KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Gastronominin Disiplinlerarası Yolculuğu
₺340,00 -

FANTASTİK EDEBİYAT ve MASAL
-

ENGELLİ ÇOCUK SAHİBİ KADINLAR VE SOSYAL POLİTİKA
₺250,00 -

Edebiyat Bağlamında Alman Dilinin Gelişim Tarihi
-

Dijital Ortamda Marka İletişiminde Fayda-Zarar Ekseni: Vaka Analizleri
₺235,00 -

Davranışsal Maliye Yaklaşımları İle Vergi Uyumunun Artırılması
₺250,00 -

ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ EL KİTABI
-

Büyük Britanya Müzelerindeki Osmanlı Seramik Koleksiyonları
₺1.050,00 -

Bilimsel Araştırma Projeleri: Ağ Teorisi Perspektifi
₺235,00 -

Barok’ta Dans Müziği II
₺275,00 -

ÂRİF DÎVÂNI
₺405,00 -

ALMAN SİNEMASINDA TÜRK TEMSİLLERİ
₺315,00 -

A COMPARATIVE STUDY ON LITERARY FIGURES: MANSFIELD, ERTEM, HEMINGWAY, ESENDAL, YEATS, SULEIMAN THE MAGNIFICENT
₺195,00 -

Cryptocurrencies And Economic Modeling
₺390,00 -

Türkiye’de Yeniden Çeviribilim
₺455,00 -

Risâletü’l-İslâm
₺1.000,00
KİTAP TANITIMI
Altay Tiyatrosunda Levirat
Sibirya’da… Türklerin ata yurdu Altay’da… Çarlık Rusya’nın hâkim olduğu, Ekim Devrimi’nin henüz gerçekleşmediği bir dönem…
“Gelin”… Piyes boyunca adı verilmeyen herhangi bir Altaylı kadın… Kocası öldükten sonra bir başkasını sevse de onunla bir gelecek kurmasının önünde büyük bir engel vardır: “Levirat”.
Altaylı yazar M.V. Mundus-Edokov’un 1927 yılında kaleme aldığı “Ceñe” (Yenge) adlı piyes, tarihin en eski dönemlerinden beri pek çok uygarlıkta görülen “levirat” usulü evlilik biçimiyle kayınbiraderi ile evlenmek zorunda bırakılan bir kadının bu evlilikten kurtulma mücadelesini anlatır.
Sovyetler Birliği’nin edebî politikaları doğrultusunda piyesi kaleme alan yazar, eserinde “levirat” geleneği üzerinden kadın sorununu irdeler ve Çarlık Rusyası’nda yaşanan aksaklıkları gözler önüne serer.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
KENTSEL MEKÂNLARIN KULLANIMI VE SEYYAR SATICILIK DİYARBAKIR ÖRNEĞİ
1950’li yıllar Türkiye’de kırsal alanlardan kentlere doğru olan göçlerin hız kazandığı bir dönemdir. Kırsaldan olan bu göçler Diyarbakır’ı da etkilemiş ve 1980’li yıllara kadar devam etmiştir. 1980’li yıllarda ve özellikle 1990’ların başlarında Diyarbakır yeni bir göç olgusuyla karşı karşıya kalmıştır: Zorunlu Göç. Kente göç edip sığınan bu insanlar yaşam tarzlarını bilmedikleri bir ortamda, beş parasız, başlarını sokacak bir evden yoksun, gecekondularda ve zor şartlarda kente tutunmaya çalışmışlardır. Vasıfsız olan bu insanların birçoğu işe başlaması kolay, dükkan kirası olmayan, fazla sermaye ve işçi çalıştırmayı gerektirmeyen seyyar satıcılığı geçim kaynağı olarak seçmişlerdir. Seyyar satıcılık sadece bu kesimlerin değil, kentte yaşayan vasıfsız ve işsiz kitleler için de önemli bir gelir kaynağı olmuştur.
KİTAP TANITIMI
POSTHUMAN SPACE IN MARIO PETRUCCI AND ALICE OSWALD’S POETRY
Drawing on recent posthumanist theories that promote a non-anthropocentric perspective, this study examines the works of contemporary British poets Mario Petrucci and Alice Oswald. It is argued that their poetry can be described as posthuman poetry, which envisions posthuman spaces of becoming where human and nonhuman worlds coexist on a non-hierarchical basis. Petrucci’s engagement with ecocritical crises in the Anthropocene underscores the limits of human agency, and it foregrounds destructive impact of human actions on the ecosystem. In a posthuman context, therefore, Petrucci problematises the human/nonhuman binary by representing the erosion of the anthropocentric worldview in the face of environmental crises such as deforestation, global warming, and the Chernobyl nuclear disaster in Bosco (1999), Heavy Water: A Poem for Chernobyl (2004) and Half Life: Poems for Chernobyl (2004). In these collections, challenging the perception of nonhuman matter as passive, Petrucci emphasises the agency of trees and radioactive particles. Similarly, Alice Oswald moves the reader beyond the human-centred treatment of the natural world. Rejecting human exceptionalism, Oswald’s Dart (2002) presents a polyphonic meshwork where the voices of alternating human speakers and the River Dart interweave within a posthuman space. Representing the intersubjective and dialogic exchanges between the human and nonhuman inhabitants of the Severn Estuary and the lunar cycle, Oswald’s A Sleepwalk on the Severn (2009) further problematises the subject/object binary by creating a posthuman space of becoming grounded in a communicative framework. Hence, bringing Petrucci and Oswald together, this study draws attention to trans-corporeal and polyphonic entanglements of human-nonhuman, subject-object and self-other non-binaries, and it aims to show how poetry, as a literary medium, can contribute to questioning and transforming the anthropocentric vision of humankind in the contemporary world.
KİTAP TANITIMI
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü İngilizce Hazırlık Programının Değerlendirilmesi ve Bir Model Önerisi
Yabancı dil öğrenme hem bilişsel davranışları hem de psiko-motor becerileri birleştiren bütünsel bir süreçtir. Öğrencilerin yaptığı şey, söz konusu bilişsel davranışları ve motor becerileri geliştirerek, yabancı dilin iletişim sistemini edinmektir. Bu davranış ve becerilerin geliştirilmesi için oldukça iyi düzenlenmiş bir yabancı dil programının geliştirilmesi gerekmektedir. Buna göre de program geliştirme süreci gereksinimlerin saptanması, amaçların belirlenmesi içeriğin seçimi, programın uygulanması ve sonuçların değerlendirilmesi şeklinde desenlenmektedir.
Günümüzde dil eğitiminde farklı program uygulamaları söz konusu olduğundan özellikle hazırlık programlarının önemi daha da artmakta ve gereksinime dayalı yabancı dil öğretimi modelleri ön plana çıkmaktadır. Bu kitap bir İngilizce Hazırlık Programının amaç, içerik, öğrenme-öğretme süreçleri ve değerlendirme boyutlarını ele alarak, programın değerlendirilmesi ve yapılan bu değerlendirmenin sonunda bir model sunulması amacı ile gerçekleştirilmiştir.
Kitap alan uzmanlarına, uygulayımcılara ve bu konuda çalışma yapacak araştırmacılara ışık tutması ve bu konuda güncel çalışmaların yapılmasında yol gösterici olması açısından önemli görülmektedir.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
TÜRKİYE’NİN SIHHÎ-İCTİMÂÎ COĞRAFYASI BÂYAZÎD VİLÂYETİ DEĞERLENDİRME-KARŞILAŞTIRMA-TRANSKRİPSİYON-TIPKIBASIM
Sağlık Bakanlığımızca 1922 yılından itibaren yayımlanmaya başlanan Türkiye’nin Sıhhî-İctimâî Coğrafya dizisi içinde yer alan “Bâyazîd Vilayeti” Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemin Coğrafi özelliklerini ifade etmesi bakımından önem arz etmektedir.
Bu çalışmada Bâyazîd Vilayetinin coğrafi özellikleri bakımından değerlendirilmesi yapıldıktan sonra Ağrı ilinin günümüz coğrafi özellikleriyle karşılaştırılması yapılarak gelinen nokta belirtilmeye çalışılmıştır. Bunun sonucunda Bâyazîd Vilayeti ile Ağrı ili arasında idari, sağlık, ulaşım, nüfus, eğitim, ekonomik faaliyetler vb. yönlerden önemli değişim ve ilerlemelerin olduğu görülmektedir.
Böylece yörenin geçmişi ve günümüzdeki durumu anlaşıldıktan sonra geleceğe dair sağlık, nüfus, eğitim, sosyal, ekonomik faaliyetler, ulaşım ve idari alanda planlanmanın yapılması daha kolay olacaktır.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
ANTON TCHEKHOV AND OTHER ESSAIS
From times immemorial, literature has accumulated a large and varied store of all kinds of general ideas and conceptions, material and metaphysical, to which the masters have recourse the moment the over-exacting and over-restless human voice begins to be heard. This is exactly the point. Tchekhov himself, a writer and an educated man, refused in advance every possible consolation, material or metaphysical. Not even in Tolstoi, who set no great store by philosophical systems, will you find such keenly expressed disgust for every kind of conceptions and ideas as in Tchekhov. He is well aware that conceptions ought to be esteemed and respected, and he reckons his inability to bend the knee before that which educated people consider holy as a defect against which he must struggle with all his strength. And he does struggle with all his strength against this defect. But not only is the struggle unavailing; the longer Tchekhov lives, the weaker grows the power of lofty words over him, in spite of his own reason and his conscious will. Finally, he frees himself entirely from ideas of every kind, and loses even the notion of connection between the happenings of life. Herein lies the most important and original characteristic of his creation. Anticipating a little, I would here point to his comedy, The Sea-Gull, where, in defiance of all literary principles, the basis of action appears to be not the logical development of passions, or the inevitable connection between cause and effect, but naked accident, ostentatiously nude. As one reads the play, it seems at times that one has before one a copy of a newspaper with an endless series of news paragraphs, heaped upon one another, without order and without previous plan. Sovereign accident reigns everywhere and in everything, this time boldly throwing the gauntlet to all conceptions. In this, I repeat, is Tchekhov’s greatest originality, and this, strangely enough, is the source of his most bitter experiences. He did not want to be original; he made super-human efforts to be like everybody else: but there is no escaping one’s destiny. How many men, above all among writers, wear their fingers to the bone in the effort to be unlike others, and yet they cannot shake themselves free of clichéyet Tchekhov was original against his will! Evidently originality does not depend upon the readiness to proclaim revolutionary opinions at all costs. The newest and boldest idea may and often does appear tedious and vulgar. In order to become original, instead of inventing an idea, one must achieve a difficult and painful labour; and, since men avoid labour and suffering, the really new is for the most part born in man against his will.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Siyasal Kampanyalar Propaganda ve Reklamcılık
İnsanların topluluklar halinde yaşamalarıyla birlikte yöneten-yönetilen kavramının ortaya çıkması, günümüzdeki tabiriyle siyasetin var olmasını sağlamıştır. Siyasette iktidar olma mücadelesinin başlamasıyla birlikte propaganda ve reklamcılık faaliyetleri de siyasal iletişim aktörleri tarafından yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu faaliyetler çerçevesinde yürütülen siyasal kampanyalar, seçim zamanlarında iktidara aday olan siyasi parti ve liderler tarafından seçmenlere ulaşabilmek için yapılan seçim kampanyaları ile belirli bir konuda halkın görüşüne başvurmak için yapılan referandum (halkoylaması) kampanyalarında yürütülen propaganda çalışmalarıdır. Siyasal kampanya çalışmalarının önemi günümüzde daha da artmıştır. Siyasi partiler, özellikle de seçim dönemlerinde siyasal kampanya çalışmaları için bu işle ilgili, deneyimli, profesyonel kişilerle çalışmakta ve bütçelerinin büyük bir kısmını bu alan için harcamaktadırlar. Bu bağlamda bu kitapta, siyasal kampanyaların önemli yöntemleri olan propaganda ve reklamcılık ile siyasal kampanyalar ve kamuoyu konuları incelenmiş, bu kuramsal çerçevenin uygulama alanındaki açılımına bakmak için ise 12 Eylül 2010 Anayasa değişikliği referandumunun Adalet ve Kalkınma Partisi (AK PARTİ) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) siyasal kampanyaları üzerinden karşılaştırılması yapılarak kampanyalarda seçmeni etkileme bakımından büyük bir öneme sahip olan mitinglerin analizi yapılmıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
RAÛFÎ DİVANÇESİ
Seyyid Ahmed Raûfî, 1657 (h. 1068) yılında Üsküdar’da doğmuş, mutasavvıf kimliğiyle ön plana çıkmıştır. Koca Sinan Paşa Camii civarındaki evinin yanında kurduğu tevhithanede irşat ile meşgul olmuştur. Raûfî Efendi, Halvetiye tarikatının Raufiyye şubesinin kurucusudur ve yaklaşık 20 kadar halife yetiştirmiştir.
Şiirlerini sade bir üslupla kaleme alan Seyyid Ahmed Raûfî’nin hemen hemen bütün şiirleri tasavvufî içeriklidir. Raûfî, Allah ve Hz. Muhammed aşkını coşkun bir şekilde terennüm etmiştir. Kâmil insan olma yolunda gerek müritlerine gerekse diğer insanlara öğütler verdiği, Müslüman bir bireyin nasıl davranması gerektiğini açıkladığı şiirleri; onun mürşit-i kâmil olduğunun ve şiiri öğretici bir araç olarak kullandığının göstergesidir.
Bu çalışmada, öncelikle Seyyid Ahmed Raûfî’nin hayatı, mutasavvıflığı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, daha sonra şairin Divançe’sinin hem biçimsel hem de içerik bakımından incelemesi yapılmış ve transkripsiyonlu metni ile dizini sunulmuştur.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Stratejik Planlama ve Stratejik Pazarlama Planı Hazırlama Rehberi
Ülkemizde işletmelerin ortalama ömrünün kısa olması büyük oranda değişime uyum sağlamakta yaşadıkları güçlükten kaynaklanmaktadır. Değişimi öngörebilen ve hızla strateji geliştirip uygulayabilen işletmelerin rakiplerine oranla daha başarılı olacağı açıktır. Bu anlamda uzun vadeli ve geleceğe dönük bir bakış açısı taşıyan stratejik planlar, girişimciler için önemli bir rehber olmakta, amaçların gerçekleşmesini sağlamakta ve resmin bütünün algılamasını kolaylaştırmaktadır. Bu eserde stratejik planlama, stratejik pazarlama planı hazırlama süreci örnek uygulamalı olarak anlatılmaya çalışılmıştır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
RİSKE MARUZ DEĞER
Finansal piyasalarda risk ölçüsü olarak kullanılan Riske Maruz Değer (VaR), belirli bir zaman periyodunda ve güven düzeyinde elde tutulan portföyün uğrayacağı maksimum kaybı para miktarı olarak ifade eder. VaR, portföyün mümkün kayıplarının istatistiksel ölçüsünü özetleyen tek bir rakam olma özelliği taşımaktadır. Bu nedenle, yönetici kadrolarının ortaya çıkan tek bir rakama bakarak riskin karşılanabilir olup olmadığına dair karar almalarına yardımcı olmakta, dolayısıyla riskten korunmalarını sağlamaktadır. Finansal raporlarda sunulma zorunluğu bulunan VaR, piyasalarda faaliyet gösteren kurumlar tarafından da geniş kabul görmektedir.
Bu kitap finansal risk ölçümünde kullanılan VaR hesaplama yöntemlerini hem teorik hem de uygulamalı olarak ele almaktadır. Ayrıca bölüm sonlarında yer alan VaR uygulamalarına ait R kodları kitabın sonunda okuyucuya sunulmaktadır. Kitapta bulunan konular ana başlıklar ile aşağıdaki gibidir:
– Risk Kavramı ve Ölçülmesi
– Riske Maruz Değer (VaR)
– Tutarlı Risk Ölçülerinin Özellikleri
– Koşullu VaR
– Varyans-Kovaryans Yaklaşımı
– Tarihi Simülasyon Yaklaşımı
– Monte Carlo Yaklaşımı
– Hareketli Ortalamalarla Volatilile Modeli
– Geriye Dönük Test
– R Ugyulama Kodları
₺235,00
KİTAP TANITIMI
HAVACILIK AJANDASI
Havacılık Endüstrisini “örgütsel davranış” penceresinden ele alan Havacılık Ajandası; uçaklar, havayolu kültürleri, pilotlar ve havacılık tarihine damgasını vuran kazalara ilişkin dört önemli maddeden oluşuyor. Ajandanın ilk maddesinde günümüzden bugüne uçakların gelişimine değinilerek havacılık tarihine ilişkin büyük resim sunulmuştur. Ajandanın ikinci maddesinde ulus kültürü ve örgüt kültürü arasındaki etkileşime değinerek, hata yönetimi ve havacılık kültürleri anlatılmıştır. Üçüncü madde iyi bir pilotta olması gereken özellikleri; kişilik, zekâ, psikomotor beceriler, ekip kaynak yönetimi becerileri ve uçuş motivasyonu açısından sınıflandırarak ideal bir pilot profilinin detaylarını anlatır. Dördüncü madde Tenerife ve Portland Oregon kazalarının iç yüzünü anlatarak, kaza incelemeleri sonucu farkındalıkla temelleri atılan ekip kaynak yönetimine vurgu yapar.
₺0,00
KİTAP TANITIMI
ABD’de Ev Okulu Uygulaması
1960’ların sonunda ABD’de ana akım kültüre eleştirel yaklaşan grupların girişimleriyle ortaya çıkan ev okulu (homeschooling), görece kısa bir süre içinde “marjinal” bir tercih olmaktan çıkarak Amerikan eğitim sisteminin yasal seçeneklerinden biri haline gelmiştir. Peki, eğitimin toplum kimliğinin inşasında merkezi bir rol oynadığı bir ülkede ev okulu nasıl doğmuş ve ana akımın parçası olmuştur? Bu kitapta, ev okulunun tarihsel gelişimi, hukuki meşruiyet mücadelesi ve ebeveyn motivasyonları Amerikan toplum kimliği bağlamında sosyolojik bir perspektifle ele alınıyor. Ev okulu yalnızca pedagojik bir tercih olarak değil; devlet, aile, yurttaşlık ve eğitim arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlandığı bir zeminde, eğitim-toplum etkileşiminin dönüşümünü görünür kılan dinamik bir toplumsal olgu olarak inceleniyor.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
HALKLA İLİŞKİLER VE KAMPANYALAR
Sosyoekonomik ve siyasal gelişmeler, örgütlerin dikkat çekebilmek için farklı stratejiler üretmesini zorunlu kılmaktadır. Enformasyondaki gelişmeler ekonomiyi etkilemekte ve iletişim stratejilerinin önemi artırmaktadır. İletişim stratejilerinden biri de önemini hiç kaybetmeyen kampanya organizasyonlarıdır. Günümüzde, halkla ilişkiler kapsamında kampanya organizasyonları üzerine birçok çalışma bulunmaktadır. Çalışmalarının bir kısmı kampanyaları, etkinlik yönetiminin altında değerlendirmektedir. Kitabımıza konu olan çalışmamızda ise; etkinlik yönetiminden daha özel bir konu olduğunu düşünmekteyiz. Halkla ilişkiler uzmanlığına aday olan Uşak Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık öğrencilerinin tasarladıkları kampanya çalışmalarından oluşan bir seçki bulunmaktadır.
Amacımız; Yeni nesil Halkla İlişkiler uzmanlarını cesaretlendirmek ve alanda çalışmak isteyenlere yol gösterici olmaktır.
Bilginlerle beraber düşünmeli, halkla birlikte hareket etmelidir.
George Berkeley
₺380,00
KİTAP TANITIMI
ÇANAK(KALE) OLAYI
Çanak(kale) Olayı (Eylül-Ekim 1922), Türk Millî Mücadelesi’nin sona erme aşamasında patlak verdi ama bitmesi an meselesi olan savaşı neredeyse yeniden başlatabilecek bir mahiyette tezahür etti. Çanak krizinde iki taraf vardı: Türkiye ve İngiltere. Türkler haklı ve kutsal mücadelelerini kazanmış, istilâcı Yunanlıları “İzmir’de denize dökmüş” ve silahlı kuvvetleriyle Çanakkale boğazına yönelerek tarafsız bölge olarak adlandırılan işgal sahasıyla İstanbul ve Trakya’yı kurtarmak arzusundaydılar. Savaşın sonunda bir sürprizle karşı karşıya kalmak istemiyorlar, temkini elden bırakmadan hedeflerine korkusuzca yürüyorlardı. İngilizler ise öncelikle Cihan Harbi’ni kazanmanın mağrurluğuyla hareket ediyorlar, dünyanın en önemli kilit noktalarından olan Çanakkale ve Karadeniz boğazlarının kontrolünü bırakmak istemiyorlar, bu suretle boğazları “güneş batmayan imparatorluklarının” ve özelde Akdeniz hâkimiyetlerinin ana dayanak noktası haline dönüştürmek düşüncesini taşıyordu. Böylece Cebelitarık ve Süveyş’le birlikte Çanakkale boğazına sahip olan Britanya, tüm çıkışlarını elinde tuttuğu Akdeniz havzasının kontrolünü kolayca sağlayacaktı. Türkler için Çanak bunalımı “bir vatan müdafaası ve istilâcı düşmanın Anadolu ve Trakya coğrafyasından kovulması” esasına dayanırken, İngilizler için “uçsuz-bucaksız topraklarına yenilerini katmak” gibi “emperyal ve açgözlü bir gaye” amacını taşıyordu.
Sınırları ilk olarak “Sevr’de belirlenen “tarafsız bölge”, Anadolu yakasında Şile’nin doğusundan Edremit körfezine, Trakya’da ise Karaburun’dan Saroz körfezine kadar uzanarak tüm Marmara denizini içine alıyor, orada İtilaf devletleri adı altında esasında İngiltere adına “boğazlara dayanarak oluşturulacak istikbaldeki Akdeniz hâkimiyetinin” esaslarını belirliyor, “müdahale edilemez” bir sahayı rezerv ediyordu. Plân tutarsa Rusya da bir çırpıda saf dışı bırakılmış olacaktı. Ancak Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki Millî Mücadele’nin büyük başarısı, Türk milleti ve vatanının kurtuluşunu sağladığı gibi, bütün bu hayalî beklentileri boşa çıkardı, Türkiye’ye yönelik gizli ve açık projeleri Sevr Antlaşması gibi geçersiz kıldı. İngiltere, Çanak(kale) bunalımı sürecinde başarısız bir kriz yönetimi sergiledi. Uçuk hayallerine rağmen yine de prestijinin sarsılabileceği düşüncesiyle herhangi bir askerî çılgınlıkta bulunmadı, kapıya kadar gelen savaş tehlikesi diplomatik girişimlerle çözüldü. Bunda hem Türk Başkumandanı’nın doğru hamleleri ve hem de Cihan Harbi galibi İngiltere’nin Türklerden duyduğu endişeler sebebiyle çatışmayı göze alamamasının büyük rolü oldu. Misâk-ı Millî ilkeleriyle hareket eden yeni Türk devleti Mudanya Mütarekesi’yle Doğu Trakya’yı kurtardı ve barışın ön şartlarını hazırladı, Lozan Antlaşması’yla ise müstakbel Türkiye Cumhuriyeti’ni sağlam temeller üzerine oturtmuş oldu.
Çanak(kale) Olayı önemine rağmen bugüne kadar tarihçilerin çok fazla ilgisini çeken bir husus olmamıştır. Makale, bildiri ve kitap boyutunda konuyla ilgili yapılan akademik çalışmalar Türkiye, İngiltere ve dünya için de oldukça sınırlıdır. Bu önemli hadiseyi İngiliz arşiv belgeleri ve parlamento tutanaklarıyla ortaya koyan yazar, bunalımla ilgili en önemli ve detaylı akademik çalışmalardan birini bilim âlemine kazandırmış olmaktadır. Belge ve tutanaklardan istifadeyle yazılan metin ve ekleriyle okuyucuya sunulan bu ehemmiyetli monografik eser sebebiyle aynı zamanda öğrencim olan yazarı içtenlikle kutluyorum. Bu kıymetli eserin, akademik camiaya ve konunun ilgililerine faydalı olmasını diliyorum.
Prof.Dr. Enis ŞAHİN
₺1.050,00
KİTAP TANITIMI
Spencer Kagan’ın İşbirlikli Öğrenme Yapıları
- yüzyılın başından itibaren, öğrenme-öğretme anlayışımızı şekillendiren sayısız pedagojik kaynak ve bilimsel veri üretilmiştir. Öğrenme hakkında 100 yıl öncesine göre çok daha fazla bilgimiz olduğu açıktır. Ancak bilgi sınıflara aktarılamadığı, öğrencilerin hayatına dokunamadığı sürece değer kazanmaz. Bu anlamda, ‘öğretmenler bu bilgileri ne kadar uygulamaya koyabilmektedir? sorusu önem kazanmaktadır. Eğitim araştırmalarının kayda değer bir çoğunluğu bu soruyu cevaplamaya uğraşmaktadır. Cevabı bulma çabalarının devam edeceği konusunda elimizde güçlü kanıtlar da vardır. Amerikalı eğitim psikoloğu Spencer Kagan, yapısal yaklaşımıyla bu temel soruya uygulamada karşılığı olan bir cevap üretmiştir. Kagan yapıları, işbirlikli öğrenme konusunda teoriği pratiğe başarılı bir şekilde aktarabileceğimiz etkili bir çözüm sunmaktadır.
Bu kitap, Spencer Kagan tarafından geliştirilen ve işbirlikli öğrenme tekniklerinin önemli bir bölümünü temsil eden Kagan’ın İşbirlikli Öğrenme Yapıları’nı merkeze almaktadır. Kagan tarafından 280’in üzerinde yapı geliştirilmiştir. Giriş niteliğindeki böylesine bir çalışmada yapıların tamamını ele almak mümkün görünmemektedir. Bu nedenle kitap, Kagan’ın Yapısal Yaklaşımı’nı tanıtan genel bir çerçeve sunmakta; araştırmalarda ve eğitim uygulamalarında öne çıkan bazı yapıları tanıtmakta; eğitimcilere ve araştırmacılara katkı sağlayacağı düşünülen ilgili araştırmaları tematik bir bakış açısıyla serimlemektedir.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Parental Deprivation and Social Adaptation Problems in Children in Developmental Psychology
This doctoral thesis examines the profound effects of parental loss on children’s social, emotional, and cognitive development. Parental deprivation significantly compromises children’s sense of security, disrupting social competence and empathy levels. In-depth interviews conducted with 200 children and families in Manila, Philippines, reveal that children who lack parental support struggle to establish strong social bonds and often experience heightened levels of loneliness and social anxiety. This deprivation contributes to emotional and cognitive constriction, limiting children’s ability to express themselves effectively in social interactions. Findings highlight the critical role of supportive social networks—particularly relatives, teachers, and peers—in facilitating children’s adaptation processes. The study underscores that parental loss leaves lasting psychological imprints on children, emphasizing the importance of early intervention programs to foster healthy relationship-building and mitigate the long-term social and emotional consequences of parental deprivation.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Writing while Traveling all Around
Writing while Traveling all Around is basically concentrated on writing about observations of travelers. Writers express their thoughts, feelings and ideas about their views. Travel writers in this book mainly work on literary texts as well as factual matters.
Writers note their significant quotations from the literary studies. They indicate how their observations cause change over individuals and how places influence human lives. The literary texts signify the creation of new identities by the time individuals see the places or by the time they read about what is written about those places.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
KAMUDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM
Bilişim ve iletişim teknolojilerindeki son dönemlerdeki gelişmeler tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkilemektedir. Bilginin elde edilmesi, depolanması, işlenmesi ve iletilmesi açısından dijitalleşme tüm sektörleri olduğu kadar kamu sektörünü de içine almaktadır. Son yirmi yıldır ülkemizde kamu sektöründe bu tarz sistem, altyapı ve portalleri geliştirme ve iyileştirme çabaları artmıştır. Öte yandan bilgisayar okuryazar sayısı ve bu portalleri ve sistemleri kullanan vatandaş sayısı da artmıştır. Buna mukabil konuyu geniş ve disiplinlerarası perspektiften ele alan ve ortaya koyan Türkçe yayın sayısı çok azdır. Bu kitap bu açığı kısmen kapatarak, KAMUDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM’ü kamu kuruluşları, kamu çalışanları ve bu çalışmaların yararlanıcıları açısından ele almaktadır.
Bu kitapta, Türkiye’de ve dünyadaki kamusal dijital dönüşüm yaklaşımlarını anlamak, Türkiye’nin durumunu diğer ülkelerdeki uygulamalarla karşılaştırmak, iyi örnekler uygulamalar hakkında fikir sahibi olmak ve dijital dönüşüm konusundaki kamuya yönelik çalışmaları kayıt altına almak amaçlanmıştır. KAMUDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM kitabı kamuyu ilgilendiren dönüşüm platformlarını, dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmeleri, bazı kamusal uygulamalar, kurumsal ve bireysel uyum süreci gibi farklı noktaları da değerlendirerek irdelemektedir. KAMUDA DİJİTAL DÖNÜŞÜM, bilhassa konuyla sıklıkla karşılaşan kamu yöneticileri, kamu çalışanları, kamu çalışmaları yapanlar veya akademik faaliyet gösterenler açısından bir kılavuz mahiyetinde kullanılabilecek bir çalışmadır.
₺560,00
KİTAP TANITIMI
Menâkıbnâme-i Mustafâ Safî-i Âmedî
Boluda Halvetîlik denildiği zamân ilk akla gelen meşhûr mutasavvıflar Mudurnulu Dâvûd El-Halvetî, Kemâl Ümmî, Mustafâ Konrapavî, Göynüklü Akşemseddîn ve Ömer Sikkîn Dede gibi bazı âbide şahsiyetlerdir. Bolu merkezden Mustafâ Safî Efendi, Nasrullâh Sırrı Efendi, Muhammed Reşid Efendi, Gerededen Aziz Halîl Efendi, Geredeli Abdullâh Efendi ve Mudurnudan Halîl Rahmi Efendi ise yine son dönemin önemli Halvetî şeyhleridirler. Mustafâ Safî-i Âmedî Efendi, tarîkat-i Halvetiyyenin dört ana kolundan Cemâliyye koluna bağlıdır. Bu kolun aşağıya doğru şubelenişine bakılacak olursa Halvetiyye-i Şabâniyyenin Nasûhiyye şubesinden ayrılan Çerkeşiyye şubesi Mustafa Safî Efendinin de yetiştiği şubedir ancak halîfeliğini aldığı şube ise Halîliyye şubesi olmuştur. Boluya Çerkeşîlik, Şeyh Mustafâ Safî Efendi tarafından Aktaş Dergâhı vâsıtasıyla getirilmiş ve 1813-1846 yılları arası 33 sene boyunca şehir hayatına hâkim kılınmıştır. Safî Efendi, Halvetiyye içerisinde ayrı bir kol kurmamıştır. Tarîkat adabında her dâim Çerkeşî usûlü ile Şeyh Şabân-ı Velîye bağlı kalınmıştır.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
İtilâf Güçlerinin İstanbul’daki İşgal Uygulamaları (1918-1923)
Osmanlı Devleti’nin toprakları üzerindeki rekabetlerinden dolayı Avrupalı Devletlerce ortaya atılan Şark Sorununun en temel boyutlarından birini hiç kuşkusuz İstanbul’un ve Boğazların Türk hakimiyetinde bulunması oluşturuyordu. Bölgeyi kontrolleri altına alabilmek için yıllarca büyük bir çaba gösteren bu devletler I. Dünya Savaşı’nın ardından 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’ni bahsedilen amaçlarını gerçekleştirebilmek adına önemli bir fırsat olarak görmüşlerdi. Nitekim Mütareke’nin imzalanmasından yalnızca iki hafta sonra 13 Kasım 1918’de donanmalarını İstanbul’a getirmişler, Mütareke’nin 1. maddesi kendilerine yalnızca Boğazları işgal etme yetkisini, 9. madde ise İstanbul’daki liman ve tersanelerden yararlanma hakkını vermiş olmasına rağmen bu tarihten itibaren hukuk dışı bir anlayışla gerek donanmalarından çıkardıkları gerekse Batı Trakya’dan getirdikleri askerlerle şehri baştan başa işgal etmeye başlamışlardır. Oluşan bu fiili işgal durumu 16 Mart 1920’de yerini resmi bir niteliğe bırakmış, İstanbul’un işgal altında geçirdiği süre işgal güçlerinin son birliklerinin şehri terk ettikleri 2 Ekim 1923 tarihine kadar yaklaşık beş yıllık bir dönemi kapsamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ve İstanbul’un işgalden kurtuluşunun 100. Yıldönümü münasebetiyle hazırlanan bu kitap; işgalci İtilâf güçlerinin yaklaşık beş yıllık süre boyunca İstanbul ile ilgili olarak gerçekleştirdikleri askeri, siyasi, adli ve idari uygulamaları, bu uygulamaların Osmanlı Hükümet çevreleri üzerinde oluşturduğu baskıları, İstanbul’un Türk ahalisinin yaşadığı işgal acılarını ve İstanbul’daki Rumların ve Ermenilerin işgal döneminde ortaya koydukları tavrı Türk arşiv belgeleri ışığında mercek altına alıyor.
₺1.150,00
KİTAP TANITIMI
Tür ve Şekil Bilgisi Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında
Başlangıçtan Günümüze türk Edebiyatında Tür ve Şekil Bilgisi, yüzyıllar boyunca gelişen ve süren zengin edebiyat birikimimize bütüncül bir bakışın ışığında şekillenmiştir.
Klasik Türk Edebiyatı, Türk Halk Edebiyatı, Tekke- Tasavvuf Edebiyatı ve Yeni Tük Edebiyatı gibi bölümlemeler altında, edeb,yatımızda kullanılan nazım şekilleri ve türleri örnekler ve açıklamalarla ele almıştır. Kitapta nesir türleri de geniş bir şekilde açıklanmış ve örneklenmiştir.
Bu kitap Türk edebiyatının nazım ve nesir olarak tümüyle ele alan kapsamlı bir çalışma olarak benzerlerinden ayrılmaktadır.
Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Tür ve Şekil Bilgisi aktif eğitim anlayışına göre hazırlandığı için, öğrencilerin kendilerini ölçme değerlendirme yönü de unutulmamıştır. Eserde ölçme ve değerlendirme amacıyla hazırlanmış 9 adet test sınavı bulunmakta ve bu testlerin soru sayısı üç yüze ulaşmaktadır
KİTAP TANITIMI
Uygulamalı Dilbilim II
Bu kitap, dilbilimin kuramsal ve uygulamalı yönlerini bir araya getirerek dil ile ilgili konuları çok boyutlu bir açıdan ele alan bir çalışmadır. Doğal dil işleme, yazınsal göstergebilim, hermeneutik, iki dilli edimbilimsel edinç, iki dilli söz varlığı, iletişimsel dil yeterliliği, söylem çözümlemesi ve tür çözümlemesi gibi alanları disiplinlerarası bir yaklaşımla inceleyen eser, dilin bilişsel, toplumsal ve kültürel yapısını bütüncül bir çerçevede ele almaktadır. Kitapta, dilin yorumlayıcı ve simgesel boyutlarından teknoloji temelli çözümleme yöntemlerine; iki dillilik araştırmalarının güncel yönelimlerinden söylem odaklı incelemelere uzanan geniş bir yelpazede kuramsal açıklamalar ve değerlendirmeler sunulmaktadır. Dil öğretimi, dil edinimi, dilbilimi çalışmalarıyla ilgilenen araştırmacılar, lisans ve lisansüstü öğrencileri ve disiplinlerarası çalışan akademisyenler için önemli bir kaynak olma niteliği taşıyan bu eser, çağdaş dilbilimin farklı yönelimlerini bir araya getirerek alanın güncel tartışmalarına katkı sunmayı amaçlamaktadır.
₺360,00
KİTAP TANITIMI
Posthüman Ekofeminizm
İnsan olmak ne anlama gelir ve insan olmanın sınırları nerede başlar, nerede sona erer? Beden ile çevre, insan ile insan olmayan varlıklar ve insan ile teknoloji arasındaki sınırlar gerçekten ne kadar belirgindir? Beden, doğa ve teknoloji arasındaki ilişkiler yeniden düşünüldüğünde nasıl bir özne ortaya çıkar?
Bu çalışma, posthümanizm ile ekofeminizmin kesişiminde şekillenen posthüman ekofeminizm yaklaşımını ele alarak bu soruların izini sürüyor. İnsanmerkezci düşünceyi ve ataerkil tahakküm biçimlerini birlikte sorgulayan bu yaklaşım, özneyi sabit ve özerk bir varlık olarak değil; bedenler, canlı ve cansız varlıklar, doğa ve teknolojiler arasındaki ilişkiler içinde sürekli dönüşen bir oluş süreci olarak yeniden düşünmeyi öneriyor.
Çalışmanın odağında Larissa Lai’nin Salt Fish Girl ve Han Kang’ın The Vegetarian adlı romanları yer alıyor. Yakın okuma yöntemiyle incelenen bu eserler aracılığıyla beden, doğa, teknoloji, dönüşüm ve türlerarasılık arasındaki ilişkiler sorgulanıyor; insanın kendisini merkeze alan düşünce biçimlerinin sınırları görünür kılınıyor.
Posthüman ekofeminizm, edebiyatı yalnızca insan deneyimini anlatan bir alan olarak değil, insanın diğer canlılarla, doğayla ve teknolojiyle kurduğu ilişkileri yeniden düşünmeye imkân veren bir karşılaşma alanı olarak ele alıyor. Bu doğrultuda çalışma, posthüman ekofeminizmi yalnızca kuramsal bir çerçeve olarak değil, edebi metinleri farklı bir perspektifle yeniden okumayı ve insan olmanın anlamını sorgulamayı mümkün kılan eleştirel bir yaklaşım olarak ortaya koyuyor.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Nasyonal Sosyalist Dönemde Yaşam ve Alman Yazını
Adan Zye her alana müdahale edilirken, toplum ve düşünce birlikte şekillendirilmiştir. Bu politikanın önemli ayaklarından biri, sosyal kimlikleri üzerinden bireyi yeniden tanımlamak olmuştur. Bireye rolünü, ideal halini, rolünün karşılaması gerekenleri çeşitli yollarla empoze etmiş, hatta öğretmişlerdir.
Her cinsiyetin ve her yaş grubunun belirli işlevleri yerine getirecek bir mekanizma olarak nasyonal sosyalist yönetime hizmeti hedeflenmiştir. Bunun için de Hitler, toplumda kadın ve erkek rollerini kesin hatlarla belirlemiştir.
Ancak bununla kalmamıştır. Toplum politikası çerçevesinde uyguladıkları doğum politikasıyla, doğmuş veya henüz doğmamış çocuklara da rol dağıtılmış ve bu rollere göre görev verilmiştir: Arı ırktan olanlar doğmalı, gelecekteki asker olmalı, özel ırkı devam ettirecek şekilde yetiştirilmelidir. Arı ırka leke getirecek veya getirme ihtimali olan bebekler anne karnında öldürülmeli, anne rahmine düşmeleri engellenmeli, doğmuşsa öldürülmeli, anne veya babasına rağmen sağlıklıysa (bir süre durumu takip edildikten sonra) arı ırk ailelere verilip, kimliği değiştirilip değerlendirilmelidir.
Bir rejimin bunları yapabilecek güce nasıl eriştiğinin, düşünce dünyasını yönlendiren edebiyatın aynı dönemde nasıl şekillendiğinin bilgisini sunan bu çalışma, Alman kültür tarihine ve Alman Edebiyatına dair önemli bilgileri sunarken, yaşam için insanın tercih olasılıklarını da hatırlatmaktadır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
1980-1990 Dönemi Türk Siyasal Sürecinde ANAP ve ANAP Seçmen Profili
Bu çalışma Anavatan Partisi’nin (ANAP) 1983 seçimlerinde kazandığı başarının 1980-90’lar Türkiye Siyasal hayatı içindeki anlamını kavramaya çalışmaktadır. Bu süreçte iki dönem üst üste tek başına iktidarı kazanan partinin genel başkanını ve seçmeninin özelliklerini çalışmanın merkezi problemi olarak ele alıyoruz.
Partinin kurucu genel başkanı olarak Turgut Özal, Türk siyasal hayatı içinde önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle 12 Eylül 1980 darbesinin sona erdirdiği sivil siyaset içinde Özal’ı değerlendirmeliyiz. Her şeyden önce 1980’de başlayacak olan yeni ekonomik düzenin baş aktörü olarak gördüğümüz Özal, darbe sonrası siyasal kadrolar içinde yer almıştır. Bu ekonomik politikanın sürdürücüsü olarak darbecilerin kararını ve Özal’ın rolünün sürekliliğini görüyoruz.
Bu görünüme tezat olan işleyiş ise Özal’ın ekonomi yönetiminden ayrılmasıyla başlıyor. Yeni dönemde sivil siyasal hayata geçilirken, Turgut Özal, askeri yönetimin uzantısı görünümündeki partilerin aksine “sivil” bir siyasal hareket başlatmak iddiasıyla Anavatan Partisi’ni kurmuştur. 12 Eylül yönetiminin aleyhte propagandaları ANAP’ın iktidarı kazanmasında şaşırtıcı bir etki yapmıştır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Sanat Tarihi Yazıları
Osmanlı kültür ve medeniyeti, Türklerin binlerce yıllık serüvenlerinde; köklü birikimleri ile etkileşimde oldukları coğrafyalar arasında, ilmek ilmek dokuyarak oluşturdukları tarihsel tecrübenin, çok katmanlı ve zengin bir temsilidir. Bu temsil, taşıdığı süreklilik ve değişim unsurları birlikteliğinin oluşturduğu tüm bileşenlerle, toprağı vatan etmenin formülü olmuş, şehirlerin içinde; inanç merkezlerinden mezar alanlarına, kitabelerden süsleme motiflerine varıncaya kadar sanatın pek çok şubesiyle varlığını göstermiştir. Son derece geniş bir yelpazede tezahür eden süreçlerin şekillendirdiği Osmanlı kültür ve medeniyetinin bıraktığı mirasın, zamana direnen yönleriyle tespitinin ve korunmasının önem arz eden bir olgu olduğu açıktır.
Bu kitap, geniş çerçeveli Osmanlı dünyası içinden seçilmiş muhtelif konularda sanat tarihi yazılarını bir araya getirmektedir. Ele alınan muhtevalarla, ilgili dönemin zengin ve çok katmanlı dokusunun barındırdığı anlamlar dünyasına kapılar aralanmaya çalışılmış, böylelikle Osmanlı kültürel mirasını tanımaya, anlamaya ve yeniden okumaya yönelik mütevazı bir katkı sunulmuştur. Bu çabanın, okuyucuya yeni sorular, yorumlar ve çalışmalar geliştirebileceği bir düşünme zemini oluşturması temennisiyle…
₺370,00
KİTAP TANITIMI
Yeni Medyanın Toplumsal Yansımaları
Yeni Medyanın Toplumsal Yansımaları, Mehmet Karanfiloğlu ve Gökhan Demirel tarafından editörlüğü yapılan bir kitaptır. Bu kitapta, yeni medya teknolojilerinin toplumsal yapı üzerindeki etkilerini incelemekte ve sosyal medya gibi araçların toplumsal hareketler, örgütlenme, bilgi akışı, bilinçlenme süreci gibi alanlarda yarattığı değişimleri ele almaktadır.
Bu kitap, günümüzde hızla değişen iletişim dünyasının toplumsal boyutunu anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak olacaktır. Yeni medyanın, toplumun kültürü, normları, değerleri ve ilişkileri üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde incelenirken, okuyuculara yeni bakış açıları sunulmaktadır.
Yeni Medyanın Toplumsal Yansımaları, disiplinlerarası bir bakış açısıyla hazırlanmıştır. Çeşitli branşlardan akademisyenlerin bir araya gelerek farklı bakış açıları ve katkılarıyla oluşturulan bu kitap, hem akademisyenlere hem de geniş bir okuyucu kitlesine hitap etmektedir.
Bu derleme, yeni medya teknolojilerinin toplumsal değişim ve dönüşümlerdeki etkileri üzerine bir tartışma ortamı yaratmayı hedeflemektedir. Yeni medyanın toplumsal yansımaları konusunda geniş bir perspektif sunan bu kitap, bu alanda yapılan çalışmalara önemli bir katkı sağlamaktadır.
₺520,00
KİTAP TANITIMI
The Teaching of History
This monograph will make no attempt to analyze the personality of the ideal teacher. It is assumed that the teacher of history has an adequate preparation to teach his subject, that he is in good health, and that his usefulness is unimpaired by discontent with his work or cynicism about the world. It is presupposed that he understands the wisdom of correlating in his instruction the geography, social progress, and economic development of the people which his class are studying. He is aware that the pupil should experience something more than a kaleidoscopic view of isolated facts. He recognizes the folly of requiring four years of high school English for the purpose of cultivating clear, fluent, and accurate expression, only to relax the effort when the student comes into the history class. He knows that the precision, logic, and habit of definite thinking exacted by the pursuit of the scientific subjects should not be laid aside when the student attempts to trace the rise of nations. Let us go so far as to assume a teacher who is both pedagogical and practical; scholarly without being musty; imbued with a love for his subject and yet familiar with actual human experience.
₺575,00