KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Türk Edebiyatında Ütopik Romanlar ve Ütopyanın Kurgusu (1980-2005)
₺315,00 -

Thinking and Learning to Think
₺455,00 -

Temel İşletmecilik Bilgileri
₺440,00 -

Şüphecilik Bağlamında Sosyal Ağlar ve Reklam
₺315,00 -

Sözlü Çeviri ve Teknoloji
₺235,00 -

SOFYALI BÂLÎ EFENDİ VÂRİDÂT
₺455,00 -

Sicill-i Ahvallerde Aydın Doğumlu Memurlar (1834-1890)
₺340,00 -

Sahih-i Buhâri Hadisleri Işığında İyi İnsan Olmak
₺390,00 -

REKLAM KAMPANYALARININ PLANLANMASINDA SATIŞ NOKTASINDA REKLAMIN ÖNEMİ
₺260,00 -

PISA Matematik Okuryazarlığı Testlerinde Madde Yanlılığı Araştırması
₺235,00 -

Otel İşletmelerinde Yönetim Bilgi Sistemlerinin Stratejik Karar Verme Sürecine Etkileri
₺300,00 -

OMURGALI HAYVANLARIN ANATOMİSİ
-

Muhtasar İran Edebiyatı Tarihi ve Tartışmalar / Hüseyin Daniş
₺340,00 -

Mentoring Program for Professionals to Support Integration of Immigrant Women in the form of Blended-Learning
₺325,00 -

MAKİNELER VE ÇEVİRİ: ALPAC RAPORUNA RETROSPEKTİF BİR BAKIŞ
₺210,00 -

Kültürel Çalışmalar Perspektifinden Toplumsal Cinsiyetin Alımlanması
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Sosyal Bilimlerde Güncel Araştırmalar
Sosyal bilimlerin odak noktasını oluşturan “insan” unsuru, hele ki günümüzde, giderek daha çok “amaç” olarak konumlandırılmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple gerek belirli disiplinler gerekse farklı alanlardan araştırmacıların birleşerek bu nihai amaca daha çok eğilmeleri önem arz etmektedir. Zira günümüzün hegemon iktisadi sisteminde inanın eskiye nazaran daha fazla araçsallaştırıldığına dair pek çok veri, gösterge, kanıt ve araştırma bulunmaktadır. Bu meyanda cevap verilmesi gereken soru şudur: Ekonomik büyüme veya zenginleşme uğruna insanın özne konumundan çıkarılıp araçsallaştırılmasına göz mü yumulmalı yoksa insanın, ekonomik göstergeler dışında-üstünde bir mesele olduğu kabul edilmeli ve bu noktada bir aktör olarak konumlandırılmaya mı çalışılmalıdır? “Sosyal Bilimlerde Güncel Araştırmalar” adlı bu eserde, çeşitli disiplinler çerçevesinde ortaya konulmuş çalışmalarla bahsi geçen konunun bir ya da daha fazla cephesine ışık tutulmaya çalışılmaktadır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
YÖNETİM VE İNSAN İÇİN GÜÇLENDİRME
Çalışanların güçlendirilmesi, işletmeler ve yöneticiler için insan unsurunun değerini artıran uygulamaları kapsamaktadır. Nitelikli çalışanların işletme içindeki varlığı insan kaynağının çok önemli hale geldiği iş dünyasında ve yaşanan rekabet savaşlarında daha iyi anlaşılmaktadır. Rekabette bir adım önde olmak isteyen yöneticiler güçlendirmeyi sahiplenmeli ve çalışanlarını güçlü kılmanın yollarını aramalıdırlar.
Yönetim uygulamaları insan odaklı olduğu müddetçe işletme içindeki karşılıklı güç ilişkilerinde çalışanların güçlendiği görülecektir. Güçlenen çalışanın işini severek yapması, kişisel gelişimini ilerletmesi, karar alma süreçlerine aktif katılım göstermesi, işletme için daha etkin ve verimli çalışması güçlendirmenin beklenen sonuçları arasında yer almaktadır.
Elinizdeki bu kitap güçlendirmeyi yönetsel açılardan inceleyerek çalışanlara, yöneticilere ve işletme sahiplerine güçlendirmeyi tanıtma ve gücün çalışanlarla paylaşılmasıyla ilgili bilgiler sunmaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Hezret ve Nicadinin Şiirlerinden Seçmeler
Uygur edebiyatı, eser, sanatçı ve muhteva bakımlarından Türk edebiyat(lar)ı içerisinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Bu sahanın en öne çıkan edebi türü şiirdir. Elinizdeki eser, Günümüz Uygur Şairlerinden Muhemmed İmin Hezret ve Ehmet İgemberdi Nicadinin şiirlerini Türk(iye) okurlarına tanıtmanın yanında içerdiği kısa gramer ve sözlüğü ile üniversitelerin Türkoloji bölümlerinde okutulmakta olan Çağdaş Türk Lehçeleri ile Edebiyatları dersleri için kaynak özelliği de taşımaktadır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
I. Meşrutiyet Döneminde Adapazarı ve Çevresi (1876-1908)
Adapazarı’nın İpek Yolu güzergâhı üzerinde bulunması, tarihin her döneminde önemli bir konumda olmasını sağlamıştır. Bizans’ın ve Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’a çok yakın bir mevkide bulunması Adapazarı’nın önemini arttıran bir diğer unsurdur. İstanbul-Adapazarı güzergâhının 19. yüzyılın sonlarında tren hattı ile birbirine bağlanması, iki nokta arasındaki iletişimi daha kolay hale getirmiştir. Tren hattı sadece ulaşımın hızlanmasına katkı sunmamış, aynı zamanda Adapazarı ve civarında üretilen ürünlerin güvenli bir şekilde İstanbul’a ulaştırılmasını sağlamıştır.
Adapazarı’nın gerçek manada bir şehir hüviyetine ulaşmasındaki en önemli etken ise aldığı göçlerdir. Bölge coğrafyası, özellikle 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrasında Kafkasya ve Balkanlardan gelen binlerce muhacir kafilesine kucak açmıştır. Göçler öncesinde küçük bir kasaba görünümünde olan Adapazarı, 19. yüzyılın sonlarına doğru nüfus olarak neredeyse yüz binlerle ifade edilebilecek noktaya ulaşmıştır. Alınan göçlerin Adapazarı ve çevresine hem olumlu ve hem de olumsuz yansımaları olmuştur. Tüm mal varlıklarını bırakarak göç etmek zorunda kalan muhacirlerin bölgede bazı asayiş sorunlarına neden olduğu tartışmasızdır. Bununla beraber, Adapazarı’nı kendilerine yeni bir yurt olarak seçen muhacirler, çalışkanlıkları ile bölgeye ve bölge insanına önemli katkılar vermişlerdir. Bilgi, beceri ve deneyimlerini bölge halkının hizmetine sunan muhacirler, kısa sürede Adapazarı’nın yerli halkıyla kaynaşarak bölgeye adapte olmuşlardır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
ADLİ GÖRÜŞME: AMAÇ, YÖNTEM VE TEKNİKLER
Bireyler ceza mahkemelerinde bir suçun mağduru veya tanığı olma ya da suç işleme/suça sürüklenme; hukuk mahkemelerinde velayet, vesayet, şahsi ilişki veya evlat edinmenin değerlendirilmesi gibi birçok nedenden dolayı doğrudan veya dolaylı olarak adli sisteme girebilmektedir. Bireyi adli sürece dahil eden olay ve deneyimler çoğunlukla travmatik nitelikte olup, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığına kalıcı biçimde zarar verici etkilere sahiptir. Bu nedenle, yetkin uzmanlar tarafından olayın niteliği ve bireye içkin özellikler dikkate alınarak hassas ve özenli bir şekilde yürütülen kaliteli bir adli görüşme hem adaletin tesisi hem de adli sistem içerisindeki bireylerin ikincil örselenmelerinin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Adli sistem içerisinde farklı disiplinlerden (Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık, Sosyal Hizmet) gelen adli sistem uzmanları, suça sürüklenen, mağdur veya tanık çocuklar; şiddet mağduru kadınlar ve yaşlılar gibi diğer kırılgan gruplar; boşanmış veya boşanma aşamasındaki çiftler ve çocukları gibi pek çok farklı sebeple adli sürece dahil olmuş bireylere yönelik farklı hizmetler sunmaktadır.
Bu kitapta, Adalet Bakanlığı bünyesinde mahkemelere hizmet vermekte olan psikolog, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanlarının gerçekleştirdikleri adli görüşme uygulamalarına yer verilmiştir. Bu kapsamda, adli görüşmelerin amacı, kapsamı, teknikleri ayrı ayrı ele alınmış; ayrıca en çok karşılaşılan kırılgan gruplar (çocuklar, kadınlar, mülteciler ve yaşlılar) ile adli görüşme tekniklerine yönelik temel bilgiler ve uygulamada kullanılabilecek pratik teknikler sunulmuştur. Bu kitap, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Sosyal Hizmet Bölümleri mezunları ile adli alanla ilgilenen meslek elemanları ve uygulayıcılar için rehber niteliğindedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Hakikate Şiddetin Soykütüğü
Hakikate yönelik şiddet, onun birileri tarafından adlandırılarak çarpıtılmasıyla gerçekleşir. Kadim zamanlardan beri metafizik kurgularla inşa edilen hakikat tasavvurları elbette hakikatin kendisi değildir.
Dr. Oğuz Düzgün’ün yazdığı Hakikate Şiddetin Soykütüğü adlı kitapta; Platon, Aristoteles, Fârâbî, Kant gibi tanınmış filozofların hakikat arayışlarına dair örnekler bulunmaktadır. Felsefe alanında yazılmış kitaptaki bu örnekler, aynı zamanda hakikate yönelik şiddetin farklı farklı durakları olarak da düşünülebilir.
Kyzikoslu Eunomius’un metafizik şiddeti önlemeye dönük faaliyetleri yanında Göbeklitepe gibi tarihi yapılardaki hakikat tasavvurlarına dair örnekler de kitabın özgün bölümlerini oluşturur.
Platon’un mağara istiaresinde gösterdiği gibi oluş ve bozuluşun hâkim olduğu bu doksalar dünyasında belki de hakikat hiçbir zaman bulunamayacaktır.
Ancak Kant’ın da Saf Aklın Eleştirisi’nin başında belirttiği gibi metafizik sorular hiçbir zaman yanıtlanamayacak olsalar da aklın doğasına ait oldukları için, o soruları terk etmek de hiçbir zaman mümkün olmayacaktır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Yerel Yönetimlerde Pazarlama Sorunları ve Çözüm Önerileri
Yerel yönetimlerin kuruluş amacı halkın ortak ihtiyaçlarını karşılamaktır. Yerel yönetim statüsündeki belediyeler (büyükşehir belediyeleri dâhil), özel idareler ve muhtarlıklar kâr amacı gütmeyen örgütlerdir. Kâr amacı gütmeyen kurumlar da dâhil hiçbir örgüt ya da işletme pazarlamadan kaçamaz.
Bir yerel yönetim sakinlerine, turistlere, ziyaretçilere, yatırımcılara, girişimcilere, üreticilere, ticaretle uğraşanlara, ihracatçılara, öğrencilere ve diğer müşterilerine ilave değer yaratmalıdır. İlave değer pazara ve pazarlamaya önem vererek yaratılabilir. Pazarlamayla elde edilecek gelirler kamu hizmetine dönüşecek ilave değerdir. Yerleşim yerinde içerideki vatandaşlar ve dışarıdan gelen tüketiciler olmak üzere tüm tüketicilerin ilgisini çekecek ürün setinin oluşturulması ve gelir elde edilmesi yerel yönetimin performansı açısından önemlidir.
Bu kitapta yerel yönetimlerin performansını artıracak, vatandaşın refahına katkıda bulunacak bilgiler yer almaktadır. Her bilgi derinlemesine yapılmış araştırma ve gözlemlere dayanmaktadır.
Unutulmamalıdır ki, bir şehrin kalkınması ülkenin kalkınması yönünde itici güçtür.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Eğitimde Dönüşüm “Yeni Paradigmalar ve Yaklaşimlar”
Eğitim, sadece bilgi aktarımından ibaret değil; aynı zamanda bir gelişim ve dönüşüm yolculuğudur. Bu kitap, eğitimdeki yeni paradigmaları keşfederken, teknoloji ve küreselleşmenin hayatımızda yarattığı değişimleri de gözler önüne seriyor. Kapsayıcı eğitim ve fırsat eşitliği konularını derinlemesine ele alarak, her öğrencinin potansiyelini açığa çıkarmanın yollarını arıyor.
Dijital eğitim araçları ve oyunlaştırma, öğrenmeyi sadece eğlenceli hale getirmekle kalmıyor, aynı zamanda öğrencilerin motivasyonunu da artırıyor. STEM ve STEAM eğitimleri, disiplinler arası bir bakış açısı sunarak, yarının liderlerini yetiştirmeyi hedefliyor. Yapay zekâ ve veri odaklı eğitim ise, kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimlerini mümkün kılarak, her bireyin ihtiyaçlarına özel çözümler sunuyor.
Sonuç olarak, geleceğin eğitimine dair umut dolu öngörülerle dolu bu eser, eğitimciler, öğrenciler ve karar vericiler için bir rehber niteliğindedir. Eğitimin sınırlarını zorlamak ve daha iyi bir gelecek inşa etmek isteyen herkes için ilham verici bir kaynak sunuyor. Çünkü eğitim, sadece bir süreç değil; aynı zamanda bir hayal ve umut yolculuğudur.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
Nitel Bir Araştırmacının Gözünden Sağlık Sisteminde Değişim: Hastane Koridorlarından Etnografik Notlar
Sağlık sisteminde geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin yasal statü kazanmasıyla başlayan kurumsal dönüşüm, tıp dünyasında bir meşruiyet tartışmasını beraberinde getirmiştir. Dr. Hasibe Aysan’ın, 2014-2018 yılları arasındaki saha araştırmasına dayanan bu çalışma modern tıbbın rasyonel yapısı ile kadim uygulamaların hastane koridorlarındaki karşılaşmasını nesnel bir dille mercek altına alıyor. Eser, teknik bir raporun ötesine geçerek; sağlık profesyonelleri arasındaki profesyonel bölünmeleri, kayıt dışı gözlemleri, tutulan saha notlarını ve bilimsel standartlar ile kültürel referansların çok katmanlı çatışmasını etnografik bir derinlikle belgeliyor. Araştırmacının sahada yaşadığı yöntemsel dönüşümü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel stratejileriyle kurulan köprüyü içeren bu yapıt, nitel araştırmanın gücünü yansıtıyor. Modern sağlık sistemindeki değişimin dinamiklerini anlamak isteyen okurlar için tarafsız ve kapsamlı bir yol haritası…
₺270,00
KİTAP TANITIMI
70 Soruda Dış Ticaret İşlemleri – 1
Bu kitap, dış ticaret alanında temel bilgileri kolay ve anlaşılır bir şekilde sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Kitapta dış ticaretin temel kavramları, ihracat türleri, ihracat süreci, uluslararası ticarette kullanılan belgeler, taşıma yöntemleri, teslim ve ödeme şekilleri soru-cevap yöntemiyle açıklanmaktadır. Güncel mevzuat dikkate alınarak hazırlanan eser, tablolar ve şekillerle desteklenmiş olup konuların daha kolay anlaşılmasını sağlamaktadır. Dış ticaret dersi alan öğrenciler, bu alanda çalışanlar ve ihracat yapmak isteyen işletmeler için pratik bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Konuları sade bir dille ele alan bu eser, okuyucuların dış ticaret işlemlerini sistemli ve temel düzeyde öğrenmelerine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
SAVAŞ – GÖÇ – KADIN
Savaşlar insanlık tarihi kadar eski olup etnik, dini, siyasi, kültürel, politik, iktisadi problemleri ve hâkimiyet mücadelesini ortaya çıkaran bir olgudur. Göç ise savaşın yıkıcı etkileri sonrası insanları yaşadıkları coğrafyalardan koparan en acı gerçeklerden biridir. Bu bağlamda Osmanlı Devleti’nin XIX. ve XX. yüzyılında Balkan ve Kafkasya coğrafyasından Anadolu’ya savaşlar nedeniyle birçok göç gerçekleşmiştir. Söz konusu yüzyıllar içinde tabii olarak bu olumsuzlukların en ağır koşulları ile karşılaşmak durumunda kalanlar kadın ve çocuklardır. Savaşın ortaya çıkarmış olduğu mağduriyetler günümüz dünyasında ve Türkiye’de hâlâ etkisini devam ettirmektedir.
Elinizde bulunan bu kitap din, siyaset, sosyal ve kültürel hayat bağlamında kadını ele almakla birlikte, savaş ve göç eksenli ortaya çıkan birçok sorunu bilimsel veriler ışığında ele almayı amaçlamaktadır. Özellikle Osmanlı Devleti’nin son yılları ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan göç ve buna bağlı olarak meydana gelen çok eksenli sorunlar multidisipliner olarak irdelenip ele alınmıştır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Yeni Medya ve İletişimsel Yaklaşımlar
Arka Kapak Yazısı:
18. yüzyılın buharlı hantal makinelerinin gün gelip görünmez, dokunulmaz kablosuz ağ iletişimine kadar varan gelişmelerin işareti olacağı kimin aklına gelirdi? Ya da dünyanın bir ucunda üretilen mal ve hizmet reklamlarının mal ve hizmetten önce tek bir parmak hareketiyle hatta Siri’lerle akıllı telefonlarımıza tüm dünyayla eşzamanlı ulaşacaği?
İnternet! çağımızın İpek Yolu: ticaretin, bilginin ve hislerin vb. tüm inorganik akışın sağlandığı sistem ve onun en yalın hali olan 0 ve 1’lerin kontrolündeki yeni sanal ortamlarımız ve bu gibi ortamların üzerimizde kurduğu sahici hegemonya
Geleneksel medyadan dijital medyaya, çevrimiçi medyadan yeni medyaya, iletişimin gün geçtikçe değişen yüzü, bizleri onu anlatabilmek adına araştırmaya ve ileride geçmişte kalanı anlamış olabilmek kaygısıyla tekrar tekrar araştırmaya, daha iyi anlamaya ve yeni olanı aktarmaya yöneltmektedir.
KİTAP TANITIMI
İngiliz Romanında İstila Gotiği
1897 yılı, Kraliçe Viktorya’nın Elmas Jübilesi ile Britanya İmparatorluğu’nun yenilmezliğini kutladığı görkemli bir vitrin sunarken dönemin edebi bilinçaltı, telafi edilemez bir çöküşün dehşetini yansıtmaktaydı. 19. yüzyıl İngiliz romanı alanında hazırlanan bu kitap, fin de siècle döneminin en sarsıcı üç başyapıtını, Bram Stoker’ın Drakula, Richard Marsh’ın Böcek ve H. G. Wells’in Dünyalar Savaşı romanlarını, yenilikçi bir kuramsal çerçeve olan İstila Gotiği merceğinden tahlil ediyor. Doğu’nun karanlık şatolarından, mistik dehlizlerinden ve uzayın derinliklerinden gelerek imparatorluğun merkezine sızan ve hatta onu yok etmeye çalışan bu Ötekiler, aslında Britanya’nın kendi sömürgeci günahlarının, bastırılmış cinsel anarşisinin ve ters sömürgeleştirme korkularının bedenlenmiş halleridir. Viktorya döneminin son zamanlarını konu alan bu kitap, imparatorluğun kendi yarattığı canavarlarla yüzleşmesini İstila Gotiğinin dünü, bugünü ve yarını şeklinde ele alarak okurun dikkatine sunuyor.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Geç Antik Çağ Ön Asya Kaynaklarında Türkler
Türklerle alakalı ilk elden bilgiler veren en eski kaynaklar Geç Antik Çağ Ön Asya kaynaklarıdır. Bu kaynaklar içerisinde İran sahasına ait olanlar önemli bir yere sahiptir. İran hem uygarlık olarak ve hem de coğrafî olarak Türklerin en kadim komşusudur. Bundan dolayı İran, Türklerin en çok irtibat halinde olduğu üç medeniyetten birisidir. Bu çalışma için Geç Antik Çağ İran tarihinin en önemli kaynakları olan kitâbeler, sikkeler, edebî ve dinî metinler taranarak Türklerle alakalı bilgiler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmayla beraber Türk, Türkistan, Tûrân, Tûristân, Şaman sözcüklerinin geçtiği en eski yazıtların Geç Antik Çağ İran kitâbeleri olduğu görülmüştür. Bununla beraber bu dönemin edebî ve dinî metinlerinde de mitolojik bilgilerle karışık olarak Türklerle alakalı önemli bilgiler verilmektedir. Bu döneme ait olan İran sikkelerinde de Türk kelimesiyle beraber kadim Türk tarihine ait çok sayıda ifadenin yer aldığı görülmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
MAĞAZA ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN TÜKETİCİLERİN MAĞAZA SADAKAT DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ VE BİR UYGULAMA
Çağdaş rekabet ortamının bir gereği olarak perakendecilikte de mağaza özelliklerinin, somut şekil özelliklerinden ziyade, tüketicilerin algısından başlayarak düzenlenmekte olduğu yeni bir dönem yaşanmaktadır. Mağaza özellikleri, somut nitelikteki objelere dayalı olarak değil; müşterinin algısından başlayarak müşteri isteğine göre yapılmalıdır. Bu süreçte Tüketici nasıl bir yerde, nasıl bir mağaza atmosferinde, hangi mağazada ve nasıl bir deneyim yaşamak istiyor? sorularına yanıt vermek için yazılan bu kitap ile işletmelere farklı bir bakış açısı sunulmaya çalışılmıştır.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Sağlık Çalışanlarının Kronizm Algısı Üzerine Etik Liderlik ve Psikolojik Sermaye İlişkileri
Bu kitap, hastane çalışanlarının kronizm, etik liderlik ve psikolojik sermaye ilişkilerini incelemektedir. Sağlık sektörünün zorluklarıyla başa çıkmaya çalışan sağlık çalışanlarının üst seviyede psikolojik sermaye düzeylerine sahip olması önemlidir. Bu sebeple kronizm ile mücadelede etik liderliğin rolü ve çalışanların psikolojik sermayelerini nasıl artırabilecekleri üzerine odaklanan bu eser, sağlık profesyonellerinin mesleki yaşamlarında daha sağlam bir temel oluşturmalarına yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Hem akademik çevreler hem de uygulamacılar için değerli bir kaynak olan bu çalışma, sağlık hizmetleri yönetimi ve liderlik konularında derinlemesine bir bakış sunmaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
NEMRUT DAĞI VE ÇEVRESİNİN POTANSİYEL JEOMİRAS ALANLARI
Bu çalışmada, tarihi ve arkeolojik kaynak değerler açısından oldukça zengin, ülkemizin turizm açısından en popüler alanlarından biri olan Nemrut Dağı ve çevresinde, jeomiras ve jeoturizm açısından oldukça önemli olan jeosit karakterindeki alanların belirlenmesi ve bunların ülkemiz jeosit envanterine dâhil edilmesi, sahanın jeopark olma potansiyelinin araştırılması, söz konusu jeositlerin korunması, tanıtılması, turizm destinasyonları içerisine dâhil edilerek ziyaretçilerin bilgilendirilmesi için gereken altlık bilginin oluşturulması amaçlanmaktadır.
İnceleme alanında yer alan potansiyel jeositlerin belirlenmesi ve bunların ulusal jeosit envanteri listesine dâhil edilmesi, ulusal anlamda jeomirasımızın bütünüyle belirlenmesi ve korunmasına katkı sunması açısından son derece önemlidir. Bu yönüyle bu çalışma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi dâhilinde yapılmış çok az sayıda çalışmadan biridir.
₺700,00
KİTAP TANITIMI
Kadimden Cedide Osmanlı Donanması: 1770-1790
Osmanlı donanmasının yakıldığı 1770 yılındaki Çeşme faciasından sonra, donanmanın yeniden inşası Devlet-i Aliyye ileri gelenlerinin en önemli meselelerinden olmuştur. Akdeniz’de ve Karadeniz’de donanma zafiyetinin sebep olduğu nazik durum, imparatorluğun başkentinin de tehdit altında olduğu nadir görülen bir kriz ortamı yaratmıştır. Bu araştırma, bir donanmanın yakılmasının ardından ne şekilde yeniden inşa edildiğini ortaya koymaktadır. Bu yapılırken, Osmanlı bahriyesi ekseninde bir değişim ve dönüşüm çağı da başlamıştır. Türk tarihinde Avrupaî tarzda ve sürekliliği olan ilk mühendishânenin bahriye bünyesinde kurulması bu sebeple şaşırtıcı değildir. Elinizdeki eser, büyük ölçüde Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın kaptanıderya olduğu 1770-1790 yılları arasında, Osmanlı donanmasının yelkenli gemilerine ait toplu ve detaylı bilgilerin olduğu ilk çalışmadır. Donanmanın unsurlarına dair ağırlıkla yerli ve yabancı arşiv belgelerinden hareketle üretilen somut veriler sayesinde, bu dönemde Osmanlı donanmasının Batı donanmaları ile kıyaslamaları yapılarak konumu gerçekçi bir zemine oturtulabilmiştir. Osmanlı gemi inşa ve donanımı ile silah sanayiinin yükselişe geçtiği bu dönem, klasik “gerileme” ve “dağılma” paradigmasına da yeni bir boyut kazandırmaktadır.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
LİDYANIN TMOLOS (BOZDAĞLAR) YAYLALARINDA JEOMORFOLOJİ, PALEOCOĞRAFYA VE JEOARKEOLOJİ ARAŞTIRMALARI
Bozdağlar tarih öncesinden günümüze yöre kültürleri için bolluk ve bereket sunan bir yeryüzü şekli ve doğal çevre ortamıdır. Gediz (Hermos) ve Küçük Menderes (Cayster) vadileri arasında bir doğal engel gibi görünse de doğal kaynakları ve jeomorfolojisi ile birleştirici olmuştur. Tmoloslar (Bozdağlar) üzerindeki plato alanındaki eski olgun vadiler (yaylalar) Lidya döneminde hem Kral Yolunun alternatif güzergâhı hem de uygun yaşama ortamları nedeniyle yayla yerleşimleri için ideal alanlar olmuştur. Madeni parayı ilk kez kullanması, altın ve metal işçiliği, çağının koşullarındaki madenciliği, ticareti ve Pers istilasının yıkımı ile ünlü olan Lidya uygarlığı Sardeis (Sardis) ve Hypaipa kentleri arasındaki Bozdağ yaylalarının kaynaklarını ve doğal mekânlarını etkin olarak kullanmıştır. Tmoloslar mitolojiye ve başta kral Midasın efsanevi hikâyesine konu olan zengin kaynakları barındıran bir doğal çevreye sahiptir. İnsan-doğal çevre ilişkilerinin Lidya bağlamında ortaya konulması amaçlayan bu eserde öncelikle; Bozdağların yeryüzü şekli olarak oluşumuna, yapısında bulunan kayaç ve madenlerin oluşumu için jeolojik özelliklerine, dağların çevresine göre yüksek olmasından etkilenen hidrografya, toprak ve bitki özelliklerine değinilmiştir. Bu bilgilerin ışığında arazi kullanımı ve ticari faaliyetleri hem bugün hem de Lidya dönemi açısından ele alınmıştır. Çalışmanın devamında Lidya dönemi Tmolos yaylalarının paleocoğrafya koşulları her biri ayrı başlıklarla ele alınarak değerlendirilmiştir. Eski coğrafi çevre koşulları içinde var olmuş Torrhebia ve Mesotmolia gibi Lidyanın eski yayla yerleşimleri, eski sulak alanlar-göller ve yayla dolguları üzerine jeoarkeoloji değerlendirmeleri yapılmıştır. Eser, Lidya Tmoloslarını bu perspektifle ele alan ilk çalışma niteliğindedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Sözlü Çevirinin Mutfaği
Sözlü çeviri eğitimini ve mesleki uygulamaları çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alan bu çalışma; akademisyenler, profesyonel tercümanlar ve geleceğin sözlü çevirmen adaylarıyla gerçekleştirilen kapsamlı mülakatlara dayanıyor. Kitap, eğitim sürecinden sektörün dinamiklerine uzanan köprüde karşılaşılan yapısal sorunları, güncel piyasa koşullarını ve dijitalleşmenin getirdiği zorlukları ilk ağızdan, net bir biçimde ortaya koyuyor.
Mevcut eksiklikleri ve tıkanma noktalarını tespit etmenin ötesine geçen eser; eğitim müfredatlarının çağdaş ihtiyaçlara göre güncellenmesi, teori ile pratik arasındaki bağın güçlendirilmesi ve mesleki standartların yükseltilmesi adına somut ve yenilikçi çözüm önerileri sunuyor. Hem akademik dünyaya hem de sektöre adım atmaya hazırlanan genç yeteneklere rehberlik etmeyi amaçlayan bu kitap, sözlü çevirinin geleceğine ışık tutan dinamik bir yol haritası niteliğindedir.
KİTAP TANITIMI
İtilâf Güçlerinin İstanbul’daki İşgal Uygulamaları (1918-1923)
Osmanlı Devleti’nin toprakları üzerindeki rekabetlerinden dolayı Avrupalı Devletlerce ortaya atılan Şark Sorununun en temel boyutlarından birini hiç kuşkusuz İstanbul’un ve Boğazların Türk hakimiyetinde bulunması oluşturuyordu. Bölgeyi kontrolleri altına alabilmek için yıllarca büyük bir çaba gösteren bu devletler I. Dünya Savaşı’nın ardından 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’ni bahsedilen amaçlarını gerçekleştirebilmek adına önemli bir fırsat olarak görmüşlerdi. Nitekim Mütareke’nin imzalanmasından yalnızca iki hafta sonra 13 Kasım 1918’de donanmalarını İstanbul’a getirmişler, Mütareke’nin 1. maddesi kendilerine yalnızca Boğazları işgal etme yetkisini, 9. madde ise İstanbul’daki liman ve tersanelerden yararlanma hakkını vermiş olmasına rağmen bu tarihten itibaren hukuk dışı bir anlayışla gerek donanmalarından çıkardıkları gerekse Batı Trakya’dan getirdikleri askerlerle şehri baştan başa işgal etmeye başlamışlardır. Oluşan bu fiili işgal durumu 16 Mart 1920’de yerini resmi bir niteliğe bırakmış, İstanbul’un işgal altında geçirdiği süre işgal güçlerinin son birliklerinin şehri terk ettikleri 2 Ekim 1923 tarihine kadar yaklaşık beş yıllık bir dönemi kapsamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ve İstanbul’un işgalden kurtuluşunun 100. Yıldönümü münasebetiyle hazırlanan bu kitap; işgalci İtilâf güçlerinin yaklaşık beş yıllık süre boyunca İstanbul ile ilgili olarak gerçekleştirdikleri askeri, siyasi, adli ve idari uygulamaları, bu uygulamaların Osmanlı Hükümet çevreleri üzerinde oluşturduğu baskıları, İstanbul’un Türk ahalisinin yaşadığı işgal acılarını ve İstanbul’daki Rumların ve Ermenilerin işgal döneminde ortaya koydukları tavrı Türk arşiv belgeleri ışığında mercek altına alıyor.
₺1.150,00
KİTAP TANITIMI
Postmodern Trends in Literature and Arts
Postmodern literature and arts are not novel and pure, rather they represent and present a great challenge. They create an active medium for their followers as Roland Barthes tags postmodernism writerly in that the reader frequently has to fill in gaps in the narrative, thus, in Barthes terms of reference, becoming part of the production of the textual meaning. Postmodern texts and arts enforce a sort of invention, imagination, and suspension for the reader. Postmodern literary fashion does not provide a fixed cultural status quo, yet it undermines the authority of an omniscient narrator and his dominance over the textual meaning. These features and many others that you will find throughout each chapter in this book make postmodern texts and art much more pleasurable and rewarding to study.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Cumhuriyetin 100. Yılında BALIKESİR ARMAĞANI
Balıkesir, Türk tarihi ve coğrafyasının ayrılmaz parçalarından biridir. Aynı zamanda antik devirlerden itibaren pek çok medeniyete de ev sahipliği yapmıştır. Hem Marmara hem de Adalar Denizi’ne kıyısı olan Balıkesir, ikisi merkez olmak üzere yirmi ilçeye sahip oldukça geniş coğrafi sahaya yayılmış bir ilimizdir.
Birinci Dünya Savaşı’nda mağlup olan Osmanlı Devleti, çok ağır şartlar taşıyan Mondros Mütarekesi’ni (30 Ekim 1918 ) imzalayarak hükmen tarih sahnesinden çekilmiş oluyordu. Asırlardır Türk yurdu olan ülkenin çoğu haksız işgaller ile de esaret altına giriyordu. Tam bu noktada Türk Milleti ruhunda var olan o heyecan ile can havliyle istiklâl mücadelesine girişti. Bu mücadelenin teşkilatlanmasında ve icrasında Balıkesir çok önemli bir yere sahip oldu. Mücadeleyi düzenli, etkili ve kalıcı hale getirme noktasında önemli görevler üstlenen kongrelerin en başta gelenlerinden biri de Balıkesir’de toplandı. 16 Mayıs 1919’da kurulan “Balıkesir Redd-i İlhak Heyeti” 19 Mayıs 1919 öncesi İstiklal Harbi’nin kıvılcımı olarak değerlendirilecek öneme sahiptir.
Türkün ateşle imtihan edildiği destansı bir mücadelenin sonunda tam bağımsız bir ülke olarak yeniden kurulan devlet 29 Ekim 1923 tarihinde ilân edilen Cumhuriyet’le, dünya siyasi alanında sarsılmaz yerini almıştır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
Mecmûatüs-Sanâyi
Mecmûatüs-Sanâyi; 17. yüzyılda Farsçadan Türkçeye tercüme edilmiş, zanaat, tıp, simya, kimya gibi farklı konuları içeren ansiklopedik bir eserdir. Eser genel olarak inci, lal, yakut, zümrüt, zebercet gibi değerli taşların yapılmasından, altının yazı ve süsleme işleri için eritilmesinden, camların renklendirilmesi ve çeşitli renklerin elde edilmesinden, kılıçların sağlamlaştırılmasından, kemik boyanmasından, metallerin çözülmesinden, bardak, kâse, kadeh gibi şeylerin renklendirilmesinden, panzehir hazırlanmasından, kuvvetlendirici macun ve hap yapımından, İskenderiye yağının (rû?an-ı iskenderî) yani Yunan ateşinin üretilmesinden, cıvanın katı hale getirilmesinden, yapay çiçek yapımının yanı sıra bağdadî ve diğer kağıtların yapımından, mürekkeplerin hazırlanmasından, kendisini ve elbiselerini yanmaya karşı koruyan maddeler ve illüzyon oyunlarından, tutkal çeşitlerinden, elbise temizlemekten, havai fişeklerden vb. konulardan bahsetmektedir. Eser içerdiği konular ve sahip olduğu söz varlığı ile gerek bilim tarihi gerekse de tıp tarihi açısından önemli veriler sunduğu gibi sözlük bilimi açısından da önemli veriler barındırmaktadır.
₺820,00
KİTAP TANITIMI
POSTHUMAN SPACE IN MARIO PETRUCCI AND ALICE OSWALD’S POETRY
Drawing on recent posthumanist theories that promote a non-anthropocentric perspective, this study examines the works of contemporary British poets Mario Petrucci and Alice Oswald. It is argued that their poetry can be described as posthuman poetry, which envisions posthuman spaces of becoming where human and nonhuman worlds coexist on a non-hierarchical basis. Petrucci’s engagement with ecocritical crises in the Anthropocene underscores the limits of human agency, and it foregrounds destructive impact of human actions on the ecosystem. In a posthuman context, therefore, Petrucci problematises the human/nonhuman binary by representing the erosion of the anthropocentric worldview in the face of environmental crises such as deforestation, global warming, and the Chernobyl nuclear disaster in Bosco (1999), Heavy Water: A Poem for Chernobyl (2004) and Half Life: Poems for Chernobyl (2004). In these collections, challenging the perception of nonhuman matter as passive, Petrucci emphasises the agency of trees and radioactive particles. Similarly, Alice Oswald moves the reader beyond the human-centred treatment of the natural world. Rejecting human exceptionalism, Oswald’s Dart (2002) presents a polyphonic meshwork where the voices of alternating human speakers and the River Dart interweave within a posthuman space. Representing the intersubjective and dialogic exchanges between the human and nonhuman inhabitants of the Severn Estuary and the lunar cycle, Oswald’s A Sleepwalk on the Severn (2009) further problematises the subject/object binary by creating a posthuman space of becoming grounded in a communicative framework. Hence, bringing Petrucci and Oswald together, this study draws attention to trans-corporeal and polyphonic entanglements of human-nonhuman, subject-object and self-other non-binaries, and it aims to show how poetry, as a literary medium, can contribute to questioning and transforming the anthropocentric vision of humankind in the contemporary world.
KİTAP TANITIMI
İstanbul’daki Hattate Mezar Taşları
Bir tek şeye bakıp her şeyi görmek, bir tek şeyden yola çıkıp her şeyi anlamak mümkün müdür? Ayna bile tutulduğu yerden, yansıttığı alan kadarını gösterir. Hiçbir varlığın iç dünyasını göstermez. Ama hayata ayna tutan öyle şeyler de vardır ki; varlığın hem içini hem de dışını gösteren bir noktada, ibret nazarıyla bakan her göze pek çok şey anlatırlar. Bu kitabın konusu, hayat ile ölümün arasında dimdik durup yaşayanlara yaşamış olanların hikâyesini bazen zarif şiirler, nahif cümleler; bazen de bir başlık ve çiçekler, desenler ile anlatan mezar taşlarıdır. Öyle ki, bu taşlar İstanbul’un en müstesna köşelerinde başka bir âlemde ziyaretçilerini bekleyen, hayatlarını ve sanatlarını taşlarına da yansıtan hattâtelerin dünyadaki son hatıralarıdır. “Oku” emr-i ilahisinin bir gereği ve devamı olarak hatta (yazıya) gönlünü ve ömrünü veren hanım sanatçıları, yaşadıkları yüzyıla ayna tutarak yâd etmek, huzurlu son duraklarını ziyaretgâh eylemek ve bu dünyaya kattıkları değeri hakkıyla değerlendirebilmek amacıyla şâhidelerinin şahitliğine başvurduk. Böylece izlerini ve eserlerini takip ederek bugüne ışık tutacak ilmi birikimi ve sanat zevkini tespit etme yolundaki çabamızı takdirlerinize sunuyoruz.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Hamzaname -I-
Bu neşirde İstanbul Üniversitesi, Nadir Eserler Kütüphânesi
Türkçe Yazmalar, Nu.1132deki Hamzanâme nüshası kullanılmıştır.
Eser, Hicrî 1268 Receb ayında istinsah edilmiştir.
Hz. Danyal’ın öldüğü gün, hamile olan karısı Şemse Bânû bir erkek çocuk dünyaya getirir. Bu doğan çocuk Hamzanâme’nin ana kahramanlarından biri olan Büzürcmihr’in (Hâce-i Dânâ) dedesi olan Câmasb’dır. Aynı zamanda yazmanın başında anlatılan Şahmaran hikayesinin de baş kahramanı olan Câmasb odunculuktan yetişme ilim ve irfan sahibi biri olup; Keyânilerin padişahı Keyhüsrev’in de sadrazamlığını yapmıştır. Keyhüsrev’in eski ve büyücü veziri Şemhûr’un da rakibi olan Câmasb vefat edince; geriye oğlu Baht Hammâl kalır. Ancak o da Şemhûr’un oğlu ve Keyhüsrev’in yerine padişah olan Keykubâd’ın baş veziri Şemun tarafından öldürülmüştür. Ancak karısı hamile olduğundan bir erkek çocuk doğurur. Çocuk hüsn ü cemal sahibi, yetenekli biri olduğundan kendine Büzürcmihr lakabı takılır.
Büzürcmihr, dedesi Danyal Aleyhisselamın verdiği bir kitap ve hırkası sayesinde ilim irfan sahibi, rüya tabirinde mahir, geçmiş ve geleceğe dair isabetli yorumlar yapan basiretli bir kişi olarak Medâyin hükümdarı Keykubât’ın huzuruna getirilir. Padişahın unuttuğu rüyasını ona hatırlatıp doğru tabir edince; babasının katili Şemun’un yerine Veziriâzam olarak atanır ve Hâce-i Dânâ olarak ün yapar.
KİTAP TANITIMI
Anaakım Sinemada Siyahi Özne
Kitap, doğal hukukla meşrulaştırılan ilkçağın kurumsal köleciliği ile ten rengi üzerinden gerekçelendirilen asri zaman ırkçılığı arasındaki zihinsel geçişi üretim ilişkileri tarafından çerçevelenen ekonomi-politik eğilimleri göz ardı etmeden tartışmaktadır. Bu maksatla yirminci yüzyıl geneline yayılan kronoloji üzerinden ilerleyerek bir yandan ele alınan sinema filmlerinin detaylı analizlerini yaparken; diğer yandan geçmişi ilkçağa uzanan köleleştirme pratikleriyle modern çağın ten rengi üzerinden gerekçelendirilen ırkçı eğilimleri arasındaki zihinsel sürekliliğe dikkat çekmektedir. Diğer yandan ırkçılığa temas eden tüm sinema filmlerini hâkim ideoloji tarafından çerçevelenmiş birer kültür endüstrisi ürünü olarak mahkûm etmek elbette doğru bir yaklaşım değildir. Zira bu filmlerin birçoğu toplumsal gerçekliği sanatsal bakış açısıyla harmanlayarak, sunabilme becerisi gösterebilmiş sinema tarihinin kilometre taşlarıdır. Dahası bu yaklaşım, yirminci yüzyılın tümüne yayılan hatta bir sonraki yüzyıla taşan ısrarlarıyla ırkçı şiddet ve siyahi ayrımcılığına karşı tavır geliştirebilmiş sıradan insanlarla onları örgütlü mücadele konusunda yüreklendiren siyahi önderlerin kazanımlarını göz ardı etmek olurdu. Netice olarak onlar mücadele etmeseydi, bu kitapta incelenen filmlerin birçoğu olmazdı.
₺260,00