME VE ENTEGRASYON SURİYELİLER NE KADAR UYUM SAĞLADI?
Tüm insanlığı ilgilendiren göç, günümüzün en büyük sorunları arasında olmaya devam ediyor. Son yıllarda meydana gelen göçleri dikkate aldığımızda bugünün sorunlarını geçmiş göç yasaları ile açıklamak ve çözebilmek neredeyse imkânsız.
Kaotik bir zamandayız. Göç hareketleri herkesi derinden etkiliyor. Bir gün bir şekilde göç gerçeğiyle karşı karşıya kalmayacağımızın garantisini kim verebilir?
Göç sorunlarına çözüm üretmek, insana yaraşır bir göç politikası geliştirmek için “Göçmen” kimdir, doğru anlamak gerekiyor.
Bu anlamda insanı temel alan bu çalışma, göçmenlere yönelik nefret söylemlerinin göçmenlerin kültürleşme sürecini nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalışmaktadır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
43. ŞEHİR BİZİM KÜTAHYA
Edebin bilinmeyen anlamlarından biri de davettir. Edebiyat/edebiyâd, Edebi yâd etmek, daveti unutmamaktır. İlk davet Oku, ikinci davet Kalem yani yazmaktır. Farâbînin huzura, fazilete ve kemâle ulaşan şehirlerinden olan Kütahyayı okumak ve yazmak davetine uymam kırk yıl öncesine dayanır. Kırk yıl önce Hedef yazılarıyla başlayan söz ve kalem serüvenimiz seksenli yıllardan beri esrârlı şehirlerimizden biri olan Kütahyada sürmektedir.
Adını Kutlardan alan Kütahya, kendi evlâdı olan Evliyâ Çelebînin gezip hikâyesini anlattığı iki yüz elli yedi şehir içinde altıncı önemli kenttir.
Şehirler yalnız bırakılmamalı. Unutulmamalı. Şehir yazıları şehirlerin yaşadığını hatırlatır. Şehrin sanatını ve kültürünü göz önüne serer. Bu yazılar yazarların gözlemlerine ve tasvirlerine dayanır. Coğrafyamızda şehirleri farklı üsluplarla anlatan çeşitli eserler var. Bizim yazılarımızın kaynağı Kütahya araştırmalarıdır. Şehre, mekâna ve insana bakışımızın birikimidir 43. Şehir yazıları