KİTAPLAR
ÇOK SATANLAR
-

Kamu İhale Mevzuatına Ait Emsal Kararlar
₺1.600,00 -

İşçi ve Sinema
₺585,00 -

İstanbul’daki Hattate Mezar Taşları
₺250,00 -

İLETİŞİM KURMA BECERİLERİ
-

Hominidlere Genel Bir Bakış
₺260,00 -

Halit Ziya Uşaklıgil Röportajlar, Konuşmalar, Anketler
₺440,00 -

GİRİŞİMCİLİK SOSYOLOJİSİ
₺250,00 -

Geç Antik Çağ Ön Asya Kaynaklarında Türkler
₺275,00 -

Farklı Yönleriyle Çocuk ve Gençlik Edebiyatı
-

Edebiyatımızda Ka‘be-Hicaz-Hac Konulu Türler ve Hacı Ahmed Baba’nın Da‘vet-nâmesi
₺260,00 -

Dijitalleşme ve Din
₺1.150,00 -

Deconstructing Anthropocentrism: The Poetry of Gary Snyder and W. S. Merwin
₺260,00 -

Çalışma Kavramına Sosyolojik Bakış
₺380,00 -

Cartography in Postcolonial Fiction
-

ETKİNLİK TEMELLİ TÜRKÇE ÖĞRETİMİ
₺390,00 -

BATI EDEBİYATINDA MİZAH
KİTAP TANITIMI
Dijital Çağda Kültürel Miras İletişimi
Yaşadığımız dönemde dijitalleşme hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu ve pek çok şey gibi kültürü de dijital düşünmeye mecbur hale geldik. Artık kişiler gibi kurumlar da dijital dönüşümü yakından takip etmek, adapte olmak ve iletişim stratejilerinin merkezine koymak durumundalar. Kalkınma ve çevre dengesinin yeniden gözden geçirildiği çağımızda “kültür’ü göz ardı ederek ilerlemek mümkün görünmemektedir.
Kültürel mirasın korunması ve bu mirastan toplum yararına faydalanılması, özellikle 21. yüzyılda uluslararası toplumun ve devletlerin büyük önem atfettiği konulardan biridir. Kültürel mirası korumak, tanıtmak ve onunla ilgili farkındalığı artırmak çeşitli ortam ve araçlardan faydalanmayı gerektirir. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte kültürel miras yönetimi ve kültürel miras hakkında bilginin aktarılmasına yönelik faaliyetler hızlı bir dijitalleşme sürecine girmiştir. Bu kitapta kültürel mirasın yönetimi ve tanıtımında başvurulabilecek dijital iletişim araçlarının neler olduğu ve bu araçlardan nasıl faydalanılabileceği incelenmektedir.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
KÜRESELLEŞME, YÖNETİŞİM VE YENİ KAMU İŞLETMECİLİĞİ
Çalışma, öncelikle Bağımsız Düzenleyici Kurumların (BDKlar) yayılmaları üzerinde etkili olduğu öne sürülen küreselleşme olgusu, yönetişim mekanizması ve yeni kamu işletmeciliğinin (YKİ), bu kurumların yayılması üzerinde ne kadar etkisi olduğunu, konuya ilişkin Avrupa Birliği mevzuatına yansıyan göstergeler üzerinden bir içerik analizi vasıtasıyla test etmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede öncelikle BDKların AB üyesi ve aday ülkelerde yayılması incelendikten sonra, Türkiyedeki bağımsız düzenleyici kurumlara odaklanılmakta; Türk yasal mevzuatı üzerinden yapılan içerik analizine dayalı olarak Türkiyede bu kurumların yayılmasının arkasında yatan nedenlerin izi de aynı esaslarla sürülmektedir.
KİTAP TANITIMI
AMERICAN CULTURAL IDENTITY IN THE MAGIC BOX
American cinema is not just a cultural product, it is the nation’s most powerful engine of myth-making.
Written from the unique vantage point of a Türkiye-based scholar of American Studies, American Cultural Identity in the Magic Box offers a rare, comparative reading of the myths and contradictions that shape the United States. Through films like Raging Bull, Bonnie and Clyde, Forrest Gump, and Dances with Wolves, Eren Alkan uncovers how America imagines itself and how those imaginings both inspire and deceive.
Blending myth-criticism, cultural theory, and qualitative analysis, this book reveals the hidden architecture of American identity and the cinematic stories that sustain it.
A compelling journey into the myths America tells the world, and one that speaks directly to readers in Türkiye seeking to understand the power behind the “magic box.”
₺250,00
KİTAP TANITIMI
Farklı Yönleriyle Çocuk ve Gençlik Edebiyatı
“Ömer Seyfettin yoğun olarak 1908-1920 yılları arasında öyküler yazmış bir Türk yazarıdır. Bu dönemde “Milliyetçilik” akımının etkisiyle Türkçede de bir millileşme, yalınlaşma söz konusudur. Ömer Seyfettin bu dönemde bu anlayışın yansıması olarak döneminin yazın diline göre oldukça yalın ve konuşma dilini ölçü alarak öyküler yazmıştır. Dolayısıyla, o dönemin çocukları, anlayabilecekleri yalınlıkta olduğu için, Ömer Seyfettin’in yazdığı öyküleri severek okumuşlardır. Buna bir de öykülerinde çocukluk anılarını aktardığı eklenince, Ömer Seyfettin “Çocuklar için yazan bir yazar” olarak zihinlere yerleştirilmiştir. Bu nedenle, günümüzde bile öğretmenler tarafından, okumaları için öğrencilere en fazla önerilen yazarlar arasındadır.
Oysa Ömer Seyfettin’in her öyküsü, çocukların okuyabileceği, onların yaş ve zihinsel gelişimleriyle uyumlu öyküler değildir. Örneğin, Bomba ve Beyaz Lale bu türden öykülerinden yalnızca ikisidir. Ömer Seyfettin, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği denli iyi bir öykücü olmasına rağmen, sözü edilen öykülerindeki bu özelliklerin yayınevleri ve öğretmenlerce dikkate alınması gerekir. Bu çalışmada bu konu örneklendirilmeye çalışılmıştır.” ( S.21)
KİTAP TANITIMI
Medya ve Çocuk
Medyanın yanı sıra aslında toplumdaki her bir ferdin, çocuğun da tıpkı yetişkinler gibi bir birey olduğu, duyulan sevginin ve saygının çocuğun kişilik gelişimini ve hatta bedensel gelişimini doğrudan etkilediği, çocuk haklarının korunması, yaşadığı çevrede koşullar ne olursa olsun en iyi olanakların sağlanması ve her türlü kötü muameleden uzak bir hayatın sunulması gerektiği noktasında kendisini sorumlu hissetmesi ve bilinçlenmesi gerekmektedir.
Bu kitapta çocuk kavramının tanımı ve çocukluk kavramının tarihi, uluslararası sözleşmelerde çocuk hakları, Türkiyede çocuk hakları, çocuk istismarı türleri, çocuk istismarının medyada yer alması ve çocuklara etkisi, çocuk haklarının korunmasında medyanın önemi ve rolü tartışılmıştır Bunun yanında çocuğa yönelik yapılan haberler ve içerikler incelenerek medyanın çocuğu nasıl temsil ettiği elde edilen bulgular doğrultusunda analiz edilmiştir.
Bu kitabın ilgili alanda çalışan araştırmacılara, uzmanlara, akademisyenlere, ailelere, medya kuruluşlarına ve medya çalışanlarına katkı sağlamasını diliyorum.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Rus Edebiyatının Aynasında Rusya Cilt 2
“Rus Edebiyatının Aynasında Rusya” Cilt II Ders Kitabı, ana dili Türkçe olan yabancı öğrencilerinin Rus Edebiyatının uyarlanmamış orijinal metinlerini okumayı öğrenmeleri ve anlamaları için ve aynı zamanda yazarların yarattığı sanatsal imgeleri ortaya çıkarmaları için tasarlanmıştır. Bu ders kitabı: “Dissident/Muhalif Edebiyatı”, “Rusya Tarihinde Ateist Dönemi”, “Çağdaş Edebiyatta Köy Konusu”, “Çağdaş Kadın Edebiyatında Dünya İmgesi”, “Rus Edebiyatında Kültürel Gelenekler” başlıklarından oluşmaktadır. Bahsi geçen ders kitabının bu bölümü, “Rus Edebiyatında Anavatan İmgesi”, “Rusya ve Sovyet Edebiyatında Türkiye İmajı”, “Puşkin, Rus Edebiyatının Merkezî Figürü”, “Rus Edebiyatında Büyük Ekim Devrimi” ve “Sovyet Edebiyatında Büyük Anavatan Savaşı” başlıklı bölümlerden oluşan “Rus Edebiyatı Aynasında Rusya Cilt I” ders kitabının devamıdır.
Her bir ders ana konuya giriş ile başlamaktadır. Bu giriş, öğrencinin metin ve sorular aracılığıyla eserlerde yansımış Rus tarih ve kültürüne dair konuları tanımasına yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda derste eserleri yer alan yazarlar hakkında da kısa bilgiler yer almaktadır. Derslerdeki temel unsurlar, edebî eserlerden alıntılar, şiirler, dil ve kültürel yorumlar, metin öncesi ve metin sonrası alıştırmalardan oluşmaktadır.
Lengüistik zorlukları kolaylaştırmak ve ders konusunun daha iyi bir şekilde anlaşılması için bazı edebî olmayan metinler Türkçeye çevrilmiştir veya belirli kelimelerin Türkçe çevirisiyle birlikte verilmektedir. Ayrıca çoğu önemli yorumlar ve tematik kelime grupları Türkçeye çevrilmiştir. Dersler, oyun şeklindeki alıştırmalar, görseller, ses ve video materyallerinin internet bağlantılarıyla desteklenmiştir.
Bu ders kitabı, Rus dili, Rus edebiyatı, Rus kültürünü öğreniyor olan Türk öğrenciler ile birlikte, okuma, edebî metinlerin analizi ve belirli yazarların yaratıcılığı üzerine eğitim veren kurslarda kullanılmak için tavsiye edilir. Bunun dışında bu çalışma, Rus kültürü ve Rus edebiyatı ile ilgilenen geniş bir okuyucu kitlesi için de faydalı olacaktır.
Bu ders kitabı, farklı zorluk seviyelerinde alıştırmalar içermekte olup А2, В1, В2 seviyelerinde Rusça öğrenmiş öğrenciler ile sınıf çalışmaları için kullanılabilir.
₺440,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye Ekonomisinde Krizler
Türkiye ekonomisi, Gülten Kazgan Hoca’nın unutulmaz deyimiyle bir mehter takımına benzemektedir: “İki ileri bir geri.” Ekonomide belirli bir büyüme süreci mutlaka iktisadi krizle kesilmekte ve ekonomi sık sık dalgalanmaktadır. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi tarihi bir krizler tarihi olarak da adlandırılabilir.
Çalışmada değerli hocalarımızın katkılarıyla oluşturulan dokuz bölüm yer almaktadır. Bu çerçevede ABD’deki “1929 Buhranı”nın Türkiye ekonomisine etkileriyle başlayan eser, 2018-2022 “Kur Krizi”ne kadar uzanmaktadır. Bu bağlamda okuyucuya geniş bir spektrum sunulmaktadır.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
CEVAT HEYET’İN AZERBAYCAN TÜRKLÜĞÜNE HİZMETLERİ VE VARLIK DERGİSİ
Cevat Heyet, Azerbaycan’ın tanınmış simalarından İran’da Meşruti İnkılâbın yapılmasında önemli hizmetleri olan Mirza Ali Heyet’in oğludur. Kendisi de babası gibi hayatını milletinin gelecek güzel günlerine adamıştır. Asıl mesleği cerrahi hekimliği olan Heyet, halka hizmet etmek için onların maddi yaralarından başka manevi yaralarına da el atmanın gerekli olduğundan hareketle tarih, edebiyat, sosyoloji ve daha birçok alanda önemli çalışmaların altına imza atmıştır.
Eğitim hayatı Azerbaycan Türkleri açısından oldukça sıkıntılı günlerde geçen Heyet, her şeye rağmen Ülkenin hatta dünyanın farklı şehirlerinde (Tahran, Tebriz, İstanbul, Paris…) kendisi için gerekli olanı almayı başarıp ülkesine döndüğünde 1979 İnkılâbının önüne açtığı yolun da yardımıyla etrafına topladığı aydınlarla birlikte Azerbaycan Türklüğünün “Azadlıq Quşu” olarak adlandırılan “Varlık” dergisini neşretmeye başladı. Varlık dergisi ilk sayısından itibaren Türklerin tarihini kültürünü, dilini, edebiyatını, ziyalı bakışı ile değerlendiriyordu. Bu derginin neşri ile birçok Türk, kökenlerinin inandırılmış oldukları gibi Fars olmadığı bilincine varmaya başlıyordu.
Cevat Heyet ömrünün uzun bir bölümünü halkının fiziki sağlığı için yapılabilecekler konusunda yeni bir şeyler öğrenmeye ve uygulamaya ayırmıştır. Heyet bu çalışmaları sırasında yıllarca ezilmiş, zulüm görmüş halkın kalp sağlığını manen de iyileştirmenin kaygısını çekmekteydi. Bunun tedavisi ise ona unutturulan öz değerlerinin yeniden hatırlatılması ile olacaktı.
₺380,00
KİTAP TANITIMI
Anamın Duası (Bütün Şiirler)
Cahit Tuncer’in çok az örneğini yukarıda verdiğimiz şiirlerinin tamamına bakıldığında yer yer çok güçlü söyleşileri olan sıra üstü bir şair olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Şarkışla yöresinin zengin ve güçlü halk şiiri geleneği içinde büyümüştür. Şarkışla ve yöresinin ünlü halk ozanlarının şiirlerini yakından bilen ve okuyan bir şairdir.
Gençlik yıllarında dönemin modern şiir anlayışına uygun olarak serbest nazım şeklini kullanan şair, 1980’li yıllardan itibaren daha çok halk şiiri tarzına yönelir. Tuncer, dinî – tasavvufî edebiyatın bilgi ve kültürüne de hâkimdir. Dinî ve sosyal temalı şiirleri çoğunluktadır. Yani geniş bir konu yelpazesi vardır.
Şair, sosyal meseleler karşısında iyi bir yergi şairi olduğu gibi millî meseleler karşısında da duyarlı bir millî duruşa sahiptir. Yeri geldiğinde yoksulluk, gurbet, bazı ahlâk bozuklukları da onun şiirlerine konu olmuştur. Kendi iç dünyasına yöneldiğinde ise sevdikleri ve özledikleri kişiler için son derece güçlü lirik şiirler söylemiştir.
₺890,00
KİTAP TANITIMI
TÜRK SİNEMASINDA ANLATI VE KARAKTER AÇISINDAN BİREY
Bu kitapta Türk Sineması’nın anlatı ve karakter özellikleri tarihsel olarak incelenmiştir. Ayrıca Türk Sineması’nda anlatı ve karakter yapılanması bağlamında bireyin temsili araştırılmıştır. Bunun içinde melodram anlatılı filmler ile auteur yönetmen anlatılı filmler ekonomik, toplumsal, teknolojik vb. açılardan karşılaştırılmıştır. Çalışma, sinema alanında daha önceki çalışmalarda detaylı şekilde araştırılmamış olan anlatı ve karakter kavramlarını derinlemesine incelemeye odaklanmıştır.
₺550,00
KİTAP TANITIMI
Aramızdaki Sınır: Suriyeli Sığınmacı Hikayeleri
Kitap, Suriye’nin farklı kentlerinde yaşayan ve 2011 yılında başlayan iç savaş sonrası ailelerinden ayrılarak Türkiye’ye kaçmak zorunda kalan beş Suriyeli gencin hikayelerini içeriyor. Suriyeli gençlerin isimleri, çalıştıkları yerler ve diğer hassas bilgiler, güvenliklerini korumak amacıyla gizli tutulmuştur. Röportajlar tercüman aracılığıyla Arapça olarak gerçekleştirilmiş ve Türkçeye çevrilmiştir.
Her bir hikâye, savaşın yıkıcı etkilerini, yeniden başlama mücadelesini ve yeni bir ülkede entegrasyon sürecinin zorluklarını gözler önüne sermektedir. Bu derinlemesine röportajlarda, sadece mülteci krizinin insan yüzünü göstermekle kalmayıp, aynı zamanda dayanışma, umut ve direnişin evrensel hikayelerini de anlatmaya çalıştık. Kitabımızla, okuyuculara, savaşın ve zorunlu göçün bireyler üzerindeki etkilerini anlama ve empati kurma fırsatı sunmayı amaçladık…
₺210,00
KİTAP TANITIMI
VAROLUŞUN OTANTİK İMKÂNI OLARAK EV
Bu yeryüzünde insanoğlu şairane mukimdir.
Hölderlin
20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Martin Heidegger ile Servet-i Fünûn topluluğunun önde gelen şairi Tevfik Fikreti ev ortak paydasında buluşturan elinizdeki kitapta, bu dünyada şairane mukim, biri düşünür diğeri şair, iki sanatkârın, genelde mekân, özelde ise ev üzerine tutum ve yaklaşımları, edebiyat ve felsefenin imkânları dâhilinde, irdelenmektedir. On dokuzuncu yüzyıl sonu ile yirminci yüzyılı idrak eden ve ülkelerinin çalkantılı yıllarına tanıklık eden bu iki tarihî şahsiyet, dünyanın kaderinin yeniden şekillendiği olağanüstü koşullar içinde eserlerini, kendilerini ve evlerini inşa etmişlerdir. Bunun içindir ki edebiyat ve felsefe kadar mimari tarihi de onları kaydeder. Dolayısıyla edebiyat, felsefe ve kısmen mimarinin mekân bağlamında bahse konu olduğu bu çalışma, edebiyat ve felsefeye açılan kapılarıyla, disiplinler arası bir mahiyet de taşır.
Diğer yandan Fikretin şiirlerinde sıklıkla rastlanan aşiyan, lane motifleri ile 1905te inşa ettirip çekildiği Rumelihisarı sırtlarındaki Aşiyanından hareketle; Tevfik Fikret üzerine Heideggerci argümanları haiz, yeni bir okuma ve yorum denemesinde bulunulmaktadır. Dolayısıyla elinizdeki kitap, klasik anlamda bir Tevfik Fikret biyografisi olarak planlanmamıştır. Bilakis Tevfik Fikretin; onu, başta Aşiyan ı inşa etmeye sevk eden süreç olmak üzere, şair ve insan olarak kimliğinin, Heideggerin, Dasein merkezli varlık felsefesi ışığında değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Böylelikle Heideggerin genel çerçevesini çizdiği varlık felsefesinin kavramsal imkânlarından faydalanılarak Fikretin, o yıllarda yakın çevresine ve şiirlerine tesir eden hâletiruhiyesinin, Daseina has bir var olma biçimi oluşu, şairin hem gündelik yaşamından (biyografik) hem de şiirlerinden (edebî) seçilmiş örneklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
KÜTAHYA HALK ŞAİRLERİ
Türk edebiyatında sanat, edebiyat, şiir ve kültür merkezi olarak önemli bir yere sahip olan Kütahya, yetiştirdiği şairler bakımından Osmanlı şiir coğrafyasına etki eden kadim şehirlerimizden biridir. Kütahyalı Evliya Çelebî’nin bahsettiği iki yüz elli yedi şehir içerisinde Kütahya, altıncı edebî muhit olarak dikkat çekmektedir.
Selçuklu’dan Germiyan’a, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e yüzlerce şair yetiştiren bu kutsal şehir, klasik divan şiirinin başkentidir. Şeyhoğlu Mustafa, Ahmedî, Ahmed-i Daî, Şeyhî ve Cemalî gibi divan edebiyatının kurucu şairleri Germiyan sarayında yani Kütahya’da yetişmiştir.
Kütahya, divan şiiri dışında tekke ve halk şiiri geleneğinde de önemli bir yere sahiptir. Kütahya’da halk şiiri geleneğinin ilk önemli şairi Âşık Sırrı’dır. Âşık Sırrı’dan sonra Âşık Şükrü, Ârifî, Pesendî, Âşık Kâmilî, Âşık Ömer eliyle yirminci asra ulaşan Kütahya halk şiiri geleneği günümüzde iki koldan devam etmektedir. Bu kollardan birincisi Bektaşi şiir geleneğini sürdüren âşıklar ve zâkirler yolu, ikincisi iki binli yılların başında kurulan Kütahya Şiir Sevenler Derneği’nde faaliyet gösteren kalem şairlerinin yoludur.
Kütahyalı veya Kütahya’ya hizmet ettiği için Kütahyalı kabul ettiğimiz halk şairlerini ele aldığımız bu çalışmada yer alan şairlerimizin hayat hikâyelerini ve şiirlerini incelediğinizde Türkistan coğrafyasından Anadolu’ya taşıdığımız derin bir halk kültürünün izlerini göreceksiniz.
KİTAP TANITIMI
2021 Yılı Türk Sözlü Geleneğinden Derlenen Dini Memoratlar
Derlenen memoratlardan da görülmüştür ki insanımız ister İstanbul’da yaşasın ister Mardin isterse de Kars’ta ülkenin neresinde olursa olsun hepsinin dertleri de devaları da rüyaları da birbirine benzemektedir. Hadiseler karşısında insanımızın vermiş olduğu tepkilerde, etmiş olduğu dualarda bir ortaklık bulunmaktadır. Muhtaç insanlara karşı olan şefkatli yaklaşıma ülkenin her yerinden derlenen benzer memorat örneklerinde rastlanabilmektedir. Muhtaç olduğu halde sabretme erdemine, derdinin devasını bulamayınca Allah’a karşı tam bir yönelişe, muhtaç olduğu halde cebindeki son parasını daha fazla muhtaç olduğunu düşündüğü ve hiç tanımadığı bir başkasına verip Allah büyüktür demeye, evladının istediği bir şeyi başkasının evladı ağlamasın diye ona vermeye, kul olarak yanlış yolda gittiği zamanki pişmanlığına, anne ve babaya karşı olan saygı ve hürmete, büyük duasının kadrini kıymetini bilmeye, aza kanaat etmeye, kapısına geleni ne olursa olsun boş çevirmemeye ve daha nice mükemmel insan davranışlarına derlemiş olduğumuz memoratlarımızda rastlanabilmektedir. Görülmektedir ki milletçe ortak bir vicdana sahibiz ve merhameti yüksek bir milletiz. Çalışmamızın belki de en önemli amaçlarından biri aslında insanımızın bu eşsiz güzelliklerini tespit ederek yine insanımızın faydasına sunmak şeklinde özetlenebilir.
₺405,00
KİTAP TANITIMI
2000 Sonrası Dönemde Türkiye İle Güney Afrika Cumhuriyeti Arasındaki Ekonomik İlişkiler
Bu kitap, Türkiye ile Güney Afrika Cumhuriyeti arasındaki derinleşen ekonomik ilişkileri mercek altına alarak iki ülkenin kesişen yollarını keşfe çıkarıyor. Ticaret, yatırım ve iş birliği alanlarında hızla büyüyen bu ilişkiler, her iki ülkenin de küresel arenada artan önemini gözler önüne seriyor. Afrika’nın zengin kaynakları ve stratejik konumu, küresel ekonomideki ağırlığını her geçen gün artırırken, Türkiye’nin dinamik ve yenilikçi ekonomik hamleleri ile birleşerek karşılıklı kazanç sağlayan bir ortaklık meydana getiriyor. Kitabımız, bu ekonomik bağların tarihçesini, mevcut durumunu ve geleceğe yönelik potansiyelini kapsamlı bir şekilde analiz ederek, okuyucuya benzersiz bir perspektif sunuyor.
₺260,00
KİTAP TANITIMI
ATEŞİ TUTAN KALEMLER
11 Kasım 1938 tarihinde İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan ve 1950 Demokrat Parti iktidarına kadar yaşanan süreç Türkiye’de “ tek adam, tek parti, otoriter rejim” iktidarının hüküm sürdüğü dönem olarak kabul edilir. Ve kısaca “ Milli Şef Dönemi” olarak adlandırılır. Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra, İnönü’nün “ Milli Şef” ünvanını kabul etmesi, dönemin siyasi seyrinin bu kavramın tanımladığı ideolojik anlayış içinde gerçekleşeceğinin en belirgin kanıtıdır. Çünkü dünyadaki “ Milli Şef” tanımlamaları Hitler’e, Franco’ya ve Mussolini’ye yöneliktir ve tanımladığı sistem otoriter devlet yönetimidir.
…
Gazetelerin içeriklerinden biçimsel yönüne kadar tüm noktalarda “Milli Şef” direktifleriyle yönlendirilen basın, özellikle toplumsal etkileri açısından günümüze kadar gelen süreci şekillendiren icraatların eleştirilmesinde, gündelik olaylara göre değişen tebliğlerle denetlenmeye çalışılmıştır.
Bu nedenle kitabın yazılma amacı “Milli Şef Dönemi Basını”nın var olma mücadelesini, siyasal iktidarın ağırlığına rağmen gelişen muhalif bakış açısını, nedenlerini bu mücadelenin taraflarından biri olan Tasvir gazetesi yazarı Bedii Faik Akın’ın anılarından ve dönemdeki yazılarından yola çıkarak sorgulamaktır. Bedii Faik’in seçilme nedeni o dönemde “Milli Şef”e yönelik muhalif bakışı dile getiren ve gazete sütunlarına taşıyan ilk gazeteci olması ve bu dönemin belirgin karakteristiğine ilişkin yayınlarının bulunmasıdır. Kitabın genel çerçevesi “Milli Şef Dönemi” olarak bilinen 1938-1950 arasını kapsamakla birlikte Bedii Faik’in seçilen yazıları, gazeteciliğe 1945 yılında başlaması nedeniyle 1945-1950 arasındaki yıllara aittir. Ayrıca Bedii Faik’in yazıları temel alınmak şartıyla, dönemin önemli muhalif gazetecilerinin yazılarından da alıntılar yapılması, kitabın amacını destekleyen bir unsur olarak düşünülmüştür.…
₺260,00
KİTAP TANITIMI
Yeni Başlayanlar İçin BANKACILIK
Globalleşen dünyada, finansal sistem ve işleyişi gittikçe artan oranda karmaşık hale gelmeye başladı. Sıklıkla yaşanan finansal krizler de herkesin dikkatini finansal piyasalar ve işleyişi üzerine yoğunlaştırdı. Özellikle bankalar, finansal sistemin en önemli kurumları olarak başı çekerken ister istemez ön plana çıktı. Artık ekonomi denince de akla maalesef, neredeyse finansal sistem ve bankalar gelmeye başladı. Reel ekonomi ikinci plana itildi. Oysa reel ekonomi olmadan finansal sistemin varolması mümkün değil. Bu çalışmada doğal olarak bu konuyu tartışmadık. Ama en
azından bir not düşmek istedim.
Amacımız finansal sistemin işleyişi ve bankaların bu sistem içindeki yeri ve fonksiyonlarını ortaya koymaktı. Bunun için birinci bölümde Finansal sistem ve işleyişi üzerinde durduk. İkinci bölümde ise bankaların işlevleri, yaptığı işler, düzenleyici ve denetleyici kurumlarla ilişkilerini tartıştık. Üçüncü bölümde teknik olarak bankaların mali tablolarını gösterdik, nihayet son bölümde ise bankaların işleyişleri çerçevesinde karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çektik. Böylece aktif-
pasif yönetimine de bir giriş yapmış olduk.
KİTAP TANITIMI
EKONOMİ, SOSYOLOJİ ve KADIN
Önsözden
Kadınların sorunları üstüne düşünmek, erkeklerin sorumsuzluklarını açığa çıkarmayı amaç edinmekle başlar. Kadın sorunu denilen şeylerin altında eril tahakkümün sindirilmiş, klişeleşmiş ve dayatılmış tutumları, davranışları ve algıları yer edinmektedir.
Kadınlar üstüne düşündüğümüz bu çalışmanın yola çıkış amacı erilin durumu hakkında da bilgi edinmeyi amaç edinmiştir. Erilliğin inşası kadınların ötekileştirilmesiyle başlar. Öte yandan kadın yoksunluğu erilin güç gösterisinde bir gölge gibidir; güneşe dönük
yüzüyle erilin ardına, tersi yönde ise erilin önüne düşer. Kadın her iki durumda da ikincilleştirilir.
Çalışmaya dair söylemek istediklerimiz yığınladır. Bu ülkede kadın sorunu anneye yüklenen algıyla başlar. Bir gelenek misali bu algı kızlara aktarılır. Kızlarda zamanla sevgiliye, kocaya ve oğullara yansıtarak sorunu pekiştirir. Bu yüzden kadın sorunu erilin sorumsuzluğunda aranmalıdır. Böylesi bir aktarım/tema tasarımını kısa zamanda aşmak/açmak uykusuz bir rüya gibidir. Hem tutarsızlıklarla doludur hem de peşine düşmeyi gerektirecek kadar taze ve canlıdır.
İçeriğe ilişkin söylenecekler şöyledir: Çalışmanın teması çeşitlilikler içermektedir. Politikadan ekonomiye, sosyal yapıdan eğitimin yapısal farklılıklarına, kadınının toplumsal konumundan erkeğin tarihsel tipolojisine kadar, çalışmada kadınların algılanması irdelenmiştir. Sağlık ve kadın bedeni, işgücü ve kadın uygunluğu (işletmelerde ve eğitimde), politika ve kadın kimliği, yoksulluk ve kadın ayrımcılığı, kalkınma ve kadınlarda fırsat eşitsizliği, toplumsal cinsiyete dayalı bütçelemede kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık ve nihayet erilliğin ekonomik temelde inşâ olunduğu ticaret ve kadın ilişkileri çalışmanın temalarını oluşturmaktadır.
vi
Çalışmanın genel yaklaşımı çerçevesinde Ekonomi, Sosyoloji ve Kadın temaları işlenmiştir. Öncelikli olarak ekonominin hemen her dalında kadınların ikincilleşmesi -bu ister politik isterse mâli boyutta olsun- özenle vurgulanmıştır. Sosyolojik bağlamda
kadınların inşâsı, ekonomi de dâhil güncel yaşamda yaygın bir şekilde bir üst-yapı olarak belirginlik kazanmaktadır. Konuşulmaktadır
Yazarlar: Ahmet Çoymak, Ayşe Dericioğulları Ergun, Bilge Afşar, Buket Arslan, Burcu Doğanalp, Düriye Toprak, Harika Uçar Altınışık, Mim Sertaç Tümtaş, Ramazan Erdem
Rukiye Çelik, Serpil Ağcakaya, Süleyman Öğrekçi, Volkan Yücel, Zehranur Sanioğlu, Ziya Toprak
₺620,00
KİTAP TANITIMI
KÜTÜKTEN DÜŞÜLEN TÜRKMENLER
Alevilik konulu yayınlar, Türkiye’de belirli bakış açılarının tekelinde akademinin dahi birçok tartışmalar barındırdığı bir yapıda ilerlemektedir. İl ve bölge merkezli çalışmalar, konunun tarihsel unsurlarından ziyade yerelde yaşatılan ritüellere yoğunlaştığından çoğu kez sağlıklı yorumlara ulaşılamamaktadır. Bu eser mevcut çalışmaların dışında bir metodolojiyi benimsemeyi amaçlayarak tarih, sosyoloji ve halkbilim merkezinde bir yaklaşımla yorum ve değerlendirmelere gitmiş, seçilen örneklem üzerinden analizler yapılmıştır.
₺325,00
KİTAP TANITIMI
Türkiye Türkçesinde Edatlar
Bu kitapta edatlar üst başlığı altında Türkiye Türkçesindeki sözcük düzeyinde bağımlı biçimbirimlerden olan çekim edatları, bağlama edatları, ünlem edatları ve pekiştirme edatları çeşitli açılardan incelenmiştir. Öncelikle Türkiye Türkçesindeki edat teriminin çerçevesi çizilmeye çalışılmış, ardından edatların çeşitli biçim ve anlam özellikleri üzerinde durulmuştur. Her bir edat türü köken, yapı ve kullanım özellikleri bakımından incelenmiştir. Çalışma sürecince tespit edilen edatlar, Türkiye Türkçesindeki dil bilgisel anlamları bakımından yazı dilinden seçilen pek çok örnekle ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Böylece, Türkiye Türkçesindeki edatlar, hem toplu olarak verilmeye hem de örnekleriyle birlikte dil bilgisel anlamları gösterilmeye çalı
₺560,00
KİTAP TANITIMI
COMPUTATIONAL FORMALISM in LITERARY STUDIES
Shklovsky wrote in 1917 that art makes the stone stony. The claim assumed a baseline, habitual language against which literature registers as friction. Formalism never measured it. By 1930 the movement was finished and the term undefined. This book treats that as unfinished business. Emrah Peksoy argues that the computational analysis of literary corpora with language models supplies what Formalism lacked. It provides an empirical description of linguistic expectation. Once the norm exists, deviation stops being a metaphor. Defamiliarization becomes predictive failure. Literariness resolves into a geometry of fiction, prestige, and foregrounding. Narrative shape becomes a semantic trajectory across the novel. Each measure is derived from theory, tested where it fails, and returned to the reader. The algorithm measures the norm and its violation. The critic still reads. And formalism returns in modern dress as computational formalism.
₺450,00
KİTAP TANITIMI
UYGULAMALI BİLİMLER İÇİN İSTATİSTİK VE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ
Bu kitap, üç husus dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bunlardan ilki, bu kitabın gerek lisans düzeyinde farklı isimlerle okutulan İstatistik, İstatistiksel Yöntemler, Biyometri, Bitoistatistik, Temel İstatistik, Araştırma ve Deneme Yöntemleri, Deney Tasarımları ve Araştırma Yöntemleri gibi lisans dersleri için gerekse de Lisansüstü ve Doktora düzeyinde okutulan Deneme Planlanması, İstatistiksel Veri Değerlendirme, Bilimsel Çalışma Sonuçlarının Değerlendirilmesi, Tarımda Bilimsel Araştırma kavramı gibi dersler için temel bir kaynak kitap olmasına dikkat edilmiştir. İkincisi, bütün akademisyenler ve araştırıcılar için bir danışmanlık hizmeti sunabilmesine dikkat edilmiştir. Yani merak edilen konu bakımından bir araştırma ve denemenin nasıl planlanıp, yürütülebileceğinden başlayıp elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinin nasıl yapılabileceği, istatistik analizlerde uygun yöntemin nasıl belirleneceği, analiz sonuçlarının nasıl yorumlanıp rapor edilebileceğine kadarki bütün aşamaları etraflıca içermesine dikkat edilmiştir. Üçüncü olarak da, yıllardan beri gerek üniversitemizin değişik birimlerindeki akademisyenlere, lisansüstü çalışmalarını sürdüren öğrencilere ve araştırıcılara, gerek ülkemizdeki diğer üniversitelerdeki akademisyen, lisansüstü öğrencileri ve araştırıcılara, gerekse de yurt dışındaki birçok akademisyene istatistik analiz konusunda gönüllü olarak yoğun bir istatistik danışmanlık hizmeti sunmamdan dolayı araştırıcıların en çok sıkıntı çektikleri noktalara oldukça vakıf olmamdan dolayı kitabın içeriği bu noktalar dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bu kitap hazırlanırken karmaşık formüllerden olabildiğince kaçınılmış ve herkesin rahatlıkla anlayabileceği sadece bir dil kullanılmaya çalışılmıştır. Kitapta olabildiğince her alandan örnekler verilmesine dikkat edilmiş ve dikkate alınan test ve yöntemlerin uygulanış adımları, elde edilen sonuçların yorumlanması ve söz konusu sonuçların nasıl rapor edilebileceği yaklaşık 200 örnek üzerinde adım adım gösterilmiştir.
KİTAP TANITIMI
Kültürel Çalışmalar Perspektifinden Toplumsal Cinsiyetin Alımlanması
Toplum içinde bireylerarası eşitliğin sağlanmasında önemli bir kırılım, toplumsal cinsiyet algısında eşitliğin sağlanabilmesi; toplumların demokratik bir yapı oluşturabilmesinin basamaklarından biri, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygınlaştırılmasıdır. Toplumsal cinsiyetin yüzyıllardan beri devam eden kadın-erkek eşitsizliğini odak alan çalışma alanına uzunca bir süredir LGBTİ bireyler de dahil olmuştur.
Medya temsillerinin toplumun baskın ideolojilere göre eşitsizlik aralığını açan yönlendirmesi, izleyicinin zihninde eşitsizliği pekiştirmektedir. Toplumsal cinsiyetin nasıl alımlandığını anlamak için gerçekleştirilen izleyici araştırmalarını içeren bölümlerden oluşan bu kitap, medyanın eşitsizliği alevlendiren manipülasyonlarını görünür kılmayı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır.
₺455,00
KİTAP TANITIMI
RAÛFÎ DİVANÇESİ
Seyyid Ahmed Raûfî, 1657 (h. 1068) yılında Üsküdar’da doğmuş, mutasavvıf kimliğiyle ön plana çıkmıştır. Koca Sinan Paşa Camii civarındaki evinin yanında kurduğu tevhithanede irşat ile meşgul olmuştur. Raûfî Efendi, Halvetiye tarikatının Raufiyye şubesinin kurucusudur ve yaklaşık 20 kadar halife yetiştirmiştir.
Şiirlerini sade bir üslupla kaleme alan Seyyid Ahmed Raûfî’nin hemen hemen bütün şiirleri tasavvufî içeriklidir. Raûfî, Allah ve Hz. Muhammed aşkını coşkun bir şekilde terennüm etmiştir. Kâmil insan olma yolunda gerek müritlerine gerekse diğer insanlara öğütler verdiği, Müslüman bir bireyin nasıl davranması gerektiğini açıkladığı şiirleri; onun mürşit-i kâmil olduğunun ve şiiri öğretici bir araç olarak kullandığının göstergesidir.
Bu çalışmada, öncelikle Seyyid Ahmed Raûfî’nin hayatı, mutasavvıflığı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, daha sonra şairin Divançe’sinin hem biçimsel hem de içerik bakımından incelemesi yapılmış ve transkripsiyonlu metni ile dizini sunulmuştur.
₺275,00
KİTAP TANITIMI
ULUS MARKALAMA
1990lı yılların sonlarında ortaya çıkan ulus markalama (nation branding), 2000li yıllardan günümüze dek 100ün üzerinde ülke tarafından uygulanmıştır. 1996 yılında Simon Anholt tarafından önerilen ulus markalama kavramı; ulusların da ürünler, kurumlar, siyasi partiler veya şehirler gibi marka haline getirilerek yönetilebileceğini öne sürmüştür. Uluslar; tarihsel, politik, toplumsal, kültürel ve ekonomik açılardan çeşitli çağrışımlara sahiptirler. Uluslararası düzlemde ulusların resmî temsilcileri olan hükümetler veya diğer yetkili resmî merciler tarafından yürütülen ulus markalama girişimleri, belirlenen hedefler doğrultusunda ulusun istikrarlı çağrışımlara ve arzulanan imaja sahip olmasını amaçlamaktadırlar. Ulus markalama ile bir ülke ekonomik potansiyelini gerçekleştirebilmekte, kamu diplomasisi uygulayabilmekte, yumuşak güç elde edebilmekte veya ulusal bütünlüğünü güçlendirebilmektedir.
Kitabın ilk bölümünde ulus marka kavramı kuramsal açıdan ele alınmaktadır. Kitabın ikinci bölümünde ulus markalama uygulamaları tartışılmakta; Avrupa, Asya, Kuzey ve Güney Amerika, Okyanusya ve Afrika kıtalarından toplam 33 ülkede gerçekleştirilen ulus markalama girişimleri incelenmektedir. Ulus markalama alanında derinlikli bir kaynak olma özelliğini taşıyan bu kitabın; marka iletişimi, ulus-devlet, ulusal politikalar, uluslararası ilişkiler, kamu diplomasisi, turizm ve ülke tanıtımı gibi farklı alanlara katkı sağlaması düşünülmektedir.
KİTAP TANITIMI
ALMAN SİNEMASINDA TÜRK TEMSİLLERİ
1960 yılında başlayan Almanya’ya Türk işçi göçü, beklenilmeyen toplumsal sonuçları da beraberinde getirmiştir; Bu ülkede yaşama imkânı verilen Türklerin misafirliği istenildiği gibi kısa sürmemiş, hiç beklenilmeyen kalıcılıkla sonuçlanarak işçilere ve ailelerine yeni yaşam alanı yaratmıştır. 1960’larda başlayan, nicelik ve nitelik olarak değişmesine rağmen bugün hala devam eden Türk işçi göçü, dinamik bir toplumsal hareket olarak benimsenmiştir. Değişen hayatlar, ekonomiler ve toplum normları, Almanya’nın çok-kültürlü toplum yapısının oluşumunda katkıda bulunmuş ve bu süreçte kaydedilen karşılıklı etkileşimler Alman sanatında da izdüşümünü bırakmıştır. Nice romanlara, şiirlere, tuvallere ve tiyatro sahnelerine konu edilen “Türk konuk işçi” teması, beyaz perdede de yansımasını bulmuştur. Alman sinemasında Türk temsilleri yıllar içinde nicelik olarak artsa da, söz konusu temsillerde standartlaşmış ve klişeleştirilmiş stereotiplerden öteye gidilememektedir.
İşbu tespitten yola çıkan bu çalışma, Alman sinemasında Türk temsilinin salt kültürel ve yabancı olma kimliğine indirgeyerek sunulmasını eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmakta ve sinemada kendi ayakları üzerinde durabilen, özgün ve “Almanlaşmadan” Alman toplumuna entegre olabilen Türk temsillerini olağan bir şekilde yansıtılmadığı sorunsalının peşine düşmektedir.
₺315,00
KİTAP TANITIMI
AVRUPA BİRLİĞİ VE KALKINMA AJANSLARINA YÖNELİK PROJE HAZIRLAMA REHBERİ
Bu kitap, Avrupa Birliği ve Kalkınma Ajansları başta olmak üzere, diğer fon sağlayıcı özel kurumlar tarafından çıkılan teklif çağrıları aracılığıyla hibe programlarından finans desteği alarak, Türkiye’nin proje yapabilme ve uygulayabilme kapasitesine katkı sağlamak isteyen tüm sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, belediyeler, resmi kurumlar ve şahıslar için hazırlanmıştır.
Uygun ve kabul edilebilir bir proje hazırlayabilmek için dikkat edilmesi gereken Proje Döngüsü Yönetimi örneklerle açıklanmaya çalışılmış ve örneklerle de desteklenmiştir. Yanı sıra örnek proje bütçesi ile bir projenin belki de en zor kısmı daha da görsel bir şekilde sunularak zoru kolaya dönüştürme amaçlanmıştır. Yanı sıra Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği – Türkiye ilişkilerine genel bir değerlendirme çerçevesinden yaklaşılmış ve Türkiye’de uygulanan hibe mekanizmaları ve programları hakkında bilgi verilmiştir.
₺235,00
KİTAP TANITIMI
Görsel Masal Anlatıcısı Çizgi Film ve Animasyonlar
Ülkemizde çizgi film ve animasyonunun büyük gelişme gösterdiği 2000li yıllara kadar çocuklar yabancı yapımların etkisine maruz bırakıldı. Temel Reis, Pembe Panter, Tom ve Jerry, He-Man, Superman, Örümcek Adam, gibi pek çok Amerikan yapımlarıyla büyüdüler. Bu yüzden çocukları ilk etapta eğitici, eğlendirici yerli çizgi film ve animasyonlarla tanıştırmak gerekir. İyi hazırlanmış bir yapım, çocuğun sadece bilişsel ve ruhsal gelişimine değil aynı zamanda kültürel bakımdan zenginleşmesine de olumlu katkılar sağlar. Çocuk çizgi film ya da animasyon seyrederken başka kültürlerle tanışarak gerçek hayattan hayal dünyasına kapı aralar. Çocukların seyredeceği yapımlar onları eğlendirirken eğitmelidir. Zira çocuklar ekran karşısında hoş gibi görünen boş vakit geçirmeye maruz bırakılamayacak kadar önemlidir.
Bu kitapta çizgi film ve animasyonun tarihi sürecinden başlayarak ülkemizdeki son dönem yapımlara kadar birçok konu incelenmiştir. Çocuk ve çizgi film, çizgi film ve toplum, çizgi film ve animasyonun kullanıldığı alanlar gibi konularla çizgi film ve animasyonun tarihi serüveninde bir yolculuk yapılmıştır. Özellikle eğitsel boyutunun ele alındığı bu yapımların sosyal bilimlerden fen bilimlerine, ana dilden yabancı dil öğretimine kadar birçok alanda materyal olarak kullanılabileceğine dikkat çekilmiştir.
₺210,00