KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

EIN ROMAN DER MODERNE KÜNSTLERPROBLEMATİK BEI RAINER MARIA RILKES ROMAN MALTE
-

Dîvân-ı Cemîl Mahmûd
₺275,00 -

Çocuk Edebiyatı ve Mevlananın Mesnevisi
-

Coğrafya ve İnsan
₺975,00 -

Bolu Folklorunda Doğum Geleneği
₺300,00 -

Bellek ve Anımsama
₺210,00 -

Avrupa Birliği Kuruluşu, Organları ve Ekonomik Boyutu
₺300,00 -

ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
₺390,00 -

AİLE İŞLETMECİLİĞİNDE TARIM İŞLETMELERİ ve FARKLI KURUMSALLAŞMA ÖRNEKLERİ
₺390,00 -

1927-1964 RADYO YAYINCILIĞINA HAYAT VERENLER
₺260,00 -

POSTHUMAN SPACE IN MARIO PETRUCCI AND ALICE OSWALD’S POETRY
₺340,00 -

2024 Yılı Bitlis Kalesi Kazısı ve Buluntuları: Han Sarayı
-

Doğu Grubu Ağızlarının Ses ve Şekil Özellikleri
₺900,00 -

Canlandırma Sanatının Doğuşu, Öncüleri Ve Kullanım Alanları
-

Yeni Medya ve İletişimsel Yaklaşımlar
-

VASİYYETİ’L-ʻÂRİFÎN Abdurrahmanı’d-Darîr
₺510,00
KİTAP TANITIMI
Sicilya’da II. Frıedrıch İle Papalık Arasındaki Hâkimiyet Mücadelesi (1194-1268)
Grek, Latin ve bilhassa Müslüman kültürüyle harmanlanmış olan Sicilya’da yetişen II. Friedrich, zamanla döneminin Batı’daki en büyük idarecisi olmayı başardı. Diğer yandan kurumsallaşıp güçlenerek büyük bir güç haline gelen Papalık, Avrupa’da ruhani liderliğin yanında dünyevi otoriteyi de elinde bulundurma arzusu taşımaktaydı. Çağdaşlarının aksine dini önyargılardan uzak aydın bir idareci olan II. Friedrich, Papalığın kendisine dayatmak istediği siyasi otoriteye boyun eğmedi. Bu durum iki taraf arasında büyük bir çekişme ve hâkimiyet mücadelesi yaşanmasına neden oldu.
Bu çalışmada II. Friedrich’in, Sicilya Krallığı merkez olmak üzere İtalya ve Almanya (Kutsal Roma İmparatorluğu) topraklarında Papalığa karşı verdiği mücadeleyi ele aldık. Dönemin Sicilya’sının siyasi, dini, sosyokültürel tarihi yanında Papalık ve Kutsal Roma İmparatorluğu’nun tarihine de ışık tutan bu çalışmanın ilgili literatüre katkı sağlayacağını düşünüyoruz.
KİTAP TANITIMI
KÜRESELLEŞME VE MEDYA İLİŞKİSİ
Medyanın üretim yapısındaki değişimin yanı sıra, sermaye yapısındaki değişimin de sektör üzerinde önemli etkileri olduğu bilinmektedir. Medya sektörüne sermayenin girişi ile birlikte teknolojik yapıda da değişimler yaşanmıştır. Basın sektöründeki aile geleneğinin yerini büyük medya holdingleri almıştır.
Medya, çokuluslu şirketler için artık vazgeçilmez ve sahip olunması gereken bir alandır. Kitle iletişim araçlarının 1980’li yıllara kadarki en büyük amacı kamu yararı olmakla birlikte, bu tarihten itibaren çokuluslu şirketlerin iletişim alanına girmesiyle birlikte, amaç daha çok ürün pazarlamak ve dolayısıyla karlılıktır.
Medya; ekonomik, siyasal ve kültürel alanda mal, hizmet ve enformasyonun farklı kültürel altyapıya sahip çok daha geniş kitlelere ulaştırılması konusunda önemli bir gücü elinde bulundurmaktadır. Özellikle 1980 sonrası dönemde medyanın bu gücünün farkına varan çok uluslu şirketler bu gücü ellerinde bulundurmak istemişlerdir. Medya sadece mal, hizmet ve enformasyonun iletimini sağlamakla kalmaz; aynı zamanda çok uluslu şirketlere, toplumların yeni değer kalıplarını benimsemeleri ya da alışkanlıklarını bırakıp yeni alışkanlıklar edindirilmesi konusunda da imkân tanır.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
DİN EĞİTİMİ AÇISINDAN KURANA GÖRE İTÂAT KAVRAMININ OLGUSAL ANALİZİ
İtaat, hayatın öncelikli ve değişmez konularından biridir. Beşeri, insan yapan, şeytanı ilahi rahmetten uzaklaştıran, itaat konusundaki tavırdır. İnsanlar her dönemde belirli varlıklara itaat etmiştir; değişen sadece itaat edilenler ve itaatin kapsamı olmaktadır. Dini ve dünyevi işlerimizde kaçınılmaz olan, kulluk, huzur ve sosyal hayatın temel dayanağı itaat; tüm kâinat için söz konusudur.
Doğru ve şartları belirlenmiş olan itaat her iki dünyada insana mutluluk vermektedir. Tevhidi, sadece bilmek ve anlamak iman kabul edilemeyeceği gibi; İslamiyet de salih amel ve itaat olmaksızın imanı tek başına yeterli görmemektedir. Kulluğun, bireysel ve sosyal düzenin temini doğru itaat ile mümkündür.
İtaatin türleri, itaat kültürü ve unsurları, itaati istenenler ve yasaklananlar, itaati kolaylaştıran ve zorlaştıran faktörler, itaatin geçerlilik şartları ile dünyevi ve uhrevi sonuçları; itaatle ilişkisi bulunan nefis ve irade eğitimi, irade ve kudret, imtihan, ilahi bilgi, özgürlük ve sorumluluk, ahlak, nifak, akıl, kalp, vicdan ve taklit kavramlarının açıklandığı kitap; İslam düşüncesindeki itaat anlayışını irade, özgürlük ve sorumluluk ekseninde analiz etmektedir.
₺620,00
KİTAP TANITIMI
Seçim Müzikleri Üzerine
1965 seçiminde Türkiye İşçi Partisi tarafından kullanılan Yarının Şarkısı’nı referans alırsak, seçim müzikleri konusunda 60 yıllık bir tecrübeye sahip olduğumuz söylenebilir. Bununla birlikte seçim müzikleri akademi tarafından da ilgi görmüştür. Konuyla ilgili ilk çalışmanın yapıldığı 2010 yılından bugüne 50’ye yakın teorik ve görgül araştırma üretilmiştir. Çalışmalar çoğunlukla siyasal bilimler ve siyasal iletişim alanı araştırmacıları tarafından yürütülmüştür. Ancak, ‘Türkiye’de seçim müzikleri temalı bilimsel literatürde müziğe dair bakış açısının izlerini görmek zordur’ denilebilir. Yerel menşeili ve salt müzik odaklı 20’nin üzerinde bilimsel dergi bulunmasına karşın bu dergilerde seçim müziklerinin kendine yer bulamaması, konunun müzik alanı araştırmacıları tarafından gözden kaçtığının bir kanıtı olarak değerlendirilmektedir. Araştırmalara ihtiyaç olduğu açıktır.
Kitap, 2018 ve 2023 yıllarında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti ve CHP’nin seçmenlerle paylaştığı seçim müziklerini mercek altına almaktadır. Çalışmada, seçim müziklerine ilişkin olarak Ne? sorusunun bir adım ötesine geçilmiş ve Neden? sorusuna da cevap aranmıştır. Bu amaçla kitap, siyasal iletişim ve müzik ekseninde kavramsal ve tarihsel bir çerçeve sunmakta ve incelenen seçim müziklerini Şarkı Formu, Türk Halk Müziği, Kürdi Makamı, Marş ve Maskülen Yapı başlıkları üzerinden tartışmaya açmaktadır. Çalışmanın alana eleştirel bir bakış açısı kazandırması beklenmektedir.
₺270,00
KİTAP TANITIMI
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakya Ortodoks Patrikliği, Batı’dan gelen misyonerlerden dolayı siyasi ve idari olarak büyük bir yıkıma uğramıştır. Misyonerlerin etkisiyle Ortodokslar arasından devşirilen Katolik cemaat, kısa zamanda Antakya Ortodoks Rum Kilisesi’nin yönetimini eline geçirmiştir. 1830’lu yıllarda Maximus III Mazlum’un Antakya Katolik Rum Kilisesi’ni kurmasına kadar da kilisede yönetim çoğunlukla Katolikliği benimsemiş patriklerin elinde kalmıştır. 1850’li yıllarda üst üste ölüm hadiseleriyle sarsılan kilise, bu yıllardan sonra yeniden dirilişe geçmiştir. Antakya Ortodoks Rum Kilisesi yüzyıllarca etkisinde kaldığı İstanbul Ortodoks Rum Patrikliği’nin, Antakya’da hatırı sayılır bir Rum cemaat kalmadığından, kilise cemaatinin tamamını oluşturan Araplar kendi patriklerini seçmek ve patrikliği Araplaştırabilmek amacıyla zorlu ve uzun soluklu bir mücadelenin kapısını açtılar. Bu mücadelede köken itibariyle Rum olan Patriklerin ya Papalığa ya da İstanbul Rum Patrikliğine biat ettikleri tespit edilmiştir. Gelecekte ekümenik bir patriğin ortaya çıkaracağı problemlerle uğraşmak istemeyen Osmanlı Devleti, 20 Ekim 1884’te kilisenin teşrifattaki adından “Ortodoks” ibaresini çıkararak İstanbul Rum Patrikliği’ne indirgemek zorunda kalmıştır. Bu tarihten sonra Antakya kilisesinin teşrifattaki adı ise Antakya Ortodoks Patrikliği olmuştur.
Yüzyıllarca Rumların bir vassalı gibi yaşayan Arap metropolitler, bu değişiklikten sonra ilk defa kendilerine ait milli bir kilise kurmak ve Arap bir patrik seçmek için, o zamana kadar cemaatlerle ilgili her işin dışında kalmayı başaran Osmanlı Devleti’ni de meselenin içerisine çektiler. Sonuçta Arap soyundan gelen Lazkiye Metropoliti Meletiyos Efendi, 6 Mart 1899’da patrik kaymakamlığına tayin edildi ve 30 Nisan 1899’da da patrik seçildi.
Meletiyos Efendi’nin patrik seçilmesiyle Antakya Ortodoks Patrikliği’nin 1720’li yıllarda başlayan Rum hegemonyasından kurtulma ve millileşme süreci 1899’lu yıllarda tamamlanmıştır.
Bu çalışma Osmanlı Devleti ile Batılı aktörler arasındaki din ve mezhep çatışmaları üzerinden baş gösteren rekabet ve mücadeleler hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
₺390,00
KİTAP TANITIMI
AK Parti Hükümetlerinin Ortadoğu Politikaları Suriye Örneği
Tarihten güncele Türkiye’nin Ortadoğu politikaları süreklilik ve değişim arz etmektedir. Cumhuriyet dönemi ve ardı sıra gelen uzun yıllar boyunca Türkiye’nin mesafeli bir politika güttüğü Ortadoğu, AK Parti iktidarları döneminde ihmal edilen bir coğrafya olarak görülürken bölge ülkeleriyle olan aktif ilişkiler önem kazanır. Arap Baharı sonrası bölge ülkelerinin dönüşmekte olan siyasi/sosyal yapısından etkilenen ve Ortadoğu’da daha kaotik bir duruma gelen Suriye’nin durumu sınır faktörü de göz önüne alındığında, birincil olarak Türkiye’ye tesir etmektedir.
AK Parti iktidarları döneminde(kuruluşundan üçüncü döneminin sonuna kadar)Türkiye’nin Suriye’yle işbirliğine dayalı kurduğu ilişkiler, yerini ihtilaflara bırakmıştır. AK Parti iktidarları döneminde Türkiye’nin “komşularla sıfır sorun politikası”nın başarılı bir şekilde uygulandığı Suriye’yle olan ilişkiler,Arap Baharı sonrası süreçte sarsıntıya uğramış,Türkiye Suriye sorununun bir parçası olmaya başlamıştır. Bu süreçte, Türkiye’nin Suriye rejimine yönelik politikası, gitgide sertleşerek daha “realist” bir veçheye bürünmüştür.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
SİVİL HAVA YOLU TAŞIMACILIĞINDA PAZAR PAYININ ARTTIRILMASINA YÖNELİK REKABETÇİ STRATEJİLERİN GELİŞTİRİLMESİ
Bu kitap Sivil havayolu taşımacılığında, ilgili dönemler açısından, Pazar payının artırılmasına yönelik sorunları araştırarak temel nedenlerin belirlenmesini ve aynı zamanda konuya yönelik çözümlerin geliştirilmesini amaçlamaktadır. Özellikle mevcut meseleler stratejik pazarlama yönetimi ve rekabetçi stratejiler açısından ele alınmış ve elde edilen bulgular sektörle paylaşılarak, bu konuda faaliyet gösteren şirketlere ışık tutması amaç edinilmiştir. Bunun yanı sıra, özellikle Dünya literatüründeki havayolu pazarlaması ve stratejileri konularında yayınlanan çalışmalardan belirli bir bölümü derlenerek, gerek Türkiye’deki “Hava Yolu Pazarlaması ve Hava Yolu Stratejileri” konularına yönelik teorideki boşluğun azaltılması gerekse de bu konuda çalışmalar yapacak havayolu firmalarına yol gösterecek fikirlerin kazanılmasına yönelik bilgi kaynağının sağlanması, Bu kitabın bir diğer amacını teşkil etmektedir.
Çalışmada, uygulama sonuçlarının irdelenmesi yapılarak; sektörde faaliyet gösteren firmaların rekabetçi açıdan daha başarılı olabilmeleri ve pazar paylarını arttırabilmeleri için; devletin, kamu ve özel havayollarının neler yapmaları gerektiğine dair bir dizi öneriler sunulmuştur. Bu çalışmanın dolaylı olarak ticari hava yolu şirketlerinin hem mevcut varlıklarını sürdürmelerini hem de pazar paylarını daha fazla arttırmalarına katkıda bulunacağı düşünülmektedir.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
İşçi Göçlerinin Büyük Britanya Emek Piyasasına Etkileri
İşçi göçleri konusu günümüzde Avrupa Birliği içinde yapılan politik tartışmaların başında gelen konulardan biridir. Bunun başlıca nedenleri olarak Avrupa devletlerinin yaşadığı demografik sorunlar (nüfusun yaşlanma ve azalması) ve işgücü kıtlığı sonucu olarak işçi göçlerin bir kurtarıcı unsur olarak görülmesidir. Günümüzde demografik sorunların ve işgücü kıtlığının giderilmesinde en etkili ve kısa seçenek olarak işçi göçleri gelmektedir. Bu bağlamda yeni AB üyesi olan ülkelerden demografik sorunlar yaşayan Batı Avrupa’ya olan işçi göçleri bu sorunların giderilmesinde önemli bir fırsat gibi gözükmektedir.
Bilindiği gibi 2004 yılı Mayıs ayında, sekiz Orta ve Doğu Avrupa ülkesi Avrupa Birliği üyesi olmuştur. Bu ülkelerin birliğe üye olmalarından itibaren İsveç ve İrlanda’yla beraber Büyük Britanya yeni üye olan bu ülkelerden işçilerin serbest dolaşımlarına ve emek piyasalarına tam olarak girmelerine izin vermiştir. Çalışmanın amacı Büyük Britanya’ya A–8 ülkelerinden 2004 sonrası gelen göçlerin bu iş piyasasındaki ücretler ve istihdam üzerine etkilerini ölçmektedir.
Çalışma A-8 ülkelerinden Birleşik Krallığa olan göçler ile yerel iş piyasası sonuçları arasında anlamlı bir korelasyon olup olmadığı üzerinde kurgulanmıştır. Bu amaçla A–8 ülkelerinden gelen işgücünün özelliklerine ait eğitim düzeyi, yaş ve sayı gibi veriler ile Birleşik Krallık yerel işgücü piyasası verileri internet üzerinden İngiliz Devlet İstatistik Kurumlarından ve literatür çalışmalarından elde edilmiştir. Çalışmada, elde edilen veriler 3’er aylık veriler halinde SPSS istatistik programına sırasıyla girilmiş olup, bu veriler çok değişkenli korelasyon tekniği ve regresyon analiz vasıtasıyla işlenerek sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır.
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Rus Edebiyatının Aynasında Rusya
“Rus Edebiyatının Aynasında Rusya” Cilt I, Ders Kitabı, uyarlanmamış orijinal metinlere geçiş döneminde olan öğrenciler için yazılmıştır. Bu ders kitabı, edebî üslup ile tanışmayı amaçlamakta, kelime dağarcığının pekiştirilmesi için kelime ve dilbilgisi alıştırmaları içermektedir. Ayrıca çalışmada edebî bilgiler, dilbilgisi, derste görülen yeni kelimelerin pekiştirilmesi için alıştırmalar, tarihî ve kültürel açıklamalar bulunmaktadır. Bu çalışma, filoloji alanında lisans ve yüksek lisans yapan öğrencilerin dil öğrenmesi, dil ve kültür becerilerinin geliştirilmesi için tasarlanmıştır.
Bu ders kitabı, farklı zorluk seviyelerinde alıştırmalar içermekte olup А2, В1, В2 seviyelerinde Rusça öğrenmiş öğrenciler ile sınıf çalışmaları için kullanılabilir.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Türk Edebiyatında İktidar Mücadelesi (1860-1895)
“Hayatın ve tabiatın aynası olan sanatın, toplumdaki ideoloji ve düşünce sistemlerini de -az veya çok- yansıtması kaçınılmazdır. Nitekim, diğer beşerî ve evrensel değerler gibi siyasi fikirler ve bunların eylem ve uygulama safhasını oluşturan iktidar mücadelesi de sanat eserlerine yansımıştır. Üstelik Edebiyat, hem olayları somut ve estetik hâle sokmakla Felsefe’nin kuruluğunu ve soyutluğunu giderdiği; hem de kötü de olsa ‘gerçek’i söylemek zorundaki Tarih’ten farklı olarak ‘ideal’i telkin edebildiği cihetle eğitimde büyüleyici bir etkiye sahiptir. Çünkü sanatçı, olayları çoğu kere kendisi kurguladığı için iyiyi daima ödüllendirip, kötüyü cezalandırabilir.
Kuvvetli bir sosyal şuura ve aydın sorumluluğuna sahip bulunan Tanzimat Nesli yazarları roman, piyes, hikâye gibi yeni edebî türlerin bütün imkânlarından faydalanarak vatan sevgisini, hak ve hürriyet aşkını, adaletin vazgeçilmezliğini, millet ve insaniyete hizmetin yüceliğini ve yücelticiliğini anlatmak için âdeta seferber olmuşlardır. Her nevi iktidar mücadelesinde kaosa ve isyana sebebiyet vermeden, mevcut düzeni kurallar içinde tanzim ve ıslah için çabalamışlardır. En ihtilalci eserlerde bile bu “tanzim ve ıslah” fikrinin temel oluşturduğunu görmek mümkündür.”
₺300,00
KİTAP TANITIMI
Popüler Tarihî Romanlarda İstanbul (1871-1986)
Tarihî romanla ilgili yapılan çalışmaların bir kısmı tarihî roman yazarlarının eserleri, bir kısmı da belirli dönem aralıklarında yazılan tarihî romanlar üzerinedir. Tarihî romanların çeşitli cephelerden incelendiği bu çalışmaların bazılarında İstanbul’a değinildiği, bahsedildiği görülmekle birlikte, İstanbul’u merkeze alan bir çalışma bulunmamaktadır. Başlangıçtan itibaren bütünleyici bir bakış açısıyla, kuşatıcı bir biçimde İstanbul’u ele alan bir çalışma bulunmamasından dolayı, bu eksikliği doldurmak adına biz de çalışmamızda 1871-1986 yıllarında yayımlanan popüler tarihî romanlarda İstanbul konusunu inceledik.
Popüler Tarihî Romanlarda İstanbul (1871-1986) adlı bu çalışmada; ilk tarihî roman olarak değerlendirilen Ahmet Mithat’ın Yeniçeriler eserinin yayımlandığı 1871 yılından çalışmanın sonlandırıldığı 1986 yılına kadar geçen yüz on beş yıllık sürede kaleme alınan popüler tarihî romanlarda İstanbul’un nasıl işlendiği, nelere tasarruf edildiği ayrıntılı bir şekilde incelenerek İstanbul’un bir fotoğrafı ortaya konulmaya çalışıldı.
₺585,00
KİTAP TANITIMI
Türkçe – Arapça Konuşma Kılavuzu
Bu kitap, Türkiyede yaşayan başta Suriyeliler olmak üzere tüm Arap öğrenciler için yardımcı bir kitap niteliği taşımaktadır. Kitapta günlük yaşamda sıklıkla kullanılan Türkçe kalıp ifadelere yer verilmiştir. Böylelikle daha rahat iletişim kurulması ve Türkçenin hızlı bir biçimde öğrenilmesi amaçlanmıştır. Türkçe-Arapça Konuşma Kılavuzunda günlük işlerinizde karşılaşabileceğiniz durumlar için örnek diyaloglar içeren 21 tema bulunmaktadır. Her temanın sonunda, diyaloglarda geçen ve öğrenilmesi beklenen sözcük ve kalıp sözler özetlenmiştir. Tanışma, tanıştırma ve adres sorma gibi temel iletişim durumlarının yanı sıra restoran, pastane, kasap, manav, hastane, eczane, otel, banka, müze ve otogar gibi mekânlar için örnek diyaloglar oluşturulmuştur. Ayrıca kitapta öğrenci işlerinden belge isteme, kargo gönderme ve ev kiralama gibi birçok durumu kapsayan farklı temalar yer almaktadır.
₺210,00
KİTAP TANITIMI
Önceki Öğrenmenin Tanınması
Bu kitapta yükseköğretime yeni açınımlar getirmesi beklenen bu paradigmadan yararlanılmasına yönelik ulusal bir politika önerisi belirlenmesi amaçlanmıştır. Kitapta önceki öğrenmenin tanınması (ÖÖT) ile ilgili kavram, terim, model ve kuramlar alanyazın taraması yoluyla açıklandıktan sonra dünyada ve Türkiye’deki mevzuat ve uygulamalar incelenmiştir. Bununla birlikte, öğrenenlerin ÖÖT üzerine olan farkındalıkları örnek iki gruba yönelik olarak araştırılmış ve bulgular anket ve görüşme tekniği ile toplanan verilerin analizi ile elde edilmiştir. ÖÖT ile ilgili Türk yükseköğretiminde politika ve uygulama bağlamında yapılması gerekenler hakkında ise uzman görüşlerine başvurulmuştur. Konu ile ilgili uzman görüşleri, görüşme tekniği ile toplanan verilerin analizi ile belirlenmiştir. Sonuç olarak tespit edilen bulgulardan hareket edilerek ulusal bir ÖÖT politikası geliştirme bağlamında önerilerde bulunulmuştur.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Nitel Bir Araştırmacının Gözünden Sağlık Sisteminde Değişim: Hastane Koridorlarından Etnografik Notlar
Sağlık sisteminde geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin yasal statü kazanmasıyla başlayan kurumsal dönüşüm, tıp dünyasında bir meşruiyet tartışmasını beraberinde getirmiştir. Dr. Hasibe Aysan’ın, 2014-2018 yılları arasındaki saha araştırmasına dayanan bu çalışma modern tıbbın rasyonel yapısı ile kadim uygulamaların hastane koridorlarındaki karşılaşmasını nesnel bir dille mercek altına alıyor. Eser, teknik bir raporun ötesine geçerek; sağlık profesyonelleri arasındaki profesyonel bölünmeleri, kayıt dışı gözlemleri, tutulan saha notlarını ve bilimsel standartlar ile kültürel referansların çok katmanlı çatışmasını etnografik bir derinlikle belgeliyor. Araştırmacının sahada yaşadığı yöntemsel dönüşümü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel stratejileriyle kurulan köprüyü içeren bu yapıt, nitel araştırmanın gücünü yansıtıyor. Modern sağlık sistemindeki değişimin dinamiklerini anlamak isteyen okurlar için tarafsız ve kapsamlı bir yol haritası…
₺270,00
KİTAP TANITIMI
SİYASAL İLETİŞİM, PROPAGANDA VE ULUSAL KİMLİK
“Ceren Yegen, Anthony Smith’in millî kimliğin özellikleri olarak sıraladığı; tarihi bölge, vatan, ortak mitler ve tarihsel anılar, ortak kitle toplum kültürü, vatandaşlar için ortak hak ve görevler ile ortak ekonomi temaları üzerinden nasıl kimlik siyaseti yapıldığına dair, özellikle seçim dönemlerinde ortaya çıkan bir analiz yapıyor, kimlik üzerinden siyaset örnekleri üzerinde durarak, tesadüfü örnekleme olarak ifade ettiği yöntemle 1957-2007 yılları arası Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Hürriyet Partisi, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Doğru Yol Partisi, AK Parti seçim propagandalarında kullanılan, afiş, slogan, seçim beyannameleri üzerinde örneklendiriyor”
Mehmet Ö. Alkan
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Girişimcilik ve Kobi’ler
Dünyadaki hızlı ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler, küreselleşme, hizmet sektörünün gelişmesi günümüz bilgi toplumunda girişimciliğin önemini daha da artırmıştır. Girişimciler, günlük hayatta ihtiyaç duyduğumuz mal ve hizmetleri üretmekte, piyasaya arz etmekte ve istihdam meydana getirerek işsizliğin azalmasına da katkıda bulunmaktadırlar. Bu kadar önemli görevler üstlenen girişimcilerin modern çağın gerektirdiği bilgi ve donanımlarla yetiştirilmesi, sahaya çıkmalarının ve kendi işlerini kurmalarının teşvik edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Girişimciliğin özendirilmesi, girişimci adaylarının sahaya çıkarılması, girişimcilerin kendi işlerini kurduklarında ihtiyaç duydukları yönetim kabiliyetlerinin geliştirilmesi, ülkenin ekonomik kalkınmasında ve gelişmesinde önemli bir role sahiptir.
Bu kitap kendi işini kuran veya kurma düşüncesinde olan girişimcilere ve girişimci adaylarına yol gösterebilmek amacıyla hazırlanmıştır. İş fikrini iş planına dönüştürerek küçük veya orta büyüklükte KOBİ şeklinde kendi işini kuran ve yöneten girişimcilerin, kuruluş ve işletme aşamasında neler yapacaklarını ve KOBİ’lerin yönetimi konusunda bilgilendirmeyi hedeflemektedir.
₺250,00
KİTAP TANITIMI
YENİ TELEVİZYON TEKNOLOJİLERİ VE DEĞİŞEN HABERCİLİK
Dijitalleşme ile birlikte iletişim teknolojilerinde hızlı bir dönüşüm yaşanmıştır. İnternet ve televizyonun iç içe geçmesiyle ortaya çıkan yeni televizyon teknolojileri hayatımızın pek çok alanında karşımıza çıkmaktadır. Habercilik de yeni televizyon teknolojileriyle birlikte biçim değiştiren alanlardan biri olmuştur. İnsanlığın en eski ihtiyaçlarından biri olan haber alma ve bilgi edinme ihtiyacı yeni televizyon teknolojileriyle birlikte ivme kazanmış; bilgiye ve habere ulaşmak da çok daha kolay hale gelmiştir.
Bu çalışma haberin toplanması, yazılması ve sunulmasındaki dönüşümü televizyon haberciliği çerçevesinde ele almaktadır. Sosyal medya tarafında ise ve yoğunlukta eğlence nitelikli içeriklerin paylaşıldığı Instagram’da haberciliğin nasıl şekillendiği incelenmiştir.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
Sivas İli Zara İlçesi Ağzı
Türkiye Türkçesinin önemli dil alanlarından biri ağızlardır. Ağızlar sayesinde Türkçenin hangi evrelerden geçtiği, tarihî seyri içinde neleri barındırdığı ve nelerin unutulmaya yüz tuttuğu görülebilir. Bu bakımdan ağızların çeşitli açılardan araştırması ve belgelenmesi oldukça önemli dil araştırmalarındandır. Bu çalışmada Sivas ili Zara ilçesi ağzı temel alınmıştır. Araştırma; “İnceleme”, “Metinler” ve “Sözlük” olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde Zara ilçesinin coğrafi yapısı, tarihi ve Zara ağzı ile ilgili çeşitli bilgiler verilmiştir. “İnceleme” bölümünde bölge ağzının fonetik ve morfolojik yapısı ele alınarak, ilçe ağzının dil özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. “Metinler” bölümünde Zara ilçesine bağlı köylerden derlenen metinler çeviri yazıya aktarılmıştır. “Sözlük” bölümünde ise derleme metinlerinde geçen yöreye özgü kelimeler ile bazı ses değişikliklerine uğramış kelimelere ve bunların anlamlarına yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda ise elde edilen bulgular “Sonuç” kısmında değerlendirilmiştir. Daha önce Zara ağzını konu alan müstakil bir çalışma olmaması sebebiyle kaleme alınan bu eser ile bölge ağzının belgelenmesi amaçlanmıştır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
FÂTİHİN İLK HOCASI MOLLÂ YEGÂN GÜZELHİSÂRDAN PÂY-I TAHTA
Tarihi boyunca canlı bir kültür hayatına sahip olan Aydın ve çevresi Türk hakimiyetine girdikten sonra da bu canlılığını devam ettirmiş ve burada kurulan Aydınoğulları Beyliği ile kültür bilim ve düşünce hayatında önemli izler bırakan alîmlere yetişme ortamı sağlanmıştır. Coğrafyanın bu özelliği Osmanlı hakimiyetine girdiği dönemlerde de devam etmiş Aydın vilayeti, Güzelhisar, Tire, Selçuk (Ayasuluğ) ve Birgi gibi önemli ilim merkezlerine sahip olup burada yetişen alimler Osmanlı Devletinin fikri ve kültürel ortamına ciddi katkılarda bulunmuşlardı. Mollâ Yegân da bu alimler içinde önemli bir yer almaktadır. XV. Yüzyılın önemli hadis alimleri arasında yerini alan Mollâ Yegân Güzelhisarda yetişmiş sonra da Osmanlının başkenti olan Bursaya taşınarak burada faaliyetlerine devam etmiştir. Sultan II. Murada danışman olan Molla Yegân Fatih Sultan Mehmedin de ilk hocası olma özelliğini taşımaktadır. Akılcı bir düşünce yapısına sahip olan Molla Yegân Fatih Sultan Mehmedin zihin dünyasında derin etkiler bırakmıştır.
₺195,00
KİTAP TANITIMI
English Literature and Society in the Eighteenth Century
The literary history, as I conceive it, is an account of one strand, so to speak, in a very complex tissue: it is connected with the intellectual and social development; it represents movements of thought which may sometimes check and be sometimes propitious to the existing forms of art; it is the utterance of a class which may represent, or fail to represent, the main national movement; it is affected more or less directly by all manner of religious, political, social, and economical changes; and it is dependent upon the occurrence of individual genius for which we cannot even profess to account. I propose to take the history of English literature in the eighteenth century. I do not aim at originality: I take for granted the ordinary critical judgments upon the great writers of whom so much has been said by judges certainly more competent than myself, and shall recall the same facts both of ordinary history and of the history of thought. What I hope is, that by bringing familiar facts together I may be able to bring out the nature of the connection between them; and, little as I can say that will be at all new, to illustrate one point of view, which, as I believe, it is desirable that literary histories should take into account more distinctly than they have generally done.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
Kolektivist Uluslaşma ve Afrika’da Milli Devlet Oluşumu
Yazar sosyalizm kuramını ve örneğini merkeze koyarak Afrika sürecine bakmaktadır. Sosyalizm pek çok soruna olduğu gibi ulusal sorunun da çözümüne ışık tutmuştur. Sosyalizm, ulusal sorunu çözüme kavuşturmakla, kapitalizme göre daha üstündür. Kapitalist ülkelerin bilimi, halklara yapıcı bir ilke sunabilmekten, yol göstermekten uzaktır. Kapitalizm ulusal çelişkileri insanlığı son derece masraflı ve kanlı savaşlara sürüklemektedir.
Yazar millet-ulus kavramları üzerinde de durur. Ulusla milliyet arasındaki fark nedir? Bir milliyetin ulus haline gelmesi için gerekli olan nedir? gibi soruları sorar. Ayrıca Kongo örneği üzerinde durur. 19.yy.dan itibaren. Kongo’daki Belçika yerleşiminden bahseder. Il. Dünya Savaşı yıllarında bütün Afrika’da olduğu gibi, Kongo’da da halkın özgürlük için mücadeleleri devam etmiştir. 1959 yılında büyük bir ayaklanma gerçekleştiyse de bastırılmıştır. 1960’ta başarı devrimcilerin olacaktır.
Yazarın üzerinde durduğu örneklerden biri de Angola’dır. Portekiz karşıtı hareketler burada genel bir ayaklanmaya dönüştü. 1966-1967-1968-1969’da BM, Afrika halklarının bağımsızlık savaşlarında haklı olduğunu ve dökülen kanlardan Portekiz Devleti’nin sorumlu olduğunu belirtmişti.
Yazar yine yerlilerin, siyahilerin ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeleri ve bu konuda verdikleri savaştan bahsetmektedir. Yaşam koşullarının düzeltilmesi yönündeki protestolarını değerlendirmektedir. Şiddet ve baskı ırkçı rejimin uyguladığı en büyük özelliktir. Bu konuda da Güney Afrika Cumhuriyeti örneği ön plana çıkmaktadır.
Emperyalistler, halkları bölen milliyetçiliğe, halkları ilerleme yolundan caydırma konusunda en güvenilir araç gözüyle bakmaktadırlar. Yazara göre ulusal devlet bugün de toplumsal ilerlemenin itici güçlerindendir. Bu ulusal devletler ise bağnaz milliyetçi bir temel üzerinde kurulmamalıdır. Kapitalist olmayan bir gelişme yolunun izlenmesi, ilerlemenin ve ulusal sorunun çözümüne de bir ölçüde katkıda bulunmaktadır.
Prof. Dr. Bayram BAYRAKTAR
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Education as Service
Though many people may think the ideals put forward are entirely beyond the average teacher, and cannot be put into practice in ordinary schools, I can thus point at least to one institution in which I have seen many of the suggestions made in this book actually carried out. It may be that some of them are, at present, beyond most schools; but they will be recognised and practised as soon as teachers realise them as desirable, and have a proper understanding of the importance of their office.
Most of the recommendations apply, I think, to all countries, and to all religions, and are intended to sound the note of our common brotherhood, irrespective of religion or caste, race or colour. If the unity of life and the oneness of its purpose could be clearly taught to the young in schools, how much brighter would be our hopes for the future! The mutual distrust of races and nations would disappear, if the children were trained in mutual love and sympathy as members of one great family of children all over the world, instead of being taught to glory only in their own traditions and to despise those of others. True patriotism is a beautiful quality in children, for it means unselfishness of purpose and enthusiasm for great ideals; but that is false patriotism which shows itself in contempt for other nations. There are, I am told, many organisations within the various nations of the world, intended to inspire the children with a love for their country and a desire to serve her, and that is surely good; but I wonder when there will be an international organisation to give the children of all nations common ideals also, and a knowledge of the real foundation of right action, the Brotherhood of Man.
- KRISHNAMURTI
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Oscar Wilde
Ne daha önce tanışmışlardı ne de zindanda konuşmuşlardı Oscar Wilde ile Charles Thomas Wooldridge. Ama Wilde’ın alkışlarla parlayan yükselişi ve skandallarla başlayan düşüşüyle örülü hayatında, o mahkûmun bıraktığı izi hiçkimse bırakmadı; Alfred ‘Bosie’ Douglas bile. Hapisten çıktıktan sonra, kendine özgü kayıtsız zarafetiyle acının dilini yeniden kurarken, yaralı kalbiyle şöyle diyecekti Wilde:
“Bu Marsyas’ın çığlığı, Apollon’un şarkısı değil. Hayatın deneyimlerinin çoğunun derinliklerini araştırdım ve acı çekmek için yaratıldığımız sonucuna vardım. Hayatın sizi bir kaplan gibi boğazınızdan yakaladığı anlar vardır ve ben de en büyük acıların içindeyken bu şiiri yazdım. O adamın yüzü ölene dek aklımdan çıkmayacak.”
Fırtınada savrulan iki gemi gibi,
Kesişti yollarımız:
Ne işaret verdik ne söz söyledik,
Zaten yoktu diyecek sözümüz;
Kutsal bir gecede buluşmamıştık,
Utanç günüydü karşılaşmamız.
Zindan duvarı sarmıştı bizi,
İki dışlanmış adamdık şimdi:
Dünya kalbinden söküp atmış,
Tanrı susmuş, yüz çevirmişti;
Günahı kollayan o demir kapan
Kıskıvrak yakalamıştı ikimizi.
Reading Zindanı Türküsü’nden
₺550,00
KİTAP TANITIMI
Kent ve Sosyal Sermaye
Tarihin akış sürecinde beşeri ve coğrafi birçok neden insan yaşamını çeşitli yönleriyle değiştirip farklılaştırmaktadır. Süreçte bu değişimlerin en önemlilerinden biri de insanın kendine ihtiyaçlarını giderebileceği bir yer edinmesi olmaktadır. Kent yerleşim alanları birlikte yaşamanın mekânsal tezahürlerinden biri olarak vücut bulmuştur. Kent yaşamı kır yaşamından birçok yönüyle ayrışmakta. Bu mekândaki toplumsal yaşam, ihtiyaçların giderilmesi için kendine özgü oluşturulmuş yapıları, kurumları, oluşumları ve insan ilişkilerini içermekte. Kent ortamında nüfusun büyük ve heterojen bir yapıda olması, sosyo-ekonomik kaynakların çokluğu ve çeşitliliği, tüketim kalıplarının ve yaşam tarzının kıra göre farklılığı, kitle iletişim araçlarının yaygın kullanımı gibi etkenler, birey-grup-toplum arası ilişkilerde sürekli yeni davranış formlarını ortaya çıkarmakta. Kentsel alanlarda aile ve akrabalık gibi birincil grupların küçüldüğü, önem ve bağlayıcılıklarının zayıfladığı, buna karşın ikincil grupların etkilerinin daha güçlü olduğu görülmektedir. İnsanın her ihtiyacını tek başına karşılamasının mümkün olmaması nedeniyle bulunduğu ortamda diğer insanlarla mutlak surette iletişime geçmek, işbirliği ve dayanışma oluşturmak zorunluluğu bulunmakta. Bu ilişkilerde güven en önemli belirleyici bir faktördür. Kişilerarası güven, ortak normlar ve toplumda cari ilişki ağlarına katılmak, içinde yaşanılan toplumun sosyal sermaye stokunu oluşturmaktadır. Sosyal sermaye stoku bir toplumun sosyal kaynaşmasını, her yönüyle gelişmesini ve müreffeh bir yaşam sürmesinin sağlayan bir değişken olarak değerlendirilmektedir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
Giritli Ahmed Efendi’nin Fezâil-İ Kuds-İ Şerîf’i
Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Kudüs, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, özellikle de semavi dinler açısından her zaman önemli olmuştur. İslam medeniyetinde de çok müstesna bir yeri olan bu kutsal şehir, vakur duruşlu bir belde olarak her zaman hafızlarda tutulup korunmaya çalışılmıştır. Pek tabii olarak metinlerde de kendisine yer bulan Kudüs hakkında çeşitli türde eserler kaleme alınmıştır. Bunlardan biri de fezailname olarak da anılan faziletnamelerdir. Elimizdeki bu kitap da Kudüs’ün faziletlerinin, tarihinin, kültürel dokusunun, çevresinde yer alan diğer şehirlerle birlikte ele alındığı bir metindir. 18. yüzyıl Osmanlı münevverlerinden Giritli Ahmed Efendi tarafından çeşitli kaynaklar kullanılarak hazırlanan bu çalışmada müellif, bu kutsal beldeye dair hususları 18. yüzyılın dili ve bakış açısıyla aktarmaktadır. Metin; edebiyat, dil ve tarih başta olmak üzere çeşitli araştırma alanlarıyla ilgili bilgiler ihtiva etmektedir.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Mehmet Cemil Pekyahşinin Vecize Dünyası ve Beşinci Kitap
Edebiyat tarihlerinde bugün ismine rastlayamadığımız fakat yaşadığı dönemde makaleleri ile Fransız basınında yer alan gazeteci, şair, yazar Mehmet Cemil Pekyahşi özellikle vecize edebiyatında dikkate değer bir isimdir.
Pekyahşi vecizelerini 1918-1922 yılları arasında Vecizeler Birinci Kitap, İkinci Kitap, Üçüncü Kitap, Dördüncü Kitap adlarıyla yayımlar. Eski harflerle yayımlanan bu metinlerden başka Vakit gazetesinde 1941 yılından vefat ettiği 1950 yılına kadar binlerce vecize yayımlamıştır.
Amacımız Vakit sütunlarında dağınık halde duran bu vecizeleri -yazarın diğer vecize kitaplarına verdiği adlardan mülhem- Beşinci Kitap adıyla bir araya getirerek onları gün ışığına çıkarmak ve Mehmet Cemil Pekyahşiyi günümüz okuruna hatırlatmaktır.
Keder sıhhatin zehridir.
Adilin derdi büyük olur ama Allah kurtarır.
Üç israfımız var: Zaman, sıhhat ve para.
Arsız söz müfsit kalbe delalet eder.
Dünya binenlerle taşıyanlardan mürekkeptir.
Kalem kılıçtan kuvvetli müdafaa ve terbiye aletidir.
Bazılarının bedbahtlığı kendi ahlaklarının tabii neticesidir.
Bir muharririn eseri ebedî olur da kendi nasıl fani olur?
Şahsın iktidarı servetidir. Cemiyetin iktidarı ilim, irfan ve sanattır.
Kader ve talih felaket zamanlarında hatalarımıza verdiğimiz isimlerdir.
₺780,00
KİTAP TANITIMI
OSMANLI HANEDAN KIZLARI VE GELİRLERİ
Osmanlı hanedan kızları, hanedan kadınlarının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Onları tanımlamak için, genellikle hanedanın meşruiyet arayışında ve görünürlüğünde yüklendikleri rolün, sınırlı bakış açısı yeterli bulunmaktadır. Oysa harem duvarları arkasında,kimi zaman valide sultanların gölgesinde ve iktidar odaklı çizilen yaşamlarının, XVIII. yüzyılda gelir kaynaklarıyla ilişkilerinin yeniden şekillendirmesiyle,vediatullahın korunup gözetilmesinden sorumlu olan ve elindeki ekonomik gücü yatırım yaparak değerlendiren kimi niteliklerle buluşmaları, haklarında bildiklerimizi yeniden düşünmemize olanak tanımaktadır. Böylece onların padişahın kızı, kız kardeşi, torunu, bir devlet adamının/kulun eşi gibi sıfatlarla, üzerlerinde parlayan hanedan cilasının bir yerlerinden, kendi başlarına var olabildiklerine dair inancımız kuvvetlenmektedir.
₺495,00
KİTAP TANITIMI
Girişimcilik ve Bilişim Sektörü Destekleri
Günümüzde teknoloji insanların ve işletmelerin temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Üretimden, sanayiye, endüstriden, hizmet sektörüne kadar dijitalleşme olmazsa olmaz bir unsur olarak karşımıza çıkar. İşletmeler son zamanlarda kendi yazılım birilerini kurmakta ya da dışarıdan hizmet alım yoluna gitmektedir. Endüstri 5.0’lara varan gelişmeler ve bunları kendi işletmelerine adapte edebilen işletmeler pazarda rekabet edebilmede bir adım öne çıkmadırlar. Ülkemiz gibi ekonomisi ve sanayisi hızla gelişen ülkelerde dijitalleşme döngüsünü işletmelerin tamamlayabilmeleri devlet bir takım bilişim sektörleri desteği vermektedirler. Bu kitabın amacı, Türkiye’de firmaların bilişim sektörü desteklerinden nasıl faydalanacakları konusunda yol göstermektir.
KİTAP TANITIMI
ORGANİZASYONLARDA İNSAN KAYNAKLARI PROBLEMLERİNİN ÇÖZÜMÜ
Organizasyonlarda insan ilişkilerinin yönetimi, insanlar arasındaki farklılıklar ve ayrımlardan dolayı bir sanat halini almıştır. Bu sanattaki yetkinlik ölçüsünde, çalışma hayatının kalitesi ortaya çıkmaktadır. İşverenler her ne kadar bireyin fiziksel ya da zihinsel niteliklerini işe alsa da “tatlı ile birlikte acıyı da almalı” ve bireyi bir bütün olarak istihdam etmelidir. Şirket Umutun kaslarını ya da Başakın beynini işe almaya ne kadar çalışsa da her ikisinin hem beynini ve hem de kasını işe almakta ve bunlarla ilintili tüm aksaklıkları da birlikte istihdam etmektedir. Bu gerçeğin kabul edilmemesi, olası problemleri de yadsıma anlamına gelmektedir. Yadsıma mikro düzeyde, çalışanların firmalarıyla ilişkilerini birimselleştirir. Bu gelişmenin sonucunda, çalışanlar tüm zamanlarını işe verirler ama tüm güçleriyle yardım etmezler. Temel yeteneklerini geliştirmeyi ve şirket eylemlerine kendilerini adamayı denemezler. Bu etki her seviyede çalışanda görülmektedir. Organizasyonlarda çalışan sesinin kısılması ya da bu sesin cevap bulacağı bir adres bulunmaması da insan kaynakları problemlerinin ilgisizlik ve tepkisizlikle beslenen sinsi bir problem olarak karşımıza çıkmasına neden olmaktadır. İnsan kaynakları problemlerinin bir başka yönü de, modern zamanlarda çalışanların fiziksel ve duygusal açıdan işyeri ile ev arasında parçalanmasından kaynaklanmaktadır. Bu çelişki aynı zamanda organizasyonlarda motivasyon, moral ve verimlilik sorunlarının çekirdeğini oluşturmaktadır. İş yerinin aynı zamanda çalışanın yaşam alanı olduğu düşüncesi, iş yerinin fiziksel koşulları ve bu koşullardan etkileneceklere özel ilgi gösterilmesini de zorunlu kılmaktadır. İnsan kaynakları problemlerinin psikolojik doğasında, bireysel korkular yatmaktadır. Korku ise en başta gelen düşünce katilidir. Gülünç olmaktan korkmak, cezadan korkmak, işini kaybetmekten korkmak yenilikleri yok etmekte ve çalışanları problemlere açık hale getirmektedir. Bu kitap, işte bu korkularla yüzleşmek zorunda olan, evi ile işi arasında parçalanmış çalışan insanın organizasyon düzeyinde temel problemlerinin çözümüne bir kapı aralamayı deneyen literatürdeki ilk ve bütüncül bir çalışmadır.
₺340,00