1513 sonuçtan 1-16 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
1513 sonuçtan 1-16 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Dijital teknolojilerdeki hızlı gelişmeler, gazetecilik mesleğinin kuramsal çerçevesini, haber üretim süreçlerini ve okuyucuyla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlamaktadır. Geleneksel gazetecilik anlayışının ötesine geçen bu dönüşüm, yenilikçi habercilik pratiklerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamış; böylece yeni gazetecilik türleri, iletişim çalışmalarının önemli araştırma alanlarından biri hâline gelmiştir.
Bu kitapta, dijital çağın dinamikleri ile şekillenen yeni gazetecilik türleri kavramsal olarak ele alınmıştır. İnternet gazeteciliği ile başlayan bu değişim beraberinde Backpack/ Mobil Gazetecilik (MoJo), Bak-Geç Gazetecilik, Drone Haberciliği, Gig Gazeteciliği, İmmersive / Sürükleyici Gazetecilik, İnovasyon Gazeteciliği, Mecra Gazeteciliği, Podcast Gazeteciliği, Robot Gazeteciliği, SEO/ Tık Haberciliği, Sosyal Medya Haberciliği, Veri Gazeteciliği, Yakınsak Gazetecilik, Yavaş Gazetecilik, Yurttaş Haberciliği ve Metaverse Gazeteciliği türlerinin de ortaya çıkmasına yol açmıştır. Dijital çağın dönüşen gazetecilik anlayışını ele alan bu eser, yeni gazetecilik türlerini inceleyerek iletişim ve medya çalışmaları literatürüne katkı sunmayı amaçlamaktadır.
₺300,00
W. B. Bayrıl’ın şiirleri; rüyaların masalsı, değişken ve sembolik atmosferine sahiptir. Bayrıl’ın şiirlerinin sahip olduğu derinlik, rüyalarda yer alan uçucu imgelerle örülüdür. Rüya malzemeleriyle süslenen ve zaman tarafından kuşatılan şiirlerde, harflerin simyası/esrarı dikkati çeker.
W. B. Bayrıl Şiiri-“Geçiyor Sessizce Sularınızdan”da şair ve akademisyen Emel Koşar’ın W. B. Bayrıl hakkındaki uluslararası endekslerde taranan hakemli ve popüler dergilerde yayınlanan makaleleri yer almaktadır.
₺230,00
For centuries, women have been written about. This book was born to write with them. Moving far beyond the traditional imagery of the gentle and delicate “Muse,” [The Struggle to Say “I”: A Bilingual Journey of Womanhood, Resilience, and Poetry] captures the modern struggle of women reclaiming their agency and claiming the right to say “I”. Spanning the entire continuum of human life—from love and passion to grief and mortality—this unique, bilingual collection speaks fluently in both English and Turkish. It carries the collective cry of women who have been silenced, hidden, or ignored, offering instead a testament to independence and unyielding resilience. Step into a world where every word carries the hope of healing, and discover what happens when the silent finally speak.
Assist. Prof. Dr. Raşit ÇOLAK
₺280,00
Osman Rahmî Ve Eserleri Biyografik Kaynaklarda Ve Edebiyat Tarihlerinde Yer Almamaktadır. Osmanlı Arşivlerindeki Kayıtlara Göre Şair 1248 (1832/33)’De İstanbul’da Doğmuş Ve Şûrâ-Yı Bahriye Başkâtibi İken Kendi İsteği Üzerine 28 Şaban 1312 (24 Şubat 1895)’Te Malulen Emekli Olmuş Ve 20 Kânun-I Sânî 1311 (1 Şubat 1896)’Da 64 Yaşında İken Vefat Etmiştir.
Nâme-İ Dil Ve Hayâl-İ Dil İsimli Eserler Divan Şiiri Geleneğine İlginin Azaldığı 19. Yüzyılda Kaleme Alınmış Manzum Sergüzeşt-Nâmelerdir. Şairlerin Yönünü Daha Çok Batı Edebî Ürünlerine Çevirdiği Bir Dönemde Osman Rahmî’nin 30 Yaşında İken Tamamlandığı Bu Eserlerle Divan Şiiri Geleneğini Sürdürmeye Çalışması Dikkate Değerdir. Şairin Bu Eserlerde Form Ve İçerik Olarak Sergüzeşt-Nâme Geleneğine Yeni Boyutlar Kazandırdığı Görülmektedir. Nâme-İ Dil Şairin Yaşadığı Dönem Hayatından İzler Yansıtması Ona Ayrı Bir Özellik Katmaktadır.
Eserlerdeki Çok Sayıda Gazelde Âşığın Sevgilinin Güzelliği Karşısındaki Aczi Ve Ona Kavuşmak İçin Çaresizce Yaptığı Duygu Dolu Yakarışları İle Karşılaşılmaktadır. Osman Rahmî Bu Şiirler Arasındaki, Fuzûlî, Bâkî, Nef‘Î, Şeyhülislam Yahyâ Ve Nedîm Gibi Divan Şiiri Geleneğinin Önde Gelen Şairlerine Nazire Olarak Değerlendirilebilecek Çok Sayıda Gazel İle Bu Geleneğini De Sürdürmeye Çalışmaktadır. Nâme-İ Dil’deki 45 Beyit Uzunluğundaki Manzum Mektup, Dile Getirilen Duygular Ve Onların Etkileyici Tasviri İle Eserdeki En Güzel Şiirler Arasındadır. Manzûmenin Bu Yönüyle Divan Şiiri Geleneğindeki En Etkili Manzum Mektuplar Arasında Sayılabilecek Nitelikte Olduğu Görülmektedir.
Rahmî’nin Eserlerinde Divan Şiiri Geleneğindeki Âşık-Sevgili Tasavvurunda Dikkati Çekici Farklı Yaklaşımlar Sergilediği Görülmektedir. Sevgiliye Kavuşmanın Da Kalıcı Bir Mutluluk Getirmeyeceği Ve Sonunun Ayrılık Olacağı, “Vuslatın Âhiri Derd [Ü] Firkat” (Mend. B. 442) Düşüncesi Bunlardan Birisidir. Bu Çerçevede Âşığın Kendisini “Sezâ-Yı Vuslat” (Muhd. 2, Bt. 5) Gören Sevgiliye Karşı Kendisini “Bezm-İ Visâle Nâ-Sezâ” Görmesi Ve Ona “Kulluk Yeter Devlet Bana” (Muhd. 2, Bt. 6) Karşılığını Vermesi Konunun Divan Şiiri Geleneğinde Ele Alınışına Farklı Bir Boyut Kazandırmaktadır.
İçeriklerindeki Kadar İsimlerinde De Gönlü Öne Çıkaran Bu Eserler, Gerek Anlatım Gerekse Kurgularıyla Rahmî’nin Önemli Bir Edebî Birikim Ve Sanat Yeteneğine Sahip Olduğunu Yansıtmaktadırlar.
₺450,00
Viktorya dönemi İngiliz yazarı Richard Jefferies’in After London, or Wild England (1885) romanı, Londra’dan Sonra Ya Da Vahşi İngiltere başlığıyla ilk kez Türkçe’ye bu kitapla kazandırılıyor. Roman, artık Londra’nın olmadığı felaket sonrası İngiltere’sini anlatırken okuru yalnızca yıkılmış bir dünyanın değil, yeniden kurulan bir hayatın da içine çeker. Yolların, şehirlerin ve düzenin ortadan kalktığı vahşi coğrafyada hayatta kalmak kadar insan kalabilmek de zordur. Doğanın geri dönüşü ve insanın uygarlıkla kurduğu ilişkiyi sorgulatırken roman, distopya edebiyatının öncü metinlerinden biri olarak dikkat çeker. Karanlık atmosferi, güçlü doğa tasvirleri ve şaşırtıcı öngörüleriyle After London, or Wild England, bugünün okuruna düşündürücü ve çarpıcı bir okuma deneyimi sunuyor.
₺450,00
Soykırım, savaş suçları, etnik temizlik ve insanlığa karşı suçlar karşısında uluslararası toplum neden bazı durumlarda harekete geçerken bazı krizlerde gecikmekte ya da etkisiz kalmaktadır? Bu kitap, Koruma Sorumluluğunu yalnızca askerî müdahale tartışması olarak değil; egemenlik, önleme, yetkilendirme, kapasite, hesap verebilirlik ve müdahale sonrası korumayı birbirine bağlayan bir koruma rejimi olarak ele almaktadır. Libya, Suriye ve Myanmar/Rohingya örnekleri üzerinden normatif taahhüt ile fiilî koruma arasındaki mesafeyi inceleyen çalışma, bu sorunu “Üçlü Koruma Açığı” ve “seçici kurumsallaşma” kavramsallaştırmalarıyla açıklamaktadır. Koruma, Yetki ve Eylemsizlik, uluslararası toplumun koruma sözünün neden her zaman zamanında, tutarlı ve sürdürülebilir sonuçlara dönüşmediğini sorgularken, Koruma Sorumluluğunun imkânlarını ve kurumsal sınırlarını bütüncül bir çerçevede tartışmaktadır.
₺350,00
Gerçekle Müstear Arasında Bir İsim: Neriman Nüzhet başlıklı bu çalışma, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde dergi ve gazete sütunlarında imzası görülen, ancak kimliği ve biyografisi belirsiz kalan Neriman Nüzhet’in izini sürmektedir. Kitapta, Rübab, Kadınlar Dünyası ve Yeni Şark’ta yayımlanan şiir, mensure ve köşe yazılarından hareketle Neriman Nüzhet’in kalem faaliyetleri ortaya konulurken bu ismin gerçek mi müstear mı olduğu sorusu tartışmaya açılmış; Emine Semiye ve Halide Nusret Zorlutuna’nın tanıklıkları, dönemin edebiyat – basın dünyası ve hatıra kitaplarıyla birlikte düşünülerek muhtemel isimler üzerinden sonuca ulaşılmaya çalışılmış; şiir ve yazılarından hareketle kurmaca bir Neriman Nüzhet biyografisi oluşturulmuştur. Neriman Nüzhet’in şiirleri yayımlandıkları yılların edebiyat ortamında, köşe yazıları dönemin siyasi, askerî ve sosyal hayatı içerisinde yorumlanmış, Neriman Nüzhet’in şair ve köşe yazarı kimliğine dair değerlendirmeler yapılmıştır. Kitabın sonunda Neriman Nüzhet’in şiir, mensure ve köşe yazıları açıklayıcı notlarla araştırmacıların dikkatine sunulmaktadır.
₺350,00
Dr. Tuğrul Karanfil, “Toplu Oyunları 1: Oksimoron, Juliet Yapım Aşamasında, Midas Yeniden” adlı kitabı ile gerek içerik gerek üslup bakımından birbirinden son derece farklı üç oyununu bir araya getiriyor.
Oksimoron’da bir aşk üçgeninin içinde sıkışıp kalan Arda, Merve ve Tekin’in değişen koşullara karşı kırılan dirençleri ahlaki bir zaaf olarak görülebilir mi; yoksa “özgür insan” fikri kibirle mayalanmış bir anıt mı sorularının yanıtı aranıyor.
Juliet Yapım Aşamasında, kadın ve erkeğin farklılaşan sosyal rolleriyle, Juliet’in kendini yeniden inşa etmeye çalıştığı bir oyun olarak karşımıza çıkıyor ve bizleri şu soruyla baş başa bırakıyor: Shakespeare’den bu yana değişen şey gerçekten sadece zaman ve dekor mu?
Midas Yeniden ise, sınırsız gücü tadan Kral Midas’ın “ölmeden ölmeyi” başarmak için katettiği zorlu yolu anlatıyor.
₺320,00
Bu eser, lisans ve lisansüstü düzeyde çok sayıda öğrenci yetiştiren, ailesine, öğrencilerine ve topluma değerli katkılar sunan Prof. Dr. Hamza AKENGİN’in bilimsel ve akademik hayatını kronolojik bir çerçevede özlü bir şekilde anlatmak ve tecrübelerini miras olarak bıraktığı kuşaklara mütevazı bir kayıt düşmek amacıyla hazırlanmıştır. Beşeri coğrafyanın özgün konu ve yaklaşımlarını yansıtan bu kitap; “Prof. Dr. Hamza AKENGİN’in Akademik Biyografisi” ve “Beşeri Coğrafya Araştırmaları” olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm; hocamızın akademik katkılarının yanı sıra değerli ailesinin, çeşitli üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin ve lisans/lisansüstü öğrencilerin hocamıza yönelik duygu ve temennilerini içermektedir. İkinci bölüm; farklı üniversite ve kurumlardan bilim insanlarının katkılarıyla hazırlanan ve hocamızın çalışma alanlarını paylaşan 17 akademik çalışmadan oluşmaktadır. AKENGİN hocamızın çalışma prensibi, akademik duruşu, hayat tecrübesi, mütevazı kişiliği ve insanlara olan yaklaşımı her zaman bizlere örnek olmuştur. Bu vesile ile Prof. Dr. Hamza AKENGİN hocamıza ailesiyle birlikte huzurlu ve sağlıklı bir ömür diliyoruz.
₺900,00
Osmanlı Arşivi’nde, Dâhiliye Nezâreti Sicill-i Ahvâl İdaresi’ne ait bir defterin satırları arasında, sıradan bir memuriyet kaydına sıkışmış küçük bir ibare: “Zarâfet” adlı bir eser kaleme almış.
Bu satır, Antakyalı bir taşra memuru olan Çinçinzade Hakkı Efendi’yi, resmî bir dosyadan çıkarıp tarihin sayfalarına yeniden taşır. Bir yanda terfiler, tayinler, tahkikatlarla örülü bir bürokrat hayatı; öte yanda edebi, sözü, gönlü, sofrayı, yolu ve duayı konu alan bir görgü ve hikmet risalesi.
Bu kitap, bir sicil kaydıyla bir eseri yan yana okuyarak, 19. yüzyıl sonu Osmanlı taşrasında bir insanın hem devlete karşı görevlerini hem de kâğıda döktüğü düşünce dünyasını birlikte anlamaya çalışır. Kayıtların arkasındaki insanı arayanlar için bir davet.
₺340,00
1878’de bağımsızlığını ilan etmesiyle dünya devletler tarihine merhaba diyen Bulgaristan bu yıldan sonraki her bir yılda kendine ait bir siyasi anlayış devam ettirmeye çalışmış ve bu anlayış ile devlet olma bilincini yakalamak için çaba sarf etmiştir. Bu anlayışla Bulgarlar Balkan Savaşları’nın en önemli aktörlerinden biri olmuştur. Bu savaşların ilkinde pastanın en büyük parçasının Bulgarların tabağına düşmesi komşularını kıskandırınca ikinci bir savaş kaçınılmaz olmuştur. Ancak bu yeni savaşta Bulgaristan ilk savaştaki tüm şansını ve önemli orandaki topraklarını kaybetmiştir. Pek çok yönüyle bir hayal kırıklığı olduğundan bu savaş Bulgarlar için milat niteliğindedir. Zira Bulgaristan bu savaşın tecrübeleri ve kinleriyle I. Cihan harbi terazisinin hangi kefesinde duracağını belirlemiştir. Bu iki savaş arası dönemde Bulgarlar kendi iç muhasebelerini yapmış, genel seçimlerle uğraşmış, ülke içindeki azınlık statüsündeki Müslümanlara karşı bir duruş belirlemeye koyulmuş, komşularıyla münasebetlerini yeniden tanzim etmeye çalışmış, Osmanlı Devleti ile yakınlaşmış ve Rusya ile daha keskin olmak kaydıyla yollarını ayırmıştır. Tüm bu olayların neticesinde ülke içinde muhalefetin sesi kralın kulaklarını sağır edecek kadar yüksek çıkmış, Bulgaristan Müslümanlarına anlaşma maddelerinde saklı kalan haklarını bir türlü vermemiş ve hep zulüm göstermiş, bazı komşularıyla özellikle Romanya ile arasına uzun yıllar kalacak gizli bir kin duvarı örmüş, Balkan Savaşları’nda çarpıştığı Osmanlı Devleti’nin I. Dünya savaşında yanında, tutarsız politikalarından bıktığı ağabeyi Rusya’nın ise tam karşısında yer almıştır.
₺340,00
Mindfulness günümüzde çoğunlukla stres yönetimi ve bireysel iyi oluşla ilişkilendirilmektedir. Oysa modern yaşam, bireyi sadece kendi iç dünyasıyla değil, her gün yeniden çıktığı toplumsal sahnelerle de karşı karşıya bırakmaktadır. İnsan, kimi zaman roller üstlenerek, kimi zaman beklentilere uyum sağlayarak benliğini görünür kılar. Modern toplum, her bireyin farklı roller üstlendiği, görünür olduğu ve kendini yeniden inşa ettiği büyük bir tiyatro sahnesini andırmaktadır. Bu kitap, mindfulnessı yalnızca psikolojik bir uygulama olarak değil, benliğin toplumsal inşasını, gündelik yaşamın görünür ve görünmeyen yönlerini anlamaya imkân veren psikososyolojik bir perspektifle ele almaktadır.
₺270,00
Kazan–Ankara Hattı: Çok Kutuplu Dünyada Rusya–Türkiye İlişkileri ve Paradiplomasi, değişen uluslararası sistemde Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkileri paradiplomasi perspektifinden ele almaktadır. Çalışma, Kazan ve Ankara arasındaki etkileşimi yalnızca devletlerarası diplomasi çerçevesinde değil, aynı zamanda bölgesel yönetimler, yerel aktörler ve kültürel bağlar üzerinden de incelemektedir. Çok kutuplu dünya düzeninin şekillendiği günümüzde, alt-ulusal işbirliği mekanizmalarının dış politika ve uluslararası ilişkiler üzerindeki etkisi analiz edilmektedir. Kitap, Rusya–Türkiye ilişkilerine yeni bir bakış açısı sunarken, paradiplomasinin bölgesel istikrar ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesindeki rolünü ortaya koymaktadır.
₺250,00
Mütemadiyen değişen ve dönüşen dünyada Uluslararası Ticaret ve Finans’ın dinamikleri de güncellenmektedir. Eskiçağ’dan günümüze ticaret ve finansın mahiyeti değişmezken, jeopolitik ve jeostratejik durumların zaman zaman değişkenlik göstermesiyle farklı imkân ve fırsatlar doğmakta, ekonomik iş ve ilişkilerin şekli değişebilmektedir. Diğer taraftan insanın temel ve lüks ihtiyaç ve istekleri günden güne artmakta ve dijitalleşen hayat, alabildiğine hızlı bir iletişim ve etkileşimi beraberinde getirmektedir. Bu hızlı dönüşüm ve değişim, istekleri ihtiyaçların öncesine getirmekte ve bu hızla değişen ancak gelişip gelişmediği sorgulanabilen bir ticaret ve finans yapısını ortaya çıkarmaktadır.
Doğrudan yabancı yatırımların taraflara müspet yahut menfi etkileri olabilirken, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı’nın da dikkate alınması, uluslararası ticaret firmalarını etkilemektedir. Finansman kaynaklarının çeşitlendirilmeye gayret edildiği dünyamızda içtimai ve iktisadi hassasiyetlerin yanında dini ve kültürel yaklaşımların da etkili olduğu ve katılım bankacılığını oluştururken, uluslararası salgınlar, çatışmalar ve silah ticareti de dijitalleşmeyi ve güncellemeleri gündeme getirmektedir.
Bu kitap, değişen ve dönüşen dünya düzeninde yeni dinamiklerin Uluslararası Ticaret ve Finans’a etkisini ele almaktadır.
₺250,00
Uluslararası ilişkiler disiplini, Batı’nın tikel tarihsel deneyimlerini evrensel geçerlilik iddiasıyla sunan hegemonik bir bilgi anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Bu çalışma, disipline yön veren Batı-merkezli epistemolojik çerçeveye eleştirel bir müdahalede bulunarak uluslararası ilişkilerin kavramsal ufkunu genişletmeyi ve daha çoğulcu bir bilimsel zeminin imkânlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Geleneksel sözlük anlayışının ötesine geçen bu eser, Çin siyaset düşüncesindeki Tianxia, Afrika felsefesindeki Ubuntu, Latin Amerika yerli düşüncesindeki Buen Vivir ve İslam siyaset teorisindeki Asabiyet gibi kavramları kapsayan geniş bir entelektüel mirası, her biri 450–600 kelimeden oluşan özgün maddeler aracılığıyla incelemektedir. Her kavram, kendi tarihsel ve kültürel bağlamı içinde değerlendirilmiş; Batı-merkezli analitik kategorilere indirgenmeden, özgün kuramsal ve düşünsel bütünlüğü korunarak incelenmiştir. Alandaki yerleşik bilgi kalıplarına eleştirel bir alternatif sunan bu sözlük, uluslararası ilişkiler literatürünün kavramsal çeşitliliğini görünür kılmayı ve araştırmacılar, akademisyenler, öğrenciler için kapsamlı bir başvuru ve referans kaynağı olmayı hedeflemektedir.
₺650,00
This study examines the effects of financial and moral incentives on employee performance within telecommunication organizations, focusing on Asiacell Company in Iraq.
The results indicate that a balanced incentive system integrating both financial and moral rewards generates higher levels of employee motivation, job satisfaction, and productivity compared to reliance on a single incentive type. Overall, the study concludes that while financial incentives are more effective in enhancing short-term performance, moral incentives—such as recognition, career development opportunities, and a supportive organizational culture—are essential for sustaining long-term employee engagement, loyalty, and innovation. Accordingly, the study recommends adopting a dual incentive strategy to strengthen sustainable performance and competitive advantage in the telecommunications sector.
₺290,00