KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

SELÇUKLU ÇAĞI ANADOLU TÜRK MİMARİSİNDE KADININ ROLÜ
₺585,00 -

DİASPORA TEMSİL SİSTEMİ
₺315,00 -

Yapay Zekâ Teknolojileri ve Dijital Platformlar
₺240,00 -

Kolluk İçin Mağdur Psikolojisi
₺235,00 -

Kestirimci Bakımda Makine Öğrenimi
₺230,00 -

Urmiye Müzesi’nde Bulunan İslam Dönemine Ait Bir Grup Sırlı Seramik
₺1.300,00 -

21. YÜZYILDA BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİ
₺455,00 -

Engelsiz Bilişim 2023: Engelsiz Dijital Dönüşüm
₺250,00 -

Sistematik Yaklaşımla Tonal Dikte – II
₺220,00 -

Sözlü Çeviri Eğitiminde Yapay Zekâ Destekli Simülasyon Konferans Uygulamaları
₺310,00 -

TÜRKİYE İKLİMİ
₺210,00 -

ÇANAK(KALE) OLAYI
₺1.050,00 -

Sistematik Yaklaşımla Tonal Dikte – I Uygulama Kitabı
₺235,00 -

Türkçede Öbekler
₺340,00 -

MORPHOLOGIE FLEXIONNELLE DU FRANÇAIS ECRIT UNE ANALYSE DISTRIBUTIONNELLE
₺495,00 -

Sistematik Yaklaşımla Tonal Dikte – I
₺235,00
KİTAP TANITIMI
ÇALIŞMA HAYATINDA ANNELİĞİN DÖNÜŞÜMÜ
Annelik ve çalışma hayatı, sanayileşme döneminden itibaren etkileşim içerisinde olmuş ve her iki kurum da birbirini dönüşüme uğratmıştır. Ücretli çalışma, tarihsel olarak anneliğe nazaran oldukça geç bir dönemde kadınların yaşamının bir parçası haline gelmeye başlamıştır. Bununla birlikte annelik ve annelik faaliyetleri, kadınların toplumsal konumunun belirleyicisi olarak görülmeyi sürdürmüştür. Bu konum, tarihsel olarak ve toplumdan topluma değişikliğe uğrasa da anneliğe atfedilen değerin yüceltilmesi ya da anneliğin aşınması, ideolojik arka plana sahiptir. Geçmişte annelik nedeniyle çalışma hayatının dışına çıkılması ile tam zamanlı annelik bir norm olarak kabul edilirken günümüzde çalışma hayatını annelik ile birlikte sürdüren kadınların sayısı önemli ölçüde artmıştır. Ancak annelik faaliyetleri, aile ve toplum içerisinde hâlâ önemli bir yere sahiptir. Annelik faaliyetleri, literatürde, çalışma hayatında kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlardan yalnızca biri olarak ele alınmıştır. Bu nedenle “Çalışma Hayatında Anneliğin Dönüşümü” adlı bu kitapta anneliğin bir kurum olarak inşa edilerek yüzyıllar boyunca uğradığı ideolojik, toplumsal, ekonomik, siyasi ve hukuki dönüşüm, çalışma hayatında anneliğin tarihsel arka planı ve özellikleri ve çalışan annelerin yaşadıkları sorunlar tüm yönleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Haremeynü’ş-Şerifeyn ve Bağlı Birimlerine Ait Gelir Ve Masrafları İhtiva Eden 1175 Nolu Vakıf Muhasebe Defteri
Haremeyn, Mekke ve Medine şehirlerini birlikte ifade eden bir tabirdir. Ayrıca Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs de bu kapsama dahil edilerek sınırları çizilen bölge Haremeynü’ş-Şerifeyn olarak zikredilmeye başlanmıştır.
Yardımlaşma ve dayanışmanın sosyal devlet olabilme ve dini vecibelerin bir gereği olarak varsayıldığı Osmanlı toplumunda vakıf müesseseleri tesis etmek her zaman önem arz etmiştir. Ayrıca Müslümanlar için kutsal sayılan ve dini vecibelerini ifa ettikleri Haremeyn Bölgesi’nde de hâkimiyet tesis etmek bütün İslâm Devletleri’nin ideali olmuştur. Bu bölgeye hizmet etmek için adeta yarış içerisinde olmuşlardır. Bölgede imar-iskân, hacıların su, güvenlik ve barınma ihtiyacının karşılanması ayrıca bölgede görev yapan cami hizmetlileri, hademeler ve orada yaşayan fakirlerin ihtiyaçlarını karşılama maksadıyla Anadolu ve Rumeli merkezli çok sayıda Haremeyn vakfı kurularak bölgede hâkimiyetin idamesine çalışılmıştır. Padişahların, valide sultanların, şeyhülislam, kazasker vb. devlet ricalinin yanında, halktan çok sayıda şahsın da bu vakıfların kurulmasına ve yaşatılmasına ayrı bir ehemmiyet verdiği aşikârdır.
Bu çalışmada Mekke-Medine-Kudüs için kurulan Haremeyn vakıflarının H.1016/M.1607 tarihindeki gelir ve gider masrafları ele alınmıştır. Önemli bir yekûn tutan muhasebe verilerinden hareketle bölgenin ve burada yaşayanların Osmanlı idarecileri tarafından her koşulda korunup kollandığına, iaşe ve ianeleri için hiçbir masraftan kaçınılmadığına ilişkin çıkarımlarda bulunmamız mümkündür.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Jacques Ellul Düşüncesinde Teknik Sorunu
Bu çalışmanın amacı, Jacques Ellul!un tekniğe ilişkin görüşlerini ortaya koymak ve yazarın determinist bakış açısı hakkında bilgi sahibi olmaktır. Çalışma boyunca teknik, bir “sorun” olarak ele alınırken geçirdiği evreler üzerinde durularak, tekniğin bilim ve makine ile olan ve devamlı karıştırılan ilişkisi sorgulanmaktadır. Jacques Ellul’un determinist bakış açısının açımlanarak üzerinde durulduğu bu çalışma boyunca ayrıca tekniğin yapısı ve geleceği hakkında fikir sahibi olunması amaçlanmaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
FASÎH AHMED DEDE DÎVÂNI BAĞLAMLI DİZİN VE İŞLEVSEL SÖZLÜĞÜ
Fasih Ahmed 17. Yüzyıl Osmanlı sahasında yetişmiş, kendi döneminde ve kendisinden sonraki yüzyıllarda yaşamış pek çok şairi etkilemiş usta bir sanatçıdır. Klasik Türk edebiyatında çeşitli alanlarda oluşturduğu eserleriyle ön plana çıkmış ve şairliğinin yanı sıra sanatın birden çok türünde eserler vermiştir.
Eser sayısı ile dikkat çeken Fasih Ahmed aynı zamanda oldukça hacimli mürettep bir divana da sahiptir. Çalışmamıza konu olan eseri de bu divanıdır. Divandaki manzumeler TEBDİZ sistemine girilerek kelime veya kelime guruplarının bağlamsal anlamları ile birlikte işlevsel dizini ortaya çıkarılmıştır.
TEBDİZ projesi ile araştırmacılara klasik Türk edebiyatı metinlerinin söz varlığının ortaya konması, bu metinlerin tanınması, anlaşılması ve karşılaştırılması gibi birçok hususta imkân sunma amacı güdülmektedir.
Fasîh Ahmed Dede Dîvânı Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü adıyla çalışılan söz konusu eser yapılan araştırmalar neticesinde oldukça hacimli bir örnek teşkil etmiştir. Kitaba konu olan bu eserin tamamını kitap hacminde yayınlamak oldukça zor olacağından her harfle ilgili sınırlı sayıda örnekler verilerek, eser baskıya hazırlanmıştır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Kemalpaşa Dağı’nda Fiziki Coğrafya ve İklim-Ağaç Büyüme İlişkisi Üzerine Araştırmalar
“Kemalpaşa Dağı’nda Fiziki Coğrafya ve İklim-Ağaç Büyüme İlişkisi Üzerine Araştırmalar” başlıklı bu kitap, İzmir ili sınırları içinde bulunan Kemalpaşa (Nif) Dağı’nın fiziki coğrafya (jeoloji, jeomorfoloji, iklim, hidrografya, toprak ve bitki örtüsü) özellikleri ile dağın yüksek kesimleri için iklim-ağaç büyüme ilişkisinin incelendiği bir araştırma kitabıdır. Kitap giriş ve sonuç bölümleri hariç iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Kemalpaşa Dağı’nın fiziki coğrafya özellikleri birbirleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise dağlık alanın yüksek kesimlerinde dağılış gösteren karaçamların yıllık halka genişliklerini (çap büyümesini) sınırlandıran ya da teşvik eden iklim (sıcaklık ve yağış) faktörleri ve 1950-2019 dönemi boyunca sıcaklık ve yağış değerlerinde meydana gelen değişimlere bağlı olarak 35 yıllık pencereler (periyotlar) şeklinde karaçam ağaçlarının gelişimi için sınırlayıcı veya destekleyici (teşvik edici) iklim faktörlerinin zaman içindeki değişimi ve/veya kararlılığı belirlenmiştir.
Kemalpaşa Dağı’nda iklim-ağaç büyüme ilişkisinin belirlenmesinde dendrokronoloji ve alt dallarında uygulanan yöntemlerden faydalanılmıştır. Dendrokronoloji, ağaçların yıllık halkalarına dayanarak yaş saptama bilimi olarak tanımlanmaktadır. Ağaçların tarihlendirilmesi olarak da ifade edilen dendrokronoloji ile aslında bu tanımlamanın çok ötesinde, geçmiş ile ilgili dikkate değer ve önemli bilgilere ulaşılabilmektedir. Çünkü ağaçlarda her yıllık halkanın büyümesi sırasında, ağacın içinde bulunduğu çevresel koşullar ve meydana gelen doğal ya da beşeri olayların etkileri, ağaçlar tarafından adeta kayıt altına alınmaktadır. Bu yöntemin kullanılması coğrafi süreçlerin ve problemlerin anlaşılması/çözümü bakımından da önem taşımaktadır. Bu nedenle dünyada coğrafyacılar ve birçok bilim dalındaki uzmanlar çeşitli konulardaki araştırmalarında dendrokronolojinin yönteminden yararlanmaktadır.
₺585,00
KİTAP TANITIMI
Georgi Pulevski’nin Makedonca-Arnavutça-Türkçe Sözlüğü
Georgi Pulevski’nin “Тријазичник (Triyaziçnik)” üç dilli Makedonca-Arnavutça-Türkçe eseri her ne kadar bir sözlük olarak anılsa da aslında farklı konuları öğretmeyi amaçlayan bir ders kitabı özelliği taşımaktadır. Dönemin Osmanlı Devleti sınırları içinde yer alan Makedonya topraklarında farklı etnik grupların iç içe yaşadığı şehirlerde Arnavutça, Makedonca ve Türkçe üç dilli eğitimin yapıldığı okullarda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Sadece Makedonya’da değil aynı zamanda bugün Bulgaristan, Yunanistan, Kosova, Sırbistan sınırları içinde kalan pek çok şehirde eserin okunduğunu anlıyoruz. Pulevski’nin eseri sadece öğrenciler ve öğretmenler tarafından okunmamış, hancı, din adamı, yoğurtçu, itfaiyeci, saatçı, semerci, çiftçi, fırıncı, çilingir, kahveci gibi çok farklı meslek grupları tarafından da rağbet görmüştür.
Eserin girişinde dönemin Padişahı Sultan Abdülaziz’e övgü ve ithaf ile başlayıp şu satırlara yer verilmiştir: “Ћереметд-љи Мућереметд-љи Дадери Ељиф Шанл-; Султан Абдул Азис Азамет Ефенд-м-з” (Ḱeremetd-ĺi Muḱeremetd-ĺi Daderi Eĺif Şanl- Sultan Abdul Azis Azamet Efend-m-z) “Bağış sahibi, dost ve kardeşimiz büyük, ulu sultanımız Abdülaziz Efendimiz. Padişahımız Sultan Abdülaziz, bizim gibi insanlara kendi ana lisanını ve diğer lisanları öğrenmek ve öğretmek için fırsat verdi; Allah ona uzun ömürler versin, devleti ve padişahlığı daim olsun. Onun sayesinde bizler yabancı lisanları rahatça öğrenebiliyoruz.”
Eserde dinî konular, coğrafya, botanik, madenler, bitkiler, canlılar, diller, devlet yönetimi, mektup yazımı, alfabeler vb. gibi çok farklı konular hakkında bilgiler verilmiştir. Metnin akışı genellikle soru cevap şeklinde ilerlemiştir.
Hazırladığımız Тријазичник (Triyaziçnik) üç dilli Makedonca-Arnavutça-Türkçe sözlüğün, Türkoloji çalışmaları ve Osmanlı Dönemi eğitim-öğretim inceleme faaliyetleri açısından faydalı bir kaynak olacağını umuyoruz.
₺740,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK İKTİSAT TARİHİNDE ANADOLU’NUN FETHİ VE İLK YERLEŞİMİ (ANİ/KARS 1064)
Türklerin Anadoluya girişi, Ani 1064 zaferi ile olduğu tarihi ve arkeolojik belgelerle ispat edilirken aynı zamanda burada bulunan muazzam Selçuklu kentinin varlığı da ön plana çıkarılmıştır. 1071de Türklerin Anadoluya ilk kez yerleştiklerinin mümkün olmadığı görülmektedir. 1064 Fethi Türk tarihinin en büyük ve anlamlı fethidir. Müslüman Türkler bu tarihten itibaren Anadoluyu yurt edinmeye başlamışlardır. Bu yüzden Türklerin Anadoluya yerleşim tarihinin 1064 olması gerekmektedir. Türk tarihinde yapılmış bir hatanın giderilmesi açısından son derece önem taşımaktadır. Tarih canlıdır ve tarihin yenilenebilirliğini bizlere kanıtlamaktadır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
İngiltere’de Feminizmin Doğuşu
Kadın-erkek eşitliğini esas alan, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerine göre kadının ötekileştirilmesine karşı çıkan, ataerkil toplumun kadınlar hakkında oluşturduğu önyargılı imajı ortadan kaldırmayı amaçlayan feminist akım, İngiliz yazar Virginia Woolf’un feminist söylemi ve feminist edebiyatı sayesinde İngiltere’de büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu çalışmada, Woolf’dan önce, kadın hakları için mücadele veren İngiliz kadınların ve Woolf’un feminizme katkıları tartışılmaktadır. Woolf’un Kendine Ait Bir Oda ve “Kadınlar için Meslekler” adlı çalışmalarında vurguladığı ‘Kendine Ait Bir Oda’ ve ‘Evdeki Melek’ kavramlarının, Dışa Yolculuk, Gece ve Gündüz, Mrs Dalloway ve Deniz Feneri adlı feminist romanlarındaki yansımaları, bu kitapta ele alınmaktadır. Bu romanlardaki, feminist dönem öncesi, erkek-egemen İngiliz toplumunun değer yargılarıyla yetişmiş kadınları temsil eden kadın karakterlerin yaşadıkları sorunlar bu kitapta tartışılırken, kadınların feminist döneme geçişle beraber deneyimledikleri aydınlanma ve farkındalık değerlendirilmekte, Woolf’un feminist akıma katkıları incelenmektedir.
KİTAP TANITIMI
Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Baskınlık Yönelimi ve Başka Bazı Değişkenler Açısından Karşılaştırılması
Bu kitap 2002 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Sosyal Psikoloji Anabilim Dalında Prof. Dr. Ali Dönmez’in yönetiminde yapılmış olan “ Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Baskınlık Yönelimi ve Başka Bazı Değişkenler Açısından Karşılaştırılması” isimli doktora tezinden üretilmiştir. Gruplar arası ilişkiler ilgi çeken bir konudur. Sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda tartışılan etnik gruplar, bu çalışmada Sosyal Baskınlık Kuramı çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Ayrıca grup temelli baskının her kültürde var olduğunu savunan Sosyal Baskınlık Kuramını Türkiye’de sınama amaçlanmıştır. Türkiye’de farklı etnik grupların üyeleri olan bireylerin, sosyal baskınlık yönelimi, adaletsizliğin algılanması, vatanseverlik, grup içi özdeşleşme, grup statüsünün algısı ve gruba bağlılık gibi değişkenler açısından karşılaştırılmasının bu konularda yapılan diğer bilimsel çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
Görsel İletişimde Disiplinlerarası Yaklaşımlar
İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyılın ortaya çıkardığı teknoloji, üretim süreçlerini kökten değiştirmiş ve insanları büyük veri yığınları ile baş başa bırakmıştır. İnsanlara her yönden gelen verinin, enformasyonun ve bilginin insan tarafından algılanması ve buna göre bir davranış ortaya koyması kültürün şekillenmesinde önemli bir boyut haline gelmiştir. Ortaya çıkan hızın getirisi, görsel kavramını hayatımızın her alanına sirayet ettirmiş ve iletişimin en önemli yapı taşlarından birisi haline gelmesine yol açmıştır. Tarih, turizm, sanat tarihi, grafik tasarım, sinema, radyo ve televizyon, halkla ilişkiler ve diğer sosyal bilimlerin alanları ile sanat disiplini içinde bulunan diğer tüm alanların bir arada ve ilişkili düşünülmesi ve yapılan çalışmalarda birbirlerine kesişim noktaları üzerinden disiplinlerarası bir yaklaşımla bilimsel çalışmaların yapılması, bu kitabın ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
₺890,00
KİTAP TANITIMI
Antakyalı Kâsım Şeybânî ve NASÎHATNÂME’si
Bugün İnegöl’de kendi adına nispet edilen Kasım Efendi Camii’nde medfun olan ve İnegöl’ün manevî sembollerinden birisi addedilen Antakyalı Kâsım Şeybânî, bugüne kadar isim müşterekliğinden dolayı başka mutasavvıflarla karıştırıla gelmiştir. Bu çerçevede özellikle mesleği, tarikatı ve nesebi etrafında teşekkül eden rivayetler Kâsım Şeybânî’nin asıl kimliğinden büsbütün farklıdır. Bu çalışmayla Kâsım Şeybânî’nin etrafında oluşturulan bilgi karmaşası giderilip bir eserinin ilmî neşri ilk defa yapılmaktadır. Elinizdeki kitapta Kâsım Şeybânî’nin hayatı ve sanatına yönelik tespitleri müteakiben, daha önceki yayınlarda varlığından söz edilmeyen Nasîhatnâme’sinin çeviri yazılı metni, incelemesi ve orijinal metninin tıpkıbasımı bulunmaktadır. 1512 yılında Bursa’da telif edilen eser, nispeten erken bir dönemde yazılmış telif bir nasihatname olması bakımından dikkate şayandır. Nasîhatnâme’nin bölüm başlıkları daha çok dinî mevzulardan müteşekkil olmakla birlikte muhtevada dönemin toplumsal ve siyasi meselelerinden akisler de bulunmaktadır. Bu akisler, Memluklu hâkimiyet sahasında yetişip ilerleyen yaşlarında Osmanlı’nın önemli merkezlerinden biri olan Bursa’ya göçen bir şahsın kaleminden yansımaları bakımından da ayrıca dikkat çekicidir. Bunların yanı sıra adeta atasözü, kalıp ifadeler ve deyimlerle örülen metin Türkçe söz varlığı açısından da oldukça zengindir.
₺975,00
KİTAP TANITIMI
Çokuluslu Şirketlerin Küreselleşmesi
Çokuluslu şirketlerin sahneye çıkışı dünya ekonomik tarihini geri dönülmez biçimde değiştirmiştir. 18. yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan bu şirketlerin dünya ekonomisinin itici gücü haline gelmeleri 21. yüzyılın başlangıcında küreselleşme olgusunun benzeri görülmemiş bir ivme kazanmasına yol açmıştır. Teknolojik ilerleme ve çokuluslu şirketlerin yayılmacı eğilimleri göz önüne alındığında küreselleşmenin -yakın- gelecekte de dünya gündeminde olmayı sürdüreceği görülmektedir.
Bilginin kıt bir kaynak olmadığı günümüzde kapsamlı ve birleştirici bir çalışma yapmanın gereği ve önemi akademik etkinliğin doğası düşünüldüğünde daha iyi anlaşılacaktır. Akademik çalışmanın ve akademik araştırmacı kavramının giderek belli bir alanda derinlemesine bilgi ve uzmanlaşmaya doğru evrilmesi hem yapıtaşı niteliğinde çalışmalarla bilginin ilerlemesini hem de tüm bilginin analitik bir yaklaşımla irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Küreselleşme olgusunu çokuluslu şirketler üzerinde inceleyen bu eser söz konusu gereklerden yola çıkmakta ve yazına özgün bir katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
PLANLI DEĞİŞİM SÜRECİNİN OKULLARIN GELİŞTİRİLMESİNDE KULLANILMASI
Örgütlerde planlı değişim gerçekleştirilmesi, örgüt geliştirme çabalarının yenilikçi yüzünü temsil eder. Amaç hem örgütün verimliliğine hem de çalışanların örgütteki mutluluğuna katkıda bulunmaktır. Bu çalışma ile planlı değişimin okullarda nasıl uygulanabileceğine yönelik bir çerçeve sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada planlı değişimin genel bir modeli kullanılarak, bir özel okulun performans değerlendirme sisteminin değiştirilişi; bu değişime karar verilmesinden, sonuçlarının değerlendirilmesine kadar tüm süreci içerecek şekilde ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Çalışmanın eylem araştırması kullanılarak desenlenmiş oluşu, okulda gerçekleştirilen değişimin hikayesini somutlaştırmaya olanak tanımış ve benzeri uygulamaları gerçekleştirmek isteyenler için gerçekçi bir tablo oluşturmuştur.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK, İNSANİ GÜVENLİK VE ÖTEKİ ALGISI
Bu çalışmanın çıkış noktası, Ötekine dair algılamaların, gerçeklikte yansımalarının olmasıdır. Tarihsel süreçler göstermiştir ki, kendi öznelliğini kurmak isteyen birey, grup, topluluk, devlet vb. mutlak olarak tanımlanmış ve nesnelleştirilmiş bir konuma indirgenen bir Ötekiye ihtiyaç duymuştur. Bu durumun modern devletin öncesindeki dönemde, modern devlet döneminde ve nihayetinde içinde bulunduğumuz ve post-modern olarak adlandırılan çağda da örnekleri bulunmaktadır.
Kitaptaki temel varsayım, çatışma ve kriz sebeplerinin bir şekilde Ötekiye dair algılarla ilişkili olduğu üzerinedir. Bu sebeple, insan için onurlu yaşamın sağlanmasını ve devam ettirilmesini merkeze alan İnsani Güvenlik ve Çokkültürlülük yaklaşımlarının normatif şekilde incelenmesi ve uygulama noktasında ortaya çıkabilecek avantaj ve dezavantajlarının ortaya konulması amaçlanmıştır.
Kitap ile ilgili çalışma yapılırken yanıt aranan temel sorular şunlar olmuştur: Öteki nasıl oldu da nesne konumunda kurulmuş ve bu kurulum gerçekliğe nasıl yansımıştır? Çokkültürlülük yaklaşımının toplumsallık kültürü sağlamadaki sorunların çözümündeki etkisi ne düzeydedir? Ayrıca İnsani Güvenlikin onurlu bir yaşam inşasında nasıl bir rolü bulunmaktadır? Bu yaklaşımların eksik kaldığı noktalar nelerdir? Uluslararası sistemin bu sorunlardaki etkisi nedir?
Kitabın ilk bölümünde Çokkültürlülük yaklaşımı üzerinde durulmuş ve bölüm sonunda ise Sürdürülebilir bir Küresel Çokkültürlülük yaklaşımının eklenmesi, Çokkültürlülük taleplerinin tek başına devlet içi mekanizmalarla çözülemeyecek kadar karmaşık bir hal almış olması sebebi ile gerekli görülmüştür.
İkinci bölümde ise, İnsani Güvenlik çalışmalarının genel olarak teorik temellerinden bahsedildikten sonra, ilk bölümle de bağlantılı olarak, İnsani Güvenlik yaklaşımına Küresel Çokkültürlülük yaklaşımının entegrasyonu ile elde edilebilecek kazanımlara, bu sentezin gerekliliğine işaret eden örneklere yer verilmiştir.
Çalışmadan genel itibari ile çıkarılabilecek sonuç; tek merkezli, sabit ve Ötekinin öznelliğini denkleme katmayan uygulamaların kriz ve çatışma sonuçlu süreçlere evrilebildiğidir. Sabit formda dondurulmuş olarak inşa edilen kimlik ve kültürlerin mümkün olamayacağı görülmüştür. Bu bağlamda da sistem düzeyinde ve devlet düzeyinde yapılması gerekenlerle ilgili ortaya farklı yaklaşımlar konulmuştur.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Muʻînî’nin Manzûm Ferâizi
Kadınları insan olarak bile görmeyen -20. asra gelene kadar çoğu Batı ülkesi de dâhil olmak üzere- onlara mirastan herhangi bir pay da vermeyen bir dünya düzeni karşısında; İslam dini, on dört asır öncesinde kadınlara ve kız çocuklarına -bizzat Kurân-ı Kerim ayetleriyle sabit olmak üzere- miras hakkı tanımış ve bu hakları teferruatlı bir biçimde düzenlemiştir.
Ferâiz ilmi, adaletli bir paylaşımın gerçekleşmesini temin etmek açısından esasen hukukî bir mevzudur. Ancak kimlere pay verileceğinin bilinmesi, mirasçı olan veya olmayanların tespit edilmesi ve akrabalık derecelerinin açığa çıkartılması gibi durumlar açısından nesep yani soy ilmiyle de ilgilidir. Bunun yanı sıra ölen kişiye mirasçı olanlardan bazılarının mirastan alacakları paylarının sabit olmaması, bu kimselerin birlikte veya ayrı ayrı mirasçı olmaları yahut bir kişi veya birden çok kişi olarak mirasçı bulunmaları gibi durumlar; onların miras paylarının ayrıntılı olarak hesap edilmesini gerektirmekte ve bu da ferâizin hesap yani matematik ilmiyle de bağlantılı olmasına yol açmaktadır. Bunların dışında bu ilmin öğrenilmesini sağlamak ve yaygınlaştırmak için daha ilk dönemlerden itibaren. İslam toplumlarında ferâizle ilgili çok sayıda eserin yazıldığı da görülmektedir. Ferâiz konusunda ilk başlarda mensur olarak yazılan risale ve kitapların yanı sıra zaman içerisinde konuyla ilgili eser çeşitliliği de artmış ve manzum eserler de kaleme alınmıştır. Konunun daha kolay öğrenilmesini sağlamak gayesiyle şiirin imkânlarından faydalanılarak yazılan bu manzum eserler hiç şüphesiz konuyu daha cazip ve estetik bir mevkiye taşımıştır. Bu alanda yazılan eserlerin sayısı zamanla artarak devam etmiş ve ferâiznameler olarak da adlandırılan manzum bir ferâiz literatürü meydana gelmiştir. Bu manzum eserler dolasıyla ferâiz ilminin şiir ve edebiyat alanıyla da bir ilgisi ortaya çıkmıştır.
₺365,00
KİTAP TANITIMI
KURAM VE YAKLAŞIMLAR ÖZELİNDE BENLİK
Mevlana’ya sorarlar: “O kadar okur, o kadar yazarsın, peki ne bilirsin?” Mevlana bu soruya asırlık bir yanıt verir: “Haddimi bilirim!” Haddini bilmek, özellikle içinde bulunduğumuz kültürün bakış açısıyla yaklaştığımızda kulağa ne kadar da korkutucu geliyor değil mi? Oysa biraz kritik edildiğinde ardındaki mana daha net ortaya çıkmakta. Haddini bilmek… Güçlü ve zayıf yönlerimizi bilerek ve kendimizi sevgiyle kabul ederek… Sınırlarımızı zorlayıp potansiyelimize ulaşarak, neyi başarıp neyi başaramayacağımızın farkına vararak.
İnsan, varoluşundan itibaren öncelikle kendisini sonra da başkalarını tanımaya ve anlamaya çalışır. Hayatın en heyecan verici, belki de en zorlu macerası olan “kendini bilmek” bizi psikolojideki en eski ama bir o kadar da güncel olan “Benlik” kavramına götürür.
Psikolojideki farklı kuram ve yaklaşımlara göre benlik kavramının detaylı olarak ele alındığı bu kitapta, alan yazında çalışılan bazı benlik kavramlarına yer verilerek, bu kavramların iş hayatı ve öznel mutluluk üzerine etkileri tartışılmıştır. Her bir kuramın ve yaklaşımın insan doğasına olan farklı bakış açıları, benlik algıları özelinde karşılaştırılıp kritik edilerek nihayetinde bir senteze ulaşılmaya çalışılmıştır. Kitabın sonunda bireyin mutluluğu üzerinde çok büyük etkisi olan pozitif benlik kavramına da değinilmiş ve pozitif bir benlik algısına sahip olabilmek adına alan yazın çerçevesinde birtakım önerilere yer verilmiştir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Vecizeler (Birinci Kitap, İkinci Kitap, Üçüncü Kitap, Dördüncü Kitap)
Edebiyat tarihlerinde yer alan kimi isimler edebiyatın vitrininde kimi arka bahçesinde, bazıları piramidin zirvesinde bazılarıysa hâlâ toprak altında “nisyan” denilen toz zerrelerinin arasındadır. Bu isimlerden biri gazeteci, şair, yazar Mehmet Cemil Pekyahşi’dir.
Mehmet Cemil’in vecizeleri 1918-1922 yılları arasında Vecizeler adıyla dört ayrı kitap halinde Arap harfleri ile yayımlanır. Cenap Şahabettin, Rıza Tevfik Bölükbaşı, gibi pek çok ismin iltifatnameleri ile neşredilen bu kitaplar yüz yıl sonra gün yüzüne çıkarılmaktadır. Amacımız hem Türk edebiyatına, bir tür olarak vecize edebiyatına küçük bir katkı sağlamak hem de döneminde makaleleri ile Fransız basınında yer alan bir Türk yazarının ismini “zamanın amansız tırnakları” arasından kurtararak unutulmasına mâni olmaktır.
Elinizdeki kitap “sağır kubbe”de asılı kalan bir seda, edebiyatımızın unutulanlar mahzeninden bir isim ve dört eseridir.
Gün gelir ki en meyus olduğun günleri cennet eyyamı gibi hatırlarsın.
Az çok bir tatsızlık vukuunda ubudiyetini gevşetmemeli! Allah sonra da lazım.
Tacil istiklale müdahaledir.
Ayağına gelen günah ile zekâ sarf ederek îkâ ettiğin günah başkadır.
Hülya kurmak da nimet-i ilâhîdir: Ağrıdan kederden hiddetten âzâde bulunduğuna delildir.
Arkadan söylemek yüz tutmamaktan değil utanmamaktandır.
Münevverle cahil hiddet zamanında bir seviyeye gelirler.
Küçük günahlarda Allah’tan korkar, büyüklerinde affına güveniriz.
Anlayan ile anlamayan cevaplarından ziyade suallerinden bellidir.
Tevazu olduğumuzdan küçük görünmek değil, değerimizden fazla görünmemektir.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Coğrafya Biliminde Güncel Konular ve Araştırmalar
Çevresel, sosyal ve ekonomik süreçlerle doğrudan veya dolaylı yollardan ilgilenen birçok bilim dalı bulunmaktadır. Bu bilim dalları içerisinde Coğrafya Bilimi ve coğrafyacılar çok önemli bir yere sahiptir. Öyle ki dünya genelini etkileyen doğal, sosyal, ekonomik ve politik problemlere odaklanan coğrafyacılar, insan ve mekân arasındaki etkileşime odaklanmaktadırlar. Bu etkileşimin nedensellik, bağlantı ve dağılış ilkelerine göre incelenmesi, sonuçlarının coğrafi açıdan değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla günümüzde insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar da düşünüldüğünde coğrafyacılara ve onlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalara duyulan ihtiyaç da her geçen gün artmaktadır. Bu sorumluluk bilinci ile hareket eden coğrafyacılar hem bu bilimin gelişmesine hem de insanlığın geleceğine ışık tutmaktadırlar. Bu kapsamda “Coğrafya Biliminde Güncel Konular ve Araştırmalar” başlıklı bu kitapta; fiziki, beşerî, ekonomik coğrafya ile coğrafi bilgi sistemleri alanında çalışmalar yürüten kıymetli bilim insanlarının değerli çalışmaları bir araya getirilerek coğrafya bilimine ve literatürüne katkı sunulmuştur.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Yapay Zekâ ve Etik
Yapay zekâ etiği açısından en temel sorun, geleneksel etik yaklaşımların insan merkezli doğasının, özerk ve öğrenen sistemlerin yarattığı yeni ahlaki gerçeklikle nasıl uzlaştırılacağıdır. Bu noktada hâlihazırdaki etik kuramlar sorunu çözmede yetersiz kalmaktadır. Yapay zekâ uygulamalarının teknolojik, sosyal, ekonomik, hukuki ve siyasal vb. birçok alanda etkili olduğu düşünüldüğünde, yapay zekâ etiğinin disiplinler arası bir zeminde ele alınması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Çalışmada, yapay zekâ teknolojilerinin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini multidisipliner bir yaklaşımla anlamak ve bu etkilerin yönetilmesine ilişkin etik öneriler geliştirmek amacıyla, yapay zekâ etiğinin teorik temellerinden mahremiyet ve veri etiğine, güvenlik paradigmalarından, yapay zekânın hukuk alanındaki kullanımına; algoritmik önyargı ve ayrımcılıktan, yapay zekânın sosyoekonomik etkilerine; ayrıca yapay zekânın gazetecilik ve eğitim alanlarındaki kullanımına ve buralarda yaşanan etik sorunlara kadar önemli görülen konular ele alınmıştır.
₺320,00
KİTAP TANITIMI
Öğrenen Destek Hizmetlerinde Kalitenin Ölçümlenmesi
Disiplinler arası bir alan olan uzaktan eğitim, gelişen enformasyon ve iletişim teknolojileri ve ağ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla sıklıkla çevrimiçi ortamlarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Çevrimiçi eğitimdeki hızlı büyüme ve teknolojinin getirdiği yeniliklerin verdiği zorunlulukla kurumlar nitelikli çevrimiçi eğitim sağlamak durumunda kalmaktadır. Ayrıca Covid-19 pandemisinin etkisinin sonucunda; çevrimiçi eğitim veren kurumların ve öğrenenlerin sayısının hızla artması çevrimiçi eğitimde kalite konusu sıklıkla gündeme getirmektedir. Kaliteli bir çevrimiçi eğitim verebilmek için ise öğrenen destek hizmetlerinde de niteliğin artırılması önem arz etmektedir. Çevrimiçi eğitimde öğrenen destek hizmetlerine ait önemli öğeleri, kavramları, terimleri, sınıflamaları tanımlamanın ve ölçümlemenin; kalitenin ve standartların yükseltilmesi açısından önemli olduğu söylenebilir. Bu kitapta; çevrimiçi eğitimde nitelikli destek hizmeti sunmak adına öğrenen destek hizmetlerinin kalite boyutlarına yönelik çizilen çerçeve ve bu bağlamda geliştirilen bir ölçme aracı detaylandırılmaktadır. Ayrıca bu kitapta; çevrimiçi eğitim, öğrenen desteği, kalite gibi kavramlar ve bu kavramların ilişkisi, öğrenen destek hizmetlerinin sınıflandırılması, öğrenen desteğine ilişkin teoriler gibi birçok konu aydınlatılmaya çalışılmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Geç Antik Çağ Ön Asya Kaynaklarında Türkler
Türklerle alakalı ilk elden bilgiler veren en eski kaynaklar Geç Antik Çağ Ön Asya kaynaklarıdır. Bu kaynaklar içerisinde İran sahasına ait olanlar önemli bir yere sahiptir. İran hem uygarlık olarak ve hem de coğrafî olarak Türklerin en kadim komşusudur. Bundan dolayı İran, Türklerin en çok irtibat halinde olduğu üç medeniyetten birisidir. Bu çalışma için Geç Antik Çağ İran tarihinin en önemli kaynakları olan kitâbeler, sikkeler, edebî ve dinî metinler taranarak Türklerle alakalı bilgiler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmayla beraber Türk, Türkistan, Tûrân, Tûristân, Şaman sözcüklerinin geçtiği en eski yazıtların Geç Antik Çağ İran kitâbeleri olduğu görülmüştür. Bununla beraber bu dönemin edebî ve dinî metinlerinde de mitolojik bilgilerle karışık olarak Türklerle alakalı önemli bilgiler verilmektedir. Bu döneme ait olan İran sikkelerinde de Türk kelimesiyle beraber kadim Türk tarihine ait çok sayıda ifadenin yer aldığı görülmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
AİLE İŞLETMECİLİĞİNDE TARIM İŞLETMELERİ ve FARKLI KURUMSALLAŞMA ÖRNEKLERİ
Aile inanç ve değerlerinin hâkim olduğu aile işletmeleri, hem ülke ekonomilerine katkısı hem de sürdürülebilirlik konusundaki üslendiği önemli rol nedeniyle dünya genelinde varlığı azımsanmayacak derecede önemlidir ve önemini sürdürmeye devam edecektir. Global olarak bakıldığında aile işletmelerinin hakim olduğu bir piyasada küçük aile işletmeciliği de sayısal olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle sektörel açıdan bakıldığında ise küçük aile işletmelerinin, gelişmekte olan ülkelerin büyük çoğunluğunda tüketilen gıdaların % 80’inden fazlasını sağlayarak yoksulluğun azaltılmasına ve gıda güvencesine önemli ölçüde katkıda bulunduğu belirtilmektedir (IFAD/UNE, 2013). Küresel ve ulusal düzeyde politika ve uygulamaların çoğunun ekonomik değişkenler odaklı olması, aile işletmeciliği kavramının görünürlüğü ve rolünün yeterince anlaşılamamasına neden olmaktadır. Dünyada son dönemde yaşanan krizler ve afetler aile işletmeciliği konusunu daha fazla ön planda tutmuş ve tarım başta olmak üzere bir çok alanda bu kavram daha görünür hale gelmiştir. Son dönemde yaşanılan Covid-19 pandemisi, küresel tarımsal üretim, gıda üretimi, arz zinciri ve işgücü hareketliliği konularında aile işletmelerinin hem gıda güvencesi hem de gıda arz zinciri üzerindeki öneminin farkına varmamızı sağlamıştır.
Bu kitapta her biri farklı yazarlarca kaleme alınan bölümlerde aile işletmelerinin tanımlanması, tarımda ve kırsalda aile işletmeciliğinin rolü, aile işletmelerinde kurumsallaşma, turizm, örgütlenme, insan kaynakları yönetimi, girişimcilik ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren bazı köklü aile işletmeleri konuları ele alınmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Balkan Şehirlerinde Bulgar Kimliği
Amerikan misyonerlerin 19. yüzyıl ortalarından I. Dünya Savaşı’na uzanan dönemde Osmanlı Avrupası’nda ürettikleri rapor ve mektuplar, yalnızca dönemin toplumsal ve kültürel hayatını belgeleyen tanıklıklar değildir. Bu metinler aynı zamanda modern Balkan ulusçuluğunun oluşumunda etkili olan söylemsel bir mirasın parçalarıdır. Dil, kimlik, eğitim, nüfus ve din arasındaki ilişkileri çok boyutlu biçimde ele alan çalışma, misyonerlerin gözlemlerinin nasıl dönemin politik mücadelelerine ve ulusal tezlerine dönüştüğünü ayrıntılarıyla ortaya koymaktadır. Misyonerlerin Balkan coğrafyasındaki faaliyetlerinden gezi notlarına, Bulgar ulusal uyanışına verilen destekten Paris Barış Konferansı’nda kullanılan diplomatik argümanlara kadar geniş bir çerçeve sunan bu eser, misyoner yazışmalarını hem bilgi kaynağı hem de ideolojik bir üretim alanı olarak değerlendirmektedir. Böylece modern Balkan kimliklerinin, kültürel temsil pratiklerinin ve bilgi-iktidar ilişkisinin nasıl kurulduğu yeni bir perspektiften yorumlanmaktadır.
₺280,00
KİTAP TANITIMI
İstanbul Yazıları
“Dünyanın başkenti” sıfatını en çok hak edecek şehir şüphesiz İstanbul’dur. Hem Roma hem Osmanlı imparatorlukları bunun bilincinde olmuş, İstanbul’u dünyanın merkezine konumlandırmıştır. Bu tarihsel konum bir yandan da görkemli bir mimarlık ve sanat birikimi ile İstanbul’u asırlar boyunca taçlandırmış, bundan sonraki yüzyıllara devredilecek büyük bir miras oluşturmuştur. İstanbul’un geçmişini ve mirasını bir nesilde araştırarak öğrenmek mümkün değildir. Ancak bu imkânsız hedef bir yandan da araştırmacılar için büyük fırsatlar sunmaktadır. Bu sayede İstanbul bütün dünyadan bilim insanlarının çalışmalarının odağı durumundadır. Sonraki ciltleri de hazırlık aşamasında olan bir dizinin ilk halkası olan bu çalışma ayrıca bölüm yazarı olan Fatih Sarımeşe’nin editörlüğünde Necdet Sakaoğlu, Sinan Genim, Hilal Kazan, Gülberk Bilecik, Sedat Bornovalı, Ahmet Vefa Çobanoğlu, Fatih Elcil, Hamit Pilehvarian, Hayri Fehmi Yılmaz, Wasamon Sanasen, Sümeyye Gider ile Yasemin Akcakaya gibi çok farklı alanların önde gelen uzmanları tarafından hazırlanmış bölümlerden oluşmaktadır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Çukurova Tarihi Araştırmaları – I
“Yiğidin harman olduğu yer’dir Çukurova”. Tarihi dokusu, kültürel mirası, verimli toprakları, sanayisi, bitki örtüsü, sıcakkanlı insanıyla büyük bir zenginliğe sahip olan Çukurova, tarihin en eski dönemlerinden bu yana birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Bu bakımdan her yönüyle araştırmaya değer Çukurova’nın kültürel, ekonomik ve siyasi tarihine dair Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden değerli akademisyenlerin yazıları ile katkı sağladığı bu eserde çağlar öncesi dönemlerden Cumhuriyet Dönemine kadar olan süreci çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır.
₺620,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Yetim
Osmanlı Devletinde yetimlerin korunması ve eğitilmesi görevi öncelikle yakın akrabalarda olmakla birlikte erken zamanda vakıfların bu vazifeyi üstlendiği görülmektedir. 19. yüzyıldan itibaren ise Eytam Sandıkları ve Eytam Müdürlükleri kurulmuş, Darülaceze, Darüşşafaka, Islahhane, Sanayi Mektepleri, Darülhayr-ı Âli, Daüleytam ve Himaye-i Etfal Cemiyeti bu alanda hizmet vermiştir. Bu kurumlardan Darülaceze ve Darüşşafaka aynı adla Cumhuriyet devrinde hizmetlerine devam ederken Himaye-i Etfal Cemiyeti Çocuk Esirgeme Kurumu olarak günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca, mütareke dönemi ve sonrasında Kazım Karabekir yetimlerin muhafazası ve eğitimi için gayret göstermiş, kurduğu Çocuklar Ordusu ile önemli bir hizmeti ifa etmiştir.
KİTAP TANITIMI
Televizyon Dizilerinin Üretiminde Emek Süreci
İletişim alanında, birbirinden çok farklı perspektiflerden hareketle sıklıkla çalışılan konuların, kanal/endüstri, içerik ve izleyici olduğu bilinmektedir. Emek süreci ise sosyal bilimler yazınında olduğu gibi iletişim araştırmalarında da neredeyse görünmezdir. Alandaki temel incelemelere ve kuram kitaplarına bakıldığında, bu görünmezlik belirginleşse de, konuyu ele alan sınırlı sayıdaki incelemenin teorik ve kavramsal yönelimleri önemli bir birikim oluşturmaktadır. İletişim alanında, emek süreci incelemelerinin dayanağı olan iki temel yaklaşım, ana akım yaklaşımlar ve Marksizmden beslenen eleştirel yaklaşımlardır. Ana akım yaklaşımlar, odağına işçi verimliliği nasıl artırılır? sorusunu yerleştirirken, eleştirel yaklaşımlar, ekonomi politiğin sonunun ilanı ile gelerek emek sürecini, kimlikler, yaşam tarzları, dilbilimsel pratikler ve sınıfların sosyolojik görünümlerinden hareketle açıklamaktadır. Bu kitap ise alanda “görünmez” olan bir konuyu “görünmez” olan ekonomi politik yaklaşımdan hareketle ele almaktadır. Televizyon dizilerinin üretiminde emek sürecine odaklanan çalışma, sahada gerçekleştirilen bir araştırma eşliğinde, dizi üretim sürecinde kontrol ve denetim sorununu, set işçilerinin çalışma koşulları ve bu koşullara ilişkin olarak emek ve sermaye örgütlenmeleri arasındaki mücadele biçimlerini içermektedir.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Konaklama İşletmeleri İçin Modern Bir Bütçeleme Tekniği: Faaliyet Tabanlı Bütçeleme
Faaliyet Tabanlı Bütçeleme; geleneksel bütçelemenin özellikle Genel Üretim Giderlerinin bütçelenmesi konusundaki yanlış uygulamalar gibi çeşitli yetersizliklerini ortadan kaldırması nedeniyle, konaklama işletmeleri için önemli bir modern bütçeleme tekniğidir.
Bu kitapta; önemli bir modern bütçeleme tekniği olan Faaliyet Tabanlı Bütçeleme tanıtılmış ve söz konusu tekniğin konaklama işletmelerinde uygulanabilmesine olanak verecek bir model önerisi sunulmuştur. Bu amaçla geliştirilen Faaliyet Tabanlı Bütçeleme Modeli, yapısı ve işleyişi açıklanarak tanıtılmış ve kapsamlı bir uygulama örneği gerçekleştirilmiştir.