KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Türk Polisiye Romanında Celil Oker
-

Avatarını Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!
₺310,00 -

ABD’de Ev Okulu Uygulaması
₺250,00 -

Sözlü Çevirinin Mutfaği
-

Posthüman Ekofeminizm
₺340,00 -

Youtube Türkiye’de Kültür Siyaset ve Tüketim-1
₺585,00 -

XIII. Yüzyıldan Günümüze Yazılı Metinlerden Tanıklarla Tarihsel ve Çağdaş Türkiye Türkçesinde Sahiplik-Aitlik-Özgülük Kavramlarının İşaretlenmesi
₺1.450,00 -

UYGARLIK TARİHİ
-

Türkiye’deki Kürt Meselesi Galtungyan Bir Bakış
₺405,00 -

Türkçe Öğretimi Açısından Çocuk Edebiyatı
-

Türabî Divânı
₺1.300,00 -

THE HISTORY OF THE MARITIME WARS OF THE TURKS
₺440,00 -

TCMB Parasal Aktarım Kanalları Üzerine Ampirik Çalışmalar
-

SÜLEYMAN HÜSNÜ PAŞA MEBÂNİ’L-İNŞÂ (CİLD-İ SÂNİ)
₺235,00 -

SOSYAL MEDYA VE BLOG
₺440,00 -

SİVİL HAVA YOLU TAŞIMACILIĞINDA PAZAR PAYININ ARTTIRILMASINA YÖNELİK REKABETÇİ STRATEJİLERİN GELİŞTİRİLMESİ
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Amerikan Board Misyonerlerinin Balkanlar ve Ortadoğu Coğrafyasındaki Anatomisi (1820-1923) Cilt II
Geleneksel misyonerlik tarihi anlatılarının ötesine geçen bu kapsamlı çalışma, binaları ve diplomatik belgeleri değil; bu devasa yapıyı omuzlarında taşıyan insan unsurunu merkeze alıyor. Çalışma 1026 kişilik personel evrenini kolektif biyografi ve tarihsel demografi yöntemleriyle çözümlüyor. Eser; New England’dan Doğu’nun zorlu coğrafik şartlarına “biyolojik şok” tecrübesini, rasyonel personel yönetimini, “misyoner hanedanlıkları” yaratan akrabalık ağlarını ve kadın misyonerlerin dirençli profillerini ampirik verilerle inceliyor. Kurumsal aklın, yetkiyi yerel kadrolara devrederek kendi varlığını planlı şekilde tasfiye etme stratejisini deşifre ediyor. “Misyoner anatomisini” karanlıkta bırakmayan bu kitap, Yakındoğu’nun toplumsal dönüşümünü insan kaynağı üzerinden yeniden okuyan benzersiz bir başvuru kaynağıdır.
₺1.100,00
KİTAP TANITIMI
Risâletü’l-İslâm
13-15. yüzyıllarda Anadolu’da Oğuz ağzına dayalı olarak gelişme gösteren yazı dili Eski Anadolu Türkçesi olarak adlandırılır. Batı Türkçesinin ilk dönemi olan Eski Anadolu Türkçesi, Türk dili tarihinde adeta bir dönüm noktasını oluşturur. Bu dönemde mensur ve manzum olmak üzere pek çok türde çeşitli eser verilmiştir. Bu türlerden biri de ilmihâl metinleridir.
Elinizdeki Risâletül-İslâm adlı eser de ilmihâl konusunda yazılmış mensur bir metindir. Eski Anadolu Türkçesi mahsullerinden olan eser, çeşitli hikâyelerin bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Eserde genel olarak namaz, oruç, zekât, hac, kölelik, abdest, miras, gusül, nikah, boşanma gibi pek çok konu detaylı olarak incelenmiştir. Yine bu konuların içerisinde çeşitli kıssalara da yer verilmiştir. Sade bir dille yazılmış olan eserin söz varlığı da oldukça zengindir.
Çalışmada eserin Koç Üniversitesi nüshasına dayalı olarak hazırlanmış dil özellikleri, metni ve dizini sunulmuştur.
₺1.000,00
KİTAP TANITIMI
TALKS TO TEACHERS ON PSYCHOLOGY: AND TO STUDENTS ON SOME OF LIFE’S IDEALS
The art of teaching grew up in the schoolroom, out of inventiveness and sympathetic concrete observation. Even where (as in the case of Herbart) the advancer of the art was also a psychologist, the pedagogics and the psychology ran side by side, and the former was not derived in any sense from the latter. The two were congruent, but neither was subordinate. And so everywhere the teaching must agree with the psychology, but need not necessarily be the only kind of teaching that would so agree; for many diverse methods of teaching may equally well agree with psychological laws.
To know psychology, therefore, is absolutely no guarantee that we shall be good teachers. To advance to that result, we must have an additional endowment altogether, a happy tact and ingenuity to tell us what definite things to say and do when the pupil is before us. That ingenuity in meeting and pursuing the pupil, that tact for the concrete situation, though they are the alpha and omega of the teacher’s art, are things to which psychology cannot help us in the least.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
ALTINCI CUMHURBAŞKANININ SEÇİMİ MESELESİ
Bu kitapta Türkiye Cumhuriyeti’nin altıncı cumhurbaşkanının seçimi meselesi, olay örgüsünün ön planda tutulduğu, betimleme tarzında ele alınmaya çalışılmıştır. Kitapta “Türkiye Cumhuriyeti’nde askeri darbeler sonrasında ordunun siyaset üzerindeki etkisi nasıl olmuştur? Cumhurbaşkanları kim ya da hangi güçler tarafından seçilmiştir? Politikada iki ana akımın temsilcisi olan siyasi partilerin devlet yönetiminde asgari şartlarda uzlaşmaları demokrasinin seyrini nasıl etkilemiştir?” biçimindeki sorulara cevap aranmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
TKP’den Sonra Kadro Dergisinden Önce Şevket Süreyya (1928-1932)
Bu kitap tek-parti döneminde (1923-1946) Cumhuriyet’in eğitim ve ekonomi bürokrasisi içinde önemli görevler üstlenen ve aynı zamanda Kadro dergisini çıkarıp İnkılap ve Kadro metnini yayınlayarak siyaseten ve düşünsel olarak da etkili olmaya çalışan Şevket Süreyya Aydemir gibi önemli bir entelektüelin erken dönem biyografisine ışık tutmayı hedeflemektedir. Kitap, Şevket Süreyya’nın Türkiye Komünist Partisi’nden ayrılıp Türk İnkılâbı’nın hizmetine geçme kararını verdiği tarihi kendine başlangıç olarak almıştır. Onun Kadro dergisi çıkana kadar fikri gelişimini takip etmekte ve 1928-1932 kronolojisindeki dergi ve gazetelerdeki yazılarını, raporlarını ve yayınladığı kitapları analiz etmektedir. Kitap; Aydemir’in Hayat, Muhit dergileri ile Hâkimiyeti Milliye gazetesindeki yazılarının, Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti bünyesindeki çalışmalarının ve yayınlarının bir değerlendirmesini içermektedir. Bu bağlamda çalışma, “sabık bir komünist” olarak Şevket Süreyya’nın Türk İnkılâbı’na eklemlenme ve uyumlanma süreci ile Kadro dergisinde kapsamlı olarak formüle edeceği devletçi, materyalist ve sosyal milliyetçi kalkınma ideolojisinin olgunlaşma safhalarını ele almaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLER VE DENEME PLANLANMASI
Bu kitap üç husus dikkate alınarak hazırlanmıştır.
- a) Gerek lisans düzeyinde farklı isimlerle okutulan İstatistik, İstatistiksel Yöntemler, Biyometri, Biyoistatistik, Temel İstatistik, Araştırma ve Deneme Yöntemleri, Deney Tasarımları, Araştırma Yöntemleri dersleri için gerekse de Lisansüstü ve Doktora düzeyinde okutulan Deneme Planlanması, İstatistiksel Veri Değerlendirme, Bilimsel Çalışma Sonuçlarının Değerlendirilmesi, Regresyon Analizi, Örnekleme Yöntemleri, Tarımda Bilimsel Araştırma Kavramı gibi dersler için temel bir kaynak kitap olmasına
- b) Özellikle uygulamalı bilimlerdeki tüm akademisyenler ve araştırıcılar için bir danışmanlık hizmeti sunabilmesi yani, merak edilen konu bakımından bir araştırma ve denemenin nasıl planlanıp, yürütülebileceğinden başlayıp elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinin nasıl yapılabileceği, istatistik analizlerde uygun yöntemin nasıl belirleneceği, analiz sonuçlarının nasıl yorumlanıp rapor edilebileceğine kadarki bütün aşamaları etraflıca içermesine ve
- c) Uzun yıllardan beri gerek üniversitemizin değişik birimlerindeki akademisyenlere, lisansüstü çalışmalarını sürdüren öğrencilere ve araştırıcılara, gerek ülkemizdeki diğer üniversitelerdeki akademisyen, lisansüstü öğrencileri ve araştırıcılara, gerekse de yurt dışındaki birçok akademisyene istatistik analiz konusunda gönüllü olarak yoğun bir istatistik danışmanlık hizmeti sunmamdan dolayı araştırıcıların en çok sıkıntı çektikleri noktalar dikkate alınarak tüm bilim insanları ve araştırıcılar için Başucu Kitabı niteliğinde bir kitap olmasına dikkat edilmiştir.
Söz konusu hususların dikkate alınarak hazırlanan bu kitapta karmaşık formüllerden olabildiğince kaçınılmış ve herkesin rahatlıkla anlayabileceği sadece bir dil kullanılmaya çalışılmıştır. Kitapta olabildiğince her alandan örnekler verilmiş ve dikkate alınan test ve yöntemlerin uygulanış adımları, elde edilen sonuçların yorumlanması ve söz konusu sonuçların nasıl rapor edilebileceği uygulamalı olarak adım adım gösterilmiştir.
.
KİTAP TANITIMI
TÜRKİYE’DE E-ÖĞRENME Gelişmeler ve Uygulamalar III
Önsöz’den
Dünya’da dijital eksen gelişip öğrenme M-Öğrenme ve U-Öğrenme gibi farklı boyutlara taşınırken, biz de akademisyenler olarak bundan bağımsız kalamayız. Çünkü eğitimdeki gelişmeler, eğitimde karar verici yöneticiler, eğitim teknologları, eğitim yöneticileri açısından çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşmekte ve adaptasyon gerektirmektedir. Bir kitap çalışması kolay bir iş değil, sancılı olabiliyor. Kitabımızın birinci baskısında bazı ciddi hatalar bulunuyordu, bu yüzden düzeltilmiş gözden geçirilmiş yeni baskısıyla sunulmasının daha uygun olacağını düşündük.
KİTAP TANITIMI
VAKIF İNSAN PROF. DR. HİKMET ÖZDEMİR ARMAĞANI
Vakıf ve vâkıf insan, bilim insanı, eğitimci, vaiz, şair, bürokrat, siyasetçi, daha sayılabilecek birçok vasfı haiz, hayatı mücadele ile geçmiş bir mümin Prof. Dr. Hikmet Özdemir. Bütün bu vasıflarının yanında bir o kadar mütevazı ve yüce gönüllü bir şahsiyet. Tercümeihâli bunu gösteriyor, hayatın her alanında var olmuş, mesleki vazifelerinin yanında vakıf işleriyle uğraşarak toplumun manevi anlamda ilerlemesine büyük katkılar sunmuştur.
Hikmet Özdemirin siyasetçiliği, birçok vakıf ve dernekte mütevelli heyet başkanı olması ve mesleki kariyeri sebebiyle hayatına dair bilgiler yazılı ve görsel basında parça parça ve dağınık hâldeydi. Biz öğrencileri bu bilgileri toplayarak, kimilerini tashih ederek ve eksik kalan kısımları hocamızla farklı zamanlardaki görüşmelerimizde tamamlayarak bir araya getirmeye çalıştık. Ve bu örnek şahsiyeti bilenlere hissettirmek, bilmeyenlere bildirmek; bizlere, hassaten gençlere örneklik etmesi maksadıyla hocamıza Armağan kitabı çıkarmaya karar verdik. Elinizdeki kitap, bu düşüncenin ürünüdür.
₺1.600,00
KİTAP TANITIMI
Türk Basınında Demokrat Parti Dönemi İktidar Muhalefet İlişkileri (1950-1960)
Türk Basınında Demokrat Parti Dönemi İktidar Muhalefet İlişkileri (1950-1960), 10 yıllık DP Dönemine ilişkin yapılmış çalışmalardan farklı olarak iktidar ve muhalefet temsilcilerinin, dönemin basınında yer alan söylemlerini ele alarak, demokratların iktidarında meydana gelen iç ve dış gelişmeleri inceleme fırsatı vermektedir.
Basın organlarının kendi pencerelerinden gelişmelere olan bakışı ele alınırken metinde yer verilen tarafların ifadeleri, iki taraflı bir tarihsel incelemeye olanak sağlamaktadır.
Metin, başta siyasiler olmak üzere; kişileri gözlemleme, anlayabilme ve mevcut şartlar bağlamında kavrayabilme olanağı sunarken ideolojilerin basında ne kadar radikal bir rol oynadığını göstermektedir.
Kitap, geçmişten bugüne bugünden geçmişe açtığı objektif pencereyle alanında önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.
₺800,00
KİTAP TANITIMI
Doğal
Bu yöntem ile objelerin negatif görüntüleri elde edileceğinden dolayı fotogramı yapılacak objelerin niteliği, ışık geçirgenliği, yapısı ve objenin kendi yapısındaki ara boşlukları (espas) çok önemlidir. Çünkü fotogramda objenin negatif görüntüsü karta yansıyacağından, objenin ara boşluğundan ışık geçerek farklı görüntüler elde edilecektir.
Fotogramda kullanılan objenin ışığı geçirgenlik durumu karta yansıyan görüntünün oluşumunu etkilemektedir. Eğer hiç ışık geçirmeyen ojeler kullanılacaksa kartın üzerinde o alanlar tam siyah olarak ortaya çıkacaktır. Işık geçirgenliği olan objeler kullanıldığında ise kart üzerinde hayali görüntüler meydana gelir.
Fotogram sonucunda bir fotoğraf oluşur fakat fotoğraf makinesine gerek kalmadan fotoğraf oluşmaktadır.
Fotogram aynı zamanda agrandisörde yapılan bir kart baskısıdır. Fakat bu baskıda agrandisörde negatif film olması gerekmektedir. Oysaki fotogram çalışmasında filmsiz de fotoğraf oluşmaktadır. Fotogram çalışması için; ışık, kimya, fotoğraf, negatif-pozitif görüntü ve fotoğraf bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Dijital Darbe
Dijital çağın görünmeyen yüzüyle yüzleşmeye hazır mısınız? Dijital Darbe, teknolojinin hayatı kolaylaştıran bir araçtan; insan davranışlarını, çalışma ilişkilerini, özgürlük algısını ve toplumsal düzeni yeniden şekillendiren küresel bir güç mekanizmasına dönüştüğünü ortaya koyuyor. TeknoKET (Teknolojinin yol açtığı Kaygı, Endişe ve Tepki) çerçevesinde; platform kapitalizmi, veri sömürüsü, algoritmik yönetim, dijital gözetim, yapay zekâ, sürekli bağlantılı çalışma kültürü ve dijital emek düzeni eleştirel bir bakış açısıyla inceleniyor. Kitap, dijitalleşmenin sunduğu hız ve konforun ardındaki görünmez uygulamaları sorgularken; insan onuru, mahremiyet ve bireysel özerkliğin dijital geleceğin en kritik meseleleri arasında yer alacağına dikkat çekiyor. Çünkü artık asıl soru, teknolojinin ne yapabildiği değil; insanı neye dönüştürdüğüdür.
₺280,00
KİTAP TANITIMI
COMPUTATIONAL FORMALISM in LITERARY STUDIES
Shklovsky wrote in 1917 that art makes the stone stony. The claim assumed a baseline, habitual language against which literature registers as friction. Formalism never measured it. By 1930 the movement was finished and the term undefined. This book treats that as unfinished business. Emrah Peksoy argues that the computational analysis of literary corpora with language models supplies what Formalism lacked. It provides an empirical description of linguistic expectation. Once the norm exists, deviation stops being a metaphor. Defamiliarization becomes predictive failure. Literariness resolves into a geometry of fiction, prestige, and foregrounding. Narrative shape becomes a semantic trajectory across the novel. Each measure is derived from theory, tested where it fails, and returned to the reader. The algorithm measures the norm and its violation. The critic still reads. And formalism returns in modern dress as computational formalism.
₺450,00
KİTAP TANITIMI
Cumhuriyet Kadınlarının Mesleği Olarak Türk Hikâyesinde Daktilo Kızlar
Erken Cumhuriyet döneminde kadın haklarında kaydedilen gelişmelerle kadınların eğitim seviyeleri yükselmiş, toplumsal ve ekonomik alanlarda kadınların görünürlüğü artmıştır. Kadınların iş hayatında varlığını belirginleştiren öğretmenlik, hemşirelik gibi meslekler dışında, bu dönemden itibaren yeni bir meslek dalı olarak tercih edilmeye başlanan daktilograflık; basın hayatında ve edebiyat dünyasında “daktilo kız” adıyla derin izler bırakmıştır.
1920’lerden 1960’lara kadar daktilo kızlara odaklanan eserlerin çevrilerek gazete ve dergilerde yayımlanması, dönemin ünlü yazarlarının daktilograf olarak çalışan kadınlarla röportajlar yapması, daktilo kızların hayatını anlatan romanların ve hikâyelerin yazılması, daktilo kızları betimleyen şiirler kaleme alınması basında olduğu gibi edebiyatta da meslek sahibi kadın karakterlerin temsilinin çoğalmasına vesile olurken “daktilo kız” tipinin kültür hayatımızda önemli bir yer edinmesini sağlamıştır. Bu kitapta, birkaç çalışma dışında incelenmemiş bir konu olan “daktilo kız” tipi, hikâye türü özelinde ele alınmıştır. Çalışmanın ana çerçevesini yazarların kitaplaşmış hikâyeleri ile süreli yayınlarda kalan hikâyeleri oluşturmaktadır. Çalışmanın teorik zemininde ise Foucault’nun iktidar üzerine ortaya attığı görüşler bulunmaktadır. Bu bağlamda daktilo kızların öne çıkan özellikleri ve iktidarla kurduğu ilişki biçimleri Foucault’nun teorileri çerçevesinde incelenmiştir.
Kitabın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılında kadınlar üzerine yapılan çalışmalara katkı sağlaması ve emeğiyle iş hayatında ayakta durmaya çalışan kadınlara ilham olması temenni edilmektedir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Nef?î SİH?M-I KAZ?
Türk edebiyatının kaside ve hiciv üstadı olarak kabul edilen Nef?înin Sih?m-ı Kaz? (Kaza Okları) adlı eseri, hiciv türünün en iyi örneklerindendir. Şirin babasından başlayarak dönemin başlıca yönetici, edebiyat ve sanat çevrelerini sövgüye varan ifadelerle en ağır şekilde eleştirdiği bu eseri, hayatına mal olmuştur. Bu güne kadar eser üzerinde pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak yapılan çalışmalarda sıkı bir sansür uygulanmıştır. Edebe aykırı olduğu gerekçesiyle bazı şiirlere hiç dokunulmamış, bazı şiirlerde ise sövgü ifadeleri boş bırakılmıştır. Böylece Sih?m-ı Kaz? gibi önemli bir eserin yaklaşık üçte biri yok sayılmıştır.
Bu kitapta Sih?m-ı Kaz?nın Süleymaniye Kütüphanesi Yazma Bağışlar bölümünde 7274 demirbaş numarası ile kayıtlı bulunan nüshası esas alınarak, önceki çalışmalarda sansürlenen bölümler dâhil, eserin tamamı ilk defa araştırmacıların ve okurların hizmetine sunulmuştur. Dönemin dili, Nefî ve Sih?m-ı Kaz? hakkında genel bilgilerin verildiği Giriş bölümü ile başlayan kitap, Dil Özellikleri, Metin ve Dizinler olmak üzere başlıca üç bölümden oluşmaktadır. Şair ve eser hakkındaki bilgiler, malumun ilâmı olacağı için kısa tutulmuştur. Birinci bölümde başlıca ses ve yapı özellikleri incelendi. Yapılan tasvirî çalışmada, gerekli durumlarda, Eski Türkçe ve Eski Anadolu Türkçesi ile karşılaştırmalar yapıldı. Metindeki bağlamın takip edilebilmesi için, ek örnekleri, referans numaraları (metin ve beyit / satır numarası) gösterilerek genellikle kelime grubu ya da cümle hâlinde verildi. İkinci bölümde, önceki çalışmalarda tamamen ya da kısmen sansürlenen şiirler dâhil (222 şiir), metnin varak, satır / beyit ve şiir numaraları gösterilerek yazı çevrimi yapıldı. Metnin söz varlığı içinde önemli yer tutan kaba kelimelerin birer ünlüsü yıldız (*) işareti ile kısmen örtüldü. Çalışmanın son bölümü, gramatikal dizinlerden oluşmaktadır. Metnin söz varlığını ortaya koymak amacıyla hazırlanan gramatikal dizinde, özel adlar hariç, 3010 madde başı bulunmaktadır. Metinde geçen 195 özel ad ayrıca listelenerek kitabın sonuna eklenmiştir.
Nefînin keskin Kaza Oklarını anlamaya ve anlatmaya çalıştığımız bu eserin Türk dili, Türk kültürü ve edebiyatı araştırmalarına katkı sağlayacağını ümit ediyorum.
KİTAP TANITIMI
Çapanoğlu İsyanı ve Çerkez Ethem Yağması
Milis Yüzbaşı Ahmet Nâzım Kafaoğlu, 20. Yüzyıl’ın başlarında Yozgat’ta yetişmiş önemli bir asker ve devlet adamıdır. Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği kahramanlıklarla tanınan bir vatanseverdir. Özellikle Kurtuluş Savaşı yıllarında (1919-1922) yaşanan Çapanoğlu İsyanı ve isyanı bastırmak üzere Yozgat’a gelen Çerkez Ethem komutasındaki 1. Kuva-yı Seyyare’nin şehirde gerçekleştirdiği idamlar ve yağmalar nedeniyle Yozgat, Cumhuriyet Dönemi’nde sıkça haksız ithamlarla karşılaşmıştır. Ahmet Nâzım Kafaoğlu, bu olayların tanığı olmuş ve komutasındaki Yozgatlı yiğitlerle milis yüzbaşı olarak isyanların bastırılmasında ve Kurtuluş Savaşı’nda büyük kahramanlıklar göstermiştir. Ayrıca, Atatürk döneminde Yozgat Belediye Başkanlığı yapmış ve siyasette de yer almış bir devlet adamıdır.
Ahmet Nâzım Kafaoğlu’nun hatıraları, 1957 yılında şair ve yazar Abbas Sayar’ın sahibi olduğu Bozok gazetesinde “Çapanoğlu İsyanı ve Çerkez Ethem Yağması” adıyla tefrika edilmiştir. Eser, “Çapanoğulları İsyan Etti mi, Ettirildi mi?” başlıklı bir takdim yazısıyla başlamakta, ardından Ahmet Nâzım Kafaoğlu’nun kısa bir “Ön Söz”ü ve “Hatıralarımı Yazıyorum” başlıklı bir girişle devam etmektedir. Ana metin ise “Çapanoğlu İsyanı ve Çerkez Ethem Yağması” adını taşımaktadır.
Bu hatıralar, Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) imzalanmasından sonra Şubat 1919’da Kars’ta başlayıp İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı oluşuna (1939) kadar yirmi yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Hatıraların ana konusu, Yozgat şehri merkez olmak üzere Türk İnkılap Tarihi’nin önemli olaylarından “Çapanoğlu İsyanı”, “Çerkez Ethem Meselesi” ve Batı Cephesi’ndeki muharebelerdir. Bu hatıralar, bahsedilen isyanların bastırılmasında ve Millî Mücadele’de büyük yararlılıklar göstermiş bir Kuvayımilliye subayının anılarıdır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Acısu Çayı Havzası’nın Jeomorfolojisi (Zara-İmranlı)
Akarsu havzalarının planlanması, su kaynaklarının rasyonel kullanımı, sürdürülebilir yönetimi ve ekosistemlerin korunması açısından büyük bir öneme sahiptir. Akarsu havzalarının özelliklerinin belirlenmesi ve doğru bir şekilde planlanması, yerel ekolojik dengeyi korumakla birlikte, sulama, içme suyu temini ve enerji üretimi gibi insan faaliyetlerine de destek sağlar. Ayrıca doğal afet risklerinin, özellikle taşkınların ve bunların kontrolü için havza yönetimi kritik bir araçtır.
Bu çalışma ile Acısu Çayı’nın oluşturduğu havzanın jeomorfolojik oluşumu ve gelişimi üzerinde tektonik, karstik ve flüvyal etkinin morfometrik analizler ile tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yedi bölümden oluşan “Acısu Çayı Havzası’nın Jeomorfolojisi” bu çalışmanın akarsu havzası ile ilgili çalışma yapan diğer bilim insanlarının yanı sıra, çevre bilincinin yayılmasını isteyen tüm okuyucularına katkı sağlamasını umuyoruz. Ayrıca saha ile ilgili bir farkındalık uyandırması ve bu güzel coğrafyanın korunması konusunda bir katkıda bulunmasını temenni etmekteyiz.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
İşletmelerde Yapay Zekâ Kullanımı
Tüketiciler olarak biz farkında olmasak bile, artık günümüzde, yapay zekâ çıktısı olan ürün ve hizmetlere daha fazla muhatap oluyoruz. Teknolojinin gelişmesi, günümüz rekabet ortamında işletme faaliyetlerine yönelik yapay zekâ uygulamalarında da büyük çığır açtı. İşletmelerde yapay zekâ kullanımının artması, işletmelere her bir müşteriyle daha verimli ve kaliteli etkileşimler ve ilişkiler geliştirerek, var olan iletişimi de sürekli ve daha hızlı hale getirerek güçlü bir rekabet avantajı sağlamaktadır. Yapay zekâ, işletmelerin farklı fonksiyonları için kullanabilmekle beraber pazarlama, yönetim ve finans alanlarında daha bir öne çıktığı görülmektedir.
Bu kitap, yapay zekânın işletmeler açısından pazarlama, yönetim ve finans fonksiyonlarını gerçekleştirirken sağlayabileceği fayda ve fırsatları gösterebilmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, geçmişten günümüze yapay zekâ uygulamalarındaki gelişim ve işletmelerin gelecekte yapay zekâyı kullanım potansiyeli de bu kitapta ortaya konulmaktadır. Bu çerçevede, konuya ilgi duyan araştırmacılar, merak eden işletmeciler ve müşteri olarak bu konuda bilgilenmek isteyen herkese “İşletmelerde Yapay Zeka Kullanımı” kitabımızın faydalı bir kaynak olmasını temenni etmekteyiz.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
The Myth of the Female Hand: Forms of Female Power
In The Myth of the Female Hand: Forms of Female Power, Şeyda Sivrioğlu explores the symbolic representations and the significance of the female hand as a means to open up literary and critical space for the oppressed and marginalized female figure in different centuries and in different patriarchal cultures and genres. Inalterably, in a culture where creativity is defined purely in male terms, women “exist only to be acted on men, both as literary and sensual objects” (Gilbert and Gubar, 8). This comprehensive study, however, traces the origins of the female hand symbolism from a fairy tale to a play-text and finally to a science fiction novel in order to illustrate how, to borrow Margaret Atwood’s words, the hand as an extension of the brain, in this case the female brain, becomes an important tool for indicating the development of the power of women.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Aydın’da Fetih ve Horasan Erenleri
XII. yüzyıldan itibaren Türk akınlarına sahne olan Aydın ve çevresi XIV. yüzyılın başlarında kati bir biçimde Türk hakimiyetine girdi. Bölgenin fethi ve İslamlaşması sürecinde gazi Türkmenlerin faaliyetlerinin yanı sıra derviş guruplarının da gayretleri bütün Türk fetihlerinde olduğu gibi bu muhitte de önemli bir yer tutmaktadır. Yeni fethedilen bölgenin ahalisine İslam inancı ve Türk kültürünü tanıtmada bununla beraber bölgeye yeni yerleşen irili ufaklı Türkmen zümrelerine çeki düzen verme ve yönlendirme hususunda bu sufi grupların büyük bir misyon üstlendikleri görülmektedir. Bu sufiler arasında müstesna bir yere sahip olan Horasan erenlerinin çok erken bir tarihte Aydın ve çevresine gelerek burada ocaklarını kurdukları anlaşılmaktadır. Tespit edilebildiği kadarı ile en erkeni XI. yüzyılda gelen ve oluşturdukları tesir ile hala daha şehri etkisi altında tutan bu Horasan erenlerinin içinde İmam Baba, Madran Baba, Sarı Sultan ve Dedebağ Dedesi apayrı bir öneme sahiptir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Modernizm ve İslamcı Politik Felsefenin Eleştirisine Giriş
Kitap, İslamcı politik düşüncenin evrimi ve modernleşme ile ilgilidir. Birinci bölümde, İslam politik metafiziğinin kurulması ve gelişmesi ele alınır. Bu politik metafizik, Osmanlıda kısmen yenilenerek devam eder. Modernleşme ile birlikte bu metafizik, Namık Kemal, Tunuslu Hayrettin Paşa ve Suavi gibi aydınlar tarafından yeni bir dil içinde yeniden yorumlanır. Bu tarihte, adalet, terakki, meşveret ve meşrutiyet kavramları, Osmanlı siyasal kültürünü yeniden biçimlendirir. Sonraki yüzyıl, İslamcı siyasal düşünce açısından kopmanın, süreksizliğin etkili olduğu bir dönemdir. Osmanlı Devletinin yıkılması, II. Dünya Savaşının oluşturduğu yeni koşullar içinde, İslamcı siyasal söylem, ana kaynaklara yönelerek güya yeni bir siyasal dil oluşturmaya çalışır. Bu yeni düşüncenin temel özelliği, tarihi, mekânı ve zamanı platonik bir evren içinde kurmasıdır. Böylece, ideal olan bir İslami yönetimin zihinsel olarak yeniden inşa edilebileceğine inanılır. Bu yeni düşünce, geleneksel politik metafiziğin yerini alır.
İkinci bölümünde, modern dünyanın kuruluşu ve felsefesi hakkında, eleştirel bir tutum alan Abdurrahman Arslanın düşüncelerini tartışır. Arslanın modernizm eleştirisi, İslamcı gelenek içinde en tutarlı, kapsamlı eleştirilerden biridir. Çağımızın Said Halim Paşasıdır. Arslanın bundan çeyrek asır önce ifade ettiği kaygıların bugün tezahür etmesi, Arslanın görüşlerinin niteliğini göstermektedir. Bu nitelik, modernizm eleştirisinin spekülatif bir üslup yerine yaşamda vücut bulan bir dile dayanmasına bağlıdır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Yunus Emre’nin Işığında Kahramanın Yolculuğu
Dünyada yapılan bütün araştırmalar, ortaya çıkan bütün bilimler insanın anlam arayışından kaynaklanır. İnsanın ölümlü bir varlık olması, bunun farkında olması ve ölümün bilinmezliği karşısında çaresiz oluşu bu anlam arayışının en önemli kaynağıdır. Bu nedenle insan varoluşunun anlamını, gizemini çözmeye doğal olarak meyilli ve istekli bir canlıdır. Bu istek ve meyil ise insanın sürekli gelişme göstermesinin en önemli taşıyıcısıdır. Mitoloji çağdan çağa içinde taşıdığı sembollerle insana bu arayışında anahtar olarak yardımcı olur.
Elif Öndeş bu kitapla her insanın kendi hayatının kahramanı olabileceği, bunu başarmak üzere bir yolculuğa çıkmaya aday olduğu ve çıktığı bu yolculuğun aşamalarını başarıyla tamamladığında hayatının anlamını keşfetmiş olarak yaşamına devam edebileceğini roman incelemeriyle aktarıyor. Kitapta incelenen romanlarda (Jacques Laccarière’in (1925-2005) Dünya’nın Tozu (1999) (La Poussière du Monde) (1997) ve Nezihe Araz’ın (1920-2009) Dertli Dolap (1961) ) kahraman Yunus Emre’dir. “Yunus Emre”, Türk toplumu için derin bir bilgelik kaynağıdır. Onun, toplumu yüksek değerlere ulaştırmak için, yüzyıllar öncesinden yaktığı aydınlanma ışığı, bugün hâlâ dünyayı aydınlatmaya devam etmektedir. Bu iki romanı ortak noktada buluşturan kahraman “Yunus Emre”, insanın kendi özüne yaptığı yolculuğun en önemli temsilcilerinden birisidir. Öze yolculuk, C. G. Jung’a göre, arketipler aracılığıyla aktarılan bireyleşmenin başka bir ifade biçimidir. C. G. Jung’un bu görüşünden yola çıkan Joseph Campbell, yolculuğu ve bireyleşmeyi kahramanın geçirdiği yolculuk aşamaları bağlamında anlamayı ve açıklamayı önerir ve bu süreci “kahramanın sonsuz yolculuğu ” olarak adlandırır.
Kitap, Joseph Campbell’in bu kuramı aracılığıyla Yunus Emre örneği üzerinden her insanın kendi yaşam yolculuğunda bulunduğu yeri anlamlandırmasına olanak sağlıyor.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Muşta Yaşayan Kuzey Kafkasya Halkları
19. yüzyılda Kuzey Kafkasya halklarının Çarlık Rusyasına karşı savaşı kaybetmesi üzerine bölgenin otokton halklarının büyük kısmı Osmanlı devletine sürgün edilmiştir. Bu çerçevede 1860lardan başlayarak Cumhuriyetin ilanına kadar Muşa çeşitli düzeylerde göçler yapılmıştır.
Elinizdeki eserde arşiv belgeleri ve sahada derlenen bilgiler ışığında Kuzey Kafkasya halklarının Muşa iskânı; bellek, kültür ve folklor açısından değerlendirmeleri yapılmaktadır. Eser ayrıca Kuzey Kafkasya halklarının günlük hayatta dil kullanımının görece azalması, katı geleneklerin esnemesi, kimlik algıları, bölgeye benzeşmesi gibi konuları ele almaktadır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Antik Roma Ekonomisinin Modellenmesi
Antik çağın en büyük pazarı olan Akdeniz’de, ticari aktivitelerin yoğun olarak yaşandığı zaman aralığı Pax Romana Dönemi olmuştur. Bu dönemde Roma İmparatorluğu Akdeniz’in tamamını ele geçirmiş ve ticaret yollarının güvenliğini sağlayarak istikrarlı ve hareketli bir piyasa oluşmasını sağlamıştır. Antik çağ ekonomisi ile ilgili en çok veriyi aldığımız bu piyasada Campania Bölgesi’nde üretilen şaraplar bütün Akdeniz’e ihraç edilmiştir. Bölgenin ünlü ve pahalı şaraplarının ihracatına dair izler, Akdeniz’in önemli liman kentlerinden, batıklardan veya iç bölgelerden sürülebilmektedir. Söz konusu şarabın ihracat izleri antik kaynaklar, yazıtlar, Campania şarabını taşıyan Dressel 2-4 amphoraları veya dolialar üzerinden takip edilebilmektedir. Bahsi geçen veriler, Campania şarabının dağılım haritası ile ilgili bilgi verse de bölgede şarabın üretim kapasitesi ile ilgili çok sınırlı bir veri ortaya koymaktadır. Verilerin yetersizliği bu tez çalışmasında bölgenin üretim kapasitesini anlamak için coğrafi bilgi sistemleri aracılığı ile analiz ve modelleme çalışmaları yapılmasını gerekli kılmıştır. Bu kapsamda öncelikle Pax Romana Dönemi’nin siyasi ve ekonomik koşulları incelenmiş sonrasında Campania Bölgesi ve şarabı, Dressel 2-4 amphoralarının yayılımları ve son olarak da modelleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Roma ekonomisini Campania şarabı ihracatı üzerinden bir iktisadi bakış açısı ile değerlendirmek için öncelikle piyasa ve ürün analizini doğru yapmak gerekmektedir. Pax Romana Dönemi içerisinde üretimi etkileyen olayları analiz etmek (Vezüv Yanardağ’ının patlaması gibi) ve bu olaylar karşısında rakip üreticilerin verdiği tepkileri görmek de bu modele dahil edilmiştir. Çalışmada, üzümün şaraba dönüşüp tüketiciye ulaşıncaya kadarki harcanan maliyetini tespit etmek ve tüccarların kâr marjını belirleyebilmek ana hedefler arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra söz konusu ticareti çeşitli modelleme yöntemleri ile değerlendirip analiz etmek, antik çağ iktisadını matematiksel bir formül ile ifade etmek anlamına gelecektir. Eksik ya da tartışmalı verilere rağmen bu çalışma iktisat, arkeoloji ve tarih gibi disiplinlere ve bu alanlarda yapılacak olan sonraki akademik çalışmalara özellikle yöntem olarak bir fikir oluşturacaktır.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
ÇANAK(KALE) OLAYI
Çanak(kale) Olayı (Eylül-Ekim 1922), Türk Millî Mücadelesi’nin sona erme aşamasında patlak verdi ama bitmesi an meselesi olan savaşı neredeyse yeniden başlatabilecek bir mahiyette tezahür etti. Çanak krizinde iki taraf vardı: Türkiye ve İngiltere. Türkler haklı ve kutsal mücadelelerini kazanmış, istilâcı Yunanlıları “İzmir’de denize dökmüş” ve silahlı kuvvetleriyle Çanakkale boğazına yönelerek tarafsız bölge olarak adlandırılan işgal sahasıyla İstanbul ve Trakya’yı kurtarmak arzusundaydılar. Savaşın sonunda bir sürprizle karşı karşıya kalmak istemiyorlar, temkini elden bırakmadan hedeflerine korkusuzca yürüyorlardı. İngilizler ise öncelikle Cihan Harbi’ni kazanmanın mağrurluğuyla hareket ediyorlar, dünyanın en önemli kilit noktalarından olan Çanakkale ve Karadeniz boğazlarının kontrolünü bırakmak istemiyorlar, bu suretle boğazları “güneş batmayan imparatorluklarının” ve özelde Akdeniz hâkimiyetlerinin ana dayanak noktası haline dönüştürmek düşüncesini taşıyordu. Böylece Cebelitarık ve Süveyş’le birlikte Çanakkale boğazına sahip olan Britanya, tüm çıkışlarını elinde tuttuğu Akdeniz havzasının kontrolünü kolayca sağlayacaktı. Türkler için Çanak bunalımı “bir vatan müdafaası ve istilâcı düşmanın Anadolu ve Trakya coğrafyasından kovulması” esasına dayanırken, İngilizler için “uçsuz-bucaksız topraklarına yenilerini katmak” gibi “emperyal ve açgözlü bir gaye” amacını taşıyordu.
Sınırları ilk olarak “Sevr’de belirlenen “tarafsız bölge”, Anadolu yakasında Şile’nin doğusundan Edremit körfezine, Trakya’da ise Karaburun’dan Saroz körfezine kadar uzanarak tüm Marmara denizini içine alıyor, orada İtilaf devletleri adı altında esasında İngiltere adına “boğazlara dayanarak oluşturulacak istikbaldeki Akdeniz hâkimiyetinin” esaslarını belirliyor, “müdahale edilemez” bir sahayı rezerv ediyordu. Plân tutarsa Rusya da bir çırpıda saf dışı bırakılmış olacaktı. Ancak Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Millî Mücadele’nin büyük başarısı, Türk milleti ve vatanının kurtuluşunu sağladığı gibi, bütün bu hayalî beklentileri boşa çıkardı, Türkiye’ye yönelik gizli ve açık projeleri Sevr Antlaşması gibi geçersiz kıldı. İngiltere, Çanak(kale) bunalımı sürecinde başarısız bir kriz yönetimi sergiledi. Uçuk hayallerine rağmen yine de prestijinin sarsılabileceği düşüncesiyle herhangi bir askerî çılgınlıkta bulunmadı, kapıya kadar gelen savaş tehlikesi diplomatik girişimlerle çözüldü. Bunda hem Türk Başkumandanı’nın doğru hamleleri ve hem de Cihan Harbi galibi İngiltere’nin Türklerden duyduğu endişeler sebebiyle çatışmayı göze alamamasının büyük rolü oldu. Misâk-ı Millî ilkeleriyle hareket eden yeni Türk devleti Mudanya Mütarekesi’yle Doğu Trakya’yı kurtardı ve barışın ön şartlarını hazırladı, Lozan Antlaşması’yla ise müstakbel Türkiye Cumhuriyeti’ni sağlam temeller üzerine oturtmuş oldu.
Çanak(kale) Olayı önemine rağmen bugüne kadar tarihçilerin çok fazla ilgisini çeken bir husus olmamıştır. Makale, bildiri ve kitap boyutunda konuyla ilgili yapılan akademik çalışmalar Türkiye, İngiltere ve dünya için de oldukça sınırlıdır. Bu önemli hadiseyi İngiliz arşiv belgeleri ve parlamento tutanaklarıyla ortaya koyan yazar, bunalımla ilgili en önemli ve detaylı akademik çalışmalardan birini bilim âlemine kazandırmış olmaktadır. Belge ve tutanaklardan istifadeyle yazılan metin ve ekleriyle okuyucuya sunulan bu ehemmiyetli monografik eser sebebiyle aynı zamanda öğrencim olan yazarı içtenlikle kutluyorum. Bu kıymetli eserin, akademik camiaya ve konunun ilgililerine faydalı olmasını diliyorum.
Prof.Dr. Enis ŞAHİN
₺1.050,00
KİTAP TANITIMI
ENDÜSTRİ 5.0
Sanayi, tarih boyunca teknolojik gelişmelerin yanı sıra ekonomik gereksinimler ve toplumsal beklentiler doğrultusunda sürekli değişmiştir. Günümüzde bu değişimin yeni aşaması, Endüstri 5.0 olarak anılmaktadır. Endüstri 5.0, üretim sistemlerini daha akıllı ve bağlantılı hale getirirken insanı, çevreyi ve dayanıklılığı merkeze alan anlayışıyla öne çıkmaktadır. Bu kitapta Endüstri 5.0’ın gelişim süreci, kavramsal temelleri, insan merkezlilik, sürdürülebilirlik ve dayanıklılık değerleri, yapay zekâ, dijital ikiz, siber-fiziksel sistemler ve insan-makine iş birliği gibi teknolojik bileşenleri bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. Ayrıca kitapta Endüstri 5.0’ın kavramsal ve teknolojik sınırlılıkları irdelenmekte, uygulamada karşılaşılan zorluklar tartışılmaktadır. Kitabın, Endüstri 5.0’ı farklı boyutlarıyla anlamak isteyen araştırmacılar ve uygulayıcılar için kapsamlı bir başvuru kaynağı olması temenni edilmektedir.
KİTAP TANITIMI
İş Yaşamına Manevi Bakış
Bu çalışma, iş yaşamında manevi bakışı ele almak üzere gerçekleştirilmiştir. Günümüz modern iş yapısı içerisinde kendini gösteren yüksek stres, küreselleşme ile beraber risklerin, rakiplerin ve çevresel belirsizliklerin artması, giderek daha yalnız-içine kapanmış bir toplum yapısının oluşması iş yaşamında manevi ihtiyaçların artmasına zemin hazırlamıştır. Bu kapsamda çalışmada ilk olarak örgütsel maneviyat kavramı detaylı olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Kişisel ya da örgütsel düzeyde maneviyatın yaratabilmesinde ise en önemli rolün yöneticilerde\liderlerde olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla örgüt içerisinde maneviyatın yaratabilmesi için yöneticilerin\liderlerin çalışanı manipüle etme, emirler verme, otorite ile işleri yönetme gibi eski yöntemlerden uzaklaşması gerekmektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde yönetici ya da liderlerin çalışana sevgi duyan, değer odaklı, vizyon yaratan, amaç ve anlam aşılayan, aidiyet hissi oluşturan ruhsal liderlik anlayışını benimsemeleri gerektiği üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ruhsal liderlik yaklaşımı detaylı olarak ele alınmıştır.
₺230,00
KİTAP TANITIMI
Ben Bir Ara Cemal Süreya Şiirinde Poetik Sadakat
Şiirin bir “kişilik” sorunu olduğunu belirten, bireysel bir poetika kurma kaygısı içinde olan İkinci Yeni şairlerinin poetik çabalarını, onların kendinden menkul fikirleri ve şiirleri ekseninde incelemek, İkinci Yeni ve poetika konuları bakımından özgün ve yeni yaklaşımlara kapı aralayabilir.
Elinizdeki kitap, İkinci Yeni şiirinin “kurucu bilinci” olarak değerlendirilen Cemal Süreya’nın poetikasıyla şiirleri arasındaki mütekabiliyet ilişkisini “poetik sadakat” kavramsallaştırması temelinde incelemeyi konu edinir. Çalışmada, Cemal Süreya’nın şiirlerinde kendi poetik görüşlerine ne ölçüde bağlı kaldığına ilişkin birtakım yorum ve değerlendirmelerden hareketle poetikasına sadakatinin düzeyi ve şiir estetiğinin temellerinin ortaya konması amaçlanmıştır.
“Poetik sadakat” kavramsallaştırması ekseninde yapılan simetrik bir okuma, Süreya’nın modernist bir şiir estetiği kurabilmek konusunda kararlı ve tutarlı bir şekilde hareket ettiğini enikonu görebilme imkânı sunar.
₺620,00
KİTAP TANITIMI
Kolektivist Uluslaşma ve Afrika’da Milli Devlet Oluşumu
Yazar sosyalizm kuramını ve örneğini merkeze koyarak Afrika sürecine bakmaktadır. Sosyalizm pek çok soruna olduğu gibi ulusal sorunun da çözümüne ışık tutmuştur. Sosyalizm, ulusal sorunu çözüme kavuşturmakla, kapitalizme göre daha üstündür. Kapitalist ülkelerin bilimi, halklara yapıcı bir ilke sunabilmekten, yol göstermekten uzaktır. Kapitalizm ulusal çelişkileri insanlığı son derece masraflı ve kanlı savaşlara sürüklemektedir.
Yazar millet-ulus kavramları üzerinde de durur. Ulusla milliyet arasındaki fark nedir? Bir milliyetin ulus haline gelmesi için gerekli olan nedir? gibi soruları sorar. Ayrıca Kongo örneği üzerinde durur. 19.yy.dan itibaren. Kongo’daki Belçika yerleşiminden bahseder. Il. Dünya Savaşı yıllarında bütün Afrika’da olduğu gibi, Kongo’da da halkın özgürlük için mücadeleleri devam etmiştir. 1959 yılında büyük bir ayaklanma gerçekleştiyse de bastırılmıştır. 1960’ta başarı devrimcilerin olacaktır.
Yazarın üzerinde durduğu örneklerden biri de Angola’dır. Portekiz karşıtı hareketler burada genel bir ayaklanmaya dönüştü. 1966-1967-1968-1969’da BM, Afrika halklarının bağımsızlık savaşlarında haklı olduğunu ve dökülen kanlardan Portekiz Devleti’nin sorumlu olduğunu belirtmişti.
Yazar yine yerlilerin, siyahilerin ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeleri ve bu konuda verdikleri savaştan bahsetmektedir. Yaşam koşullarının düzeltilmesi yönündeki protestolarını değerlendirmektedir. Şiddet ve baskı ırkçı rejimin uyguladığı en büyük özelliktir. Bu konuda da Güney Afrika Cumhuriyeti örneği ön plana çıkmaktadır.
Emperyalistler, halkları bölen milliyetçiliğe, halkları ilerleme yolundan caydırma konusunda en güvenilir araç gözüyle bakmaktadırlar. Yazara göre ulusal devlet bugün de toplumsal ilerlemenin itici güçlerindendir. Bu ulusal devletler ise bağnaz milliyetçi bir temel üzerinde kurulmamalıdır. Kapitalist olmayan bir gelişme yolunun izlenmesi, ilerlemenin ve ulusal sorunun çözümüne de bir ölçüde katkıda bulunmaktadır.
Prof. Dr. Bayram BAYRAKTAR
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Türk Edebiyatında İktidar Mücadelesi (1896-1923)
Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna sahne olan bir döneme uzanan bu eser, Türk edebiyatının derinliklerine yolculuk yaptırıyor. Yazar, edebiyatın sadece güzelliklerle değil, aynı zamanda iktidar mücadeleleriyle de şekillendiği gerçeğine odaklanarak, bir laboratuvar niteliği taşıyan bu kritik dönemin kurmaca eserlerini analitik bir tarzda ele alıyor.
Kitabın baş tarafında iktidar kavramı, sanat-fikir ilişkisi ve Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat’la başlayan değişimin edebiyat bağlamı hakkında yer verilen bilgiler okuyucuya bir alt yapı sunuyor. Bu bilgilerle kuşanan okuyucu; geçmişten aktüel zamana, kılıç seslerinden barut kokusuna, gerçekten kurmacaya, ideolojiden dine, kadından erkeğe, zulümden adalete, esaretten özgürlüğe ve daha birçok zeminde çeşitli iktidar mücadelelerine yer veren edebî eserler içinde bir anlam arayışına çıkacak, hemcinslerinin gerçeğiyle karşılaşacak ve yer yer edebiyatın da bir mücadele alanına dönüştüğüne şahit olacaktır.
₺620,00