KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Aramızdaki Sınır: Suriyeli Sığınmacı Hikayeleri
₺210,00 -

Algoritma Test Programları
₺250,00 -

50 Uygulamada PIC BASIC PRO
-

Kayıp Lezzetlerin İzinde
₺1.150,00 -

Tur Kayağı Yapan Doğa Sporcularının Seyahat Motivasyonları ve Memnuniyet Düzeylerinin Belirlenmesi
₺325,00 -

MULTIFACETED INTERPRETATIONS ON DRAMA
₺300,00 -

Eğitim Sosyolojisi
₺390,00 -

40 Soruda Lübnan
₺200,00 -

YOL ANALİZİ YAKLAŞIMI İLE PARA KRİZİ MODELLENMESİ
₺235,00 -

XII. Yüzyıl Latin Kroniklerine Göre Haçlıların Alexios Komnenos Algısı
₺320,00 -

UTİCHİL ASİMETRİK MÜBADELE
₺520,00 -

Türkiye’deki Havayolu İşletmelerinde Performans Ölçme Aracı Olarak Balanced Scorecard Uygulamalarının Değerlendirilmesi
₺260,00 -

Türkçe Öğretimi -2
₺380,00 -

Tür ve Şekil Bilgisi Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında
-

THE GOLDEN SAYINGS OF EPICTETUS
₺440,00 -

TBMM’DEKİ ÇANAKKALE (BİGA, GELİBOLU) MİLLETVEKİLLERİNİN SİYASİ FAALİYETLERİ (1920-1927 )
KİTAP TANITIMI
Medya-İktidar- Demokrasi Sansür ve Otosansür
Düşünce ve ifade özgürlüğünün bir aracı olarak basın, modern demokrasinin bekçi köpeği (Wacthdog) olarak tanımlanmıştır. Nasıl ki bekçi köpeği korumakla olduğu yere/nesneye zarar verebilecek unsurlara karşı tetikte duruyorsa, medya da demokrasiye karşı gelebilecek saldırılar karşısında bir bekçi görevi üstlenmiştir.
Esas itibariyle batıda hızla gelişen demokrasilerde, yönetime katılma, seçme seçilme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi kavramların yanında basın/medya özgürlüğü de temel haklardan sayılmıştır. Yönetenlerle halkın arasında bir köprü görevi üstlenen basın/medya, düşüncelerin serbestçe dolaşımına, dolayısıyla iktidarların halk tarafından denetimine olanak tanımıştır.
N. Beril Ekşioğlu Sarılar bu kitabında Türkiyedeki iktidar basın ilişkisini derinlemesine ele alıyor. Türkiyede ilk gazetenin yayınlanmasından günümüze, demokrasi bağlamında basın-iktidar ilişkisinin inişli çıkışlı tarihini, iktidarların basını/medyayı kontrol altına alma gayretlerini profesyonel gazetecilerin tanıklıklarıyla gözler önüne seriyor.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
İletişim Perspektifinden ÇANAKKALE’NİN DEĞERLERİ
Çanakkale, içinde bulunduğu coğrafi konumu ve boğazıyla Anadolu ve Avrupa’yı, Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayan en önemli iki geçitten birini oluşturmaktadır. İşte bu nedenle eski çağlardan bu yana insanlık için değerli bir mekân olmuştur. Geçmişten günümüze burada yaşayan insan toplulukları, bu boğaz aracılığıyla ekonomik ve askeri üstünlük elde etmiş, bir yandan refah göçlerini tetiklerken diğer yandan işgallere uğramıştır. Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan bu topraklardaki yerleşim, milattan önce 3000 yılına kadar uzanmaktadır. Klasik ilkçağda henüz İstanbul önem kazanmadan Çanakkale Boğazı ve kıyıları birçok kente ve kültüre ev sahipliği yapmıştır. Çanakkale’nin insanlık tarihi ve Anadolu medeniyetleri bağlamındaki büyük önemi bir yana, Türk tarihinin en çetin muharebelerine mesken olması, milli kültür için bir bellek oluşturması ayrıca önemlidir. Çanakkale Deniz Zaferi (18 Mart), milli bilincin doğduğu yer olarak adeta Cumhuriyet’e uzanan yolun başlangıcını ve niteliklerini taşımaktadır. Çanakkale, hem deniz hem de kara muharebelerinde kazanılan zaferlerle, Türk Kurtuluş Savaşı’nda verilecek mücadelenin ve bağımsızlık ruhunun ilk ortaya çıktığı yerdir. Ege, Trakya ve Güney Marmara’nın kültürel niteliklerini taşıyan kent özellikli bir coğrafyada, tarihin derinlikte biriktirip bugüne taşıdığı çok özel bir hüviyete sahiptir.
Bu kitapta, toplumsal değişmeden kent kültürüne, sanattan medyaya, akademiden entelijansiyaya kadar birçok alanda iletişim perspektifinden Çanakkale’ye dair kapsamlı ve derinlemesine bir analiz ortaya konmaya çalışılmıştır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Eğitim 4.0 Ekseninde Türkiye’de İşletme Eğitiminin Dünü, Bugünü ve Yarını
Tarihsel süreç kapsamında incelendiğinde medreseler ve mektepler, Osmanlı Devletinde kurulmuş ilk yükseköğretim kurumları olarak açıklanmaktadır. Bu kapsamda özellikle medrese eğitimi almış kişiler tarafından yazılan eserlerde işletme, iktisat ve davranış bilimlerine yönelik yoruma dayalı konulara yer verilmesi, işletme ile ilgili ilk kavramların eğitim süreçlerinde vurgulandığına dikkat çekmektedir. Buna ilaveten tarihsel süreç kapsamında İşletme İktisadı Enstitüsü ile İktisadi ve Ticari İlimler Akademileri Türkiye’deki işletme eğitiminin gelişmesinde etkin rol üstlenmişlerdir. Yükseköğretimde YÖK dönemi ile birlikte kurulan üniversitelerde özellikle 2006 yılına kadar yüzdelik dilimleri azalan yani puanları yükselen işletme bölümlerinin yıllar bazındaki başarı sıraları sıklıkla artmış ve özellikle 2016 yılından sonra kontenjan azaltımı veya ilgili bölümü kapatma riskiyle karşı karşıya kalmışlardır. Bu durum Türkiye’de işletme eğitiminin plansız olarak büyüdüğünü göstermektedir.
Günümüzde üniversitelerin çeşitli bölümlerinde olduğu gibi, işletme bölümlerinden de mezun olan pek çok öğrencinin beklentilerine uygun alanlarda istihdam edilememeleri, üniversitelerden mezun olan pek çok öğrencinin birden fazla diploması olmasına rağmen iş bulamama sorunları, üniversiteler ile iş dünyasının beklentileri arasında farklılıklar olduğunu göstermektedir. Ülkemizin nitelikli insan kaynakları ihtiyacının daha etkin karşılanabilmesi için, eğitim programlarının sektörlerle beraber ve sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılması önem taşımaktadır. İşletme eğitimi ile bireylere toplumsal yaşamda ve özellikle çalışma hayatında ihtiyaç duyulan bilgi ve becerileri kazandırarak, nitelikli insan kaynaklarının yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda üniversitelerin işletme eğitimi veren bölümlerinin endüstri 4.0 süreçleri ekseninde eğitim öğretim planlarını uyumlaştırmaları, buna ilaveten söz konusu derslerin sadece teorik olarak işlenmesi yerine deneyim temelli öğretilmesi, nitelikli öğrenme süreçlerine zemin hazırlamaktadır. Bu bağlamda ders planlarında eğitim 4.0 içerikli derslerin uygulama süreçleri ile desteklenmesi önem teşkil etmektedir. Böylece işletme eğitimi süreçlerinin teknoloji ve uygulama süreçleri ile iç içe olması nitelik değeri yüksek insan kaynaklarının örgütsel süreçlerde tercih edilmelerini beraberinde getirebilecektir.
İşletme eğitiminin geçmişten günümüze incelendiği bu kitapta, Türkiye’deki işletme eğitiminin geçmişten günümüze ve gelecekteki durumuna ilişkin durum değerlendirilmesi yapılmış, işletme eğitimlerindeki değişim ve dönüşümler belirlenmiş, geleceğe yönelik işletme eğitiminin niteliksel değerinin artırılabilmesi için öneriler sunulmuştur.
Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde tarihsel süreç kapsamında işletme eğitiminin analizi yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde 2000’li yıllardan günümüze Türkiye’de lisans düzeyindeki işletme eğitiminin analizi yapılmıştır. Buna ilaveten araştırmada işletme eğitimi veren önlisans programlarının sayısı belirlenerek, devlet ve vakıf üniversitelerinde önlisans eğitimi veren işletme bölümlerinin dağılımı karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise işletme eğitiminin gelecek görüntüsü betimlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda eğitim 4.0 içerikli dersler devlet ve vakıf üniversitelerinde ayrı ayrı incelenerek belirlenmiş, işletme eğitimindeki değişim ve dönüşümler için öneriler sunulmuştur.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
İtilâf Güçlerinin İstanbul’daki İşgal Uygulamaları (1918-1923)
Osmanlı Devleti’nin toprakları üzerindeki rekabetlerinden dolayı Avrupalı Devletlerce ortaya atılan Şark Sorununun en temel boyutlarından birini hiç kuşkusuz İstanbul’un ve Boğazların Türk hakimiyetinde bulunması oluşturuyordu. Bölgeyi kontrolleri altına alabilmek için yıllarca büyük bir çaba gösteren bu devletler I. Dünya Savaşı’nın ardından 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’ni bahsedilen amaçlarını gerçekleştirebilmek adına önemli bir fırsat olarak görmüşlerdi. Nitekim Mütareke’nin imzalanmasından yalnızca iki hafta sonra 13 Kasım 1918’de donanmalarını İstanbul’a getirmişler, Mütareke’nin 1. maddesi kendilerine yalnızca Boğazları işgal etme yetkisini, 9. madde ise İstanbul’daki liman ve tersanelerden yararlanma hakkını vermiş olmasına rağmen bu tarihten itibaren hukuk dışı bir anlayışla gerek donanmalarından çıkardıkları gerekse Batı Trakya’dan getirdikleri askerlerle şehri baştan başa işgal etmeye başlamışlardır. Oluşan bu fiili işgal durumu 16 Mart 1920’de yerini resmi bir niteliğe bırakmış, İstanbul’un işgal altında geçirdiği süre işgal güçlerinin son birliklerinin şehri terk ettikleri 2 Ekim 1923 tarihine kadar yaklaşık beş yıllık bir dönemi kapsamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ve İstanbul’un işgalden kurtuluşunun 100. Yıldönümü münasebetiyle hazırlanan bu kitap; işgalci İtilâf güçlerinin yaklaşık beş yıllık süre boyunca İstanbul ile ilgili olarak gerçekleştirdikleri askeri, siyasi, adli ve idari uygulamaları, bu uygulamaların Osmanlı Hükümet çevreleri üzerinde oluşturduğu baskıları, İstanbul’un Türk ahalisinin yaşadığı işgal acılarını ve İstanbul’daki Rumların ve Ermenilerin işgal döneminde ortaya koydukları tavrı Türk arşiv belgeleri ışığında mercek altına alıyor.
₺1.150,00
KİTAP TANITIMI
FAIRIES OR SCARIES
Fairy tales, on the surface, are delightful, fantastic stories for children about brave heroes, beautiful princesses and scary wolves and witches. Most readers have not considered or did not realize the morality-building function of these stories when they encountered them as children. As this book aims to demonstrate, these tales were intended, from the early days of wide-spread publishing in Europe, to teach children their roles in society, which were of course very dependent on gender ideas of the time. Good boys become gentlemen by being clever and brave, and good girls become fine women by being virtuous and obedient. Since those days, however, ideas have changed. Post-modern interpretations of these stories turn these ideas around. The works of Angela Carter are examined here to reveal how times have changed, and how the idealistic fairy tale worlds managed to not only engage children’s imaginations but also instruct them to follow very restrictive, gendered roles in life. Carter’s interpretations, as author Şeyda Sivrioğlu demonstrates, break the rules and offer a very different perspective, in her re-imagined fairy tales for adult readers.
Amy Woods
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Arthur Schnitzler Öykülerinde Ölüm Olgusu: Modern İnsanın Ölüm Korkusu
Edebiyat, salt hikâye anlatımı mıdır, insana ve yaşama dair bir bilgi kaynağı mıdır? İnsana ve yaşama dair konular, kaleme alındıkları dönem ve mekanlarla sınırlı mıdır, insanlığın ortak belleğinin zaman ve mekândan bağımsız var olmayı sürdüren ürünleri midir?
Bilincin derinlikleri, içgüdüler, insanın korkuları, varoluş sorunları, yaşam ve ölüm diyalektiği yüz yıllardır insanlığın bir kenara bırakamadığı konulardır. Arthur Schnitzler, bunları ustalıkla ele almış Avusturyalı bir yazardır. Sigmund Freud’un “benim uzun çalışmalar sonucu elde ettiğim bilgileri siz gözlem yeteneğinizle tespit ediyorsunuz” diyerek tebrik ettiği Schnitzler’in öykülerinin büyük bir kısmı ölüm olgusunu konu etmektedir. Ancak, yazar ölümün kendisini değil, ölüm olgusunun 19. yüzyıl modern bireyin üzerindeki etkisini ele almıştır. Böylece varoluş sorunu çerçevesinde ele aldığı ölüm korkusu, “geçicilik kaygısı-yaşama arzusu” ekseninde işlenmiştir.
Yazarın Avusturya’da Modern Dönem ve yüzyıl geçişinde öne çıkan “benlik” algısı ve varoluş sorununu işlediği öykülerinden Andreas Thameyers letzter Brief, Der Andere – Aus dem Tagebuch eines Hinterbliebenen, Der Sohn – Aus den Papieren eines Arztes, Der Mörder, Der Tod des Junggesellen ve Die Toten schweigen ayrıntılı olarak incelenmiş, motif ve ölüm türleri bölümlerinde Sterben, der grüne Kakadu, Paracelsus, Anatol adlı eserleri de ele alınmıştır. Ayrıca, konu bağlamında, yazarın yaşamı ve günlüklerinden “varoluş sorununa” ilişkin bilgilerin de ele alındığı bu çalışma, Schnitzler ve eserlerinde ölüm motifi konusunda kapsamlı bir analiz sunmaktadır.
İçinde bulunduğumuz dönem de bizlerin “yüzyıl geçişi” ve modern dönemidir. Bu çalışmayı, insana dair temel olguların zaman ve mekândan bağımsız olduğunu hatırlayarak okumak, günümüz hız çağındaki ‘birey’in durumuna da ışık tutacaktır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
SAMSUN GÜMRÜĞÜ
Samsun limanında gerçekleşen ticarî faaliyetlerin ayrıntılı bir istatistiği olan eser, Samsun Ticaret Odası tarafından hazırlanıp bastırılmıştır. Eserin hazırlanmasına katkısı bulunan dönemin Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkâtibi Mehmet Şükrî “İstatistiklerin Lüzûm ve Fevâidi ve Samsun Ticâret Odası’nın Maksadı” başlığı altında önemli bir yazıya yer verilmiştir. Mehmet Şükrî, medeni milletlerin istatistiğe büyük önem verdiğinden, bu konuda teşkilatlar kurduklarından bahsederek, Osmanlı Devleti’nde bu tarz bir anlayışın ve teşkilatlanmanın ne derece cılız olduğunu üzülerek belirtmiştir. Yazısının devamında, bir memleketin iktisadî durumunu ölçmenin, yıllık ihracat ve ithalatı arasındaki farkı gerçek anlamda bilmekle mümkün olduğunu, bu maksatla hazırlanacak istatistiklerin ülke için çok yararlı olduğunu ifade etmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Kur’an Tilavetinde Temsili Okuma
Ülkemizde olduğu gibi, özellikle Arapça bilmeyenlerin, Kur’ân okurken içine düştükleri en önemli hatalardan biri de mana harflerini okurken yapılan vurgu yanlışlarıdır. Yerinde yapılan bir ses vurgusu anlama kuvvet kazandırdığı gibi yerinde yapılmayan bir vurgu anlamayı güçleştirebilir hatta manayı dahi bozabilir. Mana harfleri içinde mütalaa edilen Kur’ân-ı Kerim’deki “ما” lafızlarının okunuşundaki ses vurgusu oldukça önemlidir. Zira Kur’ân’da mana itibariyle, birbirinden farklı “ما” lafızları yer almaktadır. Bunlar, Türkçedeki eşsesli kelimelere benzemektedir. Söz konusu lafızları, yerine göre, bazen vurgulu bazen de vurgusuz okumak gerekmektedir. Bu konuda gerekli hassasiyet gösterilmeden Kur’ân okunursa, mana bozulabileceği gibi farklı bir anlam da ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmanın amacı 29-30. Cüzler özelinde Kur’ân-ı Kerim’deki “ما” lafızlarının tespit edilip temsili okuma açısından değerlendirilmesidir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
OSMANLILAR – I
Osmanlı Diplomatikasını şekillendiren, bürokrasi, devlet ve teşkilatın temel unsurları; Türk-İslam Devletleri ve adalet kavramı; Selçuklu’dan Osmanlı’ya intikal eden diplomatika unsurları ve bürokratik kültürü; Osmanlı Diplomatikası alanında Balkanlar ve Doğu Avrupa’da yapılan çalışmaları; Anadolu Beylikleri Kurumları ve Osmanlı Devletinin Kuruluş aşamasındaki ilişkileri; Osmanlı Arşivleri ve belgelere dayalı bilimsel tarihçilik anlayışını; Osmanlı ruhunun oluşumunda Ahilik kurumu, özellikleri ve fetih stratejisini; II. Abdülhamid’in Berat ve Nişanları ve Osmanlı Diplomatikasında Değişim deyince neler anlaşıldığını ve Bağımsızlık alametleri bağlamında; Eşrefoğulları bir beylik kurabildiler mi? gibi konuları kapsayan bu kitap, uzun yıllar Osmanlı ve Cumhuriyet Arşivlerinde ve Bilkent Üniversitesi’nde Halil İNALCIK’la birlikte görev yapan eski bir arşiv uzmanı, diplomatist ve paleograf olan Doç. Dr. Nejdet GÖKün uzun yıllar süren titiz araştırmalarının ilk cildidir.
KİTAP TANITIMI
AK Parti Hükümetlerinin Ortadoğu Politikaları Suriye Örneği
Tarihten güncele Türkiye’nin Ortadoğu politikaları süreklilik ve değişim arz etmektedir. Cumhuriyet dönemi ve ardı sıra gelen uzun yıllar boyunca Türkiye’nin mesafeli bir politika güttüğü Ortadoğu, AK Parti iktidarları döneminde ihmal edilen bir coğrafya olarak görülürken bölge ülkeleriyle olan aktif ilişkiler önem kazanır. Arap Baharı sonrası bölge ülkelerinin dönüşmekte olan siyasi/sosyal yapısından etkilenen ve Ortadoğu’da daha kaotik bir duruma gelen Suriye’nin durumu sınır faktörü de göz önüne alındığında, birincil olarak Türkiye’ye tesir etmektedir.
AK Parti iktidarları döneminde(kuruluşundan üçüncü döneminin sonuna kadar)Türkiye’nin Suriye’yle işbirliğine dayalı kurduğu ilişkiler, yerini ihtilaflara bırakmıştır. AK Parti iktidarları döneminde Türkiye’nin “komşularla sıfır sorun politikası”nın başarılı bir şekilde uygulandığı Suriye’yle olan ilişkiler,Arap Baharı sonrası süreçte sarsıntıya uğramış,Türkiye Suriye sorununun bir parçası olmaya başlamıştır. Bu süreçte, Türkiye’nin Suriye rejimine yönelik politikası, gitgide sertleşerek daha “realist” bir veçheye bürünmüştür.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Güzel Sanatlar Liselerinde Müzik Eğitimi Odaklı Araştırmalar
Güzel Sanatlar Liseleri, uzun yıllardır bilimsel çalışmalarda yoğun biçimde ele alınmıştır. Sayıca göz dolduran ve göreceli olarak tatmin edici kabul edebileceğimiz yaklaşık 30 yıllık geçmişe dayalı mevcut birikime karşın, ilgili araştırmalar içerik analizi yaklaşımıyla incelenmemiştir. Oysaki içerik analizi çalışmaları, ilgili alanı tanımlamaya yardımcı olabilir. Ulaşılan sonuçlar öz eleştiri yapmamıza katkı sağlayabilir, bilimsel tartışmalara ve sorgulamalara ışık tutabilir. Bu kitap, Türkiye’de Güzel Sanatlar Liselerinde müzik eğitimi odaklı yürütülen araştırmaları mercek altına almaktadır. Çalışmada, 1993-2022 yılları arasında tamamlanan tez, makale, bildiri, kitap ve kitap bölümü olmak üzere toplam 476 araştırmanın tematik ve metodolojik eğilimi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Kitabın Güzel Sanatlar Liseleri konusunda çalışma yapacak olan araştırmacılara katkı sağlaması beklenmektedir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Genişletilmiş Gerçeklik Teknolojileri ve Güvenlik Uygulamaları
Güvenlik alanı, geçmişten günümüze teknolojik gelişmelere öncülük yapmış ve yapmaya devam etmektedir. Devletler, iç ve dış güvenliğini sağlamak için bu alanda yapılan teknolojik gelişmelere büyük önem vermekte ve geniş bütçeler ayırmaktadır. Sanal, artırılmış karma gerçeklik teknolojilerini içerisinde barındıran “Genişletilmiş Gerçeklik” teknolojileri de son yıllarda güvenlik alanında gözde teknolojiler olarak öne çıkmaktadır.
Güvenlik alanının ihtiyaç duyduğu eğitim ortamlarının sanal olarak yaratılması ve deneyimlenmesi sayesinde, gerçek hayat koşullarına en yakın eğitim ortamı oluşturulabildiğinden güvenlik alanında genişletilmiş gerçeklik teknolojilerinin kullanımı da giderek artmaktadır.
Bu kitapta güvenlik, mühendislik ve iletişim gibi farklı disiplinlerden uzman araştırmacı ve akademisyenler tarafından genişletilmiş gerçeklik teknolojilerinin güvenlik alanındaki uygulamaları her bir disiplin özelinde incelenerek, siber güvenlik, coğrafi farkındalık, afet yönetimi, sağlık güvenliği, savunma sanayii, güvenlik personelinin fiziksel eğitimi, ateşli silah eğitimi, ciddi oyunlar, harp oyunları, muharebe modelleme ve simülasyon, insansız hava araçları simülatör sistemleri, çevre güvenliği, üç boyutlu haritalar ve güvenlik alanındaki inovasyon ve teknoloji transferi konuları açısından gerçek hayat uygulama örnekleriyle zenginleştirilerek açıklanmıştır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Kamu İhale Mevzuatına Ait Emsal Kararlar
KAMU İHALE KURULU UYUŞMAZLIK KARARLARI
DANIŞTAY KARARLARI
SAYIŞTAY KARARLARI
YARGITAY KARARLARI
YÜKSEK FEN KURULU KARARLARI
Kamu alımları alanında sağlanacak etkinlik ve verimlilikle ülkelerin gelişme hızları arasında paralellikler vardır. Etkin bir kamu alım sistemi, kurumsal kapasite, piyasaların yapısı ve gelişmişliğinin yanı sıra iyi bir mevzuata sahip olmaya bağlıdır.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile ; ihalelerde saydamlığın, rekabetin, eşit muamelenin, güvenirliğin, gizliliğin, kamuoyu denetiminin, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasının ve kaynakların verimli kullanılmasının en geniş şekilde sağlanması, kamu kurum ve kuruluşlarının kullanımlarında bulunan her türlü kaynaktan yapacakları ihalelerde tek bir yasal düzenlemeye tâbi olmaları, tahmini bedel baz alınarak indirim yapılmak suretiyle ihaleye çıkılması yerine, işlerin istekliler tarafından piyasa rayiçlerine uygun fiyatlara göre tespit ve teklif edilen gerçekçi bedeller üzerinden ihale edilmesi amaçlanmıştır.
Bu kitapla Kamu İhale Mevzuatına taraf olanlara hukuki kararlarla yardımcı olmaya çalışılmaktadır. Kitapta 150 adet Kamu İhale Kurulu uyuşmazlık kararı, 59 adet Danıştay Kararı, 61 adet Sayıştay kararı, 53 adet Yargıtay kararı ve 33 adet Yüksek Fen Kurulu kararı olmak üzere, 356 adet emsal karara tam metin olarak yer verilmiştir.
₺1.600,00
KİTAP TANITIMI
Anamın Duası (Bütün Şiirler)
Cahit Tuncer’in çok az örneğini yukarıda verdiğimiz şiirlerinin tamamına bakıldığında yer yer çok güçlü söyleşileri olan sıra üstü bir şair olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Şarkışla yöresinin zengin ve güçlü halk şiiri geleneği içinde büyümüştür. Şarkışla ve yöresinin ünlü halk ozanlarının şiirlerini yakından bilen ve okuyan bir şairdir.
Gençlik yıllarında dönemin modern şiir anlayışına uygun olarak serbest nazım şeklini kullanan şair, 1980’li yıllardan itibaren daha çok halk şiiri tarzına yönelir. Tuncer, dinî – tasavvufî edebiyatın bilgi ve kültürüne de hâkimdir. Dinî ve sosyal temalı şiirleri çoğunluktadır. Yani geniş bir konu yelpazesi vardır.
Şair, sosyal meseleler karşısında iyi bir yergi şairi olduğu gibi millî meseleler karşısında da duyarlı bir millî duruşa sahiptir. Yeri geldiğinde yoksulluk, gurbet, bazı ahlâk bozuklukları da onun şiirlerine konu olmuştur. Kendi iç dünyasına yöneldiğinde ise sevdikleri ve özledikleri kişiler için son derece güçlü lirik şiirler söylemiştir.
₺890,00
KİTAP TANITIMI
Social Media Its Impact and Its Use
The rise of the Internet has brought social media into our lives. In one way or another, a huge portion of the population utilizes social media daily. Yet many fail to consider the impact of social media in their lives. To what extent has social media changed your life? Are there sides to it that we are unaware of? The analysis of social media may seem straightforward on the outside, however, research has revealed its multifaceted impact. What is the difference between active and passive users? Has social media increased our tolerance? How has social media changed the landscape for businesses? What type of algorithms are used to decide what appears on a users newsfeed? These questions as well as many others are addressed in this book. The book also provides different worksheets that help the reader implement what is discussed and to become aware of how they utilize social media in their lives.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
İmgenin Yolculuğu
Modern Türk şiirinin 80 sonrası dönemini şiirleriyle olduğu kadar kuramsal yazıları ve edebî münakaşalarıyla da etkileyen Tuğrul Tanyol günümüz şiirinde de etkin konumunu sürdürmektedir. İdeolojik ölçütlerin edebiyatın dışında tutulmasında, reddiye yerine gelenekle uzlaşı çerçevesinde ilişki kurulmasında etkisi yadsınamaz şairlerden olan Tanyol 80’ler Şiiri olarak adlandırılan dönemin genel çerçevesini oluşturan birçok özelliği ilk defa gündeme taşıması bakımından da dikkate değerdir. Tuğrul Tanyol türler arası ilişkiye uygun olarak kurguladığı yapıtlarında çağdaş sanatın dil, anlam, gerçek, biçim, müzik ve imge anlayışından etkilenir. Söz konusu kayıtların şiirsel atmosfer ve gerilimle ilişkisine edebî boyutlar kazandıran şair anlam, gerçek ve imgenin yeni statüsünü dilin özerk yapılarının işleyişinde belirleyici olan müzik üzerinden oluşturur. Tuğrul Tanyol şiiri varoluş problemini zaman çerçevesinde ele alan, sorgulayan öznenin travmalarına yoğunlaşan ve fenomenolojik yönelimler gösteren bir yapıya sahiptir. Diğer bir ifadeyle Tanyol şiiri zamana karşı direnme arzusu taşıyan, varoluşun bireysel ve toplumsal dinamiklerini sorgulayan yitik ben’in çözülüşünü, bu çözülüşte rol oynayan unsurların çatışmasını merkeze alır. Tuğrul Tanyol’un şiirleriyle ilgili şimdiye dek yapılan çalışmalara bakıldığında ise ağırlıklı olarak içeriğe yoğunlaşan yazılara rastlanır. Söz konusu çalışmalar içerik boyutu aşamadığı gibi 80’lerden itibaren söylenegelen birtakım özellikleri tekrar etmekten de öteye gidememiştir. Sanatta ellinci yılını geride bırakan şairin Türk şiirindeki yerini akademik bir zeminde tartışmaya açma, belirleme gereksinimi elinizdeki kitabın yazılma gerekçesini oluşturur.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Piyanonun Anatomisi
Bu kitap; video destekli öğretim modeli ile müzik eğitimcilerine piyano akordu ve bakımı temel bilgilerinin ne yönde kazandırıldığını ortaya koyan ve müzik eğitimcilerine piyano akordu ve bakımının tanıtıldığı “Video Destekli Öğretim Modeli ile Yapılan Piyano Akordu ve Bakımı Eğitiminin Öğrenmeye Etkileri” isimli doktora tezinin çerçevesinde hazırlanmıştır.
Piyanoda karşılaşılacak bir akort problemi ya da teknik aksaklık, müzik eğitimi etkinliklerinin her basamağını olumsuz yönde etkileyen bir durum oluşturmaktadır.
Kitapta piyanonun evrim sürecine, piyano türlerine, piyano akordu ve bakımı konusundaki temel bilgilere yer verilmiştir. Piyano akordu ve bakımı alanına ilgi duyanlar için bir rehber niteliği taşımaktadır. Ayrıca; piyanonun iç ve dış bakımına, piyanonun konumlandırılmasına ve tampere sisteme ait bilgiler de bulunmaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
AİLE İŞLETMELERİNDE PAZARLAMA ve MARKA YÖNETİMİ
Avrupa Birliği Aile İşletmeleri Raporuna göre, dünyadaki tüm işletmelerin %75’i, Türkiye’de ise işletmelerin %95’i aile işletmeleridir. Ayrıca Fortune 500’deki dünyanın en büyük ve başarılı işletmelerinin %40’ı aile işletmelerinden oluşmaktadır. Buna karşılık aile işletmelerinin genellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluştuğunu da söylemek gerekir. Küçük ve orta ölçekteki aile işletmeleri toplam istihdamın yaklaşık %80’ini sağlamakta ve Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık %30’unu gerçekleştirmektedir (EY, Aile işletmelerinde yeni normal raporu, 2020). Ülke ekonomilerine katkıları dolayısıyla desteklenmesi gereken aile işletmeleri doğaları gereği çeşitli zorluklarla baş etmektedir. Bu durum, bulunacak çözümlerin de aile işletmelerine özgü olmasını gerektirmektedir.
Pazarlama ve marka yerel, ulusal ve uluslararası pazarda rakiplerden farklılaşarak rekabet avantajı elde etmeyi mümkün hale getirir. Bu kitapta her biri farklı yazarlarca kaleme alınan bölümlerde aile işletmelerinde girişimcilik, pazarlama stratejileri, müşteri ilişkileri yönetimi, marka değeri, marka kimliği, marka kişiliği, marka yönetimi, sosyal medya yönetimi, pazarlama iletişimi, uluslararası ticaret ve lojistik konuları ele alınmaktadır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
GÜLŞEN-İ ZÜREFÂ/ Şeyhzâde Mehmed Vardarî
Klasik Edebiyatın zengin nazım geleneğinin gölgesinde kalsa da asırlarca yoluna devam eden nesir geleneğinin önemli bir parçası olan mensur hikâyeler, toplumun anlatma ihtiyacını karşılayan ve edebiyat eşittir nazım düşüncesinin hakim olduğu bir dönemde kendi yolunda ilerlemeye devam eden zengin ve köklü bir kültürel miras olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kültürel mirasın bir parçası olarak kaynaklarda ismi geçmeyen ve içerisinde 23 mensur hikâye örneği barındıran Gülşen-i Zürefâ, Doğu hikâye geleneği ve Türk zevkinin derin izlerine rastladığımız bir hikâye sentezi örneğidir. Şeyhzâde Mehmed Vardarî tarafından kaleme alınmış olan eser, edebiyatımızda ve kültürümüzde derin izler bırakan Binbir Gece Masalları, Binbir Gündüz Masalları, El-Ferec Ba’de’ş-Şidde gibi kaynaklardan esinlenilerek yazılmış geleneksel özellikler gösteren hikâyeler ve yazıldığı dönemin hususiyetlerini taşıyan realist özelliklere sahip yerli hikâyeler olmak üzere iki grupta değerlendirilebilecek olan farklı yelpazedeki hikâyeleri aynı çatı altında toplamaktadır.
₺1.050,00
KİTAP TANITIMI
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI SÜRECİNDE PROPAGANDA VE TÜRKİYE
Psikolojik Savaş, hedef kitleleri yıkıma uğratmak, moralini bozmak veya algılarını kontrol altında tutarak yönetmek maksadıyla yapılan silahsız bir savaştır. Propaganda ise Psikolojik Savaşın en önemli aracıdır. Propaganda, düşman tarafından yapılırsa kandırıcı, kendi tarafımızdan yapılırsa, koruyucu ve inandırıcı nitelik taşır.
İkinci Dünya Savaşı sürecinde özellikle Almanya ve İngiltere başta olmak üzere Müttefik ve Mihver Devletler, birbirlerine ve tarafsız ülke konumunda olmasına rağmen Türkiye’ye karşı yoğun propaganda faaliyetleri yürütmüşlerdir. Türkiye, kendisine karşı yapılan propaganda faaliyetlerine sessiz kalmamış, karşı propaganda faaliyetleri yürütmeyi başarmıştır.
Müttefik Devletler, Türkiye’ye karşı kalabalığa katıl, tren etkisi, parıltılı genellemeler propaganda yöntemlerini kullanırken, Mihver Devletler, Türkiye’ye karşı bir otoriteye referans, tanıklık, özdeşleşme, korkuya başvurma propaganda yöntemlerini kullanmışlardır. Türkiye’nin karşı propaganda taktiği ise Müttefik ve Mihver Devletlerin bakış açısına göre değişiklik göstermiştir. Türkiye, Müttefik Devletlere parıltılı genellemeler propaganda yöntemini kullanırken, Mihver Devletlere doğrudan doğruya çürütme ve kısıtlayıcı tedbirler gibi karşı propaganda yöntemlerini uygulamıştır.
Bu çalışmada, İkinci Dünya Savaşı Dönemine ait Türk ve İngiliz arşiv belgeleri, gazete ve dergileri ışığında bu dönemde uygulanan Müttefik ve Mihver Devletlerin propaganda faaliyetleri ve Türkiye’nin karşı propaganda faaliyetleri ele alınmıştır.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Sivas İli Zara İlçesi Ağzı
Türkiye Türkçesinin önemli dil alanlarından biri ağızlardır. Ağızlar sayesinde Türkçenin hangi evrelerden geçtiği, tarihî seyri içinde neleri barındırdığı ve nelerin unutulmaya yüz tuttuğu görülebilir. Bu bakımdan ağızların çeşitli açılardan araştırması ve belgelenmesi oldukça önemli dil araştırmalarındandır. Bu çalışmada Sivas ili Zara ilçesi ağzı temel alınmıştır. Araştırma; “İnceleme”, “Metinler” ve “Sözlük” olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde Zara ilçesinin coğrafi yapısı, tarihi ve Zara ağzı ile ilgili çeşitli bilgiler verilmiştir. “İnceleme” bölümünde bölge ağzının fonetik ve morfolojik yapısı ele alınarak, ilçe ağzının dil özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. “Metinler” bölümünde Zara ilçesine bağlı köylerden derlenen metinler çeviri yazıya aktarılmıştır. “Sözlük” bölümünde ise derleme metinlerinde geçen yöreye özgü kelimeler ile bazı ses değişikliklerine uğramış kelimelere ve bunların anlamlarına yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda ise elde edilen bulgular “Sonuç” kısmında değerlendirilmiştir. Daha önce Zara ağzını konu alan müstakil bir çalışma olmaması sebebiyle kaleme alınan bu eser ile bölge ağzının belgelenmesi amaçlanmıştır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Fortran 90
Fortran programlama dili oldukça eski programlama dillerinden biri olmasına rağmen, günümüzde Matematikçiler, Fizikçiler ve Mühendisler tarafından yaygın olarak kullanılan bir programlama dilli olma özelliğini sürdürmektedir. Fortran programı diğer proramlama dillerine göre sayısal hesaplamalarda oldukça iyi sonuçlar verdiğinden halen daha bilimsel çalışma yapan birçok kişi tarafından kullanılan ve tercih edilen bir programlama dilidir. Bunun yanı sıra Fortran programlama dili diğer programlama dillerine göre oldukça basit bir yapıya sahiptir. Bu yönü programlamayla yeni tanışanlar için bir avantajdır. (Arka Kapak)
KİTAP TANITIMI
Fransızca Dil Bilgisinin Yapı Taşları
Bu kitap, İlk ve orta öğretimde okuyan öğrencilerle Fransızcasını hem alıcı (okuma & dinleme) hem de üretici (konuşma & yazma) pozisyonda yeteneklerini geliştirmek isteyenler için hazırlanmıştır. İçerik ve örnekler günlük hayattan seçilmiştir. Dolayısıyla kitap düzey olarak A1 ve A2 seviyelerine hitap etmektedir.
Konular basitten karmaşığa doğru verilmeye çalışılmış, böylece okuyan kişilerin zorlanmaması hedeflenmiştir. Anlatım dilinin Türkçe olması, basit ama öğrenenler için zor görünen konuların daha iyi anlaşılmasına/öğrenmesine büyük ölçüde yardımcı olacaktır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Muallim
“Elde mîzan var: Bir söz fesâhât ve belâgatla muttasıf ise makbûl-ı tab’-ı selîm olur. Değilse olmaz. Fesih ve beliğ söz kimin olursa olsun kabul olunur. Fesahat ü belâgattan âri olan lakırdı reddedilir.”
“Biz daima kendi efkârımızı arz ediyoruz. Kabul olunursa memnun oluruz. Olunmazsa hiç ilişik etmeyiz. Herkes şiirini istediği gibi söyleyebilir. Ona diyecek yok. Fakat bizce böyledir.”
Muallim Nâci, Türk edebiyatında dönemi ve sonrasında oldukça ilgi görmüş, edebî tartışmalardaki yeri onun ününü artırmıştır. Şiir ve nesirleri kadar gazete ve dergi faaliyetleriyle de Türk edebiyatının merkezinde yer alan Naci, özellikle Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyat sayfası mümeyyizi olarak kaleme aldığı tenkitlerle geniş bir etki alanı oluşturur. Muallim, 1883–1885 yılları arasında gazeteye gönderilen şiir ve yazılar üzerine yaptığı değerlendirmeleri bir araya getiren, onun eleştirmen kimliğini en açık biçimde yansıtan eserdir. Bu neşirde Muallim, Latin harflerine aktarılmış; metin, açıklayıcı dipnotlar ve şiirlerin vezin tespitleriyle zenginleştirilmiştir.
Klasik belagat ölçülerini esas alan ve yer yer sert üslubuyla dikkat çeken bu eleştiriler, Naci’nin edebî ölçülerini ve tenkit anlayışını yakından tanımak isteyen okurlar için eşsiz bir imkân sunmaktadır. Bu çalışma, hem araştırmacılar hem de edebiyat meraklıları için önemli ve yol gösterici bir başvuru kaynağıdır.
₺530,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK ROMANINDA POSTMODERNİZM
1980lerden itibaren Türk edebiyatında popülerlik kazanan ve günümüz hâkim sanat anlayışlarından biri olan postmodernizm; bünyesinde barındırdığı belirsizlik, görecelik, uyuşmazlık ve çoğulcu özellikleriyle anlaşılması ya da açıklanması güç bir kuram olarak görünmektedir.
Söz konusu güçlüğü aşmak için bu çalışmada, postmodernizmin roman sanatında ortaya çıkardığı değişimlerin Türk edebiyatı özelinde incelenmesi ve açıklanması amaçlanmıştır. Roman unsurlarının gerek biçim gerekse muhteva yönüyle yaşadığı dönüşümün tespiti Beyaz Kale, Bin Hüzünlü Haz, Fındık Sekiz ve Tehlikeli Oyunlar adlı eserler üzerinden örneklendirilerek incelenmiştir. Bu vesileyle postmodernizmin hem felsefi arka planı hem kuramsal yönü hem de inceleme metotları okurların dikkatine sunulmuştur.
₺560,00
KİTAP TANITIMI
TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ROMANINDA MEKÂN
19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nin Batılılaşmaya başladığı bir dönemi işaret eder. Bu dönemde Türk edebiyatının tanıştığı önemli edebî formlardan biri romandır. Romanın bu ilk örnekleri ülkede devam eden yenileşme hareketinin yerleşmesi ve hız kazanması amacıyla çoğunlukla halkı bilgilendirmek veya yönlendirmek için yazılmıştır. Bu dönem romanları üzerine farklı bakış açılarıyla yapılacak çeşitli okumalar roman türünün bizdeki gelişiminin yanı sıra Osmanlı aydınının bu süreci nasıl anladığı, yorumladığı ve beraberinde nasıl bir tutum sergilediği hakkında da önemli bilgiler verecektir.
Bu çalışmada roman türünün ve insanın var oluşunun iki temel vazgeçilmezlerinden olan zaman-mekân ikilisinden mekân kavramı üzerinde durulmaktadır. İnsanın var oluşunun çoğunlukla zaman üzerinden tanımlandığı bir dönemin ardından mekân kavramının öne çıkarılmaya başlandığı günümüzde birçok sosyal bilim kendi sahasını bu bakış açısıyla yeniden ele almaya ve inşa etmeye başlamıştır. Olayların ve çoğunlukla zamanın öncelendiği bir anlayışla kaleme alınan Tanzimat Dönemi romanlarında mekânın nasıl ele alındığı, yazarların mekânı nasıl algıladıkları, ne tür mekânlara yer verdikleri ve bunun ülkenin içinde bulunduğu süreçle olan ilgisi ve söz konusu sürecin aynı zamanda Osmanlı bürokratı olan yazarlar tarafından nasıl yönetildiği bu çalışmada ele alınan başlıca hususlardandır. Tanzimat Dönemi romanlarını bu açıdan ele alan müstakil bir araştırma olmadığından, bu çalışmamızın -başlangıcı ifade etmesi sebebiyle- aynı konuyu farklı dönemler için inceleyecek araştırmacılar için bir kıyaslama imkânı veya ortamı sağlayacağı düşünülmektedir.
₺510,00
KİTAP TANITIMI
HANYALI KÂMÎ DÎVÂNI
Osmanlı döneminde Girit üç sancağa ayrılmıştır: Hanya, Kandiye, Resmo.
Girit’in tamamının fethedildiği 1669’dan zamandan beri siyasî ve sosyal hayatımızda olduğu gibi edebî hayatımızda da önemli bir yeri olmuştur. Osmanlı şehirlerinde cami, tekke ve medreseler Osmanlı kültürünün temelini oluşturmaktadır. Girit’te de edebî ve kültürel ortamı cami, medrese ve tekkeler şekillendirmiştir. Bunun neticesi olarak Girit’te şair sayısı hızla artmış, zengin bir edebî ve kültürel ortam oluşmuştur.
Yaklaşık 250 yıl Osmanlı-Türk hâkimiyetinde kalan Girit’in bu kadar zaman içerisinde çok şair yetiştirmesinden dolayı bir şiir adası olarak değerlendirilmiştir.
Kâmî, Girit’in Hanya sancağında yaşamış, döneminin medrese ilimlerini tahsil etmiş, uzun yıllar Suda kalesinde gümrük kâtipliği yapmıştır. 1217/1802 tarihinde İstanbul’a göç etmiş, altı ay sonra İstanbul’da vefat etmiştir.
Hanyalı Kâmî, Adalar, Girit ve Hanya’daki Türk kültürü, edebiyatı ve sosyal hayatı için önemli bir şairdir.
₺610,00
KİTAP TANITIMI
FRS KAPSAMINDA FİNANSAL DURUM TABLOSU VE ÖZKAYNAKLAR İÇİN MUHASEBE UYGULAMALARI
Bu kitapta; Finansal Raporlama Standartları (FRS)na uygun olarak KGK tarafından 25.12.2018’de yayınlanan FRS Hesap Planı Taslağı ile TFRS’lere uygun olarak Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından 07.06.2013 tarihinde yayınlanan Münferit Finansal Durum Tablosu (FDT) esas alınarak Özkaynaklar’a ilişkin muhasebe uygulamaları yapılmıştır.
Birinci bölümde, FRS kapsamında FDT ele alınmıştır. Bu bölümde, önce Resmî Gazete’de 20.05.2013 tarihinde yayınlanan FDT ele alınmış, daha sonra KGK tarafından 07.06.2013 tarihinde yayınlanan FDT ayrıntılarıyla gösterilmiştir. Aynı bölümde, FRS Hesap Planı Taslağı tüm hesapları kapsayacak şekilde belirtilmiştir.
İkinci bölümde, FRS Hesap Sınıfları’nın işleyişi; FDT Hesap Sınıfları, Kâr veya Zarar Tablosu Hesap Sınıfı, Maliyet Hesap Sınıfı ve Nazım Hesaplar Hesap Sınıfı açısından ayrı ayrı incelenmiştir.
Üçüncü bölümde ise, FDT’de yer alan Özkaynaklar Hesap Sınıfına ait tüm hesap grupları içerisinde yer alan hesaplar için örnek muhasebe uygulamaları yapılmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
ENGLISH LITERARY CRITICISM
“Originally published in 1896.”
In the following pages my aim has been to sketch the development of criticism, and particularly of critical method, in England; and to illustrate each phase of its growth by one or two samples taken from the most typical writers. I have in no way attempted to make a full collection of what might be thought the most striking pieces of criticism to be found in our literature.
Owing to the great wealth of such writing produced during the last sixty years, it is clearly impossible to give so complete a picture of what has been done in this period as in others. I am obliged to content myself with one specimen of one writer. But that is the writer who, in the opinion of many, is the most remarkable of all English critics. For the permission, so kindly granted, to include the Essay on Sandro Botticelli I desire to offer my sincerest thanks to Messrs. Macmillan and to the other representatives of the late Mr. Pater.
It may seem strange to close a volume of literary criticism with a study on the work and temperament of a painter. I have been led to do so for more than one reason. A noticeable tendency of modern criticism, from the time of Burke and Lessing, has been to break down the barrier between poetry and the kindred arts; and it is perhaps well that this tendency should find expression in the following selection. But a further reason is that Mr. Pater was never so much himself, was never so entirely master of his craft, as when interpreting the secrets of form and colour. Most of all was this the case when he had chosen for his theme one who, like Botticelli, “is before all things a poetical painter”.
- E. VAUGHAN
February, 1896.
₺495,00