KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Yurt ve Dünya Dergisinde Çeviri ve İdeoloji
₺340,00 -

Bir Kaos Coğrafyası ORTADOĞU
₺360,00 -

Hatay Araştırmaları – VIII
₺500,00 -

Sinema ve Erkeklik
-

Nâme-İ Dil
₺450,00 -

Yusuf Sünbül Sinan Kitab-ı Tarikatname
₺275,00 -

YAZMA EĞİTİMİ
₺325,00 -

Üretimde Paradigmal Yaklaşımlar Üzerine Değerlendirmeler
₺440,00 -

Türkiye’de Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Kuruluşlarında İtibar
₺300,00 -

Türkiye Ekonomisi ve Bankacılığının Tozlu ve Dumanlı Yılları 1980-2001
₺250,00 -

Türk Edebiyatının Aydınlık Yüzü. SEVİNÇ ÇOKUM
₺1.150,00 -

TIP EĞİTİMİNDE BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ
₺325,00 -

Temel Yaşam Becerisi: Finansal Okuryazarlık
₺235,00 -

TAKAS EKONOMİSİNDEN BİLGİ EKONOMİSİNE TEKNOLOJİ VE EKONOMİ İLİŞKİLERİ
₺380,00 -

Spatial Clustering of Notifiable Communicable Diseases in Turkey
₺210,00 -

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE ALGI YÖNETİMİ ve HABER-PROPAGANDA İLİŞKİSİ
₺585,00
KİTAP TANITIMI
Alışveriş Merkezlerinde Sunulan Hizmetlerin Tüketici Davranışlarına Etkisi
Alışveriş merkezleri günümüzde sadece alışveriş yapmak için değil aynı zamanda sosyal ve kültürel aktivitelerin gerçekleştiği mekânlar olarak değerlendirilmektedir. Alışveriş merkezlerinde çeşitli eğlence mekânlarının ve aktivitelerinin var olması ve sunulan çeşitli ve kaliteli müşteri hizmetleri tüketicilerin zihninde AVM’ye yönelik olumlu düşüncelere yol açmaktadır. Tüketicilerin zihninde yaratılan olumlu etkiler onların alışveriş merkezine yönelik davranışlarını etkilemektedir. Bu nedenle, kitapta alışveriş merkezlerinde sunulan hizmetlerin (eğlence, müşteri hizmetleri) tüketici davranışlarını nasıl etkilediğini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Ayrıca, alışveriş merkezlerinde sunulan hizmetlerin tüketici davranışlarına olan etkisinde tüketicilerin alışveriş duygularının rolünü incelemek çalışmanın diğer amacını oluşturmuştur. Başka bir ifadeyle, tüketici duygularının tüketici davranışlarına ne derecede yön verdiğini incelemek çalışmaya özgünlük kazandırmıştır. Elde edilen bulgular alışveriş merkezlerinde sunulan hizmetlerin AVM ziyareti, satın alma niyeti, sadakat ve ağızdan ağıza iletişim gibi tüketici davranışlarını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Buna ek olarak, AVM’de sunulan hizmetlerin tüketici davranışları üzerindeki etkisinin yüksek seviyede zevk ve uyarılma duygularına sahip tüketicilerde daha güçlü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
KİTAP TANITIMI
Tarihî Türk Lehçelerinde Ünsüzler
Dillerde en çok ve en kolay sesler değişir. Çünkü dilde kullanımı daha sık olan yapılarda değişim daha hızlı ve kolay gerçekleşmektedir. Dolayısıyla dilde en sık kullanılan ögeler sesler olduğu için dillerin ses sistemleri de sürekli bir değişim ve gelişim içerisindedir.
Bugün dünyanın en geniş coğrafyasında etkili olan ve yaklaşık yirmi yazı dili olarak varlığını sürdüren Türkçenin bu dallanışındaki en önemli etki Türk dilinin ses sisteminde görülen değişme ve gelişmelerdir. Tarihî Türk Lehçelerinde tespit edilen ünsüz değişme ve gelişmeleri paralelinde Türk dilinin iki ana kolu olan Kuzey-Doğu ve Batı Türkçelerinin birbirinden ayrılma sürecini takip etmek mümkündür. Başlangıçta bir arada yaşayan Türk topluluklarının zamanla ayrılarak bağımsızlaşması sonucunda her topluluğun Türkçesine özgü ses sistemleri oluşmaya başlamıştır. Böylece Türk dilinin lehçelere ayrılma süreci ortaya çıkmıştır. Özellikle, Eski Oğuz Türkçesi Dönemi’ne kadar bağımsız bir yazı dili olmayan ve diğer tarihî lehçeler içerisinde varlığını hissettiren Oğuz Türkçesinin tekâmülünü bu ses değişmeleri, gelişmeleri sürecinde takip etmek mümkündür.
₺715,00
KİTAP TANITIMI
Posthüman Ekofeminizm
İnsan olmak ne anlama gelir ve insan olmanın sınırları nerede başlar, nerede sona erer? Beden ile çevre, insan ile insan olmayan varlıklar ve insan ile teknoloji arasındaki sınırlar gerçekten ne kadar belirgindir? Beden, doğa ve teknoloji arasındaki ilişkiler yeniden düşünüldüğünde nasıl bir özne ortaya çıkar?
Bu çalışma, posthümanizm ile ekofeminizmin kesişiminde şekillenen posthüman ekofeminizm yaklaşımını ele alarak bu soruların izini sürüyor. İnsanmerkezci düşünceyi ve ataerkil tahakküm biçimlerini birlikte sorgulayan bu yaklaşım, özneyi sabit ve özerk bir varlık olarak değil; bedenler, canlı ve cansız varlıklar, doğa ve teknolojiler arasındaki ilişkiler içinde sürekli dönüşen bir oluş süreci olarak yeniden düşünmeyi öneriyor.
Çalışmanın odağında Larissa Lai’nin Salt Fish Girl ve Han Kang’ın The Vegetarian adlı romanları yer alıyor. Yakın okuma yöntemiyle incelenen bu eserler aracılığıyla beden, doğa, teknoloji, dönüşüm ve türlerarasılık arasındaki ilişkiler sorgulanıyor; insanın kendisini merkeze alan düşünce biçimlerinin sınırları görünür kılınıyor.
Posthüman ekofeminizm, edebiyatı yalnızca insan deneyimini anlatan bir alan olarak değil, insanın diğer canlılarla, doğayla ve teknolojiyle kurduğu ilişkileri yeniden düşünmeye imkân veren bir karşılaşma alanı olarak ele alıyor. Bu doğrultuda çalışma, posthüman ekofeminizmi yalnızca kuramsal bir çerçeve olarak değil, edebi metinleri farklı bir perspektifle yeniden okumayı ve insan olmanın anlamını sorgulamayı mümkün kılan eleştirel bir yaklaşım olarak ortaya koyuyor.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Narsisistik Yansımalar: Reşat Nuri Güntekin’in Romanlarında Aşk, Kimlik, Anadolu
Millî edebiyatın kurucularından biri olarak kabul edilen Reşat Nuri Güntekinin duygusal romanlarının odağa alındığı bu incelemede yazarın Harabelerin Çiçeği, Gizli El, Çalıkuşu, Damga, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Bir Kadın Düşmanı, Eski Hastalık ve Ateş Gecesi başlıklı romanları incelenmiştir. Aşk ve Anadolu coğrafyası bu romanların olmazsa olmaz bileşenleridir.
Güntekinin incelemeye konu olan romanlarında ana karakterlerin kişilik özellikleri, tipik narsisistik örgütlenmeyle belirlenir. Yazar; benmerkezci, bencil ve sürekli olarak hayran olunma ihtiyacı duyan karakterler yaratma konusunda tutarlılık sergiler. Karakterlerin, çevrelerindeki hemen herkesle eşduyum kurma konusundaki yetersizlikleri, sağlıksız çocukluk deneyimlerinden ve yetersiz ebeveyn ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Kendiliğin romanlarda bu şekilde kurgulanması, aşk ve diğer kişisel ilişkilerinin yanı sıra, çoğu zaman bir sürgün yeri olarak betimlenen Anadolunun temsilini de biçimlendirir. Yapıtların ana karakterleri için aşk neredeyse imkânsız, Anadolu ise âdeta çorak ülkedir. Bununla birlikte, aşkın deneyimlenmesi konusunda kadın karakterler ile erkek karakterler özelinde önemli farklılıklar gözlemlenmektedir. Yazarın erkek karakterlerinin aksine kadın karakterleri âşık olma yetisine sahip değillerdir ve bu yapı romanların sonunda potansiyel âşıkların ayrılmasıyla sonuçlanır. Böylelikle, Reşat Nuri tipik duygusal romanın geleneksel yapısını dönüştürür.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Türk Edebiyatında Milenyum Kuşağı Öykücülüğü
Türk edebiyatında 2000’li yıllardan itibaren 1980 sonrası doğmuş yazarların içerik ve biçim arayışlarıyla yeni bir öykü anlayışı şekillenmeye başlamış ve dikkat çekici bir dönüşüm yaşanmıştır.
Dr. Muhammet Can, bu kitabında Milenyum Kuşağı öykülerinin tematik yapılarını ve teknik farklılıklarını ele alarak Türk öykücülüğünün bu yeni dönemini kapsamlı bir şekilde analiz ediyor. Kitap, bu dönemde öykü alanında öne çıkan yazarların eserlerini derinlemesine inceleyerek kuşağın genel eğilimlerini ortaya çıkarıyor ve böylece hem edebiyat araştırmacılarına hem de edebiyatseverlere önemli bir kaynak sunuyor.
Bu çalışma, günümüz Türk öykücülüğünü anlamak, Milenyum Kuşağının Türk öyküsüne katkılarını keşfetmek ve edebiyatın yeni yönelimlerini anlamlandırmak isteyen herkes için vazgeçilmez bir rehberdir.
₺740,00
KİTAP TANITIMI
SİNEMASAL KADINLAR
Sinemasal Kadınlar: Eril Söylemin Gölgesinde Türk Sinemasında Kadın Temsilleri Üzerine Kültürel ve Politik Bir İnceleme” başlığıyla alana katkı sunmayı amaçlayan kitap, 1930’lu yıllardan 1980’li yılların sonuna kadar devam eden kronolojide Muhsin Ertuğrul, Lütfi Ömer Akad, Atıf Yılmaz, Orhan Aksoy, Tunç Başaran ve Şerif Gören’in yönetmenliğinde çekilen filmleri kadın temsilleri üzerinden tartışıyor. Dolayısıyla kitabın merak odağında sinemada yer alan kadın temsillerinin ideolojik kökenleri ve bu ideolojilerin nasıl inşa edildiklerini anlama çabası bulunuyor. Bu sayede filmlerin arka planında yer alan göç olgusu ve büyük kentlerin çeperinde sıkışan insan hikâyeleri odağa alınarak; neo-liberal politikalar nedeniyle derinleşen güç ve iktidar ilişkilerinin izleri sürülüyor.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
ÇOCUKLUK TRAVMASI
Bu çalışma çocukluk travmalarının stresle başa çıkma tarzları ve erken dönem uyumsuz şemalarla ilişkisi üzerine hazırlanmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişki de incelenmiştir. Analizler Çocukluk Çağı Travmaları’ndan fiziksel ihmal ve duygusal ve cinsel istismarın, Kopukluk ve Reddedilme Alanındaki şemalar üzerinde etkisi olduğunu göstermiştir. Duygusal ihmal ve fiziksel istismarsa daha az anlamlı bir etkiye sahiptir. Araştırmaya göre Çocukluk Çağı Travması en fazla Kopukluk ve Reddedilme Şemasındaki özellikleri yordar. Bu şema depresyon ve travma ilişkisinde aracı role sahiptir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Türk Hikâyesinde Din ve İnanç Algısı
İnsan ile birlikte doğan inanma ihtiyacı birey ve toplumların doğasının esasını oluşturur. Tarih boyunca insanların çeşitli dinlere ve inançlara bağlı bir hayat sürdürerek mana ve madde âleminde psikolojik doyum noktasına ulaştığı görülür. 19. yüzyılda Tanzimat Fermanı ile birlikte birçok alanda değişimler yaşanır. İnsan ruhunun özüyle ilişkili olan edebiyat sahası da bu dönemde toplum ve bireyin yaşadığı değişimlerden etkilenir.
Tanzimat Dönemi edebiyatı nesir sahasında birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların ışığında hem edebî türler üzerinde hem de ele alınan konular hakkında yeni perspektifler ortaya çıkabilir. Türk edebiyatında din ve inanç olgusu eserlerde önemli bir yer teşkil etmektedir. Toplumun batının sosyal hayatına yönelmesiyle birlikte nesir türünde yazılan eserlerde; alafranga hayat, görücü usulü evlilik, basit aşk üçgenleri gibi konular ele alınır. Bu konuların yanı sıra din ve inanç olgusu da birçok hikâyede işlenmiştir. Bu dönemde yazılmış olan hikâyelerde İslamiyet ve Hristiyanlık dinine yer verildiği gibi Yahudilik ile kabile inançlarına ait izlerin de işlendiği görülmektedir. Bu kitapta Tanzimat Dönemi’nde (1839-1896) yayınlanmış olan yüz elli beş hikâye din ve inanç olgusu bağlamında irdelenmiştir. Türk hikâyesinin zeminini oluşturan eserler olarak kabul edilen Muhayyelât-ı Aziz Efendi, Müsameretnâme, Akabi Hikâyesi ve Hayâlât-ı Dil’den sonra Ahmet Midhat Efendi, Recaîzade Mahmud Ekrem, Nâbizâde Nâzım ve Samipaşazade Sezai’nin yazdığı eserler öncelikle olay örgüsü bakımından daha sonra ise din ve inanç esasları bakımından incelenmiştir. Hikâyelerde sırasıyla; İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik, ilkel kabile inançları ve batıl inançlar ele alınmıştır.
₺585,00
KİTAP TANITIMI
I. Meşrutiyet Döneminde Adapazarı ve Çevresi (1876-1908)
Adapazarı’nın İpek Yolu güzergâhı üzerinde bulunması, tarihin her döneminde önemli bir konumda olmasını sağlamıştır. Bizans’ın ve Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’a çok yakın bir mevkide bulunması Adapazarı’nın önemini arttıran bir diğer unsurdur. İstanbul-Adapazarı güzergâhının 19. yüzyılın sonlarında tren hattı ile birbirine bağlanması, iki nokta arasındaki iletişimi daha kolay hale getirmiştir. Tren hattı sadece ulaşımın hızlanmasına katkı sunmamış, aynı zamanda Adapazarı ve civarında üretilen ürünlerin güvenli bir şekilde İstanbul’a ulaştırılmasını sağlamıştır.
Adapazarı’nın gerçek manada bir şehir hüviyetine ulaşmasındaki en önemli etken ise aldığı göçlerdir. Bölge coğrafyası, özellikle 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrasında Kafkasya ve Balkanlardan gelen binlerce muhacir kafilesine kucak açmıştır. Göçler öncesinde küçük bir kasaba görünümünde olan Adapazarı, 19. yüzyılın sonlarına doğru nüfus olarak neredeyse yüz binlerle ifade edilebilecek noktaya ulaşmıştır. Alınan göçlerin Adapazarı ve çevresine hem olumlu ve hem de olumsuz yansımaları olmuştur. Tüm mal varlıklarını bırakarak göç etmek zorunda kalan muhacirlerin bölgede bazı asayiş sorunlarına neden olduğu tartışmasızdır. Bununla beraber, Adapazarı’nı kendilerine yeni bir yurt olarak seçen muhacirler, çalışkanlıkları ile bölgeye ve bölge insanına önemli katkılar vermişlerdir. Bilgi, beceri ve deneyimlerini bölge halkının hizmetine sunan muhacirler, kısa sürede Adapazarı’nın yerli halkıyla kaynaşarak bölgeye adapte olmuşlardır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Edebiyatı Numûneleri, Mehmed Celâl
Kitap dokuz bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında yazar Osmanlı edebiyatı hakkında kendi kanaatlerini de içeren genel bir değerlendirme yapmakta, ardından edebiyat başlıklı ikinci kısımda üsluba dair terimleri tanımlamakta, edebî sanatları açıklamaktadır. Üçüncü kısımda ağırlıklı olarak roman ve çeşitlerine yer vermekle birlikte diğer nesir türlerini de tanıtmaktadır. Aksâm-ı Eş’âr başlıklı dördüncü kısımda ise şiir türüne ait nazım biçimleri ve türleri ile ilgili bilgi vermektedir. Osmanlı aruzuna ayırdığı beşinci kısımda aruz çeşitlerini örneklerle aktarmaktadır. Antolojik karakter gösteren altıncı, yedinci ve sekizinci bölümlerde sırasıyla ünlü şahıslara ait hikmetli sözlerden yapılmış bir seçme ile daha çok Tanzimat dönemi sanatçılarının şiirlerinden ve nesirlerinden örnekler yer almaktadır. Dokuzuncu ve son bölümde ise bazı divan şairlerinin ve az sayıda çağdaşı edebiyatçının biyografileri ve şiirlerinden örnekler bulunmaktadır.
Eser, bir hayli antolojik malzeme içerse de yukarıda içeriğiyle ilgili verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere edebiyat bilgi ve teorisi ve tarihine dair de birçok bilgi barındırmaktadır. Bu haliyle eser bir antoloji olmanın yanı sıra bir ders kitabı özelliği de göstermektedir. Günümüzde eğitim fakültelerinde okutulan Edebiyat Bilgi ve Kuramları başlıklı dersin müfredatına benzer bir içeriğe sahip olan eser ayrıca okuyucusuna biyografik bilgi de sunmaktadır.
₺635,00
KİTAP TANITIMI
Coğrafya Biliminde Güncel Konular ve Araştırmalar
Çevresel, sosyal ve ekonomik süreçlerle doğrudan veya dolaylı yollardan ilgilenen birçok bilim dalı bulunmaktadır. Bu bilim dalları içerisinde Coğrafya Bilimi ve coğrafyacılar çok önemli bir yere sahiptir. Öyle ki dünya genelini etkileyen doğal, sosyal, ekonomik ve politik problemlere odaklanan coğrafyacılar, insan ve mekân arasındaki etkileşime odaklanmaktadırlar. Bu etkileşimin nedensellik, bağlantı ve dağılış ilkelerine göre incelenmesi, sonuçlarının coğrafi açıdan değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla günümüzde insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar da düşünüldüğünde coğrafyacılara ve onlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalara duyulan ihtiyaç da her geçen gün artmaktadır. Bu sorumluluk bilinci ile hareket eden coğrafyacılar hem bu bilimin gelişmesine hem de insanlığın geleceğine ışık tutmaktadırlar. Bu kapsamda “Coğrafya Biliminde Güncel Konular ve Araştırmalar” başlıklı bu kitapta; fiziki, beşerî, ekonomik coğrafya ile coğrafi bilgi sistemleri alanında çalışmalar yürüten kıymetli bilim insanlarının değerli çalışmaları bir araya getirilerek coğrafya bilimine ve literatürüne katkı sunulmuştur.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
GALATA’DA SARRAF İŞLETMELERİ (1691-1733)
18. yüzyıl başlarından itibaren Osmanlı finans sektörünün merkezinde yer almaya başlayan sarraflar, birer işletme sahibi olarak belirli bir yönetim anlayışı ve müessese tavrıyla hareket etmişlerdir. Bu işletmelerin bir yönetilme mantığı, organizasyon yapısı ve hiyerarşik düzeni bulunmaktaydı. Tarihsel kökenlere dayanan bu özelliklerin Osmanlı finans ve esnaf teşkilatlanması ile doğrudan alakası yanında Osmanlı para piyasaları için bir fırsat unsuru olma niteliği de mevcuttu.
Metin Ziya Köse, sarrafların işletme yönetim zihniyetinin menşeini ve gelişim evrelerini mahkeme kayıtları eşliğinde detaylı bir şekilde incelemektedir. Osmanlı işletme tarihi alanına katkı sağlamak amacıyla hazırlanmış bu kitap, sarraf işletmelerinin zuhuru, yönetim yaklaşımları, sermaye birikimi ve idaresi ile yatırım ve servet yönelimlerinin mahiyeti hususlarında adeta bir kurumsal portre çizmektedir. Sarraf işletmelerinin 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini şekillendiren gerek siyasi ve gerekse iktisadi iç ve dış gelişmelerde başlangıç noktası itibariyle nasıl önemli hale geldiklerinin izlerini sürmektedir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Fosil Büyümeden Yeşil Kalkınmaya: Küresel Ekonomide Yeni Denge Arayışları
Fosil yakıtlara dayalı büyüme modelinin sınırlarının belirginleştiği günümüzde, enerji, kalkınma ve yeşil dönüşüm arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmek kaçınılmaz hâle gelmiştir. Bu kitap, ekonomik büyümenin tarihsel dinamiklerinden çevresel sürdürülebilirliğe, dış ticaret politikalarından jeoekonomik rekabete, kamu yönetiminden devletin dönüşen rolüne kadar uzanan geniş bir çerçevede okura bütüncül bir analiz sunmaktadır. Enerji güvenliği, kritik mineraller, düşük karbon ekonomisi, yeşil sanayi politikaları ve küresel güç mücadeleleri gibi çağın belirleyici başlıkları, disiplinler arası bir bakışla ele alınmaktadır. Eser, yalnızca mevcut dönüşümü açıklamakla kalmamakta; aynı zamanda fosil büyümeden yeşil kalkınmaya geçişin hangi ekonomik, kurumsal ve stratejik koşullar altında şekillendiğini tartışmaktadır. Kuramsal derinliği ile politika tartışmalarını bir araya getiren çalışma, karmaşık kavramları sadeleştirmeden anlaşılır kılmakta; Türkiye’nin ve dünyanın önünde duran enerji, rekabet ve sürdürülebilirlik sorunlarını uzun vadeli bir perspektifle değerlendirmektedir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
A PRACTICAL ENQUIRY INTO THE PHILOSOPHY OF EDUCATION
That any rational and accountable being should ever have been found to oppose the progress of truth, is truly humiliating; yet every page of history, which records the developement of new principles, exhibits also the outbreakings of prejudice and selfishness. The deductions of Galileo, of Newton, of Harvey, and innumerable others, have been opposed and denounced, each in its turn; while their promoters have been vilified as empyrics or innovators. Nor has this been done by those only whose self love or worldly interests prompted them to exclude the truth, but by good and honourable men, whose prejudices were strong, and whose zeal was not guided by discretion. Such persons have frequently been found to shut their eyes against the plainest truths, to wrestle with their own convictions, and positively refuse even to listen to evidence. The same thing may happen with regard to education;—and this is no pleasing prospect to the lover of peace, who sets himself forward as a reformer in this noble work.—Change is inevitable. Teaching is an art; and it must, like all the other arts, depend for its improvement upon the investigations of science. Now, every one knows, that although the cultivation of chemistry, and other branches of natural science, has, of late years, given an extraordinary stimulus to the arts, yet the science of education, from which the art of teaching can alone derive its power, is one, beyond the threshold of which modern philosophy has scarcely entered. Changes, therefore, both in the theory and practice of teaching, may be anticipated;—and that these changes will be inconvenient and annoying to many, there can be no doubt. That individuals, in these circumstances, should be inclined to deprecate and oppose these innovations and improvements, is nothing more than might be expected; but that the improvements themselves should on that account be either postponed or abandoned, would be highly injurious. An enlightened system of education is peculiarly the property of the public, on which both personal, family, and national happiness in a great measure depends. These interests therefore must not be sacrificed to the wishes or the convenience of private individuals. The prosperity and happiness of mankind are at stake; and the welfare of succeeding generations will, in no small degree, be influenced by the establishment of sound principles in education at the present time. Nothing, therefore, should be allowed to mystify or cripple that science, upon which the spread and the permanence of all useful knowledge mainly rest.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
POSTMODERNİZMİN İZ DÜŞÜMLERİ
Postmodern dönemle birlikte, tüketici için üretmek, tasarruf etmek ve sermaye biriktirmek temel amaç olmaktan çıkmıştır. Modernizm döneminde, üretim odaklı ekonomiler, yerini tüketim merkezli yaşam biçimlerine bırakmıştır. Bu yaşam biçimi ve ticaret anlayışı, kitlesel tüketimi özendiren, postmodern bir kültürün oluşumuna zemin hazırlamıştır. Zira tüketim kültürü, postmodern bir kültürdür.
Postmodernite her ne kadar modern sonrası bir toplumu tanımlamak üzere kullanılsa da, aslında yeni insan, toplum, düzen ve yaşama dair bir süreci ifade etmektedir. Postmodern dünyada; arzu ve isteklerini ötelemeyen, anlık yaşamayı tercih eden, farklı deneyimler yaşayan, özgürlüğüne düşkün, sanata, spora, edebiyata, hobiye ve bilime merak saran, ama en önemlisi, kendisi için yaşayan kişi ile onun tercihleri, yaşamın merkezinde yer almaktadır. Ötekilere benzememek, farklı olmak, postmodern tüketicinin/bireyin önemli bir özelliğidir. Bu bağlamda; moda, teknoloji kullanımı, görünür olmak, toplumsal statü, yerleşim yeri ve tasarımlar ile farklılığın peşinden koşan birey, diğer yandan da teklik içinde çokluk, çokluk içinde teklik prensibini benimseyerek, çoğulculuğa da inanmaktadır.
Postmodern insan rahat ve esnektir. Duygu ve hislerine yöneliktir. ‘Kendin ol’ tutumuna sahiptir. Aktif bir insandır ve anlam için kendi kişisel yolunu izler. Gerçek iddiası’nda bulunmaz, sürekli olan yerine, geçici olanı tercih eder. Yaşa ve izin ver, yaşayalım tavrındadır. Gelenek ve eskiyle barışıktır. Egzotik, kutsal ve nadir olana olumlu bakar. Genel ve evrensel olan yerine, yerele yöneliktir ve kendi yaşamıyla ilgilidir. Evlilik, aile, din ve ulus gibi eski sadakat ve modern bağlılıklar yerine kendi ihtiyaçlarına yöneliktir. Yaşanacak tek bir hayatı olduğuna inanan birey, yaşantısında kolaylıklar arzularken, aynı zamanda, aceleci ve telaşlı bir tutum da sergilemektedir. Tüketici davranışları moderniteden farklıdır. Sürekli bir koşuşturma ve dolaşma hali hakimdir. Postmodernitede, modernizmin Newton tabanlı hiyerarşik ve düzenli yapısı, yerini Kuantumdan kaynaklanan/beslenen kaotik ortama bırakmaktadır…
Özetle; editörlü kitabımızın öncelikli amacı; hayata dair hemen her alanda kendini hissettiren postmodernitede, postmodernist yaklaşımların iz düşümlerini paylaşmaktır. Postmodernizm ile ilgili alana katkı sağlayacak kaynak yaratmaktır.
₺610,00
KİTAP TANITIMI
ARTVİN TARİHİ ARAŞTIRMALARI-1
Doğu Karadeniz’in önemli şehirlerinden olan Artvin, coğrafi özelliklerinin yanı sıra tarihi dokusuyla da kendinden söz ettirmektedir. Yer aldığı konum itibariyle tarih boyunca pek çok millete ev sahipliği yapmış olan şehir çeşitli kültür izlerini günümüzde de bünyesinde bulundurmaya devam etmektedir. Bu durumun bir yansıması olarak karşımıza çıkan farklı yer isimleri bölgenin Türk tarihini anlamamıza yardımcı olmaktadır. 7. yüzyılın ortalarından itibaren ilk Müslüman fetihlerinin etkisinde kalarak yeni bir din ve kültürle tanışan Artvin 11. yüzyılın sonlarına doğru Selçuklu hâkimiyetine geçmiş, devamında bölgeye ulaşan büyük Kıpçak göçleriyle tam olarak bir Türk yurdu haline gelmiştir. Osmanlıların bölgeyi fethetmesini müteakip daha zengin kaynaklardan takip edebildiğimiz Artvin ve çevresi, Hurufât defterlerinde Livane olarak yerini almıştır. İlçeleriyle birlikte pek çok vakfın yer aldığı Artvin’in 19. yüzyıldaki idari ve ekonomik yapısı, sınır şehri olarak Türk-İslam medeniyetinin anlaşılmasına katkı sunmaktadır. 93 harbinden Kore savaşına kadar çeşitli mücadelelere katılan Artvin halkının aziz hatırası günümüzde Artvin ve çevresindeki şehitliklerde yaşatılmaya devam edilmektedir.
Elimizdeki bu kitap alanında uzman bilim insanlarının tüm bu konularla ilgili çalışmalarını ihtiva etmektedir. Artvin tarihinin titizlikle araştırılması sonucu elde edilen bu veriler konuya ilgi duyan araştırmacılar için kaynak niteliği taşımaktadır.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
Hamzaname -I-
Bu neşirde İstanbul Üniversitesi, Nadir Eserler Kütüphânesi
Türkçe Yazmalar, Nu.1132deki Hamzanâme nüshası kullanılmıştır.
Eser, Hicrî 1268 Receb ayında istinsah edilmiştir.
Hz. Danyal’ın öldüğü gün, hamile olan karısı Şemse Bânû bir erkek çocuk dünyaya getirir. Bu doğan çocuk Hamzanâme’nin ana kahramanlarından biri olan Büzürcmihr’in (Hâce-i Dânâ) dedesi olan Câmasb’dır. Aynı zamanda yazmanın başında anlatılan Şahmaran hikayesinin de baş kahramanı olan Câmasb odunculuktan yetişme ilim ve irfan sahibi biri olup; Keyânilerin padişahı Keyhüsrev’in de sadrazamlığını yapmıştır. Keyhüsrev’in eski ve büyücü veziri Şemhûr’un da rakibi olan Câmasb vefat edince; geriye oğlu Baht Hammâl kalır. Ancak o da Şemhûr’un oğlu ve Keyhüsrev’in yerine padişah olan Keykubâd’ın baş veziri Şemun tarafından öldürülmüştür. Ancak karısı hamile olduğundan bir erkek çocuk doğurur. Çocuk hüsn ü cemal sahibi, yetenekli biri olduğundan kendine Büzürcmihr lakabı takılır.
Büzürcmihr, dedesi Danyal Aleyhisselamın verdiği bir kitap ve hırkası sayesinde ilim irfan sahibi, rüya tabirinde mahir, geçmiş ve geleceğe dair isabetli yorumlar yapan basiretli bir kişi olarak Medâyin hükümdarı Keykubât’ın huzuruna getirilir. Padişahın unuttuğu rüyasını ona hatırlatıp doğru tabir edince; babasının katili Şemun’un yerine Veziriâzam olarak atanır ve Hâce-i Dânâ olarak ün yapar.
KİTAP TANITIMI
Okul Müdürleri İçin Ders Denetimi Rehberi
Denetim örgütsel işleyişin en önemli bileşenlerinden biridir. Özellikle gelişime dönük denetim ve değerlendirmeler örgütler için bir genel sağlık kontrolü işlevi görür. Eğitim örgütleri de bu durumun istisnası değildir. Eğitim örgütlerinin en temel görevlerinden biri öğretimsel süreçlerin kalitesinin arttırılmasıdır. Bu noktada ders denetimleri gelişime dönük alanların tespiti, önleyici ve düzenleyici tedbirlerin alınması gibi hususlarda işlevsel bir araç niteliği taşır. Türkiyede ders denetimleri okul müdürleri eliyle gerçekleştirilmektedir. Ders denetimi süreçlerinde çok farklı araçlardan yararlanılabilmesine karşın gözlem en temel hatta tek denetim aracı işlevi görmektedir. Gözlem ise oldukça sistematik ve bilimsel bir süreci ifade etmektedir. Okul müdürlerinin genelinde gözlem özelinde ise ders gözlemlerine ilişkin yeterlilikleri ve becerileri ise tartışmaya açıktır. Bu çalışmanın amacı ders denetimlerinde gözlem sürecine dönük okul müdürlerine rehberlik etmektir. Çalışma ders denetimlerine dönük kuram ve uygulama dengesini gözeterek hazırlanmıştır.
₺420,00
KİTAP TANITIMI
Benlik Saygısı ve Din
İnsanın kendisini gerçekçi bir şekilde görerek değerlendirmesini, kendisini olduğu gibi kabullenmesini ve kendisine sevgi, saygı duymak suretiyle kendi özüne güvenebilmesini sağlayan olumlu bir ruh hali olarak benlik saygısı, ruhsal anlamda sağlık ve mutluluğun bir anahtarı ve başarılı olmanın ön koşuludur.
Kişinin kendisini beğenmesi, kendi benliğine saygı duyması için üstün niteliklere sahip olması gerekmez. Çünkü benlik saygısı, kişisin kendini olduğundan aşağı ya da olduğundan üstün görmeksizin kendinden memnun olma durumudur. Kendini değerli, olumlu, beğenilmeye ve sevilmeye değer bulmaktır. Kendini olduğu gibi, gördüğü gibi kabullenmeyi, özüne güvenmeyi sağlayan bir ruh halidir.
KİTAP TANITIMI
Tuva Türkçesinde İkileme ve Yinelemeler
Tuva Türkleri, Güney Sibirya bölgesinde, Rusya Federasyonuna bağlı Tuva Cumhuriyetinde yaşamakta olan Türk topluluklarından biridir. Tuva Cumhuriyetinde yazı ve konuşma dili olarak kullanılan Tuva Türkçesi; Eski Türkçe birtakım arkaik özellikleri korumuş olması, Moğolcayla ilişkiler gibi bakımlardan dikkat çekici özellikler gösterir. Tuva Türkçesinin ilgi çekici özelliklerinden biri de ikileme kullanımının yaygınlığıdır. Tuvaca söz varlığının önemli bir bölümü ikileme şeklindeki sözlerden oluşur. Bu çalışmada Tuva Türkçesindeki ikileme ve yinelemeler, Eski Türkçeyle de karşılaştırmalı olarak kapsamlı şekilde ele alınmaktadır.
Türk dilinde Eski Türkçeden beri görülen ikileme ve yinelemeler üzerine, Türk dilinin farklı tarihî dönemleri ve çağdaş lehçelerini kapsayan pek çok çalışma yapılmıştır. Bununla birlikte konunun, üzerinde durulması ve aydınlatılması gereken yönleri hâlen bulunmaktadır. Tuva Türkçesinde ikileme ve yinelemelerin incelendiği bu çalışmada, önceki çalışmalar da irdelenerek konu sistemli bir şekilde ele alınmıştır. Giriş bölümünde konunun kapsam ve sınırları çizilerek İkileme ve yinelemenin dil bilimindeki karşılıkları belirlenmiş, inceleme bu esasta gerçekleştirilmiştir. Çalışma; ikilemeler, yinelemeler ve Eski Türkçeyle karşılaştırma olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.
İncelemenin sonunda ikileme ve yinelemelerin sözlüğü yer almaktadır. Tuva Türkçesine ait çok sayıda edebî metin, halk edebiyatı eserleri, araştırma yazıları ve gazetelerin taranmasıyla oluşturulan sözlük yaklaşık 2600 madde başından oluşmaktadır.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Home In Western Literature
“The title of Salman Rushdie’s famous essay, which later formed the title of a book of essays by him, ‘Imaginary Homelands’, is based on one side of a common and age-old perception of home: we make it in the mind or the imagination. Ordinary language has versions of it too: home is where the heart is, I don’t feel at home in my own town/country, this is my spiritual home, etc. On the other hand, there is a physical aspect to home too – ranging from walls associated with ancestral property or parents or some other such inheritance, and extended, through the imagining of communities, as Benedict Andersen would phrase it, sometimes to a land, a country, even a nation. To say that any one of these broad definitions of home is wrong is to cut off large sections of humankind: those who do not belong where they live or those who cannot return to where they used to live. To feel at home and to live at home are both valid cravings, and though they do not necessarily overlap, neither can be dismissed in favour of the other” Tabish Khair
Home in Western Language is a compilation of selected papers presented at the 7th BAKEA Symposium, 2021. In the time of the pandemic, when home has acquired more meanings, this book reads the idea of home and explores its connotations as presented in different genres and ages of English, American, French and literatures.
₺635,00
KİTAP TANITIMI
Sosyal Hizmet Yazıları
Son derece güç yaşam koşullarına ve gelir eşitsizliklere rağmen sosyal politikalar, ilk kez uygulanmaya başlandığı İngilterede, Fransadaki gibi bir devrimin gerçeklemesinin önüne geçmiş ve zamanla başka ülkelere yayılmıştır. Sosyal sorunları daha oluşmadan çözmek uzun vadede devletler için daha düşük maliyetle ve daha kısa sürede kesin sonuç verir. 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanununa (1983) göre, sosyal hizmetler kişinin maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesi ve yaşam standartlarının iyileştirilmesini hedefleyen sistemli hizmetler bütünüdür. Çocuk, yaşlı ve engelliler devlet korumasındadır ve onların ihtiyaçları için çözümler üretilmiş ve kurumlar ihdas edilmiştir. Çalışmamız sosyal korunmanın güncel konuları içerir: İlk bölüm devlet korumasındaki kadınların yaşam deneyimleri, ikinci bölüm sosyal güvenlik ve üçüncü bölüm Darülaceze üzerinedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Yapay Zekâ Teknolojileri ve Dijital Platformlar
Bu kitap, dijital yayıncılığın yükselişini ve yapay zekâ teknolojilerinin medya dünyasında yarattığı dönüşümü kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Günümüzde izleme alışkanlıkları hızla değişirken, internet üzerinden yayın yapan platformlar, IPTV, OTT ve VOD gibi sistemler dijital kültürün yeni merkezleri hâline geliyor. Kitap, bu platformların nasıl çalıştığını, kullanıcı davranışlarını nasıl şekillendirdiğini ve içerik tüketiminin sınırlarını nasıl yeniden tanımladığını ayrıntılı bir biçimde inceliyor.
Aynı zamanda yapay zekânın gelişim sürecine de odaklanıyor: makine öğreniminden derin öğrenmeye, bulanık mantıktan robot teknolojilerine kadar uzanan bir çizgide, teknolojinin insan yaşamına etkilerini açık ve anlaşılır bir dille aktarıyor. Yapay zekânın sadece bir yazılım ya da araç olmadığını, aynı zamanda düşünme biçimimizi, karar verme süreçlerimizi ve gündelik alışkanlıklarımızı dönüştüren bir araç olduğunu gösteriyor. Doktora tezinden üretilen bu kitap, dijital teknolojilerin günlük yaşamımıza nasıl yön verdiğini ve bizi nasıl dönüştürdüğünü sade bir dille anlatıyor.
₺240,00
KİTAP TANITIMI
MISIRLI ŞÂHİDÎ DÎVÂNI
Şâhidî, 16. yüzyıl şairleri arasında yer almaktadır. Osmanlı devletinin uzak bir eyaleti olan Mısırda hayatını sürdürmüştür. Şâhidî, Gülşenî tarikatına intisap etmiştir ve Gülşenîliğe gönülden bağlıdır. Kendisini âşık ve Melami olarak zikreder. Ancak o, mutasavvıf şairler arasında yer almaz. Nitekim şiirlerinde Gülşenîliği ve fikirlerini yayma amacı taşımaz. Sade bir dille samimi ve canlı bir ifadeyi yakalayan şair, Fuzûlîden ziyade şiir sultanı olarak gördüğü Bâkînin etkisi altındadır ve onun üslubunu benimsemiştir. Bilinen tek eseri Dîvânıdır. Dîvânında 248 şiir bulunmaktadır. Bu şiirlerden 236sı gazeldir. 9 şiir kaside nazım şekliyle yazılmıştır. Bu nazım şekillerinden başka müseddes nazım şekli ile kaleme alınan 3 şiir mevcuttur.
Dört bölümden meydana gelen bu çalışma, Şâhidî Dîvânının Latin harfleriyle transkripsiyonunu ve diliçi çevirisini içermektedir. I. Bölüm Şâhidînin Hayatı, Edebî Kişiliği ve Dîvânı başlığını taşımaktadır. II. Bölümde ise yazma nüshanın tanıtımı yapıldıktan sonra metnin kuruluşunda takip edilen yöntem izah edilmiştir. Devamında Dîvânın transkripsiyonu ve diliçi çevirisine geçilmiştir.
Metinde geçen bazı özel adlar, sözler, kavramlar ve tabirlerle ilgili açıklamalara ve açıklamaların dizinine III. Bölümde yer verildi. IV. Bölüm metinde geçen bütün kelimeleri içeren Dizinden oluşmaktadır. Çeşitli sözlüklerden istifade edilerek hazırlanan Dizinde kelimelerin anlamı eser bağlamında verildi. Dîvân nüshasının tıpkıbaskısı kitabın sonuna ek olarak ilave edildi.
₺1.000,00
KİTAP TANITIMI
R Programı ve İstatistiksel Analizler
Günümüzde her türlü istatistiksel tahmin probleminde birçok paket programa alternatif olarak kullanılan R programı, istatistiki yazılım geliştirme ve grafik çizimlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu kitapta kullanıcılara yapacakları çalışmalarda R programından nasıl faydalanacakları aşama aşama anlatılmıştır.
Ekonomi, ekonometri, işletme ve istatistik bölümleri ile eğitim ve sosyoloji gibi benzer bölümlerde okuyan lisans ve lisansüstü öğrencileri ile araştırmacıların anlayabileceği düzeyde hazırlanan bu kitapta R programının İstatistiksel Analiz yöntemlerinde nasıl kullanılacağının anlaşılması için yol gösterici niteliktedir.
R Programı ve İstatistiksel Analizler kitabında teorik bilgilerin yanı sıra, R programındaki komutlar sırayla yazılarak örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Shakespearean State of Rivalry between Hobbes and Girard
The aim of this book is to study William Shakespeares Titus Andronicus (1594), Macbeth (1606), and King Lear (1608), as examples of the state of rivalry which, as the study asserts, is related to Thomas Hobbes theory of the state of nature, and René Girards theory of mimetic desire. To this end, the state of nature, mimetic desire, and the state of rivalry are studied with their origins, definitions, types, and characteristics. The state of nature refers to the state of man who is egotistic, and self-preserving. A man in this state believes in equality by birth. In this state, man is at war against one another, as there is no (or lack of) authority to keep everyone secure. However, there may be human beings who are in that state even in a civil society under the dominion of an authority. They may secretly put manipulative plans into action for personal gains. Such an authority constructs order by the help of civil laws to prevent any disobedience and civil strife. In time of disobedience, this condition may spread around like a contagious disease. Among the reasons that lead to such a conflict, for Hobbes, are competition, diffidence, and glory. These notions have parallels with mimetic desire. Mimetic desire refers to mans mediated desire toward an object. Imitating a mediator brings forth rivalry since the desired object ascertains competition. Therefore, mimetic desire has a triangular structure: mediator as the model, the desirer, and the desired object. The study concludes that the characteristics of, and the relationship between the state of nature, and mimetic desire are conducive to the state of rivalry in Shakespeares Titus Andronicus, Macbeth, and King Lear.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Roland Destanında Kötülük ve Şiddet Dili
Bu kitapta Roland Destanı çalışma konusu olarak ele alınarak, konunun daha iyi anlaşılması için Roland Destanı’na kadar olan tarihi süreç üzerine temellendirilmiştir. Destanda Kötülük, Şiddet dili, Dini şiddet ve kötülük anlatıları örneklerle irdelenmiştir.
Roland Destanı günümüze kadar devam eden iki kutsal inancın savaşının ilk destanıdır. Aynı şekilde Fransız Tarihi’nde ataları Franklardan kalan ilk yazılı belgesidir. Bu destanın tesirlerinin hala yaşandığı aşikâr olduğundan âcizane, bu çalışmamızın okurlara yararlı olacağı kanısındayız.
KİTAP TANITIMI
Dijital Teknolojiler ve Akıllı Kentler: Belediyeler İçin Geleceğe Yönelik Stratejiler
Dijital çağın kamu hizmeti sunumunu ve vatandaş katılımını yeniden tanımlamasıyla birlikte, belediyeler daha akıllı, kapsayıcı ve dirençli kurumlara dönüşme sürecine girmiştir. Bu kitap, yapay zekâ, blokzincir, dijital ikizler, nesnelerin interneti ve metaverse gibi dijital teknolojilerin belediyeler ve kentsel yönetişim üzerindeki dönüştürücü etkisini ele almaktadır. Çalışmada, dijitalleşmenin sağlık, eğitim, turizm, yönetişim, ekonomi, çevre ve ulaşım gibi belediye hizmet alanlarındaki etkileri incelenmektedir. Yeni teknolojilerin beraberinde getirdiği fırsatlar kadar, siber güvenlik tehditleri, veri gizliliği sorunları ve dijital uçurum gibi risklere de dikkat çekilmektedir. Özellikle metaverse uygulamalarının sosyal katılımı artırma, sanal hizmet sunumu ve kent ekonomisinde yenilik yaratma gibi potansiyelleri ele alınmaktadır.
Bu kitap; politika yapıcılar, yerel yöneticiler, akademisyenler ve kentsel inovasyonla ilgilenenler için bir rehber niteliği taşımaktadır. Belediyelerin dijital dönüşüm süreçlerini eleştirel bir bakış açısıyla inceleyerek, sürdürülebilirlik, kentlerin geleceği ve teknoloji temelli yönetişim konularına katkı sunmayı hedeflemektedir.
KİTAP TANITIMI
Post Truth Çağda Siyaset
Kadim geleneklerin kutsal ruhuyla, yenileşme ve modernleşme hayaletinin girmiş olduğu bitmez savaşta, insan hayatına anlam katan yenilikler aynı zamanda insanı değiştiren değerler olarak izlenmektedir. İnsanı değiştiren her değer hakikati söylemekten de imtina ettiren özneleri yaratırken; hakikat-siyaset ilişkisi insanı içerisinden çıkılamayan heyulalara gark etmektedir. Siyaset, heyulaların sürekliliğine katkı sunan bir ilişki ile insan hayatına dokunmaktadır. Hoşa giden ne varsa, tesadüfi ya da absürt olan her şey bir siyasi söylem içerisinde somutlaştırılmakta ve insanın inanması için çaba gerektirmeyen bir tarzda sunulmaktadır. Artık insanın aynası olabilecek değerleri giderek azalmış ve siyaset ile hakikat ilişkisi içerisinde kaybolmaya yüz tutmuştur.
₺340,00