KİTAPLAR
EN YENİLER
-

Toplu Oyunları 1
₺320,00 -

Prof. Dr. Hamza Akengin’e Armağan Beşeri Coğrafya Araştırmaları
₺900,00 -

Zarâfetin Peşinde
₺340,00 -

Türk Basınında Türk-Bulgar İlişkileri
₺340,00 -

Mindfulness ve Benlik
₺270,00 -

Kazan – Ankara Hattı
₺250,00 -

Değişen Dinamikleriyle Uluslararası Ticaret ve Finans
₺250,00 -

Batı Hegemonyasının Ötesine Geçmek Alternatif Bir Uluslararası İlişkiler Sözlüğü
₺650,00 -

The Impact Of Financial And Moral Incentives On Performance Of Employees Organizatıon
₺290,00 -

70 Soruda Dış Ticaret İşlemleri – 1
₺250,00 -

Vedat Fidanboy Şiirleri Üzerine
₺350,00 -

Yapay Zeka Destekli Gazetecilik
₺320,00 -

Dijital Darbe
₺280,00 -

Çeviriye Ekolojik Yaklaşımlar
₺290,00 -

Sözlü Çevirinin Mutfaği
-

Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri
₺270,00
KİTAP TANITIMI
GİRİŞİMCİLİK
Kıran kırana bir rekabet dünyasında girişimciler iktisadi, kültürel, siyasi ve sosyal değerler ile küresel ekonominin önemli aktörü olmaya devam etmektedirler. Evet, burada sana uygun bir yerimiz var demeyi alışkanlık edinmiş bir şirket kültüründen”ayır, uzun vadede sana uygun yerimiz olmayabilir” dünyasına geçilen rekabet ortamında girişimciler kritik bir öneme sahiptir. Bu hızlı değişim onlar için adeta bir eşik aralığıdır. Takım çalışması, proje ekipleri, girişim takımları gibi örgüt içinde daha spesifik grupların yenilik geliştirme etkinlikleri son yıllarda hızla artmaktadır. İşletme içinde yeni işler oluşmakta, bu işlerin içinde daha küçük girişim takımlarıyla başka işler geliştirilmektedir. İçiçe geçmiş girişimsel etkinlikler sayesinde girişimciliğe bakış açısı da eklektik hale gelmektedir. Gündelik yaşamda bu işin içinde bir iş var sözü bile sanki girişimsiz bir yaşamın olmadığını ve günümüz ortamını doğrular gibidir. Kuşkusuz bir şirketi kurmak ve bu konuda mücadele vermek girişimcilerin ana faaliyetleri olarak devam etmektedir. Oysa kurulu bir şirkette yenilik yapmak ise aktivist ve fikir şampiyonu dediğimiz içgirişimcilerin işidir. Girişimcilik ilham almak, ilham vermek, cesaretlenmek, cesaretlendirmek gibi etkileşimli ve sarsılmaz bir özgüveni içerir. Açıkçası aklın güdüler yoluyla kavradığı bir manifestosudur. Dolayısıyla girişimcilik herkesin söylediği şeyi çok az kişinin uygulamaya dönüştürmesidir: Çok çalışmak… Bunun azami bir gayret, mücadele, sabır ve eğitim meselesi olduğu gerçeğinden hareketle; girişimcilik, popüler anlamda start-up terimini doğrular. Bu da öğrencilerin okul kampüsünden içeriye girdikleri anda başlamaktadır. O halde girişimciliğin özünde nitelikli ve ayrıcalıklı bir özellik yatar. Önemli olan bu potansiyellerin neler olduğu, nasıl kullanıldığı ve ne şekilde açığa çıkarılması gerektiğidir.
KİTAP TANITIMI
Geçmişten Bugüne Türk Yazınında Kadının Temsili / The Representation of Women in Turkısh Lıterature from Past to Present
Günümüzde toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konuları, önemli bir tartışma ve araştırma alanı hâline gelmiştir. Bu konulara dair farkındalık arttıkça kadının tarih boyunca çeşitli alanlarda nasıl temsil edildiğini anlamak da önem kazanmıştır. “Geçmişten Bugüne Türk Yazınında Kadının Temsili” adlı bu kitap, farklı disiplinlerden gelen uzmanların katkılarıyla oluşturulan bir koleksiyon sunarak bu önemli konuya dair zengin bir kaynak ortaya koymaktadır. Kitap, okuyucularını Türkçe kayıtlarda kadın temsilinin derinlikli bir yolculuğuna çıkarırken kadın temsilinin tarih boyunca geçirdiği değişimi ve dönüşümü gözler önüne sermektedir. Eser, kadın araştırmaları konusuna ilgi duyan uzmanlar, akademisyenler, öğrenciler ve genel okuyucular için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’deki Kürt Meselesi Galtungyan Bir Bakış
Bu kitapta Türkiye’deki Kürt Meselesi’nin 2018 yılına gelindiğinde aldığı hâlin, Galtung’un çatışmaları ele alma yöntemi açısından incelenmesi yapılmıştır. Galtung’un yaklaşımı açıklandıktan sonra, Kürt Meselesi’nin boyutları – Siyasi, Sosyal, Kültürel, Ekonomik ve Güvenlik– incelenmiştir.
Galtung’un temel ihtiyaçlar – güvenlik, yemek, su, sağlık, eğitim, barınma, sevme/ait olma, itibar, kendini gerçekleştirme – üzerinden meşru ve gayrı meşru ayrımı yapması baz alınarak, Kürt Meselesi’nde meşru ve gayrı meşru noktalar öne çıkarılmıştır.
Kitapta incelenen Kürt Meselesi PKK’nın ilk eylem tarihi 15 Ağustos 1984’ten bu tarafa nasıl evrildiği üzerine olmuştur. 1990’larda inkârdan vazgeçilmiş ve Kürt varlığı kabul edilmiştir. 2000’ler ile birlikte özellikle açılım döneminde Kürtlere birçok haklar verilmiştir.
Kürt Meselesi’nde siyasi boyutta şu hususlar öne çıkmaktadır: Kürtçü ve PKK’nın türevleri olan gruplar ayrılıkçılığa yol açacak KCK/Demokratik Özerklik üzerinde ısrar ederken, Kürtlerin ve genel olarak Türk Milleti’nin ihtiyacı yerel yönetimlerin güçlendirilmesidir. Bu bağlamda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sağlanmıştır.
Sosyal boyutta; eğitim ve sağlık gibi konularda doğu ve güneydoğu bölgelerinde diğer bölgelere nazaran bir geri kalmışlık söz konusudur. Öncelik bu bölgelere verilerek ülke genelinde iyileştirmelere gidilmelidir.
Kültürel boyut söz konusu olduğunda, anadilde topyekûn eğitim ve resmi dilin Kürtçe olması gibi gayri meşru istekler dışında tüm talepler yerine getirilmiştir.
Ekonomik boyutta KDRP, KÖYDES, SODES, BELDES, Tazminat yasası ve Cazibe Merkezleri Programı ile doğu ve güneydoğu bölgelerine pozitif ayrımcılık uygulanmaktadır.
Güvenlik boyutunda ise PKK terör örgütünün silah bırakması ya da bataklığı kurutma operasyonu ile süpürülmesi sorunu vardır. Temmuz 2015’te başlayan ve halen devam eden operasyonlar başarılı olursa, PKK’nın süpürülmesi söz konusu olabilir.
Nihayetinde, Kürt Meselesi tam olarak çözülmese de pozitif barışa yaklaşılmıştır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Sosyal Medya Mecralarında Sosyoloji
Elinizdeki kitap dijital iletişim teknolojilerinin sosyal yapıya ve gündelik etkileşimlere olan etkisini sosyolojik bir perspektiften inceleme gayretindedir. Durağan bir internetten akışkan bir iletişime geçiş sürecinde kısa mesaj uygulamalarının halihazırda değiştirdiği toplumsal etkileşimin nasıl inşa edildiği ve batı ülkelerindeki sosyal medya kullanımı karşısında Rusya, Çin ve Kore gibi ülkelerde durumun ne olduğunun da tartışıldığı bölümleri içeren kitap; Facebook, Twitter (X), LinkedIn, Instagram, TikTok, Tinder, Twitch, Foursquare ve Formspring platformlarının ne olduğu, nasıl bir etkileşim sağladığı ve sosyal etkilerinin ne olduğuna odaklanan bir ana hattı takip etmektedir. Kısaca bu kitap, dijital iletişimin yaygınlaşmasının ve sosyal medya mecralarının toplumsal dokuya nasıl şekil verdiğini merak eden okurlarını beklemektedir.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Tatarca Referans Grameri
Girişten
Bu çalışmanın konusu, bugünkü Tatarstan coğrafyasında başta edebiyat olmak üzere, basın (gazete, dergi vs.), yayın (Tv ve Radyo yayınlarında) ve eğitim (ilk ve orta öğretimde zorunlu) alanlarında kullanılmakta olan yazı dili Tatarcasıdır. Öte yandan Tatarcanın konuşma dili olarak özellikle şehir popülasyonu arasındaki kullanım alanı devletin birinci resmi dili olan Rusçaya göre çok daha sınırlıdır. Tatar dili ve kültürü 1552 yılında Kazan Hanlığının yıkılmasından itibaren Rus baskısı altında kalmıştır. Sovyet dönemindeki azınlık halkların assimalasyonu politikalarıyla iyice ağırlaşan bu baskı Tatarlar arasında her geçen kuşakta daha da derinleşen dil değiştirme (language shift) sonucunu doğurmuştur. Tatarca konuşanların sayısı her geçen gün daha da azalmaktadı (Wertheim 2003:348). Tatarca, Tatarstan Cumhuriyetinin Rusçadan sonra ikinci resmi dilidir. BugünTatarca, her ne kadar Tatarların azınlık olarak yaşadıkları Tataristanda millet olarak varlıklarını devam ettirmelerinin en önemli aracı olarak görülmekte ve Tatarcanın Sovyet döneminde yitirdiği sosyal ve politik öneminin Sovyet sonrası dönemde yeniden kazandırılması yolunda özellikle Tataristan Cumhuriyetinin 1991 ylında otonom hale gelmesinden sonra, gerek Tatar hükümeti, gerekse Tatar aydınları nezdinde çeşitli adımlar atılmakla birlikte, halen Tatarca Tataristan Cumhuriyetinde 4 milyonluk nüfusun yaklaşık ¼ ü tarafından konuşulmaktadır.Konuşma dili olarak şehirlerde katışıksız olarak ya da Tatarstan Cumhuriyetinin resmi dili olan ve Tatarcadan çok daha fazla kullanım alanına sahip olan Rusça ile çeşitli dercelerde karışık olarak çeşitli stillerde konuşulmaktadır
KİTAP TANITIMI
Ferdî ve Dîvânı
Abdullah Ferdî, 19. yüzyıl mutasavvıf şairlerindendir. Manisa Turgutlu’da müftülük yapan, İstanbul’da hayatının son döneminde bir Nakşi tekkesi olan Emir Buhârî’de kısa süre post-nişin olan Ferdî, vefatından sonra buraya defnedilmiştir. Müftülük yapmasının yanı sıra Arapça ve Farsça şiir yazabilecek, tercüme yapabilecek müktesebata sahip oluşundan onun düzenli eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Tarikata ilk intisabı Muhammed Cân’adır. Daha sonra Hâlid-i Bağdâdî’ye intisab etmiştir. Bunun öncesinde Hâlid-i Bağdâdî’nin olaylı bir şekilde tarikattan uzaklaştırdığı halifesi Abdülvehhâb es-Sûsî’ye de bağlılığı söz konusudur.
Kaynaklar onun şairliğinden çok şeyhliği ve müftülüğü üzerinde durur. Bu sebeple Abdullah Ferdî’nin şairlik yönü gölgede kalmıştır. Bu çalışmada onun şiir dünyası bir parça aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Mürettep bir divan hususiyetini haiz olan Ferdî Dîvânı’nın kütüphanelerde iki yazma nüshası bulunmaktadır. Elinizdeki çalışma, bu iki yazma nüsha değerlendirilerek vücuda getirilmiştir.
İki bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde Ferdî’nin hayatı, tarikatı silsileleri, edebî kişiliği ele alınmıştır. Farklı eserlere saçılmış manzum silsilelerinden tenkitli bir metin oluşturulmuştur. Şairin biyografisi, eserlerinden ve Devlet Arşivleri’ndeki kayıtlar esas alınarak hazırlanmıştır.
İkinci bölümde ise nüshaların tavsifi konu edilmiş, tenkitli metin oluşturulurken izlenen metot hakkında bilgi verilmiştir. Ardından tenkitli metin ve son olarak da nüshalardan birinin tıpkı baskısı ek olarak verilmiştir.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Memlûk Devleti’nde Merkeziyetçi Yapının Oluşumu (1250-1341)
Çağdaşlarının aksine hanedan esaslı bir yönetimi genellikle takip etmeyen Memlûklerin, kendi dönemleri için atipik bir rejimi sürdürdükleri muhakkaktı. Hanedan yoksunluğunun veraset sistemini bulanıklaştırdığı ve veraset sistemindeki belirsizliğin iktidarı ele geçirme noktasında kargaşaya yol açtığı bir siyasi ortamda, ya (Hobbes felsefesindeki) herkesin herkese savaş açtığı bir düzen ya da bir Memlûk nizamı biçimlenecekti. Uzun ömürlü varlıklarının, bulundukları bölgedeki gelişmelere tesir edebilecek politik-askeri meziyetler, belirleyici bir diplomasi ve Sünni-İslam dünyasının muhafızı olma gibi nitelikler barındırmasını anarşi durumuyla açıklamanın tarihsel gerçekliğe aykırı düşmesi, bu karmaşık yapının tahlili için Memlûk devlet doğasının irdelenmesini bir gereklilik haline dönüştürmektedir. Bu kitap, Memlûk yönetim modelini coğrafyadaki öncel devletlerin idare şekillerinden bağımsız olarak değerlendirme argümanını merkeze alarak, sultanların ve bürokrasi sınıfının siyasal temayüllerini saptama ve bağlantılı diğer birtakım tartışmalı konulara yorum getirme çabasının ürünüdür.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
MODERN BİR ANLATI SANATI OLARAK ÇİZGİ ROMAN
Çizgi roman hakkında yapılan birçok çalışmada bu edebi türün modern bir hik?ye anlatıcısı olduğu ifade edilmektedir. Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmada tüm dünyada yaygın olarak kullanılan kitaplar arasındadır. Resim le metnin birlikteliğinden doğan ve çizgi bantlarda hayat bulan çizgi roman, tarihi gelişimi süresince hem sinemanın, hem de çizgi film yapımcılarının vazgeçemedikleri önemli bir kaynak olmuştur.
Bu çalışmada çizgi romanın tarihi serüveninden başlanarak okuyucuya, dünyada ve ülkemizde çizgi romanın geçmişi, bugünü ve geleceğine doğru bir yolculuk yaptırmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte Tarih Öğretiminde, Sosyal Bilgiler Öğretiminde, Fizik Öğretiminde, Türkçe Öğretiminde, Yabancı Dil Öğretiminde, Matematik Öğretiminde çizgi romanlardan nasıl faydalanıldığı gösterilmeye çalışılmıştır.
Çağdaş eğitim sistemi, öğretmenleri derslerde çeşitli materyalleri kullanmaya zorlarken öğrencileri de araştırmaya incelemeye ve bu materyallerden sıkılmadan faydalanmaya sevk etmektedir. Tam bu aşamada çizgi roman ulaşılabilecek ucuz ve zengin bir materyal olarak öğretmenlerin imdadına yetişmektedir; öğrenciler de aynı şekilde derslerde bu materyalden sıkılmadan faydalanarak öğrenme süreçlerini hızlandırabileceklerdir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Vecizeler (Birinci Kitap, İkinci Kitap, Üçüncü Kitap, Dördüncü Kitap)
Edebiyat tarihlerinde yer alan kimi isimler edebiyatın vitrininde kimi arka bahçesinde, bazıları piramidin zirvesinde bazılarıysa hâlâ toprak altında “nisyan” denilen toz zerrelerinin arasındadır. Bu isimlerden biri gazeteci, şair, yazar Mehmet Cemil Pekyahşi’dir.
Mehmet Cemil’in vecizeleri 1918-1922 yılları arasında Vecizeler adıyla dört ayrı kitap halinde Arap harfleri ile yayımlanır. Cenap Şahabettin, Rıza Tevfik Bölükbaşı, gibi pek çok ismin iltifatnameleri ile neşredilen bu kitaplar yüz yıl sonra gün yüzüne çıkarılmaktadır. Amacımız hem Türk edebiyatına, bir tür olarak vecize edebiyatına küçük bir katkı sağlamak hem de döneminde makaleleri ile Fransız basınında yer alan bir Türk yazarının ismini “zamanın amansız tırnakları” arasından kurtararak unutulmasına mâni olmaktır.
Elinizdeki kitap “sağır kubbe”de asılı kalan bir seda, edebiyatımızın unutulanlar mahzeninden bir isim ve dört eseridir.
Gün gelir ki en meyus olduğun günleri cennet eyyamı gibi hatırlarsın.
Az çok bir tatsızlık vukuunda ubudiyetini gevşetmemeli! Allah sonra da lazım.
Tacil istiklale müdahaledir.
Ayağına gelen günah ile zekâ sarf ederek îkâ ettiğin günah başkadır.
Hülya kurmak da nimet-i ilâhîdir: Ağrıdan kederden hiddetten âzâde bulunduğuna delildir.
Arkadan söylemek yüz tutmamaktan değil utanmamaktandır.
Münevverle cahil hiddet zamanında bir seviyeye gelirler.
Küçük günahlarda Allah’tan korkar, büyüklerinde affına güveniriz.
Anlayan ile anlamayan cevaplarından ziyade suallerinden bellidir.
Tevazu olduğumuzdan küçük görünmek değil, değerimizden fazla görünmemektir.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Barok’ta Dans Müziği I
Barok’ta Dans Müziği kitaplarında Barok dans müzikleri teorik, biçimsel, tarihsel özellikleri ve karakterleri yönünden incelenmiş, 20’den fazla dans, Erken, Orta ve Geç Barok dönemden 25 bestecinin 37 yapıtı üzerinden değerlendirmiştir. İncelenen yapıtların müziklerine ve dansların görsel materyaline internet üzerinden kolay erişim için kitap içerisine QR kodlar konulmuştur. Okuyucunun kapsamlı bir anlayışa ulaşabilmesi için sadece Barok dönem ile sınırlı kalınmamış, Barok dansların öncüllerine ve sonraki dönemlerdeki tezahürlerine de yer verilmiştir. Barok dönemde olgunlaşmaya başlayan dans notasyonunun gelişimi ve 20.yy.daki yeniden keşif süreci de bahsi geçen kapsamlı anlayışın oluşması açısından önem arz etmesi sebebiyle kitaba dâhil edilmiştir. Yapılan incelemelerle; söz konusu dans müziklerinin geçirdiği evrimsel süreç, bestecilerin dansları yapıtlarında kullanma şekilleri ve bestelerin oluşum süreçlerindeki önemli noktalar ile ilgili içgörü kazanılması amaçlanmıştır. Kitaplar, Barok dans müziklerini icra eden yorumcular, bu konuyu araştıran teorisyenler ve müzikologlar için yol gösterici birer kaynak olacaktır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
FİNANSAL TEKNOLOJİLERİN VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN İŞ İLANLARI ÜZERİNE ETKİSİ
Finansal teknolojilerdeki gelişmelerin ve dijital dönüşümün, yapay zekâ ve robot teknolojilerinin çalışma yaşamına etkileri kaçınılmazdır. Teknolojik gelişmelerin mevcut durumu ve finansal sektöre etkileri çok yönlü olarak ele alınması gereken bir konudur. Bankacılık sektörü ve diğer mali kuruluşların bu teknolojileri yakından takip ettiği birçok teknolojik gelişmeye de öncülük ettiği görülmektedir. Bu gelişmeler mesleki yaşamı da önemli ölçüde etkilemektedir ayrıca profesyonellerin kariyer yolculuğuna da yön vermektedir. Uluslararası iş ilanı web sitesi olan LinkedIn sitesinin kamuya açık verilerinden yararlanılarak, G7 (ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Kanada ve Japonya) ülkelerinin finans, yazılım ve bilgi teknolojileri alanlarında Aralık 2019 ve Aralık 2020 dönemleri arasında en çok ilan veren kurumlar, işler ve ilanlarda en çok yer alan beceriler karşılaştırılıp analiz edildiği bu çalışmada Türkiye ve dünya genelinde bankacılık, finans, muhasebe, denetim ve sigortacılık alanlarındaki iş ilanlarının deneyim düzeyi, şirket, iş türü, konum, sektör ve iş ilanı şeklindeki verileri sınıflandırılarak analiz edilmiştir. İş ilanlarının detayları üzerinden adayların yazılım ve bilgi teknolojileri alanlarında becerilere sahip olması gerekliliği dikkate değer bir sonuçtur. Sektörün bu alanlara yönelmesi ile beraber çalışma yaşamında yeni meslek dalları ve yeni pozisyonların ortaya çıkması muhtemeldir. Yazılım ve bilgi teknoloji hizmetleri alanına yönelmesinde dünyada yaşanan pandeminin de etkisi olduğu düşünülmektedir.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
DİJİTAL ÇAĞDA Z KUŞAĞI GERÇEKLERİ
21. yüzyılda yaşanan sosyal, siyasal, politik, ekonomik ve teknolojik gelişmeler Z kuşağının gündelik yaşam pratiklerinde önemli değişimleri de beraberinde getirmiştir. Özellikle 2019 yılında başlayan COVID-19 pandemi sürecinin tüm dünyayı etkisi altına alması ile neredeyse hayatın her alanında radikal değişimler ve dönüşümler yaşanmıştır. Toplumun önemli bir yapı taşını oluşturan gençler ve dolayısıyla Z kuşağı, her aşamada yeni değerlerin inşa edildiği dijital çağda önemli ve etkin bir rol üstlenmektedir.
Günümüzde, Z kuşağını doğru bir biçimde okuyabilmek aslında geleceği anlayabilmektir. Bu bağlamda “Dijital Çağda Z Kuşağı Gerçekleri” kitabı, Z kuşağını yeni dünya düzeninde anlamaya yönelik bir içerikle hem akademiye hem de sektöre önemli bir kaynak olmayı amaçlamaktadır.
25 yazar tarafından 19 bölüm olarak kaleme alınan bu kitap, dijital çağda Z kuşağı gerçeklerini ortaya koymaya yönelik araştırma, derleme ve incelemeleri içermektedir. Bu bağlamda kitapta; markalaşma, dijital pazarlama, yeşil pazarlama, reklamcılık, halkla ilişkiler, dijital iletişim, eğitim, e-spor, dijital gazetecilik, dijital oyunlar, dijital siyasal iletişim, dijital okuryazarlık, dijital kültür, sosyal medya, postfeminizm ve tüketici davranışları gibi konular sosyal bilimler çerçevesinde, Z kuşağı perspektifinden detaylı bir biçimde incelenmiştir.
₺750,00
KİTAP TANITIMI
Depresyon ve Etkili Psikoterapi Yöntemleri
Depresyon, çeşitli genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik faktörlerin neden olduğu en yaygın ruh sağlığı bozukluklarından biridir.
Depresyon, tipik olarak monoamin nörotransmisyonu hedefleyen birinci basamak antidepresan ajanlarla tedavi edilir. Ancak, depresyonu olan danışanların çoğu ilaç tedavisine olumlu yanıt vermez. Depresyonun tedavisi, ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapidir. Bununla birlikte hafif ve orta şiddetteki depresyonun en etkili tedavisi psikoterapi yöntemleridir.
Bu kitap, depresyonla ilgili en temel bilgi ve psikoterapi yöntemlerini içermektedir. Depresyon günümüzde yanlış bilinen ve tedavisi göz ardı edilen bir bozukluktur. Bu açıdan kitabın bu yöne ışık tutacağı amaçlanmaktadır. Kitabın içinde yer alan uygulamalar klinik açıdan psikolog ve terapistlere fayda sağlayacağı düşünülür.
Yeni mezun uzman psikologlar ve terapistler özellikle psikoterapi yöntemlerini lisans ya da lisans üstü eğitim programlarında bir ders mahiyetinde öğrenmektedir. Bu kitap sayesinde eski bilgiler tazelenmiş olacaktır. Ayrıca kitapta depresyon tiplerine güncellenmiş haliyle ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Zamanla değişen ve güncellenen bilgiler bu vesileyle tekrar edilerek pekiştirilmiş olacaktır.
Danışanların talepleri üzerine onlar için önerilen kitaplar danışanları daha çok istek ve merakla okumaya teşvik eder. Bu yönüyle de bu kitabın danışanlara, kendi problem ve depresif durumlarına, psikoeğitsel açıdan rehberlik edeceği umulmaktadır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye Cumhuriyeti’nin Yüz Yıllık Kamu Yönetimi
Türkiye’nin kamu yönetimi tarihini, bütün birimleriyle ve kapsamlı bir şekilde ortaya koyan bir başvuru kaynağına olan ihtiyaçtan doğan bu kitap, Cumhuriyet döneminin mülki-mahalli idari yapılanmasının bütüncül yaklaşımla ve sistematik şekilde irdelendiği bir çalışmadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze kadar tecrübe ettiği idari süreçleri, bütün yönleriyle, sade bir dille ve akademik disiplinle ortaya koyan, sahasında uzman akademisyen ve araştırmacılar tarafından literatür ve arşiv kayıtları incelenerek hazırlanan bu eserde; Cumhuriyetin yüz yılı boyunca illerin ve bağlı birimlerinin kuruluş süreçleri, sebepleri, idarecilerinin tayin-azil kriterleri ve yasal dayanakları sunulmaktadır. 1923 yılından itibaren kamu yönetimi alanında yapılan düzenlemeleri, objektif kaynaklara dayanarak açıklayan bu çalışma, halkın ve tarih araştırmacılarının başucu kaynağı olma işlevini yerine getirmekte; literatürde yer alan mikro çalışmalar, tek bir kitapta makro düzeyde toplanmaktadır.
₺550,00
KİTAP TANITIMI
DEVELOPING ESP COURSES IN THE FLIPPED LEARNING ENVIRONMENT
The question, ‘Who should teach courses in English for Specific Purposes (ESP)?’ has been a matter of controversy for decades in the field of English language teaching (ELT). However, in the course of time, there has appeared to be a consensus on allocating the responsibility of teaching ESP courses to English teachers due to their overwhelming success in teaching practice in comparison to content experts. In fact, the success of ESP teachers appears to rely on the five key roles identified by Dudley Evans and St. John (1998) who called them ‘ESP practitioners’, which are the roles of a teacher, a researcher, a course designer, a material provider, a collaborator and an evaluator. In this book, you will find a compact pack of how to become ‘an ESP practitioner’ by following the footsteps of the leading researchers in the ESP literature. Besides, it is the responsibility of ESP practitioners at tertiary level education to catch up with the needs and mindset of the generation Z individuals via technology-integrated pedagogical strategies as is the case with one of the recent blended learning approaches, the flipped learning approach. Thus, in this book you will also find the elements of creating a flipped learning environment, relying on the related literature on how to become a flipped learning practitioner. On this basis, driven by Dr İlter’s doctoral dissertation, ‘Developing ESP Courses in the Flipped Learning Environment’ is relied on an evidence-based literature review concerning the flipped learning perspective in ESP practices in EFL settings. It is hoped that this review will satisfy an existing need in the ESP field by suggesting the flipped learning strategy as an alternative to benefit from in the design and implementation processes of developing an ESP course at a tertiary level EFL setting.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Sosyal Medya ve Algoritmalar
Dünyada algoritmaları ve büyük teknoloji şirketlerini ellerinde tutan azınlıklar, kendini çoğunluk sanan sıradan kullanıcıların ekonomik, politik ve kültürel yönelimlerini doğrudan etkileyebilir mi? Cevapla ilgili kafanızda soru işaretleri varsa bu kitap size göre olabilir.
Algoritma kelimesinin kökleri her ne kadar 9. Yüzyıla kadar uzansa da sosyal medyanın hayatımızın her alanına nüfuz etmesiyle çok fazla duyulan bir kavram olmaya başladı. Bilişim, telekomünikasyon, sağlık, eğitim gibi birçok farklı alanda kendisine yer bulan yapay zeka teknolojileri, günümüzün en güçlü dinamiklerinden biri olan sosyal medyada da aktif olarak kullanılıyor. Günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya platformları, işlevselliklerini artırmak ve kullanıcılarına daha”iyi” bir deneyim sunmak ve tabii ki özünde karlılıklarını artırmak için yapay zeka teknolojisi ile çalışan algoritmalar kullanıyor. Bu çalışmada, sosyal medya kullanıcıları olarak farklı alanlarda ne gibi algoritmik manipülasyonlara maruz kaldığımızı, yapay zekanın hayatımızı bir çok alanda kolaylaştıracağı tezine karşı dikkat edilmesi gereken bazı noktalara vurgu yapılmaya çalışılıyor. Diğer yandan günlük hayatımızın vazgeçilmezi algoritmaların gazetecilik mesleğine ve pratiklerine nasıl bir katkı sunduğu ve ne gibi dezavantajlara yol açabileceği işleniyor. Türkiye’nin genç bilim insanı adaylarından sosyal medya ve algoritmalara farklı yaklaşımları bu kitapta bulabilirsiniz.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
TEK EBEVEYNLİ AİLELERDE AİLE AİDİYETİ
Günümüzde toplumsal değişime paralel olarak ailenin “anne, baba ve çocuklar”dan oluşan bir toplumsal kurum olduğu yönündeki klasik yaklaşımdan uzaklaşılmaktadır. Dünya genelinde boşanma, evlilik dışı çocuk sahibi olma, bekar bireylerin evlat edinmesi, ebeveynlerden birinin ölümü, ebeveynlerden birinin şehir dışında ya da yurt dışında yaşaması gibi çeşitli nedenlerle oluşan ve ebeveynlerden birinin çocuğun bakımından sorumlu olduğu tek ebeveynli ailelerin sayısındaki artış, bu aile yapısını anlamaya yönelik çabaların da artmasına yol açmıştır.
Bu kitapta, tek ebeveynli ailelerde aile aidiyeti konusu ele alınmıştır. Temel insan ihtiyaçlarından biri olarak aile aidiyeti tek ebeveynli aileler özelinde incelenmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’nin Beyin Göçü Politikaları
Beyin göçü sorunu, 1945 yılında İngiltere tarafından fark edilmiş, küreselleşmenin de etkisiyle 1960’lardan sonra hızla artınca ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler, itme ve çekme perspektifinden önemli beyin göçü politikaları üretmiştir. Türkiye ise 1933-1945 yıllarında Atatürk’ün vizyonuyla beyin göçü çekmek için Üniversite Reformları geliştirmiştir. İlerleyen süreçlerde beyin göçünün mağduru olmamak açısından 1960 yılından başlayarak Beş Yıllık Kalkınma Planlamaları kapsamında çekim merkezleri olarak kurduğu Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), Teknoparklar vb. cazibe merkezleri paralelinde, TÜBİTAK Tersine Beyin Göçü ve Yabancı Beyin Göçü çekmek için Turkuaz Kart gibi birtakım politikalar geliştirdiyse de etkili bir atak oluşturamamış, beyin göçü sorununu politik gündemine bir problem olarak almakta geç kalmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin beyin göçü politikalarını tarihsel olarak ortaya koyan bütünleşik, düzenli bir çalışma olmadığı gibi, elde edilen veriler, daha çok beyin sermayesinin kaybının incelenmesi gibi çalışmalar olarak öne çıkmaktadır.
Uluslararası literatür açısından bakıldığında ise bilgi ve dijital teknolojiyi kullanarak iyi bir iletişimle çok fonksiyonlu bir beyin göçü mantığı ve politikaların geliştirilmesi ve bu kavrama yeni bir boyut, beyin göçü yaklaşımlarına yeni bir analitik çözümlemeyle, yeni politikalar üretilmesi, ülkelerin beyin göçü politikaların da tarihsel derinliğinden kronolojik olarak süzülüp analiz edilmesi elzem gözükmektedir.
Bu Kitapta; öncelikle uluslararası beyin göçü politikaları ve Türkiye’den en çok beyin göçünü çeken ABD ve Almanya gibi ülkelerin beyin göçü politikaları incelenmekte, ABD Green Kart, Almanya (AB) Mavi Kart ve Türkiye’nin geliştirdiği Turkuaz Kart benzer özellikleri karşılaştırılmakta, beyin göçü politikası kavramsallaştırılmaktadır. Çalışmanın odağını oluşturan; “Türkiye’nin itme ve çekme perspektifinden geliştirdiği beyin göçü politikaları” ise Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlayarak, Türkiye’nin Erken Cumhuriyet dönemi (1923-1950) Türkiye’nin en etkili beyin göçü çekme politikalarından olan Üniversite Reformları, Beş Yıllık Kalkınma Planları (1960- 2022) kapsamında, son dönem TÜBİTAK 2232 ve Turkuaz Kart beyin göçü politikaları da dahil olmak üzere, tarihsel bir belge olması umuduyla dönemsel derinliğinden kronolojik olarak ortaya konulmakta ve bu politikaların Türkiye’nin beyin göçü üzerindeki etkileri güçlü, zayıf, fırsatlar ve tehditler çerçevesinden SWOT analizi ile değerlendirilmektedir.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
HALİT ZİYA UŞAKLIGİL’İN HİKÂYELERİNDE KADIN FİGÜRLER
Halit Ziya Uşaklıgil Türk edebiyatının gelişimine romanlarının yanı sıra hikâyeleri ile de yön vermiş önemli bir isimdir. Hikâyeler konu çeşitliliği, kişi zenginliği ve üslup bakımından dikkat çekicidir. Kurguyu başarılı kılan, kişilerin karakterizasyonudur. Çevreye duyarsız kalamayan ve hassas bir yapıya sahip olan Halit Ziya’nın çabası ‘insan’ın hikâyesini eksiksiz anlatabilmek olduğundan o, seçtiği kişileri iyi gözlemlemiş, ayrıntılarıyla kurgulamış ve okuru onların yaşamına ortak etmeye çalışmıştır.
Halit Ziya hikâyelerinde, okur ile yazarı ortak paydada buluşturan önemli unsurlardan biri kadındır. Hikâyelerdeki kadınlar, kaderci bile olsa duygularının, düşüncelerinin, isteklerinin, arzularının farkında olan figürlerdir. Kadın duyarlığına sahip yazar, eril düşünce yapısının egemenliğinde yaşayan kadını trajik ve dramatik yaşamıyla kaleme almış; yarattığı kadın figürler ve kullandığı teknikler ile kadının gerçekte yaşadığı çatışmaları eserlerinde irdelemiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
II. ABDÜLHAMİD DÖNEMİ GÖRSEL TEMSİLİYET SERVET-İ FÜNÛN ÖRNEĞİ
Osmanlı İmparatorluğu 20. yüzyılın başlarına kadar süren çabalarına rağmen iki farklı durumu tems13il eden bir görünüm arz etmekteydi. Bir yüzü ile her an ölmesi beklenen “Avrupa’nın hasta adamı” olarak hangi devletin kollarında can vereceği beklenirken, bir diğer yüzü ile milyonları bulan Müslüman nüfus üzerindeki halife gücü ve coğrafi konumu ile hala hesaba katılması gereken bir güç idi. Ekonomik olarak büyük devletlerin kurduğu Düyûn-ı Umûmiye İdaresinin varlığı ile kontrol altında tutularak gelir kaynakları büyük oranda devlet borçlarına sayılmaktaydı. Özellikle Avrupa’da kalan topraklarında kayıpları ise devam etmekteydi. Bu noktada özellikle Sultan ve Babıâli’deki memurlar çok zor koşullar altında çalışarak, dar alanda manevra yapabilecek bir saha açmaları, kısaca kendi kaderlerini kendilerinin tayin edeceği durumda olduklarının bilincindeydiler. Bu da Batılı Devletlerle kurulacak ikili ilişkilerin mahiyetini ve önemini belirleyen nokta idi. Bâbıâli’yi temsil eden bürokratların, diğer yerlerdeki yönetim seçkinlerinde olduğu gibi yekpare bir bütünlük arz etmediği, dikkat etmemiz gereken unsurlardan biridir. Gerek yozlaşmanın ve hizipleşmenin çeşitli yüzlerini temsil eden gruplar, gerekse de üzerine fazla düşünülmeden yapılmış tanımlamalar aracılığıyla, kimi yönetici/idareci seçkinin daha tutucu ve kimisinin de daha ilerici olduğunu görürüz.31
₺300,00
KİTAP TANITIMI
COĞRAFİ PERSPEKTİFLE DAĞ VE DAĞLIK ALANLAR II
“Coğrafi Perspektifle Dağ ve Dağlık Alanlar II (Sürdürülebilirlik-Yönetim-Örnek Alan İncelemeleri)” adlı bu kitap, dağ ve dağlık alanların doğal ortam özellikleri, beşerî ve ekonomik coğrafya özelliklerinin sürdürülebilirliği ve yönetimiyle alakalı 12 çalışmadan oluşmaktadır. Bu kitap ile Dünya’da ve Türkiye’de dağ ve dağlık alanlarla alakalı literatüre katkı sunulması hedeflenmiştir
₺560,00
KİTAP TANITIMI
1908-1983 Arası Dönemde Türkiyede Askeri Kültür ve Laiklik İlişkisi
Bu kitap Türkiye’de daha önce çok fazla çalışılmamış olan askeri kültür konusunu farklı boyutlarıyla ele almakta ve Türk siyasal hayatındaki önemli dönüm noktalarını askeri kültürdeki değişimlerle açıklamaktadır. Bu bağlamda bu kitap Türk askeri kültürünü, devrimcilik, gardiyanlık ve apolitikleşme olarak üç farklı dönemde ele almakta, söz konusu yaklaşımı teorik bir düzene oturtmak için pozitif-demokratik, negatif-demokratik, pozitif-antidemokratik, negatif- antidemokratik ve değişken modeller olmak üzere 5 ayrı model içerisinde incelemektedir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
ORTADOĞU ÇALIŞMALARI
Osmanlı Devleti Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) ve Kanuni Sultan Süleyman’ın (1520-1566) hükümdar oldukları dönemlerden itibaren bugün çoğu Arap Birliğine üye olan devletlerin toprakları üzerinde Osmanlı idaresini kurmuşlardır. Osmanlı Devleti 1516 senesinde Ortadoğu Arap bölgelerine doğru ilerlediğinde, imparatorluk zaten Balkanlar’da ve Anadolu’da büyük başarılar elde etmişti. Diğer yandan Arap topraklarının fethi, imparatorluğun İslam memleketlerinin, Avrupa devletlerinin etki alanından kendi tarihi merkezine doğru bölgesel genişlemesinde önemli bir jeopolitik değişime yön verdiği muhakkaktır. Osmanlı Devleti’nin 16. Yüzyıl askeri seferleri, birer efsane olan Bağdat, Şam ve Kahire şehirlerini Osmanlı Hanedanı’nın idaresi altına almış olmasıdır. Bağdat ve Şam bir dönem Halifeliğin merkezi olmalarından dolayı Sünni Müslümanlar için önemli bir saygınlığa sahip iken, Osmanlı ordusu Kahire’ye vardığında yetkisi yalnızca unvandan ibaret olan Memlük halifesi hala sarayında oturuyordu. Yeni Osmanlı toprakları İslam’ın en kutsal şehirleri olan Mekke, Medine ve Kudüs şehirlerini de kapsıyordu. Yavuz Sultan Selim kendisine bahşedilen sorumluluğu ve şerefi öne çıkarmak amacıyla “Hadimü’l-Haremeyn eş-Şerifeyn” unvanını uzun bir liste oluşturan diğer unvanlarının arasına eklemiştir.
Bu vesile ile tarihimizi ve Ortadoğu bölgesini ilgilendiren araştırma yapmayı gaye edindik. Arapça, İngilizce, Türkçe makaleler ile çeşitli kitaplardan yararlandık. Bulabildiğimiz kaynakları konu hakkında değerlendirmeye çalıştık. Okuyucularımıza başarılar temenni ederiz.
Doç. Dr. Yaşar CANATAN
₺340,00
KİTAP TANITIMI
MONDROS (Anadolunun İşgal Planı)
Yeni Belgeler Işığında Mondros Mütarekesi
1. Dünya Savaşı sonucunda İtilaf Devletleri ile 30 Ekim 1918de Mondros Mütarekesini imzalayan ve ateşkes ilan eden Osmanlı Devleti için esasında savaş ateşi yeniden harlanmıştır. Zira barış umuduyla imzalanan mütareke, Batılı devletlere Anadoluyu işgal etme yetkisi verdiği gibi Osmanlı Hükümetinin de sonunu getirmiştir. Mütareke maddelerinde geçen muğlak ifadelerle hareket etmeye özen gösteren müttefikler, ucu açık metinlerin sağladığı kolaylıkla Anadolu sathının her tarafında kontrollerini sağlamlaştırmaya çalışmışlardır.
Bu eser, İtilaf Devletlerinin Mondros Mütarekesine dayanarak Anadolu topraklarında gerçekleştirdikleri işgalleri ve uyguladıkları politikaları anlatmakta, ayrıca meselenin günümüze yansımaları konusunda kısa bir değerlendirme yapmaktadır. Yeni birçok belgenin kullanıldığı bu çalışmada dikkat edilen husus, metinde verilen akademik bilginin yorum ve analizlere tabi tutulması, okuyucunun sıkılmaması için anlaşılır ve akıcı bir anlatıma özen gösterilmesidir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Sanat Eleştirisine Giriş
ÖNSÖZ’den
Kitaba sanatın yönteminin ne olduğunu anlatmakla başladım. Böylece öğrencilere bilim, sanat ve felsefenin gerçekliğe nasıl yaklaştığını, onu nasıl kavradığını anlatmayı hedefledim. Bu yolla sanatın insan zihnini nasıl çalıştırdığının anlaşılacağını ve öğrencilerin eleştiri için yöneldiği sanat nesnesine nasıl yaklaşması gerektiğini kavrayacağını düşündüm.
İkinci bölümde eleştiri ve sanat eleştirisi kavramının içerik ve tarihini, daha sonrada eleştirinin önündeki güçlüklerin ne olduğunu tartışarak anlatmaya çalıştım.
Üçüncü bölüm sanat eleştirisi yöntemlerinin bir dökümüdür. Sanat eleştiri yöntemleri tarihsel dönemlerden, farklı disiplinlerden, toplumsal ihtiyaçlardan, sanattaki değişik tarz ve türlerden, eleştirmenlerin kişisel yaklaşımlarından kaynaklanan çeşitlilik göstermektedir. Neredeyse her eleştirmen kendine özgü bir eleştiri türü geliştirmiştir. Bütün bu türleri arka arkaya sıralamak yerine onları kategorize etmeyi tercih ettim ve bu türlere kendi yorumlarımı ekledim.
Dördüncü bölüm eleştirinin araç gereci olan sanat eleman ve ilkelerinin bir dökümüdür. Bu döküm sırasında eldeki verilerin günümüz sanatını karşılayamadığını gördüm. Sanat eleman ve ilkelerine çağdaş sanatın yapısına uygun olduğunu düşündüğüm yeni ögeler ekledim ve eldeki listeyi yer yer yeniden yorumlamaya çalıştım.
Beşinci bölüm ise sanat eleştirisi yönteminin yazılımına ayrıldı. Burada klasik dörtlü ayrım yeniden ele alındı. Betimleme, çözümleme, yorum ve yargı aşamalarını çağdaş sanatın verileri ışığından yeni gözden geçirip, güncel yorumlar eklemeye çalıştım.
Son bölümde ise kitabın tümünde anlatmaya çalıştığım sanat eleştirisinin, örneklerle nasıl uygulanabileceğini göstermeye çalıştım. Burada farklı tarihsel dönemlerden örnekler seçildi. Hem geleneksel sanat çalışmaları, hem de çağdaş sanat eserleri eleştirilerek öğrencilerin belli bir sanat anlayışında takılmasını önlemek istedim.
KİTAP TANITIMI
Mentoring Program for Professionals to Support Integration of Immigrant Women in the form of Blended-Learning
A mentor can help with a wide range of issues to address the challenges you are facing. For example, the mentees may want to improve their skills in a particular area, or they may need guidance in making an important decision. Goals are useful because they help the mentee to see the bigger picture, not get bogged down in day-to-day tasks and problems. It is important to teach the mentee to return regularly to their goals, to focus on achieving them and to measure progress. The mentor must be able to assess the level of commitment of the mentee to the goals. This book gives us details on these issues.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
OTO SİGORTALARI HASAR SÜREÇLERİ
2000’li yıllarda başlayan serbest tarife ve 2007 yürürlüğe giren 6584 sayılı sigortacılık kanunu sonrası, oto sigortaları hasar süreçlerinde önemli değişiklikler olmuştur. Serbest tarifeye ve hasar maliyetlerini kontrole bağlı olarak pek çok yeni oyuncu sektöre girmiştir. Bu yeni iş ortakları hasar sürecinde yerini almıştır.
“Oto Sigortaları Hasar Süreçleri” konulu çalışma ile; mevcut sistemin işleyişi ve oyuncuların tespiti yapılmıştır. Bu oyuncuların mevcut uygulamada neler yaptığı, birbirleri ile ilişkileri, yaşadıkları sorunlar ve çözüm önerileri üzerine bir analiz yapılmıştır.
KİTAP TANITIMI
Evolution of Economics
Adam Smith, with “An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations” published in 1776 is unanimously hailed as the founder of economics as a social science and also of “economic liberalism” or “capitalism” as it is called to contrast it with “socialism”, the latter propagated by K. Marx at a later date.
The group of economists that followed A.Smith, including such notable names as D.Ricardo, N.W.Senior, John Stuart Mill, culminating in Alfred Marshall (1890: Principles of Economics) is called the “Classical School” or alternately the “Manchester School” to refer to their place of origin. Their macroeconomic system is called the “Classical System”. Having accepted the Malthusian law of population (T.Robert Malthus: 1798 Essays on the Principle of Population) D. Ricardo had come up with a model in which growth eventually comes to a halt, moving to that point, however, all along at full employment equilibrium.This was also in line with the views of Adam Smith. Marshall had introduced the concept of elasticities and used the partial method of analysis. In contrast, Leon Walras, in his “Eléments d’Economie Pure ou Theorie de La Richesse Sociale” used the general equilibrium approach to prove that the economy arrives automatically to full employment equilibrium, following Adam Smith and the Classical School.
This book offers a summary of the basic views and conclusions of Adam Smith concerning economic regime, as is also followed by the rest of the members of the Classical School: In a milieu of perfect competition prevailing in all the markets or sectors of the economy, including the labor market, full employment equilibrium will be achieved automatically. This equilibrium will, therefore, also maximize the welfare of the workers because the market wage rate, with no intrusions from the government or the unions, will have ensured full employment. Hence, there is no need for interventionism, that is, for the state to intervene prices, wages, channeling of investments and economic decisions in general.
₺260,00