KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

ANTON TCHEKHOV AND OTHER ESSAIS
₺405,00 -

ALBERT CAMUS Çağa ve İnsana Tanıklık
₺275,00 -

20’NCİ YÜZYILDA TÜRKİYE VE BALKANLAR
-

VR Film: Yeni Teknolojilerle Geleneksel Anlatı ve Normların Dönüşümü
₺325,00 -

Sultan (II) Mahmud’un Ölümü
₺235,00 -

Sanat Tarihi Yazıları
₺370,00 -

Türkiye’de Popüler Kültür, Din ve Tasavvuf
₺330,00 -

Hakas Türkçesinde Geçmiş Zaman Kategorisi
₺430,00 -

COMPUTATIONAL FORMALISM in LITERARY STUDIES
₺450,00 -

Yerel Yönetimlerde Mali Özerklik ve İstanbul İlçe Belediyelerinin 2014-2018 Yılları Gelir Bütçelerinin Mali Özerklik Yönünden Değerlendirilmesi
₺575,00 -

Visions Of Dystopia: A Portrait Of Twentieth Century
₺495,00 -

UNDERSTANDING MODERN MACROECONOMIC SCHOOLS: A COMPARATIVE ANALYSIS
₺210,00 -

Türkiyede Ombudsmanlık Kurumu
₺250,00 -

Türk Sinemasında Öncüler
-

Tuva Türkçesinde İkileme ve Yinelemeler
₺495,00 -

The Effects of Interaction Design in Mobile Publishing
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Girişimcilik ve Bilişim Sektörü Destekleri
Günümüzde teknoloji insanların ve işletmelerin temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Üretimden, sanayiye, endüstriden, hizmet sektörüne kadar dijitalleşme olmazsa olmaz bir unsur olarak karşımıza çıkar. İşletmeler son zamanlarda kendi yazılım birilerini kurmakta ya da dışarıdan hizmet alım yoluna gitmektedir. Endüstri 5.0’lara varan gelişmeler ve bunları kendi işletmelerine adapte edebilen işletmeler pazarda rekabet edebilmede bir adım öne çıkmadırlar. Ülkemiz gibi ekonomisi ve sanayisi hızla gelişen ülkelerde dijitalleşme döngüsünü işletmelerin tamamlayabilmeleri devlet bir takım bilişim sektörleri desteği vermektedirler. Bu kitabın amacı, Türkiye’de firmaların bilişim sektörü desteklerinden nasıl faydalanacakları konusunda yol göstermektir.
KİTAP TANITIMI
Nat Pinkerton Asma Köprü Üzerinde Mücadele
Polisiye Romanda bulunacak önemli unsur suç ve suçlu olması olduğu gibi, onu daha da yeterli duruma getirecek olan da suçluyu arayan, inceleyen ve adaleti sağlayan kişinin bulunmasıdır ki bu kişi de detektiftir.
Asma Köprü Üzerinde Mücadele, başrolünde Nat Pinkerton adlı bir detektifin bulunduğu polisiye romandır.
İskoçyalı bir dedektif olan Allan Pinkertondan esinlenen Nat Pinkertonun maceraları ülkemiz okurları tarafından sevilen bir detektif olarak karşımıza çıkar.
Nat Pinkertonun Korkunç Hane adlı dedektiflik öyküsü Mütercim Corci tarafından Rumi 1324 / Miladi 1908 yılında II. Abdülhamidin isteği üzerine Osmanlı Türkçesine çevirtilmiştir.
Osmanlı Türkçesi ve günümüz Latin alfabesine ilişkin birçok Nat Pinkerton polisiye romanı yer almasına karşın, bu romanı çevrilenler arasında yer almadığını görmemiz üzerine Almancadan Osmanlı Türkçesine çevrilmiş olan bu romanı biz de günümüz Latin alfabesi ile polisiye roman dünyasına kazandırdık.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Vahyin Elçilerinden Eğitsel Mesajlar
“Vahyin Elçilerinden Eğitsel Mesajlar” adlı bu kitap, üç ana bölümden oluşmakta ve Kur’an’da adı geçen peygamberlerin eğitsel mesajlarını içermektedir. I. Bölümde, peygamberlerin ortak vasıfları rol model olma ve pedagojik yöntemler bağlamında incelenmektedir. II. Bölümde, yaratılış ve kişilik inşası; ilim-akıl-iman dengesi; bilgi kavramı, ibadetin kişilik eğitimi boyutu ve temel ahlâkî ilkeler tartışılmaktadır. III. Bölümde ise hak, sorumluluk, ceza ve mükâfat; bireyin temel hakları ile Allah’a, kendine, aileye, topluma ve çevreye karşı görevleri; ayrıca cennet-cehennem tasavvurunun eğitici boyutu değerlendirilmektedir.
Kitap; öğretmenler, din görevlileri, değerler eğitimi uygulayıcıları, ilahiyat ve sosyal bilimler öğrencileri ile ebeveynler için müfredatı destekleyen bir başvuru kaynağıdır. Sade fakat akademik üslubuyla ders planlarını zenginleştirmektedir. Sohbet ve atölyeler için hazır içerik sunmakta; Kur’an ve Sünnet ekseninde bilgiyi hikmete, sorumluluğu olgunluğa dönüştürmek isteyenler açısından özlü ve uygulanabilir bir rehber işlevi görmektedir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
İRAN- TÜRK MİNYATÜRÜNDE SAVAŞ VE MÜCADELE SAHNELERİ
Önsözden
İran-Türk minyatür sanatı konu çeşitliliğine sahiptir ve bu çeşitlilik savaş ve mücadele sahnelerinde bile uygulanmaktadır. Dolayısıyla savaş sahnelerinde çeşitli kompozisyon ve savaş mevkilerine; orduların kapışma savaşı, iki grup savaşı, iki pehlivanın mücadelesi, kale kuşatması, kamp baskınına vb. çoğunlukla rastlanılmaktadır. Üstelik insanın sadece insan ile savaşı değil, dev, ejder, şeytan, simurg vb. gibi hayali ve efsanevi yaratıklar ile yaptığı savaş da İran- Türk minyatüründe büyük yer kaplamaktadır. Aslında İran sahasında ister Türk sanatçıları ister İranlı sanatçılar tarafından yapılan minyatürler efsanevi ve hayali konulara her zaman çok önem vermiş, mitolojik ve efsanevi yönü ile tanınmaktadır. Bu özellik onu Osmanlı minyatürü gibi gerçekçi bir minyatür okulu ile karşılaştırıldığında daha da açık görülmektedir.
Dolayısıyla, İran- Türk minyatürü savaş açısından, bütün detayları ile açıklandıktan sonra Osmanlı minyatürü ile karşılaştırılmaya çalışılmıştır.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Uluslararası Kalkınmada Yozgat’ın Potansiyeli Problemleri ve Çözüm Önerileri
Yozgat, marka şehir nasıl olur? Düşüncesinden hareketle hazırlanan bu kitap, 15 farklı bölümden oluşup, 20 farklı akademisyen kitaba katkı sağlamıştır.
Kitabın asıl amacı; Yozgat’ın, tarım, hayvancılık, turizm ve maden kaynakları başta olmak üzere, tüm ekonomik sektörlerdeki potansiyelini ortaya çıkarmaktır. Bu sektörlerdeki mevcut problem ve potansiyeller tespit edilerek, Yozgat’ın kalkınmasına yönelik, çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Enerji güvenliği devletlerin sürdürülebilir büyüme ve kalkınmaları için hayati önem taşımaktadır. Kitapta nükleer enerjinin temel yakıtı olan uranyum rezervlerinin önemi ayrıntılı analiz edilmiştir. Bu bağlamda Yozgat-Sorgun’da yoğun miktarda bulunan, uranyum rezervlerinin potansiyeli detaylı araştırılmıştır. Bu potansiyelin Yozgat ve Türkiye ekonomisine, nasıl kazandırılabileceğine ilişkin analizler yapılmıştır.
Kitabın diğer bir odak noktası ise endüstriyel kenevir alanında, ihtisas üniversitesi olan YOBÜ’nün, kenevir alanında yapmış olduğu, bilimsel ve sosyal çalışmalardır.
Doç. Dr. Mustafa ÖZALP
₺420,00
KİTAP TANITIMI
Tükenmişlik Sendromu
Tükenmişlik sendromunun hem bireylerin kendilerinde hem de çalıştıkları örgütlerde ciddi sorunlara yol açması bu kavramın araştırılması gerekliliğini doğurmuş olup; bu kitapta tükenmişlik sendromunun tanımı, nasıl ortaya çıktığı, alt boyutlarının neler olduğu, belirtileri, nedenleri, sonuçları ve nasıl baş edilmesi gerektiğine dair temel bilgilere yer verilmektedir. Kitapta yer alan bu bilgilerin, tükenmişlik sendromunun ne olduğunu anlamak; kavrama dair geliştirilen modelleri, bireysel ve örgütsel düzeyde var olabilecek nedenlerini ve belirtilerini öğrenmek; sendromun neden olduğu sonuçlara ve bu sonuçlarla nasıl baş edilebileceğine, tükenmişliğin nasıl önlenebileceğine dair bilgi edinmek isteyen kişilere faydalı olacağı umulmaktadır. Bu doğrultuda kitabın hem bireyler hem de örgütler için kaynak niteliğinde olduğu ifade edilebilir.
31
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Bitlis Kalesi 2023 Yılı Kazı Sezonu ve Buluntuları
Tarih boyunca jeopolitik konumu sebebiyle önemli şehirlerin başında gelen Bitlis, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bitlis’in merkezinde tepelik bir alan üzerinde bulunan Bitlis Kalesi ise bölgedeki kültürel birikimin en önemli temsilcilerindendir. Şehre hakim bir konumda bulunan içkalede 2004 yılında başlayan kazı çalışmaları günümüzde de devam etmektedir. Yapılan çalışmalar neticesinde Bitlis tarihine ve kültürüne dair çeşitli verilere ulaşılmıştır. Bitlis’teki en eski yerleşimlerden birinin de olabileceği düşünülen kale hakkında Evliya Çelebi seyahatnamesinde oldukça kapsamlı bilgiler bulunmaktadır. Çalışmamızda 2023 yılı Bitlis Kalesi kazı çalışmaları ile bu çalışmalar neticesinde ele geçirilen çini, seramik, metal, cam ve kemik objelerin tanıtılması amaçlanmıştır. Daha önceki kazı çalışmalarının mevcut verilerle harmanlanarak ele alındığı bu yayında Bitlis Kalesi yerleşimi somut olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
VII. ULUSLARARASI KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT BİLİMİ KONGRESİ BİLDİRİ KİTABI
Goethe’nin “Ulusal edebiyat artık bir şey ifade etmiyor, dünya edebiyatının zamanı geldi, herkes bu dönemi hızlandırmak için buna katkıda bulunmak zorundadır” demesinin üzerinden yaklaşık iki yüz yıl geçti. Goethe ortaya atmış olduğu “dünya edebiyatı” kavramı ile edebiyatlar arasındaki iletişimi ve etkileşimi vurgulamak istemişti. Bu bir bakıma dünya kültürü anlamına geliyordu ve insanlık kültürünün bir üst basamağıydı. Sadece edebiyatlar arasındaki etkileşim değil, ortak bir duygu birliği geliştirme yolunda da önemli bir adımdı dünya edebiyatı.
Karşılaştırma her zaman bilimlerin bir yöntemi olmuştur. Bu bağlamda yüzyılımızın başında edebiyatlar arasındaki alışverişe dikkat çeken çalışmaların yoğunluğu göze çarpar. Toplumların birbirleri hakkındaki yorumlarını ortak bir buluşma noktasına doğru hareketlendiren bu çalışmalar sadece edebiyat alanıyla sınırlı kalmayıp, psikolojiden sosyolojiye, tarih biliminden antropolojiye ve genel anlamıyla kültür bilimlerini kapsamaktadır. Günümüze bakıldığında edebiyatlar, dolayısıyla kültürler arası iletişime daha çok ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Eskiden uzakta olanlarla karşılaşmalar gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Ötekileştirme, önyargı oluşturma veya belli gruplar hakkında oluşturduğumuz basmakalıp düşüncelerin yön verici etkisi hayatımızın her alanına yansımaktadır. Bir yandan küresellik iddiaları sınır tanımayan bir hareketliliğe olanak tanırken, diğer yandan farklılıkları ön plana çıkararak yerelliğin bir zenginlik olarak korunması çabaları dikkat çekicidir. Bu çok farklı kültürlerin karşılaşmalarında kimlik konusu da önemli bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi kültürünü koruyarak, diğer kültürü anlama deneyimleri yüzyıllardır yaşanan toplumsal çabalardan biridir. Komşularla ilişkiler kültürel zenginlik anlamına gelebileceği gibi, gerilimli bir ilişkiyi de ifade edebilir.
10-12 Ekim 2018 tarihlerinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde düzenlemiş olduğumuz VII. Uluslararası Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi Kongresi çerçevesinde sunulan bildiriler de edebiyatlar ve kültürlerarası ilişkileri gösterme ve yorumlama girişimi olarak alana katkıda bulunma çabasının bir ifadesidir.
Yazarlar: Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Prof. Dr. Meral Ozan, Doç. Dr. Abdurrahman Kolcu, Doç. Dr. Hasan BAKTIR, Doç. Dr. Vehbi Ünal, Doç.Dr. Bekir Zengin, Ahmet ÜNGÜDER, Alla Serdiuk, Arzu ÖZYÖN, Ayhan Tek, Ayşe Nur Özdemir, Burcu Narda Yurtseven, Canan AKBABA, Ceren Kahraman, Derya Ersöz, Derya Koray Düşünceli, Dilek SAKAROĞLU, Dr. Berna USLU KAYA, Dr. Emin ONUŞ, Dr. Müge GÖNCÜ, Dr. Öğr. Ü. Emel Erim, Dr. Öğr. Üyesi Hatice EŞBERK, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Semerci, Dr. Zennure Köseman, Duygu Özakın, Ebru Ceker Gündogdu, Efsane Huseyin, Emel Özkaya, Emine ZEYTUNLU, Erdal BARAN, Fatma Kahraman, Filiz İlknur Cuma, Gonca GÜVEN AKIN, Hamza KUZUCU, Kamran Ahmadgoli, Khallieva Gulnoz Iskandarovna, Medina Karahan, Mehmet Emin PURÇAK, Meryem Koyun, Nevzat KAYA, Nihan ATLI, Onur ÖZCAN, Öğr. Sevgi Kamışoğlu, Öğrt. Gör. Dr. Reyhan İsmet Özsarı, Özge Sinem İMRAĞ, Özlem ULUCAN, Seçil YÜCEDAĞ, Seçkin SARPKAYA Sibel Baran, Sona Jafari Nasab, Sultan Dilek GÜLER, Tülinay Dalak, Ünal KAYA Veysel LİDAR, Yusuf Ziyaettin Turan, Zeliha DURAN, Zeliha ÖZTÜRK
₺890,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK ROMANINDA KADIN 1980-2000
Tanzimat ile başlayan modernleşme sürecinde kadın, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda değişime uğrar. Yeni bir medeniyet dairesine geçilirken kadın giyimiyle, toplumdaki statüsüyle, aile içerisindeki rolüyle değişimin simgesi olur. Kadın, modernizmin birer aynası olarak görülür ve bu aynadan toplumun gelişmişliği verilmeye çalışılır.
Özellikle, 1970’li yıllar kadın hareketlerinin filizlendiği, kadının edebiyatta sesini, duyurmaya başladığı bir dönemdir. Bu filizlenme, 1980 sonrası daha güçlü bir şekilde yeşerir ve kadın hem kendisini hem de toplumsal yapıyı sorgulamaya, sorgulatmaya başlar. 1980 darbesinin toplum ve özellikle yazarlar üzerindeki olumsuz psikolojik etkisinden dolayı yazarlar, kendi kabuklarına çekilirler. Bu dönemde anlamsızlık, hiçlik, bunalım, cinsiyet, korku, yalnızlık gibi bireysel konular yoğun bir şekilde işlenirken, kadın sorunsalı da ayrıntılı olarak romanlardaki yerini alır.
Türk Romanında Kadın 1980-2000 adlı kitap, Adalet Ağaoğlu, Ahmet Altan, İnci Aral, Duygu Asena, Erendiz Atasü, Ferit Edgü, Sevinç Çokum, Nazlı Eray, Leyla Erbil, Füruzan, Afet Ilgaz, Emine Işınsu, Selim İleri, Attilâ İlhan, Metin Kaçan, Cemil Kavukçu, Ayşe Kulin, Pınar Kür, Demir Özlü, Tezer Özlü, Orhan Pamuk, Elif Şafak, Latife Tekin, Buket Uzuner ve Ahmet Günbay Yıldız’ın 1980-2000 yılları arasında yayımlanan romanları incelenerek kadının, evlilik, aile, cinsellik, çalışma hayatı, eğitim, intihar, yabancılaşma, psikolojik rahatsızlıklar, varoluş, özgürlük, sanat, ölüm gibi alanlardaki duygu ve düşünce dünyası ortaya konmaktadır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Yapay Zekâ ve Etik
Yapay zekâ etiği açısından en temel sorun, geleneksel etik yaklaşımların insan merkezli doğasının, özerk ve öğrenen sistemlerin yarattığı yeni ahlaki gerçeklikle nasıl uzlaştırılacağıdır. Bu noktada hâlihazırdaki etik kuramlar sorunu çözmede yetersiz kalmaktadır. Yapay zekâ uygulamalarının teknolojik, sosyal, ekonomik, hukuki ve siyasal vb. birçok alanda etkili olduğu düşünüldüğünde, yapay zekâ etiğinin disiplinler arası bir zeminde ele alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Çalışmada, yapay zekâ teknolojilerinin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini multidisipliner bir yaklaşımla anlamak ve bu etkilerin yönetilmesine ilişkin etik öneriler geliştirmek amacıyla, yapay zekâ etiğinin teorik temellerinden mahremiyet ve veri etiğine, güvenlik paradigmalarından, yapay zekânın hukuk alanındaki kullanımına; algoritmik önyargı ve ayrımcılıktan, yapay zekânın sosyoekonomik etkilerine; ayrıca yapay zekânın gazetecilik ve eğitim alanlarındaki kullanımına ve buralarda yaşanan etik sorunlara kadar önemli görülen konular ele alınmıştır.
₺320,00
KİTAP TANITIMI
Education as Service
Though many people may think the ideals put forward are entirely beyond the average teacher, and cannot be put into practice in ordinary schools, I can thus point at least to one institution in which I have seen many of the suggestions made in this book actually carried out. It may be that some of them are, at present, beyond most schools; but they will be recognised and practised as soon as teachers realise them as desirable, and have a proper understanding of the importance of their office.
Most of the recommendations apply, I think, to all countries, and to all religions, and are intended to sound the note of our common brotherhood, irrespective of religion or caste, race or colour. If the unity of life and the oneness of its purpose could be clearly taught to the young in schools, how much brighter would be our hopes for the future! The mutual distrust of races and nations would disappear, if the children were trained in mutual love and sympathy as members of one great family of children all over the world, instead of being taught to glory only in their own traditions and to despise those of others. True patriotism is a beautiful quality in children, for it means unselfishness of purpose and enthusiasm for great ideals; but that is false patriotism which shows itself in contempt for other nations. There are, I am told, many organisations within the various nations of the world, intended to inspire the children with a love for their country and a desire to serve her, and that is surely good; but I wonder when there will be an international organisation to give the children of all nations common ideals also, and a knowledge of the real foundation of right action, the Brotherhood of Man.
- KRISHNAMURTI
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Samsun’da XIX. Yüzyılda Batı Etkili Mimarlık Örnekleri
XVII. yüzyıldan itibaren; Osmanlı İmparatorluğu Batıdaki ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmeler karşısında giderek zayıflamıştır. Bu olumsuz gelişmelere paralel olarak XVIII. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu tarafından, Avrupa’daki gelişmeleri takip etmek için önce Avrupa’ya geçici elçilikler, daha sonra daimi elçilikler kurulmaya başlanmıştır. Batıyı tanımaya çalışan Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat Fermanı (1839) ile de bu süreç hız kazanmıştır.
İmparatorlukta, Batıyla gelişen ilişkiler neticesinde Avrupa kültüründen etkilenmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu doğrultuda, Osmanlı devletinde sanat ve mimarideki değişim bunun en açık örneklerindendir. Bu alanda önce İstanbul sonrasında Anadolu’nun çeşitli kentlerinde Batı tesirli üsluplar, mimari ve diğer sanat dallarında kendini göstermeye başlamıştır.
Samsun, XIX. yüzyılda Batı tesirleriyle inşa edilmiş mimari örneklere sahip bir şehir olmasıyla çalışma dahilinde ele alınmıştır. Şehir bu açıdan Osmanlı’da gelişen Batılılaşma anlayışının Anadolu’daki önemli örnekleri içerisinde değerlendirilmektedir. Samsun’da bu dönem içerisinde sivil ve dini mimari örneklerin yanında eğitim yapılarında da bu etkiler görülmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK- AMERİKAN İLİŞKİLERİ (1914-1945)
Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu toprakların stratejik önemi emperyalist devletlerin her zaman dikkatini çekmiştir. Bu devletlerden biri olan ABD, 19 yüzyılın başından itibaren Osmanlı Devleti ile temasa geçerek diplomatik ilişkilerini geliştirme yoluna gitmiştir. Bu yüzyıldan itibaren ikili ilişkiler, yeni kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile de devam etmiş ve çok yönlü olmuştur.
Yazarın Doktora Tezinden üretilmiş olan bu kitapta; Ermeni sorunu kapsamında, Osmanlı topraklarında bulunan Amerikan misyoner teşkilatlarının sağlık, eğitim faaliyetleri, Milli Mücadele dönemi Amerikan heyetlerinin incelemeleri ve raporları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan sonra uluslararası arenada vermiş olduğu diplomatik mücadele, Lozan ve sonrasındaki ABD’nin Türkiye üzerindeki politikaları, ticari, kültürel ve siyasi açıdan çok yönlü ele alınmıştır. 1914-1945 yıllarını içeren ve Türk-Amerikan ilişkilerini ele alan bu çalışma, tarih metodolojisi çerçevesinde, başta arşiv belgeleri olmak üzere, Meclis Zabıtları, Amerikan Ulusal Arşivi, yerli ve yabancı gazetelerin analiz edilmesiyle günümüz Türk-Amerikan ilişkilerinin anlaşılmasına temel oluşturmayı amaçlamaktadır.
₺675,00
KİTAP TANITIMI
Ordu İli Turizm Merkezlerinin Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerine Göre Analizi
Ordu İli Turizm Merkezlerinin Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleriyle Analizi isimli bu çalışma, Ordu ilinin coğrafi özelliklerinin tanıtılması, 8 turizm merkezinin turizm potansiyelinin ortaya konulması ve turizm merkezlerinin çok kriterli karar verme yöntemleriyle değerlendirilmesi aşamalarından oluşmaktadır. Bu çerçevede Ordu ilindeki turizm merkezi olarak ilan edilmiş alanların değerlendirilmesinde AHP, TOPSIS ve VIKOR gibi çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak öncelikli turizm gelişim alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kitap ile güncel istatistiki yöntemler kullanılarak Turizm Coğrafyası literatürüne katkı sunulması hedeflenmiştir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
HAKİKATİN PEŞİNDE Tanıklıklarla Araştırmacı Gazetecilik
Enformasyonun serbest akışı ve haberin kolay ulaşılabilir hale gelmesiyle doruğa ulaşan liberal söylemin aksine modern dünyada araştırmacı gazeteciliğe ve araştırmacı gazetecilere duyulan ihtiyaç artıyor. Bu ihtiyaç üç asırlık geçmişiyle “kamu adına hükümetlerin denetlenmesi” şeklinde tarif edilen gazeteciye atfedilen rolün günümüzde ulus ötesi nitelik kazanan hükümet dışı organizasyonları da içine alacak şekilde genişlemesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla yirmi birinci yüzyılın şafağında küresel ölçekte ilişki ağlarını genişleten hükümet dışı organizasyonların denetlenebilmesi ancak gazeteciliğin de küresel kamunun çıkarlarını gözetecek şekilde icrasını gerektiriyor. Sözgelimi yirminci yüzyılın hemen başında Upton Sinclair’ın ortaya çıkardığı yerel bir mesele olan Chicago mezbahalarındaki sağlıksız koşulları gözler önüne seren araştırmacı gazetecilik deneyimi, Julian Assange’ın “Wikileaks İfşaatları” ve Edward Snowden’in “NSA İfşaatları” ile etkisi küresel düzlemde hissedilen yeni bir tür araştırmacı gazetecilik deneyimine bırakıyor.
Kitap; her ikisi de meslekten gazeteci olmayan Assange ve Snowden’in sahip olduğu vicdani sorumluluğu araştırmacı gazeteciliğin başlangıçtan itibaren değişmeyen doğasına bağlayarak bizlere aktarıyor. Böylece araştırmacı gazeteciliğin kamu yararına taşıması gereken vicdani sorumluluğu dünden bugüne örneklendirmekle kalmıyor, titiz bir çalışmayla hükümetlerin ya da hükümet dışı organizasyonların denetlenebilmesi için başlangıç noktası olarak bizlere yeniden hatırlatıyor.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
YÖNETİM VE İNSAN İÇİN GÜÇLENDİRME
Çalışanların güçlendirilmesi, işletmeler ve yöneticiler için insan unsurunun değerini artıran uygulamaları kapsamaktadır. Nitelikli çalışanların işletme içindeki varlığı insan kaynağının çok önemli hale geldiği iş dünyasında ve yaşanan rekabet savaşlarında daha iyi anlaşılmaktadır. Rekabette bir adım önde olmak isteyen yöneticiler güçlendirmeyi sahiplenmeli ve çalışanlarını güçlü kılmanın yollarını aramalıdırlar.
Yönetim uygulamaları insan odaklı olduğu müddetçe işletme içindeki karşılıklı güç ilişkilerinde çalışanların güçlendiği görülecektir. Güçlenen çalışanın işini severek yapması, kişisel gelişimini ilerletmesi, karar alma süreçlerine aktif katılım göstermesi, işletme için daha etkin ve verimli çalışması güçlendirmenin beklenen sonuçları arasında yer almaktadır.
Elinizdeki bu kitap güçlendirmeyi yönetsel açılardan inceleyerek çalışanlara, yöneticilere ve işletme sahiplerine güçlendirmeyi tanıtma ve gücün çalışanlarla paylaşılmasıyla ilgili bilgiler sunmaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Georgi Pulevski’nin Makedonca-Arnavutça-Türkçe Sözlüğü
Georgi Pulevski’nin “Тријазичник (Triyaziçnik)” üç dilli Makedonca-Arnavutça-Türkçe eseri her ne kadar bir sözlük olarak anılsa da aslında farklı konuları öğretmeyi amaçlayan bir ders kitabı özelliği taşımaktadır. Dönemin Osmanlı Devleti sınırları içinde yer alan Makedonya topraklarında farklı etnik grupların iç içe yaşadığı şehirlerde Arnavutça, Makedonca ve Türkçe üç dilli eğitimin yapıldığı okullarda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Sadece Makedonya’da değil aynı zamanda bugün Bulgaristan, Yunanistan, Kosova, Sırbistan sınırları içinde kalan pek çok şehirde eserin okunduğunu anlıyoruz. Pulevski’nin eseri sadece öğrenciler ve öğretmenler tarafından okunmamış, hancı, din adamı, yoğurtçu, itfaiyeci, saatçı, semerci, çiftçi, fırıncı, çilingir, kahveci gibi çok farklı meslek grupları tarafından da rağbet görmüştür.
Eserin girişinde dönemin Padişahı Sultan Abdülaziz’e övgü ve ithaf ile başlayıp şu satırlara yer verilmiştir: “Ћереметд-љи Мућереметд-љи Дадери Ељиф Шанл-; Султан Абдул Азис Азамет Ефенд-м-з” (Ḱeremetd-ĺi Muḱeremetd-ĺi Daderi Eĺif Şanl- Sultan Abdul Azis Azamet Efend-m-z) “Bağış sahibi, dost ve kardeşimiz büyük, ulu sultanımız Abdülaziz Efendimiz. Padişahımız Sultan Abdülaziz, bizim gibi insanlara kendi ana lisanını ve diğer lisanları öğrenmek ve öğretmek için fırsat verdi; Allah ona uzun ömürler versin, devleti ve padişahlığı daim olsun. Onun sayesinde bizler yabancı lisanları rahatça öğrenebiliyoruz.”
Eserde dinî konular, coğrafya, botanik, madenler, bitkiler, canlılar, diller, devlet yönetimi, mektup yazımı, alfabeler vb. gibi çok farklı konular hakkında bilgiler verilmiştir. Metnin akışı genellikle soru cevap şeklinde ilerlemiştir.
Hazırladığımız Тријазичник (Triyaziçnik) üç dilli Makedonca-Arnavutça-Türkçe sözlüğün, Türkoloji çalışmaları ve Osmanlı Dönemi eğitim-öğretim inceleme faaliyetleri açısından faydalı bir kaynak olacağını umuyoruz.
₺740,00
KİTAP TANITIMI
KUR’ÂN’DA HABER ÜSLUBU
Haber cümlelerinin muhatabın içinde bulunduğu duruma göre değişen üç çeşidi vardır. İbtidâî, talebî ve inkârî olan haber türleri, muhatabın habere karşı tavrına göre te’kidsiz veya bir ya da birden çok te’kidle desteklenmiş olarak gelir. Bu bağlamda haberin muktezâ-yı hâle uygun olarak gelmesi, muhatabın habere karşı zihni boş, mütereddit veya ret konumunda olmasına göre te’kidli veya te’kidsiz gelmesini ifade eder. Haberin muhatap dikkate alınarak düzenlenmesi, muhatabı ikna etme açısından da büyük önem taşır. Bununla birlikte haber bazen zâhiren durumun gereğine uygun olarak gelmez. Haberin muktezâ-yı hâlden çıkması, beliğ bir söz olmasına engelken, çeşitli sebeplerle muktezâ-yı zâhirden çıkması ise mümkündür. Kur’an-ı Kerim, haberin muktezâ-yı zâhire uygun gelmemesi durumunun pek çok örneğini sunmaktadır. Bunların tespiti mananın daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.
KİTAP TANITIMI
Örgütsel Adalet Ve Örgütsel Sinizm
Günümüzde örgütlerde adalet konusu oldukça önemli hale gelmiştir. Adalet aslında her dönemde önemini korumuştur. Ancak dünya genelinde ve bilhassa da ülkemizde, örgütsel adalet konusunda geniş bir literatür oluşmuştur. Ancak örgütsel sinizm ile ilişkisine yönelik çalışmalar fazla değildir. Örgütsel adaletin sağlanamadığı yerlerde, örgütsel sinizmin daha fazla görüleceği aşikârdır. Sinizm kelime olarak, bulunduğu işyerinden hoşnut olmama, eleştirme, başkalarına şikâyet etme davranışı olarak söylenebilir. Bu tutum içinde olan kişiler, muhtemelen örgütte adaletsizlik yaşayan kişilerdir.
Bu eserde, çalışma hayatında büyük önemi olan örgütsel adalet ve örgütsel sinizm konularından bahsedilmekte ve bankacılık sektöründe yapılan araştırma sonuçları üzerinde durulmaktadır.
KİTAP TANITIMI
ANTON TCHEKHOV AND OTHER ESSAIS
From times immemorial, literature has accumulated a large and varied store of all kinds of general ideas and conceptions, material and metaphysical, to which the masters have recourse the moment the over-exacting and over-restless human voice begins to be heard. This is exactly the point. Tchekhov himself, a writer and an educated man, refused in advance every possible consolation, material or metaphysical. Not even in Tolstoi, who set no great store by philosophical systems, will you find such keenly expressed disgust for every kind of conceptions and ideas as in Tchekhov. He is well aware that conceptions ought to be esteemed and respected, and he reckons his inability to bend the knee before that which educated people consider holy as a defect against which he must struggle with all his strength. And he does struggle with all his strength against this defect. But not only is the struggle unavailing; the longer Tchekhov lives, the weaker grows the power of lofty words over him, in spite of his own reason and his conscious will. Finally, he frees himself entirely from ideas of every kind, and loses even the notion of connection between the happenings of life. Herein lies the most important and original characteristic of his creation. Anticipating a little, I would here point to his comedy, The Sea-Gull, where, in defiance of all literary principles, the basis of action appears to be not the logical development of passions, or the inevitable connection between cause and effect, but naked accident, ostentatiously nude. As one reads the play, it seems at times that one has before one a copy of a newspaper with an endless series of news paragraphs, heaped upon one another, without order and without previous plan. Sovereign accident reigns everywhere and in everything, this time boldly throwing the gauntlet to all conceptions. In this, I repeat, is Tchekhov’s greatest originality, and this, strangely enough, is the source of his most bitter experiences. He did not want to be original; he made super-human efforts to be like everybody else: but there is no escaping one’s destiny. How many men, above all among writers, wear their fingers to the bone in the effort to be unlike others, and yet they cannot shake themselves free of clichéyet Tchekhov was original against his will! Evidently originality does not depend upon the readiness to proclaim revolutionary opinions at all costs. The newest and boldest idea may and often does appear tedious and vulgar. In order to become original, instead of inventing an idea, one must achieve a difficult and painful labour; and, since men avoid labour and suffering, the really new is for the most part born in man against his will.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’nin Beyin Göçü Politikaları
Beyin göçü sorunu, 1945 yılında İngiltere tarafından fark edilmiş, küreselleşmenin de etkisiyle 1960’lardan sonra hızla artınca ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler, itme ve çekme perspektifinden önemli beyin göçü politikaları üretmiştir. Türkiye ise 1933-1945 yıllarında Atatürk’ün vizyonuyla beyin göçü çekmek için Üniversite Reformları geliştirmiştir. İlerleyen süreçlerde beyin göçünün mağduru olmamak açısından 1960 yılından başlayarak Beş Yıllık Kalkınma Planlamaları kapsamında çekim merkezleri olarak kurduğu Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), Teknoparklar vb. cazibe merkezleri paralelinde, TÜBİTAK Tersine Beyin Göçü ve Yabancı Beyin Göçü çekmek için Turkuaz Kart gibi birtakım politikalar geliştirdiyse de etkili bir atak oluşturamamış, beyin göçü sorununu politik gündemine bir problem olarak almakta geç kalmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin beyin göçü politikalarını tarihsel olarak ortaya koyan bütünleşik, düzenli bir çalışma olmadığı gibi, elde edilen veriler, daha çok beyin sermayesinin kaybının incelenmesi gibi çalışmalar olarak öne çıkmaktadır.
Uluslararası literatür açısından bakıldığında ise bilgi ve dijital teknolojiyi kullanarak iyi bir iletişimle çok fonksiyonlu bir beyin göçü mantığı ve politikaların geliştirilmesi ve bu kavrama yeni bir boyut, beyin göçü yaklaşımlarına yeni bir analitik çözümlemeyle, yeni politikalar üretilmesi, ülkelerin beyin göçü politikaların da tarihsel derinliğinden kronolojik olarak süzülüp analiz edilmesi elzem gözükmektedir.
Bu Kitapta; öncelikle uluslararası beyin göçü politikaları ve Türkiye’den en çok beyin göçünü çeken ABD ve Almanya gibi ülkelerin beyin göçü politikaları incelenmekte, ABD Green Kart, Almanya (AB) Mavi Kart ve Türkiye’nin geliştirdiği Turkuaz Kart benzer özellikleri karşılaştırılmakta, beyin göçü politikası kavramsallaştırılmaktadır. Çalışmanın odağını oluşturan; “Türkiye’nin itme ve çekme perspektifinden geliştirdiği beyin göçü politikaları” ise Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlayarak, Türkiye’nin Erken Cumhuriyet dönemi (1923-1950) Türkiye’nin en etkili beyin göçü çekme politikalarından olan Üniversite Reformları, Beş Yıllık Kalkınma Planları (1960- 2022) kapsamında, son dönem TÜBİTAK 2232 ve Turkuaz Kart beyin göçü politikaları da dahil olmak üzere, tarihsel bir belge olması umuduyla dönemsel derinliğinden kronolojik olarak ortaya konulmakta ve bu politikaların Türkiye’nin beyin göçü üzerindeki etkileri güçlü, zayıf, fırsatlar ve tehditler çerçevesinden SWOT analizi ile değerlendirilmektedir.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
SAKARYA NEHRİ – GÖYNÜK ÇAYI – ÇATAK ÇAYI ARASINDAKİ SAHANIN KARST JEOMORFOLOJİSİ
Oluşum ortamları ve yapısal özellikleri farklı Anatolidler ile Toridler’in yan yana geldiği karmaşık bir kuşakta bulunan Orta Sakarya Havzası; lito-stratigrafik yapıları birbirinden değişik karbonatlı kayalardan meydana gelmiştir. Bu iki tekto-jenetik birlik arasında yer alan Karakaya Zonu (İzmir-Ankara Zonu)’nu oluşturan kayalar, çarpışma sonucu kaybolmuş veya stratigrafik konumları büyük ölçüde değişikliğe uğramıştır. Ayrıca, Orta Miyosen sonrası neotektonik dönemde gelişen doğrultu ve düşey atımlı faylar ile epirojenik hareketler, yapı ve kireçtaşlarının konumlarının daha karmaşık bir durum almasına neden olmuşlardır. Bu karmaşık jeolojik yapı; bölgenin jeomorfolojik gelişimini önemli ölçüde etkilemiştir. Özellikle karstlaşma, kısa mesafeler dahilinde, gelişim ve şekil açısından farklılıklar göstermektedir. Karstlaşmada etkili olan birincil (kökensel) ve ikincil (şekillendirici) faktörleri inceleyerek, bölgenin karstik gelişimini ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturur. Belirlenen karmaşık alanda, günümüze kadar ayrıntılı olarak, gerek jeomorfolojik gerekse karstik bir çalışma yapılmadığından bu saha araştırma alanı olarak seçilmiştir. Böylece, inceleme sahasının morfolojik evrimi ve karstik şekilleri ortaya çıkarılarak jeomorfoloji, karst sınıflaması ve drenaj haritaları çizilmiştir. Ayrıca karstlaşma ve morfolojik özellikleri belirlemek için bazı karstik alanların 1/25.000 ölçekli ayrıntılı jeomorfoloji haritaları yapılmıştır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Sivas Toprakkale (İç Kale) Kazıları Sırlı Seramik ve Çini Buluntuları (2019-2021)
Orta Çağ’ın önemli ticaret merkezleri arasında bulunan ve tarihi boyunca çeşitli medeniyetlerin hâkim olduğu Sivas şehri, çeşitli kültürel zenginlikleri bünyesinde barındırmaktadır. Bu zenginlikler arasında şüphesiz Toprakkale adı ile bilinen Sivas İç Kale, en önde gelenidir. “Sivas Kale Evleri Projesi” kapsamında 2019 yılında Gök Medrese ile Toprakkale arasındaki bölgede Sivas Arkeoloji Müzesi Başkanlığında kazı çalışmalarına başlanmıştır. 2019-2021 yılları arasında yapılan çalışmalar sonucunda ele geçirilen sırlı seramik ve çini buluntuları, elinizdeki kitapta incelenmiştir. Eserde, buluntuların dönem ve tarihlerinin tespitinin yanı sıra, Sivas İç Kale’nin geçmişine dair önemli veriler yer almaktadır. Toprakkale’de, Selçuklu ve Osmanlı Dönemi yerleşiminin anlaşılmasına yönelik bilgiler içeren bu kitabın, gelecek yıllarda alanda yapılacak çalışmalara da referans olacağı ön görülmektedir.
₺1.800,00
KİTAP TANITIMI
Afete Dayanıklı Çocuklar Yetiştirmek: Okul Öncesi İçin Steam-D Temelli Eğitim Modülleri ve Uygulamaları
Fiziksel, psikolojik ve toplumsal boyutları da kapsayan afet dayanıklılığının disiplinlerarası bir yaklaşımla, çocukluktan yetişkinliğe hayat boyu eğitim çerçevesinde bütüncül olarak ele alınması afet risklerinin azaltılmasında etkili bir yoldur. Bu bağlamda, disiplinlerarası bir yaklaşım olan STEAM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Sanat, Matematik) ile afet okuryazarlığının birleşimini ifade eden STEAM-D temelinde, öz-yeterlik ve psikolojik sağlamlığın güçlendirilmesi, temel ilk yardım becerilerinin kazandırılması ile sanatın çocuklarda iyileştirici gücünden faydalanılarak bir TÜBİTAK 1001 projesi hazırlanmıştır. “Erken Çocukluk Döneminde Çocuk, Öğretmen ve Ebeveyn Afet Dayanıklılığı Eğitim Modülünün Geliştirilmesi ve Değerlendirilmesi” adlı 1001 projesi kapsamında, Türkiye’de sıklıkla yaşanan ve yaşanma ihtimali olan beş doğal afet (deprem, sel-taşkın, yangın, heyelan, çığ) ele alınmıştır.
Eserde afet dayanıklılık modülleri (çocuk, öğretmen, ebeveyn) ile erken çocuklukta afet dayanıklılığı, öğretmen eğitiminde öz-yeterlik inancı, erken çocuklukta psikososyal boyut, doğal afetlerde ilk yardım ve çocuklara öğretim teknikleri, erken çocuklukta sanat ve sanat eğitimi, erken çocuklukta STEAM yaklaşımı konularına yer verilmiştir. Bu çalışma, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından 223K616 numaralı proje ile desteklenmiştir. Projeye verdiği destekten ötürü TÜBİTAK’a en içten teşekkürlerimizi sunarız.
Bu eseri tüm çocuklara atfediyor alanyazına faydalı olmasını diliyorum.
Prof. Dr. Fatma ÜNAL
Proje Yürütücüsü – Editör
KİTAP TANITIMI
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Toplumda, Siyasette ve Modernleşme Sürecinde Kadın
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Toplumda, Siyasette ve Modernleşme Sürecinde Kadın, kadınların modernleşme serüvenini doğrusal bir “ilerleme hikâyesi” olarak değil; çelişkiler, sınırlar ve yeniden tanımlamalar eşliğinde ele alan çok boyutlu bir çalışmadır. Kitap, geç Osmanlı’dan erken Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadınların eğitim, emek, siyaset ve kamusal alanla kurdukları ilişkiyi, modernleşme projelerinin ideolojik ve kurumsal çerçevesi içinde tartışmaktadır. Kadınların kamusal görünürlüğü artarken aynı anda annelik, vatandaşlık ve “makbul kadın” normlarının nasıl üretildiğini sorgulayan bu derleme; biyopolitika, güvenlik, istihbarat ve toplumsal cinsiyet perspektiflerini bir araya getirir. Teşkilat-ı Mahsusa’dan vatandaşlık eğitimine, beyaz yakalılaşmadan annelik rejimlerine uzanan başlıklar aracılığıyla kadınlar yalnızca değişimin nesnesi değil, tarihsel sürecin etkin aktörleri olarak ele alınır. Bu kitap, modern Türkiye’nin toplumsal ve siyasal inşasını kadın deneyimi üzerinden yeniden düşünmeye davet etmektedir.
KİTAP TANITIMI
Kurumsal Sosyal İnovasyon
Sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşabilmek amacıyla, kurumların hayata ve aktif topluma dair ilgi ve bilgi seviyelerini daha da yükseltmeleri gerekmektedir. Dünya genelinde her geçen gün kurumsal sosyal sorumluluk kavramı daha yaygın bir hale gelmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluk bir işletmenin daha iyi bir toplum ve daha iyi bir çevreye gönüllü olarak katkıda bulunması anlamına gelmektedir. Sosyal sorumluluk faaliyetleri kurumların, işletmelerin ve yerel yönetimlerin sosyal sistem içerisindeki sosyal imajı üzerinde etkili olmaktadır. Toplumda, daha fazla maddi kazanç sağlayan değil daha çok sosyal faaliyetlerde bulunan bir işletmenin itibar kazanacağı ve rekabet üstünlüğü sağlayacağı düşüncesi yaygın hale gelmiştir. Günümüzde, sosyal sorumluluk kurum felsefesinin tamamlayıcı bir unsuru olarak kabul edilmektedir. Üniversitelerin eğitim-öğretim ve araştırma işlevlerinin ötesinde görevler üstlenmesi, yerel, bölgesel ve küresel sorunlar karşısında aktif rol alması beklenmektedir. Ülkemizde bir çok üniversite sosyal sorumluluk derslerini müfredata eklemiş, bu alanda projeler üretmeye hız vermiştir. Bu kitap, kurumsal sosyal sorumluluk kavramını detaylı biçimde sunarak, üniversitelerde üretilen sosyal sorumluluk proje örneklerini tanıtmaktadır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
Eğitim 4.0 Ekseninde Türkiye’de İşletme Eğitiminin Dünü, Bugünü ve Yarını
Tarihsel süreç kapsamında incelendiğinde medreseler ve mektepler, Osmanlı Devletinde kurulmuş ilk yükseköğretim kurumları olarak açıklanmaktadır. Bu kapsamda özellikle medrese eğitimi almış kişiler tarafından yazılan eserlerde işletme, iktisat ve davranış bilimlerine yönelik yoruma dayalı konulara yer verilmesi, işletme ile ilgili ilk kavramların eğitim süreçlerinde vurgulandığına dikkat çekmektedir. Buna ilaveten tarihsel süreç kapsamında İşletme İktisadı Enstitüsü ile İktisadi ve Ticari İlimler Akademileri Türkiye’deki işletme eğitiminin gelişmesinde etkin rol üstlenmişlerdir. Yükseköğretimde YÖK dönemi ile birlikte kurulan üniversitelerde özellikle 2006 yılına kadar yüzdelik dilimleri azalan yani puanları yükselen işletme bölümlerinin yıllar bazındaki başarı sıraları sıklıkla artmış ve özellikle 2016 yılından sonra kontenjan azaltımı veya ilgili bölümü kapatma riskiyle karşı karşıya kalmışlardır. Bu durum Türkiye’de işletme eğitiminin plansız olarak büyüdüğünü göstermektedir.
Günümüzde üniversitelerin çeşitli bölümlerinde olduğu gibi, işletme bölümlerinden de mezun olan pek çok öğrencinin beklentilerine uygun alanlarda istihdam edilememeleri, üniversitelerden mezun olan pek çok öğrencinin birden fazla diploması olmasına rağmen iş bulamama sorunları, üniversiteler ile iş dünyasının beklentileri arasında farklılıklar olduğunu göstermektedir. Ülkemizin nitelikli insan kaynakları ihtiyacının daha etkin karşılanabilmesi için, eğitim programlarının sektörlerle beraber ve sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılması önem taşımaktadır. İşletme eğitimi ile bireylere toplumsal yaşamda ve özellikle çalışma hayatında ihtiyaç duyulan bilgi ve becerileri kazandırarak, nitelikli insan kaynaklarının yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda üniversitelerin işletme eğitimi veren bölümlerinin endüstri 4.0 süreçleri ekseninde eğitim öğretim planlarını uyumlaştırmaları, buna ilaveten söz konusu derslerin sadece teorik olarak işlenmesi yerine deneyim temelli öğretilmesi, nitelikli öğrenme süreçlerine zemin hazırlamaktadır. Bu bağlamda ders planlarında eğitim 4.0 içerikli derslerin uygulama süreçleri ile desteklenmesi önem teşkil etmektedir. Böylece işletme eğitimi süreçlerinin teknoloji ve uygulama süreçleri ile iç içe olması nitelik değeri yüksek insan kaynaklarının örgütsel süreçlerde tercih edilmelerini beraberinde getirebilecektir.
İşletme eğitiminin geçmişten günümüze incelendiği bu kitapta, Türkiye’deki işletme eğitiminin geçmişten günümüze ve gelecekteki durumuna ilişkin durum değerlendirilmesi yapılmış, işletme eğitimlerindeki değişim ve dönüşümler belirlenmiş, geleceğe yönelik işletme eğitiminin niteliksel değerinin artırılabilmesi için öneriler sunulmuştur.
Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde tarihsel süreç kapsamında işletme eğitiminin analizi yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde 2000’li yıllardan günümüze Türkiye’de lisans düzeyindeki işletme eğitiminin analizi yapılmıştır. Buna ilaveten araştırmada işletme eğitimi veren önlisans programlarının sayısı belirlenerek, devlet ve vakıf üniversitelerinde önlisans eğitimi veren işletme bölümlerinin dağılımı karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise işletme eğitiminin gelecek görüntüsü betimlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda eğitim 4.0 içerikli dersler devlet ve vakıf üniversitelerinde ayrı ayrı incelenerek belirlenmiş, işletme eğitimindeki değişim ve dönüşümler için öneriler sunulmuştur.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
The Determinants of Local Government Performance In A Small Island Economy: The Case of North Cyprus, 2004Q1-2012Q4
The determinants of local government performance have long been of interest, and have been empirically investigated in a number of recent studies. A general question in this area is: why have some local governments across the countries achieved high rates of performance whilst the others remained at lower levels? Evidence from the relevant literature indicates that some local governments or municipalities, particularly in developed countries, achieve very good performance. Others, in particular those from underdeveloped or developing, have very little or almost no performance.
This research empirically investigates the budgeting conditions in North Cyprus and evaluate how budgeting conditions vary from one municipality to the other in the five major municipalities; Lefkosa, Magusa, Girne, Guzelyurt and Iskele over the period 2004Q1 to 2012Q4. Two types of methodologies are conducted. First; it empirically investigates the determinants of local government deficit by using cointegration techniques. The Johansen co-integration and The Vector Error Correction model (VECM) are applied to test the effect of each element such as own-source revenue, grants, expenditures and debt services on the budget deficit. Second, the study test the convergence hypothesis if similar regions within the country converge to the same long-run steady state by considering five major Cypriot municipalities in the North Cyprus economy.
The results from the empirical analysis on budget deficit findings show that there is evidence of a long-run relationship between general deficit and its determinants. The evidence of causality is found from expenditure and debt to general deficit for Lefkosa municipality. There is unidirectional causality from grant and revenue through deficit for Magusa municipality. Third empirical analysis on convergence introduced that the municipalities with the lowest number of people per staff, commonly diverge from the group mean.
₺235,00