KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

BOLU NÜFUS DEFTERİ 1840
₺520,00 -

BEN’İN YÜZLERİ
₺455,00 -

AVRUPA BİRLİĞİ VE KALKINMA AJANSLARINA YÖNELİK PROJE HAZIRLAMA REHBERİ
₺235,00 -

Antarktika Siyasetini Şekillendiren Güncel Meseleler
₺210,00 -

AİLE İŞLETMELERİNDE PAZARLAMA ve MARKA YÖNETİMİ
₺405,00 -

1980-1990 Dönemi Türk Siyasal Sürecinde ANAP ve ANAP Seçmen Profili
₺235,00 -

Dijital Teknolojiler ve Akıllı Kentler: Belediyeler İçin Geleceğe Yönelik Stratejiler
₺250,00 -

Modernizmin Düşünsel Tarihi ve Avangart Sanat Hareketleri
-

Sarasvati’nin Hüzünleri, Kayıp Nehir, Bahao
₺470,00 -

Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri
₺270,00 -

HİKÂYET-İ SÎMURG
₺300,00 -

Yeni Medyada Yanlış Bilgi: Komplo Teorileri ve Bilimin İnkârı
₺340,00 -

Vecizeler (Birinci Kitap, İkinci Kitap, Üçüncü Kitap, Dördüncü Kitap)
₺495,00 -

Uluslararası Kalkınmada Yozgat’ın Potansiyeli Problemleri ve Çözüm Önerileri
₺420,00 -

TÜRKİYE’DE E-ÖĞRENME Gelişmeler ve Uygulamalar III
-

Türk Romanında Mitik Görünüm (1980-2005)
₺610,00
KİTAP TANITIMI
Avrupa Birliği ve Türk Finans Piyasalarının Entegrasyon Süreci
İktisadi entegrasyonun en önemli unsurlarından olan “finansal entegrasyon” küreselleşmenin ve teknolojinin 1970 sonrasında hızlanmasıyla daha da önem kazanmıştır. Ülkelerin ihtiyacı olan sermayeye ulaşabildikleri ya da fazla olan sermayelerini değerlendirebildikleri sermaye piyasalarının entegre olmasıyla ciddi bir arz-talep dengesizliğinin de önüne geçilebilmektedir.
Bu yüzden bu kitapta Türkiye’nin yarım yüzyıldan fazla bir süredir üyelik için sürdürdüğü uzatmalı ilişkisi Avrupa Birliği ile olan finansal entegrasyon süreci incelenmiştir. Küreselleşmenin ve “aday ülke” statüsünün meydana getirdiği koşullardan sağladığı avantaj ve uğradığı dezavantajlardan bahsedilmiştir.
Finansal entegrasyonu açıklamaya çalışan iktisadi teorilerden başlayarak Avrupa Birliği finans piyasaları ile Türk finans piyasalarının uyum süreci, farklılıkları ve gelecekteki potansiyel kazanımları incelenmiştir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
Sultan (II) Mehmed’in Ölümü
Fatih, ölümünden bir yıl önce, Bellini’nin fırçasından çıkan meşhur portrede, farklı çehreyle karşımıza çıkar. Tabloya bakan gözler sadece bir hükümdarın değil içsel bir çöküş sürecine giren, karın ağrılarıyla başlayan ve muhtemelen kolit ya da bağırsak iltihabına dönüşen hastalığın gölgesindeki bir insanı görür. Yüzü, poz vermekten öte iç dünyanın yükü ve yaklaşan sonun habercisidir. İlk bakışta bu vakur görünümün altında, gizlenmiş bir hastalık olduğu sezilir. İşte bu insanî zaaf, Fatih’i ‘efsane’ değil ‘şahsiyet’ olarak görmeyi gerektirir. Derin, sessiz ve suskunluk içinde. Bakışları, imparatorluğun yüküyle baş başa kalmış ruhun yalnızlığını heceler. Fatih’in portresi, Rönesans’ın zarif çizgileriyle, tarihin görünmeyen yalnızlığını ve anlatılamayan ama hissedilebilen iç dünyayı fısıldamaktadır. Bu resim onu tarihin ortasında değil, kendi sessizliğinde bulur. Kalemlerin yazamadığını bakışlar fısıldar, kroniklerin suskun kaldığı yerde sanat konuşur ve her şey sezgisel bir katmana açılır.
Kitabın ilgi odağını çerçeveleyen ana eksen, ölümdür. Çünkü ölüm dünyanın sırlarını çözebilen ve serinkanlı kalabilen tek ciddiyettir. Kafkaesk amentüden uğultu gibi bir yankı fısıldar kulağımıza: Ölümün olduğu bir dünyada daha ciddi ne olabilir? Hiç.
₺340,00
KİTAP TANITIMI
ÇOCUKLUK TRAVMASI
Bu çalışma çocukluk travmalarının stresle başa çıkma tarzları ve erken dönem uyumsuz şemalarla ilişkisi üzerine hazırlanmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar ve stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişki de incelenmiştir. Analizler Çocukluk Çağı Travmaları’ndan fiziksel ihmal ve duygusal ve cinsel istismarın, Kopukluk ve Reddedilme Alanındaki şemalar üzerinde etkisi olduğunu göstermiştir. Duygusal ihmal ve fiziksel istismarsa daha az anlamlı bir etkiye sahiptir. Araştırmaya göre Çocukluk Çağı Travması en fazla Kopukluk ve Reddedilme Şemasındaki özellikleri yordar. Bu şema depresyon ve travma ilişkisinde aracı role sahiptir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Writing while Traveling all Around
Writing while Traveling all Around is basically concentrated on writing about observations of travelers. Writers express their thoughts, feelings and ideas about their views. Travel writers in this book mainly work on literary texts as well as factual matters.
Writers note their significant quotations from the literary studies. They indicate how their observations cause change over individuals and how places influence human lives. The literary texts signify the creation of new identities by the time individuals see the places or by the time they read about what is written about those places.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
PADİŞAH ALDATTI MI ALDANDI MI
Eğitimini Mekteb-i Sultani’de alan Süleyman Kadızâde Rıfat, hakkında fazla bilgi bulunmayan, ancak kaleme aldığı eserinde Osmanlı Devleti’nin son dönemine ilişkin olayları farklı bir bakış açısıyla ele alan bir yazardır. İttihatçılara yakınlığını açıkça ortaya koyarak, bir önceki dönem olan Sultan Abdülhamid devri için istibdat söylemini kullanmaktan kaçınmamıştır. Sultan Abdülhamid devrini çarpıcı bir başlıkla değerlendirdiği eserinde, yaşanan olayları, facia sözcüğüyle nitelemiş ve özellikle taşra memurları ve devlet adamlarını millet düşmanları olarak adlandırmıştır. Eserde söz konusu memur ve devlet adamlarının icraatlarına son derece ağır bir üslûpla yer verilirken, aynı zamanda meşrutiyet devrinin önemi hakkında değerlendirmelerde bulunulmuş ve ittihatçılar övülmüştür. Sultan Abdülhamid devri memur ve devlet adamlarının taşrada yaptıkları görevleri, eleştirel bir tarzda aktararak, döneme ilişkin karşıt fikir ve söylemlerin neler olduğu konusunda bilgi edinilebilecek bir kaynak oluşturmuştur. Bu açıdan bakıldığında, Osmanlı Tarihine dair yazılmış birinci el kaynaklar arasında, eleştirel tarihçiliğin ender ve çarpıcı örneklerinden biri olan Padişah Aldattı mı Aldandı mı adlı bu eser, Süleyman Kadızâde Rıfat’ın kaleme aldığı görüşleri ile bu görüşlerin karşılaştırıldığı Sultan Abdülhamid dönemi ana gelişmeleri ve dönemin devlet adamlarının uygulamalarının birlikte değerlendirildiği bir kaynak olarak öne çıkmaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Masonluk
Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada, asırlar boyunca varlığını sürdüren ve dünya çapında birçok siyasi, sosyal ve ekonomik olayın doğrudan ya da dolaylı müsebbibi ya da iştirakçisi olarak görülen, esasen ezoterik bilgiye odaklanan ve kendisini bilimsel nitelikli bir kuruluş olarak tanımlayan masonluğu, yaygın önyargılardan uzak, saldırı ya da savunma güdüleriyle hareket etmeden ele almak, konuyu anlamlandırmak adına büyük önem arz etmektedir. Bu noktada, bilimsel araştırma modelini dikkate alarak hazırlanan bu kitabın gayesi, Osmanlı’da ve ardından Cumhuriyet döneminde henüz Latin alfabesinin kabulünden önce yazılmış masonik metinleri, günümüz Türkçesiyle ve sadeleştirerek araştırmacıların hizmetine sunmak ve konu üzerinde yürütülecek çalışmalara katkı sağlamak olmuştur. Masonluğun tarihine ve temel ritüellerine yer veren bu çalışma, uzun yıllar birçok tartışmanın merkezinde bulunan bir yapılanmayı, çok yönlü biçimde anlayıp öğrenmeyi sağlayan bir başucu eseri niteliğini taşımaktadır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
40 Soruda Lübnan
Tarihten günümüze kadar Lübnan; kültürel çeşitliliği, karmaşık toplumsal yapısı ve yaşadığı iç savaşla dikkat çeken ülkelerden biridir. Küçük bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen dinî, kültürel, etnik ve siyasi açıdan zengin bir yapıya sahiptir. Bununla birlikte, çok mezhepli siyasi sistemi nedeniyle kırılgan bir yapı sergilemektedir. Lübnan’ı anlamak, yalnızca bugünkü siyasi yapısını incelemekle değil; tarihsel arka planını, sosyolojik dinamiklerini ve bölgede yaşanan gelişmelerle şekillenen kimliğini bütüncül bir şekilde ele almakla mümkündür.
“40 Soruda Lübnan” başlıklı bu kitap, iç savaştan bu yana yaralarını saramayan Lübnan’ın karmaşık yapısını okurlara daha sade bir biçimde sunmayı ve ülkeye dair önemli temel bilgileri, her bir soru eşliğinde açık bir dille aktarmayı amaçlamaktadır.
₺200,00
KİTAP TANITIMI
COMPUTATIONAL FORMALISM in LITERARY STUDIES
Shklovsky wrote in 1917 that art makes the stone stony. The claim assumed a baseline, habitual language against which literature registers as friction. Formalism never measured it. By 1930 the movement was finished and the term undefined. This book treats that as unfinished business. Emrah Peksoy argues that the computational analysis of literary corpora with language models supplies what Formalism lacked. It provides an empirical description of linguistic expectation. Once the norm exists, deviation stops being a metaphor. Defamiliarization becomes predictive failure. Literariness resolves into a geometry of fiction, prestige, and foregrounding. Narrative shape becomes a semantic trajectory across the novel. Each measure is derived from theory, tested where it fails, and returned to the reader. The algorithm measures the norm and its violation. The critic still reads. And formalism returns in modern dress as computational formalism.
₺450,00
KİTAP TANITIMI
Şair Taşrada
Servet-i Fünûn hareketinin dikkat çekici şairlerinden biri olan Hüseyin Sîret, dönemin Tevfik Fikret, Mehmed Rauf, Samipaşazade Sezai, İsmail Safa ve Ubeydullah Efendi gibi önde gelen aydınlarıyla birlikte 20 Kasım 1899 tarihinde İstanbuldaki İngiliz Elçiliğine bir mektup takdim etmiştir. Bu mektupta genç Osmanlı aydınları, o sırada Afrikada Boerlerle savaşta olan İngiltereye desteklerini ve zafer temennilerini bildirmektedirler. Söz konusu mektup, saray tarafından haber alınınca küçük bir krize sebep olmuş ve bu aydınların bazısı sürgüne gönderilmiştir. İsmail Safa Sivasa, Ubeydullah Efendi Taife ve Hüseyin Sîret de Adıyamana sürgün edilmiştir.
Bu kitapta, Hüseyin Sîretin sürgününe sebep olan bu hadisenin iç yüzü, sebepleri ve cereyan şekli arşiv belgeleriyle ayrıntılı olarak anlatıldığı gibi Sîretin sürgün süreci de bütün detaylarıyla araştırılmıştır. 1900 başlarından 1901in sonlarına kadar yaklaşık bir buçuk yıl süren bu sürgün, Servet-i Fünûn şairi Sîretin gözünden dönemin Adıyamanı hakkında da önemli bilgi ve gözlemler içermektedir. Ayrıca şairin sanatına da etki eden bu sürgünün Sîretin şiirlerindeki izleri incelenmiştir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
SHORT STORIES FOR ELT CLASSES
Short Stories in ELT Classes is a book which consists of ten widely known short stories in literature. The stories were purposefully chosen as they were suitable to enhance the critical thinking skills (comprehension, analysis, evaluation and synthesis) of students in ELT (English Language Teaching) classes. Although the main notion that the initial goal of ELT is to provide students opportunities to develop language competence, the new trends in second language teaching indicates the significance of integrating literary texts in ELT classes at colleges and universities. Literature, particularly short stories, are authentic texts that enhance students language skills of reading, writing, speaking and listening. In this book, each story was designed with pre, while and post reading questions and activities. While presenting universal themes such as morality, relationships, compassion, sacrifice, free will, equality, charity, maturity and experience, the stories in Short Stories in ELT Classes aims at providing
educators and teachers materials and texts to increase students awareness with class discussions and debates.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
ENGLISH LITERARY CRITICISM
“Originally published in 1896.”
In the following pages my aim has been to sketch the development of criticism, and particularly of critical method, in England; and to illustrate each phase of its growth by one or two samples taken from the most typical writers. I have in no way attempted to make a full collection of what might be thought the most striking pieces of criticism to be found in our literature.
Owing to the great wealth of such writing produced during the last sixty years, it is clearly impossible to give so complete a picture of what has been done in this period as in others. I am obliged to content myself with one specimen of one writer. But that is the writer who, in the opinion of many, is the most remarkable of all English critics. For the permission, so kindly granted, to include the Essay on Sandro Botticelli I desire to offer my sincerest thanks to Messrs. Macmillan and to the other representatives of the late Mr. Pater.
It may seem strange to close a volume of literary criticism with a study on the work and temperament of a painter. I have been led to do so for more than one reason. A noticeable tendency of modern criticism, from the time of Burke and Lessing, has been to break down the barrier between poetry and the kindred arts; and it is perhaps well that this tendency should find expression in the following selection. But a further reason is that Mr. Pater was never so much himself, was never so entirely master of his craft, as when interpreting the secrets of form and colour. Most of all was this the case when he had chosen for his theme one who, like Botticelli, “is before all things a poetical painter”.
- E. VAUGHAN
February, 1896.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Veri Yönetimi
Veri günümüz örgütleri için önemli bir örgütsel değer olarak kabul edilmektedir çünkü verinin ekonomik bir değere dönüştürülmesi mümkündür. Buna karşın verinin bir değere dönüştürülmesi için diğer tüm örgütsel varlıklarda olduğu gibi etkin bir biçimde yönetilmesi gerekmektedir. Verinin örgütsel, ekonomik ve yönetsel bir değere dönüştürülmesi veriden eyleme vuruk işlevsel bilgiye erişim sağlanması ile mümkündür. Veri yönetimi temel olarak verinin ekonomik ve örgütsel bir değere dönüştürülmesi amacıyla veriden anlam çıkartılması ile ilgili eylem süreçlerini içerir. Bu yönüyle etkili bir veri yönetimi verinin örgütsel değeri için önemli bir öncül niteliğindedir. Bu çalışma veri yönetiminin temel ilkelerine, bileşenlerine, süreçlerine ve sorunlarına dönük temel niteliğinde bir çalışmadır. Çalışmanın veri yönetimi ile ilgili sınırlı çalışmanın yapıldığı Türkiye’de veri yönetimi ve önemine dönük bir anlayışa katkı sunabileceği öngörülmektedir.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
SOSYAL SORUMLULUK TEMELLİ LİDERLİK
Tarih süreci boyunca her topluluk eğitim, çevre, sağlık, ekonomi vb. bazı yerel sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Günümüzde de bu sorunların çoğu hala devam etmektedir. Bu problemler sadece bu tür sorunları yaşayan insanları değil doğrudan veya dolaylı olarak tüm insanları etkilemektedir. Bu sebepledir ki bu sorunların çözümü sadece sorunu yaşayanları değil, dünya üzerinde yaşayan tüm insanları ilgilendirmektedir. Bu noktada, çevresindeki sorunlara duyarlı, değişim merkezli, kendini bilen, işbirliğine açık sosyal sorumluluk temelli liderlere çok ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu kitap, insanın içinde bulunduğu toplumla uyum içerisinde yaşayabilmesi için toplumsal sorunlara karşı duyarlı olan ve bu sorunlara çözümler üreten sosyal sorumluluk temelli liderliği detaylı bir şekilde açıklayarak üniversite öğrencilerinin ve akademisyenlerin yararlanabileceği bir kaynak niteliği taşımaktadır.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Sociology of the Commons and Rural Land Ownership in Burkina Faso
This book bridges sociological and political economy perspectives on land commons in sub-Saharan Africa, focusing on Burkina Faso. It critically examines the impact of state-recognized customary land rights, challenging the notion that formalization alone enhances rural livelihoods and environmental management. Instead, it argues that neoliberal policies and market-driven land reforms have led to land commodification, destabilizing traditional property regimes and exacerbating rural impoverishment. By exploring the “Burkinabè state-commons”new forms of collaborations between the state and customary regimesthe book proposes an alternative path to the relentless commodification of land observed across the Global South. This case study reveals the potential for a unique synthesis of state and commons that could mitigate the ongoing depeasantization in Burkina Faso and offer lessons for rural land governance worldwide.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye’deki Kürt Meselesi Galtungyan Bir Bakış
Bu kitapta Türkiye’deki Kürt Meselesi’nin 2018 yılına gelindiğinde aldığı hâlin, Galtung’un çatışmaları ele alma yöntemi açısından incelenmesi yapılmıştır. Galtung’un yaklaşımı açıklandıktan sonra, Kürt Meselesi’nin boyutları – Siyasi, Sosyal, Kültürel, Ekonomik ve Güvenlik– incelenmiştir.
Galtung’un temel ihtiyaçlar – güvenlik, yemek, su, sağlık, eğitim, barınma, sevme/ait olma, itibar, kendini gerçekleştirme – üzerinden meşru ve gayrı meşru ayrımı yapması baz alınarak, Kürt Meselesi’nde meşru ve gayrı meşru noktalar öne çıkarılmıştır.
Kitapta incelenen Kürt Meselesi PKK’nın ilk eylem tarihi 15 Ağustos 1984’ten bu tarafa nasıl evrildiği üzerine olmuştur. 1990’larda inkârdan vazgeçilmiş ve Kürt varlığı kabul edilmiştir. 2000’ler ile birlikte özellikle açılım döneminde Kürtlere birçok haklar verilmiştir.
Kürt Meselesi’nde siyasi boyutta şu hususlar öne çıkmaktadır: Kürtçü ve PKK’nın türevleri olan gruplar ayrılıkçılığa yol açacak KCK/Demokratik Özerklik üzerinde ısrar ederken, Kürtlerin ve genel olarak Türk Milleti’nin ihtiyacı yerel yönetimlerin güçlendirilmesidir. Bu bağlamda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sağlanmıştır.
Sosyal boyutta; eğitim ve sağlık gibi konularda doğu ve güneydoğu bölgelerinde diğer bölgelere nazaran bir geri kalmışlık söz konusudur. Öncelik bu bölgelere verilerek ülke genelinde iyileştirmelere gidilmelidir.
Kültürel boyut söz konusu olduğunda, anadilde topyekûn eğitim ve resmi dilin Kürtçe olması gibi gayri meşru istekler dışında tüm talepler yerine getirilmiştir.
Ekonomik boyutta KDRP, KÖYDES, SODES, BELDES, Tazminat yasası ve Cazibe Merkezleri Programı ile doğu ve güneydoğu bölgelerine pozitif ayrımcılık uygulanmaktadır.
Güvenlik boyutunda ise PKK terör örgütünün silah bırakması ya da bataklığı kurutma operasyonu ile süpürülmesi sorunu vardır. Temmuz 2015’te başlayan ve halen devam eden operasyonlar başarılı olursa, PKK’nın süpürülmesi söz konusu olabilir.
Nihayetinde, Kürt Meselesi tam olarak çözülmese de pozitif barışa yaklaşılmıştır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Gençlik ve Din
Gençliğin dine bakışı, dine karşı tutumları, dinle ilişkisi, dine hayatlarında yer verme biçimi ve nihayetinde hayatı anlamlandırma serüvenlerinde dine atfettikleri değer, özelde ülkemizin genelde ise dünyanın gündemini meşgul eden problem alanlarından biridir. Bilhassa ekonomi ve teknolojide meydana gelen değişimlere binaen bilgi anlayışında ve buna bağlı olarak değerler sisteminde meydana gelen değişimlerin, tüm dünyada gençlerin dinle ilişkisini etkilediği düşünüldüğünde, söz konusu etki ve değişimi anlamak, gençlik ve din ilişkisini çok farklı açılardan ele almayı ve incelemeyi gerekli kılmaktadır. Elinizdeki çalışma, bu gerekliliğin yerine getirilmesine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmıştır.
₺740,00
KİTAP TANITIMI
BAĞLAŞIK ÖĞRETİM (Anchored Instruction)
Eğitimcilerin görevi gerçek yaşam ile okul yaşantısını bir bütün olarak düşünüp, sınıfın dışındaki dünya ile uyumlu hale getirmektir. Bunun için en etkili yol gerçekçi çevrede yer alan ve öğrenenlerin etkin olduğu “bağlam” içindeki öğrenmelerdir. Yapılandırmacı yaklaşımın uygulama yöntemlerinden biri olan “Bağlaşık Öğretim” mümkün olduğunca gerçekçi ve kavramsal açıdan zengin bağlamlar sunmayı öngörmektedir. Son dönemde uluslararası alan yazında çeşitli araştırmalarda ve uygulamalarda ele alınan bu yöntem, kuramsal yanı ağır basan yapılandırmacı yaklaşıma adım adım bir uygulama olanağı sunmaktadır. Ayrıca bu yöntem, bilişsel yapılandırmacıların vurguladığı bir problem üzerine öğrenenlerin düşünüp tartışabilecekleri fırsatları vermekte ve sosyal yapılandırmacıların vurguladığı grup ya da işbirlikçi problem çözme etkinliklerini sağlamaktadır. Bu kitapta, bağlaşık öğretim çeşitli yönleriyle tanıtılmaya çalışılmıştır. Kitabın konuyla ilgilenen kişilere, öğrencilere, öğretmen adaylarına, öğretmenlere, bilimsel çalışma yapanlara, yeni çalışmalara kaynak oluşturacağı ve yol göstereceği umulmaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Sözlü Çevirinin Mutfaği
Sözlü çeviri eğitimini ve mesleki uygulamaları çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alan bu çalışma; akademisyenler, profesyonel tercümanlar ve geleceğin sözlü çevirmen adaylarıyla gerçekleştirilen kapsamlı mülakatlara dayanıyor. Kitap, eğitim sürecinden sektörün dinamiklerine uzanan köprüde karşılaşılan yapısal sorunları, güncel piyasa koşullarını ve dijitalleşmenin getirdiği zorlukları ilk ağızdan, net bir biçimde ortaya koyuyor.
Mevcut eksiklikleri ve tıkanma noktalarını tespit etmenin ötesine geçen eser; eğitim müfredatlarının çağdaş ihtiyaçlara göre güncellenmesi, teori ile pratik arasındaki bağın güçlendirilmesi ve mesleki standartların yükseltilmesi adına somut ve yenilikçi çözüm önerileri sunuyor. Hem akademik dünyaya hem de sektöre adım atmaya hazırlanan genç yeteneklere rehberlik etmeyi amaçlayan bu kitap, sözlü çevirinin geleceğine ışık tutan dinamik bir yol haritası niteliğindedir.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
XII. Yüzyıl Latin Kroniklerine Göre Haçlıların Alexios Komnenos Algısı
Samimi duygularla Doğu’daki Hristiyan din kardeşlerini içinde bulundukları müşkül durumdan kurtarmak ve Tanrı’ya hizmet etmek için yola çıkan Latin Katolik Hristiyanların, bilhassa kendilerini yardıma çağıran Doğu Roma İmparatoru Alexios Komnenos’tan gerekli yardımı göreceklerine ve “ortak davalarına” hizmete büyük bir gönüllülükle iştirak edeceklerine olan inançları Doğu Roma topraklarına girdikleri andan itibaren sarsılmıştır. Haçlı orduları, Doğu Roma İmparatorluğu topraklarında ilerlemeye devam ederken gördükleri muamele karşısında şaşkına dönmüştür. Alexios’un kendi İmparatorluğunun çıkarlarını korumasındaki tavrı kısa zaman içinde Haçlılarla çatışma yaşamasına yol açmıştır. Alexios Komnenos’un kardeşlik ve müttefiklikten bahseden mesajlarıyla tam bir tezat oluşturan tavrı karşısında Haçlıların hissettiği hayal kırıklığı ilerleyen süreçte yaşananlarla birleşerek genelde Doğu Roma’ya, özelde ise Alexios Komnenos’un şahsına karşı açık bir öfkeye dönüşmüştür. İmparatorun, seferler sırasında imparatorluk sınırlarını koruma altına almak için aldığı önlemler ve sonrasında izlediği politika, Latin Katolik din adamlarının kroniklerindeki Alexios imajının oluşmasında belirleyici olmuştur.
₺320,00
KİTAP TANITIMI
EKONOMİ, SOSYOLOJİ ve KADIN
Önsözden
Kadınların sorunları üstüne düşünmek, erkeklerin sorumsuzluklarını açığa çıkarmayı amaç edinmekle başlar. Kadın sorunu denilen şeylerin altında eril tahakkümün sindirilmiş, klişeleşmiş ve dayatılmış tutumları, davranışları ve algıları yer edinmektedir.
Kadınlar üstüne düşündüğümüz bu çalışmanın yola çıkış amacı erilin durumu hakkında da bilgi edinmeyi amaç edinmiştir. Erilliğin inşası kadınların ötekileştirilmesiyle başlar. Öte yandan kadın yoksunluğu erilin güç gösterisinde bir gölge gibidir; güneşe dönük
yüzüyle erilin ardına, tersi yönde ise erilin önüne düşer. Kadın her iki durumda da ikincilleştirilir.
Çalışmaya dair söylemek istediklerimiz yığınladır. Bu ülkede kadın sorunu anneye yüklenen algıyla başlar. Bir gelenek misali bu algı kızlara aktarılır. Kızlarda zamanla sevgiliye, kocaya ve oğullara yansıtarak sorunu pekiştirir. Bu yüzden kadın sorunu erilin sorumsuzluğunda aranmalıdır. Böylesi bir aktarım/tema tasarımını kısa zamanda aşmak/açmak uykusuz bir rüya gibidir. Hem tutarsızlıklarla doludur hem de peşine düşmeyi gerektirecek kadar taze ve canlıdır.
İçeriğe ilişkin söylenecekler şöyledir: Çalışmanın teması çeşitlilikler içermektedir. Politikadan ekonomiye, sosyal yapıdan eğitimin yapısal farklılıklarına, kadınının toplumsal konumundan erkeğin tarihsel tipolojisine kadar, çalışmada kadınların algılanması irdelenmiştir. Sağlık ve kadın bedeni, işgücü ve kadın uygunluğu (işletmelerde ve eğitimde), politika ve kadın kimliği, yoksulluk ve kadın ayrımcılığı, kalkınma ve kadınlarda fırsat eşitsizliği, toplumsal cinsiyete dayalı bütçelemede kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık ve nihayet erilliğin ekonomik temelde inşâ olunduğu ticaret ve kadın ilişkileri çalışmanın temalarını oluşturmaktadır.
vi
Çalışmanın genel yaklaşımı çerçevesinde Ekonomi, Sosyoloji ve Kadın temaları işlenmiştir. Öncelikli olarak ekonominin hemen her dalında kadınların ikincilleşmesi -bu ister politik isterse mâli boyutta olsun- özenle vurgulanmıştır. Sosyolojik bağlamda
kadınların inşâsı, ekonomi de dâhil güncel yaşamda yaygın bir şekilde bir üst-yapı olarak belirginlik kazanmaktadır. Konuşulmaktadır
Yazarlar: Ahmet Çoymak, Ayşe Dericioğulları Ergun, Bilge Afşar, Buket Arslan, Burcu Doğanalp, Düriye Toprak, Harika Uçar Altınışık, Mim Sertaç Tümtaş, Ramazan Erdem
Rukiye Çelik, Serpil Ağcakaya, Süleyman Öğrekçi, Volkan Yücel, Zehranur Sanioğlu, Ziya Toprak
₺620,00
KİTAP TANITIMI
Sosyal Bilimlerde Güncel Araştırmalar
Sosyal bilimlerin odak noktasını oluşturan “insan” unsuru, hele ki günümüzde, giderek daha çok “amaç” olarak konumlandırılmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple gerek belirli disiplinler gerekse farklı alanlardan araştırmacıların birleşerek bu nihai amaca daha çok eğilmeleri önem arz etmektedir. Zira günümüzün hegemon iktisadi sisteminde inanın eskiye nazaran daha fazla araçsallaştırıldığına dair pek çok veri, gösterge, kanıt ve araştırma bulunmaktadır. Bu meyanda cevap verilmesi gereken soru şudur: Ekonomik büyüme veya zenginleşme uğruna insanın özne konumundan çıkarılıp araçsallaştırılmasına göz mü yumulmalı yoksa insanın, ekonomik göstergeler dışında-üstünde bir mesele olduğu kabul edilmeli ve bu noktada bir aktör olarak konumlandırılmaya mı çalışılmalıdır? “Sosyal Bilimlerde Güncel Araştırmalar” adlı bu eserde, çeşitli disiplinler çerçevesinde ortaya konulmuş çalışmalarla bahsi geçen konunun bir ya da daha fazla cephesine ışık tutulmaya çalışılmaktadır.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
AİLE İLİŞKİLERİ BAĞLAMINDA AİLE İŞLETMELERİ
Aile işletmelerinin birçok boyuttan incelediği bir serinin parçası olan bu kitap, aile işletmelerinde liderlik ve aile ilişkilerine odaklanmıştır. Aile üyeleri gerek kurucu, gerek yönetici gerekse de çalışan bazen de sadece hissedar olarak işletmede önemli rol oynamaktadır. Bu önemine karşın aile işletmeleri ile ilgili yazın incelendiğinde aile boyutunun önemli ölçüde ihmal edildiği görülmektedir.
Ailenin sahip olduğu birlik beraberlik anlayışı nedeniyle aile ilişkileri hakkında bilgi verilmekten çekinmesi aile ilişkilerinin incelenmesini güçleştirmekte ve araştırmacıların aile boyutunu ihmal ederek işletme boyutuna odaklanmasına neden olmaktadır. İhmal edilen aile boyutu ise kendini aile üyeleri arasındaki güç ve liderlik mücadelelerinde göstermekte ve işletmenin ömrünü kısaltan en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu nedenlerden dolayı, bu kitap öncelikle aile işletmelerinde güç ve liderlik konularını incelemeye odaklanmıştır. Ayrıca aile işletmesine aile üyelerinin gözünden de bakmaktadır. Bu alanlardaki sorunlar tespit edildikten sonra devir süreci ve ailenin kurumsallaşması süreçlerini açıklayarak, aile işletmelerinin sürdürülebilirlik sorunlarına çözüm önerileri sunmayı amaçlanmaktadır.
₺575,00
KİTAP TANITIMI
Retro Pazarlama ve Spor
Çağdaş pazarlama anlayışında, “yeni ve geliştirilmiş” ifadelerine sıkça rastlanmaktadır. Yenilik yapmayanın eskiyeceğinden, yeniliklerin hızla eskidiğinden bahsedilmektedir. Bir yandan da, “her zaman alıştığınız” kalite, lezzet, vb. ifadelerle de değişmezliğe, kalıcılığa ve istikrara vurgu yapılmaktadır. Bu bağlamda, “Retro Pazarlama” insanların geçmişe duydukları özlemin gücünden yararlanmaya dayanmaktadır.
Geçmişten gelen ürünlerin, tarzların, stillerin, ifadelerin, anlayışların yenilendiğine dair örnekler ile retro pazarlama, geçmişe ait çağrışımlarıyla farklı bir pazarlama yaklaşımını içermektedir. Geçmişe uzanan referanslar, yeniliklerin tükenmesinden değil, aksine, pazarlamanın dinamizminden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda; retro pazarlama, eskiyi yenilemek iddiasını da içermektedir. Retro pazarlamanın temelinde yatan düşünce ise; tüketicilerin satın alma sürecinde, ürünü tercih ederken, ailenin, etkilenilen bir filmin, belgeselin, bir maçın veya tüketicinin hayatından bir şeylerin izlerini taşımasıdır. Öyle ki, son yıllarda retro kavramının geçmişe olan özlemle yoğun bir biçimde bağdaştırılması nedeniyle tüketiciler; o dönemin yaşayış biçimini, toplumsal koşullarını ve diğer özelliklerini de talep eder hale gelmiştir.
Günümüzde spor endüstrisinde yer alan markalar ise farkındalık yaratmak, farklılaşmak ve hedef kitleleri ile duygusal bir bağ kurmak amacıyla, spor pazarlaması çerçevesinde çeşitli iletişim faaliyetlerine başvurmaktadırlar. Bunlar arasında, yeni trendler oluşturmak ve onların olumlu etkilerinden faydalanmak da yer almaktadır. Özellikle, retrospektif (geriye dönük) markalama yaklaşımı ile hedef kitlelerinin taleplerine, teknoloji ile harmanlanmış sembolik ürünlerin sentezi olan “retro ürünler” ile karşılık vermeye gayret gösteren spor markalarının varlığı her geçen gün artmaktadır. Retro spor ürünleri, hemen her kuşak tarafından yoğun ilgi görmektedir. Son yıllarda, hikaye anlatımına dayalı pazarlama anlayışının yaygınlaşması ise, retro pazarlama ve spor birlikteliğinin gücüne güç katmaktadır.
Bu kitapta, tüketim toplumlarında kültürel bir tüketim aracı olarak konumlandırılan retro spor ürünlerinin, spor endüstrisindeki varlığına dikkat çekmek ve alanla ilgili literatüre katkıda bulunmak amaçlanmaktadır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Zübdetü’t-Tevârih’te Peygamberler Tarihi: Gelibolulu Mustafa Âlî’nin Eseri ve Tahlili
XVI. yüzyıl Osmanlı tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden Gelibolulu Mustafa Âlî tarafından kaleme alınan Zübdetü’t-Tevârih, peygamberler tarihine dair klasik bir Osmanlı yorumudur. Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar Kur’an’da adı geçen peygamberlerin hayatları, kavimleriyle ilişkileri ve yaşadıkları olaylar, tarihsel anlatılarla iç içe, akıcı bir üslupla sunulur.
Bu çalışma, Reşid Efendi nüshasına dayanmakta olup eserin mukaddimesi ve birinci tabakasını içermektedir. Metin, özgün yapısı korunarak günümüz Türkçesine özenle aktarılmış hem akademik çevrelerin hem de meraklı okuyucuların istifadesine sunulmuştur.
Peygamberler tarihine Osmanlı perspektifinden bakmak isteyen herkes için vazgeçilmez bir başvuru kaynağıdır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
İletişim Perspektifinden ÇANAKKALE’NİN DEĞERLERİ
Çanakkale, içinde bulunduğu coğrafi konumu ve boğazıyla Anadolu ve Avrupa’yı, Akdeniz ve Karadeniz’i birbirine bağlayan en önemli iki geçitten birini oluşturmaktadır. İşte bu nedenle eski çağlardan bu yana insanlık için değerli bir mekân olmuştur. Geçmişten günümüze burada yaşayan insan toplulukları, bu boğaz aracılığıyla ekonomik ve askeri üstünlük elde etmiş, bir yandan refah göçlerini tetiklerken diğer yandan işgallere uğramıştır. Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan bu topraklardaki yerleşim, milattan önce 3000 yılına kadar uzanmaktadır. Klasik ilkçağda henüz İstanbul önem kazanmadan Çanakkale Boğazı ve kıyıları birçok kente ve kültüre ev sahipliği yapmıştır. Çanakkale’nin insanlık tarihi ve Anadolu medeniyetleri bağlamındaki büyük önemi bir yana, Türk tarihinin en çetin muharebelerine mesken olması, milli kültür için bir bellek oluşturması ayrıca önemlidir. Çanakkale Deniz Zaferi (18 Mart), milli bilincin doğduğu yer olarak adeta Cumhuriyet’e uzanan yolun başlangıcını ve niteliklerini taşımaktadır. Çanakkale, hem deniz hem de kara muharebelerinde kazanılan zaferlerle, Türk Kurtuluş Savaşı’nda verilecek mücadelenin ve bağımsızlık ruhunun ilk ortaya çıktığı yerdir. Ege, Trakya ve Güney Marmara’nın kültürel niteliklerini taşıyan kent özellikli bir coğrafyada, tarihin derinlikte biriktirip bugüne taşıdığı çok özel bir hüviyete sahiptir.
Bu kitapta, toplumsal değişmeden kent kültürüne, sanattan medyaya, akademiden entelijansiyaya kadar birçok alanda iletişim perspektifinden Çanakkale’ye dair kapsamlı ve derinlemesine bir analiz ortaya konmaya çalışılmıştır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Amerikan Misyonerlerinin Türkiye’deki̇ Sağlık Faaliyetleri̇ (1833-1923)
19. yüzyıl Osmanlı coğrafyasında birçok misyoner örgütün etkin olduğu çağdı. Bu dönemde en etkili çalışma yapan, dünya coğrafyasına kısa sürede yayılan 27 Haziran 1810’da Boston’da kurulan ve 1820 yılında Osmanlı topraklarına ilk misyonerlerini gönderen Protestan misyoner örgütü, ABCFM ya da Amerikan Board olarak adlandırılan, American Board of Commissioners for Foreign Missions’dır. Doğu ülkelerinde misyoner faaliyetlerinin etkin bir biçimde sürdürülmesinde en önemli yöntemlerden biri de sağlık misyonerliği olarak görülmektedir. Sağlık misyonerleri süreç içerisinde kutsal konularda vaizlerden daha zor görevler üstlenmişler ve gittikleri ülkelerde tıp bilgileri sayesinde ulaşılmaz sanılan kesimlerle iletişim kurma olanakları bulmuşlardır. Bu çalışmada Amerikan Board teşkilatının bugünkü Türkiye sınırları içerisinde 1833’ten 1923 yılına kadar sağlık alanında yapmış olduğu faaliyetler ele alınmaktadır. Misyonerlerinin yapmış olduğu gezici sağlık misyonerliği, dispanser, hastane, tıp okulu, eczane ve hemşire sınıfları açmak gibi faaliyetleri; misyonerlik, din, siyasi ve tıp tarihi açısından değerlendirilmiştir. Misyoner etkinliğinin temel amacı, din ve eğitim çalışmalarında olduğu gibi, sağlık misyonerliğinde de öncelikle Protestan inancının yayılmasıdır. Çalışmada sağlık misyonerlerinin etkinlik gösterdiği bölgelerde, yönetim ve toplumla olan ilişkileri, etkileri ve çatışmaları üzerinde değerlendirilmeler yapılması amaçlanmıştır. Sağlık misyonerliğinin etkisi, misyona olan katkısı verilerle anlatılmaya çalışılırken, konunun tıp tarihi açısından önemi, Osmanlı tıbbına etkisi de değerlendirilmiştir.
₺455,00