KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLER VE DENEME PLANLANMASI
-

İLK OKUM- YAZMA ÖĞRETİMİ (TÜMDENGELİM YÖNTEMİ) – AYRIŞTIRMA-
-

Hür Tefekkürün Kalelerinden İbret Gazetesi
₺890,00 -

HALKLA İLİŞKİLER VE ETKİNLİK YÖNETİMİ
₺250,00 -

Giritli Ahmed Efendi’nin Fezâil-İ Kuds-İ Şerîf’i
₺260,00 -

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GELENEKSEL ERZURUM EVLERİ
₺235,00 -

Fâtımî Devleti Tarihi
-

English Literature and Society in the Eighteenth Century
₺405,00 -

ÉDUCATION ET SOCIOLOGIE
₺325,00 -

DİN EĞİTİMİ AÇISINDAN KURANA GÖRE İTÂAT KAVRAMININ OLGUSAL ANALİZİ
₺620,00 -

Demokrat Parti Döneminde Devlet Adamlarının Karadeniz Bölgesine Yaptıkları Ziyaretler (1950-1960)
₺380,00 -

ÇANKIRI ŞAİRLERİ / AHMET TALÂT ONAY
₺635,00 -

CEHENNEM HARİTALARI
₺235,00 -

Bir Deste Berceste
-

BAYBURT HALK BİLİMİ
₺575,00 -

AŞK FİLMLERİNDEN DİVAN ŞİİRİNE, KARPUZ KABUĞUNDAN HALK ŞİİRİNE BAKMAK
KİTAP TANITIMI
21. Yüzyılda Tedarik Zinciri Yönetimi Güncel Rekabet Stratejileri ve Yaklaşımlar
Günümüzde tedarik zinciri yönetimi işletmelerin rekabet başarısı için kritik bir öneme sahiptir. Tedarik zincirleri çok sayıda bağımsız firma ve süreçten oluşan karmaşık yapılı sistemlerdir. Küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle gün geçtikçe karmaşıklığı artan tedarik zincirlerini başarıyla yönetmek zorlaşmaktadır. 21.yüzyılda çevresel ve sosyal problemler ile artan riskler, Endüstri 4.0 ile gelen değişimler ve Covid-19 pandemisinin tedarik zincirleri üzerinde yaratmış olduğu ani şok ve belirsizlikler, tedarik zinciri yönetiminde kuralların yeniden yazılacağı bir döneme girilmesine neden olmuştur. Bu kitap ile tedarik zinciri yöneticilerine yeni dönemde kılavuz olabilecek bilgiler sunmak amaçlanmıştır. Kitabın içeriğinde tedarik zinciri kavramı ve temel karar süreçleri kısaca açıklandıktan sonra tedarik zincirindeki güncel rekabet stratejilerine ve yaklaşımlara yer verilmiştir.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Yeni Medyada Yanlış Bilgi: Komplo Teorileri ve Bilimin İnkârı
İnsan yaşamının devamını sağlayan temel ihtiyaçlarından biri olan bilginin, hiç olmadığı kadar hızlı üretildiği, yayıldığı ve depolandığı günümüzde yanlış bilginin, çeşitli türlerde ve medya formlarında üretilmesi, paylaşılması ve kabul görmesi, bilgi ekosisteminde düzensizliklerin varlığına ve doğrulanamayan bilgi yoğunluklarının oluşmasına neden olmaktadır. Toplumsal, ekonomik, siyasal çerçevede ve farklı bağlamlarda çeşitli eşitsizlikleri ve etik ihlalleri doğuran yanlış bilgi tüm biçimleriyle, insan hak ve özgürlüklerine, demokrasiye meydan okumaktadır.
Yanlış bilgi içerikli komplo teorilerine dâhil olan bireyler, sosyal medyanın kutuplaştırıcı etkisiyle, yanlış bilgilerin yeniden üretimini sağlamaktadır. Özellikle yapay zekâ teknolojilerinin gelişimi, yanlış bilgi üretiminde gerçek ile sahte arasındaki ayrımı silikleştirmeye başlamış, doğrulama pratiklerinin sürekli biçimde işleyiş gücünü zayıflatarak bilgiye yönelik güveni derinden sarsmıştır.
Yanlış bilgi, interdisipliner biçimde, tüm alanlarda eşitlikçi yaşam ortamının zarar görmesine neden olmuş ve bu nedenle gerekli çözümlerin üretilmesini zorunlu kılmıştır. Bu düşünce düzleminden hareketle hazırlanan çalışma, yanlış bilginin, üretim, yayılım ve katılım çerçevesinde irdelenmesini ve iletişim alanından farklı perspektiflerle tartışılmasını amaçlamaktadır.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
Şehir Coğrafyası
Şehirlerin kuruluşu İlkçağ uygarlıklarına kadar gitmektedir. Bununla birlikte şehirleşme özellikle Sanayi Devrimi’nden sonraki süreçte kırlardan şehirlere gerçekleşen göçlerle hızlanmış ve günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşar hale gelmiştir. Böylelikle yeryüzünde çok geniş dağılışa ve farklı özelliklere sahip olan şehirler, coğrafya ve birçok bilim dalının da en önemli akademik çalışma konularından birini meydana getirmiştir.
Şehir Coğrafyası: İnsan-Mekân-Medeniyet isimli bu kitap, şehirleri coğrafyanın prensipleri çerçevesinde ele alarak şehirlerin sosyokültürel ve mekânsal örüntülerindeki değişimleri bilimsel açıdan ortaya koymayı amaçlamıştır. Giriş kısmı dışında dokuz bölümden oluşan kitap, şehir coğrafyası alanında çalışmalar yapmış akademisyenlerin yoğun emekleriyle şekillenmiştir. Kitaba katkı sağlayan araştırmacıların farklı coğrafi perspektifleri ve deneyimleri konuların işlenişinde ve örneklerin sunulmasında oldukça yararlı olmuştur. Kitabın coğrafyacılar başta olmak üzere farklı disiplinlerden akademisyenlere, öğrencilere, kamu kurum ve kuruluşlarına, şehir ve şehir coğrafyası araştırmalarına ilgi duyan herkese faydalı olmasını dileriz.
₺700,00
KİTAP TANITIMI
Yaşları Arasındaki Öğrencilerin Heteroseksüel Gelişimlerinin İncelenmesi
Cinsiyet ve üreme, canlı yaşamının sürekliliğini sağlar. İnsanlarda cinsellik doğumla başlar ve tüm yaşam boyunca devam eder. Cinsel kimlik, kişinin biyolojik cinsiyetinden farklı olarak kendisini kadın ya da erkek olarak algılamasıdır. Sağlıklı bir cinsel kimlik gelişiminde cinsel kimlik, kişinin cinsiyetinden haberdar olması, cinsiyetine uygun davranışlar göstermesi ve bundan mutluluk duyması önemlidir.
Cinsel eğitim bireyin fiziksel, duygusal ve cinsel gelişimini anlaması olumlu bir kişilik kavramı geliştirmesi, insan cinselliğine, başkalarının haklarına, görüş ve davranışlarına saygılı bir bakış açısı edinmesi ve olumlu davranış biçimi, değer yargıları geliştirmesi eğitimidir.
Cinsel eğitimde öncelikle anne babaların eğitimi hedeflenmelidir. Aksi takdirde anne babaların istemediği takdirde çocuklar ya da ergenler istemediği kişilerden bilgi edinebilir, gözetleme, takip etme yoluna başvurabilirler, yaşıtlarından bilgi alabilirler, kendi başlarına deneyler yapabilirler. Ailede başlayan cinsel eğitim okulda da sistemli bir şekilde sürmelidir.
Ülkemiz gibi cinsel eğitim konusuna tedirgin, çekingen, korkak yaklaşılan, ayıp günah sayılan ülkelerde bu sorumluluk daha da artmaktadır. Sorumluluğun kapsamında sadece çocuklar gençler değil her yaştan her sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel düzeyden insanların olması gerekmektedir. Bu kitabın anne babalara öğretmenlere öğretmen adaylarına ve konuyla ilgilenen herkese yararlı olması dilerim.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’deki Kürt Meselesi Galtungyan Bir Bakış
Bu kitapta Türkiye’deki Kürt Meselesi’nin 2018 yılına gelindiğinde aldığı hâlin, Galtung’un çatışmaları ele alma yöntemi açısından incelenmesi yapılmıştır. Galtung’un yaklaşımı açıklandıktan sonra, Kürt Meselesi’nin boyutları – Siyasi, Sosyal, Kültürel, Ekonomik ve Güvenlik– incelenmiştir.
Galtung’un temel ihtiyaçlar – güvenlik, yemek, su, sağlık, eğitim, barınma, sevme/ait olma, itibar, kendini gerçekleştirme – üzerinden meşru ve gayrı meşru ayrımı yapması baz alınarak, Kürt Meselesi’nde meşru ve gayrı meşru noktalar öne çıkarılmıştır.
Kitapta incelenen Kürt Meselesi PKK’nın ilk eylem tarihi 15 Ağustos 1984’ten bu tarafa nasıl evrildiği üzerine olmuştur. 1990’larda inkârdan vazgeçilmiş ve Kürt varlığı kabul edilmiştir. 2000’ler ile birlikte özellikle açılım döneminde Kürtlere birçok haklar verilmiştir.
Kürt Meselesi’nde siyasi boyutta şu hususlar öne çıkmaktadır: Kürtçü ve PKK’nın türevleri olan gruplar ayrılıkçılığa yol açacak KCK/Demokratik Özerklik üzerinde ısrar ederken, Kürtlerin ve genel olarak Türk Milleti’nin ihtiyacı yerel yönetimlerin güçlendirilmesidir. Bu bağlamda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sağlanmıştır.
Sosyal boyutta; eğitim ve sağlık gibi konularda doğu ve güneydoğu bölgelerinde diğer bölgelere nazaran bir geri kalmışlık söz konusudur. Öncelik bu bölgelere verilerek ülke genelinde iyileştirmelere gidilmelidir.
Kültürel boyut söz konusu olduğunda, anadilde topyekûn eğitim ve resmi dilin Kürtçe olması gibi gayri meşru istekler dışında tüm talepler yerine getirilmiştir.
Ekonomik boyutta KDRP, KÖYDES, SODES, BELDES, Tazminat yasası ve Cazibe Merkezleri Programı ile doğu ve güneydoğu bölgelerine pozitif ayrımcılık uygulanmaktadır.
Güvenlik boyutunda ise PKK terör örgütünün silah bırakması ya da bataklığı kurutma operasyonu ile süpürülmesi sorunu vardır. Temmuz 2015’te başlayan ve halen devam eden operasyonlar başarılı olursa, PKK’nın süpürülmesi söz konusu olabilir.
Nihayetinde, Kürt Meselesi tam olarak çözülmese de pozitif barışa yaklaşılmıştır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
MARDİN ABBARALARI
A B B A R A ?
Mardin sokaklarını dolanan tılsımlı sözcük.
Peki nedir bu gizemli sözcüğü imar ettiren sebep?
Tarihsel süreç içerisinde Mardin ilinin hâkimiyetini üstlenen tüm medeniyetlerin kent siluetine nakşettiği eserlerin birçoğunda inançsal tutumlar ve kültürel yaklaşımlar yer alırken Abbaraların inşasında tüm medeniyetlerin ortak tavır takınmasına neden olan nedir?
Mardin Abbaraları; imar gerekçesinden geleneksel tutuma dek, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki diğer illere nazaran çeşitlilik açısından abbaraların tüm tipolojilerini bir arada görebileceğiniz, sayıca en çok, fonksiyonel açıdan en kapsamlı çalışmadır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakya Ortodoks Patrikliği, Batı’dan gelen misyonerlerden dolayı siyasi ve idari olarak büyük bir yıkıma uğramıştır. Misyonerlerin etkisiyle Ortodokslar arasından devşirilen Katolik cemaat, kısa zamanda Antakya Ortodoks Rum Kilisesi’nin yönetimini eline geçirmiştir. 1830’lu yıllarda Maximus III Mazlum’un Antakya Katolik Rum Kilisesi’ni kurmasına kadar da kilisede yönetim çoğunlukla Katolikliği benimsemiş patriklerin elinde kalmıştır. 1850’li yıllarda üst üste ölüm hadiseleriyle sarsılan kilise, bu yıllardan sonra yeniden dirilişe geçmiştir. Antakya Ortodoks Rum Kilisesi yüzyıllarca etkisinde kaldığı İstanbul Ortodoks Rum Patrikliği’nin, Antakya’da hatırı sayılır bir Rum cemaat kalmadığından, kilise cemaatinin tamamını oluşturan Araplar kendi patriklerini seçmek ve patrikliği Araplaştırabilmek amacıyla zorlu ve uzun soluklu bir mücadelenin kapısını açtılar. Bu mücadelede köken itibariyle Rum olan Patriklerin ya Papalığa ya da İstanbul Rum Patrikliğine biat ettikleri tespit edilmiştir. Gelecekte ekümenik bir patriğin ortaya çıkaracağı problemlerle uğraşmak istemeyen Osmanlı Devleti, 20 Ekim 1884’te kilisenin teşrifattaki adından “Ortodoks” ibaresini çıkararak İstanbul Rum Patrikliği’ne indirgemek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra Antakya kilisesinin teşrifattaki adı ise Antakya Ortodoks Patrikliği olmuştur.
Yüzyıllarca Rumların bir vassalı gibi yaşayan Arap metropolitler, bu değişiklikten sonra ilk defa kendilerine ait milli bir kilise kurmak ve Arap bir patrik seçmek için, o zamana kadar cemaatlerle ilgili her işin dışında kalmayı başaran Osmanlı Devleti’ni de meselenin içerisine çektiler. Sonuçta Arap soyundan gelen Lazkiye Metropoliti Meletiyos Efendi, 6 Mart 1899’da patrik kaymakamlığına tayin edildi ve 30 Nisan 1899’da da patrik seçildi.
Meletiyos Efendi’nin patrik seçilmesiyle Antakya Ortodoks Patrikliği’nin 1720’li yıllarda başlayan Rum hegemonyasından kurtulma ve millileşme süreci 1899’lu yıllarda tamamlanmıştır.
Bu çalışma Osmanlı Devleti ile Batılı aktörler arasındaki din ve mezhep çatışmaları üzerinden baş gösteren rekabet ve mücadeleler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
Bitlis İlinin Arazi Örtüsünün Belirlenmesi Kullanımı ve Planlamasına Yönelik Öneriler
Herhangi bir bölgenin ekonomik kaynaklarının harekete geçirilmesi ve dolayısıyla kalkınması için sürdürülebilir arazi kullanımına (land use), geçmişte olduğu gibi günümüzde de ihtiyaç duyulmaktadır. Sürdürülebilir arazi kullanımı çalışmalarında hem doğal ortam özellikleri hem de beşeri ve ekonomik özelliklerin tümüyle değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Arazi kullanımı açısından ele alınan bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) ile Bitlis ilinin mevcut arazi örtüsü/arazi kullanımı belirlenmiş, doğal ve beşeri coğrafya faktörlerinden kaynaklanan problemler tespit edilmiştir. Mevcut arazi kullanımına bağlı olarak sürdürülen beşeri ve ekonomik faaliyetler temel alınarak Bitlis ilindeki arazi kullanımı ve planlamasına yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. İldeki arazi kullanımı ve planlamasına yönelik öneriler SWOT analizleri ışığında belirlenmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Türkçe – Arapça Konuşma Kılavuzu
Bu kitap, Türkiyede yaşayan başta Suriyeliler olmak üzere tüm Arap öğrenciler için yardımcı bir kitap niteliği taşımaktadır. Kitapta günlük yaşamda sıklıkla kullanılan Türkçe kalıp ifadelere yer verilmiştir. Böylelikle daha rahat iletişim kurulması ve Türkçenin hızlı bir biçimde öğrenilmesi amaçlanmıştır. Türkçe-Arapça Konuşma Kılavuzunda günlük işlerinizde karşılaşabileceğiniz durumlar için örnek diyaloglar içeren 21 tema bulunmaktadır. Her temanın sonunda, diyaloglarda geçen ve öğrenilmesi beklenen sözcük ve kalıp sözler özetlenmiştir. Tanışma, tanıştırma ve adres sorma gibi temel iletişim durumlarının yanı sıra restoran, pastane, kasap, manav, hastane, eczane, otel, banka, müze ve otogar gibi mekânlar için örnek diyaloglar oluşturulmuştur. Ayrıca kitapta öğrenci işlerinden belge isteme, kargo gönderme ve ev kiralama gibi birçok durumu kapsayan farklı temalar yer almaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
ÜTOPYA DÜNYASI
Ütopya, istenen ve arzu edilen bir toplumun rüyasıdır. Ütopyalar var olmayan ülkenin, kentin, toplumun, adanın, düzenin arayışı olarak edebiyatın içerisinde yer almaktadırlar. Daha iyi bir hayat adına çözüm yolu arayan ve bu yolu ütopya yazımında bulan yazar, yaşadığı dönemin sorunları ve aksaklıklarını, gözlemci ve anlatıcı bakış açısıyla okura aktarmaktadır. Ütopik eser ile mevcut düzene, yönetim biçimine, adalet ve eğitim sistemine yönelik bir başkaldırı sunulmaktadır.
İlk örneğine Antik Çağda Platonun Devlet adlı eserinde görülen ütopya düşüncesi, 16. yüzyıla gelindiğinde Thomas Moreun 1516 yılında kaleme aldığı Ütopya adlı eseriyle edebiyat sahnesinde yerini almış ve gelişmeye başlamıştır. More, Ütopya eseriyle yeni bir dünyanın kapılarını aralamıştır. Moreun ütopyasından sonra Batı edebiyatlarında yaygınlık kazanan ütopik eserlere Türk edebiyatında 19. yüzyıldan sonra rastlanılmıştır. Cumhuriyet döneminin ilk ütopyası olarak kabul edilen Serbest İnsanlar Ülkesinde, 1930 yılında Ahmet Ağaoğlu tarafından kaleme alınmıştır. Her iki eserde yer alan o dönemki mevcut toplum eleştirisi ve daha iyi bir yaşam düzeni düşüncesi, eserleri ütopik kılmıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Kuva-yı Milliyeci Bir Belediye Başkanı: Keçeci Zade Hafız Mehmet Emin Bey
Bu kitap, Osmanlı Devleti’nin son döneminde, Kurtuluş Savaşı yıllarında ve Cumhuriyet döneminde önemli bir isim olan Keçeci zade Hafız Mehmet Emin Bey üzerine bir biyografi çalışmasıdır.
Kitapta, Osmanlı Devleti’nin son döneminde girişimci bir zahire tüccarının Balıkesir Ticaret Odası ve Balıkesir Belediye Başkanı olarak yaptıkları, Kuvâ-yı Milliye’nin Batı Anadolu’daki faaliyetleri özelinde Keçeci zade Hafız Mehmet Emin Bey’in Milli Mücadele hatıraları, yeni kurulan Türkiye Devleti’nin önemli şehirlerinden biri olan Balıkesir’de yaptığı sosyoekonomik, siyasi ve topluma hizmet çalışmalarıyla Keçeci Hafız’ın şahsında Erken Cumhuriyet Dönemi (1923-1935) incelenmektedir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
KURUM KİMLİĞİ PENCERESİNDEN TÜKETİCİ GÜVENİ
Geçmişten günümüze toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yapısından soyutlanamayan işletmeler varlıklarını sürekli kılmak adına değişen, dönüşen koşullara uymak ve içinde bulundukları toplumla iki yönlü ve anlamlı ilişkiler kurmak zorundadırlar. Kurumlar sürekli değişen ve yenilenen bu süreç içerisinde hayatta kalabilmek, sürekliliklerini sağlayabilmek ve rakiplerinden ayırt edilebilmek adına, iç ve dış hedef kitleleriyle; hızlı, doğru ve etkin işleyen bir iletişim dokusuna ve bu amaçla da bütünsel olarak etkin bir şekilde hazırlanmış, güven verici ve inandırıcı bir kimliğe gereksinim duymaktadırlar.
Güven olgusu ise etkin bir iletişimi sürecini destekleyen önemli bir faktör olmasının yanı sıra kurulan ilişkilerde karşılıklı olarak iki taraf arasında işbirliği ve uyumu sağlayan, çatışmaları azaltan bir etkiye sahiptir. Bu bağlamda kurumsal kimliğin en önemli hedeflerinden bir tanesi de tüketicilerde güven duygusu yaratmak ve bunu sürdürmektedir. Bu çerçevede kimliğe duyulan güven, tüketici ve kurum arasında kurulan ilişkinin temelini oluşturmaktadır, çünkü tüketiciler güven duydukları kurumları tercih etme ve o kurumların ürün ve hizmetlerini satın alma yoluna gitmekte ve çevrelerine tavsiye etmektedirler.
Bu doğrultuda tasarlanan kitabın ilk üç bölümünde konuyla ilgili teorik bilgiler sunulmuştur. Birinci bölümde, halkla ilişkiler bağlamında kurumsal kimlik kavramı detaylandırılmış, ikinci bölümde, kurumsal kimlik kavramı çerçevesinde güven olgusu ele alınmış, üçüncü bölümde ise, kurumsal kimlik olgusu kapsamında tüketici ve davranışları ile ilgili kavramsal çerçeve üzerinde durulmuştur. Kitabın dördüncü bölümünde ise kurumsal kimliği ve tüketici güvenini meydana getiren boyutlar dikkate alınarak, kurumsal kimliğin tüketicilerde güven oluşturmasındaki rolü üzerine yapılmış olan saha çalışmasına yer verilmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Tarihî Türkçe Kur’an Tercümeleri Üzerine Araştırmalar
Tarihleri boyunca çeşitli dinleri tecrübe eden ve İslamiyet’le birlikte yeni bir medeniyet dairesine giren Türkler, daha evvelki dinî tecrübelerinde olduğu gibi, bu yeni dinin kutsal kitabını da Türkçeye tercüme etmişlerdir.
Kur’ân-ı Kerim’in Türkçeye ilk defa ne zaman, nerede ve nasıl tercüme edildiği bugün için kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, Samanîler devrinde Arapçadan Farsçaya yapılan bir Kur’ân tercümesinin Karahanlı Türkçesiyle yazılan Türkçe ilk Kur’ân tercümesine de rehberlik ettiği düşünülmektedir.
Bu kitapta tarihî Türkçe Kur’ân tercümeleriyle ilgili filoloji sahasında kaleme alınmış özgün yazılara yer verilmiş, tarihî Türkçe Kur’ân tercümelerinden hareketle Türk dilinin tarihsel ve çağdaş problemlerine dair ilk elden yapılan araştırmalar okuyucuların dikkatlerine sunulmuştur.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK- AMERİKAN İLİŞKİLERİ (1914-1945)
Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu toprakların stratejik önemi emperyalist devletlerin her zaman dikkatini çekmiştir. Bu devletlerden biri olan ABD, 19 yüzyılın başından itibaren Osmanlı Devleti ile temasa geçerek diplomatik ilişkilerini geliştirme yoluna gitmiştir. Bu yüzyıldan itibaren ikili ilişkiler, yeni kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile de devam etmiş ve çok yönlü olmuştur.
Yazarın Doktora Tezinden üretilmiş olan bu kitapta; Ermeni sorunu kapsamında, Osmanlı topraklarında bulunan Amerikan misyoner teşkilatlarının sağlık, eğitim faaliyetleri, Milli Mücadele dönemi Amerikan heyetlerinin incelemeleri ve raporları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan sonra uluslararası arenada vermiş olduğu diplomatik mücadele, Lozan ve sonrasındaki ABD’nin Türkiye üzerindeki politikaları, ticari, kültürel ve siyasi açıdan çok yönlü ele alınmıştır. 1914-1945 yıllarını içeren ve Türk-Amerikan ilişkilerini ele alan bu çalışma, tarih metodolojisi çerçevesinde, başta arşiv belgeleri olmak üzere, Meclis Zabıtları, Amerikan Ulusal Arşivi, yerli ve yabancı gazetelerin analiz edilmesiyle günümüz Türk-Amerikan ilişkilerinin anlaşılmasına temel oluşturmayı amaçlamaktadır.
₺675,00
KİTAP TANITIMI
I. Meşrutiyet Döneminde Adapazarı ve Çevresi (1876-1908)
Adapazarı’nın İpek Yolu güzergâhı üzerinde bulunması, tarihin her döneminde önemli bir konumda olmasını sağlamıştır. Bizans’ın ve Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul’a çok yakın bir mevkide bulunması Adapazarı’nın önemini arttıran bir diğer unsurdur. İstanbul-Adapazarı güzergâhının 19. yüzyılın sonlarında tren hattı ile birbirine bağlanması, iki nokta arasındaki iletişimi daha kolay hale getirmiştir. Tren hattı sadece ulaşımın hızlanmasına katkı sunmamış, aynı zamanda Adapazarı ve civarında üretilen ürünlerin güvenli bir şekilde İstanbul’a ulaştırılmasını sağlamıştır.
Adapazarı’nın gerçek manada bir şehir hüviyetine ulaşmasındaki en önemli etken ise aldığı göçlerdir. Bölge coğrafyası, özellikle 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrasında Kafkasya ve Balkanlardan gelen binlerce muhacir kafilesine kucak açmıştır. Göçler öncesinde küçük bir kasaba görünümünde olan Adapazarı, 19. yüzyılın sonlarına doğru nüfus olarak neredeyse yüz binlerle ifade edilebilecek noktaya ulaşmıştır. Alınan göçlerin Adapazarı ve çevresine hem olumlu ve hem de olumsuz yansımaları olmuştur. Tüm mal varlıklarını bırakarak göç etmek zorunda kalan muhacirlerin bölgede bazı asayiş sorunlarına neden olduğu tartışmasızdır. Bununla beraber, Adapazarı’nı kendilerine yeni bir yurt olarak seçen muhacirler, çalışkanlıkları ile bölgeye ve bölge insanına önemli katkılar vermişlerdir. Bilgi, beceri ve deneyimlerini bölge halkının hizmetine sunan muhacirler, kısa sürede Adapazarı’nın yerli halkıyla kaynaşarak bölgeye adapte olmuşlardır.
₺650,00
KİTAP TANITIMI
Sanat Tarihçisi Ne İş Yapar?
Sanat tarihi, yalnızca geçmişin sanat eserlerini inceleme ile sınırlı kalmayan; aynı zamanda kültürel mirası anlamlandırarak bugünü kavramamıza yardımcı olan temel bilim dallarından biridir. 2019 yılında düzenlenen “Sanat Tarihçi Ne İş Yapar?” paneli sonrasında aynı isimli Erasmus + KA154 projesi yürütülmüştür. Bu proje sanat tarihi öğrencilerinin mesleki geleceğine dair sorulara yanıt aramak ve onları iş yaşamına hazırlamak amacıyla hayata geçirilmiştir.
Bu kitap, Türkiye’de sanat tarihi eğitiminin mevcut durumuna ışık tutarak, alanın karşı karşıya olduğu yapısal sorunları, mezunların istihdam olanaklarını ve mesleki gelişim süreçlerini kapsamlı bir biçimde ele almaktadır. Eğitim sürecindeki temel sıkıntılardan sanat tarihçiliğin dijital dönüşümüne, kültürel diplomasi ve uluslararası işbirliği olanaklarından yeni kariyer fırsatlarına kadar pek çok güncel konu detaylı biçimde incelenmektedir.
Genç sanat tarihçilerinin değişen dünya koşullarına uyum sağlayabilmeleri, mesleki rekabet güçlerini artırmaları ve disiplinlerarası bir donanımla iş yaşamına katılabilmeleri için gerekli bilgi ve becerileri ortaya koymayı amaçlayan bu eser; öğrenciler, akademisyenler ve kültür-sanat alanına ilgi duyan tüm okurlar için yol gösterici bir kaynak niteliğindedir. Sanat tarihinin zengin dünyasına dair derinlikli bir bakış sunan bu kitap, okurunu geçmişin izleriyle buluştururken geleceğe dair umut veren bir perspektif de kazandırmaktadır.
₺780,00
KİTAP TANITIMI
Köy Enstitülerinde Mesleki Teknik Eğitim (1940-1954)
Türkiye’de reform niteliğinde eğitim uygulamalarından biri Köy Enstitü kurumlarının açılmasıdır. Köy Enstitüleri’ne birçok misyon yüklenmiştir; bu görevlerin başında Cumhuriyet kazanımlarının köy tabanında yer bulması gelir. Bu kurumlara enstitü denmesinin sebebi: sisteminde uyguladığı eğitim müfredatından kaynaklanmaktadır. Köy Enstitüleri’yle ilgili günümüze kadar sayısız çalışmalar ortaya konmuştur. Bizim çalışmamızı diğerlerinden ayıran Köy Enstitüleri’nin müfredatlarının mesleki teknik eğitim bakımından kapsamlı şekilde incelenmesi oluşturur.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
BELEDİYELERDE HİZMET KALİTESİ VE MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ
Günümüz dünyasında her alandaki koşulların değişim ve gelişimine paralel olarak bireylerin yaşam alanlarındaki ihtiyaçları ve çevrelerinden beklentileri de farklılaşmış ve değişmiştir. Bu noktadan hareketle, farklılaşan ve çeşitlenen insan ihtiyaçlarının karşılanmasında yerel yönetimlerin oynadığı rol ve önemi göz ardı edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Harran Üniversitesi Bilimsel Araştırma Koordinatörlüğü (HÜBAK) tarafından desteklenen “Şanlıurfa Belediyesinin Sunmuş Olduğu Hizmetlerin Kalitesinden Duyulan Memnuniyet Düzeylerinin Belirlenmesi” isimli projeden elde edilen bulgular doğrultusunda hazırlanan bu çalışma ile belediye sınırları içerisinde yaşayan vatandaşların belediye ile ilgili düşüncelerinin, yönetime yönelik algılarının ve sunulan hizmetlerden duyulan memnuniyet düzeyinin belirlenerek belediyelere hizmet kalitesinin arttırılması ve hizmet niteliklerinin değiştirilmesi gibi kararlarda karar vericilere rehberlik edeceği düşünülmektedir.
KİTAP TANITIMI
RUSYA İMPARATORLUĞU’NDA ANAYASAL DEMOKRAT PARTİSİNİN MİLLİYETLER POLİTİKASI (KADET PARTİSİ 1905-1917)
Bu kitapta, gayrirusların yönetimi ve devlete entegrasyonunun nasıl sağlanacağı konusunda bir çözüm sunan Rus liberal partilerinden Anayasal Demokrat Partisi’nin (Kadet Partisi) 1905-1917 yılları arasındaki milliyetler politikası dönemin kaynakları incelenerek aydınlatılmaya çalışılmıştır. Partinin kuruluşu, programı, organizasyonu, seçim çalışmaları ve yasama faaliyetleri incelenirken Rus liberalizminin gelişimi, anayasal meşrutiyet döneminin genel havası ve aşamaları, Devlet Duması çalışma sistemi, diğer partilerin ve gayrirus politik grupların meseleye yaklaşımları da açığa çıkmıştır. Dünya literatüründe biraz göz ardı edildiği fark edilen partinin yasama faaliyetleri ayrıntılarıyla takip edilmiştir. Rusya Müslümanları İttifakı (İttifak el-Müslimin) ve onun Devlet Duması’ndaki temsilcisi Müslüman Fraksiyonu’yla ilişkilere ayrı bir başlıkta yer verilmiş, Kadet Partisi’nin diğer milliyet meselelerine yaklaşımıyla arasında bir fark olup olmadığı ve iş birliği süreci hakkında fikir verilmiştir.
₺620,00
KİTAP TANITIMI
XIII. Yüzyıldan Günümüze Yazılı Metinlerden Tanıklarla Tarihsel ve Çağdaş Türkiye Türkçesinde Sahiplik-Aitlik-Özgülük Kavramlarının İşaretlenmesi
Bu çalışmada, XIII. yüzyıldan günümüze kadar birbirinin devamı olarak gelişen, Türkoloji kaynaklarında -farklı adlandırmalar ve bölümlemeler yapılmakla birlikte- genellikle Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi terimleriyle adlandırılan dönemlerde verilmiş yazılı metinlerden hareketle sahiplik, aitlik, özgülük kavramlarını işaretleyen dil birimlerinin belirlenmesi; işaretlemeleri doğuran ilişkilendirmelerin, işaretlerin kullanıldığı söz varlığı ögelerinin ortaya konulması ve kapsama ilişkin bir kesit sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada, tarihsel ve çağdaş Türkiye Türkçesinin farklı türlerde ve konularda yazılmış eserlerinden seçilen örnekler taranarak sahiplik, aitlik, özgülük kavram alanları çerçevesinde değerlendirilebilecek Arapça, Farsça, Türkçe kökenli işaretlere yer verilmiş; belirlenen işaretler, kaynak dillerine, gramer kategorilerine ve konularına göre sınıflandırılarak incelenmiştir.
₺1.450,00
KİTAP TANITIMI
Halit Ziya Uşaklıgil Röportajlar, Konuşmalar, Anketler
Türk romanının kurucu isimlerinden biri olan Halit Ziya Uşaklıgil’in daha önce derlenmemiş elliden fazla röportajı, konuşması ve anketi bu kitapta bir araya getirilmiştir. Bu kitap, Halit Ziya’nın özel hayatından yazar kimliğinin gelişimine, eserlerini yazma sürecinden edebî görüşlerine kadar pek çok bilgiyi, ayrıntıyı ilk elden öğrenme fırsatı sunmaktadır. Elinizdeki çalışma edebiyat tarihçileri, araştırmacılar, öğrenciler ve Halit Ziya hayranları için önemli bir kaynak olacaktır.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Tehzîbü’ş-Şiyem Fî-Nazmi’l-Hikem
Divan edebiyatı geleneğini sürdüren Ali Salâhaddin (d.1877-ö.1939), telif ve tercüme niteliğinde çok sayıda eser kaleme almıştır.
Tehzîbü’ş-Şiyem fî-Nazmi’l-Hikem adlı eseri, beyit, kıta ve mesnevi nazım şekilleriyle yazdığı 1000 şiirden oluşmaktadır. Şiirlerinde, her dönem geçerli genel ahlaki konuların yanı sıra dönemin şartlarına göre kaybolan ve yozlaşan değerleri de işlemiştir. Yaşantısından edindiği bilgi ve tecrübeyi okuyucusuna şiir yoluyla paylaşan şair, kimi zaman uyaran ve yasaklayan, kimi zaman da öven ve teşvik eden bir tavır içinde olmuştur. Bazen de konuyu iyi veya kötü yönleriyle ortaya koyduktan sonra okuyucusunun olaya hikmet gözüyle bakıp ders çıkarmasını beklemektedir. Şiirlerinde ayrıca, insanların kişilik özelliklerine dair önemli tespitleri bulunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
ALGI İNŞASINDA SOSYAL MEDYANIN GÜCÜ
Yeni iletişim teknolojilerinin gelişimi ve sosyal medya platformlarının ortaya çıkışıyla beraber bireyler, toplumsal yaşamın her alanında seslerini daha gür ve özgürce duyurabilme olanağına sahip olmuşlardır. Bu yeni model ve özgürlük ortamı, bireylere-organizasyonlara sosyal medya aracılığı ile kamuoyu algısını yönlendirebilme fırsatını da vermiştir. Sosyal medya platformları, gerek bilgi akışının tazeliği ve hızı, gerekse karşılıklı etkileşim temelinde bir yapıya sahip oluşları açısından çok avantajlı platformlardır. Bu yapıya bir de az maliyetli olma durumları eklenince, sosyal, kültürel yaşamdan, siyaset ve iş yaşamına kadar geniş bir yelpazede, kullanım oranlarının arttığı görülmektedir.
Sosyal medya platformlarının en önemli özelliklerinden biri de kamuoyu oluşturma ve kamuoyu algısını değiştirme gücüdür. Sosyal medyanın kamuoyu üzerinde bıraktığı etki ve kitleleri harekete geçirme gücü, kitabımızda örneklerini verdiğimiz birçok örnek olayda tecrübe edilmiştir.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
Türk Hikâyesinde Din ve İnanç Algısı
İnsan ile birlikte doğan inanma ihtiyacı birey ve toplumların doğasının esasını oluşturur. Tarih boyunca insanların çeşitli dinlere ve inançlara bağlı bir hayat sürdürerek mana ve madde âleminde psikolojik doyum noktasına ulaştığı görülür. 19. yüzyılda Tanzimat Fermanı ile birlikte birçok alanda değişimler yaşanır. İnsan ruhunun özüyle ilişkili olan edebiyat sahası da bu dönemde toplum ve bireyin yaşadığı değişimlerden etkilenir.
Tanzimat Dönemi edebiyatı nesir sahasında birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların ışığında hem edebî türler üzerinde hem de ele alınan konular hakkında yeni perspektifler ortaya çıkabilir. Türk edebiyatında din ve inanç olgusu eserlerde önemli bir yer teşkil etmektedir. Toplumun batının sosyal hayatına yönelmesiyle birlikte nesir türünde yazılan eserlerde; alafranga hayat, görücü usulü evlilik, basit aşk üçgenleri gibi konular ele alınır. Bu konuların yanı sıra din ve inanç olgusu da birçok hikâyede işlenmiştir. Bu dönemde yazılmış olan hikâyelerde İslamiyet ve Hristiyanlık dinine yer verildiği gibi Yahudilik ile kabile inançlarına ait izlerin de işlendiği görülmektedir. Bu kitapta Tanzimat Dönemi’nde (1839-1896) yayınlanmış olan yüz elli beş hikâye din ve inanç olgusu bağlamında irdelenmiştir. Türk hikâyesinin zeminini oluşturan eserler olarak kabul edilen Muhayyelât-ı Aziz Efendi, Müsameretnâme, Akabi Hikâyesi ve Hayâlât-ı Dil’den sonra Ahmet Midhat Efendi, Recaîzade Mahmud Ekrem, Nâbizâde Nâzım ve Samipaşazade Sezai’nin yazdığı eserler öncelikle olay örgüsü bakımından daha sonra ise din ve inanç esasları bakımından incelenmiştir. Hikâyelerde sırasıyla; İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik, ilkel kabile inançları ve batıl inançlar ele alınmıştır.
₺585,00