KİTAPLAR
EN YENİLER
-

Sürdürülebilirlik Bağlamında Bütünleşik Pazarlama İletişimi
₺315,00 -

Şair Taşrada
₺235,00 -

Şiddet Sarmalındaki Kadınlar ve Yaşam Algıları
₺275,00 -

ŞİİR ALGISI
₺275,00 -

ŞİİR ÇÖZÜMLEMELERİ “Tanzimat’tan Bugüne Yeni Türk Edebiyatı”
-

Şiirin Düş Çınarı Nurettin Durman
₺455,00 -

Şiraz’dan İstanbul’a
-

ŞİRKETLER VE FİNANSAL KURUMLAR ÜZERİNE ANALİZLER
₺260,00 -

Şumnu’da Günümüze Gelen Osmanlı Mimarî Eserleri
₺260,00 -

Şüphecilik Bağlamında Sosyal Ağlar ve Reklam
₺315,00 -

TAKAS EKONOMİSİNDEN BİLGİ EKONOMİSİNE TEKNOLOJİ VE EKONOMİ İLİŞKİLERİ
₺380,00 -

TALKS TO TEACHERS ON PSYCHOLOGY: AND TO STUDENTS ON SOME OF LIFE’S IDEALS
₺495,00 -

TANZİMAT DÖNEMİ NÜFUS SAYIMLARINDA KARACASU KAZASI
₺440,00 -

TANZİMAT DÖNEMİ TÜRK ROMANINDA MEKÂN
₺510,00 -

Tanzimat’tan Meşrutiyet’e Gerede
₺635,00 -

TARİH METİNLERİ METİN TİPİ VE NEDENSELLİK İLİŞKİSİ
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Kurumsal Yönetim ve Firma Yönetim Kurulu
Tüm Dünya’da Corporate Governance olarak ifade edilen Kurumsal Yönetim; firmalara ilişkin taraflar arasındaki çıkar çatışmalarını ortadan kaldırmayı hedefleyen, firmaların daha iyi yönetilmesi konusunda çeşitli standartların belirlenmesine yönelik modern bir yönetim anlayışıdır.
Bu kitapta, firmaların nasıl etkin ve verimli bir biçimde yönetilebileceği konusunda özellikle son dönemde gündeme gelen kurumsal yönetim uygulamaları firma yönetim kurulları çerçevesinde ele alınmaktadır.
Kitabın hazırlanmasındaki amaç, firmaların pay sahipleri ve diğer paydaşları ile üst yönetimi arasında ortaya çıkan çıkar çatışmalarını en aza indirme konusunda önemli bir kontrol mekanizması olan yönetim kurullarının yapısı ve işleyişi hakkında okuyuculara detaylı bir şekilde bilgi sunmaktır. Bu bağlamda kurumsal yönetim uygulamaları ve firma performansı arasındaki ilişkiler ekonometrik olarak analiz edilerek kurumsal yönetim uygulamalarının firma performansı üzerindeki etkileri ayrıntılı olarak tartışılmıştır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
GELENEK VE KİMLİK İLİŞKİSİ
İnsanoğlunun XVIII. asrı idrak etmesi ile birlikte, geleneğin dünyasından ve onun yönlendirici otoritesinden kopartılarak veya kurtarılarak özgür bir dünyaya çekildiğinden bahsedilir ki bu dünyanın adı günümüzde “modern dünya” olarak nitelenmektedir. Bu manada modern dönemin başlaması ile geleneksel dönem sona erdirilmiş; son üç asır da gelenek ve modern dünyaların çekişmesine ve mücadelesine terk edilmiştir. Kabul ettiğimiz bir gerçektir ki, son üç asır bütün dünyada büyük değişimlerin yaşandığı asırlar olmuştur. Tarım toplumundan sanayi toplumuna, köyden şehir hayatına, imparatorluktan ulus-devlet sistemine, halktan millete, ülkeden vatan anlayışına, kuldan vatandaşa, emperyalizmden kapitalizme, oligarşiden cumhuriyete ve daha niceleri bu son üç asırlık süreçte cereyen etmişlerdir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki gelenek sınırlandırılamaz. En modern dönem bile insanın üretme geleneğinin ürünüdür.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Sredstva Hudojestvennoy Vırazitel’nosti. Tropı
Pratik Ders Kitabı’nda dilin sanatsal anlatım araçları olan metafor, metonimi, epitet, kişileştirme, karşılaştırma ve sinekdoş ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgiler Rus ve Sovyet yazarların eserlerinden alınan orijinal örneklerle pekiştirilerek daha anlaşılır ve ilginç bir üslupla okuyucuya sunulmuştur.
Teorik bilgiler, dilbilimdeki anlatım araçlarıyla ilgili kabul edilmiş sistemin klasik anlayışına uygun olarak düzenlenmiş olup, psikodilbilim ve yapay zeka teorisiyle ilgili modern çalışmalarda yer alan bazı fikirleri de içermektedir. Çalışmanın amacı, öğrencilerin Rusçanın anlatım gücünü sanatsal anlatım araçları eşliğinde daha iyi kavramalarına, bu çerçevede anlatım yeteneklerinin gelişmesine ve bilişsel aktivitelerinin etkinleşmesine katkı sağlamaktır.
Pratik Ders Kitabı, Türkiye’deki üniversitelerin filoloji fakültelerinde yabancı dil olarak Rusça öğrenen son sınıf öğrencilerine yöneliktir. Bu sebeple, tüm teorik açıklamaların yanında Türkçe çevirisi verilmiştir. Ayrıca örneklerdeki bazı Rusça sözcüklerin gramatikal görevleri gösterilmiş ve Türkçe anlamları da sözlük halinde sunulmuştur.
Agienko Marina İvanovna, Doç. Dr., Ardahan Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi öğretim üyesidir. Araştırma alanları: bilişsel dilbilim, pozitif pedagoji, dil öğretme yöntemleri, atölye sınıfları (çevrimiçi eğitim). Bugüne kadar Lancaster (İngiltere), Jenever (İsviçre), Stockholm (İsveç), Yeni Delhi (Hindistan) şehirlerinde gerçekleşen uluslararası düzeydeki bilimsel konferanslarda ve atölye çalışmalarında doğrudan katılımcı olarak yer almıştır.
Mayrambek Orozobayev, Doç. Dr., Ardahan Üniversitesi, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü öğretim üyesidir. Araştırma alanları: Kırgız yazı dilinin söz varlığı, deyim bilimi, köken bilgisi, kültürel dilbilim, tarihsel Türk yazı dilleri, halk bilimi. Bugüne kadar gerek yurt içinde gerekse yurt dışında ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleşmiş olan Türk dil, edebiyat ve kültür tarihiyle ilgili çeşitli bilimsel etkinliklerde katılımcı olarak yer alarak katkı sağlamıştır.
₺190,00
KİTAP TANITIMI
HAKİKATİN PEŞİNDE Tanıklıklarla Araştırmacı Gazetecilik
Enformasyonun serbest akışı ve haberin kolay ulaşılabilir hale gelmesiyle doruğa ulaşan liberal söylemin aksine modern dünyada araştırmacı gazeteciliğe ve araştırmacı gazetecilere duyulan ihtiyaç artıyor. Bu ihtiyaç üç asırlık geçmişiyle “kamu adına hükümetlerin denetlenmesi” şeklinde tarif edilen gazeteciye atfedilen rolün günümüzde ulus ötesi nitelik kazanan hükümet dışı organizasyonları da içine alacak şekilde genişlemesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla yirmi birinci yüzyılın şafağında küresel ölçekte ilişki ağlarını genişleten hükümet dışı organizasyonların denetlenebilmesi ancak gazeteciliğin de küresel kamunun çıkarlarını gözetecek şekilde icrasını gerektiriyor. Sözgelimi yirminci yüzyılın hemen başında Upton Sinclair’ın ortaya çıkardığı yerel bir mesele olan Chicago mezbahalarındaki sağlıksız koşulları gözler önüne seren araştırmacı gazetecilik deneyimi, Julian Assange’ın “Wikileaks İfşaatları” ve Edward Snowden’in “NSA İfşaatları” ile etkisi küresel düzlemde hissedilen yeni bir tür araştırmacı gazetecilik deneyimine bırakıyor.
Kitap; her ikisi de meslekten gazeteci olmayan Assange ve Snowden’in sahip olduğu vicdani sorumluluğu araştırmacı gazeteciliğin başlangıçtan itibaren değişmeyen doğasına bağlayarak bizlere aktarıyor. Böylece araştırmacı gazeteciliğin kamu yararına taşıması gereken vicdani sorumluluğu dünden bugüne örneklendirmekle kalmıyor, titiz bir çalışmayla hükümetlerin ya da hükümet dışı organizasyonların denetlenebilmesi için başlangıç noktası olarak bizlere yeniden hatırlatıyor.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
OKUL GELİŞTİRME DANIŞMANLIĞI
Örgüt yapıları yeniden düzenlenmekte ve yaşayabilmek için yeni dengelerin kurulması kaçınılmaz hale gelmektedir. Örgütsel gelişme çabaları sonunda meydana gelen değişiklikler de, kendiliğinden meydana gelen değişiklikler olmayıp, aksine amaçlanan ve bu amaçlar doğrultusunda yönetilen değişikliklerdir. Okullarda değişikliğin gerçekleştirilmesi için onu yönlendirecek bir değişme uzmanına; bir okul geliştirme danışmanına gereksinim vardır. Hizmet içi eğitim etkinliklerinin yanı sıra okul yönetimi için bir nevi iş başında yetiştirme niteliği taşıyan yönetim danışmanlık hizmetinin Türkiye Eğitim Sisteminde uygulanması ile katkı getirilebileceği düşünülmektedir. İstanbul Defterdarı Sarı Mehmet Paşa 1715 yılında yazdığı Nesâyihü’l-Vüzerâ ve’l-Ümerâda günümüz yönetiminde bile önemini koruyan danışmanın önemini vurguladığı görülmektedir. Örgütlerde danışmandan yararlanma konusu batı ülkelerinde eğitim örgütleri dâhil birçok örgütte görülmektedir. Türkiyede ise danışmanlık hizmetinden yararlanma konusu daha çok büyük işletmelerde görülmektedir.
Okul geliştirme, öğrenen okullar, etkili okul, stratejik yönetim ve planlama gibi kavramlar günümüz eğitim örgütleri için sıkça dile getirilen kavramlardır. Ancak söz konusu okulların bu kapsamda nasıl geliştirileceği, nasıl öğreneceği veya nasıl etkili olacağı üzerine uygulamaya dönük yapılan girişimler yetersiz kalmaktadır. Okul yönetimi karşılaştığı sorunlar ile baş etmede çoğu zaman yalnız bırakılmaktadır. Dolayısıyla Türkiye Eğitim Sisteminde okul yönetiminin okul geliştirme etkinliklerini başlatmak için başvurabileceği ister örgüt içinden ister örgüt dışından sorunların çözümlenmesinde meta-araç olarak değerlendirilen danışmanlık hizmetine gereksiniminin olduğu düşünülmektedir. Sürekli gelişim ve iyileştirme çabalarında okul yönetim danışmanlığının önemini vurgulayan bu çalışmanın eğitim sistemine emek veren kuram ve uygulayıcılara katkı sağlaması dileklerimle
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Algoritma Test Programları
Bu kitabın temel amacı, temel programla bileşenleri ile temel seviyede kodlama ve algoritma geliştirme yeteneğinin desteklenmesidir. Bu amaç doğrultusunda kitap içeriğinde algoritma test programları; Raptor, Algo Build, Pselnt, Visual Logic, Flowchart ve Larp tanıtılmış, indirme ve kurulumları, genel tanıtımları, arayüz, menü ve örnekleri ayrıntıları ile ele alınıp detaylandırılmıştır.
Bu kitapta, temel algoritma test programları öğrencilere algoritmayı sevdirecek şekilde anlaşılır uygulamalarla tanıtılmaya çalışılmıştır. Bu anlamda kitabın algoritma eğitimi adına farkındalık yaratacağı ve aynı zamanda öğrenenlerin kodlama ve robotik eğitim süreçlerine de katkıda bulunacağı öngörülmektedir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
İSPANYOL MİLLİYETÇİLİĞİ
Bu kitabın amacı, XIX. yüzyıl İspanyasındaki ilk milliyetçilik hareketleri ile aynı dönemdeki sosyo-kültürel olaylar arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. 1808 yılı İspanya’daki ilk milliyetçilik hareketlerinin başladığı yıl olmuş ve 1868 ile 1870 arasındaki dönemde, o zamana kadar hâkim olan milliyetçilik hareketlerinde önemli değişikliklere neden olacak son derece önemli birtakım olaylar baş göstermiştir. İspanyol milliyetçiliği, İberik Yarımadası’nda filizlenen ilk milliyetçilik akımı olmuş ve yalnızca ülkenin siyasi yaşamında değil, aynı zamanda bütün İspanyol halkının hayatının farklı yönleri üzerinde son derece önemli bir etki yaratmıştır. Bu kitabın hedefi, söz konusu ideolojinin, zayıf bir hareket olarak ortaya çıkmasından itibaren iktidara kesin olarak yerleşmesine kadar hangi noktaya ulaşabildiğini göstermektir.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
SİYASİ İSTİKRARSIZLIK VE ULUSLARARASI TİCARET: AFGANİSTAN ÖRNEĞİ
1956 yılından bu yana, özellikle 1973 tarihindeki ilk darbeden sonra, Rus işgali, Sovyetler Birliğinin çıkışı, Mücahidin Hükümeti’nin kuruluşu, iç çatışmalar, Taliban örgütünün ortaya çıkması ve Amerika’nın ülkeye girişi gibi olaylar neticesinde siyasi, ekonomik ve sosyal karışıklık içerisine düşen ve o tarihten itibaren siyasi olarak tam bir düzen sağlayamayan Afganistan örneği üzerinden, siyasi istikrarsızlığın bir ülkede uluslararası ticarete yaptığı etkiler bu çalışmada anlatılmaya çalışılmaktadır. Siyasi istikrarı bir türlü sağlayamayan Afganistan ve benzeri ülkeler, ticari ve sosyal olarak birçok sorun ile karşılaşmaktadır. Bu çalışmada Afganistan’a yapılan müdahaleler ve ülkenin içerisinde bulunduğu iç çatışma, savaşlar ve güç gruplarının rekabeti sonucunda oluşan siyasi istikrarsızlık durumunun ülkenin uluslararası ticaretine olan etkileri, bu tür istikrarsızlaştırıcı durumların olmadığı zamanlarda ülkenin uluslararası ticaretinde gerçekleşen olumlu/olumsuz gelişmeler ile karşılaştırma yapılarak, siyasi istikrarsızlığın Afganistan’ın uluslararası ticaretine olan etkileri ele alınmıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’de Kuraklık
Yağışlardaki mevsimselliğin yüksek olduğu alanların Türkiye’de fazla olması, kuraklık olaylarının dikkatle izlenmesini gerektirir. Yağış rejimine göre yağışlı geçmesi beklenen ayların kurak geçmesi, su kaynaklarına bağlı faaliyetlerde farklı zaman ölçeklerinde krizlere yol açmaktadır. Bu krizlerin aşılması/yönetilmesi için öncelikle yağış rejimi bölgelerine göre kuraklık karakteristikleri, politika yapıcılar ve sahadaki uygulayıcılar tarafından bilinmelidir. Öngörülmesi oldukça güç olan kuraklık problemine yönelik ulusal düzeyde yeni yaklaşımların geliştirilmesine katkı sunmayı amaçlayan bu kitap, ağırlıklı olarak Türkiye2deki kuraklık özelliklerini ve kuraklığa neden olan bölgesel hava dolaşımını içermektedir.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakya Ortodoks Patrikliği, Batı’dan gelen misyonerlerden dolayı siyasi ve idari olarak büyük bir yıkıma uğramıştır. Misyonerlerin etkisiyle Ortodokslar arasından devşirilen Katolik cemaat, kısa zamanda Antakya Ortodoks Rum Kilisesi’nin yönetimini eline geçirmiştir. 1830’lu yıllarda Maximus III Mazlum’un Antakya Katolik Rum Kilisesi’ni kurmasına kadar da kilisede yönetim çoğunlukla Katolikliği benimsemiş patriklerin elinde kalmıştır. 1850’li yıllarda üst üste ölüm hadiseleriyle sarsılan kilise, bu yıllardan sonra yeniden dirilişe geçmiştir. Antakya Ortodoks Rum Kilisesi yüzyıllarca etkisinde kaldığı İstanbul Ortodoks Rum Patrikliği’nin, Antakya’da hatırı sayılır bir Rum cemaat kalmadığından, kilise cemaatinin tamamını oluşturan Araplar kendi patriklerini seçmek ve patrikliği Araplaştırabilmek amacıyla zorlu ve uzun soluklu bir mücadelenin kapısını açtılar. Bu mücadelede köken itibariyle Rum olan Patriklerin ya Papalığa ya da İstanbul Rum Patrikliğine biat ettikleri tespit edilmiştir. Gelecekte ekümenik bir patriğin ortaya çıkaracağı problemlerle uğraşmak istemeyen Osmanlı Devleti, 20 Ekim 1884’te kilisenin teşrifattaki adından “Ortodoks” ibaresini çıkararak İstanbul Rum Patrikliği’ne indirgemek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra Antakya kilisesinin teşrifattaki adı ise Antakya Ortodoks Patrikliği olmuştur.
Yüzyıllarca Rumların bir vassalı gibi yaşayan Arap metropolitler, bu değişiklikten sonra ilk defa kendilerine ait milli bir kilise kurmak ve Arap bir patrik seçmek için, o zamana kadar cemaatlerle ilgili her işin dışında kalmayı başaran Osmanlı Devleti’ni de meselenin içerisine çektiler. Sonuçta Arap soyundan gelen Lazkiye Metropoliti Meletiyos Efendi, 6 Mart 1899’da patrik kaymakamlığına tayin edildi ve 30 Nisan 1899’da da patrik seçildi.
Meletiyos Efendi’nin patrik seçilmesiyle Antakya Ortodoks Patrikliği’nin 1720’li yıllarda başlayan Rum hegemonyasından kurtulma ve millileşme süreci 1899’lu yıllarda tamamlanmıştır.
Bu çalışma Osmanlı Devleti ile Batılı aktörler arasındaki din ve mezhep çatışmaları üzerinden baş gösteren rekabet ve mücadeleler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Bireysellik Yanılsaması
Bireysellik Yanılsaması Sözden Yeni Medyaya Etkileşim kitabı, “bireyi” etkileşim perspektifinden ele alıyor. Antik Çağın bireysellik anlayışından Modern Çağ’ın bireyine uzanan süreçte geliştirilen iletişim araçlarını; bireyin etkileşim olanaklarını, toplumsal dönüşümlerini ve en önemlisi bu sarmalın nasıl yanılsamaya dönüştüğünü inceliyor.
Henüz sözün hakim olduğu dönemlerdeki etkileşim olanaklarından, yazının bulunmasıyla değişen insan yaşamına, matbaanın, telgrafın radyonun ve yeni medya teknolojilerinin kullanımıyla çeşitlenen iletişim pratiklerine, bireyin, kendisiyle ve toplum ile olan etkileşim mücadelesini yanılsama üzerinden sorgular.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’de Örgüt Kültürü Çalışmaları
İşletmeler, insan unsurunun verimli ve etkili olarak iş görmesi gayretindedirler. Bu nedenle, motivasyonu artırma yöntemlerine önem verilmesi, işgörenin işe aidiyetinin istenmesi ve işgörenleri birbirine bağlayacak örgüt kültürünün var edilmesi yöneticileri düşündüren konular arasındadır. Bu kitap, örgüt kültürü üzerine kavramsal açıklamalar getirerek, Türkiye’de örgüt kültürü çalışmalarının nitel analizini yapmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, örgüt kültürü literatürü ayrıntılı olarak incelenmiş, yapılan çalışmalar sistematik bölümlemeler ile yorumlanmış, Türkiye’de ve dünyada yapılan örgüt kültürü araştırmaları karşılaştırılmıştır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Yabancıların Yabancısı: Türkler
Bireyin kimlik edinme sürecini belirleyen en önemli argümanlardan biri eğitim süreci içinde edindiği bilgilerdir. Resmi tarih tezi doğrultusunda gerçekleştirilen bu zorunlu öğretimler, her ülkenin kendi iç ve dış dinamikleri doğrultusunda şekillendirilmiştir. Türkiye gibi tarihsel açıdan özel bir konumda olan ülkelerin yerel ve bölgesel dinamiklerin yanı sıra ülke çeperleri dışındaki politik enstrümanları da göz ardı etmeden, toplumsal duyarlık oluşturma kapsamında bireylerin tutum ve davranışlarını şekillendirecek boyutta işlemleri gereklidir. Türk vatandaşlarının kendi kimliklerini öğrenmelerinin yolu bu anlamda kendi gözlükleriyle dışarıya bakmaktan ziyade dışarının gözlüğüyle kendine bakabilmekten geçmektedir. Bu çalışma belirtilen perspektifle tarihsel düzlemde Türk tarihinin farklı zaman dilimlerinde ve farklı boyutlarla kesiştiği ülkelerin Osmanlı ve Türk kimliğine bakışını vermeyi hedeflemektedir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Retro Pazarlama ve Spor
Çağdaş pazarlama anlayışında, “yeni ve geliştirilmiş” ifadelerine sıkça rastlanmaktadır. Yenilik yapmayanın eskiyeceğinden, yeniliklerin hızla eskidiğinden bahsedilmektedir. Bir yandan da, “her zaman alıştığınız” kalite, lezzet, vb. ifadelerle de değişmezliğe, kalıcılığa ve istikrara vurgu yapılmaktadır. Bu bağlamda, “Retro Pazarlama” insanların geçmişe duydukları özlemin gücünden yararlanmaya dayanmaktadır.
Geçmişten gelen ürünlerin, tarzların, stillerin, ifadelerin, anlayışların yenilendiğine dair örnekler ile retro pazarlama, geçmişe ait çağrışımlarıyla farklı bir pazarlama yaklaşımını içermektedir. Geçmişe uzanan referanslar, yeniliklerin tükenmesinden değil, aksine, pazarlamanın dinamizminden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda; retro pazarlama, eskiyi yenilemek iddiasını da içermektedir. Retro pazarlamanın temelinde yatan düşünce ise; tüketicilerin satın alma sürecinde, ürünü tercih ederken, ailenin, etkilenilen bir filmin, belgeselin, bir maçın veya tüketicinin hayatından bir şeylerin izlerini taşımasıdır. Öyle ki, son yıllarda retro kavramının geçmişe olan özlemle yoğun bir biçimde bağdaştırılması nedeniyle tüketiciler; o dönemin yaşayış biçimini, toplumsal koşullarını ve diğer özelliklerini de talep eder hale gelmiştir.
Günümüzde spor endüstrisinde yer alan markalar ise farkındalık yaratmak, farklılaşmak ve hedef kitleleri ile duygusal bir bağ kurmak amacıyla, spor pazarlaması çerçevesinde çeşitli iletişim faaliyetlerine başvurmaktadırlar. Bunlar arasında, yeni trendler oluşturmak ve onların olumlu etkilerinden faydalanmak da yer almaktadır. Özellikle, retrospektif (geriye dönük) markalama yaklaşımı ile hedef kitlelerinin taleplerine, teknoloji ile harmanlanmış sembolik ürünlerin sentezi olan “retro ürünler” ile karşılık vermeye gayret gösteren spor markalarının varlığı her geçen gün artmaktadır. Retro spor ürünleri, hemen her kuşak tarafından yoğun ilgi görmektedir. Son yıllarda, hikaye anlatımına dayalı pazarlama anlayışının yaygınlaşması ise, retro pazarlama ve spor birlikteliğinin gücüne güç katmaktadır.
Bu kitapta, tüketim toplumlarında kültürel bir tüketim aracı olarak konumlandırılan retro spor ürünlerinin, spor endüstrisindeki varlığına dikkat çekmek ve alanla ilgili literatüre katkıda bulunmak amaçlanmaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Emeğin Dijitalleşmesi: Sosyal Ağın Zorlayıcılığı Üzerine
Eski ya da yeni bütün iletişim araçlarının hâkim üretim ilişkilerinden bağımsız düşünülemeyeceği vurgusu, yeni medyada aynı zamanda hem üretici hem tüketici (üretketici) olarak bulunan ücretlendirilmemiş emeğin analizini gerektirmiştir. Kapitalist toplumun her dönem kendini yapısal olarak yenileyen ama özü aynı kalan yasalarına göre yeni medyayı tartışmaya açmak, iletişim çalışmaları açısından hala güncelliğini korumaktadır. Fakat asıl merak uyandıran ve önemli olan enformasyonel, maddi olmayan, duygulanımsal ve dijital emek olarak nitelenen emek gücünün, küresel bilgisayar ağlarında sermaye birikimi açısından hangi işlevleri yerine getirdiği veya nasıl değer sağladığıdır. Diğer bir kritik soru ise yeni medya kullanıcı emeği üzerinden nasıl ideoloji yayar olmalıdır. Yeni medyanın katılımcı veya etkileşimli yapısının, kullanıcıları; aracı-tüketici konumundan birer kaynak-üretici konumuna getirdiği iddia edilse de günümüz sosyal ağların uyguladığı hedefli reklamcılık modelleri ve sosyal ağa üye olabilmek için onaylamamız gereken gizlilik koşulları bunun tam tersini söylemektedir. Sosyal ağlarda aracı olan kullanıcı ağın zorlayıcılığına çabucak boyun eğer.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Heterochrony in Posthuman Fiction
Heterochrony in Posthuman Fiction examines how contemporary literature reimagines time as multiple, recursive, and coexistent across mythic, genealogical, postcolonial, ecological, and technological scales. Drawing on Foucault, Deleuze, Barad, Braidotti, Ricoeur, and DeLoughrey, the book develops “posthuman heterochrony” as a framework for understanding how fiction challenges linear history and human exceptionalism. Through close readings of Jeanette Winterson, Angela Carter, Kate Atkinson, Ben Okri, Nicky Drayden, Margaret Atwood, David Mitchell, Ali Smith, and Octavia Butler, it reveals how heterochronic narratives bring ancestral memory, planetary ecology, and algorithmic futures into dynamic coexistence. Accessible yet theoretically rigorous, this study offers a renewed vision of narrative temporality and posthuman ethics in the age of the Anthropocene. It demonstrates how temporal multiplicity reshapes storytelling and reframes relations among humans, technologies, and environments.
KİTAP TANITIMI
Rize’de Şapka Hadisesi ve İstiklal Mahkemesi Duruşmaları
Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan bazı devrimler halkta huzursuzluğa neden oldu. Şapka inkılabına tepki gösteren Rize’nin Potomya bölgesi ahalisinden bir grup kanun dışı bir eylemde bulundu. Akamete uğrayan bu girişime katılanların pek çoğu tutuklandı ve İstiklal Mahkemelerinde yargılandı. Yargılama sonucunda 8 kişi idam edildi. Hapis cezası alan 55 kişi yurdun farklı bölgelerindeki hapishanelere gönderildi. Olay nasıl gelişti? Niçin başkaldırdılar? Cezaevlerinde ne tür sıkıntılarla karşılaştılar? Olaylardan sonra Rize’de şapkalı hayat nasıl devam etti? ve daha pek çok sorunun cevabını bu kitapta bulacaksınız.
KİTAP TANITIMI
Türk Romanından Modernist Örnekler
Bu çalışmada, modernist roman estetiğinin Avrupa’daki çıkış serüveninden başlayarak Türk edebiyatına uzanan yolculuğu araştırılmıştır.
Modernist estetiğin çıkış koşulları ve bu koşulların ardından gelen “avangard” ve “Yeni Roman” gibi anlamlandırma / gruplandırma çabalarının mahiyeti, modernist estetiğin düşünsel ve estetik kaynaklarıyla birlikte değerlendirilmiştir.
Türk edebiyatında modernizmin izdüşümünün göründüğü ilk dönemlerde yaşanan siyasi ve sosyal olayların, modernist estetiğin yaygınlaşmasını nasıl etkilediği araştırılmış; Ferit Edgü, Hulki Aktunç, Vüs’at O. Bener ve Bilge Karasu’nun yapıtları üzerinden Türk romanındaki modernist dönüşüm ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Modernist estetiğin veçheleri, her bir roman üzerinden odağa alınarak bütüncül bir çerçeve içinde ele alınmıştır. Dolayısıyla bu çalışmayla, hem kuramsal bir tartışma zemini sunulmuş hem de Türk romanının modernlikle kurduğu ilişkinin bir haritası çıkarılmıştır.
₺320,00
KİTAP TANITIMI
İBRET Mehmed Tahir Münif
Mehmed Tahir Münif, Türk Edebiyatı’nda ilk defa bu çalışma ile tanıtılmaktadır. “İbret” başlığını taşıyan ve Mukaddime bölümünde “Hak Yerini Bulur” diye de isimlendirilen bu piyes, 1886 tarihinde, Sultan II. Abdülhamid devrinde yayınlanmıştır. Bu dönem, Türk Edebiyatı’nda Recâizâde Mahmud Ekrem ile Muallim Naci ve taraftarları arasındaki Zemzeme-Demdeme, Eski-Yeni tartışmalarının zirvede olduğu, Abdülhak Hâmid’in Yeni’nin zaferini ilan ettiği Makber’inden bir sene sonra, son zamanlarını yaşayan Namık Kemal’in Batı tiyatrosunu tanıttığı Celal Mukaddemesi’nden bir sene öncesine rastlamaktadır. Fransızca bilen, edebiyata meraklı, yetenekli bir genç olan yazar, zamanın hâkim edebî cereyanlarını esere büyük ölçüde yansıtmıştır. Eğlendirirken ders veren Romantik Batı tiyatrosu tarzında kaleme alınmışken, aynı zamanda halk hikâyeciliği ve temaşa geleneklerinden de esintiler taşımaktadır. Ahmed Midhat Efendi’nin iradeli, başarılı, çalışkan, ahlaklı, iş bitirici karakterlerinin yanında Servet-i Fünûn’dan on sene önce Ahmet Cemil gibi melankolik, şâirâne, marazî karakterlerin bir arada rol aldığı, Tanzimat Edebiyatı’nın ilk yeni kurmaca eserlerinde örnekleri görülen entrik yapı ile örülmüş bir anlatıdır. Şâirâne mizaçlı Mazlum Bey’in kudretli abisi Abdurrahman Bey vasıtası ile düşmanlarının üstesinden nasıl geldiğini, zulmün sonunun helâket olduğunu, kötülük edenin daima cezasını bulacağını anlatarak okura ibret dersleri vermeye çalışmaktadır. Türk Edebiyatı’nda ilk defa bu çalışma ile tanıtılacak yazarın ve eserinin, o dönem alt tabaka edebiyatında, bir taraftan eski anlatı geleneklerinin sürdürülürken diğer taraftan Batı etkisinde gelişen yeni kurmaca anlatı tekniklerinin ve Batı tiyatrosunun ayırt edici özelliklerinin nasıl yansıdığı konusunda ışık tutacağını ümit ediyoruz.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Düzceli Âlimler
Düzce denildiğinde yemyeşil ormanları, bereketli toprakları, serin yaylaları ve eşsiz doğal güzellikleriyle adeta bir tabiat cenneti uyanır zihnimizde. Ancak Düzce, bu doğal güzelliklerinin yanında yetiştirdiği insanları ve ilmî birikimiyle de dikkat çekmektedir.
Şehrin tarihsel mirasını korumak, kayıt altına almak ve gelecek nesillere aktarmak vazifesi güden bu kitap, aynı zamanda âlim, mütefekkir, müftü, müderris, muallim, mutasavvıf, hatib, vâiz, imam ve hoca sıfatlarını taşıyan kimselerin şehrin ilmî birikimine, kültürel hafızasına ve manevî mirasına yaptıkları katkıyı ortaya koymak iddiasındadır.
Muhammed Zâhid el-Kevserî’den Yusuf Suad’a, Şeyh Muslihuddin Efendi’den Kürtzâde Mehmed Sıdkı Efendi’ye, Yusuf Ziyaeddin Ersal’dan Hâfız Hasan Şen’e kadar Düzce’de doğmuş ve Düzceli unvanıyla tanınmış âlimler, Düzce’de yaşanan gündelik hayata, ülkemizin ilmî birikimine ve de İslam dünyasının zengin ilmî mirasına katkılar sunmuşlardır. Dolayısıyla kitap, taşranın sesine kulak vermek ve taşra-merkez arasındaki ilmî etkileşimin izlerini keşfetmek isteyenlerin ilgisini çekmeye adaydır.
₺1.500,00
KİTAP TANITIMI
MAĞAZA ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN TÜKETİCİLERİN MAĞAZA SADAKAT DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ VE BİR UYGULAMA
Çağdaş rekabet ortamının bir gereği olarak perakendecilikte de mağaza özelliklerinin, somut şekil özelliklerinden ziyade, tüketicilerin algısından başlayarak düzenlenmekte olduğu yeni bir dönem yaşanmaktadır. Mağaza özellikleri, somut nitelikteki objelere dayalı olarak değil; müşterinin algısından başlayarak müşteri isteğine göre yapılmalıdır. Bu süreçte Tüketici nasıl bir yerde, nasıl bir mağaza atmosferinde, hangi mağazada ve nasıl bir deneyim yaşamak istiyor? sorularına yanıt vermek için yazılan bu kitap ile işletmelere farklı bir bakış açısı sunulmaya çalışılmıştır.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Küresel Şehirler
Günümüzde küreselleşmenin en görünür olduğu yerler, hiç kuşkusuz çok sayıda insanın çalıştığı ve yaşadığı şehirlerdir. Ancak bir şehrin küresel olma unvanını kazanması için, dünyanın geri kalanını etkileyecek değerlere ve fikirlere sahip olması gerekir. Küresel şehir, önemli rekabet avantajlarına sahip olan ve küreselleşmiş bir ekonomik sistem içinde bir merkez olarak hizmet veren bir şehir merkezidir. Bugünün küresel şehirlerinin eşi görülmemiş boyutu ve ölçeği, olasılık koşullarını uluslararası sistem düzeyinde siyasi düzenin karakterindeki köklü bir değişime borçludur.
Küresel bir şehir, en büyük sermaye piyasalarına ev sahipliği yapmanın yanı sıra diğer ülkeler için zenginliğe, güce ve etkiye sahiptir. Dahası, çok uluslu zengin şirketlere, iyi altyapıya, daha iyi ekonomiye, iyi eğitimli ve çeşitli nüfusa ve güçlü organizasyonlara sahip olan ve dünyanın başka hiçbir yerinde olmadığı gibi dünyanın diğer bölgelerine bağlı iyi bir siyasi yapıya sahip bir şehir küresel olarak kabul edilir.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Sosyo-Coğrafi Sorun Olarak Kanunla İhtilafa Düşmüş Çocukların Suç Coğrafyası Perspektifiyle İncelenmesi
“Suç ve Çocuk”, bu ikilinin aynı cümle içinde kullanılması bile rahatsızlık verici iken geleceğimizi inşa edecek bireyler olarak görülen çocukların çeşitli nedenlerle suç olgusuna dahil olmaları hem üzücü hem de düşündürücüdür. Düşündürücü olan bir başka ve sürekli neden sorularıyla karşılaşılan konu da çocukların yaşlarına uygun ortamlarda bulunmalarını engelleyen etmenlerin bunca zamandır neden ortadan kaldırılamadığıdır. Çocukların suça karışmalarının önlenmesi, sağlıklı ve güvenli bir toplumsal yapı inşa etmenin temel koşullarındandır. Çocuk suçluluğuna bütüncül bir perspektifle ve çözüm odaklı yaklaşarak, yapılması gerekenler listesinin tesisinde bu alandaki uzmanların görüş, düşünce ve önerilerini dikkate alarak, sorunun hukuki, psikolojik, sosyolojik, psikiyatrik, coğrafi yönlerini de dikkate alarak çok boyutlu ve bileşenli düşünerek, bilimsel ilkelerden ödün vermeden ve yine bilimin gösterdiği yollar doğrultusunda hareket ederek ve kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin birlikte ortak amaç için çalışmalarını sağlayarak söz konusu soruna net ve kalıcı çözümler üretilebilir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Karadeniz Coğrafya Araştırmaları
Bu kitap; yetiştirdiği akademisyen ve öğretmenler, yaptığı bilimsel araştırmalarla Türkiye’de, Coğrafya Biliminin gelişimine önemli katkıları olan Prof. Dr. Ali UZUN’un bilim dünyasındaki 43 yıllık aktif çalışma sürecini emeklilik vasıtasıyla tamamlaması anısına hazırlanmıştır. Prof. Dr. Ali UZUN’un yetiştirdiği akademisyenler tarafından yazılmış, Fiziki ve Beşeri Coğrafya alanlarındaki çeşitli konuları içeren bu kitap 12 bölümden oluşmaktadır. Kitabın, Coğrafya camiasına ve literatürüne katkı sunması beklenmektedir. Hocamıza armağan ettiğimiz bu eserin yeni çalışmalara ilham kaynağı olmasını umut ediyoruz
₺1.000,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’nin Beyin Göçü Politikaları
Beyin göçü sorunu, 1945 yılında İngiltere tarafından fark edilmiş, küreselleşmenin de etkisiyle 1960’lardan sonra hızla artınca ABD, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler, itme ve çekme perspektifinden önemli beyin göçü politikaları üretmiştir. Türkiye ise 1933-1945 yıllarında Atatürk’ün vizyonuyla beyin göçü çekmek için Üniversite Reformları geliştirmiştir. İlerleyen süreçlerde beyin göçünün mağduru olmamak açısından 1960 yılından başlayarak Beş Yıllık Kalkınma Planlamaları kapsamında çekim merkezleri olarak kurduğu Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), Teknoparklar vb. cazibe merkezleri paralelinde, TÜBİTAK Tersine Beyin Göçü ve Yabancı Beyin Göçü çekmek için Turkuaz Kart gibi birtakım politikalar geliştirdiyse de etkili bir atak oluşturamamış, beyin göçü sorununu politik gündemine bir problem olarak almakta geç kalmıştır. Ayrıca, Türkiye’nin beyin göçü politikalarını tarihsel olarak ortaya koyan bütünleşik, düzenli bir çalışma olmadığı gibi, elde edilen veriler, daha çok beyin sermayesinin kaybının incelenmesi gibi çalışmalar olarak öne çıkmaktadır.
Uluslararası literatür açısından bakıldığında ise bilgi ve dijital teknolojiyi kullanarak iyi bir iletişimle çok fonksiyonlu bir beyin göçü mantığı ve politikaların geliştirilmesi ve bu kavrama yeni bir boyut, beyin göçü yaklaşımlarına yeni bir analitik çözümlemeyle, yeni politikalar üretilmesi, ülkelerin beyin göçü politikaların da tarihsel derinliğinden kronolojik olarak süzülüp analiz edilmesi elzem gözükmektedir.
Bu Kitapta; öncelikle uluslararası beyin göçü politikaları ve Türkiye’den en çok beyin göçünü çeken ABD ve Almanya gibi ülkelerin beyin göçü politikaları incelenmekte, ABD Green Kart, Almanya (AB) Mavi Kart ve Türkiye’nin geliştirdiği Turkuaz Kart benzer özellikleri karşılaştırılmakta, beyin göçü politikası kavramsallaştırılmaktadır. Çalışmanın odağını oluşturan; “Türkiye’nin itme ve çekme perspektifinden geliştirdiği beyin göçü politikaları” ise Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden başlayarak, Türkiye’nin Erken Cumhuriyet dönemi (1923-1950) Türkiye’nin en etkili beyin göçü çekme politikalarından olan Üniversite Reformları, Beş Yıllık Kalkınma Planları (1960- 2022) kapsamında, son dönem TÜBİTAK 2232 ve Turkuaz Kart beyin göçü politikaları da dahil olmak üzere, tarihsel bir belge olması umuduyla dönemsel derinliğinden kronolojik olarak ortaya konulmakta ve bu politikaların Türkiye’nin beyin göçü üzerindeki etkileri güçlü, zayıf, fırsatlar ve tehditler çerçevesinden SWOT analizi ile değerlendirilmektedir.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı Edebiyatı Numûneleri, Mehmed Celâl
Kitap dokuz bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında yazar Osmanlı edebiyatı hakkında kendi kanaatlerini de içeren genel bir değerlendirme yapmakta, ardından edebiyat başlıklı ikinci kısımda üsluba dair terimleri tanımlamakta, edebî sanatları açıklamaktadır. Üçüncü kısımda ağırlıklı olarak roman ve çeşitlerine yer vermekle birlikte diğer nesir türlerini de tanıtmaktadır. Aksâm-ı Eş’âr başlıklı dördüncü kısımda ise şiir türüne ait nazım biçimleri ve türleri ile ilgili bilgi vermektedir. Osmanlı aruzuna ayırdığı beşinci kısımda aruz çeşitlerini örneklerle aktarmaktadır. Antolojik karakter gösteren altıncı, yedinci ve sekizinci bölümlerde sırasıyla ünlü şahıslara ait hikmetli sözlerden yapılmış bir seçme ile daha çok Tanzimat dönemi sanatçılarının şiirlerinden ve nesirlerinden örnekler yer almaktadır. Dokuzuncu ve son bölümde ise bazı divan şairlerinin ve az sayıda çağdaşı edebiyatçının biyografileri ve şiirlerinden örnekler bulunmaktadır.
Eser, bir hayli antolojik malzeme içerse de yukarıda içeriğiyle ilgili verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere edebiyat bilgi ve teorisi ve tarihine dair de birçok bilgi barındırmaktadır. Bu haliyle eser bir antoloji olmanın yanı sıra bir ders kitabı özelliği de göstermektedir. Günümüzde eğitim fakültelerinde okutulan Edebiyat Bilgi ve Kuramları başlıklı dersin müfredatına benzer bir içeriğe sahip olan eser ayrıca okuyucusuna biyografik bilgi de sunmaktadır.
₺635,00
KİTAP TANITIMI
Muslim Woman Representation in Western Literature
Representing and creating an image has always been a critical issue. In the Middle Ages and earlier texts, Muslim women representations were not very different from Christian women in terms of perception and respect. She is brave as a Knight and clever enough to save the Christian hero. However, since the 18th century, an oppressed figure has occupied a central place in Western Islamic discourse, and the Muslim woman is described as a victim of the Islam. Isolation and veiling are the most obvious clues of religious oppression, in which a body of misunderstandings is built through the discourse of the literary tradition. Female characters Leila and Aziyade in the works of Lord Byron and Pierre Loti are good examples of this situation.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Erken Cumhuriyet Dönemi Korunmaya Muhtaç Çocuklar Politikası
Bu çalışma, birçok toplumda tarihsel olarak ‘öteki’ olan Korunma Muhtaç Çocukların ‘biz’le ilişkisi çerçevesinde anlaşılması çabasıdır. Aslında öteki ve biz ilişkisi bir bütündür; ötekilere yönelik yaklaşım ya da politika bizi anlatır, ‘biz’i yansıtır. Toplum da hemen her zaman farklı güçlere sahip ‘biz’ ve ‘onlar’dan oluşmuş eşitsiz bir yapıdır. Bu eşitsizliklerin bir kısmı çocukluk gibi doğal güç farklılıklarından, diğer önemli bir kısmı ise politikalarımızla yarattığımız yoksulluk gibi toplumsal yapılardan kaynaklanmaktadır. Biz burada ‘doğal’ eşitsizliklerden kaynaklanan çocukların korunmasına dair politikanın izlerini sürmeye çalışıyoruz. ‘Yetim’, ‘kimsesizlerden’ ‘korunmaya muhtaç çocuklar’ statüsüne evrilmenin toplumsal dinamikleri anlaşılmaya çalışılmaktadır. Kısaca bu çalışmada Osmanlı köklerinden başlayarak erken Cumhuriyet dönemi Korunmaya Muhtaç Çocukların politikasının oluşumu, bir rejim olarak Cumhuriyetin oluşumu ile paralel olarak izlenmeye ve anlaşılmaya çalışılmaktadır. Günümüz çocuk politikasının anlaşılabilmesi açısından da bu kurucu döneme bakılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.
₺610,00
KİTAP TANITIMI
EXPLORING THE MYSTERIES OF ANTI-DETECTIVE FICTION
Exploring the Mysteries of Anti-Detective Fiction takes readers on a transformative journey through the intricate layers of anti-detective fiction by redefining the boundaries of mystery literature. With an insightful exploration of Stuart Turton’s The Seven Deaths of Evelyn Hardcastle and Peter Ackroyd’s Hawksmoor, this book examines a genre that challenges notions of truth, identity, and narrative closure. Blending postmodern theory with literary analysis, it delves into themes of identity, parody, and historiographic metafiction, uncovering the interplay between history, fiction, and ambiguity. Readers are invited to navigate a labyrinth of historical reconstruction, metaphysical puzzles, and the play between reality and fiction. Whether you’re an academic, a genre enthusiast, or simply curious, Exploring the Mysteries of Anti-Detective Fiction offers an intriguing perspective into the enigmatic world of anti-detective narratives.
₺250,00