KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Temel İşletmecilik Bilgileri
₺440,00 -

Şüphecilik Bağlamında Sosyal Ağlar ve Reklam
₺315,00 -

Sözlü Çeviri ve Teknoloji
₺235,00 -

SOFYALI BÂLÎ EFENDİ VÂRİDÂT
₺455,00 -

Sicill-i Ahvallerde Aydın Doğumlu Memurlar (1834-1890)
₺340,00 -

Sahih-i Buhâri Hadisleri Işığında İyi İnsan Olmak
₺390,00 -

REKLAM KAMPANYALARININ PLANLANMASINDA SATIŞ NOKTASINDA REKLAMIN ÖNEMİ
₺260,00 -

PISA Matematik Okuryazarlığı Testlerinde Madde Yanlılığı Araştırması
₺235,00 -

Otel İşletmelerinde Yönetim Bilgi Sistemlerinin Stratejik Karar Verme Sürecine Etkileri
₺300,00 -

OMURGALI HAYVANLARIN ANATOMİSİ
-

Muhtasar İran Edebiyatı Tarihi ve Tartışmalar / Hüseyin Daniş
₺340,00 -

Mentoring Program for Professionals to Support Integration of Immigrant Women in the form of Blended-Learning
₺325,00 -

MAKİNELER VE ÇEVİRİ: ALPAC RAPORUNA RETROSPEKTİF BİR BAKIŞ
₺210,00 -

Kültürel Çalışmalar Perspektifinden Toplumsal Cinsiyetin Alımlanması
₺455,00 -

Konaklama İşletmelerinde Kriz Yönetimi
-

Kavâid-i Türkiyye
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Balkan Şehirlerinde Bulgar Kimliği
Amerikan misyonerlerin 19. yüzyıl ortalarından I. Dünya Savaşı’na uzanan dönemde Osmanlı Avrupası’nda ürettikleri rapor ve mektuplar, yalnızca dönemin toplumsal ve kültürel hayatını belgeleyen tanıklıklar değildir. Bu metinler aynı zamanda modern Balkan ulusçuluğunun oluşumunda etkili olan söylemsel bir mirasın parçalarıdır. Dil, kimlik, eğitim, nüfus ve din arasındaki ilişkileri çok boyutlu biçimde ele alan çalışma, misyonerlerin gözlemlerinin nasıl dönemin politik mücadelelerine ve ulusal tezlerine dönüştüğünü ayrıntılarıyla ortaya koymaktadır. Misyonerlerin Balkan coğrafyasındaki faaliyetlerinden gezi notlarına, Bulgar ulusal uyanışına verilen destekten Paris Barış Konferansı’nda kullanılan diplomatik argümanlara kadar geniş bir çerçeve sunan bu eser, misyoner yazışmalarını hem bilgi kaynağı hem de ideolojik bir üretim alanı olarak değerlendirmektedir. Böylece modern Balkan kimliklerinin, kültürel temsil pratiklerinin ve bilgi-iktidar ilişkisinin nasıl kurulduğu yeni bir perspektiften yorumlanmaktadır.
₺280,00
KİTAP TANITIMI
Bursalı Muhammed Âkif Efendi ve Mevlidi Mir’ât-ı Muhammedî
Mevlitler, İslamiyet’in kabulünden itibaren Türk şairlerinin oldukça rağbet ettiği bir nazım türü haline gelmiş, müellifler Hz. Peygamber’e duydukları sevgi ve hürmeti ifade etmek için pek çok türün yanında mevlitlerden de istifade etmişlerdir.
Türk edebiyatında yüzden fazla şairin mevlit yazdığı bilinmekte, bu metinler peyderpey ilim dünyasına kazandırılmaktadır. 19. yüzyılda kaleme alınan ve toplum tarafından sevilerek kabul görmüş, günümüzde de okunmaya devam edilen mevlitlerden biri de Bursalı Muhammed Âkif Efendi’nin Mir’ât-ı Muhammedî adlı mevlididir.
Âkif Efendi’nin genç yaşta vefat etmesine rağmen eserlerinden hareketle şiirle oldukça ilgilendiği; şiir bilgisine vâkıf, divan şiiri geleneği çerçevesinde şekil, vezin ve mazmunlara hâkim, dinî ve tasavvufî açıdan pek çok bilgiye hâiz olduğu görülmektedir. Mesnevi nazım şeklini kullandığı mevlidinin haricinde tespit edilen gazel, murabba, kaside, muhammes, müsemmen, muaşşer ve terkib-i bend nazım şekilleriyle kaleme aldığı şiirleri de mevcuttur. Genelde Allah aşkı, peygamber ve ehl-i beyt sevgisi konularını işlediği naat, mersiye ve münacatlarında dilinin nispeten ağır olmasına rağmen mevlidinde oldukça sade bir dil kullanması da farklı tarzlarda eserler verebildiğini göstermektedir.
Bu çalışmada ise daha önce tespit edilmemiş bir nüsha üzerinde çalışma gerçekleştirilmiş, bilinen “Veladet” kısmının yanı sıra “Mirâc”, “Vefât-ı Hazret-i Muhammed” ve “Vefât-ı Hazret-i Fâtımâ” olmak üzere üç bölümü daha olduğu gösterilmiş, böylece mevlidin tam metni oluşturulmuştur. Aynı zamanda eserin adı üzerine ve birinci bölümdeki Süleyman Celvetî tesirine de ilk kez değinilmiştir. Özellikle ilk bölümde müellifin Celvetî’nin mevlidinden etkilendiği fakat adı geçen bu üç bölümün ise tamamen telif olduğu görülmüş; bununla birlikte ele alınan nüshada klasik edebiyat etkisinde kaleme alınmış gazel, muhammes, kaside gibi nazım şekillerinin kullanıldığı başka şiirlere de rastlanmıştır. Elde edilen yeni metin ile bilinen diğer nüshalar arasındaki farklılıklar edisyon kritik ile tespit edilmiş, eserin tamamı transkripsiyon alfabesi ile Latin harfleri aktarılmıştır. Ayrıca Bursalı Âkif Efendi’nin mevlidi ve diğer tüm şiirleri şekil, muhteva ve dil bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Uluslararası Hukuk Bağlamında İnsanlığın Ortak Mirası: Antarktik Doğal Kaynaklarının Küresel Yönetimi Örneği
Ortak miras kavramının tarihsel gelişimi ve temel prensiplerinden yola çıkan bu araştırmada Antarktika’nın ortak miras olarak kabulü uluslararası hukuk kapsamında değerlendirmeye alınmıştır. Kıtanın doğal kaynak rezervleri ve potansiyeli hem canlı kaynaklar hem de mineraller açısından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Antarktik kaynakların kullanımına yönelik mevcut hukuki düzenlemeler ve devletler arasında kurulan uluslararası iş birliğinin aşamaları tarihsel sırayla detaylandırılmıştır. Kıta çevresini korunmasının küresel açıdan gerekliliği ve gelecek nesillere etkisi bilimsel verilere dayandırılmıştır. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı uluslararası hukukun bir parçası olarak ortak miras kavramını Antarktika örneğinde değerlendirirken, kıtanın doğal kaynaklar açısından önemini ve hukuki düzenini ayrıntılı olarak ele almaktır. Türkçe literatürde kıtanın uluslararası yönetimini sağlayan Antarktika Antlaşmalar Sistemi’nin inşa edilmesine ve işleyişine dair kapsamlı bir kaynak bulunmadığından bu sistemsel gelişim sürecinin ortak miras kavramı ve uluslararası hukuk kapsamında detaylandırılması ayrıca önemlidir. Ayrıca bu çalışmada devletlerin şekillendirdiği Antarktika siyaseti uluslararası ilişkiler bağlamında da değerlendirilerek kıta sisteminin geleceğinin yorumlanması amaçlanmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
CEVAT HEYET’İN AZERBAYCAN TÜRKLÜĞÜNE HİZMETLERİ VE VARLIK DERGİSİ
Cevat Heyet, Azerbaycan’ın tanınmış simalarından İran’da Meşruti İnkılâbın yapılmasında önemli hizmetleri olan Mirza Ali Heyet’in oğludur. Kendisi de babası gibi hayatını milletinin gelecek güzel günlerine adamıştır. Asıl mesleği cerrahi hekimliği olan Heyet, halka hizmet etmek için onların maddi yaralarından başka manevi yaralarına da el atmanın gerekli olduğundan hareketle tarih, edebiyat, sosyoloji ve daha birçok alanda önemli çalışmaların altına imza atmıştır.
Eğitim hayatı Azerbaycan Türkleri açısından oldukça sıkıntılı günlerde geçen Heyet, her şeye rağmen Ülkenin hatta dünyanın farklı şehirlerinde (Tahran, Tebriz, İstanbul, Paris…) kendisi için gerekli olanı almayı başarıp ülkesine döndüğünde 1979 İnkılâbının önüne açtığı yolun da yardımıyla etrafına topladığı aydınlarla birlikte Azerbaycan Türklüğünün “Azadlıq Quşu” olarak adlandırılan “Varlık” dergisini neşretmeye başladı. Varlık dergisi ilk sayısından itibaren Türklerin tarihini kültürünü, dilini, edebiyatını, ziyalı bakışı ile değerlendiriyordu. Bu derginin neşri ile birçok Türk, kökenlerinin inandırılmış oldukları gibi Fars olmadığı bilincine varmaya başlıyordu.
Cevat Heyet ömrünün uzun bir bölümünü halkının fiziki sağlığı için yapılabilecekler konusunda yeni bir şeyler öğrenmeye ve uygulamaya ayırmıştır. Heyet bu çalışmaları sırasında yıllarca ezilmiş, zulüm görmüş halkın kalp sağlığını manen de iyileştirmenin kaygısını çekmekteydi. Bunun tedavisi ise ona unutturulan öz değerlerinin yeniden hatırlatılması ile olacaktı.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Beden İmgesi Esnekliğini Geliştirmeye Yönelik Grup Psikoeğitimi
Bedenimizle ilgili duyduğumuz rahatsızlıklar yaşamımıza anlam katacak yolda yürümemize engel teşkil etmekte midir? Eğer cevap evet ise, beden imgesi esnekliğimizin düşük olduğu kanısına varabiliriz. Bu kitap, bireylerin bedenleriyle ilgili rahatsızlıklarının onların yaşam anlamları önünde daha fazla engel teşkil etmemesi için geliştirilen bir grup psikoeğitim programını içermektedir. Kitapta sunulan psikoeğitim programının genç yetişkin bireylerin beden imgesi esnekliğini artırmada etkili olduğu deneysel çalışma ile ortaya konulmuştur. Sırf yüzünün çirkin olduğunu düşündüğü için arkadaşlarıyla daha az görüşen, oysa arkadaş ilişkilerine çok önem veren; her zaman “fit” olmak zorunda olduğu için çok uzun saatlerini spor salonunda geçirerek ilgi duyduğu geometri alanıyla ilgili çalışmalarını yürütemeyen; vücudundan memnun olmadığı için sunum yapmaktan sürekli olarak kaçınan ve çok sevdiği “öğretme, paylaşma” deneyimlerinden kendini mahrum eden; vücudundaki yara izinden rahatsız olduğu için denize girmekten kaçınan ve eğlencesine kısıtlama koyan genç yetişkinlere yardımcı olabilmek umudu taşınarak geliştirilen bu psikoeğitim programı, ruh sağlığı alanında uygulayıcıların doğrudan yararlanabileceği bir içerik sunmaktadır. Genç yetişkinler de kitabı bir kendine yardım kaynağı olarak kullanabilirler.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’de Göç Politikaları
Göç konusu kısa ve uzun vadede Türkiye’nin temel meseleleri ve değişen öncelikleri arasında en önemli gündemlerinden birini oluşturmaktadır. Yakın dönemde göçlerin önemli ölçüde artış göstermesi, Avrupa Birliği uyum süreci ve özellikle 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun kabul edilmesiyle birlikte göç konusu kamu yönetimi disiplininin önemli çalışma alanlarından biri haline gelmeye başlamıştır. Bu konuda yapılan çalışmalarda -özellikle son dönemde- önemli bir artış gözlenmesine rağmen göç politikaları alanındaki değişimleri Cumhuriyet öncesi dönemle ilişkili bir şekilde ele alan, aynı anda mevcut göç politikalarındaki sorunları açıklayan, göçmen ve mültecilerin hak ve hizmetlerden ne ölçüde yararlanabildiklerini inceleyen yeterli bir çalışma örneği olduğu söylenemez. Bu nedenle çalışmada, Türkiye’deki göç politikalarının tarihsel süreçteki değişimi, kurumsallaşma ile ilişkili gelişmeler ve göç politikaları alanında gözlemlenen sorunlar araştırılmaktadır. Çalışmanın genel olarak amacı, göç politikalarının tarihsel süreçteki değişimini inceleyerek günümüz göç politikalarına dair bütüncül bir bakış açısı sunmaktır.
Bu çerçevede birinci bölümde, çalışmaya temel oluşturacak bir arka plan geliştirmek amacıyla göçün kavram, teori ve politika boyutlarına odaklanılmaktadır. İkinci bölümde, Geç Osmanlı Dönemi’nden 1980’lere uzanan süreçte göç örüntüleri, göç politikaları ve kurumsallaşmada meydana gelen değişim üzerinde durulmaktadır. Üçüncü bölümün konusunu 1980’lerden itibaren göç örüntülerinde ve buna bağlı olarak göç politikalarında nasıl bir değişim gerçekleştiği sorusu oluşturmaktadır. Dördüncü bölümde, öncelikle göç yönetiminde ve kurumsallaşmada yeni dönemde meydana gelen değişiklikler ve bu alanda faaliyetlerde bulunan aktörlerin rolleri ele alınarak göç yönetim sisteminin ayrıntılı bir incelemesi yapılmaktadır. Bunlarla birlikte göç politikaları alanında öne çıkan sorunların neler olduğu araştırılmakta ve belirlenen sorunlara yönelik bazı çözüm önerileri sunulmaktadır. Sonuç olarak, çalışmada göçle ilgili politikaların ve kurumsallaşmanın son döneme özgü olmadığı, bu alana ilişkin politikalarda çeşitli içsel ve dışsal dinamiklere bağlı olarak tarihsel süreçte önemli değişiklikler yaşandığı ve göç politikaları alanının bazı sorunları ihtiva ettiği vurgulanmıştır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
SOFYALI BÂLÎ EFENDİ VÂRİDÂT
Dünyanın en önemli coğrafyalarında yüzyıllardır varlığını sürdüren Türk dilinin Balkan coğrafyasındaki temsilcilerinden biri de Sofyalı Bâlî’dir. Bugünkü Makedonya dolaylarında doğup Sofya ve İstanbul’da eğitim aldığını bildiğimiz Sofyalı Bâlî Efendi, altı farklı Türkçe eser kaleme almış bir isimdir. Mektupları, risaleleri, şerhleri, reddiyeleri, nasihatleri ile önemli bir külliyat oluşturmuş olan müellifin eserleri arasında Vâridât özel bir yer tutmaktadır. İlk yazılı Türkçe metinden bugüne, tarihe not düşülmüş eserleri ile Türk dili; çok farklı coğrafyalarda, zorlu siyasal, ekonomik, sosyal şartlarda ve çok geniş bir tarihsel süreçte varlığını gelişerek sürdürmeyi başarmıştır. Yaşadıkları dönemin yazı dilini eserleri ile somutlaştıran müelliflerin tanınması ve mümkünse tüm eserlerinin yapılacak çalışmalarla incelenmesi son derece mühimdir. Bilimsel çalışmalarla tanıtılan her Türkçe tarihî metin, Türk dilinin zenginliğine dair gösterilmiş bir örnek olarak değerlendirilmelidir. Bu bakış açısıyla Sofyalı Bâlî Efendi’nin Vâridât isimli eseri üzerinde yapılan bu yayının Türk diline ve Türklük bilimine küçük de olsa bir katkı sunmasını bekliyoruz.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
İKNA DİLİ VE MEDYA
İkna dili iktidarı talep eden liderlerin geliştirdikleri, tasarımlı ve ideolojik bir dildir. Aristo ikna etmenin matrisi ve sürecini retorik sanatına yani ethos, pathos ve logos’a bağlamıştır. Ethos faktöründe kaynağın güvenilirliği ve saygınlığı rol oynarken toplumları harekete geçiren konuşmaların çoğunda logosun göz ardı edildiği ve pathosun devreye girdiği görülmektedir. Duygu dolu sözlerle kitleler kandırılır, aptallaştırılır, korkutulur ve sonunda sesin gücüyle işitsel abluka altına alınırlar.
Eco kitlelerin ortak kimlikleri için her şeyden önce ortak bir düşmana ihtiyaç duyduklarından bahseder. Düşman yoksa yaratılmalıdır. Hegel’e göre İbn-i Haldun’un baht, Machiavelli’nin la fortuna, Kant’ın ters esen rüzgârlar ve Maire’nin ilahi takdir diye tanımladıkları sonu kestirilemez bu savaşlara aslında şükran duymalıyız çünkü savaş yeninin yolunu açtığı için yaşamın kaynağıdır. Nietzche’ye göre savaş tarihin ebesidir ama tarihin kimden hamile kaldığını kimse kulağımıza fısıldamaz. İşte siyaset dili burada devreye girer ve süreci yönlendirir. Žižek sadece ideoloji eleştirisi gözlüğü takanların bu karışık durumla baş edebileceğini söyler.
Kitapta bu kavramsal açıklamaların ardından tarihe yön veren bazı liderlerin ikna taktikleri ve kullandıkları dil analiz edilmiştir. Canlı radyoda işittiğimiz Churchill’in gerçekçi ve etki gücü yüksek kelimelerinden, Hitler’in farklı ton ve desibellerde ve aniden bağıran sesinden kaçış yoktur. Shakespeare ise bize en başarılı törensel hitabet örneğini Sezar oyununda Antonius’un tiradı ile dinletir. Milli Mücadele döneminde yapılan konuşmalar içeriklerinde nefret söylemi olmadığı için farklı yapıya sahiptirler. Halide E. Adıvar’ın Sultanahmet mitingindeki duygu dolu halkı yansıtan konuşması ile Mustafa Kemal’in tılsımlı karizmasına eşlik eden eşsiz hitabet yeteneği hala kulaklarımızda yankılanmaktadır.
KİTAP TANITIMI
THE PALEOGRAPHICAL ANALYSIS OF THE MANICHEAN SCRIPT FOR MIDDLE IRANIAN AND OLD UYGHUR TEXTS
At the beginning of the 20th century, a significant mystery for researchers in fields such as archaeology, history, linguistics, and theology began to unravel with the discovery of Manichean written records in Central Asia and Upper Egypt. While Manichean texts were composed in various languages, the largest body of religious writings was primarily in Middle Iranian languages. Following Bögü Kagan’s conversion, many of these texts in Central Asia were translated into Old Uyghur, predominantly from Middle Iranian sources. This study explores the origins of the Manichean script and provides a comparative analysis of its development and paleographic characteristics across Parthian, Middle Persian, Sogdian, and Old Uyghur. Additionally, evaluations of certain paleographic features in the Manichean script have been incorporated into the study.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Gönül Kimi Severse
Bu eser Cemal Hurşid tarafından yazılmış olup 1923 yılında Sinop Matbaasında basılmıştır. Eserin; Rıza Nur İl Halk Kütüphanesinde 1158/813 ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kütüphanesinde 1248 demirbaş numaralarına kayıtlı birer nüshası bulunmaktadır. Çalışmamızı, Rıza Nur İl Halk Kütüphanesinde bulunan nüshayı esas alarak oluşturduk.
Sinop’ta 1922 yılında kurulan matbaa ile pek çok gazete, mecmua ve kitap basılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan matbaa, halkın okuma yazma oranını yükseltmiş ayrıca duygu ve düşüncelerini dile getirmiştir.
Kitap; ”Gönül Kimi Severse”, ”Erkekler mi?”, ”Kalbin Sesi”, ”Mütareke ve Sulh”, ”Nigar Duymasın”, ”Bir Saadet-i Ebediye” olmak üzere gerçek hayatta yaşanmış altı hikâyeden oluşur. Sonlarına yazılış tarihleri verilen bu hikâyelerde genel olarak I. Dünya ve İstiklâl Harbi yılları, mütareke sonrası Anadolu’da sosyo-ekonomik hayat, çeşitli aşk ve kahramanlık hikâyeleri anlatılmıştır.
Ergün ACAR
₺195,00
KİTAP TANITIMI
OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E DENİZCİLER
Türk Denizcilik Tarihinin modernleşme içindeki yeri nasıl tayin edilebilir? Bir başka ifade ile Türk denizciliğinin son iki yüz elli yılındaki reform çabalarını dikkatli izlemenin en iyi yolu/yöntemi nedir? Şüphesiz bu sorulara çok farklı cevaplar vermek mümkündür. Ancak en önemli cevaplardan birinin, bahriyeye ömür verenlerin hayatlarına bakmak olduğu varsayılabilir. Türk Denizcilik Tarihini açıklamanın önemli yollarından biri, denizcilerin biyografik anlatılarını yapmaktan geçmektedir. Böylece, bahriyeli insan hikâyeleri üzerinden, yelkenli çağın başlangıcından buharlı çağın son zamanlarına kadar olan Türk Denizcilik Tarihi birtakım cevaplarını bulacaktır. Elinizdeki kitap bu düşüncelerle ortaya çıkmıştır. Biri, diğerinin devamı olsa da, ikisi de birbirinden ayrı teknolojik dünyanın gemi türü olan yelkenli ve buharlı gemilere uzun yıllar emek veren bahriyelilerin denizciliğe olan katkılarını belirlemeye çalışmak; gemi teknolojisinde yaşanan dönüşümü de anlamanın bir yolu olabilir. Bu kitap; yelkenliden buharlı çağa, denizcilerin hayat hikâyelerinden bir denizcilik tarihi çıkarma çabası/yöntemi olarak görülebilir.
KİTAP TANITIMI
Türk Dış Politikasında Güncel Paradigmalar
Türk dış politikasında son dönemde özellikle Orta Doğu ve Afrika ülkeleriyle ikili ilişkilerin geliştirilmesine büyük bir önem verilmiştir. Bundan dolayı Ankara’nın özellikle İran, Irak, Suriye ve Körfez ülkeleri gibi yakın komşularıyla ilişkileri önemli bir ivme kazanmıştır. Bu durumun ortaya çıkmasında öncelikle komşularla sıfır sorun politikası önemli bir rol oynamıştır. Bu şartlar altında Türkiye’nin İran, Irak, Suriye ve Körfez ülkeleri ile ikili ilişkileri diplomatik, ekonomik, askeri ve kültürel alanlarda büyük bir gelişme göstermiştir. Bu derlemenin konusu son dönemde Türkiye’nin Orta Asya ve Ortadoğu’da izlemiş olduğu dış politikanın ikili ilişkilerin gelişimine etkisini ortaya koymaktır.
KİTAP TANITIMI
Kemalpaşa Dağı’nda Fiziki Coğrafya ve İklim-Ağaç Büyüme İlişkisi Üzerine Araştırmalar
“Kemalpaşa Dağı’nda Fiziki Coğrafya ve İklim-Ağaç Büyüme İlişkisi Üzerine Araştırmalar” başlıklı bu kitap, İzmir ili sınırları içinde bulunan Kemalpaşa (Nif) Dağı’nın fiziki coğrafya (jeoloji, jeomorfoloji, iklim, hidrografya, toprak ve bitki örtüsü) özellikleri ile dağın yüksek kesimleri için iklim-ağaç büyüme ilişkisinin incelendiği bir araştırma kitabıdır. Kitap giriş ve sonuç bölümleri hariç iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Kemalpaşa Dağı’nın fiziki coğrafya özellikleri birbirleriyle ilişkili olarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise dağlık alanın yüksek kesimlerinde dağılış gösteren karaçamların yıllık halka genişliklerini (çap büyümesini) sınırlandıran ya da teşvik eden iklim (sıcaklık ve yağış) faktörleri ve 1950-2019 dönemi boyunca sıcaklık ve yağış değerlerinde meydana gelen değişimlere bağlı olarak 35 yıllık pencereler (periyotlar) şeklinde karaçam ağaçlarının gelişimi için sınırlayıcı veya destekleyici (teşvik edici) iklim faktörlerinin zaman içindeki değişimi ve/veya kararlılığı belirlenmiştir.
Kemalpaşa Dağı’nda iklim-ağaç büyüme ilişkisinin belirlenmesinde dendrokronoloji ve alt dallarında uygulanan yöntemlerden faydalanılmıştır. Dendrokronoloji, ağaçların yıllık halkalarına dayanarak yaş saptama bilimi olarak tanımlanmaktadır. Ağaçların tarihlendirilmesi olarak da ifade edilen dendrokronoloji ile aslında bu tanımlamanın çok ötesinde, geçmiş ile ilgili dikkate değer ve önemli bilgilere ulaşılabilmektedir. Çünkü ağaçlarda her yıllık halkanın büyümesi sırasında, ağacın içinde bulunduğu çevresel koşullar ve meydana gelen doğal ya da beşeri olayların etkileri, ağaçlar tarafından adeta kayıt altına alınmaktadır. Bu yöntemin kullanılması coğrafi süreçlerin ve problemlerin anlaşılması/çözümü bakımından da önem taşımaktadır. Bu nedenle dünyada coğrafyacılar ve birçok bilim dalındaki uzmanlar çeşitli konulardaki araştırmalarında dendrokronolojinin yönteminden yararlanmaktadır.
₺585,00
KİTAP TANITIMI
Kutsal Böcek Üçlemesi
Bir kitabı satın almak için muhakkak geçerli sebepleriniz olmalı!
Size düşünürken, konuşurken ve yazarken kullanacağınız ilginç ve etkili bilgiler sunmalı…
Şayet kırmızı mürekkebin “kırmız” adlı böcekten elde edildiğini bilmiyorsanız ya da Romalı lejyonerlerin kılıç kabzalarına koruyucu gücüne yürekten inandıkları gübre böceği silüeti kazıttıklarını duymadıysanız, uğur böceğinin erken dönem Hristiyan tasvirlerinde kırmızı peleriniyle yer alan Bakire Meryem ile özdeşleştiğinden, kutsallık ve Tanrı’ya adanmışlığını simgelediğinden bihaberseniz yahut dişi tanrıdeveciğinin çiftleşmeden önce erkeğin kafasını yiyip onun da bu şekilde birleşmeyi tamamladığını işitmediyseniz veya böceklerin uygarlıklara etkilerini, rengarenk adları arkasına saklı kültürel şifreleri henüz çözemediyseniz bu kitabı almaya ihtiyacınız var demektir.
Emin olun ki şu anda böceklerle ilgilenen veya ilgilenmek üzere olan biri olarak Kutsal Böcek Üçlemesi’ni elinizde tutuyorsunuz.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Roland Destanında Kötülük ve Şiddet Dili
Bu kitapta Roland Destanı çalışma konusu olarak ele alınarak, konunun daha iyi anlaşılması için Roland Destanı’na kadar olan tarihi süreç üzerine temellendirilmiştir. Destanda Kötülük, Şiddet dili, Dini şiddet ve kötülük anlatıları örneklerle irdelenmiştir.
Roland Destanı günümüze kadar devam eden iki kutsal inancın savaşının ilk destanıdır. Aynı şekilde Fransız Tarihi’nde ataları Franklardan kalan ilk yazılı belgesidir. Bu destanın tesirlerinin hala yaşandığı aşikâr olduğundan âcizane, bu çalışmamızın okurlara yararlı olacağı kanısındayız.
KİTAP TANITIMI
HİKÂYET-İ SÎMURG
Kökeni Fars edebiyatına dayanan simurg efsanesi, edebiyatta ve tasavvufta insanın kendini keşfetme ve olgunlaşma yolculuğunu konu alan bir alegoridir. Bu doğrultuda Ferîdüddin Attâr’ın Mantıku’t-Tayr eserinde zirveye ulaşan bu sembolizm, bireyin nefis mertebelerini aşarak hakikate ulaşma çabasını simgeler. Kaynağını mitolojiden alan ve bilhassa İslam felsefecileri tarafından eserlerinde sıklıkla işlenen simurg, sahip olduğu varlıksal nitelikler itibariyle tarihsel süreç içerisinde el yazmalarına da konu olmuştur. Çalışmanın konusu olan Hikâyet-i Sîmurg, Avrupa’daki kitaplıklarda yer alan yazma bir eserdir. Hikâyet-i Sîmurg, Almanya’da Tübingen Eberhard Karls Üniversitesi Kütüphanesinde Ma.VII.11’de kayıtlı mecmua içindedir. Mecmuada, çeşitli konularda metin parçaları bulunmaktadır. Bu metin parçalarında Eski Oğuz Türkçesinin dil özellikleri görülmektedir.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
XVI. YÜZYILDA OSMANLI HAKİMİYETİNDE BUDİN
Macaristan, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan Mohaç Savaşı (1526) ile önce Osmanlı himayesine 1541 yılında ise Budin Sancağı’nın kurulmasıyla birlikte tamamıyla Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Bu tarihten itibaren Macaristan, Osmanlı Macaristanı, Habsburg Macaristanı ve Erdel Prensliği olmak üzere üç kısma ayrılmıştır. Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nin Orta Avrupa’ya yapılan seferlerde en önemli askeri üslerinden birisi olan ve içinden geçen Tuna Nehri vasıtasıyla stratejik bir konuma sahip olan Budin Sancağı ve Budin Kalesi’nin XVI. yüzyıldaki siyasi, idari, demografik ve ekonomik yapısını aydınlatılmaya çalışılmıştır.
₺610,00
KİTAP TANITIMI
Sultan (V) Murad’ın Ölümü
Sultan Murad, Batı kültürünü incelikli üslupla özümseyen bir hükümdar olmanın ötesinde, duygularında trajedi ile estetik hazzı iç içe yaşayan karakteri temsil eder. Saray erkânı Sultan Murad’a bağlılığını bildirse de, Osmanlı padişahlarında geleneksel olarak uygulanan kılıç kuşanma töreni kendisine düzenlenmemiştir. Bu durum, Sultan’ın meşru anlamda tahta çıktığına dair şüphe uyandıran olgudur. Osmanlı modernleşmesinin sancılı bir evresini anlamak, Tanzimat sonrasında şekillenen yeni düzen arayışı ile Batıya yönelişin yarattığı güvensizlik ve yabancılaşma duygusunu dikkate almayı gerektirir. Bu bağlamda Sultan Murad’ın şahsiyeti, duygusal ve siyasal çalkantıların somutlaştığı zeminde okunabilir. Amcası Abdülaziz’in hal ’edilmesi ve sonrasında yaşanan şüpheli ölümü, Murad üzerinde derin bir korku iklimi yaratmıştır. Bu çalışmada, Sultan Murad’ın diğer hanedan üyelerinden farklı olarak uzun süre göz hapsinde tutulması ve bestekârlık yönü ele alınmaktadır. Çalışmanın odak noktası, Çırağan Sarayı’nda geçen göz hapsi ile onun müzik tutkusu arasındaki ilişkidir. Böylece, tarih yazımında bazen ihmal edilen ya da görmezden gelinen sanatçı kişiliği üzerinden Sultan’ın portresi sunulmaktadır. Bu portrede acı ile haz aynı aynaya bakar; ölümün aynasına.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
The Impact Of Financial And Moral Incentives On Performance Of Employees Organizatıon
This study examines the effects of financial and moral incentives on employee performance within telecommunication organizations, focusing on Asiacell Company in Iraq.
The results indicate that a balanced incentive system integrating both financial and moral rewards generates higher levels of employee motivation, job satisfaction, and productivity compared to reliance on a single incentive type. Overall, the study concludes that while financial incentives are more effective in enhancing short-term performance, moral incentives—such as recognition, career development opportunities, and a supportive organizational culture—are essential for sustaining long-term employee engagement, loyalty, and innovation. Accordingly, the study recommends adopting a dual incentive strategy to strengthen sustainable performance and competitive advantage in the telecommunications sector.
₺290,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye Ekonomisi ve Bankacılığının Tozlu ve Dumanlı Yılları 1980-2001
Bu kitap, Türkiye Ekonomisi ve finans sektöründe, özellikle bankacılık sektöründe 1980-2000 yılları arasında yaşanan gelişmeleri medya gözü ile ele almaktadır.
Bu yirmi yıllık dönem gerçekten hem dünya hem de ülkemiz tarihi bakımından çok önemli siyasal, sosyal ve ekonomik değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdir.
Kitapta önce o dönem dünya ve Türkiye siyasetindeki önemli gelişmeler, daha sonra dünya ve Türkiye ekonomisi ve finans sektöründe yaşanan gelişmeler ile bankacılığımızın kısa tarihi yer almaktadır.
Daha sonra o dönemde cereyan eden bazı ilginç ve bir kısmı günümüzde de devam eden tartışmalarla ilgili haberlere yer verilmiştir. Son bölümde ise yazarın 1985-1997 yılları arasında Hazine Müsteşarlığı Banka ve Kambiyo Genel Müdürlüğü’nde görev yaptığı sırada yaşadığı bazı anılarına yer verilmiştir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Sinemada Kurgu ve Anlatı İlişkisi Ümit Ünal Filmlerinin Analizi
“Film sanatının temeli kurgudur”
Vsevolod Illarionovich Pudovkin
Sinemada özgün bir yaklaşım geliştirebilmek için kurgu ve anlatı arasında güçlü bir ilişki yaratmak gerekir. Kurgu, teknik bir kavram olmaktan ziyade filmi oluşturan çekimlerden anlamlı bir bütün yaratılmasını içerir. Sinemanın ilk dönemlerinden itibaren etkisini gösteren kurgu ve anlatı kavramları, farklı kültürlerden ve coğrafyalardan pek çok yönetmenin biçimsel tercihleri sonucunda çeşitli gelişmeler göstermiştir. Bu çalışmada, sinemanın ilk yıllarından yola çıkılarak kurgu ve anlatının gelişimi ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.
Kitabın son bölümünde, Türk sinemasında kurgu ve anlatıyı etkili bir şekilde kullanarak özgün bir dil yaratan Ümit Ünal’ın filmleri, analiz edilerek, yönetmenin sinemasal yaklaşımı incelenmektedir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Yusuf Sünbül Sinan Kitab-ı Tarikatname
Tasavvufi eserlerin Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesinde önemli bir yeri vardır. Bunların içinde yer alan tarikatnameler, tarikatın adabından söz eden kısa veya uzun, manzum veya mensur eserlerdir. Bu çalışma, kısa bir yazma eser olan Yusuf Sünbül Sinan’ın mensur Kitab-ı Tarikatname’si üzerine yapılmıştır. Eser, dönem olarak Osmanlı Türkçesine giriş dönemi eseri olup Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerine sahiptir. Metin, kısa da olsa hem Osmanlı Türkçesine giriş dönemine ait dil özellikleri hem de tarikatın adaplarını özlü ve kısa olarak sunan hurde-i tarikatların dili, söz varlığı ve diğer özellikleri hakkında bilgi edinmemiz açısından önemlidir.
25
₺275,00
KİTAP TANITIMI
BELEDİYELERDE HİZMET KALİTESİ VE MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ
Günümüz dünyasında her alandaki koşulların değişim ve gelişimine paralel olarak bireylerin yaşam alanlarındaki ihtiyaçları ve çevrelerinden beklentileri de farklılaşmış ve değişmiştir. Bu noktadan hareketle, farklılaşan ve çeşitlenen insan ihtiyaçlarının karşılanmasında yerel yönetimlerin oynadığı rol ve önemi göz ardı edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Harran Üniversitesi Bilimsel Araştırma Koordinatörlüğü (HÜBAK) tarafından desteklenen “Şanlıurfa Belediyesinin Sunmuş Olduğu Hizmetlerin Kalitesinden Duyulan Memnuniyet Düzeylerinin Belirlenmesi” isimli projeden elde edilen bulgular doğrultusunda hazırlanan bu çalışma ile belediye sınırları içerisinde yaşayan vatandaşların belediye ile ilgili düşüncelerinin, yönetime yönelik algılarının ve sunulan hizmetlerden duyulan memnuniyet düzeyinin belirlenerek belediyelere hizmet kalitesinin arttırılması ve hizmet niteliklerinin değiştirilmesi gibi kararlarda karar vericilere rehberlik edeceği düşünülmektedir.
KİTAP TANITIMI
HİKÂYE-İ MEYYÂL Ü ŞEHNÂZ HİKÂYE-İ MEYYÂL
Aşkın gücünü yüzyıllar öncesinden günümüze taşıyan bir mensur hikâye…
Zengin bir devlet adamının oğlu olan Meyyâl ile esir pazarında satılan cariye Şehnâz’ın engellerle sınanan aşklarının hikâyesi…
Gülünden ayrı düşmüş bülbül gibi, gönlü sevgilinin ayrılığıyla incinen Meyyâl ve döktüğü gözyaşları için ayıplanan Şehnâz… Oysa aşk yalnızca “aşkın boyun eğdirdiği kimselerce bilinebilir”.
Ve yalnızca aşkın gücü, gönül yaralarına vuslat merhemi olabilir. Aşkı istemek yetmez, kavuşmak için ayrılmayı da göze alabilmeli insan. Sevda ateşiyle yanan gerçek âşıklar, küle dönseler de birbirlerine verdikleri sözden dönmezler. Sabâ rüzgârına sevdiğini soran Meyyâl’den habersiz, Şehnâz’ın aşkının kasırgası dünyayı titretir.
Süslü nesrin güzel bir örneği olan Hikâye-i Meyyâl ü Şehnâz, aşkı anlamlı kılan sabır, vefa, sadakat, fedakârlık gibi duyguları da öne çıkararak günümüz insanına bu değerleri tekrar hatırlatmaktadır. O hâlde hikâye başlasın:
Kıssa-hânân-ı bezmgâh-ı hikâyet ve dâstân-serâyân-ı tarabhâne-i rivâyet bu güne şem‘-i efrûz-ı ahbâr ve bu vech ile mecâlis-pîrây-ı ûli’l-ebsâr olurlar ki Bagdâd-ı behişt-âbâd kibârından bir pîr-i nîkû-kâr ü devlet-şi‘âr var idi…
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Coğrafyada Uzaktan Algılama
Uzaktan algılama, coğrafi bilgi sistemleri ile birlikte coğrafyanın veri kaynakları ve çalışma yöntemlerinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ancak, uzaktan algılamanın – özellikle Türkçe literatürde coğrafya disiplini içerisinde kullanım alanlarının yeterince bilinmemesi bizi bu yayının hazırlanmasına yönlendirmiştir. Elinizdeki bu kitap coğrafyanın çeşitli alanlarında gerçekleştirilen uzaktan algılama çalışmalarını somut örnekler ile okuyuculara sunmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda coğrafya bilimi ve diğer mekânsal bilimler ile ilgilenen araştırmacılara ve öğrencilere “uzaktan algılama ile neler yapılabilir?” sorusunun cevabı verilmeye çalışılmıştır.
Her biri alanında uzman yazarlar tarafından kaleme alınan bu kitap yedi ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, uzaktan algılama ile ilgili temel bilgileri okuyucuya sunmakta, böylece konuyla ilk kez tanışanlar için ilerleyen bölümlerin daha kolay anlaşılmasını hedeflemektedir. Sonraki bölümlerde ise jeomorfoloji, klimatoloji, hidrografya, vejetasyon coğrafyası, tarım coğrafyası ve arazi kullanımı/ arazi örtüsü gibi coğrafyanın alt disiplinleri ve çalışma konularında uzaktan algılamanın kullanımı ele alınmıştır. Coğrafyada uzaktan algılama yöntemlerinin neler olduğu ve farklı coğrafi konularda nasıl kullanılabileceği ile ilgili örnek çalışmaları tek bir kaynak altında toplamayı amaçlayan bu yayının gelecekte yapılması planlanan çalışmalara katkı sağlaması en büyük umudumuzdur.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Kalite 4.0
Kalite, bütün sanayi dallarını ve bunlara bağlı faaliyet gösteren tüm işletmeleri ilgilendiren ortak bir kavramdır. Bu kavram temel olarak kalite mühendisliği, kalite yönetim sistemleri, kalite kontrol ve kalite güvencesi alanlarını içerse de yalnızca bunlarla sınırlı değildir. Günümüzde kalite çalışmalarının ulaşmış olduğu son nokta olan Kalite 4.0, üretim ve hizmet sektörünün dijitalleşerek yeniden yapılandırılması olarak ifade edilen Endüstri 4.0’ın temel unsurlarından biridir. Kalite 4.0 çalışmalarının temel amacı kalite kavramını Endüstri 4.0’ın kazandırdığı yetenekler ile uyumlu hale getirmektedir.
Kalite 4.0, üretim işletmelerinin tüm tedarik zinciri boyunca kalite standartlarını geliştirmelerini ve yönetmelerini sağlayan çeşitli teknoloji, prosedür ve uygulayıcıların yaygın olarak kullanıldığı bir sistemdir. İşletmelerin Kalite 4.0 uygulamalarından yararlanarak, müşterilerin memnuniyet düzeylerinde daha yüksek bir etkiye sahip olmaları beklenmektedir.
Bu kitap, yönetim tarihi boyunca birçok evrimsel aşamadan geçerek günümüze gelen Kalite 4.0’ı anlamayı ve uygulamayı hedefleyen kuruluşlar, çalışanlar ve öğrenciler için genel bir yol haritası sunmaktadır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Gelibolu Vilayeti 1923-1926
1923 ve 1926 yılları arasında Vilayet olan Gelibolu, 1926 yılı sonunda Bakanlar Kurulu kararı ile Çanakkale’ye bağlı bir ilçe konumuna getirilmiştir. Eserimizde Gelibolu’nun Osmanlılar tarafından fethedildiği günden 1938 yılına kadar olan tarihsel süreç incelenmiştir. Gelibolu’nun idari, askeri, siyasi, nüfus ve demografik, sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı ayrıntılı bir şekilde kaleme alınmıştır. Bu kapsamda Milli Mücadele Döneminde Gelibolu’nun işgal edilmesi ve işgal döneminde yaşananlar, vilayet ve yeniden ilçe yapılma süreci, Lozan Antlaşması’ndan sonra bölgenin askeri ve siyasi durumu, göçlerin Gelibolu’nun demografik, kültürel ve ekonomik yapısını nasıl şekillendirdiği, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile birlikte Türk ordusunun yeniden bölgede hakimiyeti ele alması ve Gelibolu’ya katkısı olan dönemin önemli şahsiyetleri araştırma konumuz olmuştur. Eserimizde Gelibolu’nun tarihinden örneklerle Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk yıllarında görülen değişim ve gelişim aşamaları verilmeye gayret edilmiştir.
₺365,00
KİTAP TANITIMI
AVRUPA BİRLİĞİ ve AVRUPA BİRLİĞİ-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
Türkiye ve AB arasındaki yarım asırdır süregelen inişli çıkışlı ilişkilerin Avrupa Birliği’ndeki siyasi ve kurumsal gelişmelerle iç içe değerlendirildiği bu çalışma, konuyla sadece akademik olarak ilgilenen okuyucuların değil, Türkiye-AB ilişkilerinin çeşitli veçhelerini yönlendiren karar alıcıların da başvuracakları kapsamlı bir kaynaktır.
Prof. Dr. Sinem Akgül-Açıkmeşe, Kadir Has Üniversitesi
“Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri: Atlıkarınca Yolculuğu isimli çalışma AB, AB-Türkiye ilişkileri ve AB müzakere sürecini tarihsel bir bakış açısıyla okuyucuya sunuyor. Kitabın isminde de ifade edildiği gibi bu süreç gerçekten de bir atlıkarıncaya benzetilebilir. Kitap yalnızca tarihsel süreci ele almakla kalmıyor. Aynı zamanda AB’nin yeşil mutabakat, iklim değişikliği, dijitalleşme gibi 2030 hedefleri ve öncelikleri ile Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi koşulların bu süreci gelecekte nasıl etkileyeceğini de tahlil ediyor. Kitabın yazarı Prof. Dr. Özerdem hem AB’nin geçirdiği dönüşüm ve gelişime, hem de Türkiye-AB ilişkilerinin serüvenine ilişkin derin ve kapsamlı bilgiler vererek, çok boyutlu bir analiz gerçekleştirmiş. Kendisini bu alandaki literatüre yapmış olduğu değerli katkı için kutluyorum.
Doç. Dr. Çiğdem Nas, İktisadi Kalkınma Vakfı
Prof. Dr. Füsun Özerdem’in kaleminden çıkan “Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri: Atlıkarınca Yolculuğu”, AB bütünleşmesinin temellerine, kurumsal yapısına ve AB-Türkiye ilişkilerine ışık tutan bir başucu kitabı niteliği taşımakta. Profesör Özerdem, AB’nin işleyişini güncel bir perspektifle değerlendirmekte, kurumsal mekanizmanın dönüşümünü güncel bilgilerle harmanlayarak AB’nin genel yapısı ve işleyişi konusunda kapsamlı bilgi sunarken uzun yıllardır pek çok kriz, kaçırılan fırsat ve sancılı bir diyalog çerçevesinde devam eden Türkiye-AB ilişkileri sorunsalını, uluslararası ilişkilerin yeni dinamikleri ve bu dinamiklerin AB ve Türkiye’ye açtığı yeni perspektiften analiz etmekte. Akıcı üslubu, sunduğu tarihsel bilgiler ve güncel analizler ile “Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği-Türkiye İlişkileri: Atlıkarınca Yolculuğu”, bu alanda bilgi birikimine ve akademik donanıma sahip olmak isteyen okuyucuların kütüphanelerinde mutlaka bulunması gereken bir eser niteliğinde.
Doç. Dr. Sinem Ünaldılar Kocamaz, Ege Üniversitesi
₺390,00