KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Yeni Medya ve Sanal Diplomasi
₺380,00 -

VATANDAŞLIK EĞİTİMİ ÜZERİNE
₺275,00 -

Uluslararası İlişkilerin Yeni Güç Rekabet Sahası: Siber Uzay
₺550,00 -

TÜRKİYE’DE EKSTREM KURAK VE NEMLİ DÖNEMLER (1951-2018)
₺325,00 -

Türk Romanında Kimlik Problemi (1980-2000)
₺715,00 -

Trablusgarp Savaşı’nda Hilâl-İ Ahmer Cemiyeti (1911-1912)
₺340,00 -

The Belt and Road Initiative: Transforming Eurasian Space
₺380,00 -

TARİHÎ TÜRK LEHÇELERİNDE OK EDATI
₺300,00 -

Stratejik Planlama ve Stratejik Pazarlama Planı Hazırlama Rehberi
₺210,00 -

Sosyal Bilimler Çerçevesinde Güncel Araştırmalar
₺975,00 -

Sinemada Kurgu ve Anlatı İlişkisi Ümit Ünal Filmlerinin Analizi
₺325,00 -

Sanat Musahabeleri “Guyau”nun sanat hakkındaki eserlerinden parçalar”
₺195,00 -

Risk Yönetimi Çerçevesinde Dağıtım Ağı Operasyonel Risklerinin İncelenmesi
₺300,00 -

Postmodern Çağda Toplumsal Kimlikler
₺420,00 -

Örgütlerde Eğlence, Mizah ve Oyun
₺210,00 -

Ortaçağ Anadolusunda Sanat ve Sembolizm
₺440,00
KİTAP TANITIMI
GİRİŞİMCİLİK
Kıran kırana bir rekabet dünyasında girişimciler iktisadi, kültürel, siyasi ve sosyal değerler ile küresel ekonominin önemli aktörü olmaya devam etmektedirler. Evet, burada sana uygun bir yerimiz var demeyi alışkanlık edinmiş bir şirket kültüründen”ayır, uzun vadede sana uygun yerimiz olmayabilir” dünyasına geçilen rekabet ortamında girişimciler kritik bir öneme sahiptir. Bu hızlı değişim onlar için adeta bir eşik aralığıdır. Takım çalışması, proje ekipleri, girişim takımları gibi örgüt içinde daha spesifik grupların yenilik geliştirme etkinlikleri son yıllarda hızla artmaktadır. İşletme içinde yeni işler oluşmakta, bu işlerin içinde daha küçük girişim takımlarıyla başka işler geliştirilmektedir. İçiçe geçmiş girişimsel etkinlikler sayesinde girişimciliğe bakış açısı da eklektik hale gelmektedir. Gündelik yaşamda bu işin içinde bir iş var sözü bile sanki girişimsiz bir yaşamın olmadığını ve günümüz ortamını doğrular gibidir. Kuşkusuz bir şirketi kurmak ve bu konuda mücadele vermek girişimcilerin ana faaliyetleri olarak devam etmektedir. Oysa kurulu bir şirkette yenilik yapmak ise aktivist ve fikir şampiyonu dediğimiz içgirişimcilerin işidir. Girişimcilik ilham almak, ilham vermek, cesaretlenmek, cesaretlendirmek gibi etkileşimli ve sarsılmaz bir özgüveni içerir. Açıkçası aklın güdüler yoluyla kavradığı bir manifestosudur. Dolayısıyla girişimcilik herkesin söylediği şeyi çok az kişinin uygulamaya dönüştürmesidir: Çok çalışmak… Bunun azami bir gayret, mücadele, sabır ve eğitim meselesi olduğu gerçeğinden hareketle; girişimcilik, popüler anlamda start-up terimini doğrular. Bu da öğrencilerin okul kampüsünden içeriye girdikleri anda başlamaktadır. O halde girişimciliğin özünde nitelikli ve ayrıcalıklı bir özellik yatar. Önemli olan bu potansiyellerin neler olduğu, nasıl kullanıldığı ve ne şekilde açığa çıkarılması gerektiğidir.
KİTAP TANITIMI
COMPUTATIONAL FORMALISM in LITERARY STUDIES
Shklovsky wrote in 1917 that art makes the stone stony. The claim assumed a baseline, habitual language against which literature registers as friction. Formalism never measured it. By 1930 the movement was finished and the term undefined. This book treats that as unfinished business. Emrah Peksoy argues that the computational analysis of literary corpora with language models supplies what Formalism lacked. It provides an empirical description of linguistic expectation. Once the norm exists, deviation stops being a metaphor. Defamiliarization becomes predictive failure. Literariness resolves into a geometry of fiction, prestige, and foregrounding. Narrative shape becomes a semantic trajectory across the novel. Each measure is derived from theory, tested where it fails, and returned to the reader. The algorithm measures the norm and its violation. The critic still reads. And formalism returns in modern dress as computational formalism.
₺450,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK İKTİSAT TARİHİNDE ANADOLU’NUN FETHİ VE İLK YERLEŞİMİ (ANİ/KARS 1064)
Türklerin Anadoluya girişi, Ani 1064 zaferi ile olduğu tarihi ve arkeolojik belgelerle ispat edilirken aynı zamanda burada bulunan muazzam Selçuklu kentinin varlığı da ön plana çıkarılmıştır. 1071de Türklerin Anadoluya ilk kez yerleştiklerinin mümkün olmadığı görülmektedir. 1064 Fethi Türk tarihinin en büyük ve anlamlı fethidir. Müslüman Türkler bu tarihten itibaren Anadoluyu yurt edinmeye başlamışlardır. Bu yüzden Türklerin Anadoluya yerleşim tarihinin 1064 olması gerekmektedir. Türk tarihinde yapılmış bir hatanın giderilmesi açısından son derece önem taşımaktadır. Tarih canlıdır ve tarihin yenilenebilirliğini bizlere kanıtlamaktadır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Çevrimiçi Eğitimde Kalite ve Öğrenen Destek Hizmetleri
Günümüz itibarıyla çevrimiçi uzaktan eğitime ilgi ve talep artarak devam etmektedir. Çevrimiçi eğitimin zamandan ve mekândan bağımsız öğrenme ortamları sunması, gelişen teknoloji ile birlikte farklı öğrenme deneyimleri sağlaması gibi birçok etken bu artan ilginin sebepleri arasında gösterilebilir. Ayrıca yaşanan Covid-19 salgını bağlamında çevrimiçi eğitim veren kurumların ve bu kurumlarda öğrenim gören öğrenenlerin sayısındaki artışın sonucunda nitelikli çevrimiçi eğitim ihtiyacı sıkça gündeme gelmektedir. Kaliteli bir çevrimiçi eğitim verebilmek için ise öğrenen destek hizmetlerinde de niteliğin artırılması önem arz etmektedir.
Bu kitapta; nitelikli çevrimiçi eğitim hizmeti sunmak için kurumların sahip olması gereken standartlara ve öğrenen destek hizmetlerinin kalite boyutlarına yönelik bir çerçeve çizilmiştir. Ayrıca bu kitapta; uzaktan eğitim, çevrimiçi eğitim, öğrenen desteği gibi kavramlar ve bu kavramların ilişkisi, uzaktan eğitimin tarihsel süreçleri ve gelişimi, öğrenen destek hizmetlerinin sınıflandırılması, öğrenen desteğine ilişkin teoriler, kaliteli çevrimiçi eğitim için yayınlanan standartlar vb. birçok konu aydınlatılmaya çalışılmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Uluslararası İlişkilerin Yeni Güç Rekabet Sahası: Siber Uzay
21. yüzyıl, bilim ve teknoloji alanında insanlık adına olağanüstü gelişmelerin yaşandığı bir çağ olmaktadır. Gündelik hayatın hemen her boyutunun bilimsel ve teknolojik gelişmelerle ilişkilendirilmesi söz konusudur. Yaşanan bu küresel teknolojik dönüşüm halinden doğal olarak Çağdaş Uluslararası İlişkiler de etkilenmektedir. Uluslararası İlişkilerdeki geleneksel güç rekabetinin yaşandığı sahaların –kara, deniz ve hava– giderek artan bilimsel ve teknolojik gelişmelerin neticeleri doğrultusunda önce dış uzaya, ardından da 21. yüzyıl itibariyle siber uzaya genişlediği görülmektedir. Özellikle siber uzay sahası, taşıdığı benzersiz nitelikler nedeniyle Uluslararası İlişkiler aktörlerince “beşinci güç rekabet sahası” olarak adlandırılmakta ve adaptasyon süreci ise oldukça karmaşık ve zor şekilde halen devam etmektedir. Günümüz Çağdaş Uluslararası İlişkileri çok yoğun bir teknolojik değişim ve dönüşüm süreci içerisindedir. Bu yoğun teknolojik değişim ve dönüşüm süreci, 21. yüzyılın yeni Uluslararası İlişkilerinin yeni konseptlerini oluşturmakta, yeni rekabetler yaratarak yeni güç dengeleri inşa etmektedir. Dolayısıyla Siber Uluslararası İlişkilerin belirleyici aktörleri, yeni küresel dengelerin ve aynı zamanda da geleceğin belirleyicileri olacaklardır
₺550,00
KİTAP TANITIMI
ÇANKIRI ŞAİRLERİ / AHMET TALÂT ONAY
“Uzak çağların yakın şehri” olarak nitelendirilen Çankırı, tarih boyunca birçok medeniyet ve kültürü barındırmıştır. Paflagonya’nın en eski şehirlerinden kabul edilen Çankırı; Hitit, Roma, Bizans imparatorluklarından sonra Danişmendliler döneminde Emir Karatekin tarafından 1074-1082 yılları arasında fethedilmiş, sonra da Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyete de ev sahipliği yapmıştır. Adı, tiftik keçisi bol anlamında Gangra diye geçerken tarihi süreç de Danişmend-nâme’de Mankuriyye, eski Arap-İslam kaynaklarında Hısnu’l-hadîd (Demir kale) Selçuklu ve Osmanlı kaynaklarında Kangırı, Kangarı, Kengırı olarak geçmiş ve Cumhuriyet döneminde Çankırı’ya dönüşmüştür. Bu süreçte birçok kültürü ve medeniyeti de üzerinde barındıran Çankırı’da özellikle edebiyat ayrı bir yere sahip olmuştur.
Ahmet Talât Onay’ın, şair, yazar, edebiyat araştırmacısı, eğitimci, gazeteci, milletvekili gibi birçok özellikleri olup Klasik Türk edebiyatı ve Halk edebiyatı sahasında yapmış olduğu çalışmalarla tanınmıştır. Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar ve İzahı, Halk Şiirlerinin Şekil ve Nev’i, Türk Şiirlerinin Vezni, Dâstân-ı Ahmet Harâmî, Sarı Çiğdemler, Kızılbaş Şiirinde Sual-Cevap, Millî Mücadele Yazıları gibi basılı eserlerinin yanında yayımlanmamış eserleri ve makaleleri de bulunmaktadır.
Çankırı Şairleri, Çankırı’da yaşamış şairlerin hayatı, eserleri, edebî anlayışları hakkında bilgi vermenin yanında Çankırı tarihi, kültürü, halkiyatı, folkloru, dinî-tasavvufî gibi alanlarda zengin bir kaynak durumundadır. Eserde, toplam 50 şair yer almaktadır.
₺635,00
KİTAP TANITIMI
URFALI DÎVÂN ŞÂİRLERİ
Şehir monografilerinin önemi her geçen gün biraz daha artmaktadır. Çünkü şehir monografileriyle bir şehrin anatomisini öğrenme imkânına kavuşuruz. İnsanların veya insanlığın tarihi olduğu gibi şehirlerin de birer tarihi vardır. Başka bir ifade ile denilebilir ki insanlık tarihi, şehirlerin tarihidir. Bu yönüyle bir şehrin ne zaman ve kim tarafından kurulduğu, bu şehirlerde medeniyet kuran milletlerin kimler olduğu, bu medeniyetlerin insanlığa sundukları maddî ve manevî mirasın neler olduğu çok önemlidir. Bu yönüyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Urfa’nın arkeoloji, tarih, din, kültür, sanat ve edebiyat açışından önemli ve bereketli bir yer olduğu bilinmektedir.
Urfalı Dîvân Şâirleri isimli bu çalışma, biyografik eserlerin başında gelen tezkireler olmak üzere diğer biyografik/bibliyografik kaynaklarda ve başka çalışmalarda tespit edilen ve divân edebiyatının temsilcisi sayılan Urfalı şairleri içermektedir. Biyografik eserlere göre Urfalı en eski divân şairi Rüşdî (ö. 1677) mahlasını kullanan şairdir. Rüşdî ile muasır üç (3) divan şairi varken XVIII. yüzyılda bu sayı on beşe (15) yükselerek büyük bir artış göstermiştir. Bu çalışmada, XVII. yüzyıldan XX. yüzyılın sonlarına kadar yetişen Urfalı divan şairi sayısı yüz on yedi (117) olarak tespit edilmiştir. Bu sayı, Urfa edebiyatı için hiç de küçümsenmeyecek bir rakamdır. Bu şairlerin büyük çoğunluğu, eski edebiyatın yerini yeni edebiyata terk ettiği, dolayısıyla yeni türlerin rağbet edildiği XIX. ve XX. yüzyıllarda yetişmiştir. Bu da gösteriyor ki asırlardır devam eden divân şiir geleneği hemen kesintiye uğramamış, varlığını Urfa başta olmak üzere Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde yetişen yüzlerce belki binlerce şair ile devam ettirmiştir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Menâkıbnâme-i Mustafâ Safî-i Âmedî
Boluda Halvetîlik denildiği zamân ilk akla gelen meşhûr mutasavvıflar Mudurnulu Dâvûd El-Halvetî, Kemâl Ümmî, Mustafâ Konrapavî, Göynüklü Akşemseddîn ve Ömer Sikkîn Dede gibi bazı âbide şahsiyetlerdir. Bolu merkezden Mustafâ Safî Efendi, Nasrullâh Sırrı Efendi, Muhammed Reşid Efendi, Gerededen Aziz Halîl Efendi, Geredeli Abdullâh Efendi ve Mudurnudan Halîl Rahmi Efendi ise yine son dönemin önemli Halvetî şeyhleridirler. Mustafâ Safî-i Âmedî Efendi, tarîkat-i Halvetiyyenin dört ana kolundan Cemâliyye koluna bağlıdır. Bu kolun aşağıya doğru şubelenişine bakılacak olursa Halvetiyye-i Şabâniyyenin Nasûhiyye şubesinden ayrılan Çerkeşiyye şubesi Mustafa Safî Efendinin de yetiştiği şubedir ancak halîfeliğini aldığı şube ise Halîliyye şubesi olmuştur. Boluya Çerkeşîlik, Şeyh Mustafâ Safî Efendi tarafından Aktaş Dergâhı vâsıtasıyla getirilmiş ve 1813-1846 yılları arası 33 sene boyunca şehir hayatına hâkim kılınmıştır. Safî Efendi, Halvetiyye içerisinde ayrı bir kol kurmamıştır. Tarîkat adabında her dâim Çerkeşî usûlü ile Şeyh Şabân-ı Velîye bağlı kalınmıştır.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
HALKLA İLİŞKİLER VE ETKİNLİK YÖNETİMİ
ÖNSÖZ’den
Yaşamın her alanı farklı nedenlerle sahne alan kutlamalar, ritüeller, gösteriler gibi etkinliklerle doludur. Doğumgünü kutla-maları, asker uğurlamaları, yaşam içindeki etkinlik örnekleridir. Bununla birlikte şirket evlilikleri, 100. Yıl kutlamaları da iş hayatı etkinlik çeşitleri olarak Halkla İlişkiler çalışmaları arasında yerlerini almıştır. Tüm bu etkinliklerin ortak amacı; daha öncesinden araştırılmış ve analiz edilmiş planlanan davranışlarda bulunarak, karşı tarafta da arzulanan davranışa neden olmaktır. Bu çalışmada; Halkla İlişkiler disiplininin tarihsel süreçteki gelişimi, hizmetleri ve modelleri Etkinlik örnekleriyle gözler önüne serilmiştir. Etkinlik Yönetiminin bir araç olarak Halkla İlişkiler çalışmalarındaki varlığı üzerinde durularak, son bölümde daha sonraki çalışmalara da kaynak oluşturacak bir başlangıç niyetiyle; Halkla İlişkilerin ve Etkinliklerin gelecekteki durumu değerlendirilmektedir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
COĞRAFİ PERSPEKTİFLE DAĞ VE DAĞLIK ALANLAR II
“Coğrafi Perspektifle Dağ ve Dağlık Alanlar II (Sürdürülebilirlik-Yönetim-Örnek Alan İncelemeleri)” adlı bu kitap, dağ ve dağlık alanların doğal ortam özellikleri, beşerî ve ekonomik coğrafya özelliklerinin sürdürülebilirliği ve yönetimiyle alakalı 12 çalışmadan oluşmaktadır. Bu kitap ile Dünya’da ve Türkiye’de dağ ve dağlık alanlarla alakalı literatüre katkı sunulması hedeflenmiştir
₺560,00
KİTAP TANITIMI
Türk Sinemasında Öncüler
Altmışlı yıllar, Türk Sinemasının altın yılları olarak kabul edilir. ‘Sinemacılar Kuşağı’ diye bilinen bu dönem, hem nicelik hem nitelik bakımından en güçlü yapıtların ortaya çıktığı yıllardır. Bu yıllarda, özellikle dört yönetmenin filmleri öne çıkmaktadır; Metin Erksan, Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Halit Refiğ.
Erksan, Yılanların Öcü, Susuz Yaz ve Kuyu’da köy gerçekliğini çarpıcı biçimde beyaz perdeye taşırken, Acı Hayat, Ölümsüz Aşk ve Sevmek Zamanı gibi kent filmlerinde de, aşk teması üzerinden sınıf çatışmasını ve bu çatışmanın tarafı olan burjuvaziyi eleştirir. “Yeşilçam” kalıplarının dışına taşan, kendine özgü bir üslupla yapar bunu. Filmlerinde ayrıksı üslubunu yaratmayı başaran Metin Erksan, auteur deyince akla gelen yönetmenlerimizin başında gelir.
Metin Erksan’la birlikte, “Siyah beyazı” en etkili kullanan ve auteur sıfatını fazlasıyla hak eden Lütfi Akad, Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biridir. Olağanüstü bir sadelikle, büyük anlamlar yaratabilen Akad, karakteri ve duruşuyla da örnek bir şahsiyettir.
Atıf Yılmaz ise; filmografisinin en önemli ve en çarpıcı kısmını 80 sonrası yaptığı, Müjde Ar’lı kadın filmleriyle oluşturur.
Halit Refiğ; Doğu Batı arasında entelektüel bir sinemacı. Ulusal sinemanın teorisini yazıp kavgasını yapmış olsa da, filmlerinde bunu ne kadar başardığı hep meçhul kaldı.
KİTAP TANITIMI
Ruh Sağlığı Çalışanlarında Duygusal Emek, Psikolojik İyi Oluş ve Psikolojik Sermaye
Türkiye’de ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de topluma ve bireylere uzmanlıkları doğrultusunda özveriyle destek olmaya devam etmektedirler. Ruh sağlığı uzmanları, toplumsal travmalarda ve bireylerin kişisel psikolojik ihtiyaçları doğrultusunda emeklerini ortaya koyarak insanların psikolojik refah düzeylerini artırmaya çalışmaktadırlar.
Ruh sağlığı çalışanları başka insanlara destek olmaya çabalarken acaba kendilerinin psikolojik iyi oluşları ne seviyededir? Mesleki görevleri itibariyle ortaya koydukları duygusal emek stratejileri ile psikolojik iyi oluşları arasında nasıl bir ilişki vardır? Oldukça zor bir görevi yerine getirmeye çalışan ruh sağlığı çalışanlarının yaşamlarında psikolojik sermaye koruyucu bir faktör müdür? Bu kitapta, kantitatif verilerden yola çıkılarak ve meslekler arası karşılaştırmalara da yer verilerek yukarıda bahsedilen sorulara cevaplar verilmiştir.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Adnan Menderes’in Ölümü – İdamın Hafızası
Bu kitap, Adnan Menderes’in ölümünü üç ayrı hafıza ve bilgi ekseni üzerinden inceler: Şevket Süreyya Aydemir’in tarihsel-yapısal anlatısı, son günlere ilişkin fotoğraflar ve İsmail Şenyüz’ün tekil bedeni görünür kılan tanıklığı, bu iki çerçevenin dışında kalan sessizlik. Aydemir, Menderes’in siyasal dramını ekonomik kriz, modernleşme, merkez-çevre gerilimi ve asker-siyaset ilişkileri içinde açıklar. Son günlere ilişkin fotoğraf kareleri hükmün insan bedenindeki geri döndürülemez sonucunu kayda geçirir. Kitap, bu iki bakışın ortak biçimde merkezde tuttuğu Menderes çerçevesinin dışına yönelir. 49’lar, değiştirilen yer adları ve Sivas Kampı üzerinden aynı dönemin sessiz bırakılan deneyimlerini sorgular.
Serhat Soyşekerci, Menderes’i tek bir mağduriyet veya sorumluluk cümlesine hapsetmiyor. Kendi iktidar döneminin siyasal sorumluluğunu taşıyan bir başbakanın, daha sonra olağanüstü bir yargı düzeninin mağduru olabileceğini gösteriyor. Fotoğrafı kanıtla, tanıklığı kesin hakikatle, yapısal koşulları kaderle özdeşleştirmeden hukuk, siyasal güç ve kolektif hafıza arasındaki gerilime yaklaşıyor. Bazı ölümler tarihe gömülmez. Bazı sorular da zamanla susmaz. Tarihin sonucu sabit, hafızanın sonucu ise açık uçludur. Adnan Menderes’in ölümü de, hükmü verilmiş ama anlamı kapanmayan soru olarak yaşamaya devam ediyor.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
POLİTİKA TRANSFERİ ve DÜZENLEYİCİ KURUMLAR
Dünya üzerindeki ülkeler ve politika yapıcılar bazı dönemlerde çeşitli krizlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu krizler bazen yerel veya bölgesel çapta etkili olurken bazen de küresel boyutta bir yayılmayla birlikte; gelişmiş, gelişmekte olan veya gelişmemiş tüm ülkeleri etkisi altına alabilmektedirler. Bazen bu krizler, alınan birtakım tedbirlerle birlikte kısa süre içerisinde çözüme kavuşturulabilirken, bazen de uygulanmaya çalışılan tüm seçeneklere rağmen kısa süre de çözüme kavuşturulamamakta ve buna bağlı olarak da müzmin bir hal almaktadırlar. Karşılaşılan sorunların benzer ve ortak nitelikler taşıması, bazı ülkelerin sorunların çözümüne yönelik en iyi örnek uygulamaları sunması da, diğer ülkelerin bu uygulamaları incelemesi ve “taklit” veya “öykünmeden”, “ders çıkarmaya” kadar uzanan bir yelpazede faydalanmalarına olanak sağlamıştır. Politika transferi ve ilişkili olan diğer kavramlar işte tam da bu noktada ortaya çıkmaktadırlar
₺620,00
KİTAP TANITIMI
Eğitim 4.0 Ekseninde Türkiye’de İşletme Eğitiminin Dünü, Bugünü ve Yarını
Tarihsel süreç kapsamında incelendiğinde medreseler ve mektepler, Osmanlı Devletinde kurulmuş ilk yükseköğretim kurumları olarak açıklanmaktadır. Bu kapsamda özellikle medrese eğitimi almış kişiler tarafından yazılan eserlerde işletme, iktisat ve davranış bilimlerine yönelik yoruma dayalı konulara yer verilmesi, işletme ile ilgili ilk kavramların eğitim süreçlerinde vurgulandığına dikkat çekmektedir. Buna ilaveten tarihsel süreç kapsamında İşletme İktisadı Enstitüsü ile İktisadi ve Ticari İlimler Akademileri Türkiye’deki işletme eğitiminin gelişmesinde etkin rol üstlenmişlerdir. Yükseköğretimde YÖK dönemi ile birlikte kurulan üniversitelerde özellikle 2006 yılına kadar yüzdelik dilimleri azalan yani puanları yükselen işletme bölümlerinin yıllar bazındaki başarı sıraları sıklıkla artmış ve özellikle 2016 yılından sonra kontenjan azaltımı veya ilgili bölümü kapatma riskiyle karşı karşıya kalmışlardır. Bu durum Türkiye’de işletme eğitiminin plansız olarak büyüdüğünü göstermektedir.
Günümüzde üniversitelerin çeşitli bölümlerinde olduğu gibi, işletme bölümlerinden de mezun olan pek çok öğrencinin beklentilerine uygun alanlarda istihdam edilememeleri, üniversitelerden mezun olan pek çok öğrencinin birden fazla diploması olmasına rağmen iş bulamama sorunları, üniversiteler ile iş dünyasının beklentileri arasında farklılıklar olduğunu göstermektedir. Ülkemizin nitelikli insan kaynakları ihtiyacının daha etkin karşılanabilmesi için, eğitim programlarının sektörlerle beraber ve sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılandırılması önem taşımaktadır. İşletme eğitimi ile bireylere toplumsal yaşamda ve özellikle çalışma hayatında ihtiyaç duyulan bilgi ve becerileri kazandırarak, nitelikli insan kaynaklarının yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda üniversitelerin işletme eğitimi veren bölümlerinin endüstri 4.0 süreçleri ekseninde eğitim öğretim planlarını uyumlaştırmaları, buna ilaveten söz konusu derslerin sadece teorik olarak işlenmesi yerine deneyim temelli öğretilmesi, nitelikli öğrenme süreçlerine zemin hazırlamaktadır. Bu bağlamda ders planlarında eğitim 4.0 içerikli derslerin uygulama süreçleri ile desteklenmesi önem teşkil etmektedir. Böylece işletme eğitimi süreçlerinin teknoloji ve uygulama süreçleri ile iç içe olması nitelik değeri yüksek insan kaynaklarının örgütsel süreçlerde tercih edilmelerini beraberinde getirebilecektir.
İşletme eğitiminin geçmişten günümüze incelendiği bu kitapta, Türkiye’deki işletme eğitiminin geçmişten günümüze ve gelecekteki durumuna ilişkin durum değerlendirilmesi yapılmış, işletme eğitimlerindeki değişim ve dönüşümler belirlenmiş, geleceğe yönelik işletme eğitiminin niteliksel değerinin artırılabilmesi için öneriler sunulmuştur.
Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde tarihsel süreç kapsamında işletme eğitiminin analizi yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde 2000’li yıllardan günümüze Türkiye’de lisans düzeyindeki işletme eğitiminin analizi yapılmıştır. Buna ilaveten araştırmada işletme eğitimi veren önlisans programlarının sayısı belirlenerek, devlet ve vakıf üniversitelerinde önlisans eğitimi veren işletme bölümlerinin dağılımı karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise işletme eğitiminin gelecek görüntüsü betimlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda eğitim 4.0 içerikli dersler devlet ve vakıf üniversitelerinde ayrı ayrı incelenerek belirlenmiş, işletme eğitimindeki değişim ve dönüşümler için öneriler sunulmuştur.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Birleşmiş Milletler ve Türkiye’de Sosyal Refah
İkinci Dünya Savaşı sonrasında yeniden şekillenen dünya düzeninin önemli aktörlerinden birisi olan Birleşmiş Milletler genelde savaşı önleme ve barışı devam ettirme misyonuyla öne çıkmıştır. Bu çalışmada Birleşmiş Milletlerin biraz geri planda kalan sosyal refahın gelişimine katkısı Türkiye özelinde yaptığı çalışmalarla incelenmiştir. Birleşmiş Milletler uzmanlarının Teknik Yardım Programları çerçevesinde Türkiye’deki yetimhanelerden hapishanelere pek çok alanda yapılan yasal düzenlemelere ve kurumsal yapılanmalara katkıları hakkında bilgi verilmiştir. Kitapta ayrıca, Sosyal Hizmetler Enstitüsü ve Sosyal Hizmetler Akademisi’nin kuruluş aşaması, müfredat hazırlanması ve benzeri konularda Birleşmiş Milletler uzmanlarının sağladığı katkılara da yer verilmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Spinoza’da İdeoloji Kavramının Kökenleri
Spinoza 17. yy. felsefesinin en önemli figürlerinden biridir ve bu felsefe, tarihsel olarak tam bir geçiş ve kriz dönemi içinde konumlanır. 17. yy. kapitalizmin yavaş yavaş tarih sahnesine çıktığı, seküler dünya görüşünün kamusal alanda yaygınlaştığı fakat siyasal alanda hala eski-yeni çatışmasının tüm şiddetiyle devam ettiği bir dönemdir. Bu tarihsellik Spinoza felsefesine de yansımıştır. O, öncelikle mutlak bir Tanrı ispatı çabası içine girmiş, epistemoloji, etik, siyaset alanlarını sonraya bırakmıştır. Bizim bu kitapta sorunsallaştırmaya çalıştığımız şey; Spinoza felsefesinin yine siyasetin en önemli kavramlarından biri olan ideoloji ile ilişkisini kurmak olacaktır. Bilindiği üzere İdeoloji kavramının temel bir siyaset kavramına dönüşmesi süreci oldukça yenidir. Marks’la birlikte özellikle vücut bulan kavram, 19. yy.ın kurumsallaşmış kapitalist dünyasından 20. yy. faşizm rejimlerine kadar uzanan izlekte ve günümüzün post-modern toplumunda güncelliğini hala muhafaza etmektedir. Bu anlamda, Spinoza’nın kurduğu ontolojik-etik-siyaset evreninin, kavramın derinleştirilmesinde bize önemli imkânlar sağlayacağını düşünerek, özellikle Marks’ın farklı ideoloji yorumlarının, Spinoza’daki karşılığı veya yankısı üzerine bir soruşturma yapılacaktır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Toplumsal Hareketler ve Sosyal Medya
Belirli bir konuda istediğini alabilme isteğiyle ortaya çıkan toplumsal hareketlerin geri planında belki de dünyayı değiştirebilme düşüncesi hâkimdir. Çünkü var olan sıkıntıyı ortadan kaldırmaya yardımcı olup tamamen istenilen bir düzenin oluşturulma çabası, bir değişimin ve yeni bir dünya düzeninin habercisidir aslında. Eski toplumsal hareketlerde bu çaba daha çok ekonomik ve sınıf temelli eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlıyorken yeni toplumsal hareketlerle birlikte bu çaba farklı bir boyuta taşınarak kimlik, insan hakları, çevre, nükleer karşıtlığı, barış hareketleri vb. hareketler olarak gerçekleşmeye başlamıştır. Bu dönüşümle birlikte eskinin kamusal meydanlarda gerçekleşen hareketleri yeni toplumsal hareketler olarak, 90’lı yılların başları özellikle de 2000’li yıllarla birlikte sanal kamusal alanlarda seslerini duyurmaya başlamıştır. Bu hareketlerden bazıları örgütlenme noktasında interneti, sokağa çıkabilmek için bir aracı olarak kullanırken bazıları ise tamamen internet ve sosyal medya ortamlarında seslerini duyurmayı tercih etmektedirler. Bu bağlamda bu kitap, toplumsal hareketlerin geçmişten günümüze geçirdiği yapısal değişim ile birlikte örgütlenme ve eylem tarzlarında da nasıl bir değişim yaşadığını dünya üzerindeki önemli örneklerle birlikte okuyucusuyla buluşturmayı amaçlamaktadır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE YENİ YETKİNLİKLER: YENİ SEÇİM YÖNTEMLERİ VE OYUNLAŞTIRMA
Son dönemlerin en yaygın kavramlarından biri olarak karşımıza çıkan “dijital dönüşüm” her alanda olduğu gibi işletmelerde de büyük dönüşümler meydana getirmektedir. Bu dönüşümler ilk başta sadece “teknolojik” olarak algılansa da teknolojiyi geliştiren de kullanan da “insan”dır. Dijital dönüşüm, çalışma yaşamında işgören nitelikleri açısından da bir dönüşüm gerektirmektedir. Dijital dönüşümün hızı ve gücü insan kaynağında gerekli dönüşümden büyük olursa işgücü açısından tehdit oluşturabilecektir. Ancak insan kaynaklarındaki dönüşüm, dijital dönüşüm hızına eşit veya ondan büyük olursa bu durum kişi-iş uyumu ve daha nitelikli bir çalışma yaşamı açısından önemli bir fırsata dönüşebilecektir. Covid-19 salgını sürecinde, dijital dönüşümün işletmeler ve işgücü açısından meydana getirdiği fırsatlar, üretim ve hizmetler ile işgörenlerin istihdamının devamı açısından hayati önem taşımıştır. Bununla birlikte dijital dönüşüm hızının gerisinde kalmanın işletmeler ve işgücü açısından oluşturabileceği tehdit daha net anlaşılmıştır.
Söz konusu oluşumları anlaşılabilir şekilde aktarabilmek adına kitapta ilk olarak dijital dönüşüm sürecinde öne çıkan kavramlar ve bunların dünyadaki gelişimi ele alınmıştır. Dijital dönüşümün işgücü, işletmeler ve insan kaynakları fonksiyonu açısından önemi, getirdiği değişimler ve bu değişimlere bağlı olarak gerekli yeni işgören yetkinlikleri vurgulanmaya çalışılmıştır. Son olarak yetkinliklerin tespitinde yeni bir yöntem olan “oyunlaştırma” uygulaması ve detayları ele alınmıştır. Dijital çağda yeni bir işgören seçim yöntemi olan oyunlaştırmanın yaygınlaşması ve böylece kişi-iş uyumu sağlamaya katkı sunması beklenmektedir.
KİTAP TANITIMI
Genetiği Değiştirilmiş Ürünlere Yönelik Tüketici Davranışları
Genetiği değiştirilmiş ürünlere yönelik tüketicilerin davranış ve tutumlarının araştırıldığı bu çalışma Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde 2013 yılında doktora tezi olarak kabul edilmiştir. Çalışma kapsamında Eskişehir ili merkez ilçelerinde kotalı örnekleme yöntemi ile 1250 katılımcı ile yüz yüze anket yapılmıştır. Yapılan saha çalışması aynı zamanda Anadolu üniversitesi Bilimsel Araştırma Komisyonu tarafından finansal olarak da desteklenmiştir. Çalışmanın genel amacı, Eskişehir genelinde yaşayan tüketicilerin genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili farkındalıklarını, bilgi düzeylerini ve satın alma niyetlerini saptamak ve davranışlarını etkileyen tutum faktörlerini ortaya koymaktır. T testi, Anova Analizi, Ki-Kare Analizi, Regresyon Analizi ve Faktör Analizi gibi istatiksel veri analizi yöntemleri çalışmada kurulan hipotezlerin test edilmesinde kullanılmıştır. Araştırmanın yapıldığı dönemde katılımcıların bilgi düzeyleri ve genetiği değiştirilmiş organizmalı gıdalar hakkındaki yanlış ve eksik bilgileri dikkat çekicidir. Gelir düzeyi arttıkça konuyla ilgili bilgi düzeyinin anlamlı bir şekilde arttığı gözlemlenmiştir. Çalışmanın pazarlama araştırmaları, tüketici davranışları ve genetiği değiştirilmiş ürünler gibi konulara ilgi duyanlar için faydalı olacağı umulmaktadır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
AİLE İLİŞKİLERİ BAĞLAMINDA AİLE İŞLETMELERİ
Aile işletmelerinin birçok boyuttan incelediği bir serinin parçası olan bu kitap, aile işletmelerinde liderlik ve aile ilişkilerine odaklanmıştır. Aile üyeleri gerek kurucu, gerek yönetici gerekse de çalışan bazen de sadece hissedar olarak işletmede önemli rol oynamaktadır. Bu önemine karşın aile işletmeleri ile ilgili yazın incelendiğinde aile boyutunun önemli ölçüde ihmal edildiği görülmektedir.
Ailenin sahip olduğu birlik beraberlik anlayışı nedeniyle aile ilişkileri hakkında bilgi verilmekten çekinmesi aile ilişkilerinin incelenmesini güçleştirmekte ve araştırmacıların aile boyutunu ihmal ederek işletme boyutuna odaklanmasına neden olmaktadır. İhmal edilen aile boyutu ise kendini aile üyeleri arasındaki güç ve liderlik mücadelelerinde göstermekte ve işletmenin ömrünü kısaltan en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu nedenlerden dolayı, bu kitap öncelikle aile işletmelerinde güç ve liderlik konularını incelemeye odaklanmıştır. Ayrıca aile işletmesine aile üyelerinin gözünden de bakmaktadır. Bu alanlardaki sorunlar tespit edildikten sonra devir süreci ve ailenin kurumsallaşması süreçlerini açıklayarak, aile işletmelerinin sürdürülebilirlik sorunlarına çözüm önerileri sunmayı amaçlanmaktadır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
Liberalism
Underlying all these questions of right is the question how they are to be secured and maintained. By enforcing the responsibility of the executive and legislature to the community as a whole? Such is the general answer, and it indicates one of the lines of connection between the general theory of liberty and the doctrine of universal suffrage and the sovereignty of the people. The answer, however, does not meet all the possibilities of the case. The people as a whole might be careless of their rights and incapable of managing them. They might be set on the conquest of others, the expropriation of the rich, or on any form of collective tyranny or folly. It is perfectly possible that from the point of view of general liberty and social progress a limited franchise might give better results than one that is more extended. Even in this country it is a tenable view that the extension of the suffrage in 1884 tended for some years to arrest the development of liberty in various directions. On what theory does the principle of popular sovereignty rest, and within what limits does it hold good? Is it a part of the general principles of liberty and equality, or are other ideas involved? These are among the questions which we shall have to examine.
- T. HOBHOUSE – 1911
₺455,00
KİTAP TANITIMI
GİRİŞİMCİLİĞİN KEŞFİ: GİRİŞİMSEL FIRSATLAR VE BELİRLEYİCİ UNSURLARI
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve küreselleşmenin etkisiyle dünya genelindeki koşullar değişmiş ve küresel bir bilgi ekonomisi ortaya çıkmıştır. Dünya ekonomisinde yaşanan bu değişimler ve oluşan fırsatlar yeni bir girişimsel toplum yaratarak, ekonomideki en küçük aktör olan girişimcinin gücünü arttırmış ve küresel ekonominin oluşumunda girişimcinin en önemli aktör konumuna gelmesini sağlamıştır. Tarihin ilk çağlarından beri yeni iş imkanları yaratmak, keşfetmek veya tanımlamak ve bu imkanları ekonomik kazanç için yeni girişimlerde kullanmak insan yaşamında daima önemli olmuştur. Bu anlamda fırsatlar, girişimcilik alanında sınır ve değişim koşullarını tanımlayan temel kavramlardan biridir. Çünkü bir fırsat olmadan girişimcilik olamaz. Potansiyel bir girişimci son derece yaratıcı ve çalışkan olabilir, fakat hedeflenen bir fırsat olmadan bu karakteristiklerle, girişimsel aktiviteler meydana gelemez. Dolayısıyla fırsatların doğasını açık bir şekilde anlamaksızın, girişimciliği geliştirmeye yönelik akılcı politika ve uygulamalar bulmak mümkün değildir. Bu nedenle girişimsel bir fırsatın nasıl anlaşıldığı ve nereden geldiğini bilmek oldukça önem arz etmektedir.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Sicilya’da II. Frıedrıch İle Papalık Arasındaki Hâkimiyet Mücadelesi (1194-1268)
Grek, Latin ve bilhassa Müslüman kültürüyle harmanlanmış olan Sicilya’da yetişen II. Friedrich, zamanla döneminin Batı’daki en büyük idarecisi olmayı başardı. Diğer yandan kurumsallaşıp güçlenerek büyük bir güç haline gelen Papalık, Avrupa’da ruhani liderliğin yanında dünyevi otoriteyi de elinde bulundurma arzusu taşımaktaydı. Çağdaşlarının aksine dini önyargılardan uzak aydın bir idareci olan II. Friedrich, Papalığın kendisine dayatmak istediği siyasi otoriteye boyun eğmedi. Bu durum iki taraf arasında büyük bir çekişme ve hâkimiyet mücadelesi yaşanmasına neden oldu.
Bu çalışmada II. Friedrich’in, Sicilya Krallığı merkez olmak üzere İtalya ve Almanya (Kutsal Roma İmparatorluğu) topraklarında Papalığa karşı verdiği mücadeleyi ele aldık. Dönemin Sicilya’sının siyasi, dini, sosyokültürel tarihi yanında Papalık ve Kutsal Roma İmparatorluğu’nun tarihine de ışık tutan bu çalışmanın ilgili literatüre katkı sağlayacağını düşünüyoruz.
KİTAP TANITIMI
Genetik Hastalıklar ve Spor
Genetik hastalıklar, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen ve genetik materyallerdeki bozukluklar sonucu ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır. Bu tür hastalıklar genellikle fiziksel ve psikolojik zorluklara neden olur ve bireylerin günlük yaşamlarını önemli ölçüde etkiler. “Genetik Hastalıklar ve Spor” adlı bu kitap, genetik hastalıkları olan bireyler için spor ve fiziksel aktivitenin önemini incelemekte; genetik bozuklukların sağlık üzerindeki etkilerini ve sporun bu etkileri nasıl hafifletebileceğini araştırmaktadır. Ayrıca kitap, genetik hastalıkların çeşitlerini, bu hastalıkların bireylerin fiziksel ve psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini ve egzersizin bu etkileri nasıl azaltabileceğini ele almaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi
Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi
Editörler: Prof. Dr. Ayla OKTAY
Yazarlar: Prof. Dr. Ayla OKTAY, Prof. Dr. Hoşcan ENSARİ, Prof. Dr. Muhsin HESAPÇIOĞLU, Prof. Dr. Ozana URAL, Doç. Dr. Rengin ZEMBAT, Yrd. Doç. Dr. Münevver MERTOĞLU, Yrd. Doç. Dr. Necla TUZCUOĞLU, Yrd. Doç. Dr. Oya RAMAZAN, Yrd. Doç. Dr. Semai TUZCUOĞLU, Dr. Aydın BALYER, Uzm Derya SARI, Araş. Gör. Elif SARICAN ESMER, Araş. Gör. Selma DÜNDAR
Bir öğretmen için eğitim sisteminin yapısını bilmek, meslekî çalışmalarını gerçekleştirirken son derece önemlidir. Öğretmenin başarısı, alan ve meslek bilgisinin yanında sistem içindeki çeşitli görev ve sorumluluklar ve öğretmen olarak alacağı rollerle çok yakından ilgilidir. Sistemin nasıl işlediğinin bilinmesi, öğretmenlerin özlük hakları açısından da önemlidir. Çağdaş insanın tanımında yer alan, hak ve sorumluluklarını bilen insan tanımı, öğretmenlik mesleği için özellikle üzerinde durulması gereken bir durumdur. Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi dersi öğretmenlik programlarına bu amaçlarla konmuştur.
Burada istenen, mesleğe yeni başlayan öğretmenlere eğitim sisteminin yapısı ve okuldaki işleyişle ilgili temel bilgi ve beceriyi meslek öncesi hazırlık aşamasında vermektir. Böylece mesleğe yeni başlayan genç öğretmenler sistemin kendilerinden beklentilerini başarı ile yerine getirebileceklerdir. Alanın uzmanları ve özellikle okul sistemi içinde görev yapan öğretmen/yöneticilerden de yararlanılarak hazırlanan bu kitap, eğitimin tarihsel ve düşünsel temellerinin yanında, eğitim sistemi ve okul yönetimiyle ilgili olduğunu düşündüğümüz yöneticilerin psikolojik özellikleri, eğitimde aktüel konular gibi pek çok konuyu içermektedir. Böylece öğretmen adaylarının kafasında oluşabilecek pek çok sorunun cevabı verilmeye çalışılmıştır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
İstanbul’daki Hattate Mezar Taşları
Bir tek şeye bakıp her şeyi görmek, bir tek şeyden yola çıkıp her şeyi anlamak mümkün müdür? Ayna bile tutulduğu yerden, yansıttığı alan kadarını gösterir. Hiçbir varlığın iç dünyasını göstermez. Ama hayata ayna tutan öyle şeyler de vardır ki; varlığın hem içini hem de dışını gösteren bir noktada, ibret nazarıyla bakan her göze pek çok şey anlatırlar. Bu kitabın konusu, hayat ile ölümün arasında dimdik durup yaşayanlara yaşamış olanların hikâyesini bazen zarif şiirler, nahif cümleler; bazen de bir başlık ve çiçekler, desenler ile anlatan mezar taşlarıdır. Öyle ki, bu taşlar İstanbul’un en müstesna köşelerinde başka bir âlemde ziyaretçilerini bekleyen, hayatlarını ve sanatlarını taşlarına da yansıtan hattâtelerin dünyadaki son hatıralarıdır. “Oku” emr-i ilahisinin bir gereği ve devamı olarak hatta (yazıya) gönlünü ve ömrünü veren hanım sanatçıları, yaşadıkları yüzyıla ayna tutarak yâd etmek, huzurlu son duraklarını ziyaretgâh eylemek ve bu dünyaya kattıkları değeri hakkıyla değerlendirebilmek amacıyla şâhidelerinin şahitliğine başvurduk. Böylece izlerini ve eserlerini takip ederek bugüne ışık tutacak ilmi birikimi ve sanat zevkini tespit etme yolundaki çabamızı takdirlerinize sunuyoruz.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Genelleştirilmiş En Küçük Kareler Tahmin Edicisinin Etkinliğine Yönelik Uygulamalar
Çoklu lineer regresyon modeli ve onun alışılmış en küçük kareler tahmini, hiç şüphesiz istatistikte yaygın şekilde kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yöntem bağımlı değişken ile açıklayıcı değişkenler arasındaki ilişkiyi tahmin etmeye olanak sağlar. Genellikle pratikte klasik koşulların geçerli olmadığı görülür. Tüm bu klasik koşulların sağlanamamasının en küçük kareler (EKK) yöntemi üzerinde etkisi olmamasına rağmen, istatistik test sonuçları ve EKK in özellikleri etkilenir. Özellikle, y’nin elemanları eşit olmayan varyansa sahip ve/ya da ilişkili olduklarında, Var(y) artık skaler varyans-kovaryans matris değildir. Böylece EKK tahmin edici lineer yansız tahmin ediciler sınıfı içinde olmayı garanti edemez. Pratikte, y’nin doğru özelliklerini bilmekte zorlanırız. Bu nedenle Var(y) daha genel formda olduğunda geçerli tahmini incelemek önemlidir.
Bu çalışma sekiz kısımdan oluşmaktadır. İlk yedi kısımda, Var(y) matrisi skaler varyans-kovaryans matrisi olmadığı durumda, tahminin etkinliğini geliştirmek için genelleştirilmiş en küçük kareler yöntemi tanıtılmış ve görünüşte ilişkisiz regresyon (SUR) ve heteroscedastic modellerde uygulamaları incelenmiştir. Son kısımda ise sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Kurumsal Sürdürülebilirliğin Firma Performansına Etkisi
Sürdürülebilirlik, günümüz işletmeleri açısından yalnızca çevresel sorumlulukla sınırlı olmayan; ekonomik, sosyal ve yönetsel boyutlarıyla uzun vadeli değer yaratmayı ve kurumsal dayanıklılığı şekillendiren stratejik bir yaklaşım hâline gelmiştir.
Kurumsal Sürdürülebilirliğin Firma Performansına Etkisi kitabı, kurumsal sürdürülebilirlik ile firma performansı arasındaki ilişkiyi çok boyutlu bir perspektifle ele almaktadır. Kitapta finansal performansın yanı sıra kurumsal itibar, marka değeri, müşteri sadakati, çalışan bağlılığı, inovasyon, kaynak verimliliği, risk yönetimi, yatırımcı güveni ve rekabet avantajı gibi unsurlar incelenmektedir.
Kitapta sürdürülebilirliğin ölçülmesi ve raporlanması, ESG göstergeleri, sürdürülebilirlik endeksleri, sürdürülebilirlik karnesi ve Türkiye’deki sürdürülebilirlik düzenlemeleri kapsamlı biçimde değerlendirilmektedir. Bununla beraber firma büyüklüğü, sektör, kurumsal yönetim, liderlik, teknolojik yetkinlikler ve düzenleyici çevre gibi faktörlerin sürdürülebilirlik-performans ilişkisini nasıl şekillendirdiği ele alınmaktadır. Yüksek başlangıç maliyetleri, ölçüm ve veri sorunları, örgütsel direnç ve greenwashing riski gibi uygulamadaki güçlükler de tartışılmaktadır.
₺700,00