KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Bilimsel Araştırma Projeleri: Ağ Teorisi Perspektifi
₺235,00 -

Barok’ta Dans Müziği II
₺275,00 -

ÂRİF DÎVÂNI
₺405,00 -

ALMAN SİNEMASINDA TÜRK TEMSİLLERİ
₺315,00 -

A COMPARATIVE STUDY ON LITERARY FIGURES: MANSFIELD, ERTEM, HEMINGWAY, ESENDAL, YEATS, SULEIMAN THE MAGNIFICENT
₺195,00 -

Cryptocurrencies And Economic Modeling
₺390,00 -

Türkiye’de Yeniden Çeviribilim
₺455,00 -

Risâletü’l-İslâm
₺1.000,00 -

Sungu Norşen/Norşin
₺700,00 -

Ucube ve Mahcube Hikâyesi
₺750,00 -

Koruma, Yetki ve Eylemsizlik
₺350,00 -

Yusufeli Barajı’nın Çevresel Etkileri
₺575,00 -

Yeni Başlayanlar İçin BANKACILIK
-

Üsküpün Âkifi
₺260,00 -

TÜRKMEN ATASÖZLERİ (TÜRKMEN HALK NAKILLARI)
-

Türkiye Ekonomisinde Teknolojik İlerleme, Bölüşüm ve Kâr Oraninin Seyri: 1972-2003
₺275,00
KİTAP TANITIMI
GÖÇ, KÜLTÜRLEŞME VE ENTEGRASYON SURİYELİLER NE KADAR UYUM SAĞLADI?
Tüm insanlığı ilgilendiren göç, günümüzün en büyük sorunları arasında olmaya devam ediyor. Son yıllarda meydana gelen göçleri dikkate aldığımızda bugünün sorunlarını geçmiş göç yasaları ile açıklamak ve çözebilmek neredeyse imkânsız.
Kaotik bir zamandayız. Göç hareketleri herkesi derinden etkiliyor. Bir gün bir şekilde göç gerçeğiyle karşı karşıya kalmayacağımızın garantisini kim verebilir?
Göç sorunlarına çözüm üretmek, insana yaraşır bir göç politikası geliştirmek için “Göçmen” kimdir, doğru anlamak gerekiyor.
Bu anlamda insanı temel alan bu çalışma, göçmenlere yönelik nefret söylemlerinin göçmenlerin kültürleşme sürecini nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalışmaktadır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
ORTADOĞU ÇALIŞMALARI
Osmanlı Devleti Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) ve Kanuni Sultan Süleyman’ın (1520-1566) hükümdar oldukları dönemlerden itibaren bugün çoğu Arap Birliğine üye olan devletlerin toprakları üzerinde Osmanlı idaresini kurmuşlardır. Osmanlı Devleti 1516 senesinde Ortadoğu Arap bölgelerine doğru ilerlediğinde, imparatorluk zaten Balkanlar’da ve Anadolu’da büyük başarılar elde etmişti. Diğer yandan Arap topraklarının fethi, imparatorluğun İslam memleketlerinin, Avrupa devletlerinin etki alanından kendi tarihi merkezine doğru bölgesel genişlemesinde önemli bir jeopolitik değişime yön verdiği muhakkaktır. Osmanlı Devleti’nin 16. Yüzyıl askeri seferleri, birer efsane olan Bağdat, Şam ve Kahire şehirlerini Osmanlı Hanedanı’nın idaresi altına almış olmasıdır. Bağdat ve Şam bir dönem Halifeliğin merkezi olmalarından dolayı Sünni Müslümanlar için önemli bir saygınlığa sahip iken, Osmanlı ordusu Kahire’ye vardığında yetkisi yalnızca unvandan ibaret olan Memlük halifesi hala sarayında oturuyordu. Yeni Osmanlı toprakları İslam’ın en kutsal şehirleri olan Mekke, Medine ve Kudüs şehirlerini de kapsıyordu. Yavuz Sultan Selim kendisine bahşedilen sorumluluğu ve şerefi öne çıkarmak amacıyla “Hadimü’l-Haremeyn eş-Şerifeyn” unvanını uzun bir liste oluşturan diğer unvanlarının arasına eklemiştir.
Bu vesile ile tarihimizi ve Ortadoğu bölgesini ilgilendiren araştırma yapmayı gaye edindik. Arapça, İngilizce, Türkçe makaleler ile çeşitli kitaplardan yararlandık. Bulabildiğimiz kaynakları konu hakkında değerlendirmeye çalıştık. Okuyucularımıza başarılar temenni ederiz.
Doç. Dr. Yaşar CANATAN
₺340,00
KİTAP TANITIMI
OSMANLILAR – I
Osmanlı Diplomatikasını şekillendiren, bürokrasi, devlet ve teşkilatın temel unsurları; Türk-İslam Devletleri ve adalet kavramı; Selçuklu’dan Osmanlı’ya intikal eden diplomatika unsurları ve bürokratik kültürü; Osmanlı Diplomatikası alanında Balkanlar ve Doğu Avrupa’da yapılan çalışmaları; Anadolu Beylikleri Kurumları ve Osmanlı Devletinin Kuruluş aşamasındaki ilişkileri; Osmanlı Arşivleri ve belgelere dayalı bilimsel tarihçilik anlayışını; Osmanlı ruhunun oluşumunda Ahilik kurumu, özellikleri ve fetih stratejisini; II. Abdülhamid’in Berat ve Nişanları ve Osmanlı Diplomatikasında Değişim deyince neler anlaşıldığını ve Bağımsızlık alametleri bağlamında; Eşrefoğulları bir beylik kurabildiler mi? gibi konuları kapsayan bu kitap, uzun yıllar Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivlerinde ve Bilkent Üniversitesi’nde Halil İNALCIK’la birlikte görev yapan eski bir arşiv uzmanı, diplomatist ve paleograf olan Doç. Dr. Nejdet GÖKün uzun yıllar süren titiz araştırmalarının ilk cildidir.
KİTAP TANITIMI
ARTVİN TARİHİ BİBLİYOGRAFYASI
Araştırma yapacakların ilk başvuru kaynakları olan bibliyografik eserler aradığımız bilgilere ulaşmamız açısından önemlidir. Yapılan çalışmalardan haberdar olmak tekrardan kaçınmamızı sağladığı gibi eksik olanı da tamamlamamıza destek olacaktır. Bu çalışmalar araştırmacıların yapacakları çalışmalarına rehberlik eden kaynaklardır. Literatür bilgisi araştırmacıların ortaya koyacağı eserin daha nitelikli olmasını sağlayacaktır. Günümüz dijital bilgi çağında bilgiye ulaşmak hem kolay hem de karmaşık bir süreçtir. Şüphesiz yöntem bilgisi, neyi nerede aranacağının bilinmesi, araştırmacıların işini kolaylaştırmaktadır. Bibliyografya çalışmaları dağınık olan çalışmaları bir araya getirmesi açısından önem arz etmektedir. Kent tarihi araştırmalarına ilgi duyanlara bir ön başvuru niteliğinde olan bu çalışma, Artvin’in günümüz idari sınırları içerisinde yer alan bölgeye ait çalışmaları içermektedir. Çalışmada Artvin tarihi kaynakları temel alınsa da tarih bilimini destekleyen, ekonomi araştırmaları, demografi ve nüfus çalışmaları, Etnografya, Halk kültürü-folklor araştırmaları, coğrafi hareketlilik-göç araştırmaları, Arkeoloji araştırmaları, sanat, müzik araştırmaları, monografiler, tarım, siyaset, biyografi ve mimarlık araştırmalarına da yer verilmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
KLÂSİK TÜRK ŞİİRİNDE ŞARKI
Divan şiiri, büyük şairlerini XVI. yüzyılda yetiştirirken, mûsikî de büyük bestekârlarını XVIII. yüzyılda yetiştirir. XVIII. yüzyıl divan şairlerinde, şiir ve mûsikînin kendi aralarında bir bütünlük oluşturduğu görülür. Mûsıkî, şiirin sınırlarını, tesir sahasını genişletir, şiir de duygulara hitap eden hakikatleri dile getirirken, taşıdığı değerler itibariyle mûsıkîyi anlamlı kılar. Dolayısıyla şiir, bir yandan sesleriyle mûsıkînin müzikalitesine katkıda bulunurken, diğer yandan da eserin anlamına katkıda bulunarak eserden duyulan hazzı genişletir. Divan şiiri geleneği içinde oluşan şarkı; mûsıkî eserine dönüştükten sonra, klâsik Türk mûsıkîsi içinde yer alışı ve de türkülerde güfte olarak kullanılışıyla halka mal olarak toplum tarafından benimsenmiş olan bir edebî ürün olur. Türk şiir geleneğinin ve zevkinin doğurduğu millî bir edebî ürün olarak şarkı, divan şiirinin çevreye açılan, yerliliğe en fazla yaklaşan bir yönüdür.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
İmparator I. Aleksios Komnenos Döneminde Bizans-Batı İlişkileri (1081-1118)
Bizans ile Batı dünyası arasında yüzyıllardır süregelen siyâsî, ticârî ve dînî rekabetin doruğa ulaştığı İmparator I. Aleksios Komnenos dönemindeki Bizans-Batı ilişkileri, doğurmuş olduğu sonuçlar bakımından Orta Çağ tarihinde önemli bir yere sahiptir. İmparatorun tahta çıktığı 1081 yılından 1118’deki ölümüne kadar geçen 37 yıllık süreçte Bizans ve Batı dünyası arasındaki önyargıların, dînî ve kültürel farklılıkların iki medeniyeti nasıl bir çatışma içine ittiğine dâir önemli gelişmelere sahne olmuştur. Batı’nın köklü bir geçmiş ve geleneğe sahip olan Bizans’a karşı üstünlüğü ele geçirme ve Doğu Hıristiyanlığını etkisi altına alma çabaları, bu dönemde Haçlı Seferleri ile birlikte zirveye ulaşmıştır. Tahta çıktığında doğusunda Selçuklu Türkleri, batısında ise Norman tehlikesiyle karşı karşıya olan İmparator Aleksios, siyâsî zekâsı ve askerî tecrübesiyle Batı ve Bizans arasındaki dengeleri mümkün olduğu kadar imparatorluğun lehinde tutmaya çalışmıştır. Fakat Aleksios’un bu doğrultuda attığı adımlar imparatorluğu gelecekte kaldıramayacağı mâlî yükler altına soktuğu gibi Haçlılar ve Haçlı devletleriyle giderek kötüleşen münâsebetleri ise 1204’e Bizans İmparatorluğu’nun parçalanarak İstanbul’da bir Latin devletinin kuruluşuyla sonuçlanacaktır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE AVRUPA
İkinci Dünya Savaşından sonra oldukça büyük bir yıkım yaşayan Avrupa kıtası, ekonomik, siyasi ve sosyal karışıklıkların yaşandığı bir alan olarak kalmıştır. İki kutuplu düzenin ortaya çıktığı savaş sonrası dönemde Batı Bloku lideri ABD ve Doğu Bloku lideri SSCB arasında Avrupa kıtası önemli çıkar çatışmalarına sahne olmuştur. İki taraf arasındaki çıkar çatışmaları nedeniyle ikiye ayrılan kıta, Soğuk Savaş dönemi boyunca birçok gelişme yaşanmıştır.
Hakkâri Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğünün desteklediği bir proje kapsamında hazırlanan elinizdeki bu kitap, Soğuk Savaş döneminde yaşanan önemli olaylar çerçevesinde Avrupa’nın yaşamış olduğu dönüşümü, yalın bir dille ve her kesime hitap edecek şekilde ele almaya çalışmıştır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Devleti Dış Borçlarının Ağ Analizi
Bu kitapta, Osmanlı Devleti’nin 1854-1914 döneminde gerçekleştirdiği 43 dış borçlanma kapsamındaki ilişkiler iki farklı ağ analizi yöntemiyle incelenmiştir. Global ağ analizi çerçevesinde, dış borçlanma süreci açısından önem arz eden neden-sonuç ilişkileri araştırılmıştır. Dış borçlanmaya yol açan nedenler belirlenmiş, ekonomik düzeni nasıl şekillendirdikleri ortaya konulmuştur. Bu kapsamda hangi finansal kuruluşlarla dış borçlanma ilişkisine girildiği, dış borçlanmaların miktarı, bu aktörlerin menşei ve Osmanlı’daki ekonomik faaliyetleri ele alınmıştır. Ego ağ analizi bağlamında, dış borçlanma ilişkileri iki ayrı dönem olarak incelenmiştir. İlk olarak, Osmanlı Devleti’nin 1854-77 zarfında gerçekleştirdiği dış borçlanmalar borcu borçla finanse etme ilişkisine dayalı olarak seyir göstermiştir. Bu dönemde alınan dış borçlanmalarda rol oynayan aktörlerin oluşturduğu ilişkiler ağı, 1875 yılında geri ödemelerin durdurulmasına (Moratoryum) ve 1881 yılında Düyun-u Umumiyye İdaresi’nin kurulmasına yol açmıştır. Dış borçlanma sürecinde ikinci dönem ise 1885-1914 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönemde yapılan dış borçlanmalar, borç-borç ilişkisinin yanı sıra, altyapı yatırımları odaklı olarak gerçekleştirilmiştir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Muallim
“Elde mîzan var: Bir söz fesâhât ve belâgatla muttasıf ise makbûl-ı tab’-ı selîm olur. Değilse olmaz. Fesih ve beliğ söz kimin olursa olsun kabul olunur. Fesahat ü belâgattan âri olan lakırdı reddedilir.”
“Biz daima kendi efkârımızı arz ediyoruz. Kabul olunursa memnun oluruz. Olunmazsa hiç ilişik etmeyiz. Herkes şiirini istediği gibi söyleyebilir. Ona diyecek yok. Fakat bizce böyledir.”
Muallim Nâci, Türk edebiyatında dönemi ve sonrasında oldukça ilgi görmüş, edebî tartışmalardaki yeri onun ününü artırmıştır. Şiir ve nesirleri kadar gazete ve dergi faaliyetleriyle de Türk edebiyatının merkezinde yer alan Naci, özellikle Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyat sayfası mümeyyizi olarak kaleme aldığı tenkitlerle geniş bir etki alanı oluşturur. Muallim, 1883–1885 yılları arasında gazeteye gönderilen şiir ve yazılar üzerine yaptığı değerlendirmeleri bir araya getiren, onun eleştirmen kimliğini en açık biçimde yansıtan eserdir. Bu neşirde Muallim, Latin harflerine aktarılmış; metin, açıklayıcı dipnotlar ve şiirlerin vezin tespitleriyle zenginleştirilmiştir.
Klasik belagat ölçülerini esas alan ve yer yer sert üslubuyla dikkat çeken bu eleştiriler, Naci’nin edebî ölçülerini ve tenkit anlayışını yakından tanımak isteyen okurlar için eşsiz bir imkân sunmaktadır. Bu çalışma, hem araştırmacılar hem de edebiyat meraklıları için önemli ve yol gösterici bir başvuru kaynağıdır.
₺530,00
KİTAP TANITIMI
Tedarik Zincirinde İş Birlikçi Tahminleme
Günümüz pazar koşullarında firmalar artan rekabet şartlarında sürdürülebilir rekabet avantajını korumak için farklı stratejiler geliştirmektedir. Firmaların tedarikçilerini göz ardı ederek tek başlarına rekabet avantajı sağlamaları çok zordur. Geleneksel yöntemlerin yetersiz kalmasından dolayı firmalar iş birlikçi stratejilere yönelmektedir. Bu kitapta Geleneksel Tedarik Zinciri yapısı ile İş Birlikçi Planlama, Tahminleme ve İkmal Tedarik Zincir yapısının işletmelere sağladığı rekabet avantajları ve dezavantajları karşılaştırılmaktadır. Kitapta, elektronik sektöründe yer alan, stok devir hızının yüksek olduğu ve çok sayıda tedarikçi ile çalışılan bir firma incelenmiştir. Geleneksek yöntemlerden İş Birlikçi Planlama, Tahminleme ve İkmal stratejisine geçiş süreci ele alınmış ve hayata geçirilen modeldeki performans kriterleri incelenmiştir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Manisalı Yahudi Mebus Nesim Masliah ve Faaliyetleri
Bu kitap, Yahudi çalışmalarında bilinmesi gereken asgari hususları, Manisa Yahudilerini ve Osmanlı Devletinin İttihad ve Terakki döneminde etkin olan Manisalılardan Nesim Masliahı ve faaliyetlerini incelemektedir. Masliah ekonomik, kültürel ve özellikle siyasî hayatta öne çıkan bir şahsiyettir. Osmanlıdan Cumhuriyete geçişte II. Meşrutiyetin ilanı ve devamındaki değişimlerde iki gazetesi, Mebusan Meclisindeki konuşmaları ve Lozandaki faaliyetleriyle Türkiye Cumhuriyetinin şekillenmesinde etki edenlerdendir. Dindaşlarıyla olan ticari ve içtimai faaliyetleri Yahudi toplumunun şekillenmesinde olduğu kadar şahsi hayatı da yerine göre menfi olarak etkilenmiştir.
Osmanlı Devletinin son Hahambaşısı Haim Nahumun memleketlisi ve arkadaşı olup beraber Siyonizm için faaliyetlerde bulunmuşlardır. Türkiye Yahudilerinin bir kesitine ışık tutan bu kitap Nesim örneğinde Yahudilerin bölgedeki Türk kültürü, ekonomik ve içtimaî yapıya müspet ya da menfî etkilerinin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacağı kanaatindeyiz.
KİTAP TANITIMI
Okuma ve Yazılı Anlatım
Modern trajedi artık sahnede değil; bir evin içinde duyulmayan bir kokuda, unutulmuş bir bakışta, örtüsüz bırakılmış bir geçmişte yankılanıyor. Trajik Söylem: Sema Kaygusuz’un Öykülerinde Modern Trajedi, Raymond Williams’ın kuramsal izleğiyle, gündeliğin içinde saklı kalmış derin sarsıntılara odaklanıyor. Bu kitapta ne kahramanlar var ne de büyük felaketler; ama her öyküde derinleşen bir suskunluk, bastırılmış bir acı ve geri dönmeyi sürdüren bir kayıp. Sema Kaygusuz’un anlatılarındaki sessizliklere kulak veren bu çalışma, çağdaş edebiyatın en kırılgan, en görünmez ama en sarsıcı yüzüne ışık tutuyor.
Trajik Söylem, modern trajediyi gündelik hayatın çatlaklarında, sıradan anların içindeki sarsıntılarda arayan bir okuma deneyimi sunuyor. Bireyin içsel çöküşünü toplumsal belleğin suskunluğu, doğanın geri çekilişi ve geçmişin geri dönüşüyle birlikte ele alan bu kitap, modern insanın kayıp sesini arayanlar için.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Rehber-i Ahlâk
Rehber-i Ahlâk, Ali İrfan Eğribozi’nin diyâneti kök, ahlâk-ı hamîdeyi ise gövde olarak kabul eden bütüncül ahlâk anlayışını ortaya koyan bir ahlâk eseridir. Eserde riyâzet, sabır, hilm, intizam, mesâ’î, hüsn-ü idâre, kanaat, nezâfet, ilim ve zabt-ı lisân gibi erdemler, karakteri alışkanlıkla tahkim eden bir pedagojik mimari içinde işlenmektedir. Soru-cevap yöntemi, soyut öğütleri uygulamaya dönüştürerek öğrenciyi tanımdan gerekçeye ve fiile tedricen taşıyan didaktik bir program kurmaktadır. Dindarlık farzların edası ve nehiylerden sakınma iradesiyle somutlaştırılmakta, sadakat ve adalet toplumsal nizamın mihveri olarak temellendirilmektedir. Çalışkanlık, tasarruf ve kanaat kişisel direnci artıran iktisadî bir disiplin olarak sunulmakta; nezâfet ve intizam zihin berraklığı ile güven üretmektedir. İlim temyiz kudretini güçlendirmekte, dilin terbiyesi toplumsal emniyeti pekiştirmektedir. Tecrübe-i nefs ve ıslah-ı nefs, öz denetimi süreklileştiren bir muhasebe yöntemi olarak önerilmektedir. Eser, klasik terbiyeyi çağdaş pedagojik ve etik ihtiyaçlarla buluşturan kalıcı bir yol haritası ortaya koymaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Digital Transformation In Education
Development in digital technologies changed the way information is generated and communicated to the others in all domains of social life. The most significant impact of digitalization has been on education owing to digital instruments which altered the nature of educational practices drastically. The outbreak of the pandemic fostered and accelerated the integration of digital technologies into the educational ecosystems and with the boost of digital technologies, digital skills and competences became the most significant priorities of 21st century. Shareholders of educational institutions had to equip themselves with essential skills and competences to optimize the use and benefits of digital technologies applied in educational contexts. Keeping pace with the latest developments in digital technologies has been perceived as a significant priority for educational institutions, which paved the way for digital transformation in education. Digital transformation contributed to educational practices in such ways as providing adaptability and flexibility, individualization of learning, real time continuous feedback and self-directed learning. This study aims at presenting a consistent and comprehensive view for the phenomenon of digital transformation in education.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
YUSUF SÜNBÜL SİNAN’IN DİNİ-TASAVVUFİ ESERİ
Eski Anadolu Türkçesi, Türkiye Türkçesinin tarih? dönemlerinden biri olması açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle döneme ait eserler üzerinde çeşitli tez çalışmaları, bildiri sunumları, makale ve kitap yayınları yapılmıştır. Söz konusu çalışmalar, Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış pek çok yazma eserin günümüze ulaşmasını sağlamıştır. Bu yazma eserlerden biri Yusuf Sünbül Sinan’ın dini-tasavvufi eseridir. 19 fasıldan oluşan bu eser, çoğunlukla mensur olmak üzere manzum-mensur karışıktır.
Bu çalışma giriş, dil incelemesi (yazılış özelikleri, ses bilgisi, şekil bilgisi, yabancı unsurlar), metin ve dizin bölümlerinden oluşmaktadır.
₺960,00
KİTAP TANITIMI
GİRİŞİMCİLİK
Kıran kırana bir rekabet dünyasında girişimciler iktisadi, kültürel, siyasi ve sosyal değerler ile küresel ekonominin önemli aktörü olmaya devam etmektedirler. Evet, burada sana uygun bir yerimiz var demeyi alışkanlık edinmiş bir şirket kültüründen”ayır, uzun vadede sana uygun yerimiz olmayabilir” dünyasına geçilen rekabet ortamında girişimciler kritik bir öneme sahiptir. Bu hızlı değişim onlar için adeta bir eşik aralığıdır. Takım çalışması, proje ekipleri, girişim takımları gibi örgüt içinde daha spesifik grupların yenilik geliştirme etkinlikleri son yıllarda hızla artmaktadır. İşletme içinde yeni işler oluşmakta, bu işlerin içinde daha küçük girişim takımlarıyla başka işler geliştirilmektedir. İçiçe geçmiş girişimsel etkinlikler sayesinde girişimciliğe bakış açısı da eklektik hale gelmektedir. Gündelik yaşamda bu işin içinde bir iş var sözü bile sanki girişimsiz bir yaşamın olmadığını ve günümüz ortamını doğrular gibidir. Kuşkusuz bir şirketi kurmak ve bu konuda mücadele vermek girişimcilerin ana faaliyetleri olarak devam etmektedir. Oysa kurulu bir şirkette yenilik yapmak ise aktivist ve fikir şampiyonu dediğimiz içgirişimcilerin işidir. Girişimcilik ilham almak, ilham vermek, cesaretlenmek, cesaretlendirmek gibi etkileşimli ve sarsılmaz bir özgüveni içerir. Açıkçası aklın güdüler yoluyla kavradığı bir manifestosudur. Dolayısıyla girişimcilik herkesin söylediği şeyi çok az kişinin uygulamaya dönüştürmesidir: Çok çalışmak… Bunun azami bir gayret, mücadele, sabır ve eğitim meselesi olduğu gerçeğinden hareketle; girişimcilik, popüler anlamda start-up terimini doğrular. Bu da öğrencilerin okul kampüsünden içeriye girdikleri anda başlamaktadır. O halde girişimciliğin özünde nitelikli ve ayrıcalıklı bir özellik yatar. Önemli olan bu potansiyellerin neler olduğu, nasıl kullanıldığı ve ne şekilde açığa çıkarılması gerektiğidir.
KİTAP TANITIMI
Çokuluslu Şirketlerin Küreselleşmesi
Çokuluslu şirketlerin sahneye çıkışı dünya ekonomik tarihini geri dönülmez biçimde değiştirmiştir. 18. yüzyıldan itibaren görülmeye başlayan bu şirketlerin dünya ekonomisinin itici gücü haline gelmeleri 21. yüzyılın başlangıcında küreselleşme olgusunun benzeri görülmemiş bir ivme kazanmasına yol açmıştır. Teknolojik ilerleme ve çokuluslu şirketlerin yayılmacı eğilimleri göz önüne alındığında küreselleşmenin -yakın- gelecekte de dünya gündeminde olmayı sürdüreceği görülmektedir.
Bilginin kıt bir kaynak olmadığı günümüzde kapsamlı ve birleştirici bir çalışma yapmanın gereği ve önemi akademik etkinliğin doğası düşünüldüğünde daha iyi anlaşılacaktır. Akademik çalışmanın ve akademik araştırmacı kavramının giderek belli bir alanda derinlemesine bilgi ve uzmanlaşmaya doğru evrilmesi hem yapıtaşı niteliğinde çalışmalarla bilginin ilerlemesini hem de tüm bilginin analitik bir yaklaşımla irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Küreselleşme olgusunu çokuluslu şirketler üzerinde inceleyen bu eser söz konusu gereklerden yola çıkmakta ve yazına özgün bir katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, Bahao
Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, Mustansar Hüseyin Tarar’ın mitolojiyle tarihi, gerçeklikle efsaneyi ustalıkla harmanladığı benzersiz bir anlatı sunar. Kayıp Sarasvati Nehri’nin izinde ilerleyen roman, İndus Vadisi Uygarlığı’nın karanlıkta kalan yönlerini, eşsiz bir estetikle görünür kılar. Proto-Dravidce’den Urducaya uzanan anlatım dokusu ve Tarar’ın cesur biçimsel tercihleri, okuru hem kadim bir dünyanın içine çeker hem de kültürel hafızanın derinliklerinde dolaştırır.
Ghaghara Nehri kıyısında yaşayan romanın başkarakteri Paruşni, hem köyün sıradan bir sakini hem de sorgulayıcı ve direnen bir figürdür. Eser, bir nehrin kuruyuşuyla birlikte sarsılan bir toplumun acısını, direncini ve umudunu taşır. Tarar’ın çarpıcı üslubu, geçmişin bu kayıp coğrafyasını bugünün çevresel ve toplumsal kırılmalarına bağlar. Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, hem unutulmuş bir medeniyetin hem de insanlığın değişmeyen kaderinin izini süren, etkileyici ve evrensel bir roman.
₺470,00
KİTAP TANITIMI
Kolluk İçin Mağdur Psikolojisi
Bilindiği üzere suçlu ve mağdur, suç olgusunun temel unsurlarındandır. Suç soruşturmasında mağdura verilen önem, eskiye kıyasla artmıştır. Buradan hareketle adli gerçeğe başarılı bir şekilde ulaşmada, ceza adalet sistemi paydaşlarının mağdur psikolojisi hakkında bilgi sahibi olmaları önem teşkil etmektedir. Suç mağduriyetini anlama ve mağdura sunulacak olan doğru yaklaşım, yalnızca mağdurun mevcut travmasını hafifletmeye değil, ikincil mağduriyetlerin oluşmasını önlemeye de destek sağlayabilir. Dolayısıyla kolluk profesyonellerinin sıklıkla karşılaşabileceği konular özelinde, alanında uzman yazarlar tarafından kaleme alınmış bu eser, her ne kadar kolluğun faydalanabilmesi amacıyla hazırlanmış olsa da ceza adalet sisteminde görev alan tüm uzmanlar için rehber niteliği taşımaktadır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Ortadoğuda Şiddet, Medya ve Kimlik
Lübnan Hizbullahı ülkedeki geniş toplumsal desteği ve silahlı gücüyle bölge politikalarında rol alan önemli aktörlerden biridir. Hizbullah aynı zamanda İsrail karşıtı söylemi ve “İslami direniş” politikasıyla Batı karşıtı bir duruş sergilemektedir. 2011 yılında Suriyede başlayan muhalif toplumsal hareket ve sonrasında devam eden iç savaş, siyasi istikrarsızlık içindeki Lübnan için yeni bir kriz alanı yaratmıştır. Suriye’deki savaşa müdahil olan Hizbullah, bir yandan silahlı gücüyle sahada varlığını sürdürürken diğer yandan yayın organı El-Manar Televizyonu ile kamuoyunu inşa etmeye çalışmaktadır. Bu araştırmada El-Manar televizyonunun göstergeler ve simgeleri kullanarak ne tür mitler ürettiği ve bu yolla izleyicilerin toplumsal gerçekliklerini nasıl yeniden inşa etmeye çalıştığı incelenmiştir. Araştırmada tv haberlerinde inşa edilen mitleri çözümlemek için Lübnan’da 2013 yılı sonunda yaşanan terör ve çatışma dönemi ele alınmıştır. Bu çatışma/şiddet sürecinde El-Manar televizyonu ana haber bültenindeki videolar göstergebilimsel analize tabi tutulmuştur. İnşa edilen mitler ele alınarak iktidar ve söylem arasındaki ilişkinin yeniden açığa çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırma sonucunda El-Manar televizyonunun ürettiği mitler yoluyla yeni düşman imgeleri inşa ettiği ve Suriye’deki savaşı cihat görevi olarak tanımlayarak bölgedeki toplumsal farklılıkları ve gerilimleri derinleştirdiği ortaya konulmuştur. Hizbullah’ın “İslami direniş” söylemini kullanarak Lübnan sınırlarını aşan bir hegemonya alanı kurma çabasında olduğu vurgulanmıştır.
₺365,00
KİTAP TANITIMI
FİLİBE’DE OSMANLI MİMARÎ ESERLERİ
Atalarımız Filibe’yi yaklaşık beş yüz sene camiler, tekkeler, türbeler, hanlar, hamamlarla adeta bir oya gibi işlemiş ve şehre Türk kimliğini kazandırmıştır. Zaman içinde savaşlar, düşmanlıklar gibi çeşitli sebeplerle yıkılan bu yüzlerce eserden maalesef sadece dokuz tanesi günümüze kalmıştır.
2012 senesinde “Bulgaristan’da Osmanlı Eserleri” projesi kapsamında Filibe’ye tarafımızdan bir inceleme-araştırma gezisi düzenlenmiştir. Bu gezi vesilesiyle şehirde kalan yapılar detaylı bir şekilde incelenmiş, binaların eski resimleri ve planları verilmiş, günümüzdeki durumları fotoğraflanarak şimdiki fonksiyonları belirtilmiştir.
Kitabımız Filibe’deki son Osmanlı eserlerini tarihe not düşmek amacıyla hazırlanmıştır.
KİTAP TANITIMI
21. YÜZYILDA BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİ
Yeni teknolojiler ve değişen piyasa koşullarıyla sürekli gelişen pazarlama iletişimi dünyasının hızına erişmek, gerek profesyoneller gerekse akademisyenler için oldukça güçtür. Her gün yeni bir jargonla karşı karşıya kaldığımız bu dünyada, yenilikleri takip etmek elbette önemlidir: ancak bu alanın temellerini anlamadan yeniliklere adapte olmak da mümkün değildir.
Bu kitap, bütünleşik pazarlama iletişimini çeşitli boyutlarıyla ele alarak işletmelerin tüketicilere yönelik etkili iletişim kurma çabalarına ve bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarıyla ilgili yeni gelişmelere ilişkin literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
21. Yüzyılda Bütünleşik Pazarlama İletişimi kitabında geçmişten günümüze pazarlama iletişimini şekillendiren kavram ve süreçler irdelenmektedir. Bu çerçevede, bütünleşik pazarlama iletişimi, doğrudan pazarlama, dijital pazarlama, sosyal medya pazarlaması, deneyimsel pazarlama, nöro pazarlama, nüfuz pazarlaması ve kurumsal iletişim gibi konular 14 başlıkta 18 yazar tarafından incelenmiştir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
İşçi Göçlerinin Büyük Britanya Emek Piyasasına Etkileri
İşçi göçleri konusu günümüzde Avrupa Birliği içinde yapılan politik tartışmaların başında gelen konulardan biridir. Bunun başlıca nedenleri olarak Avrupa devletlerinin yaşadığı demografik sorunlar (nüfusun yaşlanma ve azalması) ve işgücü kıtlığı sonucu olarak işçi göçlerin bir kurtarıcı unsur olarak görülmesidir. Günümüzde demografik sorunların ve işgücü kıtlığının giderilmesinde en etkili ve kısa seçenek olarak işçi göçleri gelmektedir. Bu bağlamda yeni AB üyesi olan ülkelerden demografik sorunlar yaşayan Batı Avrupa’ya olan işçi göçleri bu sorunların giderilmesinde önemli bir fırsat gibi gözükmektedir.
Bilindiği gibi 2004 yılı Mayıs ayında, sekiz Orta ve Doğu Avrupa ülkesi Avrupa Birliği üyesi olmuştur. Bu ülkelerin birliğe üye olmalarından itibaren İsveç ve İrlanda’yla beraber Büyük Britanya yeni üye olan bu ülkelerden işçilerin serbest dolaşımlarına ve emek piyasalarına tam olarak girmelerine izin vermiştir. Çalışmanın amacı Büyük Britanya’ya A–8 ülkelerinden 2004 sonrası gelen göçlerin bu iş piyasasındaki ücretler ve istihdam üzerine etkilerini ölçmektedir.
Çalışma A-8 ülkelerinden Birleşik Krallığa olan göçler ile yerel iş piyasası sonuçları arasında anlamlı bir korelasyon olup olmadığı üzerinde kurgulanmıştır. Bu amaçla A–8 ülkelerinden gelen işgücünün özelliklerine ait eğitim düzeyi, yaş ve sayı gibi veriler ile Birleşik Krallık yerel işgücü piyasası verileri internet üzerinden İngiliz Devlet İstatistik Kurumlarından ve literatür çalışmalarından elde edilmiştir. Çalışmada, elde edilen veriler 3’er aylık veriler halinde SPSS istatistik programına sırasıyla girilmiş olup, bu veriler çok değişkenli korelasyon tekniği ve regresyon analiz vasıtasıyla işlenerek sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Kurumsal Yönetişim Başarısızlıkları ve Şirket İflasları
Dünya’da özellikle 2000’li yıllardan sonra gündeme gelen şirket iflasları, kurumsal yönetişim süreçlerine önem veren yönetim yaklaşımlarını beraberinde getirmiştir. Bu dönemlerle birlikte özellikle art niyetli olarak ve bilerek batırılmış şirketlerle karşılaşılması yönetimin karanlık yüzünün de olabileceğini göstermiştir. Özellikle halka açık statülü anonim şirketlerin iflası, ulusal ve uluslararası alanlarda şirket çalışanları dışında pek çok paydaşın olumsuz olarak etkilenmesini beraberinde getirmiştir.
Çalışmada kurumsal yönetişim uygulamalarının önem kazandığı 2000’li yıllardan sonra bünyesinde önemli skandallara maruz kalan ve buna ilaveten faaliyetlerini iflas ederek sonlandırmak durumunda kalan şirket iflaslarının nedenleri araştırılmıştır. Çalışmada şirketlere ilişkin kurumsal yönetişim başarısızlıklarının nedenleri örnek olay incelemeleriyle ele alınmış ve incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde kurumsal yönetişim kavramı ve söz konusu kavramın temellerini oluşturan unsurlar hakkında bilgiler verilmiştir. Buna ilaveten, dünyada ve Türkiye’de kurumsal yönetişim uygulamalarına ilişkin düzenlemelerden bahsedilmiş, aile şirketlerinin kurumsal yönetişim uygulamaları açıklamıştır. Çalışmada, şirketlerin yönetim süreçlerindeki başarılarını etkileyen, içsel çevre unsurları ve dışsal çevre unsurlarının yönetişim süreçlerine olan katkıları yazında yapılmış pek çok araştırmaya dayandırılarak açıklanmaya çalışılmıştır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Gerçekle Müstear Arasında Bir İsim: Neriman Nüzhet
Gerçekle Müstear Arasında Bir İsim: Neriman Nüzhet başlıklı bu çalışma, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde dergi ve gazete sütunlarında imzası görülen, ancak kimliği ve biyografisi belirsiz kalan Neriman Nüzhet’in izini sürmektedir. Kitapta, Rübab, Kadınlar Dünyası ve Yeni Şark’ta yayımlanan şiir, mensure ve köşe yazılarından hareketle Neriman Nüzhet’in kalem faaliyetleri ortaya konulurken bu ismin gerçek mi müstear mı olduğu sorusu tartışmaya açılmış; Emine Semiye ve Halide Nusret Zorlutuna’nın tanıklıkları, dönemin edebiyat – basın dünyası ve hatıra kitaplarıyla birlikte düşünülerek muhtemel isimler üzerinden sonuca ulaşılmaya çalışılmış; şiir ve yazılarından hareketle kurmaca bir Neriman Nüzhet biyografisi oluşturulmuştur. Neriman Nüzhet’in şiirleri yayımlandıkları yılların edebiyat ortamında, köşe yazıları dönemin siyasi, askerî ve sosyal hayatı içerisinde yorumlanmış, Neriman Nüzhet’in şair ve köşe yazarı kimliğine dair değerlendirmeler yapılmıştır. Kitabın sonunda Neriman Nüzhet’in şiir, mensure ve köşe yazıları açıklayıcı notlarla araştırmacıların dikkatine sunulmaktadır.
₺350,00
KİTAP TANITIMI
İşletme Biliminde Güncel Tartışmalar ve Paradigmalar – III
İşletme Biliminde Güncel Tartışmalar ve Paradigmalar-III, muhasebe, denetim ve örgütsel davranış disiplinlerinin güncel sorunlarını disiplinlerarası bir bakış açısıyla ele alan özgün bir derleme eserdir. Bu doğrultuda kitapta yer alan altı bölümde, hile belirtilerinin analitik inceleme yöntemleriyle olan ilişkisi, kazanç yönetimi uygulamalarının Türk yasal mevzuatındaki yeri, muhasebe meslek mensuplarının kişilik özelliklerinin mesleki şüphecilik tutumları üzerindeki yansımaları, yeşil organizasyonlar, denetçilerin iş tatminleri ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiler ve hale (halo) etkisinin denetim süreci üzerindeki yansımalarını kapsayan geniş bir yelpazede özgün literatür değerlendirmeleri ve ampirik bulgular sunulmaktadır.
Editörlüğünü Prof. Dr. Gülşah Karavardar ve Prof. Dr. Alper Karavardar’ın üstlendiği eser, alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanmış olup; muhasebe ve denetim alanındaki akademisyenler, lisansüstü öğrenciler ve uygulayıcılar için başvuru niteliğinde bir kaynak sunmaktadır.
KİTAP TANITIMI
İKNA DİLİ VE MEDYA
İkna dili iktidarı talep eden liderlerin geliştirdikleri, tasarımlı ve ideolojik bir dildir. Aristo ikna etmenin matrisi ve sürecini retorik sanatına yani ethos, pathos ve logos’a bağlamıştır. Ethos faktöründe kaynağın güvenilirliği ve saygınlığı rol oynarken toplumları harekete geçiren konuşmaların çoğunda logosun göz ardı edildiği ve pathosun devreye girdiği görülmektedir. Duygu dolu sözlerle kitleler kandırılır, aptallaştırılır, korkutulur ve sonunda sesin gücüyle işitsel abluka altına alınırlar.
Eco kitlelerin ortak kimlikleri için her şeyden önce ortak bir düşmana ihtiyaç duyduklarından bahseder. Düşman yoksa yaratılmalıdır. Hegel’e göre İbn-i Haldun’un baht, Machiavelli’nin la fortuna, Kant’ın ters esen rüzgârlar ve Maire’nin ilahi takdir diye tanımladıkları sonu kestirilemez bu savaşlara aslında şükran duymalıyız çünkü savaş yeninin yolunu açtığı için yaşamın kaynağıdır. Nietzche’ye göre savaş tarihin ebesidir ama tarihin kimden hamile kaldığını kimse kulağımıza fısıldamaz. İşte siyaset dili burada devreye girer ve süreci yönlendirir. Žižek sadece ideoloji eleştirisi gözlüğü takanların bu karışık durumla baş edebileceğini söyler.
Kitapta bu kavramsal açıklamaların ardından tarihe yön veren bazı liderlerin ikna taktikleri ve kullandıkları dil analiz edilmiştir. Canlı radyoda işittiğimiz Churchill’in gerçekçi ve etki gücü yüksek kelimelerinden, Hitler’in farklı ton ve desibellerde ve aniden bağıran sesinden kaçış yoktur. Shakespeare ise bize en başarılı törensel hitabet örneğini Sezar oyununda Antonius’un tiradı ile dinletir. Milli Mücadele döneminde yapılan konuşmalar içeriklerinde nefret söylemi olmadığı için farklı yapıya sahiptirler. Halide E. Adıvar’ın Sultanahmet mitingindeki duygu dolu halkı yansıtan konuşması ile Mustafa Kemal’in tılsımlı karizmasına eşlik eden eşsiz hitabet yeteneği hala kulaklarımızda yankılanmaktadır.
KİTAP TANITIMI
Türkiye Ekonomisi
Türkiye’de uygulamaya konulan IMF destekli 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Tedbirleri, ekonominin işleyiş biçiminde ve yapısında değişimi amaçlayarak reformist bir eğilimi temsil etmiştir. Ancak 1980’lerde uygulanan iktisat politikalarıyla istenilen düzeyde bir yapısal değişim gerçekleşememiştir. 1989-1993 yılları arasında yüksek kronik enflasyon ve dış açıkla karşılaşan Türkiye’de, kamu maliyesi dengesizliğinin genel bir iç dengesizliğe neden olması sonucunda 5 Nisan 1994 Ekonomik Önlemler Uygulama Planı yürürlüğe konulmuş, ancak bu son istikrar programı olmamıştır. 1998 Haziran sonunda IMF ile imzalanan Yakın İzleme Anlaşması’nın ardından 2000-2002 yıllarını kapsayan IMF destekli Enflasyonu Düşürme Programı yürürlükteyken Türkiye, Kasım 2000-Şubat 2001 ekonomik krizleriyle karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle yapısal yenilenme ve yasal düzenlemeleri öngören ve 2002-2004 dönemini kapsayan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı uygulamaya konulmuştur. Sonuçta Türkiye, 2000’lerin başında da yine IMF destekli bir program ile istikrar arayışlarını sürdürmüştür.
₺300,00