KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Klasik Dönem Osmanlı Nesri
-

KAMUDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM
₺560,00 -

İŞLETME ve ÇEVRE
-

İngiltere’nin Filistin Politikaları
₺250,00 -

İBRET Mehmed Tahir Münif
₺300,00 -

HATAY’DAKİ SURİYELİLER
-

GÖZETLEYEN BAKIŞ
₺260,00 -

Genel Hematoloji
-

FİNANSAL SİSTEMDE FAİZ SORUNSALI VE KATILIM BANKACILIĞI
₺260,00 -

ESKİÇAĞ METİNLERİNDE ALAŞİYA ÜLKESİ
₺300,00 -

Diversifying Feminisms in the Literary World
₺455,00 -

Digital Transformation In Education
₺325,00 -

ÇOCUKLARDA MOTOR GELİŞİM BEBEKLİK ÇOCUKLUK ERGENLİK
₺275,00 -

Coğrafyada Uzaktan Algılama
₺440,00 -

Bolu Folklorunda Mâniler
₺315,00 -

Ben Bir Ara Cemal Süreya Şiirinde Poetik Sadakat
₺620,00
KİTAP TANITIMI
ÇAY BİTKİSİNİN VERİM VE KALİTESİ ÜZERİNE BAZI TOPRAK VE BİTKİ ÖZELLİKLERİNİN ETKİSİ
KİTAP TANITIMI
KIRSAL KALKINMA PERSPEKTİFİNDEN SEKTÖREL PAZARLAMA
Türkiye jeo-politik önemi, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarına olan yakınlığı ve merkez konumda bulunmasının yanı sıra, değişik iklim, coğrafi şekil, verimlilik vb. açıdan da farklı özelliklere sahiptir. Tüm bu özellikler, ülkenin farklı açılardan kalkınmasını gündeme getirmiştir. Kıyı kesimler daha çok turizm ve sanayi ile gelişme imkânına sahip iken, iç kesimler ve kırsal alanlar ise daha çok niş turizm, tarım ve hayvansal ürün ve sanayi ile gelişmesini sağlayabilecek durumdadır.
Türkiye doğal kaynakları, hayvancılık ve gıda ürünleri açısından dünyada eşine az rastlanır, şanslı olan ülkelerden biridir. Ülke genelinde, çoğunlukla kırsal alanlarda yetiştirilmekte olan ürün çeşitliliği bol, katkı maddesi içermeyen güvenli organik gıdalar, hem ülke içindeki tüketiciler hem de uluslararası pazarlarda gittikçe artan oranda tercih edilir duruma gelmiştir.
Ülke genelinde ve özellikle kırsal alanlarda üretilen ürün ve hizmetlerin değerlendirilmesi, ekonomiye kazandırılması ve satışa konu olması gerekmektedir. Çünkü ürünün mükemmelliği veya eşsizliği de ancak satışına ve tüketicilerce bilinmesine ve kullanılmasına bağlıdır. Bu bağlamda sektörel pazarlama önem arz etmektedir.
Kırsal kalkınmanın sunduğu imkânların sektörler itibariyle ortaya çıkarıldığı, elde edilen ürünlerin ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabetçi güce ulaşabilmesi için pazarlama disiplini çerçevesinde stratejik bir bakış açısına ihtiyaç duyulduğunun vurgulandığı, ciddi ve titiz bir çalışma ile hazırlanan bu eserin, öncelikle makro düzeyde stratejik karar vericilere, iş alemine ve akademik camiaya yol gösterici ve rehber olması dileği ile
₺890,00
KİTAP TANITIMI
CEVAT HEYET’İN AZERBAYCAN TÜRKLÜĞÜNE HİZMETLERİ VE VARLIK DERGİSİ
Cevat Heyet, Azerbaycan’ın tanınmış simalarından İran’da Meşruti İnkılâbın yapılmasında önemli hizmetleri olan Mirza Ali Heyet’in oğludur. Kendisi de babası gibi hayatını milletinin gelecek güzel günlerine adamıştır. Asıl mesleği cerrahi hekimliği olan Heyet, halka hizmet etmek için onların maddi yaralarından başka manevi yaralarına da el atmanın gerekli olduğundan hareketle tarih, edebiyat, sosyoloji ve daha birçok alanda önemli çalışmaların altına imza atmıştır.
Eğitim hayatı Azerbaycan Türkleri açısından oldukça sıkıntılı günlerde geçen Heyet, her şeye rağmen Ülkenin hatta dünyanın farklı şehirlerinde (Tahran, Tebriz, İstanbul, Paris…) kendisi için gerekli olanı almayı başarıp ülkesine döndüğünde 1979 İnkılâbının önüne açtığı yolun da yardımıyla etrafına topladığı aydınlarla birlikte Azerbaycan Türklüğünün “Azadlıq Quşu” olarak adlandırılan “Varlık” dergisini neşretmeye başladı. Varlık dergisi ilk sayısından itibaren Türklerin tarihini kültürünü, dilini, edebiyatını, ziyalı bakışı ile değerlendiriyordu. Bu derginin neşri ile birçok Türk, kökenlerinin inandırılmış oldukları gibi Fars olmadığı bilincine varmaya başlıyordu.
Cevat Heyet ömrünün uzun bir bölümünü halkının fiziki sağlığı için yapılabilecekler konusunda yeni bir şeyler öğrenmeye ve uygulamaya ayırmıştır. Heyet bu çalışmaları sırasında yıllarca ezilmiş, zulüm görmüş halkın kalp sağlığını manen de iyileştirmenin kaygısını çekmekteydi. Bunun tedavisi ise ona unutturulan öz değerlerinin yeniden hatırlatılması ile olacaktı.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Yusufeli Barajı’nın Çevresel Etkileri
Yusufeli Barajı’nın Çevresel Etkileri konulu bu çalışma, Yusufeli Barajı’nın doğal ve beşeri çevrede oluşturduğu veya oluşturacağı değişimleri tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
İtilâf Güçlerinin İstanbul’daki İşgal Uygulamaları (1918-1923)
Osmanlı Devleti’nin toprakları üzerindeki rekabetlerinden dolayı Avrupalı Devletlerce ortaya atılan Şark Sorununun en temel boyutlarından birini hiç kuşkusuz İstanbul’un ve Boğazların Türk hakimiyetinde bulunması oluşturuyordu. Bölgeyi kontrolleri altına alabilmek için yıllarca büyük bir çaba gösteren bu devletler I. Dünya Savaşı’nın ardından 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’ni bahsedilen amaçlarını gerçekleştirebilmek adına önemli bir fırsat olarak görmüşlerdi. Nitekim Mütareke’nin imzalanmasından yalnızca iki hafta sonra 13 Kasım 1918’de donanmalarını İstanbul’a getirmişler, Mütareke’nin 1. maddesi kendilerine yalnızca Boğazları işgal etme yetkisini, 9. madde ise İstanbul’daki liman ve tersanelerden yararlanma hakkını vermiş olmasına rağmen bu tarihten itibaren hukuk dışı bir anlayışla gerek donanmalarından çıkardıkları gerekse Batı Trakya’dan getirdikleri askerlerle şehri baştan başa işgal etmeye başlamışlardır. Oluşan bu fiili işgal durumu 16 Mart 1920’de yerini resmi bir niteliğe bırakmış, İstanbul’un işgal altında geçirdiği süre işgal güçlerinin son birliklerinin şehri terk ettikleri 2 Ekim 1923 tarihine kadar yaklaşık beş yıllık bir dönemi kapsamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ve İstanbul’un işgalden kurtuluşunun 100. Yıldönümü münasebetiyle hazırlanan bu kitap; işgalci İtilâf güçlerinin yaklaşık beş yıllık süre boyunca İstanbul ile ilgili olarak gerçekleştirdikleri askeri, siyasi, adli ve idari uygulamaları, bu uygulamaların Osmanlı Hükümet çevreleri üzerinde oluşturduğu baskıları, İstanbul’un Türk ahalisinin yaşadığı işgal acılarını ve İstanbul’daki Rumların ve Ermenilerin işgal döneminde ortaya koydukları tavrı Türk arşiv belgeleri ışığında mercek altına alıyor.
₺1.150,00
KİTAP TANITIMI
Metinlerarasılık, Uyarlama Ve Türk Sineması: Necati Cumalı Uyarlamalarında Anlamın Diyalojik Yönelimi
Bu kitap, uyarlama olgusunu ve Türk sinemasını, modernist ve postmodernist paradigmanın anlam incelemelerine ilişkin içerdiği farklı bakış açıları ekseninde inceliyor. Edebiyat ve sinema ilişkisinin çok boyutlu niteliğine odaklanan çalışmada, geleneksel eleştirinin uyarlamaları hapsettiği sadakat nosyonu ve bunun bir dışavurumu olarak üretilen orijinal-kopya karşıtlığı, Mikhail Bakhtinin Diyaloji kuramı ve Julia Kristevanın metinlerarasılık yaklaşımı bağlamında yeniden değerlendiriliyor. Kitapta ayrıca Türk sinema tarihine yönelik üretilmiş farklı tarihyazımsal süreçlere eleştirel bir yaklaşım geliştiriliyor. Böylece kitap, gerçek ve kurmaca arasında varsayılan karşıtlığı tartışmalı bir zemine taşıyarak okuyucuyu tarih, edebiyat ve sinema disiplinlerini bir arada düşünmeye davet ediyor. Bu doğrultuda Necati Cumalı uyarlamaları üzerinden Türk sinema tarihindeki dönüşümlere ve anlamın tekil bir gerçekliğe sabitlenemeyen süreğen yapısına odaklanan çalışma, uyarlama pratiklerini çeşitli anlamları güçlendirmesi ve zayıflatması noktasında inceleyerek uyarlama olgusuna gerçeklik ve ideoloji ilişkisinde kritik bir önem atfediyor. Hem akademik okura hem de sinema ve edebiyatla ilgilenen genel okuyucuya hitap eden eser, uyarlama olgusuna ve metinlerarasılığa dair yenilikçi yaklaşımlar ortaya koyuyor.
KİTAP TANITIMI
Education as Service
Though many people may think the ideals put forward are entirely beyond the average teacher, and cannot be put into practice in ordinary schools, I can thus point at least to one institution in which I have seen many of the suggestions made in this book actually carried out. It may be that some of them are, at present, beyond most schools; but they will be recognised and practised as soon as teachers realise them as desirable, and have a proper understanding of the importance of their office.
Most of the recommendations apply, I think, to all countries, and to all religions, and are intended to sound the note of our common brotherhood, irrespective of religion or caste, race or colour. If the unity of life and the oneness of its purpose could be clearly taught to the young in schools, how much brighter would be our hopes for the future! The mutual distrust of races and nations would disappear, if the children were trained in mutual love and sympathy as members of one great family of children all over the world, instead of being taught to glory only in their own traditions and to despise those of others. True patriotism is a beautiful quality in children, for it means unselfishness of purpose and enthusiasm for great ideals; but that is false patriotism which shows itself in contempt for other nations. There are, I am told, many organisations within the various nations of the world, intended to inspire the children with a love for their country and a desire to serve her, and that is surely good; but I wonder when there will be an international organisation to give the children of all nations common ideals also, and a knowledge of the real foundation of right action, the Brotherhood of Man.
- KRISHNAMURTI
₺380,00
KİTAP TANITIMI
2000 Sonrası Dönemde Türkiye İle Güney Afrika Cumhuriyeti Arasındaki Ekonomik İlişkiler
Bu kitap, Türkiye ile Güney Afrika Cumhuriyeti arasındaki derinleşen ekonomik ilişkileri mercek altına alarak iki ülkenin kesişen yollarını keşfe çıkarıyor. Ticaret, yatırım ve iş birliği alanlarında hızla büyüyen bu ilişkiler, her iki ülkenin de küresel arenada artan önemini gözler önüne seriyor. Afrika’nın zengin kaynakları ve stratejik konumu, küresel ekonomideki ağırlığını her geçen gün artırırken, Türkiye’nin dinamik ve yenilikçi ekonomik hamleleri ile birleşerek karşılıklı kazanç sağlayan bir ortaklık meydana getiriyor. Kitabımız, bu ekonomik bağların tarihçesini, mevcut durumunu ve geleceğe yönelik potansiyelini kapsamlı bir şekilde analiz ederek, okuyucuya benzersiz bir perspektif sunuyor.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
BİLİŞSEL ÇEVİRİBİLİME DOĞRU
Beynimizde çeviriye özgü bir bölge var mı? Varsa nerede, yoksa çeviri sırasında hangi bölgeler etkinleşmekte? Bu bölgeler aynı zamanda başka görevlerde de rol alıyor mu? Sağ ve sol elini kullananlarda etkinleşen bölgeler farklı mı? Yeni mezun çevirmenle uzman çevirmenin beyni karşılaştırılsa ikisi arasında bir fark görülür mü? Çeviri eğitimi beyinde bir değişikliğe neden olur mu? Çeviride bilişsel süreçler yalnızca çevirmenin zihnine mi odaklanır? 4EA biliş çeviriye dair ne değiştirdi?
Bu kitap yukarıdaki sorulara temel düzeyde yanıt arayarak çeviriye (üst)bilişsel, ruh(dil)bilimsel ve sinirbilimsel açılardan bakmayı amaçlamaktadır.
₺610,00
KİTAP TANITIMI
ÜLKE REKABET GÜCÜNE EKONOMİK ÖZGÜRLÜKLERİN ETKİSİ: PANEL VERİ ANALİZİ
Ülkelerin dış ticarette rekabet gücünü etkileyen çeşitli unsurların yanı sıra iş yapma kolaylığını temsilen ekonomik özgürlükler de önemli bir değişken olarak görülmektedir. Teorik çalışmalar ışığında ekonomik özgürlüğün yüksek olduğu ülkelerin uluslararası ticarette daha rekabetçi olacağı öngörülmektedir. Bu çalışmada konuyla ilgili teorik tartışmalar açıklanmış ve ampirik olarak geçerliliği test edilmiştir. Bu amaçla İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) bünyesindeki ülkelerin 1995-2015 dönemine ait ekonomik verileri kullanılmıştır. OECD’yi oluşturan ülkelerin farklı ekonomik özgürlük ve gelişmişlik seviyesine sahip olmasından kaynaklı OECD ülkeleri yüksek ve düşük puanlı ülke grupları adı altında iki sınıfa ayrılmıştır. Çalışmada Heritage Vakfının hazırladığı Ekonomik Özgürlükler Endeksi ile WDI, OECDSTAT ve UNCTAD’ın yayınladığı Cari Denge/GSYİH, Dış Ticaret Hacmi/GSYİH ve ülkeye giren Doğrudan Yabancı Yatırımlar/GSYİH verileri arasında ikinci kuşak panel birim kök ve eşbütünleşme testleri uygulanmıştır.
KİTAP TANITIMI
Hastanelerde Mali Hizmetler
Hastanelerdeki sağlık hizmetlerinin başarılı bir şekilde ve kesintisiz olarak yürütülebilmesi için destek hizmetlerin ve özellikle mali hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Mali hizmetler yürütülürken klasik yönetsel ilkelerin yanında hastane yöneticileri için bağlayıcı olan kanun, yönetmelik, talimatname, iş akışları gibi çeşitli yasal ve idari düzenlemelere de dikkat edilmesi gerekmektedir.
“Hastanelerdeki Mali Hizmetler” kitabı ile mali hizmetlerin yürütülmesinde, hastane yöneticilerine ve ilgili çalışanlara çeşitli kurallar koyarak bu hizmetlerin çerçevesini oluşturan ve bağlayıcı olan yasal ve idari düzenlemelerin açıklanması, başta sağlık kurumları yöneticileri olmak üzere sağlık kurumları yönetimi ile ilgilenen akademisyenler, öğrenciler ve bu alanla ilgilenen okuyuculara yol gösterici bir rehber oluşturulması amaçlanmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
COMPUTATIONAL FORMALISM in LITERARY STUDIES
Shklovsky wrote in 1917 that art makes the stone stony. The claim assumed a baseline, habitual language against which literature registers as friction. Formalism never measured it. By 1930 the movement was finished and the term undefined. This book treats that as unfinished business. Emrah Peksoy argues that the computational analysis of literary corpora with language models supplies what Formalism lacked. It provides an empirical description of linguistic expectation. Once the norm exists, deviation stops being a metaphor. Defamiliarization becomes predictive failure. Literariness resolves into a geometry of fiction, prestige, and foregrounding. Narrative shape becomes a semantic trajectory across the novel. Each measure is derived from theory, tested where it fails, and returned to the reader. The algorithm measures the norm and its violation. The critic still reads. And formalism returns in modern dress as computational formalism.
₺450,00
KİTAP TANITIMI
PSYCHOLOGICAL EMPOWERMENT: AN ACADEMIC RESEARCH
This study, which is based on a PhD thesis; examines, with an integrative perspective, the effects of employees’ perceptions about the empowering behavior of their immediate supervisor on employees’ psychological empowerment, and the effects of employees’ psychological empowerment on their job satisfaction, extrinsic reward satisfaction, affective commitment towards their organizations, turnover intentions; and task performance and organizational citizenship behavior. In addition, this study makes comparisons between the strength of some of the hypothesized relationships.
The primary finding of the study is that there is a strong relationship between enhancing meaningfulness- providing autonomy dimension of empowering behavior of supervisors and employees’ psychological empowerment. Another important finding is that there are positive relationships between empowering behavior of supervisors and employees’ job satisfaction, extrinsic reward satisfaction, and affective commitment.
The results also indicate that the impact of empowerment on job satisfaction is stronger than that on extrinsic reward satisfaction, and the impact of job satisfaction on turnover intention is stronger than that of extrinsic reward satisfaction. Finally, there are negative influences of empowerment on employees’ task performance and organizational citizenship behavior.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Tuva Türkçesinde İkileme ve Yinelemeler
Tuva Türkleri, Güney Sibirya bölgesinde, Rusya Federasyonuna bağlı Tuva Cumhuriyetinde yaşamakta olan Türk topluluklarından biridir. Tuva Cumhuriyetinde yazı ve konuşma dili olarak kullanılan Tuva Türkçesi; Eski Türkçe birtakım arkaik özellikleri korumuş olması, Moğolcayla ilişkiler gibi bakımlardan dikkat çekici özellikler gösterir. Tuva Türkçesinin ilgi çekici özelliklerinden biri de ikileme kullanımının yaygınlığıdır. Tuvaca söz varlığının önemli bir bölümü ikileme şeklindeki sözlerden oluşur. Bu çalışmada Tuva Türkçesindeki ikileme ve yinelemeler, Eski Türkçeyle de karşılaştırmalı olarak kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.
Türk dilinde Eski Türkçeden beri görülen ikileme ve yinelemeler üzerine, Türk dilinin farklı tarihî dönemleri ve çağdaş lehçelerini kapsayan pek çok çalışma yapılmıştır. Bununla birlikte konunun, üzerinde durulması ve aydınlatılması gereken yönleri hâlen bulunmaktadır. Tuva Türkçesinde ikileme ve yinelemelerin incelendiği bu çalışmada, önceki çalışmalar da irdelenerek konu sistemli bir şekilde ele alınmıştır. Giriş bölümünde konunun kapsam ve sınırları çizilerek İkileme ve yinelemenin dil bilimindeki karşılıkları belirlenmiş, inceleme bu esasta gerçekleştirilmiştir. Çalışma; ikilemeler, yinelemeler ve Eski Türkçeyle karşılaştırma olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.
İncelemenin sonunda ikileme ve yinelemelerin sözlüğü yer almaktadır. Tuva Türkçesine ait çok sayıda edebî metin, halk edebiyatı eserleri, araştırma yazıları ve gazetelerin taranmasıyla oluşturulan sözlük yaklaşık 2600 madde başından oluşmaktadır.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Sözlü Çeviri Eğitiminde Yapay Zekâ Destekli Simülasyon Konferans Uygulamaları
Sözlü çeviri, beklenmedik durumlarla karşılaşıldığında bilişsel ve duyuşsal becerileri eş zamanlı kullanarak hızlı karar alabilmeyi gerektiren ve bellek yükü oldukça fazla olan bir süreçtir. Dolayısıyla, öğrencilerin temel sözlü çeviri becerilerinin yanı sıra beklenmedik durumlar karşısında kriz ve stres yönetimi gibi duyuşsal beceriler geliştirmeleri ve mesleki etik kurallara ilişkin farkındalık kazanmaları son derece önemlidir. Bu bağlamda kitap, senaryo temelli ve probleme dayalı öğrenme yöntemleriyle tasarlanan simülasyon konferansların sözlü çeviri eğitimindeki rolünü incelemektedir. Simülasyon konferansların bir bölümünde yapay zekâ destekli sözlü çeviri uygulamaları gerçekleştirilmiş; bu uygulamalar aracılığıyla öğrencilerin gerçekçi bir ortamda deneyim kazanmaları amaçlanmıştır. Simülasyon konferansların katkıları, öğrencilerin konferanslar sırasında karşılaştığı zorluklar, konferansların geliştirilebilecek yönleri ve yapay zekânın sözlü çeviri eğitimine entegrasyonu, öğrencilerden anket ve yansıtıcı düşünme yazıları aracılığıyla elde edilen veriler doğrultusunda analiz edilmekte ve tartışılmaktadır. Kitabın son bölümünde ise öğrencilerden alınan geri bildirimler çerçevesinde tasarlanan simülasyon temelli ve yapay zekâ destekli yeni bir sözlü çeviri dersi önerisi ayrıntılı biçimde sunulmaktadır.
₺310,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’nin Beyin Göçü Politikaları
Beyin göçü sorunu, 1945 yılında İngiltere tarafından fark edilmiş, küreselleşmenin de etkisiyle 1960’lardan sonra hızla artınca ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler, itme ve çekme perspektifinden önemli beyin göçü politikaları üretmiştir. Türkiye ise 1933-1945 yıllarında Atatürk’ün vizyonuyla beyin göçü çekmek için Üniversite Reformları geliştirmiştir. İlerleyen süreçlerde beyin göçünün mağduru olmamak açısından 1960 yılından başlayarak Beş Yıllık Kalkınma Planlamaları kapsamında çekim merkezleri olarak kurduğu Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), Teknoparklar vb. cazibe merkezleri paralelinde, TÜBİTAK Tersine Beyin Göçü ve Yabancı Beyin Göçü çekmek için Turkuaz Kart gibi birtakım politikalar geliştirdiyse de etkili bir atak oluşturamamış, beyin göçü sorununu politik gündemine bir problem olarak almakta geç kalmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin beyin göçü politikalarını tarihsel olarak ortaya koyan bütünleşik, düzenli bir çalışma olmadığı gibi, elde edilen veriler, daha çok beyin sermayesinin kaybının incelenmesi gibi çalışmalar olarak öne çıkmaktadır.
Uluslararası literatür açısından bakıldığında ise bilgi ve dijital teknolojiyi kullanarak iyi bir iletişimle çok fonksiyonlu bir beyin göçü mantığı ve politikaların geliştirilmesi ve bu kavrama yeni bir boyut, beyin göçü yaklaşımlarına yeni bir analitik çözümlemeyle, yeni politikalar üretilmesi, ülkelerin beyin göçü politikaların da tarihsel derinliğinden kronolojik olarak süzülüp analiz edilmesi elzem gözükmektedir.
Bu Kitapta; öncelikle uluslararası beyin göçü politikaları ve Türkiye’den en çok beyin göçünü çeken ABD ve Almanya gibi ülkelerin beyin göçü politikaları incelenmekte, ABD Green Kart, Almanya (AB) Mavi Kart ve Türkiye’nin geliştirdiği Turkuaz Kart benzer özellikleri karşılaştırılmakta, beyin göçü politikası kavramsallaştırılmaktadır. Çalışmanın odağını oluşturan; “Türkiye’nin itme ve çekme perspektifinden geliştirdiği beyin göçü politikaları” ise Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlayarak, Türkiye’nin Erken Cumhuriyet dönemi (1923-1950) Türkiye’nin en etkili beyin göçü çekme politikalarından olan Üniversite Reformları, Beş Yıllık Kalkınma Planları (1960- 2022) kapsamında, son dönem TÜBİTAK 2232 ve Turkuaz Kart beyin göçü politikaları da dahil olmak üzere, tarihsel bir belge olması umuduyla dönemsel derinliğinden kronolojik olarak ortaya konulmakta ve bu politikaların Türkiye’nin beyin göçü üzerindeki etkileri güçlü, zayıf, fırsatlar ve tehditler çerçevesinden SWOT analizi ile değerlendirilmektedir.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
REKLAM KAMPANYALARININ PLANLANMASINDA SATIŞ NOKTASINDA REKLAMIN ÖNEMİ
Tüketiciler, her gün milyonlarca markanın reklamları ile karşı karşıya kalmaktadır. Pazarlama dünyasında değişimin ve rekabetin bu denli yoğun olduğu günümüzde reklam savaşları da eskisine göre daha rekabetçi yaşanmaktadır. Reklam bir markanın ürün ve hizmetleri hakkında hedef kitleyi bilinçlendirmek ve satın alma kararında önemli bir güçtür. Satış noktası reklam materyalleri tüketicinin mağazaya-markete-satış yerine girdiğinde karşılaştığı her türlü materyal olarak değerlendirilir. İşitsel, görsel, yazılı, ürün denemeleri ile tat duyularımıza da hitap eden pek çok reklam materyalleri satış noktası reklamın konusuna girer. Reklam planlamasında satış noktası reklam materyalleri tüketiciyi, müşteri yapabilme konusunda da önemli rol oynar. Pop reklam olarak da isimlendirilen satış noktası reklam materyalleri nedir, önemi, özellikleri ve çeşitleri nelerdir sorularına yanıt bulabileceğiniz bu kitap, konuya ilgi duyan akademisyenler ve sektör firmaları içinde yol gösterici nitelikte olduğu düşünülmektedir.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Menippean Strategies in Peter Barnes Plays
This book analyzes Peter Barnes plays, The Ruling Class (1968), Leonardos Last Supper (1969), Noonday Demons (1969), and Dreaming (1969), as examples of modern Menippean satire. In contrast to formal verse satire, that is defined as a rhetorical attack upon a particular vice and includes praise for its opposite virtue in the midst of an argument, Menippean satire is difficult to define because of its protean structure. Therefore, whilst defining Menippean satire it is helpful to ask what Menippean satire does instead of what Menippean satire is. Menippean satire is a mingling of prose and poetry in its simplest sense. In addition, it always desires to reject any sort of absolutes regarding norms, cultural, religious or philosophical dogmas by creating a carnivalesque atmosphere. Because Barnes has written about similar themes in Menippean satire form throughout his career his plays may be considered as examples of modern Menippean satire.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Şair Taşrada
Servet-i Fünûn hareketinin dikkat çekici şairlerinden biri olan Hüseyin Sîret, dönemin Tevfik Fikret, Mehmed Rauf, Samipaşazade Sezai, İsmail Safa ve Ubeydullah Efendi gibi önde gelen aydınlarıyla birlikte 20 Kasım 1899 tarihinde İstanbuldaki İngiliz Elçiliğine bir mektup takdim etmiştir. Bu mektupta genç Osmanlı aydınları, o sırada Afrikada Boerlerle savaşta olan İngiltereye desteklerini ve zafer temennilerini bildirmektedirler. Söz konusu mektup, saray tarafından haber alınınca küçük bir krize sebep olmuş ve bu aydınların bazısı sürgüne gönderilmiştir. İsmail Safa Sivasa, Ubeydullah Efendi Taife ve Hüseyin Sîret de Adıyamana sürgün edilmiştir.
Bu kitapta, Hüseyin Sîretin sürgününe sebep olan bu hadisenin iç yüzü, sebepleri ve cereyan şekli arşiv belgeleriyle ayrıntılı olarak anlatıldığı gibi Sîretin sürgün süreci de bütün detaylarıyla araştırılmıştır. 1900 başlarından 1901in sonlarına kadar yaklaşık bir buçuk yıl süren bu sürgün, Servet-i Fünûn şairi Sîretin gözünden dönemin Adıyamanı hakkında da önemli bilgi ve gözlemler içermektedir. Ayrıca şairin sanatına da etki eden bu sürgünün Sîretin şiirlerindeki izleri incelenmiştir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Konaklama Tesislerine Mekânsal Teoriler Açısından Bakış
Turizm, kavramsal olarak mekân ve ekonomik aktörlerin mekândaki dağılımı ile en çok ilişkili sektörlerden bir tanesidir. Konaklama tesisleri turizm arzının en önemli öğesi olarak turizmin mekân ile olan ilişkisinde en büyük role sahiptir. Ekonomik değer yaratan aktörlerin mekânsal dağılımı ise ekonomik coğrafya bilim dalının en çok ilgilendiği sorunsallardan biridir. Bu eser bu bağlamda konaklama tesislerine, ekonomik coğrafya teorilerinin bakış açısıyla göz atmaya çalışmaktadır. Bunu yaparken, mekân vurgusu ile konaklama tesislerinin yakın tarihte nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiğini anlatmaktadır. Aynı zamanda, ekonomik coğrafyada yerleşim teorilerinde çokça incelenen fiyat oluşumu konusunu, talep yönlü olarak konaklama tesisleri için tartışmaktadır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakya Ortodoks Patrikliği, Batı’dan gelen misyonerlerden dolayı siyasi ve idari olarak büyük bir yıkıma uğramıştır. Misyonerlerin etkisiyle Ortodokslar arasından devşirilen Katolik cemaat, kısa zamanda Antakya Ortodoks Rum Kilisesi’nin yönetimini eline geçirmiştir. 1830’lu yıllarda Maximus III Mazlum’un Antakya Katolik Rum Kilisesi’ni kurmasına kadar da kilisede yönetim çoğunlukla Katolikliği benimsemiş patriklerin elinde kalmıştır. 1850’li yıllarda üst üste ölüm hadiseleriyle sarsılan kilise, bu yıllardan sonra yeniden dirilişe geçmiştir. Antakya Ortodoks Rum Kilisesi yüzyıllarca etkisinde kaldığı İstanbul Ortodoks Rum Patrikliği’nin, Antakya’da hatırı sayılır bir Rum cemaat kalmadığından, kilise cemaatinin tamamını oluşturan Araplar kendi patriklerini seçmek ve patrikliği Araplaştırabilmek amacıyla zorlu ve uzun soluklu bir mücadelenin kapısını açtılar. Bu mücadelede köken itibariyle Rum olan Patriklerin ya Papalığa ya da İstanbul Rum Patrikliğine biat ettikleri tespit edilmiştir. Gelecekte ekümenik bir patriğin ortaya çıkaracağı problemlerle uğraşmak istemeyen Osmanlı Devleti, 20 Ekim 1884’te kilisenin teşrifattaki adından “Ortodoks” ibaresini çıkararak İstanbul Rum Patrikliği’ne indirgemek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra Antakya kilisesinin teşrifattaki adı ise Antakya Ortodoks Patrikliği olmuştur.
Yüzyıllarca Rumların bir vassalı gibi yaşayan Arap metropolitler, bu değişiklikten sonra ilk defa kendilerine ait milli bir kilise kurmak ve Arap bir patrik seçmek için, o zamana kadar cemaatlerle ilgili her işin dışında kalmayı başaran Osmanlı Devleti’ni de meselenin içerisine çektiler. Sonuçta Arap soyundan gelen Lazkiye Metropoliti Meletiyos Efendi, 6 Mart 1899’da patrik kaymakamlığına tayin edildi ve 30 Nisan 1899’da da patrik seçildi.
Meletiyos Efendi’nin patrik seçilmesiyle Antakya Ortodoks Patrikliği’nin 1720’li yıllarda başlayan Rum hegemonyasından kurtulma ve millileşme süreci 1899’lu yıllarda tamamlanmıştır.
Bu çalışma Osmanlı Devleti ile Batılı aktörler arasındaki din ve mezhep çatışmaları üzerinden baş gösteren rekabet ve mücadeleler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Strategies for Developing and Strengthening Operational and Personal Capacities to Provide Support Services to Refugees
This book has been prepared within the framework of the European Union Erasmus+ Programme “Developing and Strengthening the Operational and Personal Capacities of Public and Non-Public Institutions in Providing Support Services for Refugees, Migrants and Migrants through Innovative Approaches” Project (2022-1-TR01-KA220-ADU-000086246) implemented by the Turkish National Agency. In addition, this book has been prepared with the contributions and approvals of all project partners. Project partners;
Turkey Partner Organisations:
– ADYU – Adiyaman University, TR
– BAIBU – Bolu Abant Izzet Baysal University, TR
– DEGDER – Association for Understanding and Social Support of Disadvantaged Groups, TR
– DU – Düzce University, TR
German Partner Organisation:
– ECF – Eurecons Förderagentur GmbH, GE
Hungarian Partner Organisation:
– HP – Human Profess Kozhasznu Nonprofit Korlatolt Felelossegu Tarsasag, HU
Slovakia Partner Organisation:
– SPLB – Spoluprácou Pre Lepiu Budúcnos?, SK
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Sürdürülebilir Finans Sözlüğü
Sürdürülebilir finans, finansal sistem içinde sürdürülebilir ekonomik aktiviteleri hayata geçirmek için çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerini yatırım kararları sürecine dahil eder. Böylece hem ekonomik büyüme desteklenmiş hem de çevre üzerindeki baskılar azaltılmış olur. Bu açıdan sürdürülebilir finansın önemi, uluslararası ve ulusal kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, finans profesyonelleri ve konuya ilgi duyan bireyler için giderek artmaktadır. Bu süreçte sürdürülebilir finans ile ilgili pek çok yeni terim ortaya çıkmakta ve anlam karmaşası yaratmaktadır. Sürdürülebilir Finans Sözlüğü, konuyla ilgili pek çok terimi bir araya getirerek sürdürülebilir finansla ilgili çalışanlara yardımcı olmayı hedeflemektedir. Bugünden yarına pek çok şeyin hızlıca değiştiği günümüz dünyasında bu sözlük, bir başucu kitabı olarak araştırmalarınızı ve çalışmalarınızı yaparken karşılaştığınız terimleri farklı yerlerden arama zahmetine girişmeden pratik ve hızlı bir şekilde sonuçlandırmanızı sağlamanıza yardımcı olacaktır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Kadınların Kimlik Arayışı
İnsanı konu alan edebi tür olarak romanın, birkaç kuşak aile nesillerinin panoramik olarak hikayelerinin anlatıldığı nehir roman türü, insan ve toplum arasındaki ilişkiyi yoğun bir şekilde roman kurgusunun içinde işlemektedir. Nehir romanlar çok katmanlı yapılarıyla, araştırmacılara eleştirel gerçekçilik, toplumsal gerçekçilik ve kültür araştırmaları için sayısız inceleme olanağı sunmaktadır. Bu çalışmada Dar Zamanlar Üçlemesi ile Kahire Üçlemesi kadının toplum içerisinde kimlik arayışı bağlamında nehir roman örnekleri olarak karşılaştırmalı bir bakış açısıyla değerlendirilmektedir.
Farklı kültürel değerlere ve toplumsal koşullara sahip olan bu iki nehir roman üçlemesinde; toplumsal olayların, kültüre yerleşmiş olan geleneklerin ve kadına bakış açısının açığa çıkarılması amaçlanmaktadır. Nehir romanlar yapıları gereği toplumda yaşanılan siyasi, ekonomik ve kültürel değişimlerin, kurguda bir ailenin birkaç kuşak yaşadıklarına yansımasını takip edilebilecek özellikte olmaları nedeniyle bu çalışmada seçilen iki nehir roman özelinde iki toplumda yerleşik olan kadının toplum tarafından belirlenen cinsiyet rollerine, toplum içerisindeki varlığına karşılaştırmalı edebiyat biliminin sınırları içinde ışık tutulmaktadır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
ULUSAL AYNAYI OLUŞTURAN KADINSILIK SIRLARI
Kitap ulusların/devletlerin inşasında kadınların varlığını görünmez kılan bakış açılarına alternatif üreterek, Kemalist modernizasyon sürecinin ikinci ayağını oluşturduğu düşünülen 1946-1960 döneminde Türk Sinemasında ulusçuluğun kadın dolayımıyla nasıl yeniden üretildiğine bakmayı amaçlar. Her şeyden önce 1946-1950 yılları, daha önce yeterince anlatılmamış, değinilmemiş, konu ve eğilimler arasındadır. Oysa bu yıllar, Cumhuriyet Halk Partisinin içinden türeyen Demokrat Partinin kurulduğu ve siyasette belirginlik kazanmak için sağlam temeller attığı yıllardır. Kemalist modernizasyon süreci sonrası bir geçiş dönemi olarak betimlenebilen ve çok partili sisteme geçişin ilk nüvelerinin atıldığı yıllar olan 1946-1950 dönemi çalışmanın kapsamına dahil edilir. Bu bağlamda siyasal tarih sürecinde 1950-1960 dönemi sınırlamasından ziyade, 1946-1960 dönemi sınırlaması kültürel, politik ve ideolojik dinamiklerin saptanması açısından önemlidir. Öyle ki, günümüz Türk Sinemasındaki ulusçuluk söyleminin irdelenmesinde bu dönemin dinamiklerinin farklı bir anlatıma katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Ayânzâde Nâmık Ekrem’in Manzûm ve Manzûm-Mensûr Eserleri
1. Meşrutiyet’in 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilmesi, demokrasi tarihi açısından önemli bir dönüm noktasını teşkil etmektedir. Monarşiden Meşrutiyet’e geçişi ifade eden bu tarihten kısa bir süre sonra 13 Nisan 1909 tarihinde 31 Mart Vakası olmuş ve Sultan II. Abdulhamid tahttan indirilip İttihat ve Terakki dönemi fiilen başlamıştır. Osmanlının bu çalkantılı dönemlerinde İstanbul’da öğrencilik, öğretmenlik ve yayıncılık faaliyetlerinde bulunan Ayânzâde Nâmık Ekrem, kaleme aldığı eserleriyle Meşrutiyet’in ateşli bir savunucusu olarak yer almıştır. Şiir, edebiyat, din, ahlâk ve sosyal meseleler konusunda manzum, manzum-mensur ve mensur kırk civarında eseriyle bir külliyat oluşturan bu isim, çok yönlü kişiliği ile çalışmamıza konu olmuştur.
Bu çalışmada, Nâmık Ekrem’in “Vatan için faydalı kitaplar” serisi içerisinde Osmanlı Türkçesiyle yayımladığı manzum eserleri olan Zevâhir-i Pejmürde, İnkılâb, Yâdigâr, Zafer-i Hürriyet, 10 Temmuz Hâtırası ve manzum bir mesnevî denemesi olan Hicrân ile manzum-mensur karışık yazılan Bahâr-ı Edeb ve Şi‘r-i Hakîkat isimli edebî eserleri günümüz Türkçesine aktarılmıştır. İlk defa toplu olarak okuyucuyla buluşacak yeni harfli bu metinlerin devrin sosyal, siyasal ve edebî tezahürleri ile bir ışık olması hedeflenmiştir.
₺560,00
KİTAP TANITIMI
Kerkük Şehri ve Türkmenler
Kerkük şehri ve Türkmenler, uzun yıllar boyunca farklı devletlerin egemenliği altında kalsalar da çoğunlukla Türkler tarafından kurulan devletlerin hâkimiyeti altında yaşamışlardır. Bu durum Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla değişmiştir. İngiliz nüfuzu altında kurulan Irak Devleti birer eski Osmanlı vilayetleri olan Basra, Bağdat ve Musul’un birleştirilmesiyle meydana getirilmiştir. Fakat Kerkük’ün de içinde yer aldığı Musul vilayeti yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile İngilizler ve nüfuzları altındaki Irak Devleti arasında üzerinde anlaşmaya varılamayan bir meseleye dönüşmüştür. Uzun görüşmeler sonucu Musul meselesi, 1926 yılında İngilizler ve Irak Devleti lehine çözümlenmiştir. Böylece Musul vilayeti Irak’a dâhil olunca Kerkük de 1926 yılında Musul vilayetine bağlı olarak Irak Devleti’nin bir şehri olmuştur. Bu değişim, hem Kerkük şehri hem de Türkmenler üzerinde siyasi, sosyal ve ekonomik bir takım değişimler meydana getirmiştir. Bu kitap, 20. yüzyılda Kerkük şehri ve Türkmenlerin yaşamış oldukları siyasi, sosyal ve ekonomik değişimleri anlamak amacıyla kaleme alınmıştır.