KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

İŞLETME YÖNETİMİ VE FİNANSAL ANALİZLER
₺390,00 -

İNOVASYON VE PAZARLAMA
₺325,00 -

İç Anadolu Bölgesi’nde Tarımsal Üretim ve Planlama
₺275,00 -

Havaalanı Faaliyetleri ve Stratejik Yönetim İle İnsan Faktörü
₺235,00 -

Grammar Test Book
-

Meslek Yüksekokulları İçin GENEL İŞLETME
₺390,00 -

FİNANSAL TEKNOLOJİLERİN VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN İŞ İLANLARI ÜZERİNE ETKİSİ
₺260,00 -

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce Hazırlık Programının Değerlendirilmesi ve Bir Model Önerisi
₺300,00 -

EKOELEŞTİREL BAKIŞLAROBINSON CRUSOE, ZOR ZAMANLAR VE SU DİYARI ESERLERİNİN İNCELENMESİ
₺275,00 -

Diyalojik Halkla İlişkiler Bağlamında Dijital Medyanın Kullanımı
₺340,00 -

Digital Transformation in Banking Industry Financial Security, Audit and Business Perspective
₺235,00 -

ÇOCUKLUK TRAVMASI
₺235,00 -

Coğrafyanın Kısa Tarihi
₺235,00 -

BOLU NÜFUS DEFTERİ 1840
₺520,00 -

BEN’İN YÜZLERİ
₺455,00 -

AVRUPA BİRLİĞİ VE KALKINMA AJANSLARINA YÖNELİK PROJE HAZIRLAMA REHBERİ
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Avrupa Savunma Ajansı
Avrupa Birliği uzun yıllardan beri ortak güvenlik ve savunma politikasını inşa etmeye çalışmaktadır. AB, üye ülkelerin savunma harcamalarını koordine etmek, ortak savunma projelerinin geliştirilmesi için işbirliği sağlamak, AR&GE ve teknoloji çalışmalarını arttırmak ve sürdürmek, ortak askeri yetenek geliştirmek ve silah üretimini arttırmak için Avrupa Savunma Ajansı’nı kurmuştur. Son dönemde uluslararası sistemde yaşanan önemli değişimler, ABD ile transatlantik güvenlik konusunda yaşanan fikir ayrılıkları, jeopolitik riskler, Rusya-Ukrayna savaşı gibi fiziksel güvenliğe yönelik tehditlerdeki artış, AB’nin ortak güvenlik ve savunma politikasını daha etkin hale getirmek için daha çok çabalamasına neden olmuştur. Bu bağlamda etkin bir ortak güvenlik ve savunma politikası inşası için Avrupa Savunma Ajansı’nın önemi de artmaktadır. Bu çerçevede bu kitap, Avrupa Savunma Ajansı’nın işlevlerini, amaçlarını ve yapısını inceleyerek Avrupa Birliği’nin ortak güvenlik ve savunma politikası açısından oynadığı rolü anlatmayı amaçlamaktadır.
₺220,00
KİTAP TANITIMI
Sosyal İnşacılık Perspektifinden Teorik ve Uygulamalı Bilimsel İncelemeler
Sosyal İnşacılık, son yirmi yılda Uluslararası İlişkiler alanında büyük bir popülerlik kazanmış ve Türkiye’de de Sosyal İnşacılık (Social Constructivism) kavramıyla özdeşleşmiştir. Sosyal inşacılık, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler teorilerini kucaklayan benzersiz bir yaklaşımdır.
Kitabımız, sosyal inşacılığın ne olduğu veya ne olmadığı sorularına teorik ve pratik bir yaklaşımla yanıt aramaktadır. Sosyal inşacılık, tarihsel olayların perspektifinden realizm ve liberalizm gibi ana akım ideolojilere eleştirel bir bakış sunar. Kitabımız, Batı dünyasının toplumsal başarılarının ve kazanımlarının ardında yatan insanlık dramı üzerinde vurgu yaparken, sosyal inşacılığın ana temasından biri olan sosyal toplumsal hayatın gerçekliklerle şekillendiğini öne sürmektedir. Devletler ve bilim insanları kesin ve değişmez kurallardan bahsedemezler.
Kitabımızda, sosyal inşacılık perspektifinden dünya tarihindeki önemli dönüm noktaları ele alınarak, insanlık adına yapılan müdahalelerin başarıları ve başarısızlıkları, uluslararası alanın çeşitliliği detaylı bir şekilde incelenmektedir. Bu bilgiler ışığında, okuyuculara daha geniş bir bakış açısı sunarak küresel ilişkilerdeki dinamikleri ve karşılaşılan zorlukları anlamalarına yardımcı olmak hedeflenmektedir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
TARİHSEL EKSENDE OKSİDENTALİST SÖYLEM VE DİNİ YÖNELİMLİ MEDYANIN ROLÜ
Türk düşün tarihinin önemli akımlarından biri olan İslamcılık son yıllarda Türkiye’de yükselişe geçmiştir. Dini yönelimin gerek politik gerekse kültürel alandaki bu yükselişi, Batı’dan farklı bir dünya tasavvur eden oksidentalist düşüncenin gelişimine sebep olmuştur. Bu süreçte dini yönelimli medya çok önemli bir rol oynamaktadır. İslamcı düşüncenin yazılı basındaki varlığı Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine kadar dayanır. Türk sinema tarihinde ise birçok dini filme rastlamak mümkündür. Ancak oksidentalizme dayanak oluşturan dini düşüncenin medyadaki asıl etkinliği özel televizyonlarla birlikte başlamıştır. Özel televizyonculuğun 1990’ların başından itibaren ortaya çıkmasıyla birlikte dini temalı yayın yapan birçok kanal kurulmuştur. Televizyonu bir eğitim platformu olarak kullanan bu kanallar, dini düşünceyi yaygınlaştıran programlar hazırlamıştır. Bu programlarda ortaya çıkan genel görüntü, Batılılaşmaya karşı eleştirel bir söylemi yansıtır. Bu çalışma, dini yönelimin yükselişini ve medyanın bu süreçte oynadığı rolün daha iyi kavranmasını amaçlayan bir çabanın ürünüdür.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
XIX. YY. NAKŞİBENDÎ ŞEYHLERİNDEN HOCAZÂDE AHMED KÂMİL DİVANI
Şiirlerinde “Kâmil” mahlasını kullanan Hocazâde Ahmed Kâmil Efendi, İstanbul Fatih Semti’nde Şeyh Türlü Tekkesi’ni kurmuş ve burada irşat vazifesinde bulunmuş 19. yy. Nakşibendî şeyhlerindendir. Bütün diğer mutasavvıf şairler gibi, o da tasavvufi düşüncelerini yaymak ve bunları etkili bir biçimde anlatabilmek için şiiri bir vasıta olarak görmüş ve kullanmıştır. Bu sebeple, ilahi aşk, tasavvuf, bir tarikata, dolayısıyla kâmil bir mürşide bağlanmanın önemi, dünyanın geçici olduğu, günahlardan tövbe etmenin lüzumu, zahit-sofi tipleri ve vasıfları, şairin manzumelerinin mihverini oluşturur.
Hâl-i fakrıñ etme i‘lânHâlıkıñ bilmez mi hîç
Cümleye in‘âm edip de ya saña vermez mi hîç
Gice gündüz nâr-ı firkatla yanıp ağlar iken
Rahm edip eşk ü sirişkiñgiceler silmez mi hîç
Sıdk ile teslîm olup sen kesme ümmîd-i visâl
Râh-ı ‘aşkda bulunanlar ‘âkıbet gülmez mi hîç
Mekteb-i ‘irfân içinde men ‘arefden ders alan
Mûtukable en-temûtû sırrına ermez mi hîç
₺315,00
KİTAP TANITIMI
100 Soruda Kazakistan
Kazak Türklerinin tarihi, kültürel değerleri, coğrafyası, ekonomisi, ticareti, eğitim sistemi, yönetim yapısı ve diğer ülkelerle olan siyasi ilişkileri gibi pek çok konuda okuyucuları aydınlatacak bilgileri bu kitapta bulmak mümkündür. Kitabın yazarları Kazakistan dâhil diğer Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde uzun süre yaşamış, edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini basılı kaynaklar ile birleştirerek bu kitabı meydana getirmişlerdir. Geniş bir kaynakçaya sahip olan bu kitapta aslında 100 soruya verilen cevaptan daha fazlası vardır. Kazakistan’daki günlük hayata ilişkin tavsiyelerin yanında şehirlerdeki ulaşım, metro, havaalanı ve ulaşım araçları gibi yararlı bilgilere de yer verilmiş, Kazakistan’ın coğrafyası, yüzölçümü, iklimi, nehirleri gibi coğrafi unsurlara da değinilmiştir. Coğrafi unsurlar anlatılırken tarihi ve kültürel olaylarla da ilişki kurularak kitaba disiplinlerarası bir bakış kazandırılmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
TRABZONUN YAKIN TARİHİNDEN KESİTLER
Bu eserde, 19. yüzyılın ortalarında yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler neticesinde zenginleşen Trabzon’un, bu canlılığını kaybettiği süreç ele alınmıştır. Zira belirtilen yüzyılın son çeyreğinden itibaren Trabzon ekonomisi kan kaybetmeye başlamıştır. Ekonomik manada yaşanan çöküşü idari değişim takip etmiş ve Cumhuriyetin ilk yıllarına gelindiğinde önceden neredeyse tüm Doğu Karadeniz’i içine alan Trabzon Vilayeti’nin sınırları daraltılmıştır. Bu değişim sürecinin son halkasını nüfus mübadelesi oluşturmuş ve kentte bulunan Rumlar, şehri terk etmiştir. Yaklaşık 50 yıllık bir süreçte olağandışı gelişmeler yaşayan Trabzon kenti, sosyo-ekonomik olarak bu gelişmelerin etkisini derinden hissetmiş, 40-50 sene öncenin zengin ve mamur Anadolu kentlerinden biri olan Trabzon, bu vasfını kaybetmiştir.
Trabzon tarihi ile ilgili kaleme alınan neredeyse tüm eserlerde şehrin bu duruma düşmesinin nedeni Birinci Dünya Savaşı olarak gösterilmiştir. Gerçekten de işgal ve muhacirlik gibi savaş yıllarında yaşanan olumsuz gelişmeler; Trabzon halkı üzerinde büyük bir travma yaratmıştır.
Bu çalışmada Birinci Dünya Savaşı sonrası Trabzon’un ağırlıklı olarak sosyal durumu ele alınmış, savaşın ardından Trabzon halkının sosyal, ekonomik ve beledi hizmetler noktasında içinde bulunduğu duruma temas edilmiştir. Eserde, kentin hafızasına kazınan bazı olaylar hakkında bilgiler verilmiş öte yandan halkın yaşayışı, inançları, giyim-kuşamı ve kentin genel durumu üzerinde de durulmuştur.
₺420,00
KİTAP TANITIMI
VISIONS OF APOCALYPSE: AN INSIGHT INTO APOCALYPSE
This book examines how Mary Shelley’s Frankenstein, H. G. Wells’s The Island of Dr. Moreau, and Aldous Huxley’s Brave New World represent groundbreaking milestones in British apocalyptic literature, urging readers to recognize their lasting significance and influence. It illustrates how developments in science and technology from 1818 to 1932 bring humanity closer to a fictional apocalypse. Using this idea as a starting point, this book discusses how the hubris inherent in individuals pursuing scientific and technological advancements in the name of perfection is a mere pretext under which the true power dynamics are hidden, ultimately leading to an inescapable apocalypse. In these novels, the potential for apocalypse is revealed through the ‘mad scientist’ trope, which is closely tied to advancements in science and technology. It is this trope that accelerates the impending apocalypse through uncontrollable scientific experiments or a deep yearning for absolute power, both of which are what totalitarian ideologies require. In either case, at the core of these concerns lies one central idea that this book emphasises— the renunciation of humanity’s security and peace in exchange for much power by the powerful.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
DEVELOPING ESP COURSES IN THE FLIPPED LEARNING ENVIRONMENT
The question, ‘Who should teach courses in English for Specific Purposes (ESP)?’ has been a matter of controversy for decades in the field of English language teaching (ELT). However, in the course of time, there has appeared to be a consensus on allocating the responsibility of teaching ESP courses to English teachers due to their overwhelming success in teaching practice in comparison to content experts. In fact, the success of ESP teachers appears to rely on the five key roles identified by Dudley Evans and St. John (1998) who called them ‘ESP practitioners’, which are the roles of a teacher, a researcher, a course designer, a material provider, a collaborator and an evaluator. In this book, you will find a compact pack of how to become ‘an ESP practitioner’ by following the footsteps of the leading researchers in the ESP literature. Besides, it is the responsibility of ESP practitioners at tertiary level education to catch up with the needs and mindset of the generation Z individuals via technology-integrated pedagogical strategies as is the case with one of the recent blended learning approaches, the flipped learning approach. Thus, in this book you will also find the elements of creating a flipped learning environment, relying on the related literature on how to become a flipped learning practitioner. On this basis, driven by Dr İlter’s doctoral dissertation, ‘Developing ESP Courses in the Flipped Learning Environment’ is relied on an evidence-based literature review concerning the flipped learning perspective in ESP practices in EFL settings. It is hoped that this review will satisfy an existing need in the ESP field by suggesting the flipped learning strategy as an alternative to benefit from in the design and implementation processes of developing an ESP course at a tertiary level EFL setting.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
SOSYAL MEDYADA ADALET ARAYIŞI
İnternet tabanlı ağ teknolojilerinin gelişiminin kullanıcılara sunduğu imkanlar, birçok disiplinlerarası konunun da tartışılmasına zemin hazırlamıştır. Elinizde bulunan bu eser, internetin kamusal alan olup olmadığı, birbirini bütünleyen gözetim ve güvenlik kavramları, panoptikon çağdan omniptikona uzanan değişim, post-truth dönemde dezenformasyonun sosyal medya etkileşimleri gibi pek çok farklı konuyu tartışarak ışık tutmaktadır.
Özellikle dijital teknolojilerin gelişimi ile hayatımıza giren sosyal medya; haber alma ve eğlence amaçlı paylaşımların çok ötesine geçerek tüm dünyada hak ve adalet arayışı için seslerini duyurmaya çalışanların aktif olarak kullandığı bir platforma dönüşmüştür. Sosyal medyada seslerin yükseltilmesi ve bilgi akışının sağlanması; belirli bir olay hakkında farkındalık yaratılması ve bu konu ile ilgili ilişkiler kurulmasını sağlamaktadır.
Sosyal medya, insanların bir araya gelip destek bulduğu, bir amaç için büyük kalabalıkların toplanabildiği, çevrim içi fikirlerin paylaşılması ile küresel ölçekte ses getirebilecek etki yaratılabilecek bir ortamdır. Dolayısıyla, “sosyal medyada adalet arayışı”; ifade özgürlüğü, aktivizm, dijitalleşme, adalet, iletişim, ağ toplumu, gözetim, denetim gibi kavramların teknolojik gelişmelerle birlikte yaşanan değişim ve dönüşümler neticesinde yeniden yorumlanmasını gerekli kılmıştır. Artık protestolar sadece fiziksel mekanlarda değil siber ortamlarda da kitleleri harekete geçirebilmektedir. Dijitalizm ile literatüre giren hashtag (#), like, retweet, emoji, internet meme ya da mention (@) kullanarak dünyanın herhangi bir yerinde haksızlığa uğradığını düşünen, adaletin yerine getirilmediğini savunan herhangi birinin çığlığı tüm dünyada yankılanmakta, yayılmakta ve destek bulmaktadır. Bu araştırmada, tüm dünyada öne çıkan hak ve adalet arayışlarına, kadın şiddeti başta olmak üzere ırkçılık ya da cinsel tacize gibi farklı birçok konuya yer verilmiştir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
20. Yüzyıl İspanyol Romanında Yüzyıl Ortası Kuşağı
1939’da sona eren iç savaşın ardından çoğu aydın İspanya’dan sürülür, halk ise Franco idaresinde, sansür ve baskı ortamı içinde yaşamaya başlar. Tüm bunlara rağmen İspanyol edebiyatı gelişimini sürdürür. Bu gelişimde 1950’lerin genç yazarları büyük rol oynamıştır. “Yüzyıl Ortası Kuşağı” olarak anılan bu yazarlar eserleriyle topluma ışık tutmuş, farklı sınıftan pek çok insanın zorlu yaşam koşullarını romanlarına yansıtmıştır. Bu yıllarda kadın yazarlar da ön plana çıkmış olup, toplumda birçok hakkı elinden alınmış, özgürlüklerini yitirmiş ve dışarıdaki yaşamı çoğu kez perdelerin ardından seyreden kadının romandaki sesi olmuştur. Bu çalışmada dönemin önemli kadın yazarlarından Carmen Laforet, Carmen Martín Gaite, Ana María Matute ve Elena Quiroga, kadının eğitim, sosyal yaşam ve iş yaşamı gibi alanlardaki konumunu sorgulayan Nada, Entre visillos, Primera memoria ve Tristura adlı romanları aracılığıyla ve eserlerindeki ortak konular ışığında ele alınmıştır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Seçilmiş Örneklerle Türkiye’de Yer Değiştiren Yerleşmeler
Türkiye’de mahalle, köy, kasaba ve şehir gibi farklı mekân ölçeklerinde binlerce yerleşim birimi ilk kuruldukları yerleri çeşitli nedenlerle değiştirmek zorunda kalmıştır. Türkiye’de örneklem olarak seçilen on ilin sınırları içerisinde doğal ve beşeri nedenlerle yer değiştiren yerleşmelerin bir bütün halinde incelenmesi ve böylece konuyla ilgili literatürün ve envanterin zenginleştirilmesi çabası bu çalışmanın temel motivasyonu olmuştur. Çalışmada; Adana, Bingöl, Burdur, Erzincan, Kahramanmaraş, Muş, Sivas, Tokat, Aksaray ve Kırşehir illerinde doğal ve beşeri nedenlerle 259 yerleşmenin yer değiştirdiği tespit edilmiştir. Doğal nedenler içerisinde; 84 yerleşme kütle hareketleri, 67 yerleşme deprem, 40 yerleşme sel/taşkın, 2 yerleşme taban suyu yüksekliği ve 1 yerleşme de gevşek toprak yapısı nedeniyle yer değiştirmiştir. Beşeri nedenlerle yer değiştiren yerleşmelerden 49’u baraj inşası, 6’sı ulaşım, 5’i güvenlik, 4’ü ekonomik ve 1 yerleşme ise su kıtlığı nedeniyle yer değiştirmiştir. Yerleşmelerin yer değiştirme süreçlerini insan-mekân perspektifinde inceleyen bu kitap, yer değiştiren yerleşmelerin tespiti, sınıflandırılması ve metodolojisi bakımından konuya ilgi duyan herkese yararlı olması amacıyla hazırlanmıştır.
₺715,00
KİTAP TANITIMI
Anaakım Sinemada Siyahi Özne
Kitap, doğal hukukla meşrulaştırılan ilkçağın kurumsal köleciliği ile ten rengi üzerinden gerekçelendirilen asri zaman ırkçılığı arasındaki zihinsel geçişi üretim ilişkileri tarafından çerçevelenen ekonomi-politik eğilimleri göz ardı etmeden tartışmaktadır. Bu maksatla yirminci yüzyıl geneline yayılan kronoloji üzerinden ilerleyerek bir yandan ele alınan sinema filmlerinin detaylı analizlerini yaparken; diğer yandan geçmişi ilkçağa uzanan köleleştirme pratikleriyle modern çağın ten rengi üzerinden gerekçelendirilen ırkçı eğilimleri arasındaki zihinsel sürekliliğe dikkat çekmektedir. Diğer yandan ırkçılığa temas eden tüm sinema filmlerini hâkim ideoloji tarafından çerçevelenmiş birer kültür endüstrisi ürünü olarak mahkûm etmek elbette doğru bir yaklaşım değildir. Zira bu filmlerin birçoğu toplumsal gerçekliği sanatsal bakış açısıyla harmanlayarak, sunabilme becerisi gösterebilmiş sinema tarihinin kilometre taşlarıdır. Dahası bu yaklaşım, yirminci yüzyılın tümüne yayılan hatta bir sonraki yüzyıla taşan ısrarlarıyla ırkçı şiddet ve siyahi ayrımcılığına karşı tavır geliştirebilmiş sıradan insanlarla onları örgütlü mücadele konusunda yüreklendiren siyahi önderlerin kazanımlarını göz ardı etmek olurdu. Netice olarak onlar mücadele etmeseydi, bu kitapta incelenen filmlerin birçoğu olmazdı.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
FANTASTİK EDEBİYAT ve MASAL
Fantastik ya da farklı isimlendirmelerle fantezi, fantazya muazzam derecede baştan çıkarıcı bir konudur. Hayal gücü ve heves ile ilişkisi onun tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Asıl değeri de açıkça tanımlanamamasında, hayalperest özellikleri ile boşlukta asılı kalmasında gizlidir. O, gördüğümüzle ve bildiğimizle değil öteki ile ilgilidir.
Bu kitapta, Carl Gustav Jung tarafından geliştirilen “Analitik Psikoloji Yaklaşımı” fantastik edebiyatın ilk basamağı diyebileceğimiz masallara uygulanmıştır.
Günümüzde hepimizin sığınağı haline gelen fantastik dünya, masal anlatıcılığı, masal terapisi ve masalların eğitimde kullanım durumu da incelenmiştir.
KİTAP TANITIMI
DEMOKRAT PARTİNİN KADIN MİLLETVEKİLLERİ
“Bana öyle geliyor ki mecliste 7 kadın mebus yerine 70 tane olsaydı hadiselerin daha fazla arzu edilir şekilde var olması mümkündü… Siyasi hadiseler cemiyetin içindeki oluşlara tabidir. Böylece belki daha insaflı bir muhalefet ve bunun neticesi olarak da daha basiretli bir iktidar olabilirdi…Kararınızı verirken analarınızı düşünmenizi isterim…”
Avukat Süreyya Ağaoğlu
Bu eser, Türk kadınının siyasi haklarını elde etme mücadelesinden başlayarak1950-60 sürecinde Demokrat Parti çatısı altında siyasete atılan dokuz kadın milletvekilinin TBMM’deki faaliyetlerini ve bu milletvekillerinin 1960 darbesi sonrasında yaşadıklarını ele almaktadır. Bu vekiller Nazlı Tlabar, Nuriye Pınar, Aliye Temuçin Coşkun, Edibe Sayar, Perihan Arıburun, Ayşe Günel, Hilal Ülman, Arife Necla Tekinel ve Emine Piraye Levent’tir. Aliye Temuçin Coşun ve Edibe Sayar dışındaki yedi kadın milletvekili Yassıada’da yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmışlardır.
Kadın milletvekillerinin meclisteki çalışmalarının kendi meslekleri ve uzmanlık alanlarıyla ilgili konular etrafında şekillendiği görülür. Kimi gazeteci, kimi ev kadını, kimi öğretmen olan bu kadınların ortak kaderi Yassıada olmuştur. Darbe sonrası kurulan Yüksek Adalet Divanı’nca, Yassıada’da verilen kararlar Türk siyasetini derinden etkilemiş ve bugünü şekillendirmiştir. Eserin amacı, meclisteki çalışmaları ve Yassıada’daki savunmaları ile bugünü şekillendiren kadın milletvekillerinin yaşadıklarını ortaya koymaktır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Gastronomi Turizmi ve Trabzon Potansiyeli
Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için lokomotif sektör görevini gören turizm sektörü her geçen gün büyümektedir. Büyümekte olan turizm pazarından ülkeler ve çok uluslu şirketler daha fazla pay alma çabası içerisindedirler ve bu nedenle de yeni ürün ve hizmetler kolaylıkla ve hızlı bir şekilde günlük hayatlara ulaşmaktadır.
Dünyada turizmle ilgili gelişmeler incelendiğinde, turistik destinasyonların pazarlanmasında “gastronominin” önemli bir role sahip olduğu, yerel ve uluslararası yemek kültürünün de son yıllarda bir destinasyonun sahip olduğu en değerli çekiciliklerden biri olduğu ve turistlerin yerel yiyecekleri tüketmesinin çarpan etkisiyle yerel ekonomiye kazanç sağladığı görülmektedir.
Bu nedenle kitapta, alternatif turizm, gastronomi turizmi, turizmin ekonomik yönü ve çeşitli sektörler üzerindeki olumlu etkileri, Trabzon Mutfağı ve bölgenin gastronomisine yön veren yerel organik lezzetleri, Trabzon’un coğrafi işaretli ürünleri ve Trabzon ve çevresinde satılan sokak lezzetleri hakkında bilgiler vererek Trabzon’un gastronomi turizmi potansiyeli konusunda farkındalık yaratmaya çalışılmıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
İstanbul Yazıları
“Dünyanın başkenti” sıfatını en çok hak edecek şehir şüphesiz İstanbul’dur. Hem Roma hem Osmanlı imparatorlukları bunun bilincinde olmuş, İstanbul’u dünyanın merkezine konumlandırmıştır. Bu tarihsel konum bir yandan da görkemli bir mimarlık ve sanat birikimi ile İstanbul’u asırlar boyunca taçlandırmış, bundan sonraki yüzyıllara devredilecek büyük bir miras oluşturmuştur. İstanbul’un geçmişini ve mirasını bir nesilde araştırarak öğrenmek mümkün değildir. Ancak bu imkânsız hedef bir yandan da araştırmacılar için büyük fırsatlar sunmaktadır. Bu sayede İstanbul bütün dünyadan bilim insanlarının çalışmalarının odağı durumundadır. Sonraki ciltleri de hazırlık aşamasında olan bir dizinin ilk halkası olan bu çalışma ayrıca bölüm yazarı olan Fatih Sarımeşe’nin editörlüğünde Necdet Sakaoğlu, Sinan Genim, Hilal Kazan, Gülberk Bilecik, Sedat Bornovalı, Ahmet Vefa Çobanoğlu, Fatih Elcil, Hamit Pilehvarian, Hayri Fehmi Yılmaz, Wasamon Sanasen, Sümeyye Gider ile Yasemin Akcakaya gibi çok farklı alanların önde gelen uzmanları tarafından hazırlanmış bölümlerden oluşmaktadır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Kissa-i Musa
Kıssa-i Mûsâ ʿaleyhi’s-salâtü ve’s-selâm, kısaca Kıssa-i Mûsâ, Süleymaniye Kütüphanesi, Giresun Yazmalar Bölümü’nde (nr. 203) kayıtlı 54 varaktan meydana gelen bir yazma içerisinde bulunmaktadır. Bu yazmanın 13 satırlık ilk 45 varağında nesih yazı tipi ile yazılmış bu eser, Musa Peygamber’i konu edinen bildiğimiz diğer kıssalardan farklı olarak düzyazı türünde yazılmıştır. Metnin sonuna düşülen H 982 (MS 1573) tarih kaydı ise eserin 16. yüzyıla ait olduğunu göstermektedir. Yazmanın diğer sayfalarında, muhtelif konularda yazılmış bazı notlar bulunmaktadır. Burada cülus törenlerinde adı geçen padişahlar ve bazı özel adlar olmakla birlikte müstensihin adı tespit edilememiştir. 16. yüzyıl Eski Anadolu Türkçesi özellikleri gösteren metinde, sade ve anlaşılır bir üslûp kullanılmış; sıklıkla konuşma cümlelerine yer verilmiştir. 16. yüzyıla ait Kıssa-i Musa’da, Rabguzî’nin Kısasü’l-Enbiya adlı eserinden bu yana karşılaşılan bir anlatım tarzı uygulanmış; eser, müellifi tarafından Kur’an ayetleriyle desteklenerek kaleme alınmıştır. Günümüz Türkçesine aktararak okuyucuların dikkatine sunduğumuz bu eserin hazırlanmasındaki öncelikli amacımız Türk Dili alanında yapılan çalışmalara katkı sunabilmektir. Bunun yanında, çalışmamızın Anadolu sahasında yazılmış dinî metinleri içerik bakımından ele alan incelemelere de katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK İKTİSAT TARİHİNDE ANADOLU’NUN FETHİ VE İLK YERLEŞİMİ (ANİ/KARS 1064)
Türklerin Anadoluya girişi, Ani 1064 zaferi ile olduğu tarihi ve arkeolojik belgelerle ispat edilirken aynı zamanda burada bulunan muazzam Selçuklu kentinin varlığı da ön plana çıkarılmıştır. 1071de Türklerin Anadoluya ilk kez yerleştiklerinin mümkün olmadığı görülmektedir. 1064 Fethi Türk tarihinin en büyük ve anlamlı fethidir. Müslüman Türkler bu tarihten itibaren Anadoluyu yurt edinmeye başlamışlardır. Bu yüzden Türklerin Anadoluya yerleşim tarihinin 1064 olması gerekmektedir. Türk tarihinde yapılmış bir hatanın giderilmesi açısından son derece önem taşımaktadır. Tarih canlıdır ve tarihin yenilenebilirliğini bizlere kanıtlamaktadır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
DİJİTAL ÇAĞDA İLLÜZYONEL PAZARLAMA
Pazarlama biliminde son dönemde öne çıkan davranışsal psikolojinin önemini ortaya koyan İllüzyonel Pazarlama kitabı, güncel örnekleriyle akademik dünyaya ve iş çevrelerine yeni çağda pazarlama pratiklerini bir kılavuz niteliğinde anlatıyor…
Marmara Üniversitesi; Prof.Dr. Serdar Pirtini
Bu kitap size tüketicilerin bilinçaltına hitap etmeniz için nedensellik, analiz ve ispatların ötesinde derinlemesine teknikler sunan eşsiz bir kılavuz niteliğinde.
ChiefScientist, Lithium Teknoloji; Dr. Michael Wu
“Dijitalleşmede gelecek yok! Çünkü gelecek zaten tamamen dijital…” dediğimiz şu günlerde, tam zamanında geldi İllüzyonel Pazarlama!
Pazarlamanı P’siyle alakası olmadığını düşünenler dahi okumalı!..
Fütürist; Ufuk Tarhan
“Bir çok kaynak yakın gelecekte tükenecek, bunlar arasında akaryakıt, su ve dikkatimiz sayılabilir. Evet dikkat ekonomisi çağındayız ve insanların zamanı, odağı ve dikkati hiçbir dönem olmadığı kadar kısa. Peki, pazarlamanın olmazsa olmazı iletişim kanallarında bunu nasıl sağlayacağız? Çokça deneyim, biraz hikayeler ve azıcık oyun; bence İllüzyonel Pazarlama için müthiş bir tarif. İnsanoğlu kadar eski olan bu yaklaşımlar günümüzdeki pazarlama iletişimlerinin tekdüzeliğini bitirecek ve geleceğini kurtaracak! Nasıl derseniz, kitabı çevirmeye başlayın, Adnan Ertemel hocamız size anlatsın.”
Oyunlaştırma kitabı yazarı; Ercan Altuğ Yılmaz
Sadece pazarlama alanındaki insanları değil, pazarlamaya ilgi duyan herkesi içine çekecek, onlara yeni pencereler açacak bir kitap olmuş. Başta yazarı olmak üzere emeği geçen herkesin eline ve yüreğine sağlık.
Yazar; Sinan Sülün
Elinizdeki kitap dijitalleşme farklı boyutlara evrilirken işin mutfağından teknikleri öğrenmek, nereden nasıl başlayacağım sorularına cevap almak için en doğru kaynak.
Google Developer Expert on UX; Oytun Eren Şengül
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Konaklarının Yabancı Misafirleri: MÜREBBİYELER
19. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti’nde Müslüman kız çocuklarının gidebileceği tek okul sıbyan mektebiydi. Kızlarına ileri derecede bir eğitim aldırmak isteyen aileler bunu özel hocalar vasıtasıyla gerçekleştiriyordu. Konak eğitimden genellikle yöneticilerin veya ulemanın kızları faydalanmaktaydı. İslami kurallar gereğince ergenliğe giren Müslüman kız çocukları erkek hocadan ders alamadığından ve Batılılaşmayla birlikte Fransızca bilmek, piyano çalmak, Batılı gibi davranmak moda haline geldiğinden varlıklı aileler, evlerinde yabancı mürebbiye çalıştırmaya başladılar. Ailenin bir bireyi gibi muamele gören yabancı mürebbiyeler çocuklara Fransızca/İngilizce okuyup yazma, hesap bilgisi, piyano, resim, el işi, görgü kuralları gibi konularda eğitim vermekteydiler. Mürebbiyelerin bir kısmı işinin ehli olmakla birlikte birçoğu bu mesleğin eğitimini almamış kişilerden oluşmaktaydı. Müslüman ebeveynlerin yabancı mürebbiyelerin bilgisini denetleyecek donanıma sahip olmaması, kimi çocukların bu hanımlardan olumsuz bir biçimde etkilenmelerine ve kendi kültürlerine yabancılaşmalarına sebep oldu. Ülkenin içinde bulunduğu savaş ortamının da etkisiyle yabancı mürebbiyeler zamanla birer tehlike veya tehdit olarak görülmeye başlandı.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Cumhuriyetin 100. Yılında BALIKESİR ARMAĞANI
Balıkesir, Türk tarihi ve coğrafyasının ayrılmaz parçalarından biridir. Aynı zamanda antik devirlerden itibaren pek çok medeniyete de ev sahipliği yapmıştır. Hem Marmara hem de Adalar Denizi’ne kıyısı olan Balıkesir, ikisi merkez olmak üzere yirmi ilçeye sahip oldukça geniş coğrafi sahaya yayılmış bir ilimizdir.
Birinci Dünya Savaşı’nda mağlup olan Osmanlı Devleti, çok ağır şartlar taşıyan Mondros Mütarekesi’ni (30 Ekim 1918 ) imzalayarak hükmen tarih sahnesinden çekilmiş oluyordu. Asırlardır Türk yurdu olan ülkenin çoğu haksız işgaller ile de esaret altına giriyordu. Tam bu noktada Türk Milleti ruhunda var olan o heyecan ile can havliyle istiklâl mücadelesine girişti. Bu mücadelenin teşkilatlanmasında ve icrasında Balıkesir çok önemli bir yere sahip oldu. Mücadeleyi düzenli, etkili ve kalıcı hale getirme noktasında önemli görevler üstlenen kongrelerin en başta gelenlerinden biri de Balıkesir’de toplandı. 16 Mayıs 1919’da kurulan “Balıkesir Redd-i İlhak Heyeti” 19 Mayıs 1919 öncesi İstiklal Harbi’nin kıvılcımı olarak değerlendirilecek öneme sahiptir.
Türkün ateşle imtihan edildiği destansı bir mücadelenin sonunda tam bağımsız bir ülke olarak yeniden kurulan devlet 29 Ekim 1923 tarihinde ilân edilen Cumhuriyet’le, dünya siyasi alanında sarsılmaz yerini almıştır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
Kur’an Tilavetinde Temsili Okuma
Ülkemizde olduğu gibi, özellikle Arapça bilmeyenlerin, Kur’ân okurken içine düştükleri en önemli hatalardan biri de mana harflerini okurken yapılan vurgu yanlışlarıdır. Yerinde yapılan bir ses vurgusu anlama kuvvet kazandırdığı gibi yerinde yapılmayan bir vurgu anlamayı güçleştirebilir hatta manayı dahi bozabilir. Mana harfleri içinde mütalaa edilen Kur’ân-ı Kerim’deki “ما” lafızlarının okunuşundaki ses vurgusu oldukça önemlidir. Zira Kur’ân’da mana itibariyle, birbirinden farklı “ما” lafızları yer almaktadır. Bunlar, Türkçedeki eşsesli kelimelere benzemektedir. Söz konusu lafızları, yerine göre, bazen vurgulu bazen de vurgusuz okumak gerekmektedir. Bu konuda gerekli hassasiyet gösterilmeden Kur’ân okunursa, mana bozulabileceği gibi farklı bir anlam da ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmanın amacı 29-30. Cüzler özelinde Kur’ân-ı Kerim’deki “ما” lafızlarının tespit edilip temsili okuma açısından değerlendirilmesidir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
1927-1964 RADYO YAYINCILIĞINA HAYAT VERENLER
Popüler kültürün ve görselliğin egemen olduğu günümüz dünyasında; akademik çalışmalar ve insan yaşamının kolaylaşması için gösterilen çabalar gözlerden uzak ve geri planda kalıyorlar. İnsanların dikkatini çeken renkli olaylar, parıltılı yaşamlar, heyecan verici gelişmeler gündelik yaşamda ilk sıralara yerleşiyorlar. Yaşama anlam katan, onu kolaylaştıran çabaların ve onları gerçekleştiren insanların çoğu zaman adları bile anılmıyor. Medya tarihimize baktığımızda, bugün cep telefonlarından dinlenen radyo yayınlarının ne zaman başladığı, bu yayınlar için kimlerin emek verdiği ve çaba harcadığı bilinmiyor. Oysa bu insanlar, en az bir manken ya da sporcu kadar bilinmeyi ve hatırlanmayı hak ediyorlar. Zamanın, bellekleri acımasızca ve geriye dönüşü olmayan bir biçimde aşındırdığı düşünülürse, gelecek dönemlerde hiç hatırlanmayacak ve hatta bilinmeyecek bu insanlar için tarihe bir not düşmek en azından, insanlık için gösterilmiş çabalara bir vefa borcudur. Bu kitap, radyo yayıncılığına ilgi duyan araştırmacılara, iletişim fakültesi öğrencilerine, radyo yayıncılarına ve radyo dinleyicilerine radyo tarihimizin farklı bir boyutunu sunar.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’de Yeniden Çeviribilim
Yeniden çeviri kavramı, günümüzde çeviri piyasası dinamiklerini hem şekillendiren hem de bu dinamiklerden etkilenen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Türk edebi dizgesinde özellikle 2010’lu yıllardan itibaren yeniden çevirilerin sayısında görülen artış, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturuyor.
Modernist edebiyatın yeniden çevirilerine odaklandığımız bu çalışma, yeniden çevirilerin ürün ve süreç olarak ayrı ayrı değerlendirmesini içeriyor. Bu değerlendirme sonucunda, yeniden çeviri araştırmalarının dayandırıldığı yeniden çeviri hipotezinin günümüz dinamiklerini açıklamadaki yetersizliğinden yola çıkarak, yeniden çevirilerin güncel durumunu açıklamak üzere alternatif bir yeniden çeviri hipotezi ileri sürüyoruz.
Yeniden çeviribilimi, bağımsız bir alan olarak düşünürken, Türkiye’nin bir “yeniden çeviri cennetine” dönüşümünü de mercek altına alan bu çalışma, yeniden çeviriye hem kuramsal hem de uygulamaya yönelik farklı kapılar aralıyor.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Nâme-İ Dil
Osman Rahmî Ve Eserleri Biyografik Kaynaklarda Ve Edebiyat Tarihlerinde Yer Almamaktadır. Osmanlı Arşivlerindeki Kayıtlara Göre Şair 1248 (1832/33)’De İstanbul’da Doğmuş Ve Şûrâ-Yı Bahriye Başkâtibi İken Kendi İsteği Üzerine 28 Şaban 1312 (24 Şubat 1895)’Te Malulen Emekli Olmuş Ve 20 Kânun-I Sânî 1311 (1 Şubat 1896)’Da 64 Yaşında İken Vefat Etmiştir.
Nâme-İ Dil Ve Hayâl-İ Dil İsimli Eserler Divan Şiiri Geleneğine İlginin Azaldığı 19. Yüzyılda Kaleme Alınmış Manzum Sergüzeşt-Nâmelerdir. Şairlerin Yönünü Daha Çok Batı Edebî Ürünlerine Çevirdiği Bir Dönemde Osman Rahmî’nin 30 Yaşında İken Tamamlandığı Bu Eserlerle Divan Şiiri Geleneğini Sürdürmeye Çalışması Dikkate Değerdir. Şairin Bu Eserlerde Form Ve İçerik Olarak Sergüzeşt-Nâme Geleneğine Yeni Boyutlar Kazandırdığı Görülmektedir. Nâme-İ Dil Şairin Yaşadığı Dönem Hayatından İzler Yansıtması Ona Ayrı Bir Özellik Katmaktadır.
Eserlerdeki Çok Sayıda Gazelde Âşığın Sevgilinin Güzelliği Karşısındaki Aczi Ve Ona Kavuşmak İçin Çaresizce Yaptığı Duygu Dolu Yakarışları İle Karşılaşılmaktadır. Osman Rahmî Bu Şiirler Arasındaki, Fuzûlî, Bâkî, Nef‘Î, Şeyhülislam Yahyâ Ve Nedîm Gibi Divan Şiiri Geleneğinin Önde Gelen Şairlerine Nazire Olarak Değerlendirilebilecek Çok Sayıda Gazel İle Bu Geleneğini De Sürdürmeye Çalışmaktadır. Nâme-İ Dil’deki 45 Beyit Uzunluğundaki Manzum Mektup, Dile Getirilen Duygular Ve Onların Etkileyici Tasviri İle Eserdeki En Güzel Şiirler Arasındadır. Manzûmenin Bu Yönüyle Divan Şiiri Geleneğindeki En Etkili Manzum Mektuplar Arasında Sayılabilecek Nitelikte Olduğu Görülmektedir.
Rahmî’nin Eserlerinde Divan Şiiri Geleneğindeki Âşık-Sevgili Tasavvurunda Dikkati Çekici Farklı Yaklaşımlar Sergilediği Görülmektedir. Sevgiliye Kavuşmanın Da Kalıcı Bir Mutluluk Getirmeyeceği Ve Sonunun Ayrılık Olacağı, “Vuslatın Âhiri Derd [Ü] Firkat” (Mend. B. 442) Düşüncesi Bunlardan Birisidir. Bu Çerçevede Âşığın Kendisini “Sezâ-Yı Vuslat” (Muhd. 2, Bt. 5) Gören Sevgiliye Karşı Kendisini “Bezm-İ Visâle Nâ-Sezâ” Görmesi Ve Ona “Kulluk Yeter Devlet Bana” (Muhd. 2, Bt. 6) Karşılığını Vermesi Konunun Divan Şiiri Geleneğinde Ele Alınışına Farklı Bir Boyut Kazandırmaktadır.
İçeriklerindeki Kadar İsimlerinde De Gönlü Öne Çıkaran Bu Eserler, Gerek Anlatım Gerekse Kurgularıyla Rahmî’nin Önemli Bir Edebî Birikim Ve Sanat Yeteneğine Sahip Olduğunu Yansıtmaktadırlar.
₺450,00
KİTAP TANITIMI
Bitlis İlinin Arazi Örtüsünün Belirlenmesi Kullanımı ve Planlamasına Yönelik Öneriler
Herhangi bir bölgenin ekonomik kaynaklarının harekete geçirilmesi ve dolayısıyla kalkınması için sürdürülebilir arazi kullanımına (land use), geçmişte olduğu gibi günümüzde de ihtiyaç duyulmaktadır. Sürdürülebilir arazi kullanımı çalışmalarında hem doğal ortam özellikleri hem de beşeri ve ekonomik özelliklerin tümüyle değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Arazi kullanımı açısından ele alınan bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) ile Bitlis ilinin mevcut arazi örtüsü/arazi kullanımı belirlenmiş, doğal ve beşeri coğrafya faktörlerinden kaynaklanan problemler tespit edilmiştir. Mevcut arazi kullanımına bağlı olarak sürdürülen beşeri ve ekonomik faaliyetler temel alınarak Bitlis ilindeki arazi kullanımı ve planlamasına yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. İldeki arazi kullanımı ve planlamasına yönelik öneriler SWOT analizleri ışığında belirlenmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
KENTSEL MEKÂNLARIN KULLANIMI VE SEYYAR SATICILIK DİYARBAKIR ÖRNEĞİ
1950’li yıllar Türkiye’de kırsal alanlardan kentlere doğru olan göçlerin hız kazandığı bir dönemdir. Kırsaldan olan bu göçler Diyarbakır’ı da etkilemiş ve 1980’li yıllara kadar devam etmiştir. 1980’li yıllarda ve özellikle 1990’ların başlarında Diyarbakır yeni bir göç olgusuyla karşı karşıya kalmıştır: Zorunlu Göç. Kente göç edip sığınan bu insanlar yaşam tarzlarını bilmedikleri bir ortamda, beş parasız, başlarını sokacak bir evden yoksun, gecekondularda ve zor şartlarda kente tutunmaya çalışmışlardır. Vasıfsız olan bu insanların birçoğu işe başlaması kolay, dükkan kirası olmayan, fazla sermaye ve işçi çalıştırmayı gerektirmeyen seyyar satıcılığı geçim kaynağı olarak seçmişlerdir. Seyyar satıcılık sadece bu kesimlerin değil, kentte yaşayan vasıfsız ve işsiz kitleler için de önemli bir gelir kaynağı olmuştur.
KİTAP TANITIMI
Trablusgarp Savaşı’nda Hilâl-İ Ahmer Cemiyeti (1911-1912)
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan değerli kurumlarımızdan biridir. Cemiyet 1868 yılında kurulmuş olsa da 1911 yılına kadar yani Trablusgarp Savaşı’nın başlamasına kısa bir süre kala üçüncü kez yeniden oluşum aşamasına gelmiştir. Daha sonra yardım faaliyetlerini günümüze kadar aralıksız olarak sürdürmüştür. Cemiyet Trablusgarp’taki faaliyetlerini, Osmanlı Devleti’nin doğrudan bir sınırı olmadığından Mısır ve Tunus üzerinden Trablusgarp’a ulaşarak yürütmeye çalışmıştır. Yaralı ve hasta Osmanlı askerlerine yardım etmek amacıyla sağlık heyetleri göndermiş olsa da Arap mücahitleriyle bölge halkına önemli yardımlarda bulunmuştur. Hilâl-i Ahmer sağlık heyetlerinin yardım faaliyetleri hiç de kolay olmamıştır. İtalyanlar, adeta uluslararası hukuk kurallarını çiğneyerek hem Cemiyet’in kurmuş olduğu sağlık merkezlerini uçaklarla bombalamış hem de Hilâl-i Ahmer çalışanlarını haksız yere esir etmişlerdir. Dolayısıyla Hilâl-i Ahmer sağlık heyetleri mücadelelerini bin bir güçlükle sürdürmüşlerdir.
Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşlarıyla başlayıp Milli Mücadele ile bitecek olan ve 10 yıl sürecek savaşların öncüsüdür. Karadan ve denizden İtalyanlarla savaşma imkanı olmamasına rağmen, Türk milletinin bir vatan toprağının direnmeksizin teslimi mümkün olmayacağı anlayışından hareketle buraya gönüllü subaylar gönderilmiştir. Bu subayların Trablusgarp’ta hem askerî sevk hem de yerel halkı örgütlemelerindeki yetenekleri İtalyanlara karşı önemli başarılar kazanmalarını sağlamıştır. Bu subayların başında Enver Bey ve Mustafa Kemal gelmektedir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
YENİ TELEVİZYON TEKNOLOJİLERİ VE DEĞİŞEN HABERCİLİK
Dijitalleşme ile birlikte iletişim teknolojilerinde hızlı bir dönüşüm yaşanmıştır. İnternet ve televizyonun iç içe geçmesiyle ortaya çıkan yeni televizyon teknolojileri hayatımızın pek çok alanında karşımıza çıkmaktadır. Habercilik de yeni televizyon teknolojileriyle birlikte biçim değiştiren alanlardan biri olmuştur. İnsanlığın en eski ihtiyaçlarından biri olan haber alma ve bilgi edinme ihtiyacı yeni televizyon teknolojileriyle birlikte ivme kazanmış; bilgiye ve habere ulaşmak da çok daha kolay hale gelmiştir.
Bu çalışma haberin toplanması, yazılması ve sunulmasındaki dönüşümü televizyon haberciliği çerçevesinde ele almaktadır. Sosyal medya tarafında ise ve yoğunlukta eğlence nitelikli içeriklerin paylaşıldığı Instagram’da haberciliğin nasıl şekillendiği incelenmiştir.
₺275,00