KİTAPLAR
EN YENİLER
-

DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE YENİ YETKİNLİKLER: YENİ SEÇİM YÖNTEMLERİ VE OYUNLAŞTIRMA
-

Dijital Düzen
₺315,00 -

Dijital Ortamda Marka İletişiminde Fayda-Zarar Ekseni: Vaka Analizleri
₺235,00 -

Dijital Pazarlama İletişimi
₺495,00 -

Dijital Tiyatro
₺495,00 -

Dijitalleşme ve Din
₺1.150,00 -

Dijitalleşmeye Sosyal Bakış
₺390,00 -

DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİ
₺510,00 -

DİN EĞİTİMİ AÇISINDAN KURANA GÖRE İTÂAT KAVRAMININ OLGUSAL ANALİZİ
₺620,00 -

Din Eğitiminde Birey ve Ahlak
₺235,00 -

Din Öğretiminde 21. Yüzyıl Becerileri
₺405,00 -

Din Sosyolojisinin Tarihsel Serüveni
₺750,00 -

DİNAMİK ARAÇ ROTALAMA PROBLEMLERİ
₺235,00 -

Dindarlık İle Demokratik Bilimsel ve Sanatsal Tutum Arasındaki İlişki
₺420,00 -

Dini İnanç ibadet ve duanın Umutsuzlukla İlişkisi
-

Disiplinlerarası Bir Bakış Açısı İle 1940lardan Günümüze Barış Çalışmaları
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Tarihi Araştırmaları -II: II. Meşrutiyet
Bu çalışma, Osmanlı Tarihi Araştırmaları -II- II. Meşrutiyet adıyla dizi kitabımızın ikincisi olarak, alanın uzman tarihçileri tarafından yazıldı. Türkiye’de Osmanlı Tarihi Araştırmaları içinde özelleşilmiş bir alan olarak II. Meşrutiyet döneminin siyasi ve devletlerarası ilişkiler, askeri, toplumsal ve toplumsal-kültürel boyutları yanında özellikle ihmal edilmiş sağlık, spor ve sanat cephesinin de ele alınıp tartışıldığı bu çalışmada, özgün yazılarla, karmaşık ve hâlâ üzerinde tartışmaların yürüdüğü bir çerçevede çok yönlü bir bakış ve yaklaşım yazarlarca benimsendi. Bu dönemin Osmanlı Devleti ve Osmanlı Tarihi için “son perde” özelliği, yıkılışı canlandırma olduğu malumdur. Dönemin tüm siyasi ve toplumsal aktörleriyle; Jön Türk kuşağının II. Abdülhamid döneminden devreden varlığı, İttihat ve Terakki ve bıraktığı politik miras, 1908-1918 ve 1918-1922 döngüsünü anlamlandırır. Türk politik, toplumsal ve ekonomik düşüncesinin modern sıfatını kazanması mücadelesinin tüm deney-deneyimlerinin aktörleri olarak; politika adamları, bürokratlar, sivil-asker ayrımı olmaksızın bu failler, düşünür-yazarlar ve edebiyat kalemleri, tıp ve tüm diğer bilim dallarının meslek insanları, hekimler, eczacılar vd. spor ile sanat insanları “kitlelerin sahneye” girişini hazırladılar, tahrik ettiler. Onların öncü rolleri, düşünce ve eylemleri kitabımızdaki her bir yazıda çerçevelenerek, değerlendirildi ve tartışıldı.
₺620,00
KİTAP TANITIMI
SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ VE MÜŞTERİ SERMAYESİ
Sosyal medya yönetimi kavramına sosyal medyanın ortaya çıkışı ile başlayan Sosyal Medya Yönetimi ve Müşteri Sermayesi; sosyal medya kullanımını bireysel ve kurumsal açıdan çeşitli araştırmalar ile incelemiş, sosyal medya kullanımını özellikle işletmeciler için kurumsal açıdan ele alarak farklı sosyal medya araçlarını değerlendirmiştir. Kurumsal anlamda sosyal medya yönetimi ve sosyal medya stratejisinin nasıl oluşturulması gerektiği de hem teorik çerçeve hem de uygulama çerçevesinde sunulmuştur. Bununla birlikte bu kitapta müşteri sermayesi kavramı literatürdeki tanımlardan yola çıkarak, ilişkili olduğu kavramlar ile birlikte derinlemesine incelenmiş, ayrıca sosyal medya yönetimi ile birlikte literatürdeki farklı araştırmalar doğrultusunda değerlendirilerek iki kavram arasındaki ilişkiler, işletmelerde sosyal medya uygulamalarının ne gibi faydaları olduğu ve müşteri sermayesinin bu faydalar içerisindeki önemi teori ve uygulama karmasıyla sunulmuştur.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Canlandırma Sanatının Doğuşu, Öncüleri Ve Kullanım Alanları
Canlandırma sanatı, ortaya çıktığı ilk dönemlerden günümüze kadar teknolojik ve estetik dönüşümler geçirerek gelişimini sürdürmüştür. Bu çalışma, canlandırmanın temelini oluşturan Zoetrope, Praxinoscope ve Phenakistiscope gibi optik oyuncaklardan başlayarak, alanın tarihsel gelişimini ele almaktadır. Ayrıca çalışmada James Stuart Blackton, Winsor McCay, Fleischer Kardeşler ve Walt Disney gibi öncü isimlerin canlandırma sanatına kazandırdığı yenilikler incelenmekte; günümüzde hâlâ kullanılan pek çok tekniğin kökenlerine ışık tutulmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise canlandırmanın yalnızca sinema ile sınırlı olmayan yapısı değerlendirilerek eğitimden reklama, bilgisayar oyunlarından sanal gerçekliğe kadar uzanan geniş kullanım alanları ele alınmaktadır.
KİTAP TANITIMI
MORPHOLOGIE FLEXIONNELLE DU FRANÇAIS ECRIT UNE ANALYSE DISTRIBUTIONNELLE
La morphologie, visant à étudier spécialement la structure interne des mots, se divise traditionnellement en deux branches : morphologie dérivationnelle (ou lexicale), sintéressant à laspect formationnel (dérivationnel) des mots complexes (dérivés ou construits) et morphologie flexionnelle, soccupant spécifiquement de laspect flexionnel. Cest ce deuxième aspect qui est adopté dans cet ouvrage, qui essaie de rendre cette matière quelque peu complexe, même pour un public averti, plus accessible par tous, notamment par les apprenants étrangers, en sélectionnant une méthodologie « distributionnelle ». En effet, les travaux existants en la matière sont purement descriptifs et souvent assez complexes et, par conséquent, ne conviennent guère au public méconnaissant le domaine et encore moins aux étudiants qui tâchent dappréhender le fonctionnement morphologique dune langue étrangère.
Il sagit, donc, dun ouvrage dinitiation, de nature pédagogique, spécialement conçu pour lenseignement et lapprentissage de la morphologie du français. Ainsi, tout en apprenant les techniques danalyses morphologiques, ces derniers saisiront plus facilement les fondements de la flexion des mots français. Doù, lautre caractéristique de louvrage, qui se veut, autant que possible, dune simplicité, aussi bien sur les plans du contenu, du corpus, de la méthode danalyse et de la description quau niveau métalinguistique.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Türk Sinemasında Öncüler
Altmışlı yıllar, Türk Sinemasının altın yılları olarak kabul edilir. ‘Sinemacılar Kuşağı’ diye bilinen bu dönem, hem nicelik hem nitelik bakımından en güçlü yapıtların ortaya çıktığı yıllardır. Bu yıllarda, özellikle dört yönetmenin filmleri öne çıkmaktadır; Metin Erksan, Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Halit Refiğ.
Erksan, Yılanların Öcü, Susuz Yaz ve Kuyu’da köy gerçekliğini çarpıcı biçimde beyaz perdeye taşırken, Acı Hayat, Ölümsüz Aşk ve Sevmek Zamanı gibi kent filmlerinde de, aşk teması üzerinden sınıf çatışmasını ve bu çatışmanın tarafı olan burjuvaziyi eleştirir. “Yeşilçam” kalıplarının dışına taşan, kendine özgü bir üslupla yapar bunu. Filmlerinde ayrıksı üslubunu yaratmayı başaran Metin Erksan, auteur deyince akla gelen yönetmenlerimizin başında gelir.
Metin Erksan’la birlikte, “Siyah beyazı” en etkili kullanan ve auteur sıfatını fazlasıyla hak eden Lütfi Akad, Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biridir. Olağanüstü bir sadelikle, büyük anlamlar yaratabilen Akad, karakteri ve duruşuyla da örnek bir şahsiyettir.
Atıf Yılmaz ise; filmografisinin en önemli ve en çarpıcı kısmını 80 sonrası yaptığı, Müjde Ar’lı kadın filmleriyle oluşturur.
Halit Refiğ; Doğu Batı arasında entelektüel bir sinemacı. Ulusal sinemanın teorisini yazıp kavgasını yapmış olsa da, filmlerinde bunu ne kadar başardığı hep meçhul kaldı.
KİTAP TANITIMI
Avatarını Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim!
Avatarını Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim, dijital oyunların yalnızca bir eğlence biçimi olmadığını; bireylerin benlik algısını, kimlik sunumunu ve sosyal ilişkilerini derinden etkileyen güçlü bir kültürel alan olduğunu ortaya koyuyor. Bu kitapta, dijital oyun deneyiminin oyuncuların benlik inşasını nasıl şekillendirdiği kuramsal bir çerçeveyle ele alınırken; avatar seçimlerinin, çevrimiçi performansların ve dijital kimliklerin gerçek hayattaki benlik algısıyla nasıl etkileşime girdiği açıklanmaktadır. Aynı zamanda, dijital oyun bağımlılığı bölümünde, oyunların aşırı kullanımının bireyin psikolojik süreçlerine, sosyal ilişkilerine ve kimlik bütünlüğüne nasıl yansıdığı incelenmektedir. Dijitalleşen dünyada benlik, kimlik ve bağımlılık ilişkisini anlamak isteyen okuyucular için kapsamlı, güncel ve yol gösterici bir kaynak sunmaktadır.
₺310,00
KİTAP TANITIMI
CEZAYİR BAĞIMSIZLIK HAREKETİ VE TÜRK KAMUOYU (1954-1962)
Mustafa Kemal Atatürk:
-Bugün günün nasıl ağardığını görüyorsam, uzaktan, bütün şark milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. İstiklal ve hürriyetlerine kavuşacak olan çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşu, şüphesiz ki terakkiye ve refaha müteveccih olacaktır. Bu milletler, bütün güçlüklere ve bütün manilere rağmen muzaffer olacaklar ve kendilerini bekleyen istikbale ulaşacaklardır.
Müstemlekecilik ve emperyalizm, yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen, yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hâkim olacaktır. Şevket Süreyya Aydemir; Tek Adam Mustafa Kemal 1922-1938, C.3, İstanbul, Remzi Kitabevi, 1995, s. 418.
Adnan Menderes:
Cezayir’de devam eden hadiseler yüreklerimizi sızlatmaktadır. Araplara bağlılığımız ve istiklal mücadelesine fıtraten mevcut sempatimiz dolayısıyla Cezayir meselesinin bir an evvel isal edilmesini temenni ve ümit etmekteyiz. Bu mevzuda Türkiye’ye bir rol terettüp ederse bunu yapmaya hazırız. Başvekilimizin Basın Toplantısı, Zafer, 08.02.1957
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Küresel Şehirler
Günümüzde küreselleşmenin en görünür olduğu yerler, hiç kuşkusuz çok sayıda insanın çalıştığı ve yaşadığı şehirlerdir. Ancak bir şehrin küresel olma unvanını kazanması için, dünyanın geri kalanını etkileyecek değerlere ve fikirlere sahip olması gerekir. Küresel şehir, önemli rekabet avantajlarına sahip olan ve küreselleşmiş bir ekonomik sistem içinde bir merkez olarak hizmet veren bir şehir merkezidir. Bugünün küresel şehirlerinin eşi görülmemiş boyutu ve ölçeği, olasılık koşullarını uluslararası sistem düzeyinde siyasi düzenin karakterindeki köklü bir değişime borçludur.
Küresel bir şehir, en büyük sermaye piyasalarına ev sahipliği yapmanın yanı sıra diğer ülkeler için zenginliğe, güce ve etkiye sahiptir. Dahası, çok uluslu zengin şirketlere, iyi altyapıya, daha iyi ekonomiye, iyi eğitimli ve çeşitli nüfusa ve güçlü organizasyonlara sahip olan ve dünyanın başka hiçbir yerinde olmadığı gibi dünyanın diğer bölgelerine bağlı iyi bir siyasi yapıya sahip bir şehir küresel olarak kabul edilir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Türk Ekranından Yansımalar
Türk Ekranından Yansımalar başlıklı bu çalışma günümüz Türkiye’sinde Türk toplumunun kültürünü ve zihniyetini türeten ve dönüştüren Türkçe “ekranların” içeriklerine ilgi duyan okuyucuya katkı sunmak üzere hazırlanmıştır. Kitaptaki her bölümde farklı metin çözümleme yöntemleriyle farklı medya içeriklerinin analizi sunulmaktadır. Ayrıca kitapta, medya söylemlerinin oluşmasına imkân veren sosyo-politik gerçekliğe ve tarihsel konjonktüre değinilmekte olup çağdaş Türk medyasında dolaşımda olan Türk milliyetçiliği, neoliberalizm, postfeminizm, hegemonik erkeklik/kadınlık, homososyalleşme, tüketim kültürü, dindarlık ve muhafazakârlık gibi normatif söylemlerin yeniden ürettiği kimlikler veya öznellikler incelenmektedir.
Kitap kapsamında son dönemde Kovid 19 pandemisinin bir toplumsal kriz olarak dijital alana internet mimleri şeklinde yansıması, izlenme rekorları kıran gündüz kuşağındaki realiti şov programlarının anlatısal türleri kullanarak gerçeklikle kurmacanın sınırlarını esnetmesi, popüler tarihi dizilerde türetilen toplumsal söylemler ve erkeklik temsilleri, dini içerikli çizgi filmlerin yerel ve global değerleri uzlaştırarak tanımladığı yeni muhafazakâr toplumsal söylemler ve ideal Müslüman kimliği, kadın reklamlarında postfeminizm ve neoliberalizm gibi global popüler söylemlerin türettiği güçlü kadın ve bireysel tercihlerin kutsallığı anlayışıyla marjinal kimliklerin normalleştirilmesi şeklinde özetlenebilecek Türkiye’deki farklı ekran içeriklerinin toplumsal kültürdeki yansımalarını ele alan araştırmalara yer verilmiştir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Kamu Kesimi İstihdamında Ücretlerin Vergilendirilmesinde Ayrımcılık
Ülkemizde ücret gelirinin vergilendirilmesinde yaşanan sorunlu alanlardan birisi de ücretlilerin hangi kanuna bağlı olarak istihdam edildiğine göre farklı vergi yüklerine tabi olmalarıdır. Bu çalışmada, hem kamu sektöründe çalışanların kendi aralarındaki hem de kamu çalışanları ile özel sektör çalışanları arasındaki vergi ve sosyal güvenlik primi yükleri karşılaştırılarak, yük farklılıklarının nedenleri ortaya konulmaktadır. Özellikle üst düzey memur ve kamu görevlilerinin maaş unsurları arasında tazminat, zam ve ödeneklerin sayıca fazla olduğu ve bu ödemelerin birçoğunun gelir vergisi ve sosyal güvenlik matrahlarına dâhil edilmediği görülmektedir. Dolayısıyla kamu personelinin kendi arasında üst düzey çalışanlar lehine bir vergi-prim yükü farklılığından söz edilebilir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri, İş Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan işçiler ve özel sektör çalışanları ile kıyaslandığında ise farkın daha belirgin olduğu ortaya çıkmaktadır. Eşitlik, vergi yükünün adil dağılımı ve ödeme gücü ölçütü ile bağdaşmayan bu haksız uygulama ücret dengesini olumsuz etkilediği gibi çalışma barışını da zedelemektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Finansal Yönetim
Meslek yüksekokulu öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan bu kitapta, finansal yönetimin temel konuları hakkında öğrencilere bilgi verilmesi amaçlanmıştır. İKMEB programına uygun olarak on beş bölüm halinde düzenlenen kitap, yalın anlatım biçimi çözümlü örnek problemleri ile öğrencilerin ilgisini çekecek niteliktedir. (Arka Kapak)
KİTAP TANITIMI
Girişimcilik ve Bilişim Sektörü Destekleri
Günümüzde teknoloji insanların ve işletmelerin temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Üretimden, sanayiye, endüstriden, hizmet sektörüne kadar dijitalleşme olmazsa olmaz bir unsur olarak karşımıza çıkar. İşletmeler son zamanlarda kendi yazılım birilerini kurmakta ya da dışarıdan hizmet alım yoluna gitmektedir. Endüstri 5.0’lara varan gelişmeler ve bunları kendi işletmelerine adapte edebilen işletmeler pazarda rekabet edebilmede bir adım öne çıkmadırlar. Ülkemiz gibi ekonomisi ve sanayisi hızla gelişen ülkelerde dijitalleşme döngüsünü işletmelerin tamamlayabilmeleri devlet bir takım bilişim sektörleri desteği vermektedirler. Bu kitabın amacı, Türkiye’de firmaların bilişim sektörü desteklerinden nasıl faydalanacakları konusunda yol göstermektir.
KİTAP TANITIMI
SOSYAL PAZARLAMA
Günümüzde pazarlama literatüründe toplumsal fayda, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk gibi kavramlar giderek artan bir şekilde da yer almakta çünkü pazarda ortaya çıkan gelişmeler bu durumun şüphesiz en büyük nedeni olarak görülmektedir. Globalleşme, teknolojik gelişmeler, rekabetin zorlaşması işletmeleri bu duruma ayak uydurmaya zorlamaktadır. Aynı zamanda bu gelişmeler, tüketicinin bilinçlenmesine yardımcı olmaktadır. Bu durum, tüketicinin ortaya çıkan olaylardan haberdar olmasına ve bu toplumsal sorunların çözümüne katılmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla toplumsal sorunlara hassasiyetle yaklaşan işletmeler tüketicinin gözünde bir adım önde olmaktadır. Zorlaşan rekabet koşulları ile baş etmek isteyen işletmeler için sosyal sorumluluk anlayışı yeni bir rekabet silahı haline gelmiştir. Sosyal pazarlama adı altında uygulanan sosyal sorumluluk anlayışı tamamen pazarlama faaliyetlerinin sosyal konulara uyarlanması fikrinden doğmuştur.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
HERBERT MARCUSENİN BASKICI HOŞGÖRÜ KAVRAMI VE TEKNOLOJİ TEZLERİ
Frankfurt Okulu adıyla bilinen ve resmi olarak 1923 yılında kurulan Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü’nün üyesi filozof, sosyal aktivist, teorisyen Herbert Marcuse (1898-1979), Marksist teoriyi, modern kültür, politika ve toplum odaklı çalışmalarla ele almıştır. Marcuse, aynı zamanda, erken dönemden geç döneme kadar inceleme konusu yaptığı patolojik toplumdaki teknoloji kavramını, çalışmalarının odak noktasına taşıyan bir düşünürdür. Yeni Sol hareketlerin guru‘su olarak tanımlanan Marcuse, Saf Hoşgörünün Bir Eleştirisi kitabında kaleme aldığı baskıcı hoşgörü (repressive tolerance) çalışmasıyla, dönemin siyasi ve toplumsal meselelerine teorik müdahalesini gerçekleştirmiştir.
Bu kitap, Marcuse’nin teknolojiye yönelik seçilmiş makalelerinde yer alan tezlerini ve baskıcı hoşgörü temasını bir araya getirmeyi hedeflemektedir. Marcuse’nin diyalektik yönteminde, iktidar merkezli ve tahakkümcü bir sisteme referans yapan hoşgörü ve teknoloji kavramı ters yüz edilerek şekillenmektedir. Çalışma, teknoloji-baskıcı hoşgörü ilişkisinin, günümüz dijital dünyasında nasıl şekilleneceğine odaklanmaktadır. Eserde, Marcuse’nin teknoloji tezlerinin tahakkümcü bir yansıması mı, Mesiyanik bir ütopyacılık mı içerdiği sorusuna yönelik bir analiz gerçekleştirilmektedir. Böylece, Janus yüzlü teknolojinin özgürleştirici ve baskılayıcı unsurlarının, hoşgörü konseptine kucak açma ihtimali sorgulanmaktadır.
₺560,00
KİTAP TANITIMI
Sivas Toprakkale (İç Kale) Kazıları Sırlı Seramik ve Çini Buluntuları (2019-2021)
Orta Çağ’ın önemli ticaret merkezleri arasında bulunan ve tarihi boyunca çeşitli medeniyetlerin hâkim olduğu Sivas şehri, çeşitli kültürel zenginlikleri bünyesinde barındırmaktadır. Bu zenginlikler arasında şüphesiz Toprakkale adı ile bilinen Sivas İç Kale, en önde gelenidir. “Sivas Kale Evleri Projesi” kapsamında 2019 yılında Gök Medrese ile Toprakkale arasındaki bölgede Sivas Arkeoloji Müzesi Başkanlığında kazı çalışmalarına başlanmıştır. 2019-2021 yılları arasında yapılan çalışmalar sonucunda ele geçirilen sırlı seramik ve çini buluntuları, elinizdeki kitapta incelenmiştir. Eserde, buluntuların dönem ve tarihlerinin tespitinin yanı sıra, Sivas İç Kale’nin geçmişine dair önemli veriler yer almaktadır. Toprakkale’de, Selçuklu ve Osmanlı Dönemi yerleşiminin anlaşılmasına yönelik bilgiler içeren bu kitabın, gelecek yıllarda alanda yapılacak çalışmalara da referans olacağı ön görülmektedir.
₺1.800,00
KİTAP TANITIMI
Safî Mustafa Efendinin Tarihleri
Kültür ve edebiyatımızda tarih düşürme olarak adlandırılan geleneğe dair çok zengin bir birikim mevcuttur. Ebced hesabı denilen ve harflerin sayısal değerlerini esas alan bir sisteme dayanan tarih düşürmede bir olayın gerçekleşme zamanı; bir kelime, kelime grubu, bir dize, beyit veya bent içerisinde dile getirilir. Tarihler bir insanın doğumu, eğitime/işe başlaması, evlenmesi, ölümü gibi ferdî konularda yazılabildiği gibi; savaş, barış, fetih gibi toplumsal konularda yahut deprem, sel, bulaşıcı hastalıklar gibi sıra dışı olaylar sebebiyle de yazılmışlardır. Ayrıca çeşme, köprü, medrese, cami, köşk, saray vb. çeşitli binaların yapılması ya da manzum/mensur veya telif/tercüme bir eserin tamamlanması gibi sebeplerle de tarih yazımı -asırlarca süren- bir gelenek hâlinde devam etmiştir.
Tarih düşürme konusunda Haşimî, Aynî ve -özellikle- Sürûrî gibi öne çıkan isimler olduğu gibi adlarına sadece şuara tezkirelerinde rastlanılan yahut bu özelliğinden hiç bahsedilmeyen çok sayıda şair de mevcuttur. Üzerinde çalışma yaptığımız Safî Mustafa Efendi de sözünü ettiğimiz bu şairlerden biridir. Ancak Safînin sadece tarih düşürme konusunda değil aynı zamanda biyografisi ve eserleri yönüyle de kaynakların ihmal ve hatta mağdur ettiği bir isim olduğu görülmektedir. Bu kitap çalışmasında ise şairin özellikle kendi eserleri için yazdığı tarihler üzerine odaklanılmış olup bunların müstakil eserler üzerine düşürülen tarihler kapsamında rekor sayılabilecek bir yekûna ulaştığı görülmüştür. Çalışmada bu tarihlere ve çözümlerine ilişkin oldukça detaylı bilgiler bulunmaktadır.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Güzel Sanatlar Liselerinde Müzik Eğitimi Odaklı Araştırmalar
Güzel Sanatlar Liseleri, uzun yıllardır bilimsel çalışmalarda yoğun biçimde ele alınmıştır. Sayıca göz dolduran ve göreceli olarak tatmin edici kabul edebileceğimiz yaklaşık 30 yıllık geçmişe dayalı mevcut birikime karşın, ilgili araştırmalar içerik analizi yaklaşımıyla incelenmemiştir. Oysaki içerik analizi çalışmaları, ilgili alanı tanımlamaya yardımcı olabilir. Ulaşılan sonuçlar öz eleştiri yapmamıza katkı sağlayabilir, bilimsel tartışmalara ve sorgulamalara ışık tutabilir. Bu kitap, Türkiye’de Güzel Sanatlar Liselerinde müzik eğitimi odaklı yürütülen araştırmaları mercek altına almaktadır. Çalışmada, 1993-2022 yılları arasında tamamlanan tez, makale, bildiri, kitap ve kitap bölümü olmak üzere toplam 476 araştırmanın tematik ve metodolojik eğilimi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Kitabın Güzel Sanatlar Liseleri konusunda çalışma yapacak olan araştırmacılara katkı sağlaması beklenmektedir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
ANTHROPOLOGY AND THE CLASSICS
To gather impetus for our imaginative leap into the classical period we start, it is true, from the cave-man, but have already crossed the threshold in arriving at the Cretan. Homer, Hesiod, Herodotus—the claims of these to rank as classics are not likely to be assailed. There remain the Roman subjects, magic and lustration. In what sense are they classical? Now, to use the language of biology, whereas Greek literature is congenital, Roman literature is in large part acquired. Therefore it includes no ‘songs before sunrise’; for it the ‘father of history’ cannot be born again. Spirit no less than form is an importation. In particular, the magico-religious beliefs of Latium have lost their hold on the imitator of Greece and the Orient. Yet primal nature will out; and the Romans, moreover, were a pious people who loved to dwell on their origines. To appreciate the greatest of Latin classics, Virgil—to glance no further afield—one must at least have gained the right to greet him as fellow-antiquary. For the rest, these essays profess to be no more than vindemiatio prima, a first gleaning. When the harvest has been fully gathered in, it will then be time to say, in regard to the classics both of Greece and of Rome, how far the old lives on in the new, how far what the student in his haste is apt to label ‘survival’ stands for a force still tugging at the heart-strings of even the most sophisticated and lordly heir of the ages.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
VII. ULUSLARARASI KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT BİLİMİ KONGRESİ BİLDİRİ KİTABI
Goethe’nin “Ulusal edebiyat artık bir şey ifade etmiyor, dünya edebiyatının zamanı geldi, herkes bu dönemi hızlandırmak için buna katkıda bulunmak zorundadır” demesinin üzerinden yaklaşık iki yüz yıl geçti. Goethe ortaya atmış olduğu “dünya edebiyatı” kavramı ile edebiyatlar arasındaki iletişimi ve etkileşimi vurgulamak istemişti. Bu bir bakıma dünya kültürü anlamına geliyordu ve insanlık kültürünün bir üst basamağıydı. Sadece edebiyatlar arasındaki etkileşim değil, ortak bir duygu birliği geliştirme yolunda da önemli bir adımdı dünya edebiyatı.
Karşılaştırma her zaman bilimlerin bir yöntemi olmuştur. Bu bağlamda yüzyılımızın başında edebiyatlar arasındaki alışverişe dikkat çeken çalışmaların yoğunluğu göze çarpar. Toplumların birbirleri hakkındaki yorumlarını ortak bir buluşma noktasına doğru hareketlendiren bu çalışmalar sadece edebiyat alanıyla sınırlı kalmayıp, psikolojiden sosyolojiye, tarih biliminden antropolojiye ve genel anlamıyla kültür bilimlerini kapsamaktadır. Günümüze bakıldığında edebiyatlar, dolayısıyla kültürler arası iletişime daha çok ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Eskiden uzakta olanlarla karşılaşmalar gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Ötekileştirme, önyargı oluşturma veya belli gruplar hakkında oluşturduğumuz basmakalıp düşüncelerin yön verici etkisi hayatımızın her alanına yansımaktadır. Bir yandan küresellik iddiaları sınır tanımayan bir hareketliliğe olanak tanırken, diğer yandan farklılıkları ön plana çıkararak yerelliğin bir zenginlik olarak korunması çabaları dikkat çekicidir. Bu çok farklı kültürlerin karşılaşmalarında kimlik konusu da önemli bir sorunsal olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi kültürünü koruyarak, diğer kültürü anlama deneyimleri yüzyıllardır yaşanan toplumsal çabalardan biridir. Komşularla ilişkiler kültürel zenginlik anlamına gelebileceği gibi, gerilimli bir ilişkiyi de ifade edebilir.
10-12 Ekim 2018 tarihlerinde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde düzenlemiş olduğumuz VII. Uluslararası Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi Kongresi çerçevesinde sunulan bildiriler de edebiyatlar ve kültürlerarası ilişkileri gösterme ve yorumlama girişimi olarak alana katkıda bulunma çabasının bir ifadesidir.
Yazarlar: Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Prof. Dr. Meral Ozan, Doç. Dr. Abdurrahman Kolcu, Doç. Dr. Hasan BAKTIR, Doç. Dr. Vehbi Ünal, Doç.Dr. Bekir Zengin, Ahmet ÜNGÜDER, Alla Serdiuk, Arzu ÖZYÖN, Ayhan Tek, Ayşe Nur Özdemir, Burcu Narda Yurtseven, Canan AKBABA, Ceren Kahraman, Derya Ersöz, Derya Koray Düşünceli, Dilek SAKAROĞLU, Dr. Berna USLU KAYA, Dr. Emin ONUŞ, Dr. Müge GÖNCÜ, Dr. Öğr. Ü. Emel Erim, Dr. Öğr. Üyesi Hatice EŞBERK, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Semerci, Dr. Zennure Köseman, Duygu Özakın, Ebru Ceker Gündogdu, Efsane Huseyin, Emel Özkaya, Emine ZEYTUNLU, Erdal BARAN, Fatma Kahraman, Filiz İlknur Cuma, Gonca GÜVEN AKIN, Hamza KUZUCU, Kamran Ahmadgoli, Khallieva Gulnoz Iskandarovna, Medina Karahan, Mehmet Emin PURÇAK, Meryem Koyun, Nevzat KAYA, Nihan ATLI, Onur ÖZCAN, Öğr. Sevgi Kamışoğlu, Öğrt. Gör. Dr. Reyhan İsmet Özsarı, Özge Sinem İMRAĞ, Özlem ULUCAN, Seçil YÜCEDAĞ, Seçkin SARPKAYA Sibel Baran, Sona Jafari Nasab, Sultan Dilek GÜLER, Tülinay Dalak, Ünal KAYA Veysel LİDAR, Yusuf Ziyaettin Turan, Zeliha DURAN, Zeliha ÖZTÜRK
₺890,00
KİTAP TANITIMI
AMASYA’DA EĞİTİM VE EĞİTİM KURUMLARI
20. yüzyıl başlarında Sivas vilayetine bağlı Amasya sancak merkez ve kazalarında eğitim ve öğretime ilişkin ilk girişimler Maârif Komisyonlarının kurulması ile başlatılmıştır. Komisyonların oluşturuluşu önemli bir adımdır. Zira maârif işleri, artık belli bir otorite tarafından yürütülecektir. Bu komisyonlar okul ve bina inşası, öğretmen ataması, halkı eğitime hizmet yolunda yönlendirme gibi görevleri yerine getirmişlerdir. Sancak merkezi ve hemen hemen kazaların hepsinde, kazalara bağlı mezra ve köylerde yeni usul üzere eğitim veren ibtidâî, rüşdiye ve idâdî okulları açılmıştır. Ayrıca sancak merkezinde öğretmen yetiştirmek üzere bir de Darülmuallimîn Okulu açılmıştır. Medreselerin bir kısmı kapatılarak ibtidâî veya rüşdiye okulları haline dönüştürülmüş, açık kalanlarda ise ıslâhat girişiminde bulunulmuştur. Ancak bu okulların öğretim kadrolarının nicelik ve nitelik yönünden yetersiz olduğu görülmüştür. Her zaman olduğu gibi parasızlık ve öğretmensizlik, bu dönemde de ilk ve orta öğretimin karşılaştığı en büyük problem olmuştur. Bazı çareler bulunmuşsa da, bütünüyle imparatorluğun eğitim ve öğretim sorununu çözmek zor olmuş, dolayısı ile bu zorluklar çözüme kavuşturulmadan sonraki yıllara devredilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ciddi manada yapılan düzenlemeler ve yenilikler ile sorunların çözümüne çalışılmıştır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Emeğin Taşeronlaştırılması ve Denetimi
Taşeron çalışma biçimi günümüzün önemli çalışma biçimlerinden birisi haline gelmiştir. Taşeron çalışma aslında sermayenin emeği parçalayarak ve güçsüzleştirerek artı değere el koyma ve denetleme mekanizmasıdır. Emek süreçlerinin parçalanmasının ardında yatan asıl sebep ise emek-gücünün denetimidir. Emek-gücünün denetimi kapitalizm için hayati derecede önemlidir.
Kamu kurumlarının devlete yük olarak görülmesi sonucu özelleş-tirilerek taşeron firmalara devredilmesi işsizliği tetikler hale getirmiştir. Piyasalardaki istihdam sınırlılıkları çalışanlar üzerinde hak, hukuk bağla-mında sessiz kalmalarını sağlarken, işsizler üzerinde de razı olmaya yönelik “baskı”yı oluşturmaktadır. “Baskı”nın ve “rıza”nın aynı anda işlediği ideolojik denetim mekanizması da denetimin en önemli unsuru haline gelmektedir. Türkiye’de baskın kontrol mekanizması siyasi mensubiyetler dolayımıyla ideolojik denetim üzerine oturtulmuştur. Ve ideolojik denetim içine her türlü kayırmacılık entegre edilerek halk arasında kayırmacılık içselleştirilmiştir.
Türkiye’de kamuda işlerin taşeronlaştırılarak siyaset/hemşehrilik/dini yakınlık aracılığıyla istihdam yaratılmaktadır. Siyasi alanın genişlemesiyle taşeron firmalar aracılığıyla yaratılan istihdam ilişkileri, patronaj/ patriarkal ilişkileri tekrar tekrar üretmekte ve yeniden siyasetin hizmetine sokularak çalışan kesimler kontrol ve disiplin altına alınmaktadır. Bu çalışmada, siyasetin aktif olarak görüldüğü belediyelerden biri vaka olarak seçilerek, taşeronlaşmanın hangi mekanizmalarla işlediği ve denetimin bu mekanizmalarla nasıl sağlandığı üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
İLKÖĞRETİMDE ANALOJİLER, KAVRAM KARİKATÜRLERİ VE TAHMİN-GÖZLEM-AÇIKLAMA TEKNİKLERİYLE DESTEKLENMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ EĞİTİMİNİN ÖĞRENME ÜRÜNLERİNE ETKİSİ
Yaşadığı dünyayı gören, analiz eden, sorgulayan ve sentez yoluyla yeni çıkarımlar yapan bireylerin yetiştirilmesinde fen eğitiminin önemli bir rolü vardır. Özellikle ilkokul kademesinde öğrencilerin yaşadığı dünyayı anlayabilme gayreti ve arzusu içinde olmaları için fen derslerinin önemi tartışılamaz. Fen öğretimi ile öğrenciler problem çözme, yaratıcılık, analiz ve sentez yapabilme, eleştirel düşünme ile elde edilen bilgiyi güncel sorunlara uygulayabilme gücü kazanabilmektedirler. Ancak bu becerilerin kazanılabilmesi için çocukların karşılaştıkları fen eğitiminin niteliği çok önemlidir.
Bu kitapta analojiler, kavram karikatürleri ve tahmin gözlem açıklama teknikleriyle desteklenmiş fen eğitiminin öğrenme ürünleri üzerindeki etkileri anlatılmaktadır. Çocukların bilimsel süreç becerileri, akademik başarıları, tutumları ve akademik risk alma davranışları üzerinde bu eğitimin etkisi incelenmektedir.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Türev Piyasalar ve Türev Ürünler
Kitapta öncelikle finansal piyasalarda önemli bir rolü olan türev piyasalar tanımlanmakta ve bu piyasaların tarihsel gelişimi ve ülke ekonomisi açısından önemi açıklanmaktadır. Daha sonra ise bu piyasalarda kullanılan vadeli işlem sözleşmeleri, forward sözleşmeleri, opsiyon sözleşmeleri, swap sözleşmeleri, diğer türev araçlar anlatılmakta ve Türkiye’de Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası`nda işlem gören türev ürünler incelenmektedir.
Ayrıca türev ürün fiyatlaması, fiyatlamada kullanılan modeller açıklanarak, türev piyasalar ve türev ürünler genel olarak okuyucuya tanıtılmaya çalışılmaktadır.
Sade bir dille hazırlanan çalışmanın, türev piyasalar ve türev ürünler konusunda bilgi sahibi olmak isteyen herkes için fayda sağlaması amaçlanmaktadır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Cuatro Ensayos Sobre Arte Dominicano
En la República Dominicana, bajo una de las tiranías más abrumadoras que ha padecido la tierra americana, hubo artistas que optaron por seguir la corriente practicando un arte adscrito a la ideología oficial, mientras otros, los más comprometidos, se decantaron por ser consecuentes y servirse de la expresión simbólica para instilar su desasosiego y oposición. Una misión, debido a la situación política internacional, compartida entre europeos exiliados en Ciudad Trujillo y dominicanos en común.
De tal modo, estos cuatro ensayos se proponen analizar el nacimiento y evolución de un arte bajo intensa presión, las resultantes tendencias plásticas e ideológicas de esta fricción, más la extraña confluencia de artistas de diferentes latitudes que lo hicieron posible en influencia mutua y conspiración.
₺585,00
KİTAP TANITIMI
SİMÜLASYON TEKNİĞİ İLE NAKİT BÜTÇESİNİN OLUŞTURULMASI VE BİR UYGULAMA
Nakit bütçeleri de nakit yönetiminde kullanılan en önemli araçlardan biridir. Bir planlama aracı olarak nakit bütçeleri oluşturulurken tek bir faaliyet hacmine bağlı kalınması, nakit bütçelerine değişimlerin yansıtılmamasına neden olarak işletmenin gelecekteki nakit akışları hakkında doğru ve güvenilir bilgiler sunmayacaktır. Belirsizlik ve rassallığın ön planda olduğu durumlarda, hazırlanacak olan nakit bütçelerinin mevcut koşulların dışında karşılaşılabilecek tüm değişimleri içerir bir yapıya sahip olması gereklidir. Hazırlanacak nakit bütçeleri yönetime, nakit bütçesi değişkenlerinin aralarındaki ilişki veya değişkenlerin işletmenin nakit dengesi üzerindeki etkisini görebilme diğer bir ifadeyle yönetime farklı senaryolar sunarak bu senaryolara göre gelecekte karşılaşabilecekleri durumu öngörebilme ve bu doğrultuda geleceklerini planlayabilme imkânı vermelidir. Bu amaçla işletmelere önerilecek tekniklerden biri simülasyondur.
Bu doğrultuda çalışmanın amacı, deterministik simülasyon tekniğini kullanarak nakit bütçesi üzerinde senaryo analizi yapmak ve Monte Carlo simülasyonu tekniğini kullanmak suretiyle işletmelerin geleceğe yönelik nakit akışlarının planlanmasına ilişkin bir yapı sunmaktır.
Bu amaçla çalışmada, nakit bütçesi ve simülasyon tekniği anlatılarak, bir üretim işletmesinin verilerinden faydalanmak suretiyle simülasyon tekniği ile nakit bütçeleri oluşturulup işletmelere farklı koşullar altındaki nakit durumlarını görmelerine ve risk değerlendirmesi yapabilmelerine olanak verecek bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Sonrasında Monte Carlo simülasyon tekniğinin uygulanması suretiyle nakit bütçesinin temel dinamikliklerindeki değişiklikleri öngörmek suretiyle gelecek faaliyet dönemine ilişkin nakit açık ve fazlasının ne kadar olacağının öngörülmesine ilişkin bir yapı sunulmuştur.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Genre Analysis Based Pedagogy
Writing for academic purposes is a tricky issue, especially for researchers who are eager to be recognized by larger academic discourse communites through their publications. Indeed, writing for prestigious databases and especially in English has been the basic concern of researchers with EFL background. However, in the last thirty years, the leading figures in ESP and EAP realms have developed pedagogical writing models and emphasized the critical role of genre analysis as road map in academic writing for researchers, with the very term of John Swales, who are looking for creating research space in local and international academic platforms. Thus, driven from these inspiring models in the literature, which are basicly prolific outcomes of genre based writing pedagogy, I, as a researcher, eager to cover all these pragmatic tools in a way that reseachers and, especially, novice researchers would easily catch the essence of writing for academic discourses in terms of positioning themselves in these discourses by synthesizing relevant parts of my master thesis and dissertation. Thus, as a motivational, inspring and reader friendly guide, Genre Analysis Based Pedagogy: Writing for Academic Discourses firstly explains genre as a term within paradigms and the critical position of genre analysis based writing pedagogy and genre analysis as methodology. Followingly, the models specifically put by ESP and EAP experts and practitioners are provided briefly and clearly for researchers in such a way that will guide them in rhetorically and lexico-grammatically structuring of their academic texts, or academic genres, section by section and holistically in English. Thus, through this self-help book, researchers can organize their academic genres with a professional academic tone in English, which will ease, as Hyland pointed out, contextualizing their genres into wider academic contexts.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Jandarma Tarihi Kaynakları
Türkiye’de modern anlamda genel kolluk teşkilatının kurulma süreci, 1839’da Gülhane Hatt-ı Hümâyunu’nun ilânıyla başlamıştır. Klasik Osmanlı Dönemi’nden farklı olarak Tanzimat, II. Meşrutiyet ve Millî Mücadele yıllarında, özellikle Batı’daki emsallerine uygun reformlara tâbi tutulan iç güvenlik kurumları; Cumhuriyet Türkiyesi’nde büyük bir hız kazanan yenileşme hareketleriyle, bugün dünyanın önde gelen kolluk kuvvetleri arasında yerini almıştır. Bu gelişmede, başta Fransa olmak üzere, İtalya ve diğer Avrupa devletlerinden davet edilen yabancı tensikat subaylarının da rolü olmuştur. Aynı süreçte kurulan Jandarma Mektepleri, modern Jandarma Okulları’nın nüvesini teşkil etmiştir.
Osmanlı-Türk Jandarması’nın tarihi, yalnız Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde bir iç güvenlik manzumesi olmayıp; millî sınırlarımızın ötesinde kalan geniş bir coğrafyanın kadîm geçmişinin de görkemli bir safhasıdır. Genellikle Balkanlar ve Orta-Doğu; Arap Yarımadası’nda Harameyn-i Şerifeyn; kısmen, Kafkasya ve Kuzey Afrika; Doğu Akdeniz’de Kıbrıs; nihayet, Girit dahil asırlar boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış Akdeniz’in diğer adaları, iç güvenlik reformlarıyla bu coğrafyanın bir parçası olmuştur.
Bu kitapta, Osmanlı’dan günümüze, asayiş ve iç güvenlikle ilgili gelişmelerde ordu, sahil güvenlik ve polis teşkilatıyla birlikte devletin eli ve emri altında başarılı bir tarih yazan Jandarma’nın geçmişine ışık tutacak kanun ve nizamlar; bunlara dayanak teşkil eden muhtelif hukukî belgeler ile yerli-yabancı literatürden ulaşılabilenler bir araya getirilmiştir. Eserin yegâne amacı, başta Jandarma olmak üzere, kolluk kuvvetleri ve Sahil Güvenlik alanında araştırma yapanlara bir kaynak külliyatı sunabilmektir.
KİTAP TANITIMI
HALKLA İLİŞKİLER VE ETKİNLİK YÖNETİMİ
ÖNSÖZ’den
Yaşamın her alanı farklı nedenlerle sahne alan kutlamalar, ritüeller, gösteriler gibi etkinliklerle doludur. Doğumgünü kutla-maları, asker uğurlamaları, yaşam içindeki etkinlik örnekleridir. Bununla birlikte şirket evlilikleri, 100. Yıl kutlamaları da iş hayatı etkinlik çeşitleri olarak Halkla İlişkiler çalışmaları arasında yerlerini almıştır. Tüm bu etkinliklerin ortak amacı; daha öncesinden araştırılmış ve analiz edilmiş planlanan davranışlarda bulunarak, karşı tarafta da arzulanan davranışa neden olmaktır. Bu çalışmada; Halkla İlişkiler disiplininin tarihsel süreçteki gelişimi, hizmetleri ve modelleri Etkinlik örnekleriyle gözler önüne serilmiştir. Etkinlik Yönetiminin bir araç olarak Halkla İlişkiler çalışmalarındaki varlığı üzerinde durularak, son bölümde daha sonraki çalışmalara da kaynak oluşturacak bir başlangıç niyetiyle; Halkla İlişkilerin ve Etkinliklerin gelecekteki durumu değerlendirilmektedir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
ORGANİZASYONLARDA İNSAN KAYNAKLARI PROBLEMLERİNİN ÇÖZÜMÜ
Organizasyonlarda insan ilişkilerinin yönetimi, insanlar arasındaki farklılıklar ve ayrımlardan dolayı bir sanat halini almıştır. Bu sanattaki yetkinlik ölçüsünde, çalışma hayatının kalitesi ortaya çıkmaktadır. İşverenler her ne kadar bireyin fiziksel ya da zihinsel niteliklerini işe alsa da “tatlı ile birlikte acıyı da almalı” ve bireyi bir bütün olarak istihdam etmelidir. Şirket Umutun kaslarını ya da Başakın beynini işe almaya ne kadar çalışsa da her ikisinin hem beynini ve hem de kasını işe almakta ve bunlarla ilintili tüm aksaklıkları da birlikte istihdam etmektedir. Bu gerçeğin kabul edilmemesi, olası problemleri de yadsıma anlamına gelmektedir. Yadsıma mikro düzeyde, çalışanların firmalarıyla ilişkilerini birimselleştirir. Bu gelişmenin sonucunda, çalışanlar tüm zamanlarını işe verirler ama tüm güçleriyle yardım etmezler. Temel yeteneklerini geliştirmeyi ve şirket eylemlerine kendilerini adamayı denemezler. Bu etki her seviyede çalışanda görülmektedir. Organizasyonlarda çalışan sesinin kısılması ya da bu sesin cevap bulacağı bir adres bulunmaması da insan kaynakları problemlerinin ilgisizlik ve tepkisizlikle beslenen sinsi bir problem olarak karşımıza çıkmasına neden olmaktadır. İnsan kaynakları problemlerinin bir başka yönü de, modern zamanlarda çalışanların fiziksel ve duygusal açıdan işyeri ile ev arasında parçalanmasından kaynaklanmaktadır. Bu çelişki aynı zamanda organizasyonlarda motivasyon, moral ve verimlilik sorunlarının çekirdeğini oluşturmaktadır. İş yerinin aynı zamanda çalışanın yaşam alanı olduğu düşüncesi, iş yerinin fiziksel koşulları ve bu koşullardan etkileneceklere özel ilgi gösterilmesini de zorunlu kılmaktadır. İnsan kaynakları problemlerinin psikolojik doğasında, bireysel korkular yatmaktadır. Korku ise en başta gelen düşünce katilidir. Gülünç olmaktan korkmak, cezadan korkmak, işini kaybetmekten korkmak yenilikleri yok etmekte ve çalışanları problemlere açık hale getirmektedir. Bu kitap, işte bu korkularla yüzleşmek zorunda olan, evi ile işi arasında parçalanmış çalışan insanın organizasyon düzeyinde temel problemlerinin çözümüne bir kapı aralamayı deneyen literatürdeki ilk ve bütüncül bir çalışmadır.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Yunus Emre’nin Işığında Kahramanın Yolculuğu
Dünyada yapılan bütün araştırmalar, ortaya çıkan bütün bilimler insanın anlam arayışından kaynaklanır. İnsanın ölümlü bir varlık olması, bunun farkında olması ve ölümün bilinmezliği karşısında çaresiz oluşu bu anlam arayışının en önemli kaynağıdır. Bu nedenle insan varoluşunun anlamını, gizemini çözmeye doğal olarak meyilli ve istekli bir canlıdır. Bu istek ve meyil ise insanın sürekli gelişme göstermesinin en önemli taşıyıcısıdır. Mitoloji çağdan çağa içinde taşıdığı sembollerle insana bu arayışında anahtar olarak yardımcı olur.
Elif Öndeş bu kitapla her insanın kendi hayatının kahramanı olabileceği, bunu başarmak üzere bir yolculuğa çıkmaya aday olduğu ve çıktığı bu yolculuğun aşamalarını başarıyla tamamladığında hayatının anlamını keşfetmiş olarak yaşamına devam edebileceğini roman incelemeriyle aktarıyor. Kitapta incelenen romanlarda (Jacques Laccarière’in (1925-2005) Dünya’nın Tozu (1999) (La Poussière du Monde) (1997) ve Nezihe Araz’ın (1920-2009) Dertli Dolap (1961) ) kahraman Yunus Emre’dir. “Yunus Emre”, Türk toplumu için derin bir bilgelik kaynağıdır. Onun, toplumu yüksek değerlere ulaştırmak için, yüzyıllar öncesinden yaktığı aydınlanma ışığı, bugün hâlâ dünyayı aydınlatmaya devam etmektedir. Bu iki romanı ortak noktada buluşturan kahraman “Yunus Emre”, insanın kendi özüne yaptığı yolculuğun en önemli temsilcilerinden birisidir. Öze yolculuk, C. G. Jung’a göre, arketipler aracılığıyla aktarılan bireyleşmenin başka bir ifade biçimidir. C. G. Jung’un bu görüşünden yola çıkan Joseph Campbell, yolculuğu ve bireyleşmeyi kahramanın geçirdiği yolculuk aşamaları bağlamında anlamayı ve açıklamayı önerir ve bu süreci “kahramanın sonsuz yolculuğu ” olarak adlandırır.
Kitap, Joseph Campbell’in bu kuramı aracılığıyla Yunus Emre örneği üzerinden her insanın kendi yaşam yolculuğunda bulunduğu yeri anlamlandırmasına olanak sağlıyor.
₺300,00