KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Yükseköğretim Kurumlarında Bilişim Teknolojileri Kullanımının Örgüt Performansına Etkileri
₺390,00 -

XVII.-XVIII. YY. RUS PEDAGOJİK DÜŞÜNCESİ
₺340,00 -

Uygulamalı Veri Madenciliği Algoritmaları
₺315,00 -

Türkiye’nin Büyükşehirlerinde Kentleşme
₺235,00 -

Türkçeden İngilizceye Çeviri Kitabı
₺210,00 -

Türk Dış Politikasında Güncel Paradigmalar
-

The Novel in Transition: Space, Identity, and the Politics of Transformation
-

TEK EBEVEYNLİ AİLELERDE AİLE AİDİYETİ
₺275,00 -

Şiddet Sarmalındaki Kadınlar ve Yaşam Algıları
₺275,00 -

SOSYAL PAZARLAMA
₺340,00 -

Siyaset Bilimi’nde, Kuram- Yöntem- Güncel Yaklaşımlar
₺495,00 -

Sevdâî Dîvân
₺380,00 -

Safî Mustafa Efendinin Tarihleri
₺340,00 -

Radikalleşme ve Örgütten Ayrılmanın Karmaşık Doğasını Anlamak PKK TERÖR ÖRGÜTÜ VE DİYARBAKIR ANNELERİ
₺315,00 -

Pazarlamada Dönüşüm
₺405,00 -

Osmanlı Tarihi Araştırmaları -II: II. Meşrutiyet
₺620,00
KİTAP TANITIMI
MAPLE İLE SEMBOLİK HESAPLAMA
MAPLE paket programı, Matematik, Fizik ve Mühendislik alanlarında kullanılan çok yönlü bir sembolik hesaplama programıdır. MAPLE paket programında cebirsel denklem ve denklem sistemlerinin çözümü, eşitsizlik çözümü, türev ve integral hesabı gibi temel matematiksel hesaplamaların yanında diferansiyel denklem çözümü, vektörler, matrisler, 2 ve 3 boyutlu grafik çizimleri gibi el ile yapılması çok vakit alan ve hatta çoğu zaman imkansız olan hesaplamaları kısa zamanda yapmamızı sağlar. Bunun yanında içinde tanımlı olan paketler sayesinde, istatistik, finans, cebir, graf teori, diferansiyel geometri, logic, sayılar teorisi, tensör analizi gibi alanlarda da hesaplamaları kolaylaştırmaktadır.
MAPLE paket programı bu özellikleri sayesinde teknoloji çağını yaşadığımız bu günlerde yukarıda bahsettiğimiz alanlarda ciddi önem taşımaktadır.
KİTAP TANITIMI
Kolay Kolaj
Kolaj sanatı, farklı görsellerin kesilip bir araya getirilerek yapıldığı bir sanat formudur. Çeşitli figürler, gazete kesimleri, renkli kağıtlar, dergi fotoğrafları veya kişisel notlar gibi farklı parçalar bir araya getirilerek benzersiz bir kompozisyon oluşturulabilir. Kolaj yaparken sadece malzemeleri bir araya getirmekle kalmaz, aynı zamanda kendi benzersiz bakış açınızı ve duygularınızı da eklersiniz. Bu sanat formu, görsel bir hikaye anlatma şansı sunarak hayal gücünüzü harekete geçirebilir.
Telefonlar, günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası haline geldiği için, zaman zaman bu teknolojik bağlamdan sıyrılmak, kendimize zaman ayırmak ve zihinsel bir mola vermek gerekmektedir. Bu bağlamda, telefondan uzaklaşıp kolaj yapmak, yaratıcılığınızı serbest bırakmak ve zihinsel dinginlik için harika bir seçenektir.
900 farklı görsel içeren bu kitapla farklı temalara sahip resimleri, fotoğrafları ve diğer görsel öğeleri bir araya getirerek benzersiz ve kişisel eserler ortaya çıkarabilirsiniz. Siz de sanatçı yönünüzü keşfedebilirsiniz.
KİTAP TANITIMI
Fransızca Dil Bilgisinin Yapı Taşları
Bu kitap, İlk ve orta öğretimde okuyan öğrencilerle Fransızcasını hem alıcı (okuma & dinleme) hem de üretici (konuşma & yazma) pozisyonda yeteneklerini geliştirmek isteyenler için hazırlanmıştır. İçerik ve örnekler günlük hayattan seçilmiştir. Dolayısıyla kitap düzey olarak A1 ve A2 seviyelerine hitap etmektedir.
Konular basitten karmaşığa doğru verilmeye çalışılmış, böylece okuyan kişilerin zorlanmaması hedeflenmiştir. Anlatım dilinin Türkçe olması, basit ama öğrenenler için zor görünen konuların daha iyi anlaşılmasına/öğrenmesine büyük ölçüde yardımcı olacaktır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Sivas İli Zara İlçesi Ağzı
Türkiye Türkçesinin önemli dil alanlarından biri ağızlardır. Ağızlar sayesinde Türkçenin hangi evrelerden geçtiği, tarihî seyri içinde neleri barındırdığı ve nelerin unutulmaya yüz tuttuğu görülebilir. Bu bakımdan ağızların çeşitli açılardan araştırması ve belgelenmesi oldukça önemli dil araştırmalarındandır. Bu çalışmada Sivas ili Zara ilçesi ağzı temel alınmıştır. Araştırma; “İnceleme”, “Metinler” ve “Sözlük” olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde Zara ilçesinin coğrafi yapısı, tarihi ve Zara ağzı ile ilgili çeşitli bilgiler verilmiştir. “İnceleme” bölümünde bölge ağzının fonetik ve morfolojik yapısı ele alınarak, ilçe ağzının dil özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. “Metinler” bölümünde Zara ilçesine bağlı köylerden derlenen metinler çeviri yazıya aktarılmıştır. “Sözlük” bölümünde ise derleme metinlerinde geçen yöreye özgü kelimeler ile bazı ses değişikliklerine uğramış kelimelere ve bunların anlamlarına yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda ise elde edilen bulgular “Sonuç” kısmında değerlendirilmiştir. Daha önce Zara ağzını konu alan müstakil bir çalışma olmaması sebebiyle kaleme alınan bu eser ile bölge ağzının belgelenmesi amaçlanmıştır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakya Ortodoks Patrikliği, Batı’dan gelen misyonerlerden dolayı siyasi ve idari olarak büyük bir yıkıma uğramıştır. Misyonerlerin etkisiyle Ortodokslar arasından devşirilen Katolik cemaat, kısa zamanda Antakya Ortodoks Rum Kilisesi’nin yönetimini eline geçirmiştir. 1830’lu yıllarda Maximus III Mazlum’un Antakya Katolik Rum Kilisesi’ni kurmasına kadar da kilisede yönetim çoğunlukla Katolikliği benimsemiş patriklerin elinde kalmıştır. 1850’li yıllarda üst üste ölüm hadiseleriyle sarsılan kilise, bu yıllardan sonra yeniden dirilişe geçmiştir. Antakya Ortodoks Rum Kilisesi yüzyıllarca etkisinde kaldığı İstanbul Ortodoks Rum Patrikliği’nin, Antakya’da hatırı sayılır bir Rum cemaat kalmadığından, kilise cemaatinin tamamını oluşturan Araplar kendi patriklerini seçmek ve patrikliği Araplaştırabilmek amacıyla zorlu ve uzun soluklu bir mücadelenin kapısını açtılar. Bu mücadelede köken itibariyle Rum olan Patriklerin ya Papalığa ya da İstanbul Rum Patrikliğine biat ettikleri tespit edilmiştir. Gelecekte ekümenik bir patriğin ortaya çıkaracağı problemlerle uğraşmak istemeyen Osmanlı Devleti, 20 Ekim 1884’te kilisenin teşrifattaki adından “Ortodoks” ibaresini çıkararak İstanbul Rum Patrikliği’ne indirgemek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra Antakya kilisesinin teşrifattaki adı ise Antakya Ortodoks Patrikliği olmuştur.
Yüzyıllarca Rumların bir vassalı gibi yaşayan Arap metropolitler, bu değişiklikten sonra ilk defa kendilerine ait milli bir kilise kurmak ve Arap bir patrik seçmek için, o zamana kadar cemaatlerle ilgili her işin dışında kalmayı başaran Osmanlı Devleti’ni de meselenin içerisine çektiler. Sonuçta Arap soyundan gelen Lazkiye Metropoliti Meletiyos Efendi, 6 Mart 1899’da patrik kaymakamlığına tayin edildi ve 30 Nisan 1899’da da patrik seçildi.
Meletiyos Efendi’nin patrik seçilmesiyle Antakya Ortodoks Patrikliği’nin 1720’li yıllarda başlayan Rum hegemonyasından kurtulma ve millileşme süreci 1899’lu yıllarda tamamlanmıştır.
Bu çalışma Osmanlı Devleti ile Batılı aktörler arasındaki din ve mezhep çatışmaları üzerinden baş gösteren rekabet ve mücadeleler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
SOSYAL MEDYADA ADALET ARAYIŞI
İnternet tabanlı ağ teknolojilerinin gelişiminin kullanıcılara sunduğu imkanlar, birçok disiplinlerarası konunun da tartışılmasına zemin hazırlamıştır. Elinizde bulunan bu eser, internetin kamusal alan olup olmadığı, birbirini bütünleyen gözetim ve güvenlik kavramları, panoptikon çağdan omniptikona uzanan değişim, post-truth dönemde dezenformasyonun sosyal medya etkileşimleri gibi pek çok farklı konuyu tartışarak ışık tutmaktadır.
Özellikle dijital teknolojilerin gelişimi ile hayatımıza giren sosyal medya; haber alma ve eğlence amaçlı paylaşımların çok ötesine geçerek tüm dünyada hak ve adalet arayışı için seslerini duyurmaya çalışanların aktif olarak kullandığı bir platforma dönüşmüştür. Sosyal medyada seslerin yükseltilmesi ve bilgi akışının sağlanması; belirli bir olay hakkında farkındalık yaratılması ve bu konu ile ilgili ilişkiler kurulmasını sağlamaktadır.
Sosyal medya, insanların bir araya gelip destek bulduğu, bir amaç için büyük kalabalıkların toplanabildiği, çevrim içi fikirlerin paylaşılması ile küresel ölçekte ses getirebilecek etki yaratılabilecek bir ortamdır. Dolayısıyla, “sosyal medyada adalet arayışı”; ifade özgürlüğü, aktivizm, dijitalleşme, adalet, iletişim, ağ toplumu, gözetim, denetim gibi kavramların teknolojik gelişmelerle birlikte yaşanan değişim ve dönüşümler neticesinde yeniden yorumlanmasını gerekli kılmıştır. Artık protestolar sadece fiziksel mekanlarda değil siber ortamlarda da kitleleri harekete geçirebilmektedir. Dijitalizm ile literatüre giren hashtag (#), like, retweet, emoji, internet meme ya da mention (@) kullanarak dünyanın herhangi bir yerinde haksızlığa uğradığını düşünen, adaletin yerine getirilmediğini savunan herhangi birinin çığlığı tüm dünyada yankılanmakta, yayılmakta ve destek bulmaktadır. Bu araştırmada, tüm dünyada öne çıkan hak ve adalet arayışlarına, kadın şiddeti başta olmak üzere ırkçılık ya da cinsel tacize gibi farklı birçok konuya yer verilmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
CRAFTSMANSHIP IN TEACHING
Although the month is March and not November, it is never unseasonable to count up the blessings for which it is well to be thankful. In fact, from the standpoint of education, the spring is perhaps the appropriate time to perform this very pleasant function. As if still further to emphasize the fact that education, like civilization, is an artificial thing, we have reversed the operations of Mother Nature: we sow our seed in the fall and cultivate our crops during the winter and reap our harvests in the spring. I may be pardoned, therefore, for making the theme of my discussion a brief review of the elements of growth and victory for which the educator of to-day may justly be grateful, with, perhaps, a few suggestions of what the next few years may reasonably be expected to bring forth.
And this course is all the more necessary because, I believe, the teaching profession is unduly prone to pessimism. One might think at first glance that the contrary would be true. We are surrounded on every side by youth. Youth is the material with which we constantly deal. Youth is buoyant, hopeful, exuberant; and yet, with this material constantly surrounding us, we frequently find the task wearisome and apparently hopeless. The reason is not far to seek. Youth is not only buoyant, it is unsophisticated, it is inexperienced, in many important particulars it is crude. Some of its tastes must necessarily, in our judgment, hark back to the primitive, to the barbaric. Ours is continually the task to civilize, to sophisticate, to refine this raw material. But, unfortunately for us, the effort that we put forth does not always bring results that we can see and weigh and measure. The hopefulness of our material is overshadowed not infrequently by its crudeness. We take each generation as it comes to us. We strive to lift it to the plane that civilized society has reached. We do our best and pass it on, mindful of the many inadequacies, perhaps of the many failures, in our work. We turn to the new generation that takes its place. We hope for better materials, but we find no improvement.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
ATEŞİ TUTAN KALEMLER
11 Kasım 1938 tarihinde İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan ve 1950 Demokrat Parti iktidarına kadar yaşanan süreç Türkiye’de “ tek adam, tek parti, otoriter rejim” iktidarının hüküm sürdüğü dönem olarak kabul edilir. Ve kısaca “ Milli Şef Dönemi” olarak adlandırılır. Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra, İnönü’nün “ Milli Şef” ünvanını kabul etmesi, dönemin siyasi seyrinin bu kavramın tanımladığı ideolojik anlayış içinde gerçekleşeceğinin en belirgin kanıtıdır. Çünkü dünyadaki “ Milli Şef” tanımlamaları Hitler’e, Franco’ya ve Mussolini’ye yöneliktir ve tanımladığı sistem otoriter devlet yönetimidir.
…
Gazetelerin içeriklerinden biçimsel yönüne kadar tüm noktalarda “Milli Şef” direktifleriyle yönlendirilen basın, özellikle toplumsal etkileri açısından günümüze kadar gelen süreci şekillendiren icraatların eleştirilmesinde, gündelik olaylara göre değişen tebliğlerle denetlenmeye çalışılmıştır.
Bu nedenle kitabın yazılma amacı “Milli Şef Dönemi Basını”nın var olma mücadelesini, siyasal iktidarın ağırlığına rağmen gelişen muhalif bakış açısını, nedenlerini bu mücadelenin taraflarından biri olan Tasvir gazetesi yazarı Bedii Faik Akın’ın anılarından ve dönemdeki yazılarından yola çıkarak sorgulamaktır. Bedii Faik’in seçilme nedeni o dönemde “Milli Şef”e yönelik muhalif bakışı dile getiren ve gazete sütunlarına taşıyan ilk gazeteci olması ve bu dönemin belirgin karakteristiğine ilişkin yayınlarının bulunmasıdır. Kitabın genel çerçevesi “Milli Şef Dönemi” olarak bilinen 1938-1950 arasını kapsamakla birlikte Bedii Faik’in seçilen yazıları, gazeteciliğe 1945 yılında başlaması nedeniyle 1945-1950 arasındaki yıllara aittir. Ayrıca Bedii Faik’in yazıları temel alınmak şartıyla, dönemin önemli muhalif gazetecilerinin yazılarından da alıntılar yapılması, kitabın amacını destekleyen bir unsur olarak düşünülmüştür.…
₺260,00
KİTAP TANITIMI
İstanbul’daki Hattate Mezar Taşları
Bir tek şeye bakıp her şeyi görmek, bir tek şeyden yola çıkıp her şeyi anlamak mümkün müdür? Ayna bile tutulduğu yerden, yansıttığı alan kadarını gösterir. Hiçbir varlığın iç dünyasını göstermez. Ama hayata ayna tutan öyle şeyler de vardır ki; varlığın hem içini hem de dışını gösteren bir noktada, ibret nazarıyla bakan her göze pek çok şey anlatırlar. Bu kitabın konusu, hayat ile ölümün arasında dimdik durup yaşayanlara yaşamış olanların hikâyesini bazen zarif şiirler, nahif cümleler; bazen de bir başlık ve çiçekler, desenler ile anlatan mezar taşlarıdır. Öyle ki, bu taşlar İstanbul’un en müstesna köşelerinde başka bir âlemde ziyaretçilerini bekleyen, hayatlarını ve sanatlarını taşlarına da yansıtan hattâtelerin dünyadaki son hatıralarıdır. “Oku” emr-i ilahisinin bir gereği ve devamı olarak hatta (yazıya) gönlünü ve ömrünü veren hanım sanatçıları, yaşadıkları yüzyıla ayna tutarak yâd etmek, huzurlu son duraklarını ziyaretgâh eylemek ve bu dünyaya kattıkları değeri hakkıyla değerlendirebilmek amacıyla şâhidelerinin şahitliğine başvurduk. Böylece izlerini ve eserlerini takip ederek bugüne ışık tutacak ilmi birikimi ve sanat zevkini tespit etme yolundaki çabamızı takdirlerinize sunuyoruz.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Money Laundering Phenomenon
Money laundering disguises illicit funds as legitimate wealth, fuelling crime and economic instability. As financial systems evolvespanning traditional banking, fintech, and digital assetsso do financial crime risks. AML Fundamentals, Banking Dynamics, and Digital Economy Expansion explores these complexities, equipping readers to detect, prevent, and combat financial crime. This edition expands its scope to include Anti-Bribery and Corruption frameworks, Machine Learning in AML Alerts, Digital Economy Expansion and AML/CTF.
Leveraging principles of risk-based approach and behavioural analytics, we advocate for a holistic approach to AML/CFT alert management that prioritizes high-risk transactions while minimizing false positives. We examine the integration of machine learning with human analysis, offering insights into enhancing AML alert efficiency and reducing false positives. The book covers few updates of new EU Package of laws and Regulations on AML.
Designed for compliance officers, bankers, policymakers, and academics, this book provides essential knowledge to navigate evolving financial crime threats and regulatory landscapes, fostering a more resilient financial ecosystem.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
XIII. Yüzyıldan Günümüze Yazılı Metinlerden Tanıklarla Tarihsel ve Çağdaş Türkiye Türkçesinde Sahiplik-Aitlik-Özgülük Kavramlarının İşaretlenmesi
Bu çalışmada, XIII. yüzyıldan günümüze kadar birbirinin devamı olarak gelişen, Türkoloji kaynaklarında -farklı adlandırmalar ve bölümlemeler yapılmakla birlikte- genellikle Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi terimleriyle adlandırılan dönemlerde verilmiş yazılı metinlerden hareketle sahiplik, aitlik, özgülük kavramlarını işaretleyen dil birimlerinin belirlenmesi; işaretlemeleri doğuran ilişkilendirmelerin, işaretlerin kullanıldığı söz varlığı ögelerinin ortaya konulması ve kapsama ilişkin bir kesit sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada, tarihsel ve çağdaş Türkiye Türkçesinin farklı türlerde ve konularda yazılmış eserlerinden seçilen örnekler taranarak sahiplik, aitlik, özgülük kavram alanları çerçevesinde değerlendirilebilecek Arapça, Farsça, Türkçe kökenli işaretlere yer verilmiş; belirlenen işaretler, kaynak dillerine, gramer kategorilerine ve konularına göre sınıflandırılarak incelenmiştir.
₺1.450,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü bütünleşme süreci, tarihsel derinliği, hukuki altyapısı ve çok boyutlu kurumsal mekanizmalarıyla uluslararası ilişkilerin en karmaşık dinamiklerinden birini oluşturmaktadır. Bu kitap, Ankara Antlaşması’ndan Helsinki Zirvesi’ne, üyelik müzakerelerinin duraksama döneminden günümüzün yapısal tıkanıklıklarına kadar uzanan tarihsel kesiti analitik bir çerçevede incelemektedir.
Dr. Erdem Turgan, ortaklık ilişkilerinin kurumsal kronolojisini sunmanın ötesine geçerek; Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ihtiyacını, vize serbestisi diyaloglarında yaşanan tıkanıklıkları ve özellikle son dönemde ilişkilerin merkezine oturan küresel göç yönetimini mercek altına almaktadır. Çalışmada, taraflar arasındaki asimetrik ilişki modeli ve güvenlik odaklı iş birlikleri yapısal-fonksiyonel bir yaklaşımla analiz edilmektedir.
Mevcut statükonun getirdiği riskleri ve bölgesel jeopolitik dönüşümleri veri odaklı bir süzgeçten geçiren bu eser, küresel sistemin yeniden şekillendiği günümüzde Türkiye ve AB’nin orta ve uzun vadeli ilişki modellerine dair rasyonel senaryolar sunmaktadır.
₺270,00
KİTAP TANITIMI
DÜĞÜN DERNEK Sivas’ta Evlenme Gelenekleri
Hayatın önemli geçiş dönemlerinden biri olan evlenme, ritüel içeriğiyle içinde yaşatıldığı toplumu birbirine bağlayan kültürel kodların barındırıldığı önemli bir olgudur. “Düğün Dernek ” Sivas’ta Evlenme Gelenekleri” adını taşıyan bu çalışma, Sivas evlenme geleneklerinde geçmişten günümüze meydana gelen değişim ve dönüşümün tespit edilmesi, Sivas evlenme gelenekleri konusunda ayrıntılı ve nitelikli bir arşiv oluşturulmasına katkı sağlanması ve gelecekte yapılacak benzer çalışmalar için bir örnek oluşturulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Sivas’ta kültürel unsurların derlenmesi ve yaşatılması adına, SOKÜM (Somut Olmayan Kültürel Miras) Sözleşmesi ile belirlenen sorumluluğun yerine getirilmesine bir katkı olarak planlanmıştır.
₺715,00
KİTAP TANITIMI
ÇANKIRI ŞAİRLERİ / AHMET TALÂT ONAY
“Uzak çağların yakın şehri” olarak nitelendirilen Çankırı, tarih boyunca birçok medeniyet ve kültürü barındırmıştır. Paflagonya’nın en eski şehirlerinden kabul edilen Çankırı; Hitit, Roma, Bizans imparatorluklarından sonra Danişmendliler döneminde Emir Karatekin tarafından 1074-1082 yılları arasında fethedilmiş, sonra da Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyete de ev sahipliği yapmıştır. Adı, tiftik keçisi bol anlamında Gangra diye geçerken tarihi süreç de Danişmend-nâme’de Mankuriyye, eski Arap-İslam kaynaklarında Hısnu’l-hadîd (Demir kale) Selçuklu ve Osmanlı kaynaklarında Kangırı, Kangarı, Kengırı olarak geçmiş ve Cumhuriyet döneminde Çankırı’ya dönüşmüştür. Bu süreçte birçok kültürü ve medeniyeti de üzerinde barındıran Çankırı’da özellikle edebiyat ayrı bir yere sahip olmuştur.
Ahmet Talât Onay’ın, şair, yazar, edebiyat araştırmacısı, eğitimci, gazeteci, milletvekili gibi birçok özellikleri olup Klasik Türk edebiyatı ve Halk edebiyatı sahasında yapmış olduğu çalışmalarla tanınmıştır. Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı, Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev’i, Türk Şiirlerinin Vezni, Dâstân-ı Ahmet Harâmî, Sarı Çiğdemler, Kızılbaş Şiirinde Sual-Cevap, Millî Mücadele Yazıları gibi basılı eserlerinin yanında yayımlanmamış eserleri ve makaleleri de bulunmaktadır.
Çankırı Şairleri, Çankırı’da yaşamış şairlerin hayatı, eserleri, edebî anlayışları hakkında bilgi vermenin yanında Çankırı tarihi, kültürü, halkiyatı, folkloru, dinî-tasavvufî gibi alanlarda zengin bir kaynak durumundadır. Eserde, toplam 50 şair yer almaktadır.
₺635,00
KİTAP TANITIMI
Pravda Gazetesinde KORE SAVAŞI
İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan iki kutuplu dünya düzeni çerçevesinde Kore bir çekişme alanı hâline getirilmiş, taraflar yarımadaya kimin hükmedeceği konusunda net bir mutabakata varamamış ve nihayetinde 38. paraleli sınır alarak tarihsel ve kültürel olarak ortak geçmişe sahip olan Korelileri iki farklı devlet olarak ayırmışlardır. Böylelikle günümüzde dahi çözüme kavuşturulamamış Kore Sorununun temelleri atılmıştır. 25 Haziran 1950de iki taraf arasında savaş hâli başlamış, 27 Temmuz 1953 tarihinde ateşkes ile sıcak savaş durumu durdurulmuş ancak bir barış sağlanamamıştır.
Pravda Gazetesinde Kore Savaşı adlı çalışmada, 1950 ile 1953 yılları arasında üç yıl süren savaş durumu, Doğu Bloğunun lider devleti olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği gözüyle değerlendirilmektir. Bu bağlamda, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin en önemli ve tirajı en yüksek gazetelerinden birisi olan aynı zamanda Komünist Parti Merkez Komitesine bağlı olarak yayın yapan Pravda gazetesi çalışmanın merkezi konumunda olmuştur. Böylelikle dolaylı olarak Sovyet Hükûmetinin görüşlerine de ulaşılması amaçlanmıştır. Çalışmamızda Pravdaya ek olarak, T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi ve Wilson Center Digital Archivedan elde edilen belgeler ile CIAin online olarak yayınladığı savaş hakkındaki istihbarat raporları da kullanılmıştır. Kore Savaşını konu alan Türkçe, İngilizce ve Rusça ikincil kaynaklara da çalışmamızda yer verilmiştir.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
ALMAN SİNEMASINDA TÜRK TEMSİLLERİ
1960 yılında başlayan Almanya’ya Türk işçi göçü, beklenilmeyen toplumsal sonuçları da beraberinde getirmiştir; Bu ülkede yaşama imkânı verilen Türklerin misafirliği istenildiği gibi kısa sürmemiş, hiç beklenilmeyen kalıcılıkla sonuçlanarak işçilere ve ailelerine yeni yaşam alanı yaratmıştır. 1960’larda başlayan, nicelik ve nitelik olarak değişmesine rağmen bugün hala devam eden Türk işçi göçü, dinamik bir toplumsal hareket olarak benimsenmiştir. Değişen hayatlar, ekonomiler ve toplum normları, Almanya’nın çok-kültürlü toplum yapısının oluşumunda katkıda bulunmuş ve bu süreçte kaydedilen karşılıklı etkileşimler Alman sanatında da izdüşümünü bırakmıştır. Nice romanlara, şiirlere, tuvallere ve tiyatro sahnelerine konu edilen “Türk konuk işçi” teması, beyaz perdede de yansımasını bulmuştur. Alman sinemasında Türk temsilleri yıllar içinde nicelik olarak artsa da, söz konusu temsillerde standartlaşmış ve klişeleştirilmiş stereotiplerden öteye gidilememektedir.
İşbu tespitten yola çıkan bu çalışma, Alman sinemasında Türk temsilinin salt kültürel ve yabancı olma kimliğine indirgeyerek sunulmasını eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmakta ve sinemada kendi ayakları üzerinde durabilen, özgün ve “Almanlaşmadan” Alman toplumuna entegre olabilen Türk temsillerini olağan bir şekilde yansıtılmadığı sorunsalının peşine düşmektedir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
BİLGİ ÇAĞI’NDA MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ
Bilgi Çağı’nın gelişiyle dijital dönüşüm her sektörde yoğun olarak yaşanmaya başladı. Birçok firma müşterilerini artık işlemlerin merkezine ve temel bilgi mekanizmalarının içine alıyor. Dijital ortamda neredeyse her şeyin kayıt altına alındığı bir ortamda firma başarısındaki ana faktör müşteri olacaktır. Ürün ve hizmetlerin Müşteri İlişkilerini doğru bir şekilde yönetecek yaklaşımla piyasaya sunulmasına ve müşteri beklentilerini karşılayacak şekilde çözümlere ihtiyaç bulunmaktadır. Günümüzde çoğu Müşteri İlişkileri Yönetimi yapıları müşteri verilerinin analitik hale dönüşmesini sağlasa da esas olarak firmaların yönetsel tabanına yerleşmemiştir. Bu yüzden firmanın yönetim tabakasında da Müşteri İlişkileri mantığının oluşması gerekmektedir.
Bu bağlamda elinizdeki bu kitap 90’lı yılların sonlarında öne sürülen “Müşteri İlişkileri Yönetimi” kavramını dijital dönüşüm ile birlikte geliştirip güncelleyerek, 2020 yılında yeniden ele almaktadır. 16 farklı yazarın zengin bir içerikle Bilgi Çağı’na uygun yeni uygulama ve yaklaşımları değerlendirdiği bir başucu kitabıdır.
Üstelik Bilgi Çağı’nda Müşteri İlişkileri Yönetimi belki bir hap olmasa da kişi ve kurumlara yön verici özelliktedir. Konu “müşteri” olduğundan iş dünyasındaki profesyonellerin, kamu çalışanları ve idarecilerin, araştırmacıların ve bilinçli olan ya da olmaya çalışan müşterilerin ilgisini çekeceğini umuyoruz.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Gençlerin Sosyal Sapma ve Şiddet Olguları Çerçevesinde Değerlendirilmesi
Toplumda kültürel öğelerin, değerler sisteminin ve kurumlar arası ilişkilerin hızlı bir şekilde değişime uğraması ve kentleşme süreci ile birlikte değişen yaşam şartları kentleri sorunlu merkezler haline getirmektedir. Sosyal değişme süreci ile birlikte değişen ahlaki ve kültürel yapı, bireylerin ve kurumların yapısındaki ilişkileri de dönüştürmektedir. Bundan etkilenen kesimler arasında en başta gençler gelmektedir. Çünkü gençler yaşamlarını sürdürebilmelerinde üstesinden gelmeleri gereken bir takım gelişimsel zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu zorlukları aşma sürecinde gençlerdeki sapma ve şiddet eğilimleri kendisini niceliksel ve niteliksel olarak farklılaştırarak göstermektedir.
Bu çalışma gençlerin şiddet ve sapma davranışlarını onaylama ve bu davranışları gösterme sıklığını, Bourdieu’dan hareketle ekonomik, kültürel ve sosyal sermayeleri arasındaki ilişkiyi yaşadıkları bölge doğrultusunda değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Analiz kapsamında gençlerin davranışları hakkında önemli veriler elde edilirken bu davranışları etkileyen süreçler açıklanmaktadır. Bu çalışma Türkiye’de var olan literatüre katkı sağlamayı ve geliştirmeyi hedeflemektedir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Samsun’da XIX. Yüzyılda Batı Etkili Mimarlık Örnekleri
XVII. yüzyıldan itibaren; Osmanlı İmparatorluğu Batıdaki ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmeler karşısında giderek zayıflamıştır. Bu olumsuz gelişmelere paralel olarak XVIII. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu tarafından, Avrupa’daki gelişmeleri takip etmek için önce Avrupa’ya geçici elçilikler, daha sonra daimi elçilikler kurulmaya başlanmıştır. Batıyı tanımaya çalışan Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat Fermanı (1839) ile de bu süreç hız kazanmıştır.
İmparatorlukta, Batıyla gelişen ilişkiler neticesinde Avrupa kültüründen etkilenmek kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu doğrultuda, Osmanlı devletinde sanat ve mimarideki değişim bunun en açık örneklerindendir. Bu alanda önce İstanbul sonrasında Anadolu’nun çeşitli kentlerinde Batı tesirli üsluplar, mimari ve diğer sanat dallarında kendini göstermeye başlamıştır.
Samsun, XIX. yüzyılda Batı tesirleriyle inşa edilmiş mimari örneklere sahip bir şehir olmasıyla çalışma dahilinde ele alınmıştır. Şehir bu açıdan Osmanlı’da gelişen Batılılaşma anlayışının Anadolu’daki önemli örnekleri içerisinde değerlendirilmektedir. Samsun’da bu dönem içerisinde sivil ve dini mimari örneklerin yanında eğitim yapılarında da bu etkiler görülmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
KOSOVA TÜRK MASALLARI
Balkanların merkezinde yer alan Kosova Cumhuriyeti’nde kayda değer sayıda Türk nüfusu yaşamaktadır. Bugün Kosova Cumhuriyeti’nde azınlık konumunda yaşayan Kosova Türkleri, geçmişte olduğu gibi, topraklarını Türk kültürü ve düşüncesiyle yoğurmaya devam etmektedir. Kosova’da Türk kültürünü yaşatmanın en güçlü yollarından biri de yüzyılların birikimi olan sözlü kültür ürünleri ve diğer kültürel birikimin genç kuşaklara aktarılmasıdır. Bu anlamda Kosova Türk masalları ve masal anlatma geleneği büyük bir görev üstlenmektedir.
İşte bu düşünceden hareketle hazırladığımız bu kitap, Balkanların merkezinde bulunan ve tarih boyunca farklı milletlerin hâkimiyetine girmekle birlikte beş yüz yıl süren Türk hâkimiyetinde Türk kültürü ve sanatı ile bezenmiş bir coğrafyada yaşayan Kosova Türklerinin masal anlatma geleneği ve masallarını konu edinmiştir.
₺510,00
KİTAP TANITIMI
Eğitimcilerde Tükenmişlik Sendromu ve Kurumsal Bağlılık
Tükenmişlik sendromu, çalışma hayatını olumsuz yönde etkileyen bireysel ve kurumsal açıdan negatif etkilere sahip bir olgudur. Gelecek nesillerin sağlıklı bireyler olarak yetişmesi, eğitimcilerin hem fiziken hem de psikolojik olarak sağlıklı olmasına bağlıdır. Bu da ancak eğitimcilerin işlerini sevmeleri ve işe uyum göstermeleri ile mümkün olabilecektir. Günümüzde her meslek grubunda olduğu gibi eğitimciler de iş uyumunda sıkıntı çekmekte ve bunun sonucunda da tükenmişlik yaşamaktadırlar. Bu çalışmanın amacı eğitim sisteminin en önemli unsurlarından biri olan öğretmenlerin ve akademisyenlerin tükenmişlik düzeylerinin kurumsal bağlılıkları üstündeki etkisini karşılaştırmalı olarak analiz etmektir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
The Elements of General Method, Based on the Principles of Herbart
The Herbart school adheres to this view of education, and has transferred its spirit and method to the schools. The Herbartians have the hardihood, in this age of moral skeptics, to believe not only in moral example but also in moral teaching. (By moral skeptics we mean those who believe in morals but not in moral instruction.) They seek first of all historical materials of the richest moral content, in vivid personification, upon which to nourish the moral spirit of children. If properly treated, this subject matter will soon win the children by its power over feeling and judgment. With Crusoe the child goes through every hardship and success; with Abraham he lives in tents, seeks pastures for his flocks, and generously marches out to the rescue of his kinsmen. He should not read Caesar with a slow and toilsome drag (parsing and construing) that would render a bright boy stupid. If he goes with Caesar at all, he must build an agger, fight battles, construct bridges, and approve or condemn Caesar’s acts. But we doubt the moral value of Caesar’s Gallic wars. By reading Plutarch we may see that the Latins and Greeks, before the days of their degeneracy, nourished their rising youth upon the traditions of their ancestry. The education produced a tough and sinewy brood of moral qualities.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Gömlek Ateşten Suyu Şiirden
Türk edebiyatının önde gelen şairlerinden Gülten Akın ile Iraklı şair Nâzik el-Melâike, şiirleriyle hem kendi dönemlerine hem de sonraki dönemlere ışık tutan iki büyük isimdir. Bu kitap, şairlerimize ait şiirlerin izini sürerek hayatı anlama çabasıdır. İnsanlık tarihi kadar eski olan savaşa, yoksulluğa ve kadına dair çok şey söylendi şimdiye kadar. Ama şiirin eskimeyen dilinde her şey yeniden anlam kazanıyor. Etrafımıza dokunabildiğimiz kadar varız hepimiz. Bu kitap da kalbe ve ruha bir dokunma gayretidir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK, İNSANİ GÜVENLİK VE ÖTEKİ ALGISI
Bu çalışmanın çıkış noktası, Ötekine dair algılamaların, gerçeklikte yansımalarının olmasıdır. Tarihsel süreçler göstermiştir ki, kendi öznelliğini kurmak isteyen birey, grup, topluluk, devlet vb. mutlak olarak tanımlanmış ve nesnelleştirilmiş bir konuma indirgenen bir Ötekiye ihtiyaç duymuştur. Bu durumun modern devletin öncesindeki dönemde, modern devlet döneminde ve nihayetinde içinde bulunduğumuz ve post-modern olarak adlandırılan çağda da örnekleri bulunmaktadır.
Kitaptaki temel varsayım, çatışma ve kriz sebeplerinin bir şekilde Ötekiye dair algılarla ilişkili olduğu üzerinedir. Bu sebeple, insan için onurlu yaşamın sağlanmasını ve devam ettirilmesini merkeze alan İnsani Güvenlik ve Çokkültürlülük yaklaşımlarının normatif şekilde incelenmesi ve uygulama noktasında ortaya çıkabilecek avantaj ve dezavantajlarının ortaya konulması amaçlanmıştır.
Kitap ile ilgili çalışma yapılırken yanıt aranan temel sorular şunlar olmuştur: Öteki nasıl oldu da nesne konumunda kurulmuş ve bu kurulum gerçekliğe nasıl yansımıştır? Çokkültürlülük yaklaşımının toplumsallık kültürü sağlamadaki sorunların çözümündeki etkisi ne düzeydedir? Ayrıca İnsani Güvenlikin onurlu bir yaşam inşasında nasıl bir rolü bulunmaktadır? Bu yaklaşımların eksik kaldığı noktalar nelerdir? Uluslararası sistemin bu sorunlardaki etkisi nedir?
Kitabın ilk bölümünde Çokkültürlülük yaklaşımı üzerinde durulmuş ve bölüm sonunda ise Sürdürülebilir bir Küresel Çokkültürlülük yaklaşımının eklenmesi, Çokkültürlülük taleplerinin tek başına devlet içi mekanizmalarla çözülemeyecek kadar karmaşık bir hal almış olması sebebi ile gerekli görülmüştür.
İkinci bölümde ise, İnsani Güvenlik çalışmalarının genel olarak teorik temellerinden bahsedildikten sonra, ilk bölümle de bağlantılı olarak, İnsani Güvenlik yaklaşımına Küresel Çokkültürlülük yaklaşımının entegrasyonu ile elde edilebilecek kazanımlara, bu sentezin gerekliliğine işaret eden örneklere yer verilmiştir.
Çalışmadan genel itibari ile çıkarılabilecek sonuç; tek merkezli, sabit ve Ötekinin öznelliğini denkleme katmayan uygulamaların kriz ve çatışma sonuçlu süreçlere evrilebildiğidir. Sabit formda dondurulmuş olarak inşa edilen kimlik ve kültürlerin mümkün olamayacağı görülmüştür. Bu bağlamda da sistem düzeyinde ve devlet düzeyinde yapılması gerekenlerle ilgili ortaya farklı yaklaşımlar konulmuştur.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Ardahan İli Ağızları Sözlüğü
Dilin ortaya çıkışı ve gelişim süreci boyunca anlam birimleri olarak bilinen bağımsız biçim birimlerin bir kısmı kullanımdan düşmüş; bir kısmı fonetik, morfolojik ve semantik değişimlere uğramış; bir kısmı ise değişmeden bugüne kadar gelebilmiştir. Bu hareketliliği sürekli ve zorunlu tutan dilin canlı ve sosyal yapısıdır. Dildeki devinimlerin yönünü ve boyutlarını tüm yönleriyle ortaya koyan en önemli tanıklar o dille oluşturulmuş sözlüklerdir. İçerik bakımından biribirinden çok farklı olabilen çalışmaların sözlük terimi ile adlandırılması bu terimin tanımında da farklılıklara yol açmıştır. Sözlük, dilin söz varlığının tamamını içinde barındıran, ölçünlü dilin bir ağzına ya da bir alanına ait söz varlığını esas alarak malzemesini genellikle alfabetik sıraya göre ve bütün anlamlarıyla veren ya da bir dilin söz varlığı malzemesini başka bir dildeki karşılıkları ile ortaya koyan kitaptır. Elinizdeki bu kitap da bir sözlük çalışması olarak Ardahan ili ağızlarının ulaşabildiğimiz söz varlığını kapsamaktadır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
KEMALİZMİN SOĞUK SAVAŞ TECRÜBESİ
Bu çalışma Kemalizmin farklı yorumlarının farklı tarihsel süreçlerde nasıl ortaya çıktığını ve Kemalizm adına üretilen her şeyin yeniden bir sorgulamaya tabi tutulmasını amaçlamaktadır. Özellikle de bir Soğuk Savaş ideolojisi olan ve “Atatürkçülük” olarak tabir edilen sağ Kemalizmin hangi temellerde ortaya çıktığı ve Milli Mücadele’nin tarihsel ve siyasal mirası ile ne denli uyumlu olduğu tartışmaya açılacaktır. Kemalistlerin Atatürk imgesine dair her şeyi güncel “tehdit” algıları ekseninde sorgulamadan kabul ettiği bir toptancılığa karşılık olarak Kemalizme eleştirel bir perspektiften yaklaşan kesimlerin de dönemi ve düşünceyi eleştirebilmek için, içinde Atatürk ve Kemalizm geçen her olguyu tek bir potada eriterek tersinden bir toptancı yaklaşıma karşı Kemalizme dair parçalılığı ifade edebilmenin, daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için -deyim yerindeyse sapla samanı ayırabilmek için-, yalnızca akademide değil daha büyük kitlelerin müdahil olduğu bir alanda önyargılardan uzak ve korkulardan arınmış bir biçimde herhangi bir suistimale yer vermeden Kemalizm konuşabilmek için böylesi bir tartışmanın yeniden başlayabilmesi zaruridir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Süleyman Elesgerov’un Tar İçin Daimî Hareket Eseri: Müzikal-Teknik Analiz ve Bağlamaya Uyarlama
Yazarın, meslek hayatının başlarında dinlediği 30 saniyelik müzik kesitinin heyecanıyla ortaya çıkan bu kitapta, Süleyman Elesgerov’un, tar ve halk çalgıları orkestrası için bestelediği ‘Daimî Hareket’ eseri ele alınmış, müzikal ve teknik analiz yapılarak bağlamaya uyarlama süreci anlatılmıştır. Alanında bir ilk olma özelliği taşıyan bu kitabın, bağlama eğitimi literatürüne katkı sağlayacağı ve tardan bağlamaya yapılacak uyarlama çalışmalarına yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Çalışmanın, bağlama icracılarına, eğitimcilerine ve öğrencilerine faydalı olması dilekleriyle…
₺235,00
KİTAP TANITIMI
ALTINCI CUMHURBAŞKANININ SEÇİMİ MESELESİ
Bu kitapta Türkiye Cumhuriyeti’nin altıncı cumhurbaşkanının seçimi meselesi, olay örgüsünün ön planda tutulduğu, betimleme tarzında ele alınmaya çalışılmıştır. Kitapta “Türkiye Cumhuriyeti’nde askeri darbeler sonrasında ordunun siyaset üzerindeki etkisi nasıl olmuştur? Cumhurbaşkanları kim ya da hangi güçler tarafından seçilmiştir? Politikada iki ana akımın temsilcisi olan siyasi partilerin devlet yönetiminde asgari şartlarda uzlaşmaları demokrasinin seyrini nasıl etkilemiştir?” biçimindeki sorulara cevap aranmıştır.
₺260,00